Edirne'de geleneksel el sanatları ustası 64 yaşındaki Rezzan Gökalp, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca "kırkyama" dalında Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcıları Listesi'ne alındı
Okunma Sayısı : 618   
26.2.2018 23:22:51

 

 

Edirne'de geleneksel el sanatları ustası 64 yaşındaki Gökalp, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca "kırkyama" dalında Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcıları Listesi'ne (SOKÜM) alındı.

 

 

Gökalp, Orta Asya'da günümüze gelen ve bir dönem yoksul kesimin giyim ihtiyacını karşılaması için bez parçalarının bir araya getirilerek değişik şekillerle dikilmesi sonucu ortaya çıkan sanatı, gelecek nesillere aktarmak için çalışmalar yapmayı sürdürüyor.

 

Emekliliğini kırkyama uğraşına adadığını anlatan Gökalp, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu sanatın yüzyıllar öncesinden günümüze geldiğini söyledi.

 

Kırkyamanın yokluktan ve ihtiyaçlardan doğduğunu belirten Gökalp, "Kırkyamanın doğuşu bir el sanatı olarak başlamadı. Dikiş artığı kumaşlar ya da giysilerin yıpranmayan yerleri biriktirilmiş. Bunlardan da ihtiyaca yönelik yeniden eşyalar üretilmiş. Yokluktan bir sanat doğmuş. Savaşların olduğu yıllarda paltolar, yorganlar yapılmış." diye konuştu.

 

Gökalp, kırkyamanın sonraları el sanatı olarak ön plana çıktığını anlatarak, şunları kaydetti:

 

Daha sonraki yıllarda ise küçük parçalar şeklinde kesilen kumaşlar birleştirilerek zamanla figürlere, yıldız, güneş ve ay şekillerine dönüştü. Hemen hemen her evde bir kırkyama ürünü vardır. Özellikle seccadeler. Evimde eşimin babaannesi tarafından yapılan 90 yıllık bir kırkyama namazlık bulunuyor. Yastıklar, minderler ve yorganlar dikilmiş. Bugün Topkapı Sarayı'nda kırkyama usulü bir yorgan sergilenmektedir. Son yıllarda kırkyama gerek Amerika'da gerek Avrupa'da bir sanayi haline dönüştü. Bu alanda çeşitli fuarlar düzenleniyor. Kırkyamayı yorganlamada kullanmak için dikiş makineleri üretildi. Türkiye'de henüz sanayileşmedi, küçük sanat dalı olarak devam ediyor. Ben de elimden geldiği kadar yaymaya ve genç nesillere bu sanatı öğretmeye çalışıyorum.

 

 

Kırkyamayı 20 yıldır yaptığını ifade eden Gökalp, "Yaptığım ürünlerle katıldığım etkinlikten sonra başvuruda bulunmuştuk, geçen ay bakanlığımızca Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcıları Listesi'ne dahil edildim, çok mutlu oldum. Tamamı el çalışması olan el sanatından senede iki ya da üç parça nadir eserler çıkartıyorum." dedi.

 

AA

TAV Havalimanları'nın cirosu 1 milyar 143 milyon avroya ulaştı
Okunma Sayısı : 431   
21.2.2018 20:36:59

TAV Havalimanları'nın cirosu geçen yıl 2016'ya göre yüzde 3 artarak 1 milyar 143 milyon avroya ulaştı.

 

Şirketten yapılan açıklamaya göre, TAV Havalimanları'nın 2017'de hizmet verdiği yolcu sayısı, önceki yıla göre yüzde 10 artarak 115 milyon oldu. Şirket aynı dönemde cirosunu yüzde 3 artırarak 1 milyar 143 milyon avroya yükseltti.

 

Söz konusu dönemde şirket SGK, vergi ve kira olarak devlete toplam 2 milyar TL ödeme gerçekleştirdi.

 

2017’de hızlı bir toparlanma ve büyüme ivmesi yakaladık


Açıklamada konuya ilişkin görüşlerine yer verilen TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Sani Şener, 2017'de cirolarının yüzde 3 artarak 1 milyar 143 milyon avroya ulaştığını ifade ederek, şunları kaydetti:

 

Maliyet kontrolü ve olumlu koşullar sayesinde FAVÖK yüzde 13 artışla 519 milyon avroya ulaştı. Seneyi İstanbul şehir çıkışlı dış hat yolcusunda yüzde 9 büyüme ve İstanbul toplam dış hat yolcusunda yüzde 7 büyüme ile kapadık. Net karımız yüzde 37 artışla 175 milyon avroya ulaştı. Yolcu artışının beklentilerimizin üstünde gerçekleşmesi nedeniyle, kamuya açıkladığımız beklentilerimizi sene ortasında revize ettik. Yıl sonuna geldiğimizde de bütün beklentilerimize ulaştık ya da beklentilerimizden daha iyi bir performans gösterdik. Hem ülkemiz, hem havacılık sektörü hem de şirketimiz için zor geçen bir 2016 yılının ardından 2017’de hızlı bir toparlanma ve büyüme ivmesi yakaladık.

 

2018 kar beklentisi çift haneli artış


Şener, 2018'de de yolcu büyümesi açısından kuvvetli bir yıl öngördüklerini aktararak, İstanbul Atatürk Havalimanı'nın tüm sene açık kalacağını varsayarak toplam yolcu sayılarında yüzde 10-12, Atatürk Havalimanı dış hat yolcu sayısında yüzde 6-8 ve İstanbul şehir çıkışlı dış hat yolcu sayısında yüzde 9-11 arasında artış beklediklerini bildirdi.

 

Kur varsayımları dahilinde yüzde 2-4 arası ciro büyümesi, yüzde 5-7 arası FAVÖK büyümesi, çift haneli net kar artışı ve 80 milyon avro tutarında yatırım harcaması beklentilerinin olduğunu aktaran Şener, "Tüm hissedarlarımıza, çalışanlarımıza ve iş ortaklarımıza Türkiye'nin küresel markalarından birini yaratmak konusundaki emekleri için teşekkür ederim. Türkiye'de geliştirdiğimiz dünya standartlarındaki bilgi birikimiyle tüm dünyada gururla hizmet etmeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

 

AA

Türkiye'de bir ilk: 'Tohumluk Üretim ve Pazarlama Hakkı' ihale yoluyla satışta
Okunma Sayısı : 395   
17.2.2018 12:15:46

Niğde'de, 2005 yılından bu yana yürütülen ıslah çalışmalarının ardından tescillenen tohumluk 8 yerli patates çeşidinden 4'ü ihaleyle satışa sunulacak.

 

Niğde’de yerli ve milli tohum üretilmesi amacıyla 2005 yılında başlatılan ıslah çalışmalarının sonunda "Onaran 2015", "Nam", "Nahita", "Ünlenen", "Leventbey", "Muratbey", "Çağrı" ve "Fatih" adıyla 8 adet yerli tohumluk patates çeşidi tescil edildi. Tescillenen yemeklik patateslerden "Onaran 2015", "Nam", "Nahita" ve "Ünlenen"'in 8 Mart'ta Patates Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde düzenlenecek ihaleyle satışı yapılacak.

 

İhaleye katılacak firmaların, bir tohumluk patates türünden en 480,2 ton üretmesi isteniyor.

 

Niğde Valisi Yılmaz Şimşek, Patates Araştırma Enstitüsü Müdürlüğüne giderek tescil edilen yerli patates çeşitlerini inceledi.

 

Enstitü Müdürü Uğur Pırlak'tan patatesler hakkında bilgi alan Şimşek, gazetecilere yaptığı açıklamada, geliştirilen yerli patates çeşitleri sayesinde üreticilerin ve ülkenin bu alanda dışa bağımlılıktan kurtulacağını söyledi.

 

Niğde'nin patates üretiminde Türkiye'de 1. sırada yer aldığını ancak en önemli sorunun yerli tohum olduğunu dile getiren Şimşek, şunları kaydetti:

 

Patates, dünyada ve ülkemizde üretimi yapılan önemli tarımsal ürünlerden birisidir. Tarım kenti Niğde'nin ekonomisine büyük bir katkı sağlayan ve çiftçilerimizin büyük çoğunluğunun geçim kaynağını oluşturan patates üretiminde en önemli girdi tohumluk. Patates tohumluğunda büyük oranda dışa bağımlı olmamız, üretimde yerli çeşitlerimizin olmaması problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sorunun çözümü için Patates Araştırma Enstitüsü Müdürlüğümüzce 2005 yılından bu yana yürütülen ıslah çalışmaları neticesinde 8 adet yerli patates çeşidi tescil edilmiştir. Tescil edilen 8 adet yerli patates çeşidinden ilk etapta 4'ü Türkiye’de bir ilk olarak 'Tohumluk Üretim ve Pazarlama Hakkı' ihale yoluyla satışa çıkartılmıştır. Satış ihalesinden sonra bu ürünlerimiz ihaleyi alan firma tarafından üretilecek daha sonra da üreticilerimizin istifadesine sunulacaktır.

 

Bu sürecin yaklaşık 3 yıl süreceğini aktaran Şimşek, "Bu şekilde üreticilerimiz yerli ve milli tohumlara kavuşmuş olacak. Üreticilerimiz ve ülkemiz dışa bağımlılıktan kurtulmuş olacak. Geliştirilen yerli patates çeşitlerimizin ülkemiz tarımına ve tüm üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Ayrıca yaptıkları çalışmalardan dolayı enstitümüzdeki tüm personelimize emek ve gayretleri için teşekkür ediyorum." diye konuştu.

 

AA

Ekonomistler, ocak ayı enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu
Okunma Sayısı : 424   
5.2.2018 14:03:48

Enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan AA Finans Analisti ve ekonomist Haluk Bürümcekçi, ocak ayında TÜFE'nin yüzde 1,02 artışla yüzde 1,28 artış yönündeki piyasa beklentisinin altında gerçekleştiğini kaydetti.

 

Bürümcekçi, "Geçen yıl ocakta yüzde 2,46 artış olurken, 2003 yılı bazlı endeksin ocak ayları tarihsel ortalaması ise yüzde 1,13 artışla bu yıl için lehte baz etkisi olduğuna işaret ediyordu. Enflasyonun geçen yıla göre düşük gelmesinde ise gıda fiyatlarının bu yıl sınırlı artmasının etkisi belirgin oldu. Gıda ve enerji dışı diğer gruplarda ise fiyat artışlarının devam ettiği izlendi." ifadelerini kullandı.

 

Enerji grubunda artışın yüzde 2,4 ile geçen yılın altında gerçekleştiğini kaydeden Bürümcekçi, mobilya ve ev aletleri ile kurlara hassas olan diğer gruplarda fiyat artışlarının devam etmesinin ise düşüşü sınırladığını söyledi.

 

Manşet enflasyon nisan sonuna kadar gerileyecek

Haluk Bürümcekçi, gelecek dönemin seyri açısından gıda fiyatlarının belirsizliği ve oynaklığı dışında ham petrol ve diğer emtia fiyatlarının görünümü, döviz kuru hareketleri ve kamu fiyat/vergi ayarlamalarının enflasyon üzerindeki risklerin yönünü belirleyeceğini ancak enflasyonun seyri açısından döviz kurlarının daha önemli belirleyici olmaya devam edeceğini düşündüğünü ifade ederek, şunları kaydetti:

 

"Ocak ayı ortalamasında kur sepeti bazında yüzde 0,4 civarı gerileme olması ve son durum itibarıyla bir yıllık dönemde değer kaybının yüzde 8 düzeyine yavaşlaması, kurlardan fiyatlara geçiş riskinin azalmaya başladığı anlamına gelmektedir. Ayrıca, manşet enflasyonda baz etkisi nisan sonuna kadar olan dönemde lehte olacaktır. Söz konusu dönemde 2017 yılı aylık gerçekleşmelerinin uzun dönem ortalamalarının çok üzerinde olması potansiyel olarak ocak sonuna göre 1 puan daha düşüş imkanı vermektedir. Ancak bu potansiyelin ne ölçüde realize olacağı büyük ölçüde kurlar ve gıda fiyatlarının seyrine bağlı olacaktır."

 

Kalıcı tek hane için biraz daha zaman var


Halk Yatırım Araştırma Direktörü Banu Kıvci Tokalı da , çekirdek enflasyonda yıllık bazda sınırlı düşüş yaşansa da bunun olumlu olduğuna işaret ederek, "Ancak manşet enflasyonda yıllık orandaki düşüş önümüzdeki dönemde ivme kaybedecek. Kalıcı tek hane için biraz daha zaman var. Son dönemde artan normalleşme baskısının seyri de özellikle kur etkisi açısından belirleyici olacak." diye konuştu.

 

Yıl sonu tahminimiz yüzde 10 seviyesinde

İş Yatırım Araştırma Bölüm Yönetmeni Muammer Kömürcüoğlu ise, çekirdek enflasyonda henüz bir düzeltme olmadığını ve yıllık çekirdek enflasyonun manşet enflasyonun üzerinde kalmaya devam ettiğini, burada kur geçişkenliğinin gecikmeli etkisi ve iç talepteki güçlü seyrin etkisinin görüldüğünü belirterek, şunları kaydetti:

 

Beklentilerin altında gelen enflasyon sonrasında kur ve tahvil piyasasında olumlu bir tepki olsa da çekirdek göstergelerde görünümün halen olumsuz olması, piyasa tepkisinin kısa soluklu ve sınırlı olmasına neden olacaktır. İç talepteki güçlü seyrin devam etmesi ve son dönemde yağışların mevsim normallerinin altında kalması sebebiyle artan kuraklık riski ve petrol fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle yılın kalanında enflasyonun çift hanede seyretmesini bekliyoruz. Yıl sonu tahminimiz yüzde 10 seviyesinde.

 

 

AA

Devlet desteğiyle kurulan tesiste ihracat başarısı
Okunma Sayısı : 562   
30.1.2018 05:03:12

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme AB projesi doğrultusunda yüzde 50'lik hibe alınarak açılışı gerçekleştirilen su ürünleri işletme, depolama ve soğuk hava tesisi fabrikasının bölge genelinde en önemli balık dondurma, işleme ve ihracat merkezi haline geldiği ifade edilirken, işletme sayesinde şimdilerde yaklaşık olarak 5 milyon lira değerinde ihracat yapıldığı belirlendi.

 

Bu Yıl Hedef 10 Milyon Lira İhracat


Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Avrupa Birliği Projesi sayesinde Mersin'de kurulan su ürünleri işletme, depolama ve soğuk hava tesisi fabrikası Çukurovalıların yüzünü güldürürken fabrika müdürü Murat Şeker açıklamasında, bu sene içerisinde belirlenen hedefler doğrultusunda en az 10 milyon liralık ihracat yapmak istediklerini söyledi.

 

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) üyesi Kainat Su Ürünleri İşletme, Depolama ve Soğuk Hava Tesisi Fabrikası bölge halkının başlıca geçim kaynakları arasına girerken bir işleme ve ihracat merkezi halini de aldı. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Avrupa Birliği Projesi kapsamında fabrikanın yapımı ile beraber ekipman giderlerinin yüzde 50'lik bölümü hibe ile karşılanmış ve 3 sene gibi bir zaman zarfı içerisinde buradan 5 milyon liralık ihracat rakamlarına ulaşılmıştı. 

 

15 Kişi İstihdam Ediliyor

 


Proje ile birlikte fabrikanın işleyişi konusunda bilgiler aktaran şirket ortaklarından Bekir Barıcı, fabrikanın 4 bin metrekarelik alan üstünde 2 bin 100 metrelik kapalı alanı bulunduğu belirtti. Bakırcı fabrikanın geniş bir alana hitap ettiğini belirterek iç piyasa, ihracat ve transit faaliyetlerini sürdürmelerinin yanı sıra istihdam sağladıklarını da sözlerine ekledi.

 

Fabrika Müdürü Murat Şeker de bu sene hedeflerini yeniden çizdiklerini ifade ederek transit ticaret olarak bu rakamların 20 milyon lira civarında olabileceğine dikkat çekti.

 

 

TCMB Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım ihaleleri
Okunma Sayısı : 458   
29.1.2018 23:59:02

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB), Türk lirası (TL) uzlaşmalı vadeli döviz satım ihaleleri sonuçlandı.

 

TL uzlaşmalı 1 ay vadeli döviz satım ihalesine 314 milyon dolar teklif geldi. İhalede gerçekleşen tutar 150 milyon dolar olurken, ortalama fiyat 3,80289, en düşük fiyat 3,80190, en yüksek fiyat 3,80440 oldu. Teklif edilen ortalama fiyat ise 3,79734 olarak gerçekleşti.

 

TL uzlaşmalı 3 ay vadeli döviz satım ihalesine gelen teklif 187 milyon dolar oldu. İhalede gerçekleşen tutar 100 milyon dolar olurken, ortalama fiyat 3,87152, en düşük fiyat 3,86960, en yüksek fiyat 3,87320 oldu. Teklif edilen ortalama fiyat 3,86650 olarak gerçekleşti.

 

TL uzlaşmalı 6 ay vadeli döviz satım ihalesine ise 194 milyon dolar teklif geldi. İhalede gerçekleşen tutar 100 milyon dolar olurken, ortalama fiyat 3,97642, en düşük fiyat 3,97360, en yüksek fiyat 3,97830 oldu. Teklif edilen ortalama fiyat 3,97100 olarak gerçekleşti.

 

AA

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Söylediklerinizin hiçbiri tutmuyor, yanlış yoldasınız
Okunma Sayısı : 510   
18.11.2017 00:16:30

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezindeki Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, faizlerin düşürülmesi gerektiğini dile getirdi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması şöyle;

 

"Faizin sebep, enflasyonun netice olduğu kanaatindeyim." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu konuda beni anlamayanlar er veya geç anlayacaklar. Enflasyon şu bu gibi yani yok hıyarmış, yok salataymış, bunlardan kaynaklanan bir şey değil. Enflasyonu doğuran ana sebep faizdir. Bunu öğreneceksiniz. Bunu bütün gelişmeler teyit ediyor zaten. Bütün gerçekler bu istikamette ama hala bunu anlamayanlar, anlamak istemeyenler, hala bunu Batı'daki kafalarla çözmeye çalışanlar tabii ki bizi anlamazlar." ifadesini kullandı.

 

Erdoğan, "Bir şeyi anlamıyorlar, anlamadıkları şu; faiz lobisine çalışıyorsunuz başka bir şey yok. Faiz lobisi bunu düşürür mü? Tabii ki düşürmeyecek. Şu anda bu ülkede en çok kazanan hangi kurumlar, kimler? Banka sahipleri, finans sektörü, onlar götürüyor parayı. Peki yatırımlarda niye sıkıntımız var? Sen kalkıp da bu kadar yüksek faizle kredi vermeye kalkarsan tabii ki yatırımlar bu ülkede yürümez, durur. Olay bu. Ama hala bunu anlatamıyoruz. Bu konuda maalesef devletin bankaları dahi ciddi bir tutuculuk, ciddi bir muhafazakarlık içindedir." 

 

Faizi düşürdük, enflasyon tek haneliye geldi. Bakın faiz tekrar çıkmaya başladı, enflasyon da çift haneliye yine gidiyor." ifadesini kullanan Erdoğan, "Merkez Bankası diyor ki; 'Yıl sonu itibariyle şu olacak.' E ne oldu? Kaç kere revize ettiniz, söylediklerinizin hiçbiri tutmuyor, tutmaz. Yanlış yoldasınız. 'Merkez Bankalarının bağımsızlığı var, müdahale etmeyin.' Tamam, müdahale etmediğimiz için bu hale geliyor. Tablo ortada. diye konuştu. 

 

TRTHABER

Kültür Ekonomi'sinin geleceği...
Okunma Sayısı : 868   
10.11.2017 17:56:00

Prof. Dr. Faruk Şen başkanlığında Türk Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) tarafından yapılan Türkiye'de Kültür Ekonomisinin Boyutları" başlığıyla kitaplaştırıldı.

 

Branddaynet Prof. Dr. Faruk Şen'nin yayımladığı haber de: 21. yüzyılda üretim, dolaşıma sokulma ve tüketim süreçleri ile birlikte kültürün ve kültürel ürünlerin ekonomi ile sıkı bir bağ içinde olduğunu görürüz. Bu anlamda katma değeri giderek yükselen kültürün başat konumu toplumların gelişme süreçlerinde, salt kültürel ve manevi ve başka düzlemlerle sınırlı kalmamaktadır. Kültür ülke ekonomisi açısından da giderek önemi artan  bir halka olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu açıdan ekonomik bir güç olarak kabul edilen kültür ekonomisi AB ülkeleri, Avustralya ve Çin’de, diğer ülkelerde kültür kreatif ekonomisi sektörü olarak son yıllarda sistematik bir şekilde ölçülüp değerlendirilmektedir.

 

Maalesef Türkiye bu konuya yeteri kadar eğilmemiştir. Baktığınız zaman Türkiye’de kültür ekonomisi konusunda doğru dürüst hiçbir araştırmanın bugüne kadar yapılmadığı ortaya çıkmaktadır. Aynı gelişmeyi gastronomi ve spor ekonomileri konularında görmekteyiz.

 

Türkiye’de önemi her geçen gün artan gastronomi ekonomisi konusunda elle tutulan bir araştırmanın olmaması ve özellikle insanların hayatında önemli bir yer tutan futbol ekonomisinde de araştırmaların eksikliği ortaya çıkmaktadır.

 

TAVAK Araştırması Türkiye'de Bir İlk

 

Bu açıdan TAVAK Vakfı olarak, Türkiye’de bugüne kadar ölçülmemiş bu üç sektörün ölçülmesi konusunda ciddi adımlar atıldı. TAVAK’ın araştırması sonucunda, Türkiye’deki kültür kreatif endüstri için tasarlanan 13 ana sektörü ve endüstri dalları altında kümelenen 53 sektörü içeren araştırmalar, bir şema çerçevesinde yapılmıştır. TÜİK’in, SGK’nın veri tabanlarından yola çıkılarak kültür sektörüne yönelik tüm diğer veriler de elde edilmiştir. 13 ana endüstri altında toplanan kültür ekonomisi daha sonra 53 alt sektöre de bölünmüştür. Ana endüstri dalı ve alt sektör dallarını şöyle özetleyebiliriz.

 

1. Yayıncılık Endüstrisi

2. Film Endüstrisi

3. Görsel, işitsel yayıncılık

4. Müzik Endüstrisi

5. Sahne sanatları, görsel ve plastik sanatlar

6. Müzeler

7. Galeriler

8. Kültür malzemelerinin perakende ticareti

9. Mimari

10. Dizayn endüstrisi

11. Modern yaratıcılık endüstrisi

12. Spor ekonomisi

13. Gastronomi ekonomisi (Özellikle kültürel boyutlar
ele alınmıştır.)

 

Kültür (Kreatif) ekonomisinin ekonomik boyutlarına geldiğimizde, ilginç sayılar ortaya çıkmaktadır. Almanya’da 2014 yılında enerji sektöründen sonra ikinci büyük sektör olarak ortaya çıkan kültür ekonomisinin boyutları 64 milyar euro sınırını geçmektedir. Bu, İngiltere’de 51.3 milyar euro, Fransa’da ise 43.4 milyar eurodur. Tüm 510 milyonluk nüfusu ile Avrupa Birliği içinde kültür ekonomisinin toplam büyüklüğünün boyutu 535.9 milyar euroluk bir ciroya erişmiştir. Bu da AB GSMH’nın yüzde 4.2’sini oluşturmaktadır.

 

Türkiye’de kültür kreatif sektörünün payı GSMH’nın % 64’ü

 

Türkiye’de kültür kreatif ekonomisi sektörünün milli ekonomi içindeki büyüklüğü,  başka bir deyişle ülkede üretilen mal ve hizmet toplama anlamına gelen milli gelir içinde kültürün payının saptanması yolundaki bir araştırmayı, bugüne kadar hiçbir resmi kuruluş veya akademik çevre yapmamıştır. TAVAK’ın kendi olanakları ile yaptığı bu araştırmaya göre, Türkiye’de kültür ekonomisinin boyutları 2011 yılında 46.1 milyar dolar olmuştur. Bu da GSMH’nın yüzde 6’sını oluşturmuştur. 2015 yılında yapılan araştırmada 125.07 milyar liraya kadar yükselen kültür ekonomisinin boyutları, Türk parasının dolar karşısındaki kayıpları nedeniyle 47.64 milyar dolar olmuştur. Bu da GSMH’nın yüzde 6.4’ünü oluşturmuş bulunmaktadır.

 

Bu konunun daha ciddi bir biçimde ele alınıp, özellikle son yıllarda kültür ürünlerinin ihracatının da geliştiği Türkiye’de ihracat gelirlerinin getirisini tespit eden bu araştırma, bu yönde yapılan ilk araştırmadır. Ve bundan sonra yapılacak araştırmalara ışık tutmaktadır.

 

KAYNAK BRANDDAY.NET


 

Türkiye'de Kültür Ekonomisinin Boyutları kitap bir tık yakınınızda 

 
 

 

Türkiye'de Kültür Ekonomisinin Boyutları kitap bir tık yakınınızda 

 


 

Yeni Şafak gazatesinden Seray Şahinler Demir adıyla yayımlana haber: Türk Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) Türkiye'deki kültür ekonomisinin haritasını çıkardı. Prof. Dr. Faruk Şen başkanlığındaki vakfın titiz araştırmaları sonucunda elde edilen veriler "Türkiye'de Kültür Ekonomisinin Boyutları" başlığıyla kitaplaştırıldı. Kaynak Yayınları'ndan çıkan kitapta milli gelirden yola çıkarak kültüre yapılan harcamalar ve sektörün büyüklüğü gözler önüne seriliyor.

 

13 BÖLÜMDE İNCELENDİ

Çalışmada, yayıncılık, film, görsel-işitsel, müzik, sahne sanatları, müzeler ve galeriler başta olmak üzere 13 ana endüstri dalında, 53 alt sektörle ölçüldü. Türkiye'de en çok belediyelerin kültüre para harcadığının altını çizen Şen, "Kültür ekonomisinde en fazla para harcayan kurumların başında belediyeler geliyor. Nicelik olarak veriler memnun edici. Ama nitelik olarak da bakmak lazım. Devletin bir politika olarak bunun üzerinde durması lazım" şeklinde konuştu.

 

AB'DEN GERİDE DEĞİLİZ

Türkiye'de ölçülmemiş 5 sektörden birisinin kültür ekonomisi olduğunu belirten Şen, "Kültür ekonomisi dediğiniz zaman yılda kültüre harcanan paralar, yapılan yatırımlar, hane halkı harcamaları ve kültürün net ihracatının getirisi hesaplanır. Bunun Türkiye'deki yansımasını ölçümledik" diye konuştu. Şen şunları kaydetti: "2015'de 718 milyar dolarlık Gayri Safi Milli Hasılamız vardı. Kültür ekonomisi bunun yüzde 6.4'ü. Yani 47.6 milyarlık bir para dönüyor. Bu alanda en fazla para Almanya'da döner, o da yüzde 8.9'dur. Yani baktığınızda bizden çok fazla değil. Bu tabloya göre AB genelindeki ortalamanın üzerindeyiz. Onların GSMH bizden çok yüksek ama yine de bu veriler memnun edici. Türkiye kültüre para harcayan bir ülke."

 


ÜRETİME DESTEK ŞART!

Şen, raporla birlikte AB'ye hazırlanan Türkiye'nin, kültür ekonomisinin boyutlarına ağırlık vermesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu: "Kültür Bakanlığı bundan kaliteli kültür üretenlere destek vermeli. Televizyonlar da kaliteli yapımların peşine düşümeli. Diyanet kültüre daha fazla para harcayabilir. Özel tiyatrolara özellikle turne başına para verilmeli. Film sektöründe teşvikler eşe dosta göre değil, niteliğe bakarak verilmeli. Yayınevleri zorda. Kitap tüketimi fuarlarda yapılıyor. Kitaplara teşvik verilmeli ki insanlar daha çok okusun. HABERİ DEVAMI....

 

DERLEME HABER GALATA KÜLTÜR EKİBİ

122 MİLYON AVROLUK HİBEYE 306 PROJE BAŞVURUSU
Okunma Sayısı : 1141   
25.10.2017 12:47:12

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) 122 milyon avroluk hibesine Türkiye genelinde toplam yatırım tutarı 1 milyar 200 milyon liralık 306 proje başvurusu yapıldı.

 

Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Aracı (IPARD) II Programı kapsamında "Tarım ve Balıkçılık Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması ile İlgili Fiziki Varlıklara Yönelik Yatırımlar Tedbiri"nden 12 Haziran'da 2. başvuru çağrı ilanına çıkıldı. İlanın ardından 6 Eylül-13 Ekim'de il koordinatörlüklerinde proje başvuru ve kabul işlemleri gerçekleştirildi.

 

TKDK destekleri kapsamındaki 122 milyon avroluk hibeye Türkiye genelinde toplam yatırım tutarı 1 milyar 200 milyon liralık 306 proje başvurusu yapıldı. Projelerin toplam destek tutarı ise 563 milyon liraya karşılık geliyor. 176 yeni ve 130 mevcut işletme için proje sunan yatırımcılar arasında 34 kadın girişimci de bulunuyor.

 

Mersin birinci sırada 

Proje başvurusunda toplam yatırım tutarı 142 milyon liralık 35 projeyle Mersin birinci sırada yer aldı.

 

Isparta 31, Konya 21, Afyonkarahisar 19 ve Ankara 14 projeyle Mersin'i takip ederek ilk 5 şehir arasına girdi. Mersin'in 35 projesinin toplam destek tutarı ise 65 milyon liraya tekabül ediyor. Mersin'de 27 yeni, 8 mevcut işletme için sunulan projeler içerisinde en çok başvuru 30 projeyle meyve ve sebze ürünlerinin işlenmesi ile pazarlanmasına yönelik gerçekleşti.

 

En çok başvuru meyve ve sebze ürünleri sektörüne

Sektörler bazında değerlendirildiğinde ise Türkiye genelinde de en çok başvuru 164 projeyle meyve ve sebze ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasına yönelik yapılması planlanan yatırımlar için alındı. Süt ve süt ürünlerine 86, kırmızı et ve et ürünlerine 36, su ürünlerine 14 ve kanatlı eti ve et ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasına yönelik ise 6 proje başvurusu yapıldı.

 

İncelemelerin ardından uygun bulunan başvuru sahipleriyle süt ve süt ürünleri, kırmızı et ve et ürünleri, kanatlı eti ve et ürünleri, su ürünleriyle meyve ve sebze ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasına yönelik yüzde 50 hibeyle desteklenecek projelerin sözleşme imzalama süreci başlatılacak.

 

42 şehir destekleme kapsamında

Destekleme kapsamında Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Ardahan, Aydın, Balıkesir, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Hatay, Isparta, Kahramanmaraş, Karaman, Kars, Kastamonu, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muş, Nevşehir, Ordu, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tokat, Trabzon, Uşak, Van ve Yozgat olmak üzere 42 şehir bulunuyor.

 

240 milyon avroluk 3. başvuru çağrı ilanı hazırlığı

Bu arada kasım veya aralık gibi tarımsal işletmelerin fiziki varlıklarına yönelik yatırımlar için 165 milyon avro, çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi ve iş geliştirme sektörlerine yönelik yatırımlar (arıcılık, tıbbi ve aromatik bitkiler, yöresel gıda ve el sanatları, kırsal turizm, su ürünleri, makine parkları ve yenilenebilir enerji sektörleri) için ise 75 milyon avro olmak üzere toplam 240 milyon avroluk 3. başvuru çağrı ilanına çıkılması planlanıyor.

 

TKDK Başkanı Antalyalı

TKDK Başkanı Dr. Ahmet Antalyalı ise başvuru sayısındaki ilginin kendilerini mutlu ettiğini belirterek, Ardahan'dan Manisa'ya kadar başvuru aldıklarını söyledi.

 

Antalyalı, kırsal kalkınmayı gerçekleştirmek için ekiplerinin yurdun dört bir yanında sahada olduğunu ifade etti.

İş dünyasının gözü Erdoğan'ın Polonya ziyaretinde
Okunma Sayısı : 1254   
15.10.2017 21:45:05

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 16-17 Ekim'de bakanlar ve iş adamlarıyla Polonya'ya gerçekleştirileceği ziyaretin, iki ülke arasındaki ticari ilişkileri daha da güçlendirmesi bekleniyor.


Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Polonya İş Konseyi Başkanı Kemal Güleryüz, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Polonya'nın Türkiye için Orta Avrupa'daki en önemli ticaret ortağı konumunda olduğunu söyledi.

 

Polonya'da yerleşik Türk firmalarından birçoğunun tekstil-giyim, gayrimenkul, perakende ve toptancılık sektöründe faaliyet gösterdiğini anlatan Güleryüz, şöyle devam etti:

 

"Polonya'da konut projeleri, telekomünikasyon, otel, hastane ve iş merkezi gibi büyük ölçekli inşaat projelerinde önemli fırsatlar bulunuyor. AB kaynaklarından Polonya'ya 2020 yılına kadar tahsis edilen mali desteklerin bir kısmı da insan kaynakları, teknolojik yenilik geliştirme, çevre koruma ve tarımın modernizasyonu için kullanılacak. Ülkedeki bu tip yenileme ve geliştirme faaliyetleri Türk firmaları açısından önemli fırsatlar oluşturmaktadır."

 

Türkiye'nin hedefleri Polonya için fırsat
Polonya-Türkiye İş Konseyi ​Eşbaşkanı Dariusz Oleszczuk da Türkiye ekonomisinin dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olduğunu, bunun da Polonyalı iş adamları için fırsat oluşturduğunu söyledi.

 

Yapılan değerlendirmelerin, Türk ekonomisinin gelecek dönemde yılda en az 3-4 aralığında istikrarlı bir büyüme göstereceği yönünde olduğunu vurgulayan Oleszczuk, şöyle konuştu:

"Türkiye dünyanın en büyük 20 ekonomisinden birine sahip ve 2023 yılına kadar ilk 10'a girme hedefi var. Bu hedef ihracatın büyütülmesi ve yabancı ortaklarla iş birliğine dayanıyor. Bu durum, Polonya'daki firmalara da önemli fırsatlar sunacak. Polonya-Türkiye ticareti oldukça hızlı bir şekilde büyüyor. Uzmanlar, söz konusu ticaretin yakın zamanda 10 milyar avroya ulaşmasının mümkün olduğunu söylüyor." 

 

A.A.

Borsa İstanbul yükselişe devam ediyor
Okunma Sayısı : 932   
13.10.2017 00:59:58

Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 2,04 yükselişle 105.932,25 puandan tamamladı.


BIST 100 endeksi, önceki kapanışa göre 2.116,20 puan artarken, toplam işlem hacmi 5,2 milyar lira düzeyinde gerçekleşti. Bankacılık endeksi yüzde 1,68, holding endeksi yüzde 1,67 değer kazandı. Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 4,15 ile metal ana sanayi, en çok gerileyen ise yüzde 0,17 ile madencilik oldu.


Güne alıcılı başlayan ve dünkü yükseliş eğilimini sürdüren BIST 100 endeksi, özellikle banka hisselerinde yoğunlaşan alımlarla 106.000 sınırına kadar yükseldi ve günü analistlerin direnç olarak nitelendirdikleri 105.500 puanın üzerinde tamamladı.


Analistler yarın Almanya'da ve ABD'de enflasyon verileri ile ABD Merkez Bankası (Fed) üyelerinin konuşmalarının takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 107.500 puanın direnç, 102.500 seviyesinin ise destek konumunda olduğunu dile getirdi.

 

A.A

Devletin düve alım desteği yetiştiriciyi sevindirdi
Okunma Sayısı : 1011   
8.10.2017 16:16:15

Türkiye'de, hayvan ihtiyacının yurt içinden karşılanması amacıyla başlatılan ve 31 ili kapsayan bir uygulamayla, hayvan kayıt sistemi TÜRKVET'e kayıtlı sığır işletmesi olan yetiştiricilere, en az 20, en fazla 200 baş düve alım bedelinin yüzde 30'u hibe olarak verileceği bildirildi.

 

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkan Yardımcısı Yunus Baydar, Anadolu Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca hayvan ihtiyacının yurt içinden karşılanması amacıyla üretici için destek amaçlı uygulama başlattığını anımsattı.

 

Bu uygulama ile yetiştiricilere düve alım desteği verileceğini bildiren Baydar, bakanlığın yaptığı ve 31 ili kapsayacak olan söz konusu desteğin, üreticiye önemli katkı sağlayacağına işaret etti.

 

Baydar, bu desteğin hayvancılık açısından çok önemli olduğunun altını çizerek, "Damızlık düve desteği verilecek olan ve mera hayvancılığı yapılan bu illerde zaten bakanlığın bir kısım destekleri var. Örneğin Ardahan ve diğer bazı illerde buzağı destekleri mevcut. Bu bölgelerimizde Simental ırkını, yani etçil ırkları yaygınlaştırmak istiyoruz. Bu açıdan baktığımızda düve alımı desteklemesi önemli bir kalem. Bizler olumlu görüyoruz." dedi.

 

Söz konusu destekten yararlanılabilmesi için müracaatların bir süre önce başladığını ve 10 Ekim'de sona ereceğini belirten Baydar, çok sayıda üreticinin destekten yararlanması için birlik olarak üreticiye destek verdiklerini kaydetti.

 

Baydar, yetiştiricilerin düve alım talebinin en az 20, en fazla 200 baştan oluşacağını belirterek, "Bu talepler 22 Kasım'dan itibaren değerlendirmeye alınacak. Değerlendirmelerden sonra ocak ayında ise hayvanların temini ve hibe ödemeleri gerçekleşecek. Bakanlığın belirlediği hibe oranı birim fiyatları üzerinde yüzde 30 olarak gerçekleşecek." ifadelerini kullandı.

 

Üreticinin, talebini TİGEM, Tarım Kredi Kooperatifleri, Üretici Merkez Birliği ve Gebe Düve Merkezlerinde karşılayabileceğini belirten Baydar, "Bu destek, özellikle Simental ve etçil hayvancılığın yaygınlaştırılması için önemli bir çalışma. Besi materyali yapan Doğu Anadolu'da da bu destek daha anlamlıdır. Belki tüm üreticilerimizin talebini bekleyemeyiz ama faaliyeti orta ölçekli olanların müracaat etmelerini isteriz." dedi.

 

Baydar, müracaatların il ve ilçe gıda tarım ve hayvancılık müdürlüklerince alındığını sözlerine ekledi.

 

"Çok iyi bir uygulama"

 

Hayvancılık yapan Ersin Ürker, damızlık düve desteğinin bölge hayvancılığı için olumlu bir destek olduğunu belirterek, "Aslında çok iyi bir uygulama. Henüz tam bilgi sahibi değilim. Yeterince bilgi sahibi olup, durumum el verirse ben de yararlanacağım." dedi.

 

Hibe desteği Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca yetiştirici bölgesi olarak belirlenen Ağrı, Ardahan, Artvin, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Çankırı, Çorum, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Gümüşhane, Iğdır, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Malatya, Muş, Ordu, Rize, Samsun, Sivas, Şırnak, Tokat, Trabzon, Tunceli, Van, Yozgat illerinin yanı sıra Şanlıurfa'da hayvan kayıt sistemi TÜRKVET’e kayıtlı sığır işletmelerini kapsıyor.

 

Söz konusu destek çerçevesinde bu illerdeki yetiştiricilere, en az 20 baş, en çok 200 baş düve alım bedelinin yüzde 30'u hibe olarak verilecek.

 

A.A

Moskova Borsasında Türk lirası dönemi başlıyor
Okunma Sayısı : 655   
6.10.2017 22:00:50

 

Moskova Borsasının 2018’de Türk lirası üzerinden işlemlere başlayacağı bildirildi.

Konuya ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulunan Moskova Borsası Döviz Ticareti Birimi Başkanı Dimitriy Piskulov, borsada Türk lirasının kullanılmasına yönelik fikrin, Rus ve Türk bankalar arasında yürütülen istişareler sonucunda geliştiğini söyledi.

 

İki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler nedeniyle Türk lirasına yönelik talep oluştuğuna işaret eden Piskulov, “Bu nedenle önümüzdeki yıl Türk lirasının Moskova Borsasında işlem görmeye başlayacağını düşünüyoruz.” diye konuştu.

 

Döviz ticaretinin politikadan bağımsız yürütüldüğünü anlatan Piskulov, “Örneğin Rus rublesi ve dolar arasında büyük hacimlerde ticaret devam ediyor.” dedi.

 

Moskova Borsasında halihazırda dolar, avro, İngiliz sterlini, İsviçre frankı, Hong Kong doları, Çin yuanı, Belarus rublesi ve Kazak tengesi üzerinden işlemler yapılıyor.

 

Moskova Borsasının Türk lirasının yanı sıra, Japon yeni üzerinden işlemlere de yakında başlaması bekleniyor.

 

A.A.

Rusya Türkiye'den domates ithalatı başlıyor
Okunma Sayısı : 577   
5.10.2017 04:52:58

 


Rusya Başbakan Yardımcısı Arkadiy Dvorkoviç, Türkiye’den yıllık 50 bin tona kadar domates ithalatına izin verilmesi için Rusya Tarım Bakanlığı’nın teklif yaptığını bildirdi.


Dvorkoviç, Anadolu Ajansı'nın medya sponsoru olduğu Rus Enerji Haftası Forumu’nda yaptığı açıklamada, Türkiye’den domates ithalatına yönelik teklifin Rusya Tarım Bakanlığı tarafından kendilerine iletildiğini söyledi.

 


Teklifin, yıllık 50 bin tona kadar domates ithalatını kapsadığını belirten Dvorkoviç, "İthalat, domatesin Rusya’daki yetiştirme sezonu haricini kapsıyor. Teklifte, ithalatın bu yılın sonundan itibaren, önümüzdeki yılın başına kadarlık dönemden bahsediliyor." dedi.

 


Rusya Tarım Bakanı Aleksandr Tkaçev de Rus devlet kanalı Rossiya 24’e verdiği mülakatta, Rus piyasasının Türk domatesine açılacağını ancak ithalat hacminin bu üründe düşük olacağını söyledi.

 

 

Türkiye ile Somali Tarım iş birliği anlaşması
Okunma Sayısı : 595   
4.10.2017 07:34:22

 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Somali bizim için çok önemlidir. İki dost, iki kardeş ülke olarak yaptığımız anlaşmanın hem tarım alanında hem de kardeşliğimizi geliştirme anlamında ciddi katkı sağlayacağına inanıyorum." dedi.

 


Fakıbaba, Bakanlıkta düzenlenen "Türkiye ile Somali Arasında Tarım Alanında İş birliğine İlişkin Mutabakat Zaptı İmza Töreni"ne katıldı.

 


İki ülke heyetlerinin 5 gündür teknik bağlamda görüşmeler yaptığına değinen Fakıbaba, "Sayın Cumhurbaşkanımız çok sefer Somali'yi ziyaret etmiştir. Somali bizim için çok önemlidir. İki dost, iki kardeş ülke olarak yaptığımız anlaşmanın hem tarım alanında hem de kardeşliğimizi geliştirme anlamında ciddi katkı sağlayacağına inanıyorum." ifadelerini kullandı.

 


Somali Tarım ve Kırsal Kalkınma Bakanı Said Hüseyin Iyd ise Somali Tarım Bakanlığının farklı birimlerinden oluşan bir heyetle Türkiye'ye geldiklerini belirterek, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve ilgili tüm birimlerle faydalı görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi.

 


Söz konusu görüşmeler neticesinde iki bakanlık arasında ciddi bir iş birliği için anlaşmaya vardıklarına dikkati çeken Iyd, "Projelerin genel kapsamını konuştuk. Eğitim, araştırma ve iki ülke arasında tarımsal ticaretin geliştirilmesi konularını ele aldık. İmzalayacağımız anlaşma protokolü iki ülke arasındaki harikulade iş birliğinin kapılarını bize açacak. Türkiye hükümeti Somali'ye yaptığı destek ve yardımlarla çok iyi bilinmekte. Somali halkı ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a çok minnettar." dedi.

 

A.A

Rusya'ya ihracat artışı yüzde 60'şa doğru yükseliyor
Okunma Sayısı : 705   
16.9.2017 19:49:05

 

Türkiye'den Rusya'ya yapılan ihracat, bu yılın 8 ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 52,5 artarak 1 milyar 556 milyon 696 bin dolara ulaştı.

 

 


Rus uçağının düşürülmesine yönelik yaşanan krizin ardından karşılıklı ilişkilerin bozulması ile geçen yıl dip seviyelere inen Rusya'ya ihracat, bu yıl yükselişe geçti.


Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, 2015 genelinde 3 milyar 679,7 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilen Rusya'ya, geçen yıl 1 milyar 787,1 milyon dolarlık ihracat yapıldı. İhracatta gözlenen yüzde 51,4'lük düşüşte Kasım 2015'te iki ülke arasındaki ilişkilerin gerilmesi ve bazı sektörlere uygulanan ambargolar etkili olurken, diplomatik sorunların aşılması sonrasında rakamlardaki toparlanma dikkati çekti.


Özellikle Ocak 2016'da 95,5 milyon dolarla Rusya'ya "son 10 yılın en düşük ocak ayı ihracatı" gerçekleştirilirken, geçen yılın 8 ayında da toplamda 1 milyar 20 milyon 880,5 bin dolarlık ihracata imza atıldı.


Rusya'ya gerçekleştirilen ihracat 2017'nin ocak-ağustos döneminde ise 1 milyar 556 milyon 693,3 bin dolar oldu. Bu rakam mevsimsel açıdan bakıldığında kademeli toparlanmaya işaret ederken, yıllık bazda da yüzde 52,5 artışı ortaya koydu.


En hızlı artış mücevher sektöründe


Rusya'ya 27 sektör tarafından gerçekleştirilen ihracat rakamlarına bakıldığında, yılın 8 ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla 24'ünde artış, 3'ünde ise azalış gözlendi. Azalış yaşanan sektörlerde başı yüzde 99,3 ile "gemi ve yat" çekerken, bunu yüzde 39,2 ile "tütün", yüzde 15 ile de "zeytin ve zeytinyağı" takip etti.


Öte yandan geçen yılın ocak-ağustos ayında 4,5 bin dolarla Rusya'ya sınırlı ihracat gerçekleştiren süs bitkileri ve mamulleri sektörünün, bu yılın aynı döneminde 105,9 bin dolarlık ihracatla Rusya'yı pazarları arasına aldığı görüldü.


Süs bitkileri ve mamulleri hariç tutulduğunda yılın 8 ayında 2016'nın aynı dönemine kıyasla yüzdesel olarak en hızlı artışın yaşandığı sektör ise yüzde 207,4 ile "mücevher" oldu. Mücevher sektöründe 2016'nın ocak-ağustos döneminde 6 milyon 997,5 bin dolar olan ihracat rakamı, bu yılın aynı döneminde 21 milyon 508,7 bin dolar oldu.


Mücevheri, yüzde 150,4'lük artışla yaş meyve ve sebze sektörü takip etti. Yaş meyve ve sebze sektörü yılın 8 ayında 259 milyon 342,5 bin dolarlık ihracata imza atarken, böylece "Rusya'ya en fazla ihracat yapan sektör" olarak da kayıtlara geçti.


Yaş meyve ve sebzeden sonra rakamsal olarak Rusya'ya en fazla ihracat gerçekleştirilen sektör 200 milyon 689,8 bin dolarla "kimyevi maddeler ve mamulleri", 197 milyon 413,2 bin dolarla da "otomotiv endüstrisi" oldu.


"Sebze ve meyve sektöründen daha olumlu sonuçlar alınacak"


Konuya ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Rusya İş Konseyi Başkan Yardımcısı Ali Galip Savaşır, son zamanlarda Rusya ile ilişkilerin güzel ilerlemesi ve karşılıklı adımların atılmasının ticarete olumlu yansıdığını söyledi.


Rakamların daha iyi olabileceğini ancak eski ihracat seviyelerine doğru hızlı bir dönüş olduğunu anlatan Savaşır, "Biz bundan iş camiası olarak çok memnunuz." dedi.


Savaşır, mücevher sektörünün Rusya'ya ihracatındaki hızlı artışa ilişkin, şunları kaydetti:


"Bu aslında Rusya'daki krize de bağlı olan bir gelişme. Rusya'da ekonomik kriz yaşandığında ilk olarak lüks tüketime yönelik sektörler darbe yedi. Rus ekonomisinde bir düzelme yaşanması, rakamlara pozitif yansıdı. Rusya'ya sebze ve meyve ihracatı durmuştu. Yasaklar kalkınca buraya ihracat patlaması gibi görünse de eski rakamlara göre çok düşük seviyelerdeyiz. Ancak burada da çok güzel gelişmeler var. Önümüzdeki günlerde sebze ve meyve sektöründen daha olumlu sonuçlar alınacak. Bizim Rusya'ya ihracatımız artacak devam edecektir. Kesinlikle çok daha iyi olacak ve ihracatımız her sektörde artacak."

 

A.A.

404 HATA
Okunma Sayısı : 1371   
25.8.2017 00:00:00

 

404

Dünyaca ünlü Sultaniye cinsi üzümün hasat dönemi başladı
Okunma Sayısı : 651   
9.8.2017 00:00:00

 

 

Dünyaca ünlü Sultaniye cinsi üzümün Türkiye'deki ambarı konumunda olan Manisa'nın Alaşehir ilçesinde hasat dönemi başladı. Alaşehir Ziraat Odası Başkanı Necdet Türk, bölgenin ilk ürününü yetiştiren üreticiye çeyrek altın hediye etti.

 

Geçtiğimiz yıl hava şartları ve Rusya ile yaşanan kriz nedeniyle sıkıntılı bir sezon geçiren Alaşehir'deki üzüm üreticileri, bu yıl hasat döneminden umutlu. Dünyanın en kaliteli üzümlerinin yetiştirildiği Gediz Havzası’nda 2017 üzüm sezonu açıldı. Alaşehir Belenyaka Mahallesi mevkiinde üretici Özden Doğan’ın üzüm bağından yapılan ilk ürün hasadını, Alaşehir Ziraat Odası Başkanı Necdet Türk yaptı. Türk, ilk ürünü yetiştiren üretici Özden Doğan’a teşvik amacıyla bir adet çeyrek altın hediye etti. Superior türü üzümün ilk hasadını yapan Alaşehir Ziraat Odası Başkanı Necdet Türk, "2017 yılı hasat dönemi başladı. İlk etapta Superior türü üzümle başlayan hasat dönemi önümüzdeki günlerde Sultaniye ile devam edecektir. Üzüm fiyatları ortalama 2,70 kuruş ile 3 lira dolaylarında gerçekleşiyor, dedi.

 

İhracatın yüzde 80'ini Rusya'ya yapıyoruz


İç piyasa, Avrupa ve Rusya’ya ihracat olarak kesimler yapıldığını aktaran Türk, konuşmasına şöyle devam etti:
"Rusya ile yaşanan kriz, bu yıl yerini bahar havasına bıraktı. Bu yıl Sultaniye üzümlerinde rekolte tahmin çalışmalarımız sürüyor. Ürün iyi, kalite iyi. İhracat yaptığımız ülkelerle de bir sorunumuz kalmadı. Üreticilerimiz kalıntısız ürün yetiştirmeyi öğrendiler. Bu yüzden ihracatın daha iyi olacağını düşünüyoruz. Bizim olmazsa olmazımız Rusya. Biz ihracatın yaklaşık yüzde 70-80'ini Rusya’ya yapıyoruz. Bu yıl Rusya pazarının açılmasıyla ihracatın daha iyi olacağını ve üreticinin yüzünün güleceğini ümit ediyoruz. Geçen yıl düşen ihracatımızın, bu yıl yine 2014 yılı ihracat rakamı olan 250 bin tonu yakalamasını hatta aşmasını diliyoruz.

 

Üreticilerde sigorta bilinci gelişmeli

 

Üreticilerin afetlerden dolayı bilinçlenmesi ve tek güvence kaynağı olan sigortasını yaptırması gerektiğini vurgulayan Türk, "Şu anda yüzde 80 civarında üreticimiz sigorta yaptırtmaktadır. Bu rakamın yüzde 100'lere ulaşmasını istiyoruz. Afet olduğunda artık devlet kesinlikle üreticiye yardım etmemektedir. Sadece Tarım Kredi ve Ziraat Bankası’na olan borçları ertelemektedir. Ayrıca üreticilerimiz ürünlerini sattıkları kişileri tanımıyorlarsa ve tereddütleri varsa Ziraat Odası veya Ticaret Borsası yetkililerine mutlaka danışmalarında yarar vardır. Üzüm hasat döneminin başlamasıyla birlikte işçi yoğunluğu yaşanacaktır. Dolayısıyla trafikte bir artış yaşanacaktır. Geçmiş yıllarda yaşadığımız trafik kazalarında bir çok işçi kardeşimiz hayatını kaybetti. Bu tür kazalar hemen hemen her yıl yaşanıyor. Bunların önlenebilmesi için kolluk görevleri artırılmalı, işçi taşıyan minübüslerin daha modelli olması gerekir. Minibüs sürücüleri kapasitelerinin üzerinde işçi almamalıdır. Bu konuda tüm vatandaşlar olarak daha duyarlı olmamız gerekir" ifadelerini kullandı. 

 

Üzüm üreticisi Özden Doğan ise bu yıl üzümlerin kaliteli olduğunu ve Rusya ile ilgili krizin çözülmesi nedeniyle çok mutlu olduklarını dile getirdi. 

 

Manisa Gundemi

 

Manisa Alaşehir Tanıtım Videosu 

Türkiye'ye 5 ayda 5 kıtadan yatırım yağmuru
Okunma Sayısı : 626   
7.8.2017 00:00:00

 

Anadolu Ajansı muhabirinin, Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı (TYDTA) verilerinden derlediği bilgilere göre;

 

 

Dünyada jeopolitik riskler ve belirsizliklerin etkisiyle uluslararası doğrudan yatırım (UDY) akışları dalgalı seyir izlerken Türkiye'ye bu yılın ilk 5 ayında 5 kıtadan yatırım geldiği bildirildi. Ocak-mayıs döneminde gelen UDY, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 artışla 4,7 milyar doları geçerken, yatırımların yüzde 70'inin son dönemde siyasi tartışmaların yoğunlaştığı Avrupa ülkelerinden yapılması dikkati çekti.

 

Anadolu Ajansı muhabirinin, Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı (TYDTA) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye'ye bu yılın ilk 5 aylık döneminde gelen UDY miktarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 artışla 4,7 milyar dolara yükseldi. Başta Almanya olmak üzere Avrupa Birliği ile yaşanan siyasi tartışmalara karşın bu coğrafyadan gelen yatırımların yoğunluğu dikkati çekti. Ocak-Mayıs 2017 döneminde yapılan UDY'lerin yaklaşık yüzde 70'i Avrupa ülkelerinden gerçekleşti.

 

Beş ayda beş kıtadan yatırım


Yılın ilk 5 ayında yapılan yatırımlar bankacılıktan mühendisliğe, gıdadan kozmetiğe, enerjiden sağlığa kadar çeşitlilik gösterdi. Beş kıtadaki ülkelerin yatırımcıları, bazı kesimlerin yoğun propagandasına karşın yatırımdan vazgeçmedi. Söz konusu dönemde öne çıkan UDY'ler şöyle:

 

İspanya'nın 30 ülkede faaliyeti bulunan büyük bankalarından BBVA'nın, Garanti Bankasının yüzde 9,95'ine karşılık gelen hisselerini 3,3 milyar liraya satın alması göz çarpan yatırımlardan oldu. 2010 yılında Garanti Bankasının yüzde 25 hissesini satın alarak Türkiye'ye yatırım yapan BBVA'nın son alımla birlikte bankadaki hissesi yüzde 49,85'e çıktı.

 

Banvit'in yüzde 79 hissesi satıldı


Türkiye'nin önde gelen paket kargo şirketlerinden MNG Kargoyu Dubai merkezli Mirage Cargo B.V. şirketi satın aldı. Toplam 815 şubesi ve 9 bin çalışanı bulunan MNG Kargonun satışı, Rekabet Kurulunun onayından sonra hisse devriyle gerçekleşecek. 

 

Türk gıda şirketi Banvit'in yüzde 79,48 hissesinin 915 milyon TL'ye Brezilya merkezli BRF ve Qatar Investment Authority iştiraki olan Qatar Holding LLC’ye satışına dair sözleşme imzalanması, yılın ilk bölümünde dikkati çeken yatırımlardan biri oldu. 

 

Kale Grubu ile dünyanın en büyük uçak motor üreticilerinden Rolls-Royce, Türkiye'ye uçak motorları geliştirmek için anlaşma imzaladı. Yüzde 51 Kale Grubu, yüzde 49 Rolls-Royce ortaklığıyla şirket kuracak iki grup, başta Türkiye'nin Milli Savaş Uçağı Projesi (TF-X) olmak üzere, ülkenin sivil ve askeri alanda ihtiyaç duyduğu uçak motorlarını geliştirmeyi hedefliyor.  

 

Coca-Cola Türkiye'deki 10. fabrikasını Isparta'da açtı


Bu yılın ilk ayında Fransız Sephora, Tekin Acar Kozmetik'e ait 19 mağazayı satın aldı.

 

Anadolu Grubunun ana hissedarı olduğu Ortadoğu ve Orta Asya'da toplam 10 ülkede, 24 fabrika ve 10 bin çalışanla faaliyet gösteren Coca-Cola İçecek (CCI), Türkiye'deki 10. fabrikasını Isparta'da Süleyman Demirel Organize Sanayi Bölgesi'nde açtı.

 

Aile bakımı, kişisel bakım ve ev bakımı ürünlerini içeren tüketim maddelerinin çok uluslu bir üreticisi olan Procter&Gamble (P&G), bebek bezi ve kadın bakım ürünleri üreteceği fabrikasını 80 milyon dolar yatırımla Kocaeli'nin Gebze ilçesinde hizmete soktu. 

 

14 yılda 185 milyar dolar UDY geldi


Beş kıtadan gelen yatırımlarla yılın ilk 5 ayında UDY miktarı yüzde 11 artışla 4,7 milyar dolara ulaştı. UDY gelen sektörin yanı sıra kaynaklarındaki çeşitlilik de dikkati çekti. Türkiye'nin geleneksel uluslararası yatırım kaynakları olan Amerika ve Avrupa'dan gelen yatırımlarda azalma görülmezken, Körfez ülkeleri ve Uzak Doğu Asya'dan yatırımlarda artış kayıtlara yansıdı.

 

Son dönemde siyasi tartışmaların yaşandığı Almanya'dan küresel krizin bittiği 2010 yılından bu yana Türkiye'ye gelen UDY miktarı 5,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. 2010 yılı sonunda 4 bin 200 civarında Almanya menşeli firma Türkiye'de faaliyette bulunurken, bu rakam Haziran 2017 sonu itibarıyla 7 bine yükseldi.

 

Son 14 yıllık süreçte UDY miktarındaki artış da kayıtlara geçti. Türkiye, 2002 yılına kadar 15 milyar dolar UDY çeken bir ülke iken, 2003'ten bu yana geçen 14 yıllık sürede 185 milyar doları uluslararası yatırıma ev sahipliği yaptı. Son yıllarda imalat ve enerji sektörlerinin payında artış oldu.  

 


92 tane Haberden 61 - 80 arası gösteriliyor
Sayfalar :1 - 2 - 3 - 4 - 5Geri · İleri
Sayfalar
Anketler
Turizm'de sorunlarımız nelerdir?