Cecilia Malmström: ABD burada tehlikeli bir oyun oynuyor
Okunma Sayısı : 249   
1.6.2018 18:59:04

 

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Ticaretten Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström, ABD'nin AB'den ithal edilen çelik ve alüminyuma ilave gümrük vergileri uygulamaya başlamasına ilişkin Brüksel'de basın toplantısı düzenledi. 

 

Malmström, söz konusu olumsuz kararın sektörü zarara uğrattığına işaret ederek, "İç güvenlik neden gösterilerek alınan bu karar sadece korumacılıktır. ABD, Avrupa'nın çelik ve alüminyum ihracatını tehdit gibi göremez. Bu karar Atlantik ötesi ilişkileri ve küresel piyasaları olumsuz etkiliyor." diye konuştu.

 

 

Yaşanan ticari gerilimlere ilişkin Malmström, "Ticaret savaşında değiliz ama zor bir durumdayız. Ben ticaret savaşı terminolojisini kullanmam ama durum kaygı verici. ABD burada tehlikeli bir oyun oynuyor." değerlendirmesinde bulundu.

 

AB'nin bu sonucu engellemek için çok sayıda görüşme gerçekleştirdiğini anımsatan Malmström, ABD'nin ise AB'ye gönüllü veya kotalarla sınırlama dışında seçenek sunmadığını anlattı.

 

Mevcut küresel ticaret sisteminin eksikleri olduğunu ancak herkesin kurallara uygun davranması gerektiğini dile getiren Malmström, "Bugün AB konuyla ilgili Dünya Ticaret Örgütü'ne başvuruda bulundu. Diğer dengeleme tedbirleri çalışmasına da başladık." diye konuştu.

 

Malmström, çelik ve alüminyum sektörlerindeki soruna Çin kaynaklı fazla kapasitenin neden olduğunu söyledi.

 

ABD'nin Avrupa'dan ithal edilen arabalara yönelik ilave gümrük vergisi uygulamasının ABD, Avrupa ve diğer ekonomilere büyük "hasar" vereceğini dile getiren Malmström, bu konuda ABD'de devam eden inceleme sürecinin tamamlanmasını beklediklerini dile getirdi.

 

Malmström, ABD'ye çelik ve alüminyum ihracatı yapan bütün ülkeleri DTÖ'de hukuki süreç başlatmaya çağırdı.

 

AB ve ABD'nin tarihi, stratejik ve kültürel olarak dost ve müttefik olduğunu anımsatan Malmström, ABD'nin İran nükleer anlaşması ve Paris iklim anlaşmasından çekilmesi ve en son ilave gümrük vergileri uygulama kararının ilişkileri soğuttuğunu söyledi.

 

ABD Başkanı Donald Trump, 9 Mart'ta ithal çelik ve alüminyuma sırasıyla yüzde 25 ve yüzde 10 gümrük tarifesi uygulanacağını açıklamıştı. Kanada ve Meksika, AB, Avustralya, Arjantin, Brezilya ve Güney Kore'ye 1 Haziran'a kadar geçici muafiyet tanınmıştı.

 

AA

Belçika terör kurbanlarının ardından ağlıyor
Okunma Sayısı : 276   
31.5.2018 03:26:45

Belçika'nın Liege kentinde meydana gelen terör saldırısında hayatını kaybedenler için anma töreni düzenlendi.

 

Kent merkezindeki tören, terör kurbanları için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.

 

Törene katılanlar, alkışlarla saldırıyı lanetledi. Törende oldukça duygusal anlar yaşandı.

 

Liege Emniyet Müdürlüğü, saldırıda hayatlarını kaybeden kadın polis memurları 45 yaşındaki Lucile Garcia ve 53 yaşındaki Soraya Belkacemi'nin fotograflarını kamuoyu ile paylaştı.

 

 

Saldırganın açtığı ateş sonucu, yoldan geçen bir aracın yolcu koltuğunda oturan Cyril Vangriecken hayatını kaybetmişti.

 

Liege Belediye Sarayı'nın tören salonunda da ölenler için taziye defteri açıldı. Belçikalılar, iki kadın polisin silahlı saldırı sonucu hayatını kaybettıği kafenin önüne çicekler bırakarak, mumlar yaktı.

 

euronews

Roma Büyükelçisi: Avrupa 'Teröristlerle iş birliği yapmamalı' uyarısı
Okunma Sayısı : 423   
7.5.2018 23:44:34

 

Türkiye’nin Roma Büyükelçisi Murat Salim Esenli, Türkiye'nin pek çok terör örgütüne karşı aynı anda mücadele vermesine ve bu uğurda feda ettiklerine rağmen Avrupa'daki ortakları tarafından anlaşılmamasını eleştirerek, “Teröristlerle iş birliği yapılmamalı” mesajı verdi.

 

Büyükelçi Esenli, İtalya’nın başkenti Roma’daki Yabancı Basın Birliği’nde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

 

Türkiye’nin NATO ve Avrupa Birliği’nin (AB) sınırlarını koruduğunu ve savunmasına son derecede önemli katkılarda bulunduğunu söyleyen Esenli, bunların yanında çok iyi bir ekonomik performans gösteren Türkiye'nin satın alma gücü paritesi bakımından dünyadaki 13. büyük ekonomi konumunda olduğunu anlattı.

 

Esenli, geçen sene yüzde 7,4’lük çok iyi bir büyüme oranı yakalayan Türkiye'nin aynı zamanda G20 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülke olduğuna dikkati çekti.

 

Büyükelçi Esenli, “Türkiye DEAŞ, DHKP-C, PKK, YPG/PYD ve FETÖ gibi terör örgütleriyle aynı anda mücadele ediyor. Bir yandan da Suriye’ye gitmeye çalışan yabancı terörist savaşçılara karşı oldukça aktif bir mücadele veriyoruz. Ancak ortaklarımızın bu uğurda feda ettiklerimizi anlamamasından ötürü endişe duyuyoruz. Bunların yanı sıra Türkiye, 3,5 milyon Suriyeli mülteciyi barındırıyor, eğer Iraklı ve Afgan mültecileri de eklerseniz bu sayı 4 milyona çıkıyor.

 

Yani Türkiye dünyada en çok mülteci ağırlayan ülke konumunda. Ayrıca kişi başına düşen milli gelire göre bakıldığında da Türkiye, dünyada en çok insani yardım yapan ülke.” diye konuştu.

 

Türkiye’deki basın özgürlüğüne ilişkin bir gazetecinin yaptığı yorum üzerine Esenli, gazetecilerin kanunlara uymak konusunda diğer meslek gruplarına mensup insanlardan bir farkı veya ayrıcalığı bulunmadığını vurguladı. Tutuklu bulunan söz konusu kişilerin gazeteci kimlikleri sebebiyle değil, kanunu çiğnedikleri, ulusal güvenliği tehlikeye atan eylemlerde bulundukları için hapiste olduklarını anlatan Esenli, bu kişilerin “Adil olmayan bir şekilde yargılandıklarını” düşünüyorlarsa da konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıma hakları bulunduğunu hatırlattı.

 

FETÖ'nün devlete sızabilmek için gazetecilik, akademisyenlik, polislik, askerlik gibi birçok önemli meslek alanında yuvalandığını anlatan Esenli, terör örgütünün el altından ülkeyi yönetmek istediğinin altını çizdi. Büyükelçi Esenli, “Türk demokrasisine, kendi sistemlerini yerleştirmek için her yolu denediler. Bunu 15 Temmuz’daki darbe girişiminde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalayacak, 251 kişiyi öldürecek ve 2 binden fazla kişiyi yaralayacak kadar ileri götürdüler.” ifadelerini kullandı.

 

Teröristlerle iş birliği yapılmamalı


Suriye’de YPG/PYD terör örgütünün “DEAŞ’a karşı savaştığı ve dünyayı savunduğu” şeklindeki iddialara da cevap veren Büyükelçi Esenli, şöyle konuştu:

 

YPG/PYD terör örgütüdür, PKK’nın bir uzantısıdır. Kürtler ve terörist unsurlar arasındaki ayrımı iyi yapmamız gerekiyor. Bu teröristlerin, bölgedeki Kürtlerin tek temsilcisi olduğunu söylersek büyük bir hata yapmış oluruz. Türkiye olarak ABD de dahil bütün ortaklarımıza 'Sorunu kendimiz çözelim, girip DEAŞ’a karşı savaşalım.' dedik. ABD bunu yapmayı reddetti ve bu örgütü maşa olarak kullanmayı seçti.

 

ABD'nin uluslararası toplumun bir üyesi olarak burada son derece tehlikeli bir emsal teşkil ettiğini düşünüyorum. Bir terör örgütüne karşı bir başka terör örgütüyle mücadele etmemeliyiz. Bu, terör örgütleriyle kendi gücümüzle mücadele edemediğimizi gösterir ki bu da son derece zorlu bir bölgede çizilmek istenecek bir imaj değil.

 

Terör örgütü YPG'nin bütün insan hakları ihlallerine rağmen uluslararası topluma "özgürlük savaşçısı" gibi güzellemelerle sunulduğuna dikkati çeken Esenli, "Bu da ‘Benim teröristim - senin teröristin’ gibi bir ayrılmaya yol açıyor ki en tehlikeli şey de bu. Teröristlerle iş yapılmamalı." dedi.

 

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Suriye'nin Afrin bölgesinde yürütülen Zeytin Dalı Harekatı'na da değinen Esenli, bu operasyonun hedefinin terör unsurları olduğuna vurgu yaparak, "Bu konuda, ‘Bütün Kürtler bir arada ve hepsi de Türkiye’ye karşı, Türkiye de Kürtlere karşı’ gibi argüman sunamazsınız. Bu tamamen yanlış bir bakış açısı. Eğer Avrupalı ortaklarımız gerçekleri anlayamazsa, doğru tarafta duramazlar. Bu yüzden bu ayrımı iyi yapmalıyız.” diye konuştu.

 

Elleri kanlı Esed rejiminin Suriye’de bir geleceği yok


Türkiye’nin Suriye’deki Beşşar Esed rejimine yönelik pozisyonunun sorulması üzerine Murat Salim Esenli, “Esed rejimi, bu zamana kadar Suriye’de 600 binden fazla sivili öldürdü. Elleri kanlı Esed rejiminin Suriye’de bir geleceği yok, olamaz. Çoğu Suriyeli de ülkelerinin geleceğinde onu görmek istemiyor. Bizim bu konudaki önerimiz ise Suriye’deki bütün tarafların, Hristiyan, Müslüman, Maruni, Sünni, Şii, Kürt, Türkmen, herkesin Suriye’deki çözümün bir parçası olması gerektiği yönünde. Suriye’de toprak bütünlüğü tamamen korunarak siyasi birliğin sağlandığı bir çözümün olması şart. Türkiye’nin teşvik ettiği ve Rusya ve İran gibi ortaklarımıza anlattığımız çözüm bu.” şeklinde konuştu.

 

Türkiye’nin Suriye’de yeni bir askeri operasyon yapıp yapmayacağının sorulması üzerine Esenli, Türkiye’nin askeri operasyonlarını bölgeye zarar vermeden yürütmek için elinden geleni yaptığını ve niyetinin sadece sığınmacıların dönebileceği güvenli bölgeler oluşturmak olduğunu söyledi.

 

 S-400 alımı egemen bir karar


Türkiye’nin bir NATO üyesi olarak Rusya’dan S-400 hava savunma füze sistemi almasına ve ABD’nin F-35 savaş uçağı satışını iptal etmesi ihtimaline ilişkin bir soruya cevaben Esenli, şunları kaydetti:

 

Türkiye, hava sahası için füze savunma sistemini 1990’ların başından beri almak istiyor. Füze savunma sistemini ortak ve müttefiklerimizden almak istedik ama maalesef mümkün olmadı. Bir ülkenin savunması son derece ciddi bir konu, hafife alamazsınız. Bu nedenle de S-400 savunma sistemine yöneldik. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in bu konudaki açıklamalarına bakarsanız, durumu anladığını ve her ülkenin savunma sistemini seçecek egemenlik hakkına sahip olduğunu söylediğini görürsünüz.

 

Dolayısıyla biz de egemen bir ülke olarak, savunma sistemimiz için S-400’leri almaya karar verdik. Öte yandan, Türkiye’den başka birçok NATO üyesi ülke Rusya’nın silah sistemlerini kullanıyor, hava savunma füze sistemini kullanan bir üye ülke de var. Burada ilginç olan şey, sürekli Türkiye’nin üzerine dikkatleri çekme çabası ve gerçekler kontrol edilmeden Türkiye’ye saldırılması.

 

AA

 

Avro Bölgesi'nde olumlu hava dağıldı
Okunma Sayısı : 293   
7.5.2018 23:17:04

 

Avro Bölgesi'nden son gelen veriler ve güven endeksleri, bölgede ekonomik büyümenin yılın ilk çeyreğinde hız kestiğine işaret ederken, uzmanlar bu yavaşlamanın 'geçici mi' yoksa 'döngüsel bir yavaşlamanın başlangıcı mı' olduğunu tartışıyor. 

 

19 Avrupa Birliği ülkesinden oluşan bölge ekonomisinde 2016 yılının sonundan itibaren başlayan toparlanma süreci daha da ilerleyerek yerini 2017’nin sonu itibarıyla ekonomik genişlemeye bırakmıştı.

 

Ancak yılın başından bu yana gelen ekonomik veri ve göstergeler ekonomik genişlemenin ivme kaybettiğine ilişkin sinyaller verdi.

 

Avrupa İstatistik Ofisi'nin (Eurostat) son yayımladığı öncü verilere göre, 19 üyeli Avro Bölgesi’nde mevsimsellikten arındırılmış gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH), yılın ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,4 yükseldi. 2017’nin ilk çeyreğine kıyasla ise Avro Bölgesi’nde GSYH artışı, yüzde 2,5 olarak ölçüldü.

 

Avro Bölgesi'nde bir önceki çeyrekte, yani 2017 yılının son çeyreğinde, çeyrek bazda yüzde 0,7 ve yıllık bazda da yüzde 2,8 büyüme kaydedilmişti. Böylece büyüme hızı hem çeyrek hem de yıllık bazda azalma kaydetti.

 

Diğer yandan, ekonomi araştırma kuruluşu IHS Markit Economics'in öncü bildirimine göre Avro Bölgesi bileşik PMI nisan ayında mart ayındaki 55,2 puana seviyesinde gerçekleşti.

 

Piyasaların ve Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) yakından takip ettiği veri, bölge ekonomisindeki genişlemenin, yılın başındakine kıyasla çok daha zayıf hızda olmakla birlikte nisan ayında da devam ettiğine işaret etti.

 

Büyümeye ilişkin önemli ipuçları veren imalat sanayisinden de zayıf sinyaller geldi. IHS Markit Economics'in nihai verilerine göre, martta 56,6 puan olan imalat sanayi PMI, nisanda 56,2 puanla son 13 ayın en düşük seviyesine geriledi.

 

Güven endekslerinde azalış


PMI verilerinin yanı sıra yatırımcının ve ekonominin nabzını ölçen güven endeksleri de azalış kaydetti.

 

Kurumsal yatırımcı ve analistlerin ekonomiye duyduğu güveni ölçen ZEW Ekonomik Güven Endeksi, Avro Bölgesi’nde nisan ayında mart ayına kıyasla 11,5 puan azalarak 1,9 puana indi.

 

Merkezi Almanya'nın Mannheim kentinde bulunan ZEW'den yapılan açıklamaya göre, endeksteki beklenmedik gerileme esas olarak ABD ile olan uluslararası ticaret çatışmasından ve Suriye'deki karışıklıktan kaynaklandı. Ayrıca 2018'in ilk çeyreğinde üretim ve perakende satış rakamlarının olumsuz gelmesi de endeksi etkiledi.

 

Ayrıca, piyasalara ilişkin araştırmalar yapan Frankfurt merkezli Sentix'in Yatırımcı Güven Endeksi nisan ayında 19,6 puana geriledi. Böylece söz konusu endeks, üst üste 3 ay gerilemiş oldu.

 

Bir diğer olumsuz açıklama da Alman Ekonomi Araştırma Enstitüsü'nden (Ifo) geldi. Ifo’nun 2018 yılı ikinci çeyrek ekonomik görünümüne ilişkin gerçekleştirdiği anketin sonuçlarına göre, anket katılımcısı uzmanlar mevcut ekonomik durumu çok iyi olarak değerlendirmeye devam etmelerine karşın ekonomik beklentilerini önemli ölçüde geri ölçekledi.

 

Ankete göre, Avro Bölgesi'ndeki tüm önemli ülkelerde ekonomik ortam bozuldu. Tek istisna iklim göstergesinin 2017 sonunda durgunluğun ardından yeniden yükseldiği İspanya oldu. İtalya'da ekonomik iklim çok yoğun bir şekilde bozuldu ve uzmanlar hem mevcut ekonomik durum hem de beklentileri olumsuz değerlendirdi.

 

Enflasyon hedefine ulaşılamadı


Avro Bölgesi'nde yıllık enflasyon oranı ECB’nin faizleri tarihi düşük seviyeye indirmesine ve devam eden parasal genişleme programına rağmen hala hedeflenen seviyenin altında.

 

Avro Bölgesi'nde para politikasını yürütmeden sorumlu ECB de bölgede fiyat istikrarını sağlamak için yüzde 2’nin hemen altında ancak yüzde 2’ye yakın seviyede enflasyon hedefliyor ve bu doğrultuda varlık alım programı ve düşük faiz politikasını da kapsayan bazı tedbirler uyguluyor.

 

Manşet enflasyonunun zaman zaman yüzde 2'ye yaklaşması, ECB'nin daha önce almış olduğu tedbirleri yavaş yavaş sonlandıracağı yönündeki görüşleri tetiklerken, ECB yetkilileri, enflasyon dinamiklerinin istikrara kavuşması gerektiğini belirtiyor.

 

ECB, yüzde 2,4'lük büyüme tahminini düşürmek zorunda kalacak


Ekonomi uzmanları bölge ekonomisindeki yavaşlamanın bir döngüsel yavaşlama olup olmadığını tartışmaya başladı.

 

Berenberg ekonomistlerinden Florian Hense, konuya ilişkin gönderdiği bilgi notunda, büyümenin 2017 yılında son on yılın en güçlü performansını göstermesinin ardından, 2018'in ilk çeyreğinde ivmesinin yavaşladığını bildirdi.

 

Hense, “Son dört çeyrekte ortalama yüzde 0,7'lik büyüme hızından sonra, yılın ilk çeyreğinde yüzde 0,4 büyüme kaydedildi. Burada asıl soru, bunun sadece kısa süreli bir kesinti mi yoksa daha belirgin bir döngüsel yavaşlamanın başlangıcı olup olmadığıdır. Gerçek muhtemelen ikisinin ortasında bir yerde.” ifadelerini kullandı.

 

ECB'nin geçen hafta, Avro Bölgesi'nin genişleme ivmesinin güçlü kalmaya devam ettiği ve bunun şu andaki düşük fiyat baskılarının kademeli olarak enflasyon hedefine yakınlaşmasını desteklediği yönündeki açıklamasını anımsatan Hense, “ECB'nin, önümüzdeki aylarda mevcut politika duruşlarından çıkışa doğru büyük bir adım atmadan büyümenin bir miktar daha fazla ivme kazanacağına dair bir kanıt bekleyeceğini düşünüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

 

Commerzbank analistlerinden Christoph Weil da yayımladığı bilgi notunda yılın ilk üç ayında Avro Bölgesi ekonomisinin 2017 yılının son çeyreğine göre yüzde 0,4 büyüdüğüne dikkati çekti.

 

Bu durumun, genişleme hızının önceki çeyreklere kıyasla neredeyse yarı yarıya azaldığı anlamına geldiğine dikkati çeken Weil, “Mart ayında soğuk hava gibi özel faktörlerin yanı sıra, özellikle avronun belirgin değer kazanmasının bir azaltma etkisi olması muhtemel. ECB, 2018 için yüzde 2,4'lük büyüme projeksiyonunu haziran ayındaki toplantıda düşürmek zorunda kalacak.” yorumunda bulundu.

 

 

AA

Sigmar Gabriel: Afrin'e yapılan askeri müdahale, ABD'ye açık bir mesajdır
Okunma Sayısı : 495   
25.3.2018 20:31:02

 

Eski Almanya Dışişleri Bakanı Gabriel, "Der Tagesspiegel" gazetesi için "Afrin sonrası Türkiye ve Batı - Afrin, ABD'ye bir mesajdır" başlığıyla bir makale yazdı.

 

 

Eski Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türkiye'nin, Afrin'deki Zeytin Dalı Harekatı'yla ABD'ye, kendisinin de bölgede söz sahibi olduğu ve Kürtlerin kontrolü altındaki herhangi bir yapılaşmaya izin vermeyeceği mesajını ilettiğini belirtti.

 

Gabriel, "Der Tagesspiegel" gazetesi için "Afrin sonrası Türkiye ve Batı - Afrin, ABD'ye bir mesajdır" başlığıyla yazdığı makalede, Türkiye'nin bu mesajı ABD'ye vermek için Suriye'ye kara birlikleri gönderdiğini ve hava kuvvetlerinin yaklaşık yarısıyla kendi tarihinin en büyük hava harekatlarından birini gerçekleştirdiğini kaydederek "Türkiye, Suriye'deki Kürt bölgelerine düzenlediği harekat için yüksek bir bedel ödemeye hazır: Artık Batı'ya bağlanmamak." ifadesine yer verdi.

 

Afrin'e yapılan askeri müdahale, ABD'ye açık bir mesajdır: Suriye'deki savaş sonrası düzen Türkiye'nin onayı olmadan gerçekleşmemeli ve herhangi bir şekilde Kürt kontrolü altında oluşturulacak bir yapılanma Türkiye tarafından kabul edilemez." ifadesini kullanan Gabriel, YPG ve PYD'nin ABD'de olduğu gibi Avrupa ülkelerinde de terör örgütü olarak yasaklanmadığını ancak Türkiye'nin ve çok sayıda uluslararası gözlemcinin, terör örgütü PKK ile YPG/PYD arasında yapılan bu ayrımın suni olarak yaratıldığı görüşünü paylaştığına dikkati çekti.

 

Gabriel, PKK ile YPG arasındaki ilişkinin sadece ideolojik ve sembolik olarak yakın olmadığının altını çizerek ''YPG ve PYD’nin PKK'nın stratejik liderliği altında bulunduğunu ancak nispeten büyük bir operasyon özgürlüğüne sahip olduğunu varsaymak gerekir.'' ifadesini kullandı.

 

ABD'nin terör örgütü DAEŞ'e karşı mücadelede YPG ve PYD'yi silahlandırıp Suriye'nin kuzeyinde bir Kürt yapılaşmasına izin vererek Türkiye'yi kışkırttığına işaret eden Gabriel, Türkiye'nin bu durumu kabullenmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle askeri mücadelenin süreceğini kaydetti.

 

Gabriel, Türkiye'nin, Batı'ya bağımlı olmak istemediğini, bu nedenle ABD ile olası bir krizin jeopolitik sonuçlarından da korkmadığını ifade etti.

 

ABD'nin, Türkiye ile olan ihtilafı ya kontrol edilebilir gördüğünü ya da Türkiye'nin jeostratejik önemini göz ardı ettiğini belirten Gabriel, "İlk tahmin bir hata olabilir. İkinci tahmin ise felaket sonuçlar doğuracaktır, özellikle de biz Avrupalılar için." değerlendirmesinde bulundu.

 

Gabriel, kötü sonuçların yaşanmaması için Türkiye ile ilişkiler konusunda tüm Avrupa ülkelerinin yeni bir strateji geliştirmesi gerektiğini vurgulayarak Türkiye'ye yönelik bazı eleştirilere rağmen Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi konusunda daha fazla çaba harcanması gerektiğini, sorunların Rusya'ya karşı yapıldığı gibi başarısız kalan yaptırımlarla çözülemeyeceğini, Türkiye'nin de bu konuda endişe duymadığını belirtti.

 

Türkiye'nin PKK'dan duyduğu endişeler yersiz değil


Türkiye'nin PKK'dan duyduğu endişelerin yersiz olmadığını ve bu örgütün uyuşturucu, silah kaçakçılığı ve şantajlar nedeniyle Almanya'da yasaklandığını kaydeden Gabriel, Türkiye'nin, terör örgütlerinin üstünlüğüyle kurulacak olası bir Kürt devletine hiçbir zaman izin vermeyeceğini ve gerekirse Rusya, İran ve Suriye'nin görmezlikten gelmesiyle bu terör örgütlerine karşı mücadeleyi sürdüreceğini ifade etti.

 

Bundan da Moskova ve Şam yönetimlerinin karlı çıkacağını savunan Gabriel, "Bu nedenle bizim çıkarımız, Türkiye'yi jeopolitik açıdan dahil etmeyi sürdürmek olacaktır." ifadesine yer verdi.

 

Gabriel, bu nedenle Türkiye ile tüm iş birliği imkanlarını mobilize etmeleri ve kazanabileceği çok şey olduğu duygusunu vermeleri gerektiğini vurgulayarak Suriye'deki askeri harekatın sona erdirilmesinden sonra Türkiye ile bir NATO üyesi olarak daha sıkı bir silahlanma iş birliği de yapılabileceğini belirtti.

 

Türkiye'nin Rusya ile silahlanma iş birliğini düşünmesinin önemli olduğunu kaydeden Gabriel, Türkiye ile yakınlaşmanın vazgeçilmemesi gereken zorlu bir yol olduğuna dikkati çekti.

 

 

AA

Hollanda'da ırkçı parti hakkında suç duyurusu
Okunma Sayısı : 358   
19.3.2018 02:54:36

Hollanda'da bazı siyasi partiler ve İslami kuruluşlar, ırkçı Özgürlükler Partisi (PVV) ve kamu yayın kuruluşu NPO hakkında suç duyurusunda bulundu.

 

Hollanda'da bazı siyasi partiler ve İslami kuruluşlar, ırkçı Özgürlükler Partisi (PVV) ve kamu yayın kuruluşu NPO hakkında suç duyurusunda bulundu.

 

Müslümanların kurduğu NIDA partisi, İslam Demokratlar Partisi ve Birlik Partisinin yanı sıra farklı İslami kuruluşlar, ırkçı PVV'nin İslamofobik seçim kampanyası filmi ve filmi yayınlayan kamu yayın kuruluşu NPO hakkında suç duyurusunda bulundu.

 

İslam Demokratlar Partisi Genel Başkanı Hasan Küçük, yaptığı basın açıklamasında, PVV ve lideri Geert Wilders'in İslam düşmanlığını teşvik ettiği ve bunu yaydığı gerekçesi ile suç duyurusunda bulunduklarını söyledi.

 

Küçük, "Bizim gözümüzde PVV, ülkede yaşayan bazı vatandaşların dinini kötüleyerek tehlikeli ve ölümcül olduklarını belirtip dışladığı için tekrar kanunu çiğnedi. Bu kabul edilemez ve bütün siyasi partiler tarafından kınanması gerekir. Başbakan Mark Rutte'nin film hakkında sadece 'iğrenç' olduğunu açıklamasını zayıf buluyoruz. Ülkenin başbakanı olarak İslam ve yabancı düşmanlığına karşı daha sert çıkış yapması gerekir." dedi.

 

Müslümanlara ve Gayrimüslimlere çağrıda bulunan Küçük, "Herkesi, PVV'nin İslam düşmanlığına karşı şikayet etme çağrısında bulunuyorum. Demokratik anayasa sistemine güveniyoruz ve savcılığın PVV ve Geert Wilders hakkında ceza başlatmasını bekliyoruz." ifadesini kullandı.

 

Yerel seçimlere hazırlanan Hollanda'da ırkçı PVV'nin İslamofobik seçim kampanyası filminin kamu yayın kuruluşunda yayınlanması tepki çekmişti.

 

Eğitim, Kültür ve Bilim Bakanlığına bağlı kamu yayın kuruluşu NPO'da, siyasi partilere ayrılan zaman diliminde PVV'nin "İslam ölümcüldür" ifadelerinin yer aldığı reklam filmi yayınlanmıştı.

 

Seçim kampanyası kapsamında hazırlanan ve İslam'ı kötüleyen filme, Hollandalılar da sosyal medya üzerinden tepki göstererek yayınlanmasının yasaklanmasını istemişlerdi.

 

AA

Amsterdam'da ırkçılık ve ayrımcılık karşıtı gösteri
Okunma Sayısı : 366   
19.3.2018 02:39:09

Hollanda'nın başkenti Amsterdam'da, 21 Mart Komitesi tarafından ırkçılık ve ayrımcılık karşıtı gösteri düzenlendi.

 

Denk Partisi ve Nida Partisinin yanı sıra bazı siyasi partiler ve çok sayıda kurum tarafından desteklenen gösteri kapsamında De Dam Meydanı'nda bir araya gelen yaklaşık bin kişi, Museum Meydanı'na kadar yürüyüş yaptı.

 

 

 

Göstericiler, ellerindeki, " Hep beraber ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı" , "Mecliste ırkçılığa hayır", "Mültecilere kapımız açık, herkese yeterince yer var", "Wilders'e hayır, PVV partisine hayır, ırkçılığa hayır", "Irkçılık ve ayrımcılık için ayağa kalk", "Popülizme ve İslamofobiye karşı" ve "Müslümanlara karşı kampanyayı bırak, ırkçılığa yer yok" yazılı pankartlarla sloganlar eşliğinde yürüdü.

 

Çok sayıda Hollandalının yanı sıra farklı etnik kökenlerden ve topluluklardan göstericilerin de katıldığı yürüyüşte, "şiddete, savaşa, ırkçılığa, ayrımcılığa ve İslamofobiye hayır" mesajları verildi.

 

Yapılan konuşmalarda, ırkçılığın artık meclise kadar girdiği, buna ayrıştırmaya daha çok katkısı olacağı için fırsat verilmemesi gerektiği belirtilerek, Hollanda'nın herkesin olduğu ifade edildi.

 

Yerel seçimlere hazırlanan Hollanda'da ırkçı Özgürlükler Partisinin (PVV) İslamofobik seçim kampanyası filminin kamu yayın kuruluşunda yayınlanmasına değinilen konuşmada, ırkçılığın evlere kadar girdiği belirtildi.

 

Eğitim, Kültür ve Bilim Bakanlığına bağlı kamu yayın kuruluşu NPO'da siyasi partilere ayrılan zaman diliminde PVV'nin "İslam ölümcüldür" ifadelerinin yer aldığı reklam filmine tepki gösterildi.

Gösteri, dünya müziklerinin sunumu eşliğinde olaysız son buldu.

 

AA/AT5

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Almanya'da
Okunma Sayısı : 781   
6.3.2018 14:37:46

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ikili görüşmelerde bulunmak üzere Almanya'da. Alman Dışişleri Bakanı Gabriel ile görüşme öncesi basına kısa bir açıklama yapan Bakan Çavuşoğlu konuşmasında;

 

Esasen Almanya'da yeni hükümetin kurulması sadece Almanya değil tüm Avrupa için önemlidir. Almanya'nın AB'deki önemi tüm AB ülkelerince biliniyor.

 

Bugün ki görüşmelerde Tükiye Almanya ilişkilerini nasıl geliştirir nasıl güçlendiririzi bunu konuşucağız.  Almanya ve Türkiye'nin bölgesel konularda işbirliği çok önemli balkanlarda çok önemli biz birbirimizi rakip değil partner olarak görüyoruz.


Birleşmiş Milletlerin Suriye'de ateş kes kararına karşılık, maalesef Doğu Guta'da devam eden ihlaller olduğunu görüyoruz.  Suriye'deki ateş kes  kararı terör örgütlerini kapsamıyor ve bu terör örgütleri Almanya tarafından da terör listesindedir. Suriye'de İnsani yardım konusunda uluslararası kuruluşlarla çalışıyoruz, yaşanları ve gelişmeleri uluslararası kuruluşlar biliyor. 

 

Almanya ve Türkiye  aynı şeyi düşünüyor

 

Mevkidaşım Alman Dışişleri Bakanı Gabril'le tekrar bir araya geldiğimiz için çok mutluyum. Avrupanın istikrarını ilgilendiren konuları tekrar değerlendireceğiz. 


Bu sene rezervasyonlarda Almanya'dan Türkiye'ye gelişlerde %80 artış var. Alman vatandaşları son 6 ayda gözlemlediğim kadarıyla Türkiye'de normalleşmenin başlamasıyla rezervasyonlarda artışlar görüldü.

 

Güvenlik konusunuda Türkiye Avrupa ülkelerinden daha az güvenli şehirler değildir. 

 

Alman turistler Türkiye'yi çok özledi, otellerimizde ki kaliteli hizmet ve konaklama imkanları biliniyor.  Alman Dışişleri Bakanlığının Seyahat uyrıları konusunda Alman Dışişlerinin yeniden değerlendirmeleri gerektiğini düşünüyorum bunları mevkidaşım Gabriel'le detaylı görüşüceğiz. diyerek toplantıya geçildi.

 

 

HABER GALATA

Avrupa Birliği Batı Balkanları hatırladı
Okunma Sayısı : 405   
4.3.2018 12:24:06


Sığınmacı kriziyle genişleme stratejisini rafa kaldıran Avrupa Birliği'nin (AB), son zamanda özellikle Batı Balkanlara yönelik genişleme politikasını tekrar etkinleştirmesi dikkati çekiyor.

 

AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ile AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn’ın şubat başında AB Komisyonunun Batı Balkanlar Stratejisi’ni açıklamasının ardından, AB’nin bölgeye ilgisinin de birden arttığı görülüyor.

 

Belgeyi tanıtan Mogherini, "AB'nin kapısı açık. Batı Balkanların AB üyeliğine ilişkin net bir yol var. AB, 27 ülkeden oluşmak zorunda değil." ifadeleriyle Batı Balkan ülkelerinin AB üyeliğine desteğini vurguladı.

 

Belgenin açıklanmasının ardından AB yetkililerinin Batı Balkan ülkelerine yaptıkları ziyaretlerde de hissedilir artış gözlendi. Hahn, stratejinin açıklanmasının ardından AB'ye katılım müzakerelerine devam eden Sırbistan ve Karadağ'ı ziyaret etti. Bu ziyaretleri sırasında, Hahn, stratejide de belirtilen 2025 tarihinin bu ülkelerin üyeliğine ilişkin net bir tarihten çok bir perspektif olduğunu söyledi.

 

Son olarak AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ile AB Komiseri Hahn, bölgedeki 6 ülkeyi kapsayan bir tur yaptı. Juncker ve Hahn, sırasıyla Makedonya, Arnavutluk, Sırbistan, Karadağ, Bosna Hersek ve Kosova’yı ziyaret etti. Mogherini de Kosova'ya giderek ziyaretin son ayağına katıldı.

 

Diğer yandan, mayısta Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da AB liderlerini 6 ülkenin lideriyle bir araya getirecek AB-Batı Balkanlar Zirvesi'nin de AB'nin artan ilgisini açık bir şekilde gösteriyor.

 

AB yetkilileri, bölge ülkelerine verdikleri mesajlarda ikili sorunların üyelik öncesinde halledilmesi gerektiğine dikkati çekerken bu ülkelerin “doğal yerinin AB olduğunu” da söylemeyi unutmadı.

 

Juncker'in 2015'te komisyon başkanlığını devraldığında, AB'nin genişlemesi politikasının gündeminde olmadığını belirtmesine rağmen, Komisyon Başkanının son dönemde Batı Balkan ülkelerinin AB üyeliğine yönelik artan desteği dikkati çekti.

 

"AB yeni genişleme politikasıyla geri döndüğünü göstermek istiyor"


Bosna Hersekli AB uzmanı Adnan Huskic, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, AB’nin Batı Balkanlar için önemli olduğunu vurgulayarak bölge ülkelerinin geleceğini AB üyeliğinde gördüğünü kaydetti.

 

AB Komisyonunun “AB’nin çalkantılı dönemi geride bıraktığı ve genişleme politikasına geri döndüğü mesajını vermek istediğini" kaydeden Huskic, AB’nin geçmişine de bakıldığında sürekli olarak genişlediğinin, üye sayısının arttığının görülebileceğini söyledi.

 

Bölgenin AB için neden önemli olduğunun ikinci sebebinin de AB'nin kendi içinde çalkantılı bir dönem geçirdiği sırada bölgede ortaya çıkan diğer aktörler olabileceğini belirten Huskic, bu aşamada gelişmeler ve açıklamalar dikkate alındığında bu aktörlerin Rusya ile Türkiye olduğunun söylenebileceğini kaydetti.

 

Huskic, bu iki ülkenin bölgedeki varlığının, sadece Batı ile Rusya arasındaki kırılmalar değil, aynı zamanda Türkiye ile AB arasındaki kırılmalar da göz önüne alındığında, Batı Balkanların daha sıkı bir şekilde AB’ye bağlanması gerektiği fikrinin ortaya çıktığını savundu.

 

Türkiye’nin bölgedeki etkisinin sıklıkla gündeme geldiğini, bununla aynı zamanda Rusya’nın da bölge üzerindeki etkisine işaret edildiğini söyleyen Huskic, saydığı bu iki sebebin, Batı Balkan Stratejisi'nin açıklamasında önemli etki yarattığını belirtti.

 

Merkezi Brüksel'de bulunan düşünce kuruluşu Avrupa Politika Çalışmaları Merkezinin (CEPS) Kıdemli Uzmanı Erwan Fouere ise "Rusya'nın AB'nin son yıllarda bölgede bıraktığı boşluktan faydalandığı şüphe götürmez." dedi. Rusya'nın bölgedeki ekonomik faaliyetlerinin "sıfıra yakın" olmasına rağmen" özellikle Kırım krizinin ardından "agresif bir dış politika" yürüttüğüne dikkati çeken Fouere, böylelikle AB reform ajandasına bir alternatif sunduğunu ifade etti. 

 

AB'nin bölgede istikrarı hukukun üstünlüğüne tercih ettiğini kaydeden Fouere, "AB komşu bölgesinde yenilgiyi göğüsleyemez. Bu nedenle artık elindeki tüm imkanları bölgedeki reform sürecine katkıda bulunmak için kullanacak." değerlendirmesinde bulundu.

 

AA

Macaristan'da Sibirya soğuklarına karşı sıcak çay
Okunma Sayısı : 370   
28.2.2018 17:53:18

 

Termometrelerin -10'ları gösterdiği Avrupa kentlerinde özellikle evsizler için sivil toplum örgütleri yoğun bir çalışma yürütüyor.

 

 

Avrupa'yı etkisi altına alan soğuk hava dalgası Mart ayına girilirken sıcaklıkları mevsim normallerinin altına çekti. Termometrelerin -10'ları gösterdiği Avrupa kentlerinde özellikle evsizler için sivil toplum örgütleri yoğun bir çalışma yürütüyor. Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de bir restoran sahibi, ücretsiz sıcak çay ve sandviç dağıtma kararı aldı:

 

"Bu, benim için fazladan masraf anlamına gelmiyor. Barın dışına sıcak bir demlik çay koymak daha çok şey ifade ediyor. Sıcak, şekerli bir içecek bu dondurucu havada ihtiyacı olana az da olsa rahatlık verir."

 

Meteoroloji uzmanları, ölümcül sonuçlar doğuran soğuk havanın bir müddet daha etkisini sürdüreceğini belirtiyor:

 

"Bu hava şartlarının sıradışı olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bu kadar düşük dereceleri görmek için çok geç. Bölgemizde kışın en soğuk gününü 1 Mart'ta yaşamayı bekliyoruz, yani ilkbaharda."

 

Budapeşte'de gündüz sıcaklık eksi 6 olarak kaydedildi. Macaristan'ın başkentinde bugüne kadarki en düşük gündüz sıcaklığı 26 Şubat 1986'da eksi 5 olarak ölçülmüştü.

 

EURONEWS

İtalya’da yaklaşık 4 milyon insan yoksulluk içinde yaşıyor
Okunma Sayısı : 709   
28.2.2018 17:36:05

 

EURONEW TÜRKÇE haberin derlediği haberde İtalya'daki yolsuzluk sorunu gündeme getirildi.  Marco her sabah Milano’nun çeşitli pazarlarına ve süpermarketlerine gidiyor. Caritas Ambrosiana adlı yemekhanede yoksullara verilecek yemeklerde kullanılacak malzemeleri çöpe gidecek gıdalardan topluyor.

 

 

 

Ama Marco ayrı bir dünya olan Milano’nun merkezine hiç uğramıyor.

 

İtalya iki taraflı bir ülke ve Milano buna en güzel örnek. Şehrin bir tarafı büyük zenginlerle, diğer tarafı yoksulluk ve umutsuzluklarla dolu.

 

Sosyolog Aldo Bonomi soruna şöyle dikkat çekiyor:

 

Karar sürecinden geçiyoruz ve hikaye iki farklı bakış açısı ile anlatılabilir: Yalnızca rekabetçi yönden bakarsak, her şeyin yolunda olduğunu söyleyebiliriz, veya diğer yönden baktığımızda, her şeyin ters gittiği farklı bir dil kullanabiliriz. Temel nokta, benim fikrime göre, sosyal bütünlüğü korumak. Bu durum sadece İtalyan’ın sorunu değil tüm Avrupa demokrasilerini ilgilendiriyor.

 

İtalya’da yaklaşık 4 milyon insan yoksulluk içinde yaşıyor.

 

Ayrıca 18 milyon kişi fakirlik veya sosyal dışlanma riski altında. Son 35 yılda İtalya’daki gelir dağılımındaki eşitsizlik diğer OECD ülkelerinden daha fazla arttı.

 

2008 ve 2014 yılları arasında ortalama gelir yüzde 11 düştü. Bu oran ortalamanın altında kazanılanlar için ise yüzde 24 oldu.

 

Aldo Bonomi:

Bir ülkenin iyi durumda olması demek, zenginlerini bir arada tutabilmesi ve zor durumda olanların da buna dahil edilmesi anlamına gelir. İtalya’da gelir düzeyi farklı kesimlerin bir araya gelme sorunu var.

 

İtalyan Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na göre, yoksulluk sadece gelir eksikliğinden değil, aynı zamanda ülkenin ekonomik ve sosyal süreçlerine katılım olasılığının da düşük olmasından kaynaklanmakta.

 

Aldo Bonomi:
Çok hırçın sesler var etrafta, ben buna garez diyorum. Kızgınlık oradan kaynaklanıyor ve yaygın halde. Neyse ki bu ülkede güçlü bir sosyal uyum kültürü hala mevcut.

Caritas Ambrosiana, İtalya’daki yoksulluğun yeni biçimleriyle mücadelede küresel bir yaklaşım benimsiyor.

Piazza Greco, yaklaşık üç yıl önce yoksullar için bir yemekhaneye çevrildi. Burada yemekler piyasalardaki çöpe atılacak malzemelerden hazırlanıyor.

2008 ve 2012 yılları arasında Milano’da, yardım merkezlerinden kumanya ve yemek paketi isteyen insanların sayısı yaklaşık üçte bir oranında arttı.

Ülke çapında, haftalık satın alınan gıdaların ortalama yüzde 25’i çöpe atılıyor. Bu her aile için yılda 1600 Euro anlamına geliyor.

Yemekhanelerde sadece gönüllüler çalışıyor.

 

Kantinde 100 kişilik yer var. Fakirlerin yemek yemesine, ancak toplumla yeniden bütünleşme konusunda somut bir projeleri varsa sınırlı bir süre için izin veriliyor.

 

Caritas Milano Müdürü Luciano Gualzetti’ye toplumla yeniden bütünleşme projesinin ne olduğunu sorduk.

Luciano Gualzetti:


Burası, iyi yemekleri ile her gün aldığımız vitaminlerle sadece vücudu besleyen bir yer değil. Aynı zamanda iyi ilişkilerin kurulduğu bir ortam. Buranın kişinin yeni bir özgüven bulduğu, yaşamın sahip olduğu fırsatları besleyen bir yer olmasını istedik. Şimdiye kadar kendisine fırsat verilmeyenlerin gönüllülerimizin yardımıyla yollarını bulmasına çalışıyoruz.

 

Yemekhane yoksullara hizmet etmesine rağmen oldukça kaliteli ve mükemmel bir yer. İçerideki eşyalar, mobilyalar, masalar, sandalyeler İtalyan ve uluslararası önde gelen tasarımcılar tarafından bağışlanmış.

 

Yemekhanede çağdaş sanatçılar tarafından hibe edilen dikkat çekici sanatsal çalışmalar da göze çarpıyor.

 

Luciano Gualzetti, güzelliğin, yoksunluğun ötesinde görmek için ilk adım olduğunu söylüyor:

 

Caritas, krizin de etkisiyle, bu sorunlarla, bütünleşmiş bir yöntemle baş etmeyi öğrendi. Yiyecek vermek yeterli değil. Kendi ayakları üzerinde durmaya doğru giden gerçek bir yolu etkinleştirmek için de zemin sağlamak gerekli.

 

Tarihimizde ilk kez, yoksulluktan çıkmanın ilk şartı artık bir iş bulmak değil. Çünkü güvencesi olmayan, hak edilenden daha düşük maaşların verildiği işler etrafta çoğaldı.

 

İtalya’nın önünde hala katedilmesi gereken uzun ve zorlu bir mesafe var.

 

Marco Pisu umudunu kısaca şöyle dile getiriyor:


Daha çok huzur görmek istiyorum. Diğer insanlara karşı daha ilgili olmalıyız.

 

EURONEWS 

Mogherini: BMGK'nin ateşkes kararının derhal uygulanmasını bekliyoruz
Okunma Sayısı : 365   
26.2.2018 23:48:58

 

Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) Suriye'ye ilişkin aldığı "insani ateşkes" kararının derhal uygulanması gerektiğini söyledi.

 

Mogherini, sabah gerçekleştirilen AB Dışişleri Konseyi Toplantısı, ardından Ürdün, Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas ve Filistin olmak üzere bölge ülkelerinden altı dışişleri bakanı, Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile görüşmesinin ardından basına açıklamalarda bulundu.

 

Arap Birliği ile AB'nin, İsrail-Filistin sorununa ilişkin benzer bir tutuma sahip olduğuna dikkati çeken Mogherini, tarafların İsrail-Filistin sorununun ancak Doğu Kudüs'ün Filistin'in başkenti olacak şekilde iki devlet perspektifiyle çözülebilineceği konusunda mutabık kaldığını aktardı.

 

AB Dışişleri Konseyi'nde ise gündem maddesi olmamasına rağmen Suriye'deki mevcut durumu ele aldıklarını kaydeden Mogherini, "BMGK'nin aldığı ateşkes kararının derhal ve tam uygulanmasını bekliyoruz." ifadesini kullandı.

 

Garantör ülkelere mektup gönderecek


Mogherini, AB'nin BMGK kararına büyük önem atfettiğini belirterek, "Bugün Astana süreci garantörleri olan Rusya, İran ve Türkiye'nin dışişleri bakanlarına ateşkesin derhal başlatılması ve tam uygulanması için bir mektup göndereceğim." diye konuştu.

 

"Beklediğimiz her dakika insanlar ölüyor." diyen Mogherini, tüm tarafların gerginliği artırma yerine azaltmaya odaklanması gerektiğini vurguladı.

 

BMGK'da oy birliğiyle kabul edilen tasarı ile Suriye'ye insani yardım ulaştırılabilmesi, özellikle rejimin kuşatması altında bulunan Doğu Guta'da ağır hasta ve yaralıların tahliyesi için en az bir ay insani ateşkes kararı alınmıştı.

 

AA

Büyükelçi Bigalı: Müslüm’ün serbest kalması teröre destek anlamına gelir
Okunma Sayısı : 788   
26.2.2018 23:39:51

Türkiye’nin Prag Büyükelçisi Ahmet Necati Bigalı, terör örgütü PYD/PKK’nın eski eş başkanı Salih Müslüm’ün Prag’daki yargılanma sürecine ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, Müslüm’ün uzun yıllar terör örgütü yöneticiliği yaptığını ve Türkiye’de yaşanan kimi terör saldırılarında sorumluluğunun bilinen bir gerçek olduğunu söyledi.

 

Müslüm’ün geçici iadesini Çek makamlarından talep ettiklerini ifade eden Bigalı, talebe ilişkin belgelerin Çek yetkililere iletildiğini kaydetti.

 

Büyükelçi Bigalı, "Salih Müslüm cumartesi gecesinden itibaren emniyet müdürlüğü binasında tutuluyor. Bize bugün yargılamanın yapılacağı söylenmişti ancak verdiğimiz belgelerin incelenmesi için savcı bugün inceleme için süre istemiş. Yarın öğleye doğru mahkemeden bir karar çıkmasını bekliyoruz.” şeklinde konuştu.

 

Türkiye’nin beklentisi geçici tutuklama kararı


Bigalı, mahkemenin vereceği olası kararlara da değinerek, ilk olarak mahkemenin geçici tutukluluk kararı alabileceğini, böyle bir durumda söz konusu şahsın yaklaşık 40 gün süresince tutuklu olacağını ve Adalet ile İçişleri bakanlıklarının ivedilikle iade belgesi hazırlayarak Çek makamlarına sunacağını anlattı.

 

 

Türkiye’nin beklentisinin geçici tutuklama kararı yönünde olduğunu vurgulayan Bigalı, “Tabii serbest bırakma kararının verilmesini düşünmek bile istemiyoruz çünkü böyle bir karar verilirse, açık konuşmak gerekirse, bu teröre destek vermek anlamına gelir.” dedi.

 

Kanlı eylemlerin hesabını Türk adaletine vermeleri gerekiyor


Bigalı, terör örgütü PYD/PKK’nın eski eş başkanının tutuklanarak adalete teslim edilmesinin Türkiye için çok önemli olduğunun altını çizerek, "Yıllardır yaptıkları kanlı eylemlerin hesabını Türk adaletine vermeleri gerekiyor." diye konuştu.

 

Öte yandan Büyükelçi Bigalı, Çek ve uluslararası medya kuruluşlarına düzenlediği bir basın toplantısıyla Müslüm'ün Prag'da yakalanmasına ilişkin bilgi paylaşımında bulundu.

 

 

AA/TRTHABER

Belçika Yargıtayı’ndan terör örgütü PKK aleyhinde karar
Okunma Sayısı : 789   
13.2.2018 20:37:50

Edinilen bilgiye göre, Belçika Federal Savcılığı’nın istinaf mahkemesinin "PKK'lıların terörden yargılanamayacağı" yönündeki kararına itirazı, Yargıtay tarafından karara bağlandı.

 

Karara göre, alt mahkemenin kararı bozularak, dosya soruşturma dairesine iade edildi. Yargıtayın, savcılık itirazı üzerine vermiş olduğu karar doğrultusunda, PKK terör örgütünün Avrupa'daki üst düzey yöneticilerinden Remzi Kartal ve Zübeyir Aydar'ın da aralarında bulunduğu 36 kişinin terörle mücadele kanunları çerçevesinde yargılanmasının önü açıldı.

 

Kasım ayı başında, Belçika Federal Savcılığının temyiz mahkemesine yaptığı itirazda, "silahlı mücadele ve terör örgütü" ayrımını yapan ilgili kanunun PKK'lılara uygulanamayacağı, suçlanan PKK'lıların yaptıklarının terör eylemi olduğu belirtilmişti.

 

Dava süreci

Savcılık, 2010'da başlayan soruşturmanın ardından Ekim 2015'te iddianamesini sunmuştu. İddianamede PKK üyeleri, Belçika ve diğer Batı Avrupa ülkelerinden genç ve çocuk yaştakileri ailelerinden koparttıktan sonra Belçika'nın yanı sıra Yunanistan ve Irak'taki kamplarda eğitim vermekle suçlanıyordu. Sanıklara yönelik suçlamalar arasında sahte evrak düzenlemek ve haraç toplamak da bulunuyordu.

 

Brüksel Soruşturma Dairesi, geçen sene kasım ayında bu suçlamalar kapsamında yapılanların "terör eylemi" olmadığına hükmederek davanın ceza mahkemesine sevkine yönelik talebi reddetmişti. Kararın gerekçesinde, "silahlı mücadele, terör suçlaması kapsamında değerlendirilemez" ifadeleri yer almıştı. Türkiye'nin de tepki gösterdiği karara federal savcı itiraz etmişti.

 

İstinaf mahkemesi 14 Eylül'de de Brüksel Soruşturma Dairesinin "PKK'nın terör örgütü olmadığı" yönünde geçen yıl aldığı karara yapılan itirazı reddetmişti.

Mogherini: Suriye sınırında yaşayan vatandaşlarının güvenliğini sağlamak Türkiye'nin hakkı ve görevidir
Okunma Sayısı : 360   
7.2.2018 09:57:27

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Suriye sınırındaki vatandaşlarının güvenliği sağlamasının Türkiye'nin bir hak ve görevi olduğunu, Ankara'nın kaygılarını anladıklarını söyledi.


Strazburg'da devam eden AP Genel Kurulunda, Türkiye ve Afrin konulu bir oturum düzenlendi.


Mogherini, oturumdaki konuşmasında, Suriye'de devam eden Zeytin Dalı Harekatı ve Türkiye'deki son gelişmelere değindi.


"Türkiye ile iş birliğimizde her zaman dürüst ve açık olduk. Kabul etmek lazım ki Türkiye inanılmaz sınamalardan geçiyor. Terörizm, ani bir darbe girişimi, göçmen krizi ve sınır ötesinde bir savaş. Başta sınırlarında yaşananlar olmak üzere, biz Türkiye'nin kaygılarını anlıyoruz. Türkiye'nin Suriye sınırında yaşayan vatandaşlarının güvenliğini sağlamak hakkı ve görevidir." şeklinde konuşan Mogherini, yeni bir cephenin açıldığını ve insani yardımların ulaştırılması ve sivillerin korunması konusunda önem gösterilmesi gerektiğini belirtti. 


Türkiye'nin Suriye'de askeri harekata başladığı günden itibaren gelişmeleri yakından izlediklerini kaydeden Mogherini, "Kuzey Suriye’de açılan yeni cepheden derin endişe duyuyoruz. Her şeyden önce insani nedenlerden dolayı endişeliyiz." dedi.


Mogherini, çatışmaların Suriye içerisinde dengeleri bozma riski olduğunu dile getirerek, "Şiddetin artması, çatışmalara siyasi bir çözüm bulmayı geciktirebilir. Tüm enerjimizi, Cenevre'deki müzakerelerde Birleşmiş Milletler'e (BM) destek olmaya yoğunlaştıralım. Tüm kaygılar dile getirilmeli. Suriye'deki savaş sona ermiş değil. İnsanlar ölmeye devam ediyor." dedi.


Suriye'de yeni bir cephe açmanın Türkiye'yi daha güvenli yapmayacağını iddia eden Mogherini, "Bu güvenlik, ancak müzakere edilmiş bir siyasi çözüm ile sağlanacaktır." ifadelerini kullandı.


Mogherini, tüm askeri faaliyetlerin, belirlenmiş terör gruplarını hedef alması gerektiğini vurguladı.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önceki gün İtalya'da olduğunu ve Papa Franciscus ile görüştüğünü kaydeden Mogherini, Papa'nın görüşme sonrası kamuoyuyla paylaştığı barış ve uzlaşma yönündeki açıklamaları benimsediklerini söyledi.


AB olarak artık Türkiye ile daha sık görüşeceklerinin altını çizen Mogherini, "Tüm iletişim kanalları açık olacak. Görüş ayrılıklarının üstesinden geleceğiz. Ortak bir çözüm bulmaya çalışacağız. Bunu kendimiz için olduğu kadar Türk halkı için de yapacağız." diye devam etti.


Son dönemde insan hakları alanında iyileşme gözlemlediklerini belirten Mogherini, bunun sürmesi gerektiğine dikkati çekti.


FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Türk hükümeti ve Türk halkının yanında olduklarını kaydeden Mogherini, "Şunu söylemek lazım ki, bir süredir ikili ilişkilerde bir normale dönüş periyodu meydana geldi. İyi bir haber. Bunu söylüyoruz ama insan hakları ve temel haklar herkese uygulanmalıdır." diye konuştu.


Oturumda daha sonra AP'deki siyasi grupların temsilcileri ve üyeler söz alarak konuyla ilgili görüşlerini belirtti.


Genel Kurulun tartıştığı konular hakkında bir karar taslağının perşembe günü oylamaya sunulacağı öğrenildi.

 

AA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tusk, Juncker ve Borisov'la bir araya gelecek
Okunma Sayısı : 436   
6.2.2018 23:35:09

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Donald Tusk, AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve AB Konseyi Dönem Başkanı olan Bulgaristan'ın Başbakanı Boyko Borisov, 26 Mart'ta Bulgaristan'ın Varna kentinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la bir araya gelecek.

 

AB Konseyi Sözcüsü Preben Aaman, Twitter hesabından Tusk ve Juncker'in Erdoğan'a yazdığı mektubu yayınladı.

 

 

 

Buna göre, Juncker, Tusk ve ülkesinin AB Dönem Başkanı olması nedeniye Borisov, 26 Mart'ta Varna'da Erdoğan ile görüşecek. 

 

Mektupta liderler, geçen yıl 25 Mayıs'ta Erdoğan, Tusk ve Juncker arasında Brüksel'de yapılan toplantıyı hatırlatarak, sonrasında da ulaşım, ekonomik iş birliği, terörle mücadele ve dış politika gibi konularda üst düzey görüşmeler yapıldığını anımsattı.

 

Türkiye'nin AB üyesi ülkeler ile geliştirdiği ilişkilerin memnuniyetle karşılandığına yer verilen mektupta, liderler arasındaki görüşmenin 26 Mart'ta çalışma yemeği şeklinde gerçekleştirilmesi hususunda AB Konseyi Başkanlığının mutabık kaldığı bildirildi.

 

Mektupta, söz konusu görüşmenin ortak çıkarların belirlenmesi ve Türkiye'deki son gelişmelerin ele alınması açısından iyi bir fırsat olduğuna değinilerek, görüşmenin, aynı zamanda ilişkilerin nasıl daha ileriye taşınabileceğinin belirlenmesine de hizmet edeceğine işaret edildi.

 

 

AA

Eski Hollanda Dışişleri Bakanı Bot: Ne olursa olsun Hollanda-Türkiye ilişkisi önemlidir
Okunma Sayısı : 401   
6.2.2018 00:56:34

Eski Hollanda Dışişleri Bakanı Ben Bot, Hollanda'nın, Ankara'ya dönüşü istenmeyen büyükelçisini resmen geri çekmesine ilişkin, "Avrupa Birliği'nde (AB) sadece Hollanda'nın Türkiye ile ilişkilerinin kötü olması kabul edilemez" ifadesini kullandı.

 

DIŞARIDAN BİRİSİ İKİ ÜLKEYİ MASA BAŞINA GETİRMELİ

 

Hollanda'nın De Telegraaf gazetesinde çıkan habere göre, 2003-2007 yılları arasında Hollanda Dışişleri Bakanı olarak görev yapan Ben Bot, Birleşmiş Milletler (BM), NATO ya da AB gibi dışardan birisinin iki ülkeyi tekrar masa başına getirmesi gerektiğini savundu.

 

Ben Bot, "AB'de sadece Hollanda'nın Türkiye ile ilişkilerinin kötü olması kabul edilemez. Ne olursa olsun Hollanda-Türkiye ilişkisi önemlidir. Türklere ihtiyacımız var. Ruslar ve Türklerle aramız iyi değil. İngilizlerle de Brexit yüzünden iyi değiliz. Belli bir süreden sonra bu yalnızlaşmaya doğru gider" dedi.

 

Ben Bot, Hollanda'nın büyükelçiyi geri çekmesini anlayabildiğini ancak Türkiye'nin özür ısrarının kabul edilemez olduğunu iddia etti.

 

Ajanslar....

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye’nin AB üyeliği iç siyasi hesaplara kurban edilmemelidir
Okunma Sayısı : 768   
4.2.2018 18:03:25

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Vatikan ve İtalya’ya bugün başlayacak ziyareti öncesi La Stampa’ya verdiği özel mülakat yayınlandı. 

 

“AB, bizi içeri al” başlığıyla manşetten verilen röportaja iki sayfa yer ayrılırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Papa’ya ziyareti öncesinde Avrupa’nın kapısını çaldığı ve bir yandan da Afrin başta olmak üzere Türkiye’nin düşmanlarıyla mücadelesini sürdürdüğü" yorumu yapıldı.

 

"Türkiye’nin üyeliği iç siyasi hesaplara kurban edilmemelidir"

Röportajda Türkiye’nin AB üyeliğine halen inanıp inanmadığı sorusu yöneltilen Erdoğan, şunları kaydetti:

 

"Türkiye aday ülke olarak yükümlülüklerini yerine getiriyor ancak üyelik süreci bizim tek başımıza ilerletebileceğimiz bir süreç değil. AB’nin de üzerine düşeni yapması gerekir. Her şeyden önce bize verilen sözlerin tutulması lazım. AB katılım müzakerelerinde hem önümüzü tıkıyor hem de sürecin ilerlememesinin sorumlusu bizmiş gibi gösteriyor. Bu haksızlıktır. AB üyesi bazı ülkelerin Türkiye için farklı alternatifleri gündeme getirmeleri de bir haksızlıktır."

 

Tam üyeliğe vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’nin arzusu, AB’ye tam üyeliktir. Bunun dışındaki seçenekler, bizleri tatmin etmekten uzaktır. AB’den beklentimiz, önümüzdeki suni engellerin bir an önce kaldırılması ve yapıcı bir tutum izlenmesidir. Türkiye’nin üyeliği iç siyasi hesaplara kurban edilmemelidir." ifadesini kullandı.

 

Avrupa’ya terör tepkisi

Bulgaristan'ın AB dönem başkanlığında mart ayında Varna'da yapılacak AB Zirvesi’nden beklentilerinin sorulması üzerine Erdoğan, şöyle devam etti:

 

"Borisov (Bulgaristan Başbakanı), Juncker (AB Komisyonu Başkanı) ve Tusk (AB Konseyi Başkanı), benim eski dostlarım. AB içinde benden daha kıdemli siyasetçi yok ama beni üzen bir şey var. Avrupa’da da dünyanın geri kalanında olduğu gibi terör sorunu var. PKK örneğinde AB ve her üye ülke tarafından terör örgütü ilan edilmiştir ancak sonra bakıyorsunuz bir grup PKK paçavralarıyla Avrupa Parlamentosuna giriyor. Bunlar olmaması gereken şeyler. Bir taraftan Avrupa bu örgütü yasaklarken, diğer taraftan bunların sembollerini parlamentoya sokan parlamenterler var."

 

Vatikan ziyaretinin gündemi: Kudüs

Vatikan ziyaretinin ana gündem maddesini "Kudüs’ün durumu" olarak açıklayan Erdoğan, Papa ile ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’e dair uluslararası hukuka aykırı açıklaması sonrasında görüştüklerini hatırlattı.

 

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kendisine Kudüs konusundaki görüşmemiz dolayısıyla teşekkür etmek istiyorum. Papa Franciscus, Kudüs konusunda zaman kaybetmedi ve Hristiyan alemine doğru mesajı iletti çünkü Kudüs sadece Müslümanların bir sorunu değildir. Her ikimiz de Kudüs’ün statüsünü savunuyoruz ve onu koruma iradesine sahibiz. Hiçbir ulus, tek yanlı adımlar atma ve milyarlarca insanı ilgilendiren bir konuda uluslararası hukuku göz ardı etme hakkına sahip değildir. 21 Aralık 2017 tarihinde BM Genel Kurulu’nda kabul edilen karar da ABD’nin kararının hukuk dışı olduğu teyit etmiştir. Bu karara İtalya’nın da olumlu oy kullanmasından memnuniyet duydum. Gördüğünüz gibi büyük Amerika’nın yanında sadece İsrail ve 5-6 küçük ülke yer aldı."

 

PKK-PYD/YPG arasında bir fark yoktur

"Avrupa ve ABD’nin PYD/YPG’yi terör örgütü olarak görmediği" şeklindeki görüş noktasında Erdoğan, “Yanlış yapıyorlar çünkü PKK-PYD/YPG arasında bir fark yoktur. Terör örgütleri arasında ayrım yapılması son derece yanlıştır. Suriye’deki durum, bir terör örgütünün bir başka terör örgütüyle bertaraf edilemeyeceğini göstermiştir.” değerlendirmesinde bulundu.

 

DEAŞ, en çok Müslümanlara zarar vermiştir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEAŞ’tan en çok Müslümanların zarar gördüğünü belirterek, şöyle devam etti:

"Ortadoğu, farklı dinlerin mensuplarının yüzyıllardır yan yana ve barış içinde yaşadıkları bir coğrafyadır. Bu barış ortamının bozulması, dış müdahalelerden, dışardan beslenen radikal ideolojilerden, DEAŞ ve El-Kaide gibi terör örgütlerinin yol açtığı çatışmalardan kaynaklanıyor. Ortadoğu’da terör, sadece Hristiyanlara değil, Müslümanlara da zarar veriyor. DEAŞ, en çok Müslümanlara zarar vermiş, en çok Müslümanları katletmiştir. İnsan haklarını ve dini özgürlükleri savunurken tek bir tarafın haklarına ve özgürlüklerine odaklanmak doğru olmaz. Ortadoğu’da ve tüm dünyada insan haklarına eşit şekilde değer vermemiz gerekir. Sayın Papa’nın Rohingya Müslümanlarının acılarına dikkat çekmiş olması tüm dünyaya örnek olmalıdır." 

 

Zeytin Dalı Harekatı

"Türk Silahlı Kuvvetleri, Afrin’e silahlı Kürt gruplarla mücadele etmek için girdi. Askeri hedef nedir?” şeklindeki soruya itiraz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Öncelikle sorunuzdaki şu hatalı cümleyi düzeltmek isterim. Türk Silahlı Kuvvetleri Afrin’e ‘silahlı Kürt gruplarla’ savaşmak için girmemiştir. Bizim Suriyeli Kürtlerle bir sorunumuz yoktur ve olamaz. Türkiye’nin mücadelesi Kürtlerle değil silahlı terör örgütleriyledir. Türkiye’nin terör saldırılarına ve tacizlerine karşı uluslararası hukuktan kaynaklanan kendini savunma hakkı vardır. Zeytin Dalı Harekatı’nın amacı, ülkemiz sınırlarının güvenliğini sağlamak, Hatay ve Kilis illerimize bugüne kadar 700’e yakın taciz ve saldırının yapıldığı Afrin bölgesindeki teröristleri etkisiz hale getirmektir."

 

"Afrin’de sivillerin öldüğüne" yönelik iddiaların sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, suçlamaların asılsız olduğunu vurguladı.

Erdoğan, "Harekat başladığından bu yana çok sayıda roket saldırısı neticesinde Hatay ve Kilis illerimizde bulunan 4 vatandaşımız şehit olmuş, 90 kişi de yaralanmıştır. ‘Siviller öldürülüyor’ şeklinde bizi suçlayan YPG terör örgütü birçok bölgede sivilleri canlı kalkan olarak kullanmaktadır." ifadesini kullandı.

 

Suriye’nin toprak bütünlüğüne işaret eden Erdoğan, röportajda, “Şunu açıkça söylüyorum: Bizim hiç kimsenin toprağında gözümüz yoktur." ifadesine yer verdi.

 

"(S-400) Bu anlaşmanın NATO ile irtibatlandırılması yanlıştır"


Türkiye’nin, Suriye’de Rusya ile iş birliğinin son olarak S-400 hava savunma bataryaları alımına uzandığı ve bu durumun Kuzey Atlantik ittifakında ciddi korkulara yol açtığı yorumuna karşı çıkan Erdoğan, şunları kaydetti:

 

“Suriye kaynaklı saldırılar özellikle hava savunma sistemlerimizi güçlendirmemiz ve modernize etmemiz gerektiğini ortaya koydu. Bir süredir bu amaçla farklı devletlerle görüşüyorduk. Fiyatla beraber önceliğimiz muhataplarımızın teknoloji transferine de açık olmasıdır. Ayrıca süreç içinde bize problem çıkarılmamalıdır. S400’ler meselesinde Rusya Federasyonu hem fiyat hem teslimat hem de ortak üretim ve teknoloji transferi noktasında ülkemizin beklentilerine cevap vermiştir. Bu anlaşmanın NATO ile irtibatlandırılması yanlıştır, Nitekim NATO üyesi Yunanistan da bu sistemlerin bir alt modeli olan S300’leri envanterine katmıştır.”

 

Libya’daki gelişmeler

Gazetenin, Libya’nın İtalya için büyük önem arz ettiğini hatırlatması ve bu ülkeye dönük bir İtalyan-Türk ortak eyleminin olma ihtimalini sorması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin, Libya’nın toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini güçlü şekilde desteklediğini belirtti.

 

Erdoğan, "Libyalı dostlarımızın 2014 yılından itibaren ortaya koydukları diyalog arzusunu teşvik ediyoruz. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Libya Özel Temsilcisi Ghassan Salame’yi samimi çaba içinde görüyoruz. Onun da desteğiyle sürdürülen bölgesel ve ulusal uzlaşı sağlanması, yeni anayasanın kabul edilmesi ve nihayet seçimlerin düzenlenmesine yönelik süreci destekliyoruz." ifadelerini kullandı. 

 

Erdoğan’ın Türkiye’ye dair gelecek öngörüsü

Erdoğan, "Roma’daki temasları sırasında inanç insanı olan Papa ile görüşeceğinin hatırlatılması ve kendisi için inancın öneminin" sorulması üzerine, “Dindar olmak ve inanç benim için her şeydir. Bu, benim vazgeçebileceğim bir şey değildir. Dinimin bana emrettiği her şey benim önceliğimdir." yorumunu yaptı.

 

Türkiye’yi gelecekte nasıl hayal ettiği sorusuna ise Erdoğan, “Türkiye’yi, dünyanın en gelişmiş 10 ülkesi arasında düşlüyorum. Şu anda Avrupa’da 5’inci, dünyada 16’ncı sıradayız. Hedefimiz, ilk 10’a girmek.” yanıtını verdi.

 

 

AA

Polonya'da pazar günü alışveriş yasağı onaylandı
Okunma Sayısı : 439   
31.1.2018 18:15:55

Polonya'da büyük marketleri vuracak şekilde pazar günleri alışveriş ve ticareti büyük oranda kısıtlayan yasayı onaylayan Cumhurbaşkanı Duda, market emekçilerinin dinlenme imkanına kavuşacağını ve çocukların anne babalarıyla daha fazla vakit geçirebileceğini söyledi.

 


AB üyesi Polonya, iktidardaki muhafazakar eğilimli Hukuk ve Adalet Partisi'nin (PiS) tartışmalı icraatlarıyla gündemden düşmezken bu kez Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, pazar günleri alışveriş ve ticareti büyük oranda kısıtlayan bir yasayı onayladı.

 

 

BATILI SÜPER MARKET ZİNCİRLERİ HEDEF

Hükümet, Dayanışma Sendikası ve Katolik Kilisesi'nin birlikte hazırladığı yasayı imzalayan Duda, bunun çalışanların aile hayatına yardımcı olacağını söyledi. Ancak yasanın asıl hedef aldığı kesim olan Batılı süper market zincirlerinin, en büyük geliri pazar günü elde ettikleri için tepki göstermelerine kesin gözüyle bakılıyor.

 


UZUN SAATLER DÜŞÜK ÜCRETE ÇALIŞTIRIYORLAR

Polonya halkının çok çalışan kesimleri, genellikle pazar günlerini toplu alışveriş yapmaya ayırıyor. Bunun için de Batılı süper market zincirlerine yöneliyor. Ancak marketler, haftasonu çalışanları yok pahasına ücretlerle uzun saatler boyu çalıştırmakla eleştiriliyor.

 

HERKESİN RAHAT BİR PAZAR GÜNÜ GEÇİRMEYE HAKKI VAR

İmza töreninde, yasa sayesinde pazar günü market emekçilerinin dinlenme imkanına kavuşacağını ve çocukların anne babalarıyla daha fazla vakit geçirebileceğini söyleyen Duda, "Bu, pazar günleri dükkanlarını kapatanlar ile pazar günü dahi çalışarak tatil yapamayan kişilerin dayanışması. Pazar gününü çocukları, aileleri ile geçirmek herkesin hakkı. Herkesin rahat bir pazar günü geçirmeye hakkı vardır'' dedi.

 

ALMANYA VE AVUSTURYA'DA DA BÖYLE

Ne zaman bir dükkana girse bu yüzden çalışanların kendisine teşekkür ettiğini anlatan Polonya Cumhurbaşkanı, büyük perakandecilerden 'anlayış' talep ederken uygulamalarını yeni yasaya uyarlamaları gerektiğini belirtti. Almanya ve Avusturya gibi AB ülkelerinde de benzer yasaların uygulandığını söyledi.

 

2020'DE PAZAR GÜNLERİ TÜMÜYLE KAPALI OLACAK

Küçük prekendeciler, fırınlar, benzin istasyonları, çiçekçiler, otellerdeki dükkanlar ve sanatsal etkinlikleri için istisnalar getiren yasaya göre 1 Mart 2018'den itibaren ayda iki pazar dükkanlar ve marketler kapalı kalacak. 2019'da ayda sadece bir pazar günü açılabilecek dükkanlar ve marketler, 2020'de ise milli bayramlar haricinde pazar günleri hiç açılmayacak. Ancak bunun ekonomiyi olumsuz etkileyebileceği tartışması da başladı.

 

SPUTNİK

Avrupa Birliğinden İsrail'e: Uluslararası hukuk çerçevesinde yasa dışıdır
Okunma Sayısı : 797   
11.1.2018 22:07:51

Avrupa Birliğince (AB), İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'daki bazı bölgelerde yer alan Yahudi yerleşim birimlerine yüzlerce ek konut ekleme planına tepki gösterilerek, bunun uygulanması durumunda Filistin devletinin tehlike altına gireceği açıklandı.

 


AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini'nin ofisinden yapılan yazılı açıklamada, İsrailli yetkililerin bu hafta Batı Şeria'daki Yahudi yerleşim birimlerine 800'den fazla ek konut eklenmesi için ihale açtığı anımsatıldı.

 


AB'nin, İsrail'in yerleşim yerleri ve benzer faaliyetlerine ilişkin tutumunun çok açık olduğu ve değişmediği vurgulanan açıklamada,

 

Yerleşim yerlerine ilişkin tüm faaliyetler uluslararası hukuk çerçevesinde yasa dışıdır, iki devletli çözüm ve kalıcı barış ihtimalini zayıflatmaktadır.

 

AB, İsrailli yetkililerin bu kararlarını gözden geçirmesi ve iptal etmesini bekliyor." ifadeleri kullanıldı.


Açıklamada, İsrail'in yerleşim birimlerine ek konut ekleme planını uygulaması durumunda Filistin devletinin tehlike altına gireceğinin altı çizildi.

 


AB'nin iki devletli çözüm çerçevesinde müzakerelerin tekrar başlatılması için İsrail ve Filistin'in yanı sıra tüm uluslararası ve bölgesel ortaklarıyla irtibatta olacağı vurgulanan açıklamada, İsrail-Filistin sorununun çözümü için tek gerçek seçeneğin iki devletli çözüm olduğuna işaret edildi. 

 

AA / eeas.europa.eu


46 tane Haberden 1 - 20 arası gösteriliyor
Sayfalar :1 - 2 - 3Geri · İleri
Sayfalar
Anketler
Turizm'de sorunlarımız nelerdir?