Turizm'in önündeki en büyük engel belediye başkanları ve belediyelerdir.
Giriş: 9.11.2017 13:28:31 - Güncelleme: 9.11.2017 13:45:21

Turizm'in önündeki en büyük engel belediye başkanları ve belediyelerdir.

Turizm sektöründe  gelişimin önündeki en büyük engel maalesef belediye başkanları ve belediyelerdir. 
 
 
Belediyeler ve başkanlarının turizm konusunda turizmi yönetme görevi ve yetkisi de yoktur. Turizm hakkında  bilgisiz ve kabiliyetsiz olmaları, ancak turizm uzmanı gibi davranmaları, medyada gözükmek için turizmi kullanmaları, turizmin gelişmesini olumsuz etkilemektedir. 
 
 
Beyoğlu, Fatih ve turizmin etkin olduğu ilçelerde belediyelerin turizm den elini çekerek işi profesyonellere bırakmasının zamanı gelmiştir. 
 
 
Belediyelerin turizm yönetimi  konusunda yasal yetkileri de bulunmuyor. 
 
 
Beyoğlu İstiklal Caddesi ve Fatih ilçesinde Aksaray'dan Beyazıt güzergahı kimliğini kaybediyor, sadece Arap turizmi üzerine planlanmış bir hava var.  Arapça tabelalar afişler, bir an için bir Arap şehrine mi geldik havasına giriyor insan. Oteller bölgesi Talimhane neredeyse tamamen Arap kimliğine bürünmüş, İstiklal Caddesi gidişatı düşündürücü.  
 
 
Tarihi unutup İstanbul'u Arap kültürüyle mi tanıtacağız anlamış değilim. Nereye gidiyoruz? İstanbul'un tarihini ve kültürünü böylemi tanıtacağız? Gizli bir turizm planımı var demeden geçemiyeceğim. 
 
 
Gerçek şu ki  resmi kayıtlara göre  İstanbul'a gelen Arap turist girişi sadece %10 seviyelerindedir. Kendi kültürümüzü tanıtmamız gerekirken Arap kültürü üzerinden girişilen turizm düşüncesi İstanbul turizmine yapılacak en büyük kötülük olur. Bizlerinde bu gidişe de sessiz kalmayacağımızın bilinmesini isterim.  İlgililere tarih kitaplarını karıştırmalarını da tavsiye etmeden geçmeyelim. 
 
 
Sadece Arap turist üzerine yapılacak turizm planı turizmin doğasına aykırıdır. 
 
 
Turizm Şurasında konuşmacılar arasında belediye başkanları olduğunu gördüm ve konuşmacılardan biri ilçesine kazandırdığı otellerden bahsediyordu. Yatırımcı gelmiş otel yapmış belediye sadece ruhsat vermiş hepsi buydu. Kısacası turizm anlamını ve sorunlarını anlamış değiller. 
 
 
Mümkünse belediyeler Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlansın ve turizmden ellerini çeksinler. 
 
 
Şehirlerde  turizmle ilgili tek yetkili kurum Kültür ve Turizm İl Müdürlüğüdür. Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü derneklerle ortak çalışmalar yaparak turizmin gelişmesine ciddi fayda sağlayabilir. 
 
 
Kültür ve Turizm İl Müdürlükleri geliştirilmeli, Kültür ayrı, turizm ayrı bir birimle yönetilmelidir. Personel sayısı arttırılmalıdır. Turizm hareketi bulunan ilçelere, ilçe turizm müdürlükleri açılmadır.
 
 
İstanbul Kültür Turizm İl Müdürlüğü'ne Coşkun YILMAZ  görevlendirilmiştir. İnternet üzerinde yaptığım araştırmalar da turizmle ilgili biyografisi, bir geçmişi olduğunu göremedim, sadece İslam kültürü bilgisi olduğu görüyoruz, turizm hk. bir bilgi sahibimi dir bilmiyoruz. İstanbul'a  ne katkı sağlayabilir açıkçası düşündürücü bir durum. 
 
 
Eski Kültür Turizm İl Müdürü Nedret Apaydın turizmcilerle iyi ilişkiler  içindeydi, turizmciler tarafından sevilen bir müdürdü ve görevini hakkıyla yapmaktaydı aniden görevi bırakmasına da bir anlam veremedim.
 
 
Kültür ve Turizm İl Müdürlüklerini geliştirerek ve STK'ların (Dernekler) desteğiyle turizmin düzenlenmesine ciddi katkı sağlayabiliriz. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu konuda ciddi bir bütçe oluşturması ve kaynakların doğru yönlendirmesi gerekmektedir. İl valileri ve kaymakamlıklarla irtibat kurularak çalışmalar hakkında ciddi toplantılar düzenlenmelidir, belediyelerle değil. 
 
 
İstanbul'da turizm bölgelerinde otel, lokanta,cafe ve hediyelik eşya gibi işletmelerin %95'i sadece para kazanmak üzerine kurulmuş bir mantıkla ilerliyor, turiste yüksek hesap, 2-3 kat pahalı hediyelik eşyaların turiste satılması yani kazık atılması halen devam ediyor, kim denetleyecek? bilinmiyor, her hangi bir kurumun böyle bir görev tanımı da yok. Bir çok işletmede günü kurtaralım mantığı almış başını gidiyor. 
 
 
Turizm bölgelerinde, lokanta, kafe, tatlıcı ve hediyelik eşyacı dahil bu tür tüm işletmelere turizm ruhsatı verilmesi gerekliliği olduğu açıktır. Fiyatlar turizm müdürlüğünce onaylanmalı, personel turizm eğitimi almalı ve en azından 45 günlük ücretsiz eğitim olanakları sağlanmalıdır. Ayrıca sürekli gölge denetim ekipleri işletmeleri yakın takibe almalıdır. 
 
 
Taksiler halen turistlerle pazarlık yapmaktadır ve  yüksek fiyatlarla ulaşım sağlamaktadır.  Kısaca her sektörde turist nasıl kazıklanır sistem bunun üzerine kurulmuş. 
 
Apartmandan bozma tarihi binalarda otel yapılması da sektörü olumsuz etkilemektedir, bu yapılarda yeterli hizmetin verilmediği hepimizce bilinmektedir. Yeterli hizmet verilemeyince turist üzerinde olumsuz bir etki bırakıldığı, kötü imaj oluşturduğu da açıktır. Halen ruhsatsız yüzlerce benzer işletmelerin olduğu yaptığımız araştırmalarda anlaşılmaktadır. Kapatılması gerekilen bir çok ruhsatsız günlük kiralık dire,  apart veya otel adı altında açılan işletme belediyeler tarafından kapatılmamaktadır. Valilikler konuya el atmış ancak yapılan çalışmalar yetersiz kalmıştır. 
 
 
Konaklama tesisleri, lokanta, kafe ve bar gibi işletmeleri, mümkün olduğunca ailelerin yaşadığı mahallelerden, okullardan, hastanelerden, ibadethaneler ve apartmanlardan uzak tutmalıyız. Ulaşıma yakın bölgelere konaklama tesislerini kurulması ve planlanmasını sağlamalıyız. Turizm yapalım yaparken kendi insanımızında huzurunu kaçırmayacak, mahalle ve aile kültürünü  bozmamaya özen göstermeliyiz, kısacası bilerek veya bilmeyerek kendi insanımızda göce zorlamayalım. Şehir merkezlerine oteller yapmak zorunda olmadığımızda bir gerçektir. Turistin şehirde gezmesini sağlamalıyız. 
 
 
İstanbul Emniyet Müdürlüğünce kurulan Turizm Polisi Şubesi güvenlik açısından mükemmel bir girişim oldu. Turistler sokaklarda sahipsizdi ve başlarına onlarca olay geliyordu. Turizmin kalkınmasındaki en önemli faktörlerden biride güvenliktir. Dünyadaki olumsuz gelişmeler nedeniyle  güvenli ülke imajı vermek çok önemli bir konudur. 
 
 
Turizm Şube Müdürlüğüne, turizm yatırımcılarınca destek verilmesi gerekmektedir, sokaklarda güvenliğin sağlandığında ancak turist sayısında artış olacağı da günümüzde bir gerçektir.  Dünya da en güvenli şehir İstanbul imajı vermek çok önemli bir konu olduğunu düşünüyorum. 
 
 
Şehirlerde turizm noktasında koordineli çalışılabilecek bir ortamında henüz oluşturulmadığını görüyoruz. 
 
 
Sonuç olarak sahada fiziki olarak yaptığım bir kaç yıllık araştırmanın neticesinde belediyelerin turizmin gelişmesindeki en büyük engel olduğunu gördüm. Turizmciler belediyeler yerine turizm müdürlükleri ile iletişim kurmalı taleplerini ve isteklerini ilgili müdürlüğe bildirmelidir.  
 
 
Sahada turizmi en iyi yönlendirecek ekip sivil toplum ve dernekler olacaktır. Bakanlığın ve Valiliklerin turizmin gelişmesinde derneklere bütçe desteği vermesi ve çalışmalar hakkında rapolarlar düzenlenmesi turizmin gelişmesine katkı sağlayacaktır. 
 
Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş'a bizler vatandaş olarak her türlü desteği veririz. Ancak illerde ilçelerde muhatap olup konuşabileceğimiz yöneticiler maalesef yok. 
 
 
İstanbul, Beyoğlu, Fatih, Üsküdar ve Kadıköy gibi ilçelerde biz turizmi hakkıyla yapıyoruz diyemeyiz, kendimizi kandırmayalım. 

Haber Videosu
Sayfalar
Anketler
Turizm'de sorunlarımız nelerdir?