Savunma sanayisinde yolumuza devam ediyoruz
Okunma Sayısı : 607   
13.8.2017 00:00:00

Savunma Sanayii Müsteşarı Demir, Almanya'nın, Türkiye ile savunma projelerini gözden geçireceği ve donduracağı iddialarına ilişkin, "Yolumuza devam ediyoruz. Alınabilecek bir karar belki bazı projeleri biraz yavaşlatır ama sonucu etkilemez." dedi.

 

 

Türkiye ile Almanya arasında son dönemde gerilen ilişkilerde, iki ülke arasındaki savunma sanayisi projeleriyle bu alandaki ticari ilişkiler üzerinden verilen mesajlar dikkati çekiyor.

 

Türkiye'nin silah, mühimmat ve savunma malzemesi konusundaki taleplerine zaman zaman olumlu yanıt vermeyen Almanya'dan, son gelişmeler üzerine çeşitli kaynaklarca, "Türkiye ile yeni savunma projelerinin gözden geçirileceği ve donduracağı", "Yeni silah ihracatına izin verilmeyeceği" iddiaları dile getirildi.

 

Türk Silahlı Kuvvetleri başta olmak üzere tüm savunma ve güvenlik unsurlarının ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar yürüten Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM), bu gelişmeleri yakından izliyor.

 

Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, Almanya kaynaklı iddiaların hatırlatılması üzerine AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Biz yolumuza devam ediyoruz. Bu yönde alınabilecek bir karar belki bazı projeleri biraz yavaşlatır ama sonucu etkilemez. Milli ve yerli sistemler konusundaki motivasyonumuzu artırır. İnsan yapısı ise daha iyisini yaparız." değerlendirmesinde bulundu.

ABD'ye mobilya ihracatını 5 yılda 4 kat artırdık
Okunma Sayısı : 603   
22.7.2017 00:00:00


Mobilya Sanayi İş Adamları Derneği (MOBSAD) Başkan Vekili Cüneyt Yanıkçıoğlu, dünyanın 5'inci büyük mobilya ihracatçısı ABD'ye önemli miktarda mobilya ihraç eder hale geldiklerini, bu ülkeye mobilya ihracatını son 5 yılda 4 kat artırdıklarını bildirdi.

 

 

Yanıkçıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk mobilyacıların son 15 yılda çağ atladığını belirterek, geçen yıl 204 gümrük noktası aracılığıyla 170'ten fazla ülkeye Türk mobilyası ihraç edildiğini söyledi.

Sektörün 2002'de sadece 200 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini kaydeden Yanıkçıoğlu, söz konusu rakamın 15 yılda 12 katına çıktığını, 2016'yı 2,5 milyar dolarlık ihracatla kapattıklarını hatırlattı.

Yanıkçıoğlu, ihracatta 2017 hedeflerinin 3 milyar dolar, 2023 hedeflerinin ise 10 milyar dolar olduğunu bildirdi. 

"Üretimde son 15 yılda yüzde 238'lik artış yaşandı"
Cüneyt Yanıkçıoğlu, 2002'de 1,7 milyar dolar olan mobilya üretiminin halihazırda 5,7 milyar dolar seviyesine çıktığını, üretimde son 15 yılda yüzde 238'lik artış yaşandığını kaydetti.

Türkiye'nin şu anda dünyada 13'üncü büyük mobilya üreticisi olduğunu belirten Yanıkçıoğlu, "2002'den bu yana mobilyada ihracat kilogram değerini 2 dolardan 3,7 dolara çıkardık. Türkiye'nin kilogram başına ihracat değeri ortalama 1,4 dolardır. Mobilya sektörü bu anlamda büyük bir başarıya sahip." şeklinde konuştu.

Yanıkçıoğlu, halihazırda 580 Türk mobilya şirketinin 1 milyon dolar ve üzerinde ihracat yaptığını ifade ederek, 2000'li yılların başında mobilya üretiminin yüzde 13'ünün ihraç edilirken, bugün bu rakamın yüzde 34'e çıktığını söyledi. 

ABD'ye mobilya ihracatı 26 milyon dolardan 00 milyon dolara çıktı
MOBSAD Başkan Vekili Yanıkçıoğlu, özellikle önemli pazarlara girdiklerini, dünyanın dört bir köşesine ulaştıklarını ifade ederek, tasarım ve el işçiliğinin öne çıktığı ürünlerle son yıllarda Türk mobilyası ihracatının arttığını, bu ürünlerden yüksek katma değer elde edildiğini anlattı.

Katma değeri yüksek ve el işçiliği mobilyaların, ihracat hedeflerinin yakalanması konusundaki önemine işaret eden Yanıkçıoğlu, "Çin'den kaliteli, İtalya'dan ucuz" algısını kırıp dünyada "Türk mobilyası" algısını oluşturmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.

Dünyanın dört bir yanına katma değeri yüksek ürünler ihraç ettiklerini, ABD'nin de bu ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Yanıkçıoğlu, şöyle devam etti:

"Dünyanın 5'inci büyük mobilya ihracatçısı ABD'ye önemli tutarda mobilya ihraç eder hale geldik. Bu ülkeye son 5 yılda mobilya ihracatını 4 kat artırdık. Bu ülkeye 2011'de 26 milyon dolarlık ihracat yapılıyordu. İhracatımız şu anda yıllık 100 milyon doları bulurken, burada başı katma değeri yüksek el yapımı özel mobilyalar çekiyor. Türk mobilyası, Avrupa'dan sonra ABD'li tüketiciden de tam not aldı."

Bosch'tan Türkiye'de 650 milyon liralık yatırım
Okunma Sayısı : 633   
21.7.2017 00:00:00

Bosch Türkiye ve Ortadoğu Başkanı Steven Young, "Yatırımlarımıza 2017'de devam ediyoruz. Bu sene Türkiye'ye grup olarak 650 milyon lira yatırım yapıyoruz ve bu yatırımın aslan payı da Bursa'ya gelecek." dedi.

Bursa'da bir restoranda basın mensuplarıyla bir araya gelen Young, kentin Bosch için çok önemli bir yerleşke olduğunu belirterek, "Türkiye'de, Bursa bizim kalemiz diyebiliriz." ifadesini kullandı.

Young, 2016'nın Bosch global için iyi bir yıl olduğunu, firmanın geçen sene dünyadaki cirosunu yüzde 3,6 büyütüp 73,1 milyar dolara çıkardığını, çalışan sayısını da 390 bine yükselttiğini söyledi.

Bosch Türkiye'nin de geçen sene büyüdüğünü, cirosunu yüzde 14'lük artışla 12 milyar liraya çıkardığını anlatan Young, "Yatırımlarımıza devam ettik ve grup olarak Türkiye'ye 750 milyon lira yatırım gerçekleştirdik. Bu anlamda Bosch'un globalinde Türkiye 4. en büyük yatırımı çekmiştir. Bu anlamda Türkiye, Bosch için çok önemli bir ülkedir." diye konuştu.

Young, istihdamını da artıran Bosch Türkiye'nin çalışan sayısının 17 bini aştığını, bu anlamda Türkiye'nin Avrupa'da Almanya'dan sonra en büyük, dünyada ise 5'in büyük ülke konumunda bulunduğunu belirtti.

"Avrasya Tüneli"nin güvenlik sistemleri Bosch'tan
Bosch'un Türkiye'deki operasyonları hakkında bilgi veren Young, "Güvenlik sistemlerimizde çok prestijli bir projeye imza attık. İstanbul'daki iki kıtayı birbirine bağlayan Avrasya Tüneli'nin tüm güvenlik kameralarını, yazılım, donanım ve tamamen bunun işletmesini Bosch yaptı." dedi. 

"Yatırımlarımıza devam ediyoruz"
Bu seneye yönelik gerçekleşme ve beklentilere de değinen Young, şöyle devam etti:

"2017'nin ilk 6 ayını, 2016'nın eş dönemiyle mukayese edersek yüzde 10 üzerinde gidiyoruz. Tahminlerimize göre de bu seneyi, bir evvel ki seneye göre en az yüzde 10 büyümeyle kapatacağımızı öngörüyoruz. Yatırımlarımıza 2017'de devam ediyoruz. Bu sene Türkiye'ye grup olarak 650 milyon lira yatırım yapıyoruz ve bu yatırımın aslan payı da Bursa'ya gelecek."

Young, Bosch'un, "dizel ve benzinli" ve "fren ve hidrolik" sistemleri üreten tesisler özelinde büyümeye devam ettiğini belirterek, özellikle fren sistemlerinde kapasite artırdıklarını, 1,3 milyon araca hizmet eden eski yerleşkenin, kapasite artırımıyla 2,2 milyon araca hizmet verebilecek bir duruma geldiklerini bildirdi.

Sanayi 4.0
Bosch'un 2011 yılında Alman hükümetiyle "Sanayi 4.0"ı başlattığını ve dünyaya lanse ettiğini söyleyen Young, "Dünya çapında 250 üretim tesisimiz var ve bunların 100'den fazlası şu anda 'Sanayi 4.0' uyumlu olarak çalışıyor. Bursa'daki dizel fabrikamız da Manisa'daki termoteknik ve Çerkezköy'deki fabrikamız da bu 100 fabrikanın içinde yer alıyor. Yani 2014 yılından itibaren biz Bosch olarak Türkiye'de bu uygulamaları fabrikalarımızda başlatmış durumdayız." dedi. 

"Yatırımlarımızı hiç etkilemedi"
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Young, "Türkiye ile Almanya arasında yaşanan sıkıntılar yatırımları etkiledi mi?" şeklindeki soru üzerine şunları kaydetti:

"Geçen sene yaptığımız yatırımları sizinle paylaştım, bu seneki rakamları da paylaştım. Bilakis hiç etkilemedi, biz planladığımız şekilde yatırımlarımızı gerçekleştirdik. İlaveten şunu da söylemek isterim; şu anda yatırım için oldukça iyi bir ortam var. Teşviklerden yaklaşırsak olaya, cazip teşvikler var Türkiye'de. Geçen sene biz otomotiv alanında en çok teşvik alan firma seçildik. Bu da Bosch'un Türkiye'deki operasyonları ve Türkiye'ye olan güveninin göstergesidir."

Young, "15 Temmuz'un yatırım kararlarına bir etkisinin olup olmadığı" yönündeki soruyu ise "Biz Türkiye'deki yatırımlarımıza devam ediyoruz. 106-107 yıldır Türkiye'deyiz. Türkiye çok şeyler gördü bu dönem içinde ve biz artan bir şekilde Türkiye'deki varlığımızı devam ettirdik. Kısa vadeli olaylar, bizim uzun vadeli perspektiflerimizi etkilemiyor." sözleriyle yanıtladı.

ASELSAN değerini 2'ye katladı
Okunma Sayısı : 762   
20.7.2017 00:00:00

Türkiye'nin savunma sanayisi ve yüksek teknolojideki öncü şirketlerinden ASELSAN, faaliyet alanlarındaki başarısının yanı sıra borsada da dikkat çekici bir performans ortaya koyuyor.

 

 

Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksinin art arda rekorlar kırdığı bir dönemde ASELSAN da değerine değer kattı.

Borsa İstanbul'da 1990 yılından bu yana işlem gören ASELSAN'ın halka açıklık oranı yüzde 15,30 düzeyinde bulunuyor.

ASELSAN hisse senedi önceki yıllarda olduğu gibi 2016'da da Borsa İstanbul'da işlem gören diğer hisse senetlerinden pozitif ayrıştı. BIST 100 endeksi yıl boyunca yatırımcılarına yüzde 9 seviyesinde kazandırırken, ASELSAN hisse senedi yatırımcılarına yüzde 51 getiri sağladı.

Şirketin hisse senedi geçen yıl en düşük 8,38, en yüksek 12,71 lira seviyelerini gördü. Piyasa değeri geçen yılın sonunda 12 milyar 710 milyon lira olan şirket, 2016'yı borsanın en değerli 16'ıncı şirketi olarak kapattı.

BIST 100 endeksinin aralıksız 7,5 aydır devam eden yükseliş trendi ASELSAN'ın performansıyla birleşince şirket hem değerine değer kattı hem de yatırımcısına kazandırdı.

ASELSAN hisse senedi birçok gün hem en çok kazandıran hem de en fazla işlem gören hisseler arasında yer aldı. Şirketin hisse değeri dünkü kapanışta 23,98 lirayı gördü. Şirket hissesinin yılbaşından bu yana getirisi yüzde 88,89'a karşılık geldi.

Bu gelişmelerle birlikte ASELSAN'ın piyasa değeri yaklaşık 24 milyar liraya ulaştı. Şirket böylece en değerli şirketler arasında kendine 9. sırada yer buldu. ASELSAN bu performansıyla Türk Telekom, Sabancı Holding, BİM Mağazalar, Yapı ve Kredi Bankası, Arçelik, Türkiye Halk Bankası, Vakıflar Bankası, Ford Otosan, Tofaş Otomobil Fabrikası, Anadolu Efes, Türk Hava Yolları gibi Türkiye ekonomisinin önde gelen aktörlerini geride bıraktı.

Siparişlere yenileri eklendi
ASELSAN, geliştirdiği teknolojiler ve ortaya koyduğu çözümlerle geçen yıl yurt içinden ve dışından birçok yeni iş aldı. ASELSAN'ın elindeki işlerin ekonomik büyüklüğü 2016'da bir önceki yıla göre yüzde 44 artarken, 6,2 milyar dolarlık sipariş büyüklüğüne ulaşıldı.

Şirket yılın ilk yarısında da elindeki işlere yenilerini ekledi. ASELSAN, bu dönemde Savunma Sanayii Müsteşarlığı, Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ, BMC, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Merkezi Finans ve İhale Birimi, Nurol Makina, OTOKAR ve bir yabancı müşteriyle sözleşmeler yaptı.

ASELSAN, bu sözleşmelerle güdüm kiti, elektronik harp sistemi, mobil gözetleme aracı, SARP-DUAL Uzaktan Komutalı Silah Sistemi, SARP Uzaktan Komutalı Silah Sistemi, komando modernizasyonu elektro optik sistemi tedarikleri, helikopter platformları ihtiyaçlarının karşılanması, M60T tanklarının modernizasyonu ve ASELPOD Elektro Optik Hedefleme Sistemi entegrasyonu görevlerini üstlendi.

Kuruluş, 6 aylık dönemde aldığı siparişlerle ciddi bir ekonomik büyüklüğe ulaşmış oldu. Siparişlerin ekonomik büyüklüğü 459 milyon lira, 323 milyon avro ve 302 milyon doları buldu.

'Doğu'nun Çukurovası'nda çiftçiler yeniden pamuğa yöneliyor
Okunma Sayısı : 1059   
21.7.2017 00:00:00

Sahip olduğu iklim ve toprak yapısıyla birçok tarım ürününün yetiştirilmesine olanak sağlayan Iğdır'da, pamuk üretimi yeniden yaygınlaştırılmaya çalışılıyor.

 

Mikroklima iklimi ve toprak yapısı sayesinde birçok tarım ürününün yetiştirilmesine olanak sağlayan ve bu nedenle de "Doğu'nun Çukurovası" olarak anılan Iğdır'da, pamuk üretiminin yeniden yaygınlaştırılması için çalışmalar yapılıyor.

Ağrı Dağı'nın eteklerinde, İran, Azerbaycan ve Ermenistan sınırında bulunan tarım arazilerinde Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün yönlendirmesiyle bir süre önce deneme amaçlı yapılan pamuk üretiminde başarı sağlandı. İlin pamuk üretiminin giderek artırılması ve kentin yeniden ülke ekonomisine bu ürün üzerinden katkı sağlaması hedefleniyor. 

 

Kentteki çiftçilerin yaklaşık 30 yıl öncesine kadar pamuk ektiklerini, hatta bu sayede şehre fabrika kurulduğunu anlatan Yolcu, "İklim değişikliği ve vatandaşlarımızın başka ürünlere yönelmeleri sebebiyle pamuk ekim alanları yok denilecek kadar az seviyelere düştü. İlk olarak geçen yıl yaklaşık 3 bin dönüm alanda ekim yapıldı. Kurum olarak yaklaşık 15 çeşit tohum üzerinde ekim ve çeşit açısından çalışmamız var." dedi.

"Iğdır pamuğunun lif kalitesi çok iyi"

 

Dünyada Çin, Amerika, Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan gibi ülkelerde pamuk ekiminin yapıldığını, Türkiye'nin de pamuk üretiminde dünyada ilk 10 ülke arasında bulunduğunu dile getiren Yolcu, şöyle devam etti:

"Iğdır pamuğunun ayrı bir kalitesi var. Bu, yapılan analiz sonuçlarında belirlenmiştir. Iğdır pamuğunun lif kalitesi diğer bölgelerde üretilenlerin lif kalitesinden çok daha iyi. İnşallah buradaki pamuk üretimi artar ve kullanılmayan tarım alanlarında pamuk üretilir. Böylece hem ilimiz hem ülkemizin ekonomisi bu üretimden faydalanır."

Gaziantep'ten 'Türkiye'nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu' listesine giren firma sayısı arttı
Okunma Sayısı : 1031   
21.7.2017 00:00:00

İstanbul Sanayi Odasının gerçekleştirdiği 2016 araştırmasında Gaziantep'ten listeye giren firma sayısı önceki yıla göre 2 artışla 32 oldu.

 

 

İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) "Türkiye'nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu" 2016 yılı araştırmasında, Gaziantep'ten listeye giren firma sayısı önceki yıla göre 2 artışla 32'ye yükseldi.

Gaziantep Sanayi Odasından (GSO) yapılan yazılı açıklamaya göre, Gaziantep'ten listeye giren sanayi kuruluşlarının önceki yıl 4 milyar 140 bin 663 lira olan üretimden satışları, yüzde 16,5 artarak 4 milyar 823 bin liraya yükseldi.

Gaziantep, 500 firmanın üretimden satışlarının yüzde 5,87'sini tek başına karşıladı.

GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, İSO tarafından yapılan araştırmanın sonucunu değerlendirdi.

Konukoğlu, açıklanan ikinci 500'de çıkan tablonun Gaziantep sanayisinin gurur tablosu olduğunu belirterek, "Firmalarımızı yürekten kutluyorum. Sanayiciler olarak bütün olumsuzluklara rağmen gece gündüz demeden var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Ülkemizin ihracatına ve büyümesine daha fazla katkı sunmak için gayret göstermeye devam edeceğiz. Bu şehir bizim şehrimiz, bu başarı hepimizin başarısı." ifadelerini kullandı.

İkinci 500 Sanayi Kuruluşu iller sıralamasına göre beşinci sıradan üçüncü sıraya yükseldiklerini vurgulayan Konukoğlu, 2016 yılı zorlu bir yıl olmasına rağmen İSO 1000'de Gaziantep'ten toplam 58 firmanın yer almasının kolay bir iş olmadığını ifade ederek, "Taşın altına elini değil, gövdesini koyan bütün sanayicilerimize çok teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum." açıklamasında bulundu.

Konukoğlu, şunları kaydetti:

"Firmalarımızın, listede hem sayı, hem de basamak olarak yükselmesi mutluluk verici. Gaziantep'in ve Türkiye'nin gelişmesi için sanayiciler olarak her şeye rağmen var gücümüzle çalışmaya devam ettik, edeceğiz. Belirlediğimiz hedeflere ulaşmak için daha çok çalışacağız."

Hollanda'dan dünyanın ilk yaşanabilir 3 boyutlu baskı evleri
Okunma Sayısı : 315   
14.6.2018 18:27:44

 

Dünyanın ilk 3 boyutlu (3D) yazıcıdan çıkma, beton ve aynı zamanda yaşanabilir evleri, yakında Hollanda'nın Eindhoven kentinde inşa edilmeye başlanıyor.

 

Daha önce de 3D yazıcıyla evler yapılmıştı ancak hiçbiri insanların yaşamasına uygun değildi.

 

Bu yaratıcı projenin ardındaki Hollandalı ekip, yeni sistemin, inşaat sektöründe "devrim" niteliği taşıyacağını, başka enerji ve çevre dostu ev tasarımlarının önünü açacağını savunuyor.

 

Emlak geliştirme uzmanları, bu projenin Hollanda'da duvarcı sıkıntısına çözüm getirmenin yanı sıra inşaat sırasında çevreye verilen zararı ve maliyetleri de en aza indireceği görüşünde.

 

"Milat Projesi" olarak anılan sitenin inşaatı sırasında normale kıyasla çok daha az çimento kullanılacak.

 

Projeye Eindhoven Teknoloji Üniversitesi de destek veriyor.

 

Tesisat da 3 boyutlu yazıcıyla üretilecek


Kullanılan 3D yazıcı, esasen dev bir robot kol şekline sahip ve kremşanti kıvamında özel bir çimento püskürten bir de başlığı bulunuyor.

 

Uygulama sırasında çimento, mimarın tasarımına uygun bir şekilde dökülüyor; duvar oluşturmak için kat üstüne kat geçiyor, bu sayede duvar daha da sağlamlaşıyor.


İnşaat firması Van Wijnen'deki yöneticilerden Rudy van Gurp, "Artık ev inşaatında kullanılan kalıplara ihtiyacımız yok; dolayısıyla gereğinden fazla çimento kullanmamız da söz konusu olmayacak" diye konuştu.

 

İlk etapta yeni evlerin iç ve dış duvarları tamamen yazıcıyla üretilecek.

 

3 katlı ve 3 odalı planlanan beşinci ev bittiğinde, kanalizasyon boruları ve diğer gerekli tesisatın da 3D yazıcı kullanılarak evlerin yapıldığı yerde üretilmesi ve bu şekilde maliyetin daha da düşmesi umuluyor.

 

Ancak evlerin temeli yine geleneksel yöntemlere uygun şekilde atılacak.

 

Akıllı evlere geçiş


Buna ek olarak 3D yazıcı kullanımı, yapının herhangi bir yerine kablosuz alıcılar yerleştirilmesine ve bu sayede ışık, ısıtma ve güvenlik kontrollerinin iç içe geçip evin tamamen "akıllı olmasına" da fırsat verecek.

 

Van Gurp, 3D yazıcı kullanımı yaygınlaştıkça insanların kendi zevklerine göre ev inşa etmelerinin de kolaylaşacağına inanıyor.

 

İlk etapta 'üretilecek' beş ev, 2019'da satışa sunulacak.

 

Emlakçılar, evlerin tasarım fotoğraflarını internet sitelerine koyalı bir hafta bile geçmeden 20 aileden başvuru geldiğini söylüyor.

 

 

BBC

Merkez Bankası: İyileşme ve hedeflerle uyum sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruş kararlılıkla sürdürülecektir
Okunma Sayısı : 485   
31.5.2018 02:46:03

 

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetinde, "Enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme ve hedeflerle uyum sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruş kararlılıkla sürdürülecektir." denildi.

 

Kurulun 23 Mayıs'taki toplantısına ilişkin yayımlanan özette, yakın dönem gelişmelerinin değerlendirerek 25 Nisan'daki toplantıda ele alınan ve Enflasyon Raporu'nda yer alan risk senaryolarının gözden geçirildiği ifade edildi.

 

Özette, yakın dönemde, gelişmiş ülkelerde finansal koşullar sıkılaştığı belirtilerek, "Güçlü talep koşulları ve emtia fiyatlarındaki yükselişe bağlı olarak enflasyonun hızlanması ihtimali bu ülkelerin para politikalarında öngörülenden hızlı bir sıkılaşma sürecini tetikleyebilecek bir risk oluşturmaktadır. Amerikan Merkez Bankası'nın (Fed), 2018 yılının geri kalanında üç faiz artışı daha yapma olasılığı yükselmiş ve ABD tahvil getirileri artmıştır.

 

 

Değerlenme eğilimine giren doların da etkisiyle, yakın dönemde küresel finansal piyasalarda dalgalanmalar meydana gelmiş, gelişmekte olan ülkelere yönelik risk algısı bozulmuş, döviz kurlarında değer kaybı ve oynaklık artışının yanı sıra portföy akımlarında zayıflama gözlenmiştir." değerlendirmelerine yer verildi.

 

Küresel finansal piyasalardaki dalgalanmanın yurt içi finansal koşullar üzerinde sıkılaştırıcı etkileri olduğu bildirilen özette, jeopolitik gelişmelerin yanı sıra enflasyon ve cari açık gibi makro göstergelerdeki görünümün, Türkiye'nin küresel dalgalanmalara olan hassasiyetini artırdığı vurgulandı.

 

Özette, şunlar kaydedildi:

 

"Risk primindeki yükseliş ve portföy akımlarındaki azalışa bağlı olarak Türk lirası diğer gelişmekte olan ülkelerin para birimlerine kıyasla daha fazla değer kaybetmiş ve daha dalgalı bir seyir izlemiştir. Türk lirasındaki değer kaybetme eğilimi mayıs ayının üçüncü haftasından itibaren ivmelenerek iktisadi temellerle uyumlu olmayan sağlıksız fiyat oluşumlarına işaret etmiştir.

 

Bu doğrultuda Merkez Bankası, piyasalarda gözlemlenen sağlıksız fiyat oluşumları ve aşırı oynaklıkların enflasyon görünümü üzerindeki etkilerini gözeterek, 25 Nisan tarihli toplantıdan bugüne döviz piyasalarına yönelik bazı düzenlemeler yapmıştır. Bu düzenlemelerin amacı, aşırı oynaklık dönemlerinde piyasanın ihtiyacı olan likiditeyi zamanında, kontrollü ve etkili bir şekilde sağlamaktır."

 

Piyasalara yönelik önlemler


Özette, 7 Mayıs tarihli duyuru ile rezerv opsiyonu mekanizması kapsamında döviz imkân oranı üst sınırının yüzde 55'ten yüzde 45'e düşürülerek dilim aralıklarının yeniden belirlendiği anımsatıldı.

 

Söz konusu değişiklikle bankalara döviz likiditesi sağlandığı ve Türk lirası likidite koşullarının sıkılaştırıldığı belirtilen özette, 9 Mayıs tarihli duyuru ile günlük olarak düzenlenen "Türk Lirası Depoları Karşılığı Döviz Depoları" ihale tutarının 1,25 milyar dolardan 1,5 milyar dolara yükseltildiği bildirildi.

 

Özette, bu değişiklik ile en fazla 6,25 milyar dolar olan söz konusu ihalelerin toplam bakiyesinin 7,5 milyar dolara ulaşabilmesinin sağlandığı ifade edildi.

 

Aynı tarihli duyuru ile 2018 yılının ikinci çeyreğinde gerçekleştirilecek Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım ihalelerine ilişkin takvimin güncellendiği hatırlatılan özette, açıklanan takvime göre, söz konusu ihaleler yoluyla oluşacak vadeli döviz satım pozisyon tutarının 7,1 milyar dolara yükseltildiği aktarıldı.

 

"Üretici fiyatları kaynaklı maliyet yönlü baskılar güçlendi"


Özette, makroekonomik görünüm ve politika faizine ilişkin şu değerlendirmeler yapıldı:

 

"Bir önceki toplantıda, Kurul, Türkiye ekonomisinin, maliyet yönlü enflasyon baskıları ile karşı karşıya olduğu bir duruma portföy çıkışlarının da eşlik etmesini risk senaryosu olarak değerlendirmiş; böyle bir durumda döviz kurlarındaki artışın tüketici fiyatları ve genel olarak finansal istikrar üzerindeki olası yansımalarının para politikası tepkisinde belirleyici olacağını değerlendirmiştir.

 

Nisan ayında tüketici fiyatları yüzde 1,87 artmış, yıllık enflasyon 0,62 puan yükselerek yüzde 10,85 olmuştur. Enflasyondaki yükselişte petrol fiyatları ve döviz kuru gelişmelerine bağlı olarak yükselen enerji ile temel mal grubu fiyatları etkili olmuştur.

 

Temel mal grubundaki gelişmelere bağlı olarak çekirdek göstergelerin yıllık enflasyonları ve ana eğilimleri yükselmiştir. Gıda yıllık enflasyonu işlenmemiş gıda fiyatları öncülüğünde gerilerken, B ve C endekslerinde yıllık enflasyon sırasıyla 0,59 ve 0,80 puan artarak yüzde 12,54 ve yüzde 12,24 olarak gerçekleşmiştir.

 

Bu dönemde üretici fiyatları kaynaklı maliyet yönlü baskılar bir önceki aya kıyasla güçlenmiş, talep koşulları maliyet şoklarının enflasyon üzerinde hissedilir olmasında rol oynamıştır."

 

Özette, enflasyonun yüksek seviyeleri ve enflasyon beklentilerindeki artışın, fiyatlama davranışlarına ilişkin riskleri canlı tuttuğu belirtildi.

 

Yayılım endekslerinin, ekonomik birimlerin fiyat artırma eğiliminin oldukça güçlendiğine işaret ettiği bildirilen özette, enflasyonun ana eğilimine dair göstergelerin katılık sergilemesi ve çekirdek enflasyon seviyelerinin yüksek seyretmesinin fiyatlama davranışı üzerinde risk oluşturmaya devam ettiği, bunlara ilave olarak yakın dönemde başta petrol olmak üzere ithalat fiyatlarının yükselmesinin de söz konusu riskleri artırdığı değerlendirildi.

 

"Sıkı duruş kararlılıkla sürdürülecek"


Özette, 2018 yılının ilk çeyreğinde güçlü seyreden iktisadi faaliyetin, ikinci çeyrekte ana eğilimine yakınsamaya başladığının görüldüğü ifade edildi.

 

Toplam talep koşullarının enflasyon üzerindeki etkisinin kademeli olarak zayıflamaya devam edeceği öngörüsünün korunmakla birlikte, son dönemde Türk lirasındaki değer kaybıyla oldukça belirginleşen maliyet yönlü baskılar ve bunun olası ikincil etkilerinin enflasyon görünümünü olumsuz etkilediği vurgulanan özette, şunlar kaydedildi:

 

"Özetle, yakın dönemde piyasalarda gözlenen sağlıksız fiyat oluşumları ve enflasyon beklentilerinde süregelen yükseliş genel fiyatlama davranışlarına dair riskleri artırmıştır. Bu değerlendirmeler doğrultusunda kurul, fiyat istikrarını desteklemek amacıyla güçlü bir parasal sıkılaştırma yapılmasına karar vermiştir.

 

Bu çerçevede, Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde borç verme faiz oranı yüzde 13,5'ten yüzde 16,5'e yükseltilmiştir. Kurul, ayrıca toplantıda para politikasının öngörülebilirliğini artırmak ve aktarım mekanizmasını güçlendirmek amacıyla operasyonel çerçevenin kısa süre içinde sadeleştirilmesi hususunda mutabık kalmıştır.

 

TCMB fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir. Enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme ve hedeflerle uyum sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruş kararlılıkla sürdürülecektir.

 

Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeler yakından izlenerek ihtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma yapılabilecektir."

 

Merkez Bankasından faizde sadeleşme hamlesi
Okunma Sayısı : 255   
28.5.2018 12:47:02

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), para politikası operasyonel çerçevesine ilişkin sadeleşme sürecinin tamamlandığını, uygulamaya 1 Haziran 2018'de başlanacağını bildirdi.

TCMB'nin, para politikası operasyonel çerçevesine ilişkin basın duyurusu, bankanın resmi internet sitesinde yayımlandı.

Duyuruda, para politikası operasyonel çerçevesine ilişkin sadeleşme sürecinin tamamlanmasına karar verildiği belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

"Bu doğrultuda, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı Merkez Bankası politika faizi olacaktır. Bu oran, mevcut fonlama faizine (yüzde 16,50) eşitlenecektir. Merkez Bankası gecelik vadede borçlanma ve borç verme oranları bir hafta vadeli repo ihale faiz oranına kıyasla eksi/artı 150 baz puanlık bir marj ile belirlenecektir. Yeni operasyonel çerçevenin uygulanmasına 1 Haziran 2018'de başlanacaktır. Teknik ayrıntılar ayrıca duyurulacaktır."

Bu arada, Merkez Bankası "Fonlamanın haftalık vadeye kaydırılması için bir haftalık geçiş süreci öngörülmüştür. Bu süreçte, ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin mevcut para politikası duruşuyla uyumlu gerçekleşmesi amacıyla 7 Haziran 2018'e kadar (dahil) gecelik borç verme ve Geç Likidite Penceresi faiz oranları yüzde 16,5 olarak uygulanacaktır." açıklamasında bulundu.

Açıklamada, "Bankalararası Para Piyasası'nda saat 16.00–17.00 arası gecelik vadede gerçekleştirilebilecek Geç Likidite Penceresi işlemlerinde uygulanacak Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde sıfır olarak uygulanacak, borç verme faiz oranı ise belirlenen gecelik borç verme faiz oranına 150 baz puan eklenmesi yoluyla hesaplanacaktır. Para Politikası Kurulunca GLP faiz oranları ayrıca ilan edilmeyecektir." denildi.

Mobilyacılar KDV indirimi bekliyor
Okunma Sayısı : 282   
28.5.2018 12:31:08

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Konut sektöründe olduğu gibi mobilya sektöründe de KDV indirimine gidilmeli" dedi.

 

TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, mobilya sektörünün hızla büyüdüğüne ve esnafın KDV oranında indirim beklediğine dikkat çekerek, "İhracatı, ithalatını dörde katlayan mobilya sektöründe, geçen yıl 2,7 milyar dolarlık ihracat yapıldı.

 

Konut sektöründe olduğu gibi mobilya sektöründe de KDV indirimine gidilmeli. Geçen yıl indirim sağlandığında, iç satışlar yüzde 40'a kadar artmıştı. Bu yıl da sektörü hızlandırmak gerekiyor" dedi.

 

 

Sektörde maliyetlerin yaklaşık yüzde 40 arttığını, son aylardaki mobilya satışlarında ise aynı oranlarda bir düşüş görüldüğünü belirten Palandöken, şunları söyledi:

 

"Her yıl ortalama 600 bin çift evleniyor. Evlenmeden önce en çok para harcanan kalem mobilya. Sektörde KDV'nin yüzde 18'den yüzde 8'e düşmesi 36 bin mobilya üreticisine, binlerce mobilya satıcısına ve yeni evlenecek çiftlere nefes aldıracak." 

 

"Yerli mobilya ürünleri de reklam desteğini hak ediyor"

 

Palandöken, Türk markalarının tanıtılmasında mobilya sektörünün önemli katkısı bulunduğunun altını çizerek, yerli mobilya ürünlerinin de reklam desteğini hak ettiğini belirtti.

 

 

Türkiye'nin, 140'tan fazla ülkeye dizi ve film ihraç ettiğini dile getiren Palandöken, şu açıklamaları yaptı:

 

"Bu dizi ve filmleri dünyanın her yerinden milyonlarca kişi izliyor. Bir sahnede Türk markalarının geçmesinin veya sponsorlar kısmında Türk markalarının yer almasının satışlara etkisi çok büyük. Ekonomi Bakanlığının, Türkiye'de çekilmiş, üretilmiş ve yurt dışında gösterimi, satışı yapılmış sinema, belgesel, TV dizisi, animasyon ve programlara 100 bin dolara kadar verdiği destek mobilya sektörünü de etkileyecektir."

 

AA

Perakende ve toptan fiyatlar arttı
Okunma Sayısı : 335   
1.5.2018 13:44:40

 

İstanbul Ticaret Odası'nın (İTO) 1995 bazlı Ücretliler Geçinme İndeksi 2018 nisan ayı itibarıyla yıllık ortalama yüzde 9,44, Toptan Eşya Fiyatları İndeksi ise yıllık ortalamada yüzde 11,90 oldu.

 

Perakende fiyatlar nisanda bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10,23 toptan fiyatlar ise yüzde 11,64 arttı.

 

Sektörler bazında değişim oranları


Perakende fiyatlar nisanda bir önceki aya göre; giyim harcamalarında yüzde 13,60, kültür, eğitim ve eğlence harcamalarında yüzde 1,98, ulaştırma ve haberleşme harcamalarında yüzde 0,95, gıda harcamalarında yüzde 0,87, konut harcamalarında yüzde 0,85, ev eşyası harcamalarında yüzde 0,51, sağlık ve kişisel bakım harcamalarında yüzde 0,24 artış gösterdi. Diğer harcamalar grubunda fiyat değişimi izlenmedi.

 

Nisan ayında toptan fiyatlar ise aylık bazda, gıda maddeleri grubunda yüzde 2,53, yakacak ve enerji maddeleri grubunda yüzde 2,28, kimyevi maddeler grubunda yüzde 2,25, işlenmemiş maddeler grubunda yüzde 2,19, inşaat malzemeleri grubunda yüzde 0,54, mensucat grubunda yüzde 0,09 arttı. Madenler grubunda yüzde 0,05 azalış izlendi.

 

AA

İstanbul serbest piyasada Dolar ve Avro
Okunma Sayısı : 697   
13.4.2018 09:46:59

İstanbul serbest piyasada dolar 4,1050 liradan, avro 5,0630 liradan güne başladı.

 

Kapalıçarşı'da 4,1030 liradan alınan dolar, 4,1050 liradan satılıyor. 5,0610 liradan alınan avronun satış fiyatı ise 5,0630 lira olarak belirlendi.

 

Dünkü kapanışta doların satış fiyatı 4,0910 lira, avronun satış fiyatı ise 5,0390 lira olmuştu.

 

AA

1,9 milyar liralık tarımsal destek ödemesi bugün başlıyor
Okunma Sayısı : 399   
6.4.2018 12:03:29

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, yaptığı yazılı açıklamada, tarımsal destekleme ödemelerine ilişkin bilgi verdi.

 

Üreticilere bu yıl verilecek toplam desteğin 1,9 milyar liralık kısmını bugünden itibaren ödemeye başlayacaklarını belirten Fakıbaba, "Ödemeler kapsamında yağlı tohumlu bitkiler desteği için 670 milyon lira, hububat ve baklagil desteği için 202 milyon lira, dane mısır desteği için 58 milyon lira, yaş çay prim desteği için 164 milyon lira, fındık alan bazlı gelir desteği için 838 milyon lira ve çay budama tazminatı için 2,5 milyon lira olmak üzere toplam 1,9 milyar liralık hibe desteği vereceğiz." bilgisini paylaştı.

 

Fakıbaba, destek ödemelerini bugün saat 18.00'den sonra üreticilerin hesaplarına aktarmaya başlayacaklarını, ödemelerin, gelen icmallere ve TC kimlik numaralarına göre gerçekleştirileceğini bildirdi.

 

Bu ödemelerle ocaktan itibaren üreticilere verilen nakit hibe tutarının 7,1 milyar liraya ulaşacağına dikkati çeken Fakıbaba, şunları kaydetti:

 

Böylelikle 2018 yılı için üreticilere vermeyi planladığımız toplam 14,5 milyar liralık tarımsal desteklerin yüzde 49'luk kısmını ödemiş olacağız. Vermiş olduğumuz bu destekler, tarıma sağladığımız nakit hibe kaynaktır.

 

Bunun yanında ayrıca arazi toplulaştırma ve tarımsal sulama yatırımları, tarımsal kredi sübvansiyonları, müdahale alımları ve ihracat destekleri gibi birçok kalemde tarıma önemli miktarlarda kaynak sağlıyoruz. Hükümet olarak her zaman üreticinin yanında ve ülkemiz tarımına değer katanların hizmetinde olmaya devam edeceğiz.

 

AA

Dünya Bankası'ndan Türkiye için olumlu açıklama
Okunma Sayısı : 384   
2.4.2018 11:49:50


Dünya Bankası Türkiye Direktörü Johannes Zutt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin 2017 yılını çok iyi bir şekilde geçirdiğini ifade etti. 

 

FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından hükümetin, yatırım konusunda özel sektörü cesaretlendirmek için çeşitli mali teşvikler verdiğini belirten Zutt, özel sektörün de buna aynı şekilde cevap verdiğini ve Türkiye'nin geçen yıl yüksek büyüme elde ettiğini söyledi.

 

Zutt, "2018-2019 yıllarında Türkiye'de büyümenin yüzde 4-5 arasında ılımlı bir şekilde gerçekleşmesini bekliyoruz." dedi.

 

Türkiye'nin 2017'nin üçüncü çeyreğinde gösterdiği büyümeye değinen Zutt, şunları kaydetti:

 

Ancak Türk firmaları, verimlilik konusunda aktif olmazsa bu seviyedeki büyümeyi sürdüremez. Türk şirketleri, Avrupa ve küresel değer zinciriyle iyi bir şekilde bütünleştiler ancak değer zincirinin en karlı kısmının üzerinde çalışmıyorlar. İleriye dönük olarak, Türk şirketlerinin, daha yüksek fiyatlar talep eden ürün ve servislerin inovasyonunda, bu ürün ve servislerde daha fazla gömülü teknoloji sağlamada daha iyi iş çıkarmaları gerekiyor.

 

Zutt, dünya ekonomisinde gömülü teknolojiye sahip kompleks ürünlere gelecekte daha çok talep olacağını ancak Türk şirketlerinin yüksek büyüme için bir adım olan gömülü teknoloji ürünlerinde şu ana kadar ilerleme kaydetmediğini söyledi. 

 

Türkiye'de hükümetle birlikte birçok alanda çalışıyoruz


Johannes Zutt, Türkiye ekonomisinin Avrupa ekonomisiyle yakından ilişkili ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırımlarına karşı hassas olduğunu dile getirerek, Türkiye'nin, bu faiz artırımlarından ve yüksek petrol fiyatlarından kaynaklanan stresi yönetebilmesi, ayrıca AB ile ilişkilerini sürdürmesi gerektiğini vurguladı.

 

Zutt, "Türkiye'nin büyümesinin çoğu Avrupa ile gerçekleştirdiği işlerden kaynaklanıyor." dedi.

 

Dünya Bankası'nın Türkiye'ye verdiği desteklere değinen Zutt, "Dünya Bankası Türkiye'de enerji sektöründe aktif. Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi'ne (TANAP) destek veriyoruz. Tuz Gölü'ndeki Doğalgaz Depolama Tesisi'nin büyütülmesi için hükümetle birlikte çalışıyoruz. Enerji iletim, dağıtım ve yenilenebilir enerji konularında çalışıyoruz." şeklinde konuştu.

 

Bu alandaki çalışmalarını sürdüreceklerini ifade eden Zutt, Milli Eğitim Bakanlığı ile Suriyeli mültecilerin okullara entegrasyonu konusunda çalıştıklarını, ayrıca Sağlık Bakanlığı ile çeşitli alanlarda temas halinde olduklarını anlattı.

 

 

AA

Zeytinyağı'nda Hedef 100 bin tonla rekor
Okunma Sayısı : 370   
2.4.2018 11:36:57

 

Türk zeytinyağı ihracatçısı, 1 Kasım 2017'de başlayan ihracat sezonunun ilk 4 ayında gerçekleştirdiği performansla tüm zamanların dış satım rekorunun kırıldığı 2012-2013 sezonunun aynı dönemini geride bıraktı. Rekor sezona göre ihracat değer olarak yüzde 51 artışla 143 milyon 306 bin dolara ulaştı.

 

AA muhabirinin Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliğinden aldığı bilgiye göre, Türkiye'nin zeytinyağı ihracatında, 1 Kasım 2012-31 Ekim 2013 sezonunda gerçekleşen 92 bin tonluk dış satımla tüm zamanların rekoruna imza atılmıştı. Bu dönemki ihracat, 292 milyon dolar olarak gerçekleşmişti.

 

1 Kasım 2017'de başlayan zeytinyağı ihracat sezonunun ilk 4 ayında ise Türk ihracatçısı yüksek bir performans ortaya koydu. 1 Kasım 2017-28 Şubat 2018 döneminde zeytinyağı ihracatı, rekor sezonunun aynı 4 aylık dönemine göre yüzde 15,6 artışla 30 bin 490 tondan 35 bin 246 tona çıktı.

 

Bu yıl birim başına ihracat değerindeki yükselişin de etkisiyle dış satımın değer olarak artışı ise yüzde 51'i bularak 94 milyon 742 bin dolardan 143 milyon 306 bin dolara ulaştı.

 

2017-2018 sezonunda "100 bin ton zeytinyağı ihracatı"nı hedefleyen sektör, yurt dışı pazarına yönelik çalışmalarını sürdürüyor.

 

Hedef 100 bin tonla rekor


Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Emre Uygun, AA muhabirine, Türk ihracatçısının son yılların en iyi performansını gösterdiğini söyledi.

 

Rekorun kırıldığı 2012-2013 sezonuna oranla ihracatta kayda değer ciddi bir yükseliş olduğuna dikkati çeken Uygun, şunları kaydetti:

 

Asıl önemlisi ihracat birim fiyatındaki artış. 2012-2013 sezonunda ton başına yaklaşık 3 bin dolar seviyesinde olan zeytinyağı ihracat ortalaması, bu sezon 4 bin doların üzerindedir. Önemli olan gelişme bu. Hem üreticimiz ürününü daha iyi değerlendirmiş hem de yurt dışında yükselen fiyatlardan ihracatçımız sonuna kadar faydalanmış.

 

Yurt dışı piyasasına ürün verebilecek kalitede ve miktarda üretim yaptığımız müddetçe ihracatımız devam edecektir.

 

Bu yıl Cumhuriyet tarihinin en yüksek üretim rakamının yakalandığını, kaliteyle birlikte ihracatın iyi gittiğini vurgulayan Uygun, "Bu sene zeytinyağında resmi rekolte rakamımız 287 bin ton. Yurt dışındaki, özellikle İspanya gibi zeytin üreticisi bir ülkedeki üretim rakamları, ortalamalarda 1,7 milyon ton iken bu sene 1,2 milyon ton olarak gerçekleşti.

 

Diğer üretici ülkelerde de bizim kadar üretim sıçraması olmadığı için Türkiye bu sene en büyük ihracat potansiyelini gösteren üretici ülke olarak öne çıktı." dedi.

 

AA

165 milyon avroluk hibeye başvuru süresi uzatıldı
Okunma Sayısı : 530   
21.3.2018 12:24:59

 

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) 164 milyon 706 bin avro hibe vereceği kırmızı et, kanatlı eti, süt ve yumurta üreten tarımsal işletme projeleri için online başvuru süresi 10 Nisan'a, kabul işlemlerinin süresi de 13 Nisan'a uzatıldı.

 

TKDK'den yapılan yazılı açıklamaya göre, Avrupa Birliği'nin (AB) aday ve potansiyel aday ülkeler için oluşturduğu Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Aracı (IPARD) II Programı kapsamında 21 Aralık 2017'de başvuru çağrı ilanına çıkılarak, girişimciler 42 ildeki TKDK il koordinatörlüklerine proje sunmaya davet edildi.

 

Çağrı ilanı kapsamında "Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar" başlığı altında süt, kırmızı et, kanatlı eti ve yumurta üretimi projeleri için 164 milyon 706 bin avroluk hibe bütçesi ayrıldı.

 

Söz konusu projelerin online başvuruları 2 Nisan'dan 10 Nisan'a, son teslim tarihi ise 5 Nisan'dan 13 Nisan'a uzatıldı.

 

Son teslim tarihinden sonra yapılacak başvurular kabul edilmeyecek


Online sistem üzerinden doldurulan belgelerin çıktısı ve istenilen diğer evrakın 13 Nisan mesai bitimine kadar TKDK il koordinatörlüklerine teslim edilmesi gerekiyor. Son teslim tarihinden sonra yapılacak başvurular kabul edilmeyecek ve ilave süre uzatımı yapılmayacak.

 

Başvurulara ilişkin detaylı bilgiye TKDK internet sitesinde (www.tkdk.gov.tr) yayımlanan "Başvuru Çağrı Rehberi"nden ulaşılabiliyor.

 

42 il hibe kapsamında


Hibe kapsamında Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Ardahan, Aydın, Balıkesir, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Hatay, Isparta, Kahramanmaraş, Karaman, Kars, Kastamonu, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muş, Nevşehir, Ordu, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tokat, Trabzon, Uşak, Van ve Yozgat bulunuyor.

 

 

AA

Rusya'ya 100 milyon dolarlık ihracat kapısı açıldı
Okunma Sayısı : 461   
5.3.2018 21:25:27

Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkanı Mustafa Satıcı, Rusya'nın Türkiye'den nar, patlıcan, kabak, biber ve marula ithalatına yönelik kısıtlamayı kaldırma kararının 100 milyon dolarlık ihracat anlamına geldiğini bildirdi.

 

AA muhabirine açıklamalarda bulunan BAİB Başkanı Mustafa Satıcı, Rusya Federasyonu Federal Bitki Karantina Servisinin (Rosselkhoznadzor) bugünden itibaren nar, patlıcan, biber, marul, sakız kabağı ve bal kabağının Türkiye'den ithalatına onay verdiğini duyurduğunu anımsattı.

 

Henüz resmi açıklama gelmese de karardan memnun olduklarını belirten Satıcı, "Resmi yazının gelmesiyle birlikte önümüzdeki günlerde bu ürün grupları için ihracatın önü açılmış olacak. Bu kararla yaklaşık 100 milyon dolarlık ihracat kapısı açılmış oldu. Meslektaşlarımız karardan büyük memnuniyet duyuyor. Pazar çeşitliliğimiz var fakat Rusya pazarı bizim için önemli. Rusya'nın da Türkiye'nin sunduğu kalitede, fiyatta ve lezzette ürünü ikinci bir ülkeden bulması söz konusu olamaz." diye konuştu.

 

Yaş meyve sebze ihracatı artıyor


Yaş sebze meyve ihracatının bu yılın ilk 2 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 20 artığına işaret eden Satıcı, "Geçen yıl bölgemizden yaklaşık 420 milyon dolarlık, Türkiye genelinde ise 2 milyar dolarlık yaş meyve sebze ihracatı gerçekleştirildi. Yaş meyve sebze ihracatının hem bölgemizde hem de ülke genelinde yıl sonunda yaklaşık yüzde 20 artacağını öngörüyoruz." diye konuştu.

 

Bu arada 2018 yılının ilk 2 ayında (ocak-şubat) Rusya'ya Türkiye'den 184 milyon dolarlık yaş meyve sebze ve narenciye ürünü ihraç edildi. Rusya, bu rakamla Türkiye'den en çok yaş meyve, sebze ile narenciye ihracatı yapılan ülke oldu.

 

Türkiye'den son 2 ayda dünyanın dört bir yanına 677 milyon dolarlık yaş meyve, sebze ve narenciye ürünü ihraç edildi.

 


 


Rusya Tarım Ürünleri Denetim Ajansı'na (Rosselhoznadzor) göre, bugünden itibaren Türkiye'den gerekli koşulları sağlayan tüm firmalar Rusya'ya patlıcan, nar, biber, kıvırcık, marul, kabak ve balkabağı sevkiyatı yapabilecek.

 

 

Rosselhoznadzor Sözcüsü Yuliya Melano, gazetecilere yaptığı açıkalmada, "Rosselhoznadzor, 5 Mart'tan itibaren Türkiye'den nar, patlıcan, biber, kıvırcık marul, kabak ve diğer kabak türleri önündeki yasağın kaldırılması kararı aldı. Bunun nedeni izin verdiğimiz firmalardan yapılan sevkiyatlar sırasında tarım zararlılarına rastlanmaması" dedi.


Melano, "Artık Türkiye'den bu ürünleri Rusya'ya ihraç etmek isteyen tüm şirketler sevkiyat gerçekleştirebilir. Bunun için zorunlu şart Türkiye Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı'nın sevkiyatı yapılacak ürünlerin bitki sağlığına ilişkin garanti vermesi" ifadelerini kullandı.

 

Türkiye'den söz konusu ürünlerin Rusya'ya sevkiyatı 2016 yılında yasaklanmıştı. Yaklaşık iki yıl kadar yürürlükte kalan yasaklar Rosselhoznadzor tarafından aşamalı olarak belli firmalar için kaldırmıştı.

 

AA/SPUTNİK

Et, süt ve yumurta üretim hibeleri için proje başvuruları başladı
Okunma Sayısı : 473   
1.3.2018 12:25:18

 

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK), 164 milyon 706 bin avroluk hibenin verileceği süt, kırmızı et, kanatlı eti ve yumurta üretimi projeleri için başvuru işlemlerinin başladığını duyurdu.

 

TKDK'dan yapılan açıklamaya göre, Avrupa Birliği’nin (AB) aday ve potansiyel aday ülkeler için oluşturduğu Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Aracı (IPARD) II Programı kapsamında 21 Aralık 2017’de başvuru çağrı ilanına çıkılarak, yatırımcılar 42 ildeki TKDK il koordinatörlüklerine proje sunmaya davet edildi.

 

Çağrı ilanı kapsamında “Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar” başlığı altında süt, kırmızı et, kanatlı eti ve yumurta üretimi projeleri için 164 milyon 706 bin avro hibe bütçesi ayrıldı.

 

Proje başvuruları, 2 Nisan saat 21.00'e kadar online sistem üzerinden kabul edilecek, belirtilen saatten sonra sistemin kapanmasıyla başvuru işlemlerine ilişkin süreç tamamlanacak.

 

Online sistem üzerinden doldurulan belgelerin çıktısı ve istenen diğer belgeler, 5 Nisan saat 18.00’e kadar il koordinatörlüklerine teslim edilecek, son teslim tarihinden sonra yapılacak başvurular kabul edilmeyecek.

 

Başvurular hakkında detaylı bilgileri içeren “Başvuru Çağrı Rehberi”, TKDK'nın internet adresinden (www.tkdk.gov.tr) temin edilebilecek.

 

Yatırımcılara, proje başvuru ve kabulünde yoğunluk yaşamamaları için işlemlerini son güne bırakmamaları tavsiyesinde bulunuldu.

 

Hibe kapsamındaki iller


Hibe kapsamında, Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Ardahan, Aydın, Balıkesir, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Hatay, Isparta, Kahramanmaraş, Karaman, Kars, Kastamonu, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muş, Nevşehir, Ordu, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tokat, Trabzon, Uşak, Van ve Yozgat yer alıyor.

 

IPARD Programı’yla AB standartlarında modern ve hijyenik tesislerin kurulması, gıda, tarım ve hayvancılık sektörlerinin sürdürülebilir modernizasyonunun sağlanması, sürdürülebilir yatırımların gerçekleştirilmesi, kırsal alanda faaliyet alanlarının çeşitlendirilmesi, kırsalda yaşayan vatandaşların istihdam olanaklarının artırılarak yaşam kalitesinin iyileştirilmesi ve kente göçün önlenmesi hedefleniyor.

 

AA


92 tane Haberden 41 - 60 arası gösteriliyor
Sayfalar :1 - 2 - 3 - 4 - 5Geri · İleri
Sayfalar
Anketler
Turizm'de sorunlarımız nelerdir?