YALAN, DOLAN, RİYA ABD YÖNETİMİNE EGEMEN OLMUŞTUR
Giriş: 9.12.2017 15:38:26 - Güncelleme:

YALAN, DOLAN, RİYA ABD YÖNETİMİNE EGEMEN OLMUŞTUR

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD'deki davaya ilişkin, "Bir hakimin ağzından çıkacak kararla, şerefsiz bir ajanın kokmuş ifadeleriyle 80 milyon zan ve töhmet altında bırakılamayacak, bırakmaya tevessül edenlere de fırsat verilmeyecektir. ABD, terör örgütlerini kışkırtmış, kanımızın dökülmesini seyretmiştir. ABD, teröristleri himaye etmiş, vatanımızın bölünmesini, milletimizin parçalanmasını projelendirmiştir." dedi.


 
Bahçeli, Antalya'nın Serik ilçesindeki bir otelde partisince düzenlenen Belediye Başkanları Toplantısının açılışında, Türkiye'yi siyasi, diplomatik, hukuki ve ekonomik ayak oyunlarıyla köşeye sıkıştırmaya, kapana kıstırmaya azmeden çevrelerin emellerini çok iyi bildiklerini bildirdi.

 

Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:


"İranlı bir şarlatan üzerinden günlerdir Türkiye'ye parmak sallayan, ayar vermeye çalışan, adeta sanık yerine koyan ABD utanmazlığını ibretle, esefle, nefretle takip ediyoruz. Bu rüşvetçi casusun itiraflarıyla Türkiye'ye hüküm vermek, Türkiye'nin kaybedeceğini sanmak mümkün olmadığı gibi gayri meşru, gayri ahlaki, gayri hukuki bir alçalma halidir. Ortada bir rüşvet çarkı varsa, ortada bir suç varsa, ortada milletin ve devletin kaynakları ona buna ticaret kılıfıyla dağıtılmışsa, bunun hesabının sorulacağı, yargılamasının yapılacağı yer ABD değil, Türkiye Cumhuriyetidir. Altını çizerek ifade ediyorum ki İran'la ticaret yapmanın ayıp veya sakıncalı bir yanı yoktur."

 

İran'a koyulan ambargonun delinip delinmeyeceğini hiçbir ülke ve muhasım odağa sormaya, onlardan izin ve icazet almaya gerek olmadığını vurgulayan Bahçeli, Türkiye'nin bağımsız bir ülke olduğunu, kimden ne alacağını, satacağını, kimlerle hangi iş ve ticaret ilişkisine gireceğini egemen bir devlet olarak kendi belirleyeceğini, tayin edeceğini belirtti.

 

ABD'nin keyfine bakarak, siyasi ve ekonomik çıkarlarından vazgeçemeyeceklerine dikkati çeken Bahçeli, şu görüşlere yer verdi: "Türkiye Cumhuriyeti dış güçlerin müsamahasıyla kurulmadı. Yabancı çevrelerin müsaadesiyle vücut bulmadı. Bundan sonra da, hiç kimsenin onay, taltif ve iznine değer verecek, dikkate alacak hali kesinlikle olmayacaktır. ABD, terör örgütleriyle koyun koyuna girerken Türkiye'ye mi sordu? FETÖ elebaşını Pensilvanya'da korumaya alırken, hainlere kollarını açarken Türkiye'ye mi danıştı? Türkiye ile mi anlaştı? Şarlatan şeytanın Türkiye'ye iadesi halinde mahkeme önüne çıkarılarak, üzerine atılı suçlardan dolayı verilecek cezaya, kesilecek hükme razı gelmesi başlıca istek ve temennimizdir. İşlenmiş suçların yargı sahası Türkiye'dir. Rüşvet trafiği Türkiye'de gerçekleşmiştir. O halde, ABD'de kurulan mahkeme neyin nesidir? Nereye varılmak, hangi sonuca ulaşılmak istenmektedir? ABD'de kurulan mahkemenin hukukiliğinden, meşruluğundan kim, nasıl ve hangi hakla bahsedebilecektir?"

 

TÜRKİYE BİNLERCE YILLIK DEVLET GELENEĞİ OLAN CÜSSESİYLE, CÜRETİYLE, CESARETİYLE BİR DEVDİR

Devlet Bahçeli, Türkiye'nin müstemleke ve iradesiz bir devlet olmadığına dikkati çekerek, şunları ifade etti: "Bir hakimin ağzından çıkacak kararla, şerefsiz bir ajanın kokmuş ifadeleriyle 80 milyon zan ve töhmet altında bırakılamayacak, bırakmaya tevessül edenlere de fırsat verilmeyecektir. ABD, terör örgütlerini kışkırtmış, kanımızın dökülmesini seyretmiştir. ABD, teröristleri himaye etmiş, vatanımızın bölünmesini, milletimizin parçalanmasını projelendirmiştir.

 

Hangi taşı kaldırsak altından ABD çıkmış, hangi kumpası dürtsek, hangi komplonun maskesini indirsek ABD belirmiştir. Artık bu kadarı da fazladır. Türkiye kendi hayat ve varlık haklarına sahip çıkacak güçtedir. Türkiye vahşi batı hukukuna göre sorgusu yapılamayacak 94 yıllık Cumhuriyet mazisi, binlerce yıllık devlet geleneği olan cüssesiyle, cüretiyle, cesaretiyle bir devdir. Necabet ve asalet Türk milletinin ziynetidir. Pespaye bir rezilin, şerefini kaybetmiş bir mahlukun, rutubetli bir mahkeme salonunda yapmış olduğu önceden planlı itiraflarının bizim nazarımızda hükmü yoktur, bağlayıcılığı yoktur, neyi var neyi yoksa ayaklarımızın altında çiğnenmesi de hakkımız, haysiyetimizin icabıdır.

 

Mescid-i Aksa'yı bekleyen son Osmanlı'nın 1982 yılında hayatını gözlerini yumduğunu aktaran Bahçeli, nöbetin manen ve gıyaben kendilerinde olduğunu belirtti. Kudüs'te 400 yılı aşan bir süre Osmanlı'nın hakimiyetinde olduğunu, adalet, hoşgörü ve huzurla yönetildiğini anlatan Bahçeli, 100 yıl önce kentin İngilizler tarafından işgal edildiğini anımsattı.
 
Bahçeli, Kudüs'ün o günden bu yana ağladığını belirterek, "O günden beri mabetlerimizin kanı çekiliyor, ahı yükseliyor. Mescid-i Aksa bu yüzden hüzünlü, Kubbetü's Sahra bu nedenle mahzun, Filistinli kardeşlerimiz bu sebeple mazlumdur. Kudüs İslam'dır ve aynı zamanda Türklüğün derin izlerini taşımaktadır. Kudüs mukaddesatımızın namusudur. Gitti demekle gitmez, düştü demekle düşmez, İsrail'in demekle bu tartı bu sıkleti çekmez. ABD'nin marazi ve maceracı yönetimi Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımıştır." dedi.


YALAN, DOLAN, RİYA ABD YÖNETİMİNE EGEMEN OLMUŞTUR

Trump'un sorumsuz ve skandal bir karara imza attığına işaret eden Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu: "ABD Başkanı bu hakkı nereden almaktadır? ABD Başkanı Ortadoğu ve hatta dünyanın dengeleriyle oynamaya nasıl kalkışabilmektedir? Tüm dünya, ABD'nin Kudüs kararına odaklanmıştır. Bölge barut fıçısıdır. Ortadoğu'daki istikrarsızlık daha da kemikleşip, daha da şiddetlenecektir. ABD Başkanı, 'barış' diyor, Filistin'in haklarından bahsediyor. Yalan, dolan, riya ABD yönetimine egemen olmuştur. Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak tanınmasından sonra, bölgede barış ve işbirliğinden akıl sağlığı yerinde olan hiç kimse bahsedemeyecektir.

 

Siyonizm'in lobi çalışması, Trump'a nüfuz faaliyetleri zehirli meyvesini vermiştir. Kudüs bizzat kriz havarisi, kaos imalatçısı Trump tarafından dinamitlenmiştir. Kıyamet günü senaryolarına derinlik katılmıştır. Evanjelist ve Kabala tezgahı Trump'ın iradesine zincir vurmuştur. ABD Senato ve Temsilciler Meclisinde 1995'te kabul edilen Kudüs'ün başkent olarak tanınmasıyla ilgili yasa bugüne kadar altı aylık periyotlarla ertelenmiş, buna gerekçe olarak güvenlik mülahazaları gösterilmişti. İç siyasette sıkışan, devamlı mevzi kaybeden, hakkındaki şayia ve şaibelerden dolayı zor günler geçiren Trump, 22 yıllık ertelemeyi bitirmiş, kampanya döneminde bedeli karşılığı verdiği çirkin sözü tutmuş, Kudüs'e adeta füze fırlatmıştır. Hakkındaki Rusya temalı iddiaların ensesinden tuttuğu da ortadadır. Bu iddiadan yakayı kurtarmak için Trump'un her çılgınlığı yapacağı, her şuursuzluğa hizmet edeceği muhtemeldir. Rusya'nın Orta ve Kısa Menzilli Füzeler Anlaşmasını ihlal ettiğini öne süren ABD Dışişleri Bakanlığının, Moskova'nın buna son vermemesi halinde askeri ve ekonomik önlemler alacağını dün itibariyle duyurması yeni bir bunalımın ayak sesleridir." Yoğun istikrarsızlığın kapıda olduğunu, İslam aleminin infial halinde olduğuna değinen Bahçeli, üçüncü intifada çağrısının yapıldığını, İsrail güvenlik güçlerinin acımasızca saldırılarının önlerindeki günlerin çok şeye gebe olduğunun habercisi olduğunu bildirdi.


 
Devlet Bahçeli, Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak tanınmasının din savaşlarını tetikleyeceğini, husumet ve dehşet verici eylemlerin yer kürenin her yerine yayılabileceğini dile getirdi.
 
Tehlikenin anormal boyutta olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "ABD, 1947 ve 1980 yıllarında alınanlar başta olmak üzere, Birleşmiş Milletler kararlarını hiçe saymış, uluslararası anlaşmaları inkar etmiştir. Barış ve istikrar için, 1967 sınırları dahilinde, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulmasının önüne sürekli engeller çıkarılmaktadır. İsrail yangına körükle giderken, ABD bölgeyi ateşe vermek için harekete geçmiştir.


 
Elbette, Kudüs'ün başkent olarak tanınması manen, vicdanen ve tarihen imkansızdır. ABD'nin bu ısrar ve inadını çok kararlı bir şekilde kınadığımız herkesçe bilinmelidir." ifadelerini kullandı.


 
Türkiye'nin öncülüğünde gerçekleştirilecek İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısının tarihi önemi bulunduğuna vurgulayan Bahçeli, toplantıya katılacak 57 İslam ülkesi arasındaki ilişkilerin güçlenmesi gerektiğini, gereken tavrın ABD'ye ve İsrail'e karşı mutlaka gösterilmesi gerektiğini bildirdi.
 


Filistin'in başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir devlet yapısıyla kabullenilmesi, tanınması ve ilanının yapılması gerektiğinin altını çizen Bahçeli, "Ayrıca Türkiye, Kudüs kararı geri çekilesiye kadar, İsrail ile diplomatik temsilcilik seviyesini en düşük noktaya indirmeli, hatta geçici olarak kapatmalıdır. İslam ülkeleri, İsrail'le kurulmuş siyasi, ekonomik ve diplomatik ilişkileri gözden geçirmeli, zorunluluk halleri dışında irtibat ve diyaloglar askıya alınmalıdır. Birleşmiş Milletler toplanmakla kalmamalı, kalıcı, etkili karar ve yaptırımları süratle alacak iradeyi sergilemelidir." diye konuştu.

Haber Videosu
Sayfalar
Anketler
Turizm'de sorunlarımız nelerdir?