Türk dünyasının müziği Balkanlarda yankılanacak
Okunma Sayısı : 629   
20.7.2017 00:00:00

TÜRKSOY Gençlik Oda Orkestrası'nda Türk dünyasının farklı ülkelerinden yer alan genç müzisyenler, Balkanlar Turnesi ile Türk müziğini Avrupa'ya taşımaya hazırlanıyor.
Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Gençlik Oda Orkestrası çatısı altında bir araya gelen Türk dünyasının farklı ülkelerinden genç müzisyenler, Türk müziğini Balkanlara dinletmek için turneye çıkıyor.

Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan gibi Türki cumhuriyetlerden TÜRKSOY Gençlik Oda Orkestrası'na katılan genç müzisyenler, 23 Temmuz'da başlayacakları Balkanlar turnesine nasıl hazırlandıklarını ve Türk dünyası bestekarlarının eserlerini de içeren repertuvarlarıyla verecekleri konserlerin heyecanını Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Konser Salonu'ndaki prova sırasında AA muhabirine anlattı.

Orkestranın şefi Azerbaycanlı Mustafa Mehmandarov, TÜRKSOY Genel Sekreteri Düsen Kaseinov'un girişimiyle 2010'da kurulan gençlik oda orkestrasına önce keman sanatçısı olarak katıldığını, daha sonra orkestra şefliği görevini üstlendiğini belirtti.


Mehmandarov, "Bu uluslararası bir orkestra. Türk dili konuşan memleketlerden Azerbaycan, Kazakistan, Türkiye, Türkmenistan, Özbekistan, Tataristan ve Başkurdistan'dan müzisyenler toplandık. Hepsi arkadaşım. Bu yılki projemiz de çok enteresan. Balkan ülkelerine bir turumuz var. Orada da çok önemli konserlerimiz olacak. Her zaman olduğu gibi repertuvarımızın bir kısmı, dünya seviyesindeki Avrupa bestecilerinin eserleri, bir kısmı ise Türk dili konuşan memleketlerden bestecilerimizin eserlerinden oluşuyor." 

"Bir aile gibiyiz"
Kuruluşundan bu yana 2016 yılı dışında her yıl orkestranın konser çalışmalarına katıldığını anlatan viyola sanatçısı Sabuhi Akhundov, "Azerbaycan'da senfoni orkestrasında çalıyorum. Bu orkestradaki 'hissi münasebet' çok iyi. Burada herkes 'mihriban', yani herkes çok iyi." diye konuştu.

Orkestradaki herkesin kendi ülkesinin müziğini çalışmalara taşıdığını belirten Akhundov, "Kazakistan, Türkmenistan, Tataristan, Kırgızistan gibi birçok yerden müzisyen var. Hepsinin müziğini çalıyoruz burada. Bir aile gibiyiz." dedi.

"Değerlerimize sahip çıkarak evrensel kalitede iş yapıyoruz"

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası'nda çalışan keman sanatçısı Nazlı Avcı, ilk defa yer aldığı TÜRKSOY Gençlik Oda Orkestrası'nın Türk dünyası müzisyenlerini bir araya getirmesinin çok önemli olduğunu vurguladı.

Avcı, "Nereye gittiğimizin önemi yok. Bir arada olmak, barış önemli. Milliyetçilikten uzak fakat kendi değerlerimize sahip çıkarak bu kadar evrensel kalitede bir iş yapmak bence çok önemli." dedi.

TÜRKSOY Gençlik Oda Orkestrası

TÜRKSOY Genel Sekreteri Düsen Kaseinov'nun girişimiyle 2010 yılında kurulan orkestra, TÜRKSOY üyesi ülkelerin genç sanatçılarından oluşuyor.

Türkçe konuşan halkların müzik potansiyelinin evrensel klasik müzik diliyle yansıtılması ve Türk kültürü ile Türk klasik bestelerinin tanıtılması amacıyla faaliyet gösteren orkestra, bu yıl Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan'ın bağımsızlığının 25. yılı vesilesiyle Balkan turnesine çıkıyor.

İlk konserini 22 Temmuz'da Bursa'da verecek orkestra, turne kapsamında bu ayın 24'ünde Üsküp'te, 26'sında Ohrid'te, 28'inde Podgoritsa'da, 30'unda Mostar'da, 31'inde Saraybosna'da ve 2 Ağustos'ta Belgrad'ta sahne alacak.

Yörük kültürü arkeoloji müzesinde yaşatılıyor
Okunma Sayısı : 648   
21.7.2017 00:00:00

Mersin ile çevresindeki Yörüklerin kültürlerinin ve yaşam biçimlerinin uzun yıllar yaşatılması için Mersin Arkeoloji Müzesi'nde "Yörük salonu" oluşturuldu.

 

 

Yüzyıllardır süren ancak her geçen gün kaybolmaya yüz tutan konargöçer Yörük kültürünün gelecek kuşaklara da aktarılabilmesi için Mersin Arkeoloji Müzesi'nde "Yörük salonu" oluşturuldu.

İlk olarak 1978'de eski halkevi binasının küçük bir bölümünde kurulan, depo müze olarak hizmet verdikten sonra daha çağdaş bir yapıya kavuşturulması için 18 Mayıs 2017'de 7 bin 465 metrekare alan üzerine inşa edilerek yeni yerine taşınan Mersin Arkeoloji Müzesi'nde çok sayıda medeniyetten eserler günümüzle buluşturuluyor. Müzede unutulmaya yüz tutmuş Yörük kültürünün de yaşatılması sağlanıyor.

Yapımı 3 yıl süren müzede oluşturulan özel salonda, başta konargöçer kültürünün son temsilcilerinden Sarıkeçili Yörükleri olmak üzere, yerleşik hayata geçmemiş Yörüklerin zamana ve teknolojiye direnmiş yaşam biçimleri tanıtılıyor.

Burada kurulan özel sinevizyon sistemi ve tanıtım afişleriyle Yörüklerin tarihi hakkında bilgi verilirken, 19. yüzyıldan kalan el işi kilim, seccade ve heybeler, küçükbaş hayvanların yünlerinden yapılan kıyafetler ile yastıklar, gümüş kaplamalı kaplar, ibrikler, gaz lambaları ve günlük hayatta kullanılan yüzlerce eşya bu alanda sergileniyor.

 

Konargöçerliğin zorlu hayatı konusunda ipuçları veren antika bıçak, silah ve kalkanların yer aldığı bölümde, Yörük kadınlarının dillere destan olan özel işlemelerle süslenmiş takıları, yazmaları, başörtüleri, kıyafetleri ile çocukları için ördükleri bere ile eldivenler de bulunuyor.

Yörüklerin ulaşım için vazgeçilmezlerinden develer için örülmüş nazarlıklar da görenlerin ilgisini çekiyor.

Eşyalar Yörük çadırlarından toplandı

Müze Müdürü Songül Ceylan Bala, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2 ay önce açılan müzeyi yerli ve yabancı 6 bin 162 ziyaretçinin gezdiğini söyledi.

Soli-Pompeipolis Antik Kenti, Elaiussa-Sebaste Antik Kenti ve Yumuktepe Höyüğü'nden çıkan eserlerin de aralarında olduğu bin 435 tarihi eseri barındıran müzenin en önemli bölümlerinden birinin de Yörük kültürünün tanıtıldığı salon olduğunu belirten Bala, "Yörük kültürünü yaşatmak amacıyla bir salon tasarlandı. Yörükleri, kullandıkları eserlerle yaşatmaya çalıştık." dedi.

Bala, Yörüklerin kış aylarında Mersin'in kıyılarına, yaz geldiğinde de Toroslar'daki yüksek rakımlı yerlere göçtüklerini anlatarak, şunları dile getirdi:

"Yörük salonumuzda, daha çok 19. yüzyıldan eserler bulunuyor. Yörükler, çadırda yaşadıkları için özellikle nazarlıklar ve çadır süsleri eserler arasında öne çıkıyor. Ayrıca özel işlenmiş kilimler var. Bu kilimlerdeki her motifin ayrı bir anlamı var çünkü sosyal hayatlarına ilişkin şeyler anlatılıyor. Mutfak kültürüne ilişkin de kaşıklar, bakır kaplar ve kahve aleti gibi çok sayıda eser mevcut. Biz, onların geleneklerini burada yaşatmak istiyoruz. Müzemize gelen insanların, Sarıkeçililer diye bir kültürün yüzyıllardır hala devam ettiğini görmelerini hedefliyoruz. Hazırladığımız belgeselde de Yörüklerin nerelerden geldiği, nerelerde konakladığı, yaşam biçimleri anlatılıyor. Burada oturma gruplarımız var, ziyaretçi gruplarımız oturup bu belgeseli izleyerek Yörükleri öğrenmiş oluyorlar. Zaman içerisinde vatandaşlarımızın müzeye getirdiği eserler de var. Bir kısmı ise bizzat gidip çadırlarda Yörüklerle görüşerek topladık."

Ceylan Bala, Yörüklerin yaşamıyla ilgili çekilen fotoğrafları da salonda sergilediklerini belirtti.

Yurdum İnsanı: Bu kafe müşteri değil 'misafir' ağırlıyor
Okunma Sayısı : 503   
3.8.2018 14:56:05


Eskişehir'in tarihi Odunpazarı bölgesindeki iki katlı binada faaliyet gösteren kafeye girmek isteyenler, ev ziyareti yapar gibi zile basıyor. Kapıyı ev sahibi gibi açan işletmeci de müşterilere "misafir" gibi davranıyor.

 

Masa sayısının 30 olduğu işletmede yer olmadığı takdirde gelenlere "Bugün müsait değiliz, başka zaman bekleriz." deniliyor.

 

"Serpme" yerine "seçme kahvaltı" adı verilen menü ile müşterilerin dilediğini yeme imkanı bulduğu işletmede, 3-63 liraya kahvaltı edilebiliyor. 

 

İşletmenin sahibi okul öncesi öğretmeni Emine Erdoğan (33),  yaptığı açıklamada, kendisi ve ailesi için oluşturduğu mekanı sonradan işletmeye çevirerek, "misafir" ağırlamaya başladığını söyledi.

 

Erdoğan, geniş bir aileye sahip olduğu için çocukluktan bu yana misafir ağırlamayı sevdiğini dile getirerek, "Hizmet etmek, insanları mutlu etmek zaten genlerimizde var. Dışarıdan gelen tanımadığımız, çoğu işletmenin 'müşteri', bizim ise 'misafir' dediğimiz kişiler gerçekten ortamı gördüğünde çok garipsiyor. Kendilerini evlerinde gibi hissediyorlar." dedi.

 

 


Zile basılması fikri benimdir


Kafeye gelenlerin zile basıp "Evde misiniz, gelebilir miyiz?" diye konuşmalarını çok sevdiğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

 

Zile basılması benim fikrimdir. Eşimden dolayı bir ayağım İstanbul'da, diğer ayağım Eskişehir'de. Sık sık gidip geldiğimiz için de aslında kafede rahat etmek istemiştik. Gelelim, dinlenelim, huzur bulalım diye.

 

Neden 'Müsait misiniz?' denilebilen bir yer olmasın diye düşündüm ve bunu gerçekleştirdim.

 

Burada misafirime hizmet eder gibi hizmet ediyorum zaten. Kışın soğuk olduğunda kendime ıhlamur demlemişsem, kimseye sormadan onlara da ikram ediyorum. Kafemize geldiyseniz, bir çay içip saatlerce oturabilirsiniz çünkü burada kendinizi evinizde gibi hissetmeniz öncelikli kural.

 

Erdoğan, işletmede kredi kartıyla ödeme yapılamadığının altını çizerek, "Siz evde kredi kartı kullanıyor musunuz? Burada da geçerli değil. Yer sofranızı kuruyoruz örneğin. Ailenizle gelip size ait bir odada kahvaltı edebiliyorsunuz. Sanırım kalabalık kentler, yoğunluklar beni biraz da bu işe yönlendirdi. Eski samimiyetleri, bir arada olmayı özlediğim için bu yola başvurdum." ifadelerini kullandı.

 

 

Kestaneni alıp gelebilirsin


Bahçe içine dizayn ettikleri kuzinede yaz kış çay demlediklerini aktaran Erdoğan, "Bizim kestanemizi beğenmemiş olabilirsin. O halde kestaneni alıp gelebilirsin. Yanında bir şeyler getirmene bozulmuyoruz. Aslında gerçekten olması gerekeni yapıyoruz. Elimize bir büyük bardak kahve tutuşturuyorlar.

 

Parasını da peşin alıyorlar, sonra da bir daha ilgilenmiyorlar. Buna çok bozuluyorum. İşletmemizde bazen misafirlerimiz 'Abla bir ayağımız yıkamadığın, sırtımıza minder koymadığın kaldı.' diyorlar. Bunu duymak bile çok güzel. Sonuçta çocuk yetiştiriyorum. Bir eğitimciyim. Geleceğe kültürümüzü, güzelliklerimizi bırakmak en önemli hedefim." değerlendirmesinde bulundu.

 

Kafeye kızı ile gelen 53 yaşındaki Abdil Keskiner ise ortamı çok sıcak bulduğunu aktararak, "Beş yıl önce yurt dışından Türkiye'ye kesin dönüş yaptım. Tarihi bir mahallede böyle bir kafe görmek çok güzel. Bize gerçekten misafirmişiz gibi davrandılar. Avrupa'da böyle samimi, ziline basılarak girilen kafeye hiç rastlamadım. Çalışanlar güler yüzlü ve samimi." diye konuştu.

 

 

25.'si düzenlenen İstanbul Caz Festivali başladı
Okunma Sayısı : 529   
27.6.2018 02:25:56

 

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından bu yıl 25.'si düzenlenen İstanbul Caz Festivali'nin "25. Yılda Nesiller Boyu Türkiye Cazı" başlıklı açılış konseri Zorlu PSM Ana Tiyatro'da gerçekleştirildi.

 

Konserden önce, festivalin 2002 yılından bugüne caz üstadlarına verdiği Yaşam Boyu Başarı Ödülü, bu yılki sahiplerine takdim edildi.

 

Kontrbasçı Nezih Yeşilnil, piyanist ve yorumcu Şevket Uğurluer ve "Balarısı Ahmet" olarak bilinen ağız armonikası sanatçısı Ahmet Faik Şener, ödüllerini İKSV Genel Müdürü Görgün Taner'in elinden aldı.

 

Taner, törende yaptığı konuşmada, ilk yıldan bu yana çok güzel festivaller hazırladıklarını söyledi.

 

İstanbul Caz Festivali'nin uzun bir seyahat olduğunu belirten Taner, "25'ten sonra bu 50'ye kadar gidecek. İstanbul Caz Festvali'yle iki kuşak büyüdü, daha çok kuşaklar büyüyecek. bu müzikler, janrlar, disiplinler zenginleşecek, çok çeşitli gruplar gelecek." dedi.

 

Konserde Türkiye'deki caz tarihi anlatıldı


Taner, her yıl büyük bir özveriyle hazırladıkları festival kapsamında gençlere kapı açmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.

 

Festival Direktörü Pelin Opcin de caz müziğinin doğallığının, canlılığının ve kucaklayıcılığının festival tarafından içselleştirildiğini dile getirdi.

 

Farklı ülke ve geleneklerden gelen sanatçıların festival kapsamında sahne aldığını aktaran Opcin, "İzleyicileri cazın yeni ufuklarını keşfetmeye teşvik etmek, şehrin farklı mekanlarını cazla başka bir şekilde tecrübe etmemizi sağlamak, bu müziğin coşkusunu kentin belki hiçbir zaman akla gelmeyecek alanlarına taşımak gibi gayelerimiz oldu hep." diye konuştu.

 

Ödül töreninin ardından başlayan konserde ise festivalin 25 yılına ışık tutan, Türkiye caz sahnesinin en önemli solist ve toplulukları performans sergiledi.

 

Hülya Tunçağ ve Yekta Kopan'ın, yer yer Türkiye'deki caz tarihini anlattığı konserde sanatçılar, Kamil Özler şefliğindeki TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası eşliğinde çeşitli yapıtlardan oluşan bir repertuvarı cazseverler için seslendirdi.

 

17 Temmuz'a kadar 50'nin üzerinde konser


Konserde Ali Perret, Ateş Tezer, Ayşe Gencer, Ayşegül Yeşilnil, Ayşe Tütüncü, Deniz Dündar, Emin Fındıkoğlu, Kerem Görsev, İlham Gencer, Neşet Ruacan, Nezih Yeşilnil, Nilüfer Verdi, Okay Temiz, Önder Focan, Sibel Köse, Şenova Ülker, Tuna Ötenel, Volkan Hürsever ve Yahya Dai gibi usta isimler sahne aldı.

 

 

Cazın farklı türlerinin sergilendiği konserin, ilerleyen yıllarda gelenekselleşecek özel projelere öncülük etmesi planlanıyor. 

 

25. İstanbul Caz Festivali'nde, 17 Temmuz'a kadar 27 mekanda, 250'yi aşkın yerli ve yabancı sanatçının ağırlanacağı 50'nin üzerinde konser gerçekleştirilecek.

 

Festivalde, Nick Cave, Robert Plant, Benjamin Clementine, Melody Gardot, Caro Emerald, Dave Holland, Zakir Hussain gibi efsane isimler ve "BADBADNOTGOOD", "R+R=Now", Avishai Cohen ve Omar Sosa gibi merakla beklenen güncel müzisyenler müzikseverlerle buluşacak.

 

 

HABER GALATA

Türk-İslam bilim insanlarını balmumu heykellerle tanıtıyorlar
Okunma Sayısı : 548   
23.6.2018 20:53:01

Eskişehir'de Anadolu Üniversitesi Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi'nde Türk-İslam bilim dünyasından 40 kişinin balmumu heykeli sergileniyor.

 

Eskişehir'de "Farabi, Piri Reis, Mimar Sinan, İbn-i Sina, Ömer Hayyam" gibi Türk-İslam bilim dünyasından 40 kişinin balmumu heykelinin sergilendiği Anadolu Üniversitesi Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi, bilim adamları ve eserleri hakkında bilgi vererek, geçmişe kapı aralıyor.

 

 

Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Topal, 15 bin metrekarelik kapalı alana sahip merkezin 5 bin metrekarelik alanının bilim dünyası, sergi ve fuaye alanı ile anfi tiyatrodan oluştuğunu belirti.

 

Topal, merkezin alt katında bulunan 10 bin metrekarelik bir alanında ise bilim, kültür ve sanat okulu, kütüphane ve musiki tarihi salonunun yer aldığını söyledi.

 

Merkezin tamamen bir kültür kompleksi olduğunu ifade eden Topal, şunları dedi:

 

"Merkezin üst katındaki bilim dünyasında 19. yüzyıl Osmanlı sivil mimarisi, Selçuklu dönemine ait eyvanlı medreseler üslubu, Anadolu taş mimarisi ve Osmanlı klasik dönemine uygun yapılmış dört farklı birimimiz var. Bu dört birimde Türk-İslam dünyamızın matematik, astronomi, tıp, fizik gibi alanlardan öne çıkmış bilim insanlarının balmumundan 40 heykeli bulunuyor.

 

 

Aralarında Farabi, Zehravi, Sabuncuoğlu Şerafettin, Piri Reis, Mimar Sinan, İbn-i Sina, Ömer Hayyam, Matrakçı Nasuh, Uluğ Bey gibi Türk-İslam dünyasının bilim insanlarının bulunduğu heykellerimiz Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Mutluhan Taş ve ekibi tarafından hazırlandı.

 

 

Heykellerin sanatsal değerinin çok yüksek olduğunu söyleyen Topal, "Heykellerle Türk-İslam dünyasının medeniyet olma aşamalarını anlatıyoruz. Balmumu heykellerimizi canlı sananlar oluyor. Ziyaretçileri çok beğenip fotoğraf çektiriyor" dedi.

 

Her bilim insanı için belgesel hazırlandı

 

Birimlerde heykellerin yanı sıra çeşitli tanıtım özelliklerinin de bulunduğunu anlatan Topal, "Ziyaretçiler heykellerin yanı sıra Türk-İslam dönemi bilim adamlarımızın o dönemde kullandığı aletleri de görme imkanına kavuşuyor.

 

 

Heykellerimizin yanında birer televizyon var. Bu ekranlarda TRT stüdyolarında hazırlanmış bal mumu heykellerin ait olduğu bilim insanlarının bilgilerini içeren belgeseller bulunuyor. Bilgilendirme panolarının yanı sıra rehberlerimiz de Türk-İslam büyükleri hakkında bilgiler veriyor" şeklinde konuştu.

 

 

Topal, ücretsiz gezilebilen merkezi, kurulduğu günden bu yana 150 bin kişinin ziyaret ettiğini söyledi.

 

HABER GALATA

Gezginler Türkiye'nin güzelliklerini gökyüzünden keşfetti
Okunma Sayısı : 297   
23.6.2018 20:24:40

 

Rallye Aero France Sportif Havacılık Rallisi kapsamında 18 uçakla Fransa'dan havalanan pilot ve 45 gezgin, Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden Kapadokya bölgesini ziyaret etti.

 

Fransa Cuers'da bir araya geldikten sonra yolculuğa bağlayan ve aralarında çeşitli ülkelerin yanı sıra Türkiye'den de katılımın olduğu Cessna tipi 18 uçaktan oluşan ralli ekibi, Slovenya, Hırvatistan, Sırbistan ve Bulgaristan üzerinden Türkiye'ye geldi.

 

 

Üç gün İstanbul'da konaklayan ekip Kapadokya bölgesinin doğal ve kültürel zenginliklerini yakından görmek için Kapadokya Tuzköy Havalimanı'na iniş yaptı.

 

Burada, havalimanı yetkilileri gezginleri karşıladı. Daha sonra gezginler uçaklarını görevlilerin yardımıyla kendileri için ayrılan alana park etti. Daha sonra tur otobüsü ile Göreme beldesine geçen heyet, Paşabağı mevkisi ve Derbent vadisinde peribacaları arasında gezinti yaptı.

 

Türkiye'ye ilk seyahat

 

Rallye Aero France Koordinatörü Jean Michel Collineau, 1995 yılından beri her yıl bir araya gelen pilotlarla farklı ülkelere seyahat düzenlediklerini, Türkiye'ye yönelik seyahatin ilk kez organize edildiğini söyledi.

 

Havacılık rallisinin gönüllü gezginler ile gerçekleştirilen bir organizasyon olduğunu belirten Collineau, programın pilotların başka ülkelerdeki uçuş meraklıları ile tanışmasını sağlandığını vurguladı:

 

23 yıldır sürdürdüğümüz havacılık rallisi ile pilotları bulundukları yerden dışarıya seyahat etmelerini sağlıyoruz. Diğer ülkelerdeki pilot ve uçma meraklıları ile tanıştırıyoruz. Ülkelerin politik, ekonomik, çevresel gündem ve durumlarını takip etmek amacıyla seyahatler düzenliyoruz.

 

 

Güzergahın bu yıl Türkiye ve Gürcistan olarak belirlendiğini anlatan Collineau, İstanbul'u ve Kapadokya'yı ilk kez gördüğünü ve hayran kaldığını belirterek, şöyle konuştu:

 

Bu yıl Türkiye ve Gürcistan ziyareti planladık. Bu organizasyonun Türkiye'ye ilk seyahati gerçekleşmiş oldu. İstanbul ve Kapadokya çok güzel. Her ikisini de ilk kez gördüm. İstanbul'dan buraya kadar olan uçuşta da havadan tarımsal alanlar ve diğer yerler çok güzel görünüyor. Türkiye çok güzel bir ülke.

 

İstanbul Boğazı ve Kapadokya'yı görmek istediler

 

Türk pilot Turgut Kulaçoğlu ise uçaklarıyla farklı ülkelere seyahat etmelerine imkan sağlayan organizasyonda yer almaktan dolayı mutluluk duyduğunu söyledi.

 

Organizasyonun Türkiye ayağındaki ikinci durak olan Kapadokya’nın doğal yapısının kendilerini ve konukları etkilendiğini belirten Kulaçoğlu, Konuklarımız Türkiye'de olmaktan büyük keyif alıyorlar.

 

Gelmeden önce Türkiye'yi araştırmışlar, havadan görmek istedikleri iki yer vardı İstanbul Boğazı ve Kapadokya. Gökyüzünden iki manzarayı da görme imkanları oldu, çok beğendiler. Daha önce fotoğraflarını gördükleri yerlerde geziyor olmaktan dolayı çok mutlular" dedi.


Heyetin Türkiye'deki gezisinde rehberlik yapan Levent Kınır, 18 Haziran'da başlayan yolculuğun Türkiye'den sonra yapılacak Gürcistan seyahati ile devam edeceğini ve daha sonra başlangıç noktasına dönüş için yola çıkılacağını vurguladı.

 

İki gün süreyle bölgedeki farklı turistik merkezleri ziyaret edecek konuklar, daha sonra Gürcistan'ın Batum şehrine ulaşmak üzere yeniden uçaklarıyla gökyüzüne yükselecek.

 

 

HABER GALATA

Kadıköy Sahaf Günleri başladı
Okunma Sayısı : 290   
12.6.2018 11:12:37

 

Kadıköy Belediyesi ve Beyoğlu Sahaflar Derneği iş birliğiyle yapılan Kadıköy 1. Sahaf Günleri, kitapseverlerle buluştu.

 

Sanatçılar Sokağı olarak bilinen Ali Suavi Sokak'ta başlayan etkinlikte, nadir bulunan kitap, dergi ve plaklar, eski belge, evrak ve haritalar, Osmanlıca kitap ve mecmualar, imzalı, birinci baskı kitaplar ve her bütçeye uygun ikinci el kitaplar satışa sunuldu.

 

Beyoğlu Sahaflar Derneği Başkanı ve Hermes Sahaf'ın sahibi Ümit Nar, Ankara ve İstanbul'dan 42 sahafın etkinliğe katıldığını söyledi.

 

Etkinlik 9 gün sürecek

 

Etkinliğin, bayramın son günü de dahil 9 gün açık kalacağını belirten ümit Nar, her gün 10.00-22.00 arasında ziyaret edilebileceğini ifade etti.

 

Ümit Nar, internet ile çeşitli diğer etkenler dolayısıyla kitap satışlarının düştüğüne işaret ederek, "Yaz döneminde kitap satışları hepten zayıflıyor. Bunları biraz engelleyebilmek ya da göğüsleyebilmek için bu tip etkinlikleri yapıyoruz. Yayınevleri de aynı kaygıdadır eminim. Bu tür, dışarı çıktığımız etkinlikler, bizim için nefes aldığımız alanlar oluyor" dedi.

 

Bu işi hakkıyla yapmalı ve iyi okumalısınız

 

10 yıldır sahaflık yaptığını dile getiren Nar, şunları anlattı:

 

Ben de iyi bir okurum. Zaten hep de bunu savunuyorum. İyi bir sahafın öncelikle çok iyi bir okur olması gerekiyor. Çünkü buraya gelen insanların bir kitabevine giden insanlardan edebiyat okuru anlamında bir farkı var. 

 

Bizim okur kitlemizin içinde ağırlıklı olarak üniversitede ödev hazırlayandan yüksek lisans ve doktora yapanlara kadar geniş bir yelpaze söz konusu. Dolayısıyla bu insanlara hakkıyla hitap edebilmek için bu işi hakkıyla yapmalı ve iyi okumalısınız. İyi bir okur olmak ilk şart.

 

Nar, sahaflarda son derece değerli kitapların da bulunabileceğinin altını çizerek, "Bu aralar benim elimde yaklaşık 200 yıllık Platon'un Diyaloglar'ının bir kısmı var. Almanya'da, Yunanca basılmış. Dip notları da Latince. Güzel bir kitap. Elimdeki en kıymetli ve en eski kitaplardan biri" dedi.

 

Sahafın Osmanlıca bilmesi gerekiyor

 

İngilizce ve Osmanlıca bildiğini dile getiren Nar, şunları söyledi:

 

Sahafın Osmanlıca bilmesi zaten gerekiyor. Aldığı kitabın ne olduğunu bilmesi için yabancı dillere hakimiyetinin de az çok olması gerekiyor. Bir de bizim toprağımızda yaşayan halkların dillerini bilmek gerek. Karamanlıca diye özel bir alfabe var. Niğde civarında yaşayan Hristiyan Türklerin yazdığı kitaplar var. 

 

Karşınıza geldiğinde bunların ne olduğunu az çok anlayabilmeniz için okuyamasanız bile azıcık bilmeniz gerekiyor. Karamanlıcayı ben az çok okuyabiliyorum. Latince için de bir niyetim var çünkü gerekiyor. Gelen kitabın dilini fark etmeniz gerekiyor. Kiril alfabesi mi yoksa Arap Alfabesi midir? Arap alfabesiyse Farsça mı yoksa Osmanlıca mıdır? Bunu anlayabilmeniz gerekiyor.

 

Sahte eser satmaya çalışanlar var

 

Ümit Nar, bazen sahte eserleri satmaya çalışan kişilerle de karşılaştıklarına dikkat çekerek, "Mesela 3 bin yıllık dini bir kitap var diye insanlar zaman zaman geliyor. Ama bunlarla muhatap olmuyoruz çünkü her şeyden önce yapılan yanlış ve yasal olarak suç. Bir de muhtemelen sahte olması çok mümkün. Her halükarda ustalarımıza danışıyoruz" değerlendirmesini yaptı.

 

3 sergi ziyaret edilebilecek

 

Edebiyat, tarih, kültür söyleşileri ile sergilere de ev sahipliği yapan etkinlikte ayrıca "Osmanlı'dan Günümüze Kitapçı Etiketleri ve Exlibrisler", "Nazım Hikmet 116 Yaşında: Kendi Eliyle İlk Baskı Kitapları", "Ali Suavi ve Jön Türkler" adlı 3 sergi ziyaret edilebilecek.

 

Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu'nun da ziyaret ettiği etkinlik, 17 Haziran'a kadar açık olacak.

 

AA

39 Müze ''Müzeler Günü''nde gece 23.00’e kadar açık olacak
Okunma Sayısı : 629   
18.5.2018 00:18:19

 

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş Müzeler Günü nedeniyle açıklamalarda bulundu. Bakan Kurtulmuş,  “Türkiye en erken dönemlerden günümüze değin bu topraklarda var olan sayısız uygarlıkla yoğrulmuş binlerce yıllık tarihin anavatanıdır. Müzelerimiz bu tarihin kültürel hafızasını nesilden nesile aktaran en önemli kurumlardır.”

 

Her yıl olduğu gibi bu yıl da 18 Mayıs Müzeler Günü'nde Türkiye'nin birçok yerinde müzeler geceye kadar açık olacak. 

 

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, 18 Mayıs Uluslararası Müzeler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. 

 

Bakan Numan Kurtulmuş, mesajında Türkiye’nin en erken dönemlerden günümüze değin bu topraklarda var olan sayısız uygarlıkla yoğrulmuş binlerce yıllık tarihin anavatanı olduğunu, müzelerin de bu tarihin kültürel hafızasını nesilden nesile aktaran en önemli kurumlar olduğunu vurguladı.

 

Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı 198 müze, 125 türbe ve 139 ören yeri ve yine Bakanlık denetiminde faaliyet gösteren 240 özel müzenin gelişim sürecini hızlandırmak ve modern sunum teknikleri kullanılarak yeniden düzenlenmek üzere bakım, onarım ve teşhir-tanzim işlemlerinin sürdüğünü aktaran Bakan Numan Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

 

Türkiye en erken dönemlerden günümüze değin bu topraklarda var olan sayısız uygarlıkla yoğrulmuş binlerce yıllık tarihin anavatanıdır. Müzelerimiz bu tarihin kültürel hafızasını nesilden nesile aktaran en önemli kurumlardır. Bakanlığımızca çağdaş müzecilik hizmetini sunmak üzere tasarlanan ve yaşayan müze tanımına uygun yeni müzelerin inşası için de çalışmalar yoğun bir şekilde devam etmektedir.

 

Gün vesilesiyle bu topraklara ait kültür varlıklarının evlerine dönmesi için uluslararası hukuk ve diplomasi çerçevesinde her türlü gayreti göstereceğimizi bir kez daha vurgulamak isterim. Çabamız yalnızca ülkemiz adına değil dünya geleceği adınadır.

 

Bu topraklardaki dünya mirasının korunması ve sağlıklı şekilde geleceğe taşınmasında ülkemize ve tüm insanlığa hizmette bulunan müze çalışanlarının ve bu alanda emeği geçen herkesin 'Müzeler Günü'nü en içten dileklerimle kutluyorum.

 

Müzeler Gecesi Etkinliği

 

Kültür varlıklarının tanıtılması, eserlerin korunması ve sağlıklı şekilde gelecek kuşaklara aktarılabilmesi konusunda bilinçli bir kamuoyu oluşturulması amacıyla her yıl 18-24 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Müzeler Haftası bu yıl da dopdolu geçecek.

 

Konferansların, müze gezilerinin, atölye çalışmalarının düzenleneceği haftada ayrıca 18 Mayıs Cuma günü ‘Müzeler Gecesi’ etkinliği gerçekleştirilecek. Etkinlikle birçok müze gece 23.00’e kadar açık olacak ve normal kapanış saati sonrasında da ücretsiz gezilebilecek.

 

Müzeler Gecesi etkinliğinin gerçekleştirileceği müzelerin listesi, şöyle:


1- Adana Müzesi
2- Amasya Müzesi
3- Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi
4- Ankara Etnografya Müzesi
5- Antalya Müzesi
6- Alanya Müzesi
7- Side Müzesi
8- Demre Likya Uygarlıkları Müzesi
9- Aydın Müzesi
10- Burdur Müzesi
11- Bartın Amasra Müzesi
12- Çorum Müzesi
13- Edirne Müzesi
14- Edirne Türk-İslam Eserleri Müzesi
15- Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi
16- Gaziantep Arkeoloji Müzesi
17- Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi
18- Hatay Arkeoloji Müzesi
19- İstanbul Arkeoloji Müzeleri
20- İstanbul Ayasofya Müzesi
21- İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi
22- İzmir Arkeoloji Müzesi
23- İzmir Atatürk Müzesi
24- İzmir Efes Müzesi
25- İzmir Ödemiş Müzesi
26- Kahramanmaraş Müzesi
27- Kastamonu Müzesi
28- Kocaeli Müzesi
29- Konya Mevlana Müzesi
30- Konya Karatay Çini Eserler Müzesi
31- Mardin Müzesi
32 -Mersin Müzesi
33- Muğla Fethiye Müzesi
34- Muğla Marmaris Müzesi
35- Niğde Müzesi
36- Sivas Müzesi
37- Sinop Müzesi
38- Şanlıurfa Müzesi
39- Şanlıurfa Haleplibahçe Mozaik Müzesi

 

HABER GALATA

"İçinde İstanbul Olsun" 9 Mayıs'ta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde
Okunma Sayısı : 657   
7.5.2018 22:40:30

 

"İçinde İstanbul Olsun" 9 Mayıs'ta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde sahnelenecek.

 

Oyunun konsept-koreografisini Özgür Kaymak ve Arda Alpkıray hazırladı.

 

Dramaturgisini Sinem Özlek, sahne uygulamasını Cihan Aşar, müzik direktörlüğünü Hüseyin Tuncel'in üstlendiği oyunun kostümlerini Onur Uğurlu hazırladı. Oyunun ışık uygulamasını Osman Aktan yaparken, efektleri Çağrıhan Ordu, suflörlüğünü Abdullah Topal gerçekleştirdi.

 

 

Oyunda, Nilgün Kasapbaşoğlu, Metin Çoban, Gül Akelli, Zeki Yıldırım, Vildan Gürelman, Rıdvan Çelebi, Selma Kutluğ, Aslı Menaz, Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Ayşecan Tatari, Bahar Çebi, Berfu Aydoğan, Berk Samur, Cafer Alp Solay, Dolunay Pircioğlu, Emre Çağrı Akbaba, Emre Şen, Ertan Kılıç, Esen Koçer, Eylül Soğukçay, Lale Kabul, Müslüm Tamer, Neşe Ceren Aktay, Nilay Bağ, Oğuzhan Oğuz, Onur Şirin, Özgün Akakça, Pelin Abay, Seda Çavdar, Şenay Bağ, Şirin Kılavuz, Volkan Öztürk, Yağmur Damcıoğlu ve Zeynep Özyağcılar rol alıyor.

 

Oyun, Şehir Tiyatroları'nın usta-çırak temeline dayanarak 104 yıllık geleneğini yansıtan bir İstanbul hikayesini anlatıyor.

 

 

 

HABER GALATA

Yeditepe Bienali: Çiçeğin Her Hali adlı sergisi...
Okunma Sayısı : 909   
6.4.2018 12:40:27

Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Fatih Belediyesi ve Klasik Türk Sanatları Vakfı iş birliğiyle, Anadolu Ajansı'nın Global İletişim Ortaklığında düzenlenen "Yeditepe Bienali" kapsamında "Çiçeğin Her Hali" başlıklı tematik serginin ikinci bölümü Kılıçhane Cumhuriyet Eğitim Müzesi'nde açıldı.

 

Serginin açılışında konuşan Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, "Marmara Üniversitesi Rektörlüğü'ndeki 'Çiçeğin Her Hali' sergisini izlerken zaman zaman ebru mu, resim sanatı mı diye kafamın karıştığı güzel ama birbirinden olağanüstü eserlerle karşılaştım. Bugün de aynı şeyin burada devam edeceğini görüyoruz." dedi.

 

Klasik Türk Sanatları Vakfı Başkan Yardımcısı Muhammed Emin Demirkan da sergide yer alan usta sanatçı ve öğrencilerine teşekkür etti.

 

Bienalin küratörü Serhat Kula ise serginin temasına değinerek, şunları söyledi:

 

Çiçeğin Her Hali' konseptimiz dahilinde biz çiçeğin kültürümüzdeki yansımalarının farklı farklı aşamalarını göstermek istedik. Çiçek malumunuz beşikten mezara kadar medeniyetimizde var olmuş, hepimizin ister sanatla iştigal edelim, ister etmeyelim sanatsever olarak da dikkatimizi cezbetmiş, klasik sanatlarımızın olmazsa olmazlarındandır.

 

İstanbul Cumhuriyet Eğitim Müzesi Müdürü Ümit Ateş de serginin yer aldığı mekana dair, ekiplerinin sergi için gerekli hazırlıkların hepsini yaptığını vurgulayarak, "İnşallah beğenirsiniz." diye konuştu.

 

Eserlerde bitkiler her detayıyla ele alınıyor


Sanatçı Gülsen Bilgin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sergide "Doğa Ressamı" başlığı altında 18 bilimsel bitki çizimini izlenime sunduğunu dile getirdi.

 

Eserlerinde malzeme olarak sulu boya kullandığını belirten Bilgin, "Bir bitkiyi karşımıza alıp, birebir aynı ölçüleriye kağıda geçiriyoruz. Önce kurşun kalemle, arkasında sulu boya ile boyayarak şekli vermeye çalışıyoruz." dedi.

 

Neşve" bölümünde 30 klasik ebru eseri yer alıyor


Sanatçı Uğur Taşatan, sergide 30 çiçekli ebru eserinin yer aldığını söyleyerek, "Hepsi klasik Türk ebrusu örnekleridir. Biz klasiğe, geleneğe, ustalarımızın yoluna sadık kalarak eser üretiyoruz. Bir yeni, küçük fulya denemesi de yaptım, eleştirilere açıktır. Sergideki bölümümün ismi de 'Neşve.' Yaparken çok neşeliydim. O yüzden bu ismi uygun gördük." ifadelerini kullandı.

 

Sanatta bilim gibi tekamül etmek zorunda

 

Ebru ustası Hikmet Barutçugil de bienalin çok hayırlı bir amaca hizmet ettiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

Geleneksel sanatlar yakın tarihimizde çok dar kalıplar içine sokulmaya çalışıldı. Onu destekleyenler çok oldu ama sanat da bilim gibi tekamül etmek zorunda. Geleneksel sanatlarda nasıl yenilik yapılabileceğini birçok sergide muhteşem örneklerle gördük. Bu önümüzdeki yıllarda daha da gelişerek devam edecektir kanaatindeyim.

 

Bienal içerisinde farklı fikirlerin ve yeniliklerin olması gerektiğini dile getiren Barutçugil, "Şu an geçiş dönemi olduğu için burada eski örnekleri görüyoruz. Bunların da yaşatılması doğrudur ve gereklidir. Fakat aynı şeyleri başkasından kopyalayarak el becerileriyle yapmanın adı sanat olmuyor, bunların adı zanaat oluyor." değerlendirmesinde bulundu.

 

Barutçugil, sergide öğrencileri Serpil Kaymaz, Suna Koçal, Aytül Sepetçi, Hatice İnankulu, Miki Oshita, Seçil Erkol, Selat Metin ve Sema Erkol Çelik ile hazırladığı "Ebruda Endemik Çiçekler" bölümüne ilişkin ise şu bilgileri verdi:

 

Ebru zeminlerimin üzerine yaptıkları endemik çiçek eserler yer alıyor. Çiçek sonsuz, sınırsız biz bunları neden uygulamayalım diye düşündük. Artık ebru deyince akla bir boyalı kağıt ya da lale figürü gelmiyor. Ebru, resim gibi, heykel gibi bir ana sanat dalının adı. Dolayısıyla bunun içinde çok çeşitlemeler yapmak mümkün.

 

Dört farklı bölümde 180 eserden oluşan sergi, 15 Mayıs'a kadar görülebilecek.

 

 

 

 

AA

Frida Kahlo'nun hayatından kesitler sunulan "Frida" Mersin'de
Okunma Sayısı : 627   
28.3.2018 17:31:20

 

Mersin Devlet Opera ve Balesi (MDOB), Meksikalı dünyaca ünlü ressam Frida Kahlo'nun hayatından kesitler sunulan "Frida" balesinin prömiyerini gerçekleştirecek.

 

Yönetmenliği ve kareografisini Özgür Adam İnanç'ın yaptığı iki perdelik eser, 29 Mart Perşembe günü Mersin Kültür Merkezi'nde ilk kez seyirciyle buluşacak.


Ünlü bestecilerin eserlerinin "ses" vereceği balenin orkestra şefliğini Burak Şatana, dramaturjisini Füsun Ataman, dekor tasarımını Aykut Öz, kostüm tasarımını Tülay Şimşek, ışık tasarımını Tarı Deniz, video-projeksiyonu da Alper Güneri üstlenecek.

 

 

Tutku Barın Tümen'in Frida'nın çocukluğu ve gençliğini, Özlem Şenormanlılar ve Meltem Ayar'ın da olgun dönemlerini canlandıracağı eserde, Ozan Demirbaş, Niyazi Cingöz, Burak Serkan Cebeci, Tugay Ak, Ender Üçdemir, Miray Boyacıoğlu, Selğan Çavdaroğlu, Seda Dereli, Meltem Ayar, Özge Hoşer, Pınar Humar, Risa Ochiai, Niyazi Cingöz ve Tugay Ak gibi isimler de yer alacak.

 


Meksikalı ressam Frida Kahlo'nun hayatından kesitler sunulan, resimlerine de sirayet eden görselliğin sahneye taşındığı eserde, küçük yaşta geçirdiği ağır sağlık sorunlarına karşın, resim yaparak hayata tutunan dirençli bir kadının öyküsü anlatılıyor.

 

AA

Türk gölge oyunu Karagöz şimdi herkese bir şey hatırlatıyor
Okunma Sayısı : 492   
22.3.2018 20:43:34


Türk gölge oyunu Karagöz'e birçok yenilik kazandıran ve 38 yıllık sanat hayatında 20 binden fazla tasvir ortaya koyan Suat Veral, çocuklar için doğa-hayvan sevgisi temalı, kavga ve şiddetten uzak oyunları sahnelemeye hazırlanıyor.

 

Ağabeyi Tevfik Veral'i örnek alarak Türk gölge oyunu Karagöz'e tasvir yapmaya başlayan Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı Veral, geçen süreçte kendini geliştirip, oyun yazdı ve oynattı.

 

 

Karagöz'ün bilinirliğini artırmak için çalışan Veral, Türkiye'nin yanı sıra yurt dışında da çok sayıda temsile çıktı ayrıca tasarladığı 20 bini aşkın oyun tasvirinden seçmelerin yer aldığı sergiler açtı.

 

Türkiye'nin ilk kadın Karagöz ustasını da yetiştiren Veral, 38 yıla ulaşan sanat hayatında şimdi de Karagöz okulu ve müzesi açmanın hayalini kuruyor.


Geleneksel Türk gölge oyununa 20 binden fazla tasvir, dev perdede bir metre boyundaki tasvirlerle oyun ve Türkiye'nin ilk kadın Karagöz ustası yetiştirmek gibi pek çok yenilik kazandıran Suat Veral, kavga ve şiddetten uzak, doğa ve hayvan sevgisi temalı oyunları izleyicilerle buluşturacak.

 

Karagöz şimdi herkese bir şey hatırlatıyor


12. İzmir Uluslararası Kukla Günleri'nin davetlisi olarak geldiği kentte AA muhabirine, ağabeyi Tevfik'in Veral'ın el vermesiyle 16 yaşında tasvir yaparak başladığı gölge oyununa hayatını adadığını söyledi.

 

Veral, gölge oyunu gibi sanatların çocuk eğitiminde önemli bir araç olduğuna dikkati çekti.

 

Günümüzde çizgi film ve internetin pek çok insanı etkilediğini aktaran Veral, şöyle konuştu:

 

Teknoloji güzel ama sınır tanımıyor, insanların düşünceleri maalesef gitgide bizdeki benlikten uzaklaşıyor. Teknoloji etkisini göstermeye başladığında 'bu sanatlar, Karagöz unutuldu' dendi ama Karagöz şimdi herkese bir şey hatırlatıyor. Hikayelerimizi güncel tutuyoruz, mümkün olduğu kadar mesaj vermeye çalışıyoruz. İnsanı sorgulatabilecek noktaya geldi.

 

Daha yapacak çok projem var. Karagöz'ün çocuklara daha fazla tesir edeceği, kavga ve şiddetten uzak oyunlar üzerinde çalışıyorum. Doğa ve hayvan sevgisi temalı oyunlar yazıyorum. İstanbul'da bir Karagöz müzesi okulu açmayı hayal ediyorum.

 

AA

TÜRKSOY, Nevruz Bayramı'nı 6 ülkede vereceği 15 konserle kutlayacak
Okunma Sayısı : 497   
21.3.2018 13:40:41

 

Türklerin ortak bayramı – Nevruz, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı TÜRKSOY tarafından düzenlenen etkinliklerle bu yıl Anadolu’dan Balkanlar’a uzanan geniş coğrafyada kutlanarak gönülleri bir kez daha fethedecek.

 

Nevruz kutlamalarının odak noktası ve en kapsamlısı, TÜRKSOY tarafından 2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilen Kastamonu olacak.

 

Kadim Türk yurdu ve evliyalar şehri Kastamonu’da düzenlenecek etkinliklerde, TÜRKSOY,  Kastamonu Valiliği ve Kastamonu Belediyesi işbirliğinde, 12 ülkeden 270 sanatçı sahne alacak.

 

Türk Dünyası’nın çeşitli bölgelerinden bir araya gelen sanatçılar, Çin Seddinden Balkanlara kadar çeşitli halklarının ortak bayramı olarak kabul edilen Nevruz’un yanısıra,  7 bin yıllık tarihe sahip Kastamonu şehrinin 2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti seçilmesini bir arada kutlayacak.

 

Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkiye, Türkmenistan ve Rusya Federasyonundan Altay, Başkurdistan, Saha Yakut, Dağıstan, Kabardin  - Balkar, Buryatya’nın yanısıra, Moldova’ya bağlı Gagavuz Yeri, Makedonya, Kosova, Sırbistan, Bosna Hersek’ten sanatçıların iştirakiyle düzenlenecek Nevruz kutlamalarında, izleyiciler Türk halklarının kadim Nevruz gelenekleri ile tanış olma fırsatı bulacak.

 

Kastamonu meydanında halkı geniş katılımıyla 21 Mart 2018 tarihinde yapılacak etkinlikler, Nevruz Ateşi’nin yakılmasıyla başlayacak. Türk kültürünün kadim gelenekleri olan “Demir Dövme Töreni”, “ Ateşten Atlama”, “Semeni Sunumu” , Alaslama (Geleneksel Dua Töreni) ile devam edecek.

 

 Sanatsal gösterilerin de sunulacağı etkinliğe katılanlar, meydanda kurulan çadırları ziyaret ederek, Türk halklarının geleneksel el sanatları ve yöresel ürünlerini yakından tanıma fırsatını yakalayacaktır.

 

TÜRKSOY Nevruz kutlamaları, “2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti Kastamonu”daki etkinliklerin ardından Türkiye ve Balkanlardaki farklı ülke ve şehirlerde düzenlenecek 14 konser ile devam edecektir.  

 


Nevruz Konser Tarihleri:

 

21 Mart: Kastamonu

 

 

23 Mart: Ankara - Kayseri

24 Mart: Zenica - Sivas

25 Mart: İstanbul

25 Mart: Saraybosna

26 Mart: Mostar

28 Mart: Cetinje

30 Mart: Tiran

01 Nisan: Gostivar

03 Nisan: Filibe

04 Nisan: Sofya

 

 

HABER GALATA

Türk Dünyası Sanatçılarından, Vali ve Belediye Başkanına ziyaret
Okunma Sayısı : 417   
21.3.2018 12:47:18


Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı TÜRKSOY tarafından organize edilen 2018 Nevruz kutlamaları ve "2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti Kastamonu" Açılış Programı nedeniyle Kastamonu'ya gelen Türk Dünyası sanatçıları, Kastamonu Valiliği ve Belediyesini ziyaret etti.


Etkinlikler kapsamında, TÜRKSOY Genel Sekreteri Düsen Kaseinov ve beraberindeki heyet ile kadim Türk yurdu Kastamonu'yu ziyaret eden Türk Dünyası sanatçıları, bayram arefesinde, Kastamonu Valisi Yaşar Karadeniz ile Kastamonu Belediye Başkanı Tahsin Babaş'ı makamında ziyaret ederek Nevruz bayramının simgesi haline gelen ve baharı müjdeleyen "Semeni" hediye etti.


Türk halklarının yaşadığı 13 ülke ve toplam 18 bölgeyi temsil eden sanatçılar Kastamonu yetkilileri tarafından sıcak karşılandı.


Görüşmede konuşan TÜRKSOY Genel Sekreteri Düsen Kaseinov, Nevruz bayramının Türk halklarının ortak bayramı olduğunu vurgulayarak, "Nevruz, Türk Dünyası'nın en kadim, en önemli ortak bayramıdır. Bu yıl Nevruz'un Türk cumhuriyetleri tarafından yeniden kutlanmaya başlanmasının 30. yıl dönümüdür.

 

Bizler Sovyet yönetiminin son yıllarında bu geleneğimizi yeniden yaşatarak kutlamaya başladık. TÜRKSOY olarak, üye ülkelerimizin katkılarıyla BM ve UNESCO'da Nevruz kutlamaları düzenledik. Günümüzde ise Nevruz artık Türk Dünyası'nın da sınırlarını aşarak dünya genelinde kutlanmaktadır. Türk halkları olarak bu bayramı "2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti Kastamonu"da kutlamaktan ayrıca onur duymaktayız" diye konuştu.

 


Görüşmede, TÜRKSOY'un Kastamonu'yu "2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti" ilan etmesinin kente yeni bir heyecan ve ivme getirdiğini dile getiren Kastamonu Valisi Yaşar Karadeniz, çalışmalarından dolayı TÜRKSOY ve Genel Sekreteri Düsen Kaseinov'a teşekkür etti.

 

Kadim Türk diyarı Kastamonu'nun Türk cumhuriyetleri ile sıkı bağlarının olduğunu dile getiren ve bu bağları her geçen gün daha da kuvvetlendirdiklerinin altını çizen Karadeniz, "2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti" Açılış Programı için Türk coğrafyasının 18 farklı bölgesinden yaklaşık 290 sanatçının Kastamonu'yu ziyaret etmesinin bu ilişkilere ve Kastamonu'nun  tanıtılmasına büyük ivme vereceğini kaydetti.

 


Kastamonu Belediye Başkanı Tahsin Babaş, evliyalar kenti Kastamonu'nun, yüzyıllardır gelenek ve göreneklerine sahip çıkarak, onları yaşatarak günümüze kadar getirdiğini ve günümüzde de Kültür Başkenti'ne yakışır şekilde bu mirası korumaya devam ettiğini vurguladı. Babaş, Türk Dünyası Kültür Başkenti Açılış Programı için Kastamonu'da bulunan Türk Dünyası sanatçılarını ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bu organizasyonu sağlayan TÜRKSOY'a teşekkürlerini iletti. 


Her bir ülke temsilcisinin milli kıyafeti ile katıldığı görüşme renkli anlara da sahne oldu. Temsilcilerin söz alarak Türk Dünyası'nın Nevruz'unu kutlamaları sırasında, bazı sanatçılar sazı, bazıları sözü, bazıları da müziğiyle kutlamalara eşlik etti.


Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Altay'dan (Rusya) sanatçıların şarkılı kutlamaları katılımcılar tarafından coşkulu alkışlarla karşılık buldu.


Görüşmede, Nevruz bayramının olmazsa olmazlarından, binyıllık "yumurta tokuşturma" ritüeli de unutulmayarak, TÜRKSOY Genel Sekreteri Kaseinov, Kastamonu Valisi Karadeniz ve Belediye Başkanı Babaş yerine yetirildi.
Görüşme, hediye takdiminin ardından aile fotoğrafının çekilmesiyle sona erdi.

 

 

Görüşmelerin ardından, TÜRKSOY heyeti ve Türk Dünyası sanatçıları, Kastamonu Valisi ve Belediye Başkanıyla birlikte, Kastamonu'nun Gelesin mevkisinde yer alan hatıra ormanına fidan dikti.

 

 

HABER GALATA

Şehir Tiyatroları'nda 27 Mart Dünya Tiyatro Günü'nde 7 oyun ücretsiz
Okunma Sayısı : 445   
20.3.2018 03:15:45


İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü'nde oyunlarını tiyatroseverler için ücretsiz olarak sahneleyecek.

 

Konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, 27 Mart'ta Şehir Tiyatroları'nda 7 oyun tiyatroseverlerle buluşacak.

 

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde "Hisse-i Şayia", Fatih Reşat Nuri Sahnesi'nde "Kahvede Şenlik Var", Kağıthane Sadabad Sahnesi'nde "Macbeth", Kadıköy Haldun Taner Sahnesi'nde "Nora-Bir Bebek Evi", Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi'nde "Bizim Aile", Ümraniye Sahnesi'nde "Saadet Hanım", Gaziosmanpaşa Sahnesi'nde ise "Ben Çağırmadım" başlıklı oyunlar, seyircilere ücretsiz sahnelenecek.

 

Oyunların biletleri "sehirtiyatrolari.ibb.istanbul" adresinden ya da "İBB Şehir Tiyatroları" mobil uygulamasından temin edilebilecek.

 

AA

Antalya'da Dört Mevsim İki Bale
Okunma Sayısı : 902   
10.3.2018 20:28:02

Antalya Devlet Opera ve Balesi, "Med-Cezir" ve "Dört Mevsim" balelerinden oluşan "Dört Mevsim İki Bale" eserini 13 Mart'ta sanatseverlerin beğenisine sunacak.

 

Antalya Devlet Opera ve Balesi'nden (DOB) yapılan yazılı açıklamaya göre, müziği Antonio Vivaldi'ye ait "Dört Mevsim"in libretto ve koreografisi Armağan Davran ve Volkan Ersoy tarafından yapıldı. 

 

 

Vivaldi'nin en ünlü eseri olmasının yanı sıra Barok müzik ve klasik müzik repertuvarının en bilinen örneklerinden "Dört Mevsim"i seslendirecek Antalya DOB orkestrasını Hakan Kalkan yönetecek.

 

İlkbahar, yaz, sonbahar ve kış olmak üzere dört bölümden oluşan eserin dekor tasarımı Gürcan Kubilay, kostüm tasarımı Nursun Ünlü ve ışık tasarımı Fuat Gök'e ait.

 

 

Med-Cezir 


Müziği A.Corelli, J.S.Bach ve J.Pachelbel'e ait olan ve düzenlemesini Yeliz Efe'nin yaptığı "Med-Cezir" balesinin libretto ve koreografisi Tolga Burçak ve Meray Kartal tarafından yapıldı. Günlük hayatın getirdiği zorluklar ve kadın erkek ilişkisinin insana yüklediği sorumluluklardan doğan çılgınlıkların sonucu hissedilenlerin anlatıldığı eserde, dekor ve kostüm tasarımı Gürcan Kubilay, ışık tasarımı ise Fuat Gök tarafından yapıldı.

 

Bale gösterisi, 13 Mart'ta 20.00'de sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Direniş Karatay - Son Selçuklu Kahramanı 9 Mart'ta sinemaseverlerle buluşacak
Okunma Sayısı : 505   
5.3.2018 21:59:26

Yönetmenliğini Selahattin Sancaklı'nın üstlendiği "Direniş Karatay- Son Selçuklu Kahramanı" adlı film, 9 Mart'ta sinemaseverlerle buluşacak.

 

İstinye Park AVM'de gerçekleşen basın gösterimi sonrası AA muhabirine açıklamada bulunan filmin senaristi ve aynı zamanda yapımcısı Selman Kayabaşı, filmin aynı adlı romandan yola çıkarak hazırlandığını söyledi.

 

 

Milletimizin tarihi sürekliliğini anlatan bir hikaye ortaya çıktı


Film için KTO Karatay Üniversitesi öncülüğünde Konya'da Selçuklu dönemini anlatan bir plato inşa ettiklerini aktaran Kayabaşı, filmin amacına da işaret ederek, şunları kaydetti:

 

Tarihimizdeki sürekliliği millet, vatan ve devlet olarak anlatmak istedik. Aslında KTO'nun niyeti Karatay Medresesi ile KTO Karatay Üniversitesi'nin sürekliliğini ele almaktı ama film öyle bir amaca dönüştü ki milletimizin tarihi sürekliliğini anlatan bir hikaye ortaya çıktı. Bu açıdan çok sevindirici ve tarihimizi de yeniden hatırlatması açısından çok güzel bir eser olduğunu düşünüyorum. İnşallah bu filmle birlikte Kültür ve Turizm Bakanlığımızın, Başbakanlığımızın ve diğer kurumların destek verdikleri, tarihi misyonu olan yeni eserler ortaya çıkar.


Ekip olarak iyi bir sinerji ortaya çıktı


Filmin yönetmeni Selahattin Sancaklı da Selçuklu dönemine dair çok fazla bilgi olmadığını dile getirerek, "1240'lı yıllara dair fazla done ve örnek yok. Üniversitenin elini böyle bir projenin altına koyması bizi çok cesaretlendirdi. Bu anlamda böyle bir projede yer almaktan, beni tercih etmelerinden ve ekip arkadaşlarımdan dolayı kendimi çok şanslı hissediyorum. Bu anlamda da ekip olarak iyi bir sinerji ortaya çıktı." diye konuştu.

 

Bir medeniyeti yok etmenin en kolay yolunun ilime ve sanata saldırmak olduğuna dikkati çeken Sancaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:

Moğol istilalarından itibaren düşünüldüğünde, bir ülkeyi çökertmenin en kolay yolu eğitim, ilim ve bilim dalında yetişmiş insanları yok etmekten başlıyor. Filmde de aslında medresenin inşaatıyla beraber eğitimin, ilmin ve bilimin bir kale gibi arkamızda durduğunu ve ona dair bir direniş sergileyeceğimizi anlatıyoruz. Ben filmin bu tarafını da çok önemsedim.

 

Biz kalıcı bir film yaptık


Filmde "Noyan" karakterini oynayan Yurdaer Okur, böyle bir projede yer almaktan mutluluk duyduğunu belirterek, karakterine ilişkin ise şunları söyledi:

Noyan, o dönemin çok önemli bir komutanı ve tarihte çok önemli savaşlar yapmış bir komutan. Ben bütün filmlerde karakterlerime çalışırken ilk zamanlarda çok zorlanırım, çok didiklerim. Benimle daha önce çalışmayanlar ya da ilk kez tanıyanlar biraz zorlanabilirler ama biraz tanıdıkça birbirimizi çok daha iyi anladığımızı, aynı enerjiyi hissettiğimizi düşünürler. Bu filmde de Selahattin'le de öyle oldu. Çok güzel sahneler çektik. Biz kalıcı bir film yaptık. Umarım 40 sene sonra da bu seyredilir ve bir şey anlatmaya devam eder.

 

Film hakkında


Genel danışmanlığını Serdar Akar'ın üstlendiği yapımın oyuncu kadrosunda, ayrıca Mehmet Aslantuğ, Fikret Kuşkan, Alperen Duymaz, Burcu Özberk, Ece Yaşar, Kutay Köktürk, Nefise Karatay, Bahadır Yenişehirlioğlu, Nik Xhelilaj, Cahit Kayaoğlu ve Ali Buhara Mete yer alıyor.

 

Direniş Karatay- Son Selçuklu Kahramanı"nın yapımcılığını Kayabaşı'nın yanı sıra Ertuğrul Fındık üstlendi. Filmin senaryo uyarlamasını ise Selman Kayabaşı ile Uğur Uzunok yaptı.

 

Filmin kostüm tasarımı Zeynep Kartal imzasını taşıyor.

 

Dram, savaş ve tarih türündeki filmin konusu ise şöyle:

 

Alaeddin Keykubat'ın zehirlenmesinin ardından tahta geçen Gıyaseddin Keyhüsrev, Anadolu Selçuklu Devleti'nin topraklarını koruyacak yetenekte bir hükümdar olmadığından, Moğol Ordusu'nun iştahını kabartır. Devlet, yıkılma tehlikesi altına girer. Ancak Emir Celaleddin Karatay'ın (Mehmet Aslantuğ) kadın, erkek, genç ve yaşlısıyla topyekün örgütlediği halk, tüm gücüyle Moğollara direniş için hazırlık yapmaktadır.

 

 

AA

 

Şehir Tiyatroları Müdürü Salih Efiloğlu: Milletin değerlerine sahip çıktığımız zaman yaşayabiliriz
Okunma Sayısı : 575   
5.3.2018 17:36:06

Şehir Tiyatroları Müdürü Efiloğlu, "Biz bu coğrafyanın kültürünü yaşıyoruz. Şehir Tiyatroları olarak bu milletin değerlerine sahip çıktığımız zaman yaşayabiliriz. 'Biz sırtımızı, kendi halkımızın değerlerine yaslamalıyız' kavramı gelişti." dedi.

 

 

Şehir Tiyatroları Müdürü Salih Efiloğlu, Şehir Tiyatroları'nın darbe girişimi, terör olayları ya da sınır komşularında yaşanan olaylara karşı tepkisiz kalmadığını söyleyerek, "Her oyun öncesi sanatçılarımızdan biri tepki bildirisini okuyor. Seyircimiz bunu takdirle karşılıyor. Bizim seyircimiz artık bizim akrabamız gibi oldu. 5 yıl önce buradaki seyirci yüzde 52 civarındaydı. Şimdi yüzde 101 ile oynuyoruz." dedi.

 

Darülbedayi'nin (Güzellikler Evi) 1914'te kurulduğunu belirten Efiloğlu, Şehir Tiyatroları'nın, Türk tiyatrosunun dünyaca bilinen önemli kurumlarından biri olduğunu dile getirdi.

 

Efiloğlu, Şehir Tiyatroları'nın Türk kültürünü geliştirmek, yaygınlaştırmak, Türk dilini, edebiyatını, sanatını dünyayla buluşturmak gibi bir misyon olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:

 

"Bu coğrafyada bir medeniyetin çocuklarıyız. Bir medeniyetin üzerinde oturan, gerçekten muhteşem bir kültüre sahibiz. Bu nedenle yaptığımız bütün işlerde, kendi halkımızın değerlerine saygı duymak ve kendi insanımızın düşünce dünyasına katkı vermek, onlarla hemhal olmak, buluşmak gibi bir misyonumuz da var. Bize yakışan da budur. Çünkü Anadolu, tüm kültürlerin, medeniyetlerin buluşma noktasında bir yerdedir. Böyle bir medeniyete sahibiz. Bu medeniyet bizi bir yere kendiliğinden taşıyor. Biz de Darülbedayi'den günümüze, şehrin tiyatrosu olarak bu değerlere sahip çıkmaya özen gösteren bir kurum olarak sanat hayatına devam ediyoruz."

 

Şehir Tiyatroları'nın 104 yıl boyunca, misyonuna uygun şekilde davranan bir kurum olduğunun altını çizen Efiloğlu, "Şehir Tiyatrosu son yıllarda yaptığı çalışmalarla 'yerlilik asalettir' kavramını kendine misyon edinerek yeni bir çizgiye geldi. Halkın değerleri, düşünce sistemi, gelenekler, örf, medeniyet, kültür, sanat ve edebiyatını ortaya koymaya çalışan bir kurum oldu. Bugün Şehir Tiyatroları, 650 bin seyirciye ulaşan, 11 sahnesi olan bir kurumdur. Toplamda 7 bin civarında koltuğa sahip. Umuyoruz ve diliyoruz ki bu çalışmalar ivme kazanarak, önümüzdeki yıllara da aktarılmaya devam edecektir." diye konuştu.

 

"Bu milletin değerlerine sahip çıktığımız zaman yaşayabiliriz"


Salih Efiloğlu, geçmişten günümüze yaşanan darbeler ve terör olaylarına da işaret ederek, şunları söyledi:

 

"Şehir Tiyatroları dünden bugüne kadar birçok olaya tepkisini en üst seviyede göstermiştir. Ancak son iki yılda yaşadıklarımıza bakıldığında, Şehir Tiyatrosu, Anadolu coğrafyasında kurulan tuzakları fark etti, doğru yorumladı. Sanatçılar ve yöneticiler, 'Bu bir oyundur. Bu oyunu biz bozarız' dedi. Şehir Tiyatrosu, Türkiye üzerine oynanan bu oyunların, Anadolu'ya kurulan bu çirkin tuzakların farkına vardı ve 18 Temmuz'da, yaklaşık 5 bin kişinin katıldığı bir direniş yaptık. Darbe girişimini bir daha olmamak kaydıyla lanetledi bu toplum. 'Ya Cumhurbaşkanımız başkası olsaydı ne yapardık? Şapkayı alıp giderler' denildi. Biz bu coğrafyanın kültürünü yaşıyoruz. Şehir Tiyatroları olarak bu milletin değerlerine sahip çıktığımız zaman yaşayabiliriz. 'Biz sırtımızı, kendi halkımızın değerlerine yaslamalıyız' kavramı gelişti. Bunun öncüsü de Zihni Göktay abidir."

 

Yaklaşık bin kişilik bir sanatçı grubuna sahip olduklarını ve sanatçı grubunun, yapılan her işin arkasında durduğunu aktaran Efiloğlu, "Biz bir medeniyetin çocuklarıyız ve bu medeniyet her şeyin üzerinde. Bizim yaşama biçimimiz ve varlık sebebimiz bu. Varlık sebebimizi inkar edebilir miyiz? Sanatın içinde mutlaka bu olmalı. Yazdığımız kitaplarda insanlarımız ön planda olmalı. Çünkü biz büyük bir kültüre sahibiz. Büyük kültürlerde de büyük insanlar yetişir. Büyük insanlarımızı bu sahnelerde insanlarımızla buluşturmalı, insanlarımıza tanıtmalıyız. Bu sene Tarık Buğra yılı. Tarık Buğra'yı insanlar öğrensin. Zihni Göktay'ı herkes bilsin. Sanatçı, düşünür, yazar ve romancılarımızın hepsi bu sahnede yer alıyor." ifadelerini kullandı.

 

"Biz daima doğrunun ve mazlumun yanında olmuşuz"


Efiloğlu, Şehir Tiyatroları'nın darbe girişimi, terör saldırıları ve Türkiye'nin sınır komşularında yaşanan olumsuz gelişmelere karşı tepki gösterdiğini, bunun bir onur meselesi haline geldiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

 

"Her oyun öncesi sanatçılarımızdan biri tepki bildirisini okuyor. Seyircimiz bunu takdirle karşılıyor. Bizim seyircimiz artık bizim akrabamız gibi oldu. 5 yıl önce buradaki seyirci yüzde 52 civarındaydı. Şimdi yüzde 101 ile oynuyoruz. Seyircimizle akraba gibi haşır neşir olduk. Onlar bize oyun dışında da geliyor, oyunlarla ilgili görüşlerini de belirtiyor. Son yaptıklarımız ise seyirciden büyük bir takdir kazandı. Hangi kesimden olursa olsun, herkes bizim gibi düşünmek zorunda değil ama bizim düşüncemize uygun olmayanlar bile bunu takdirle karşıladı. Bu süreç bizim için çok önemli bir hale geldi."

 

Şehir Tiyatroları'nın İstanbul'u aşarak dünyaya açıldığını sözlerine ekleyen Efiloğlu, mayıs ayında Cemalettin Latiç'in "Gazi Hüsrev Bey" oyununu sahneleyeceklerini sözlerine ekledi.

 

Şehir Tiyatroları Müdürü Efiloğlu, İsrail'in başkentinin Kudüs olması yönünde ABD'nin aldığı karara tepki gösterdiklerini de söyleyerek, "Bütün bilboardlarda bunu duyurduk. Çünkü orası Mevla'nın insanlara emanet ettiği kutsal, ortak bir miras. Ne idüğü belirsiz insanların bu coğrafyada uluorta dolaşıp laf etmesi hakikaten Türk insanın hiç tahammül edemeyeceği bir olaydır. Çünkü biz daima doğrunun ve mazlumun yanında olmuşuz. Biz onlara sahip çıkmadığımızda, Suriye'deki veya Bosna'daki mazlumlara koşmazsak, o zaman bize kim koşacak? Bizim yapımız bu. Biz, değerler silsilesine sahip çıkarken hiçbir şeyi gözümüzden kaçırmayız. Kanımızın son damlasına kadar sanatçısı, siyasetçisi, cumhurbaşkanı, kim olursa olsun, gereken en sert tepkiyi gösteririz. Biz yurt dışına çok sık gidiyoruz. Bütün dünya şu anda Türkiye'yi izliyor." değerlendirmesinde bulundu.

 

 

AA

Aleksandrov Rus Kızılordu Korosu ve Dans Topluluğu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde 5-6 Mart'ta ....
Okunma Sayısı : 761   
3.3.2018 01:16:02

 

Aleksandrov Rus Kızılordu Korosu ve Dans Topluluğu, kuruluşunun 90. yılında İstanbullu sanatseverlerle buluşacak.

 

Topluluk, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde 5-6 Mart'ta Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda (CRR) sahne alacak.

 

İstanbul'da geçen yıl nisan ayında verdiği konserde yorumladığı "10. Yıl Marşı", "Mehter Marşı Ceddin Deden" ve "Çanakkale Türküsü" ile büyük beğeni kazanan topluluğun repertuvarında 2 binin üzerinde eser bulunuyor.

 

Kızılordu Merkez Evinde 1928'de kurulan koro, ilk gösterisini aynı yıl savaş şartlarındaki askerler ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği halklarına moral vermek amacıyla gerçekleştirdi.

 

AA

Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi
Okunma Sayısı : 435   
28.2.2018 22:20:01

 

Osmanlı Devleti'nce 18. yüzyılın başlarında doğu sınırlarının korunması için inşa edilen ve 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında 5 Temmuz 1828 tarihinde, Rus General Paskeviç komutasındaki 5 tugaydan oluşan 14 bin kişilik Rus kuvvetlerinin 70 top ve 20 bin mermilik mühimmatla gece baskını yaptığı "Büyük Tabya"da 500 asker şehit edildi.

 

 

Tabyaları düşürüp Kars Kalesi'ni ele geçiren Rusların da 4 bin kayıp verdiği saldırı sonrası yerli ve yabancı kayıtlara "Kanlı Tabya" olarak geçen tarihi tabya, yaklaşık bir ay önce "Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi" olarak düzenlenip ziyarete açıldı.

 

Türkiye'deki üç interaktif müze arasında yer alan "Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi", Sarıkamış Harekatı'nın canlandırılması, donan askerlerin buğulu camdan gösterilmesi ziyaretçilerini duygulandırıyor.

 

Ziyaretçilerine tarihte yolculuk yaptıran balmumu heykellerin yanı sıra müze girişindeki aynalar vasıtasıyla şehit askerlerin sonsuza kadar anılması amacıyla çarıkları üzerine konulan ışıklarla görsel oluşturulan müzeyi son bir ayda 5 bin 970 kişi ziyaret etti.

 

Kars Müze Müdürü Necmettin Alp, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kars'a ikinci müzeyi kazandırmanın heyecanını yaşadıklarını söyledi.

 

Müzenin resmi olarak açılmasıyla çok sayıda yerli ve yabancı turisti ağırladıklarını ifade eden Alp, şu bilgileri paylaştı:

 

"Müzemize çok yoğun ilgi var. Kars Valisi Rahmi Doğan'ın Kars'taki kültür varlıkları ve turizme yönelik yaptırdığı çalışmaların semeresi alınmaya başlandı. Doğu Ekspresi yoluyla Kars'a müthiş turist sirkülasyonu var. Arkeoloji müzesine 6 ayda gelen ziyaretçi sayısına bir ayda ulaşıyoruz. Son bir ayda müzemizi gezen ziyaretçi sayısı 5 bin 970 kişi. Aynı rakamlar arkeoloji müzemiz, Ani Örenyeri için geçerli. Bir önceki yılda 6-7 ayda ulaşamadığımız ziyaretçi sayılarına bu sene şimdiden ulaştık. Bu sirkülasyon devam ederse yıllık ziyaretçi sayımız her müze için 30-40 bini geçecek."

 

"Tüyleriniz diken diken oluyor"

İstanbul'dan Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesine gelen Leman Banu Orbay da ilk defa geldiği Kars'ı çok beğendiğini söyleyerek, "Kars'a gezmeye geldim, bu müzeden çok etkilendim. Burası, Osmanlı ve Kurtuluş Savaşı döneminde yaşananları insana hissettiriyor. Müzede hem tarih hakkında bilgi alıyorsunuz hem de o günleri hissettiğiniz için tüyleriniz diken diken oluyor. Burayı herkesin görmesini tavsiye ediyorum." dedi.

 

Ziyaretçilerden Osman Nuri Özpekel de müzeyi gezerken çok duygulandığını anlatarak, "Bu müzeyi gezince kemiklerim bir kez daha sızladı." ifadesini kullandı.

 

AA


164 tane Haberden 81 - 100 arası gösteriliyor
Sayfalar :1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9Geri · İleri
Sayfalar
Anketler
Turizm'de sorunlarımız nelerdir?