Kahramanmaraş'ın oymalı çeyiz sandıkları tescillendi
Okunma Sayısı : 659   
23.7.2017 00:00:00

Osmanlı döneminde saraylara verilen gelinlerin çeyizlerinde götürdükleri ve zamanla ünü dünyaya yayılan Kahramanmaraş'ın ceviz oyma sandığı, Büyükşehir Belediyesince tescillendi.

 

 

Osmanlı döneminde saraylara verilen gelinlerin çeyizlerinde götürdükleri ve zamanla ünü dünyaya yayılan Kahramanmaraş'ın ceviz oyma sandığı tescillendi.

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinin Türk Patent ve Marka Kurumuna yaptığı tescil başvurusu kabul edilerek, "Resmi Coğrafi İşaret ve Geleneksel Ürün Adı Bülteni"nde yayımlandı.

Fatih Sultan Mehmet Han'ın Kahramanmaraşlı eşi Sitti Mükrime Hatun'un çeyizi ile Osmanlı sarayına giren oymalı sandıklar, daha sonra saraya birçok gelin gönderen Kahramanmaraş'ta tarihi süreçte adeta markaya dönüştü.

Ustaların maharetli ellerinde farklı şekiller alan sandıkların, hediyelik küçük ebatlardan çeyizlik büyük boylara kadara tüm tasarımları ve üretimi Kahramanmaraş'ta yapılıyor.

Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Cevdet Kabakcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türklerin Anadolu'ya gelmeleri ile sandık yapmaya başladıklarını söyledi.

Özellikle Kahramanmaraşlı ustaların hünerli ellerinde sandıkların şekillendiğini belirten Kabakcı "Sandıklar, Anadolu'nun değişik yerlerinde yapılmasına rağmen Kahramanmaraş'ta bulunan iklim çeşitliliğinden neşret eden değişik bitki sistematiğinin bulunması, tarihten beri Kahramanmaraş'ın kadim bir şehir olmasından dolayı Kahramanmaraşlı ustaların elinde son şeklini aldı." dedi.

"Tekrar önem kazandı"


Kabakçı, sandık oymacılığının son dönemlerde tekrar önem kazandığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Biz de bu coğrafi işaretlerimizi Türk Patent ve Marka Kurumuna müracaat ederek tescil altına almamız gerektiği için değişik çalışmalar içerisine girdik. Bunun için önce Kahramanmaraş burmasını, Hartlap bıçağını, fıstık ezmesini, çöreğini, ve oyma sandığımızı tescillendirdik. Gelin giderken çeyizlerinin içine konduğu sandıktır. Bu Kahramanmaraş'ta 4, 6 ve 8 köşeli olarak yapılır. Ceviz ağacı ve bir çok ağaçtan yapılması boya kullanılmaması, taş kullanılmaması, sedef kullanılmaması Maraş sandığına özgüdür

Somuncu Baba Külliyesi
Okunma Sayısı : 1006   
23.7.2017 00:00:00

Malatya'nın Darende ilçesindeki, "Somuncu Baba" olarak tanınan Şeyh Hamid-i Veli'nin türbesinin de bulunduğu külliyeyi ziyaret edenler, manevi huzuru ve doğal güzellikleri bir arada yaşıyor.


Somuncu Baba Külliyesi'nde, "Allah dostu, gönül ereni" olarak bilinen Şeyh Hamid-i Veli'nin türbesinin yanı sıra Somuncu Baba Camii, Hulusi Efendi Haziresi, Yeni Cami, Somuncu Baba Müzesi, Şeyh Hamid-i Veli Kütüphanesi, Balıklı Kuyular ve Balıklı Havuz yer alıyor.

Vakıflar Genel Müdürlüğünün izniyle Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi Vakfı tarafından 1990-2000 ve 2009-2013 yılları arasında restore ettirilen külliyenin, en eski yapısı ise 14. yüzyılda inşa edilen Somuncu Baba Camisi.

2013'te yaptırılan Osmanlı ve Selçuklu mimarisinin hakim olduğu Yeni Cami ise ahşap süslemeli, yıldız desenli tavanı ve ilginç bir mimariyle yapılan mihrap, minber ve kürsüsü ile dikkati çekiyor. Mihrabın arkasındaki merdivenle hem minbere hem de kürsüye çıkışın sağlandığı caminin geniş avlusu, yaz sıcaklarında akşam ve yatsı namazlarının açık havada kılınmasına imkan sağlıyor.

Külliyedeki manevi mekanları ziyaret edenler, doğal güzelliklere de hayran kalıyor. Külliyeyi de içerisine alan Tohma Kanyonu'nu görme fırsatı bulan ziyaretçiler, mesire alanlarında piknik yaparken, rafting, trekking gibi çeşitli doğa sporlarını da gerçekleştirebiliyorlar.

Somuncu Baba Camii imam hatiplerinden Musa Tektaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Şeyh Hamid-i Veli Türbesi ve külliyesi yerli ve yabancı ziyaretçilerimiz tarafından yoğun olarak ziyaret edilen Anadolu'nun manevi merkezlerinden bir tanesidir. Yılda yaklaşık 500 bin ziyaretçiyi bu mekanda ağırlıyoruz." dedi. 

Şeyh Hamid-i Veli Camisi ve Külliyesi'nin toplam 6 bin metrekarelik alanı kapsadığını kaydeden Tektaş, 10 bin kişinin aynı anda namaz kılabileceğini belirtti.

Türk dünyasının müziği Balkanlarda yankılanacak
Okunma Sayısı : 629   
20.7.2017 00:00:00

TÜRKSOY Gençlik Oda Orkestrası'nda Türk dünyasının farklı ülkelerinden yer alan genç müzisyenler, Balkanlar Turnesi ile Türk müziğini Avrupa'ya taşımaya hazırlanıyor.
Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Gençlik Oda Orkestrası çatısı altında bir araya gelen Türk dünyasının farklı ülkelerinden genç müzisyenler, Türk müziğini Balkanlara dinletmek için turneye çıkıyor.

Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan gibi Türki cumhuriyetlerden TÜRKSOY Gençlik Oda Orkestrası'na katılan genç müzisyenler, 23 Temmuz'da başlayacakları Balkanlar turnesine nasıl hazırlandıklarını ve Türk dünyası bestekarlarının eserlerini de içeren repertuvarlarıyla verecekleri konserlerin heyecanını Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Konser Salonu'ndaki prova sırasında AA muhabirine anlattı.

Orkestranın şefi Azerbaycanlı Mustafa Mehmandarov, TÜRKSOY Genel Sekreteri Düsen Kaseinov'un girişimiyle 2010'da kurulan gençlik oda orkestrasına önce keman sanatçısı olarak katıldığını, daha sonra orkestra şefliği görevini üstlendiğini belirtti.


Mehmandarov, "Bu uluslararası bir orkestra. Türk dili konuşan memleketlerden Azerbaycan, Kazakistan, Türkiye, Türkmenistan, Özbekistan, Tataristan ve Başkurdistan'dan müzisyenler toplandık. Hepsi arkadaşım. Bu yılki projemiz de çok enteresan. Balkan ülkelerine bir turumuz var. Orada da çok önemli konserlerimiz olacak. Her zaman olduğu gibi repertuvarımızın bir kısmı, dünya seviyesindeki Avrupa bestecilerinin eserleri, bir kısmı ise Türk dili konuşan memleketlerden bestecilerimizin eserlerinden oluşuyor." 

"Bir aile gibiyiz"
Kuruluşundan bu yana 2016 yılı dışında her yıl orkestranın konser çalışmalarına katıldığını anlatan viyola sanatçısı Sabuhi Akhundov, "Azerbaycan'da senfoni orkestrasında çalıyorum. Bu orkestradaki 'hissi münasebet' çok iyi. Burada herkes 'mihriban', yani herkes çok iyi." diye konuştu.

Orkestradaki herkesin kendi ülkesinin müziğini çalışmalara taşıdığını belirten Akhundov, "Kazakistan, Türkmenistan, Tataristan, Kırgızistan gibi birçok yerden müzisyen var. Hepsinin müziğini çalıyoruz burada. Bir aile gibiyiz." dedi.

"Değerlerimize sahip çıkarak evrensel kalitede iş yapıyoruz"

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası'nda çalışan keman sanatçısı Nazlı Avcı, ilk defa yer aldığı TÜRKSOY Gençlik Oda Orkestrası'nın Türk dünyası müzisyenlerini bir araya getirmesinin çok önemli olduğunu vurguladı.

Avcı, "Nereye gittiğimizin önemi yok. Bir arada olmak, barış önemli. Milliyetçilikten uzak fakat kendi değerlerimize sahip çıkarak bu kadar evrensel kalitede bir iş yapmak bence çok önemli." dedi.

TÜRKSOY Gençlik Oda Orkestrası

TÜRKSOY Genel Sekreteri Düsen Kaseinov'nun girişimiyle 2010 yılında kurulan orkestra, TÜRKSOY üyesi ülkelerin genç sanatçılarından oluşuyor.

Türkçe konuşan halkların müzik potansiyelinin evrensel klasik müzik diliyle yansıtılması ve Türk kültürü ile Türk klasik bestelerinin tanıtılması amacıyla faaliyet gösteren orkestra, bu yıl Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan'ın bağımsızlığının 25. yılı vesilesiyle Balkan turnesine çıkıyor.

İlk konserini 22 Temmuz'da Bursa'da verecek orkestra, turne kapsamında bu ayın 24'ünde Üsküp'te, 26'sında Ohrid'te, 28'inde Podgoritsa'da, 30'unda Mostar'da, 31'inde Saraybosna'da ve 2 Ağustos'ta Belgrad'ta sahne alacak.

Yörük kültürü arkeoloji müzesinde yaşatılıyor
Okunma Sayısı : 648   
21.7.2017 00:00:00

Mersin ile çevresindeki Yörüklerin kültürlerinin ve yaşam biçimlerinin uzun yıllar yaşatılması için Mersin Arkeoloji Müzesi'nde "Yörük salonu" oluşturuldu.

 

 

Yüzyıllardır süren ancak her geçen gün kaybolmaya yüz tutan konargöçer Yörük kültürünün gelecek kuşaklara da aktarılabilmesi için Mersin Arkeoloji Müzesi'nde "Yörük salonu" oluşturuldu.

İlk olarak 1978'de eski halkevi binasının küçük bir bölümünde kurulan, depo müze olarak hizmet verdikten sonra daha çağdaş bir yapıya kavuşturulması için 18 Mayıs 2017'de 7 bin 465 metrekare alan üzerine inşa edilerek yeni yerine taşınan Mersin Arkeoloji Müzesi'nde çok sayıda medeniyetten eserler günümüzle buluşturuluyor. Müzede unutulmaya yüz tutmuş Yörük kültürünün de yaşatılması sağlanıyor.

Yapımı 3 yıl süren müzede oluşturulan özel salonda, başta konargöçer kültürünün son temsilcilerinden Sarıkeçili Yörükleri olmak üzere, yerleşik hayata geçmemiş Yörüklerin zamana ve teknolojiye direnmiş yaşam biçimleri tanıtılıyor.

Burada kurulan özel sinevizyon sistemi ve tanıtım afişleriyle Yörüklerin tarihi hakkında bilgi verilirken, 19. yüzyıldan kalan el işi kilim, seccade ve heybeler, küçükbaş hayvanların yünlerinden yapılan kıyafetler ile yastıklar, gümüş kaplamalı kaplar, ibrikler, gaz lambaları ve günlük hayatta kullanılan yüzlerce eşya bu alanda sergileniyor.

 

Konargöçerliğin zorlu hayatı konusunda ipuçları veren antika bıçak, silah ve kalkanların yer aldığı bölümde, Yörük kadınlarının dillere destan olan özel işlemelerle süslenmiş takıları, yazmaları, başörtüleri, kıyafetleri ile çocukları için ördükleri bere ile eldivenler de bulunuyor.

Yörüklerin ulaşım için vazgeçilmezlerinden develer için örülmüş nazarlıklar da görenlerin ilgisini çekiyor.

Eşyalar Yörük çadırlarından toplandı

Müze Müdürü Songül Ceylan Bala, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2 ay önce açılan müzeyi yerli ve yabancı 6 bin 162 ziyaretçinin gezdiğini söyledi.

Soli-Pompeipolis Antik Kenti, Elaiussa-Sebaste Antik Kenti ve Yumuktepe Höyüğü'nden çıkan eserlerin de aralarında olduğu bin 435 tarihi eseri barındıran müzenin en önemli bölümlerinden birinin de Yörük kültürünün tanıtıldığı salon olduğunu belirten Bala, "Yörük kültürünü yaşatmak amacıyla bir salon tasarlandı. Yörükleri, kullandıkları eserlerle yaşatmaya çalıştık." dedi.

Bala, Yörüklerin kış aylarında Mersin'in kıyılarına, yaz geldiğinde de Toroslar'daki yüksek rakımlı yerlere göçtüklerini anlatarak, şunları dile getirdi:

"Yörük salonumuzda, daha çok 19. yüzyıldan eserler bulunuyor. Yörükler, çadırda yaşadıkları için özellikle nazarlıklar ve çadır süsleri eserler arasında öne çıkıyor. Ayrıca özel işlenmiş kilimler var. Bu kilimlerdeki her motifin ayrı bir anlamı var çünkü sosyal hayatlarına ilişkin şeyler anlatılıyor. Mutfak kültürüne ilişkin de kaşıklar, bakır kaplar ve kahve aleti gibi çok sayıda eser mevcut. Biz, onların geleneklerini burada yaşatmak istiyoruz. Müzemize gelen insanların, Sarıkeçililer diye bir kültürün yüzyıllardır hala devam ettiğini görmelerini hedefliyoruz. Hazırladığımız belgeselde de Yörüklerin nerelerden geldiği, nerelerde konakladığı, yaşam biçimleri anlatılıyor. Burada oturma gruplarımız var, ziyaretçi gruplarımız oturup bu belgeseli izleyerek Yörükleri öğrenmiş oluyorlar. Zaman içerisinde vatandaşlarımızın müzeye getirdiği eserler de var. Bir kısmı ise bizzat gidip çadırlarda Yörüklerle görüşerek topladık."

Ceylan Bala, Yörüklerin yaşamıyla ilgili çekilen fotoğrafları da salonda sergilediklerini belirtti.


164 tane Haberden 161 - 164 arası gösteriliyor
Sayfalar :1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9Geri · İleri
Sayfalar
Anketler
Turizm'de sorunlarımız nelerdir?