Kentlerini çiçeklerle donatıyorlar
Giriş: 23.7.2017 00:00:00 - Güncelleme:

Kentlerini çiçeklerle donatıyorlar

 

Tarihte Roma, Osmanlı, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Yugoslavya gibi büyük güçlere ev sahipliği yapan ve yakın dönemde en kıyıcı savaşlardan birine sahne olan Saraybosna, Avrupa'nın ortasında keşfedilmeyi bekleyen bir cevher.

 

 

Tarihte Roma, Osmanlı, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Yugoslavya gibi büyük güçlere ev sahipliği yapan ve yakın dönemde en kıyıcı savaşlardan birine sahne olan Saraybosna, Avrupa'nın ortasında keşfedilmeyi bekleyen bir cevher.

Bosna Hersek'i ziyaret eden AA muhabiri, ülkedeki etkileyici doğa, gelenekler ve acı veren tarihin izleri hakkındaki izlenimlerini kaleme aldı.

Uçak, başkent Saraybosna'nın mütevazı havalimanına inmek üzere alçaldığında, burada yemyeşil bir doğayla baş başa kalacağını anlıyorsunuz. Birçok ülkenin gökdelenlerle dolu devasa başkentlerinin aksine 21. yüzyılda yaşayan bir Osmanlı kentini andırıyor Saraybosna.

Kahve Boşnaklar için bir "tutku"


Boşnak halkının en önemli özelliklerinden biri kahve tutkusu. Öyle ki, Bosna Savaşı sırasında kadınların, birkaç yüz gram kahve alabilmek için ziynet eşyalarını sattığı, mercimek kavurarak kahve yaptığı anlatılıyor.

Boşnak kahvesi hazırlanışı bakımından Türk kahvesiyle benzerlik gösterirken, kahveler şekersiz olarak pişiriliyor ve arzu eden sonradan şeker ekleyebiliyor.

Boşnakların kahve ikramı da Türkiye'dekinden biraz farklı. Ülkede kahve, fincanla değil bakır cezveyle geliyor önünüze, kulpsuz fincanlar da cezvenin yanında boş servis ediliyor.

Kahve fincanlarında kulp olmamasının nedeni savaş döneminde Çetniklerin, Hristiyanlıkta var olan testis inancının (baba, oğul, kutsal ruh) sembolü olan elin başparmağı, işaret parmağı ve orta parmağıyla yaptıkları işaret. Boşnaklar, tutarken bu üç parmak kullanıldığından kulpsuz fincanları kullanmayı tercih ediyor, böylece bardağın altında küçük ve baş parmaklarla İslam inancının sembolu olan hilal işareti oluşuyor.

Saraybosna'nın gözdesi Başçarşı'daki birçok dükkanda Türk kahvesi içerek yorgunluk atmak mümkün.

Balkonların süsü saksı çiçekleri


Bosna Hersek'te dolaşırken göze çarpan diğer bir detay, camların pervazlarında, balkonlarda ve teraslarda saksılara ekilmiş rengarenk çiçekler oluyor.

Birçok Balkan ülkesi gibi Bosna Hersek'te de bazı belediyeler bahar aylarından itibaren saksılara ekilmek üzere halka çiçek dağıtıyor.

Bunun dışında işletmeciler ve halk da binalarını çiçeklerle süslüyor. 

Saksı çiçekleri, yıllarca kuşatma altında kalmış ve tarifsiz acılar yaşamış Bosna Hersek'te her şeye rağmen hayatın tüm canlılığıyla ve güzelliğiyle devam ettiğini göstermek istercesine varlığını koruyor.

Vrelo Bosne tam bir doğa harikası


Saraybosna'nın merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta bulunan Vrelo Bosne milli parkı da tam anlamıyla bir doğa harikası.

Bosna Nehri'nin doğduğu İgman Dağı'nın eteklerinde yer alan bu milli park, upuzun ve yemyeşil ağaçlarıyla, dupduru sularıyla ziyaretçilerinin ruhunu dinlendiriyor.

Parkın daimi sakinleri kuğular da kartpostallık görüntüler veriyor.

Binalarda kurşun izleri hala duruyor


Bosna halkının samimiyeti ve muhteşem doğasını görünce burada daha 25 yıl önce bir savaşın ve kıyımın yaşandığına, insanların keskin nişancılar tarafından "avlandığına", şehirlere her gün bomba yağdığına inanmak zor.

Kentte birçok binada hala kurşun izleri duruyor. Savaş sırasında bombalanarak kullanılamaz hale gelen binalar da yaşanan dehşetin canlı tanığı olarak varlığını sürdürüyor.

Sokakları adımlarken yerlerdeki kırmızı izler ilgi çekiyor.

Asfalt yolların üzerinde bombaların bıraktığı hasarın kırmızı reçineyle doldurulmasıyla oluşan ve "Saraybosna Gülleri" adı verilen bu izler, savaş döneminde Sırp mevzilerinden atılan, çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesine neden olan havan toplarının isabet ettiği yerleri simgeliyor.

"Umut Tüneli"


Bosna Savaşı'nı hatırlatan en önemli yerlerden biri de "Umut Tüneli".

Tünel, kuşatma altındaki Saraybosna'dan kaçmak veya şehre yardım sokmak isteyenlerin tek çıkış noktası havalimanı pistinin tam yanına çıkıyor.

Savaş döneminde açlıkla boğuşan Boşnaklar, havalimanı pistine çıktıklarında civardaki dağlara konuşlanan Sırp keskin nişancıların kurbanı oluyordu.

Yardım amacıyla açılan 1 metre genişliğinde, 1,6 metre yüksekliğinde ve 800 metre uzunluğundaki tünel, o dönemde Saraybosnalıların hayat damarı olmuş.

Boşnakların Türk sevgisi


Boşnakların Türklere inanılmaz saygı ve sevgi duyması, ülkeyi ziyaret eden Türklerin kendi evlerinde gibi hissetmelerini sağlıyor.

Ramazan Bayramı'nda Saraybosna'nın merkezinde rastlanan "Bajram Şerif Mübarek Olsun" yazıları, alışveriş merkezlerinde ve birçok dükkanda Türkçe yazılar ve Türk markaları göze çarpıyor.

Boşnaklarla iletişim kurmak için Türkçe konuşmak çoğu zaman yeterli oluyor. Bilhassa turistik yerlerde hemen herkes az da olsa Türkçe biliyor.

Şehrin birçok semtinden geçen tramvayların üzerinde "Konya", "Saraybosna" yazıları ve Mevlana figürleri bulunuyor. Bu tramvaylar, Konya Belediyesinin Saraybosna'ya armağanı ve kadirşinas Saraybosna bu figürlerle ahde vefa gösteriyor.

Yine birçok belediye otobüsünün üzerinde Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) amblemi olması dikkati çekiyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de eski toplu taşıma araçlarını Saraybosna'ya hibe etmiş.

Bosna Savaşı sırasında hasar gören başta camiler olmak üzere tarihi yapıların aslına uygun onarımını da TİKA ve Yunus Emre Enstitüsü üstlenmiş. Dolayısıyla bu yapıların üzerinde de kurumların amblemleri göze çarpıyor. 

Haber Videosu
Sayfalar
Anketler
Turizm'de sorunlarımız nelerdir?