Kara propagandanın engellenmesi için yapılanlar
Giriş: 10.2.2018 00:55:34 - Güncelleme: 10.2.2018 00:58:04

Kara propagandanın engellenmesi için yapılanlar

Türkiye’nin Afrin’de terör örgütlerine yönelik başlattığı operasyon, belirlenen stratejik hedeflerine doğru ilerlerken, şimdiye kadar olduğundan daha iyi bir süreç de iletişim yönetimi bağlamında sürdürülüyor.

 

Türkiye’nin Afrin’de terör örgütleri PKK-PYD-YPG ve DEAŞ üyesi teröristlere yönelik başlattığı Zeytin Dalı Harekatı, hız kesmeden devam ediyor. Şu ana kadar pek çok stratejik cephe ele geçirildi. Adım adım Afrin’in merkezine doğru gidiliyor. Sürecin bu noktaya gelebilmesi için siyasi ve askeri olarak kararlı bir duruş sergilendi. Ciddi başarılar kazanıldı. Bununla birlikte askeri başarılarla eşit seviyede olmasa da şimdiye kadar olduğundan daha iyi bir sürecin de iletişim yönetimi bağlamında sürdürüldüğünü belirtmek gerekir. Türkiye haklı davasını anlatmak konusunda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde siyasi hükümeti, askeri unsurları, diplomatları, kamu medyası ve özel sektör medyası ile yeni bir ivme yakalamış durumda. Tablonun böyle pozitif bir eşikte konumlanmış olması, Zeytin Dalı Harekatı'nın iç ve dış kamuoyuna doğru şekilde aktarılması bakımından yeni bir çıta oluşturdu.

 

Her zaman daha iyisi yapılabilir. Fakat Türkiye’nin eş zamanlı olarak kendi potansiyelini harekete geçirme dinamizmine bakıldığında geçmişe göre kurumlar arasındaki eşgüdümün daha yüksek olduğu açıktır. Özel sektör de neredeyse bütün boyutlarıyla operasyonu desteklemek konusunda güçlü bir enerjiye sahip olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla içeride sağlanmış olan böylesi güçlü bir konsolidasyon, Zeytin Dalı Harekatı'nı icra eden sert güç açısından önemli bir motivasyon ve moral kaynağı oluşturmaktadır.

 

Bu bağlamda Afrin’e operasyonun başladığı 20 Ocak’tan bugüne kadar Zeytin Dalı’nın iletişim yönetimi için hem siyasi irade, hem TSK hem de medya pozitif katkı sunmaya devam etmektedir. Bu çerçevede alınan tedbirler, hazırlıklar ve yürütülen faaliyetlere ilişkin başlıca hususlar şöyle sıralanabilir:

 

Kara propagandanın engellenmesi için yapılanlar


1- Türkiye kendi iç kamuoyunu maddi ve manevi olarak bütünleştirmiş durumda. Bu anlamda siyaset, sivil toplum ve iş dünyası çok büyük ölçüde hem operasyon kararını veren siyasi iradeyi hem de operasyonu icra eden TSK’yı desteklemektedir. Toplumsal desteğin yüzde yüze yakın bir oranda olduğunu vurgulamak gerekir. Bunu mümkün kılan en önemli faktörlerden biri, Türkiye’nin terörle mücadelesi olmakla birlikte diğeri de siyasi iradenin yürüttüğü açık iletişimdir.

 

2- Terör örgütü PKK-PYD-YPG’nin sosyal medyadan yayınladığı gerçek dışı fotoğraf, görüntü ve diğer içeriklerin takip edilerek onların yalan olduğuna dair anlık bilgilerin paylaşılması kara propagandanın tutmasını engellemektedir. Bu bağlamda başta Anadolu Ajansı olmak üzere TRT ve diğer medya organları da hayati bir işlev görmektedir. Özellikle Anadolu Ajansı tarafından 13 dilde yapılan yayınlarla, Türkiye’nin haklı davası küresel kamuoyuna ulaştırılmaktadır. Ayrıca Zeytin Dalı Harekatı adına Türkçe ve İngilizce olarak açılan sosyal medya hesapları başta olmak üzere Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık ofisleri de kamunun doğru bilgilendirilmesi yönünde aktiftir.

 

3- Diplomaside yoğun bir trafik sürdürülmektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar farklı ülkelerden muhataplarıyla görüşerek Türkiye’nin böyle bir operasyona başlama gerekçelerini aktarmaktadır. Harekâta karşı olduğu bilinmesine rağmen bazı ülkelerin yetkilileriyle görüşmelere devam edilmekte ve onlara da zeytin dalı uzatılmaktadır. Böylece iletişim alanının yapı taşı olan empati, tekrar ve ikna bağlamında bir süreç yönetimi yapılmaktadır. Türkiye kendi vatandaşlarını ve sınırlarını koruma konusundaki kararlılığı için yürüttüğü terörle mücadelesi konusunda empati yapılmasını muhataplarından istemektedir. Bu bağlamda Türkiye’nin hassasiyeti belirli bir özgüven duygusu içinde tekrar edilmekte ve operasyonun hedefleri doğru şekilde anlatılarak muhatap ülkelerin ikna edilmesi için ısrar edilmektedir.

 

4- Türk Silahlı Kuvvetleri Suriye’deki terörle mücadelesini Özgür Suriye Ordusu (ÖSÖ) ile işbirliği yaparak sürdürmektedir. Fırat Kalkanı Harekatı ile DEAŞ’a karşı başlayan süreç bugünlerde PKK’ya karşı devam etmektedir. Fakat operasyonun başarılı bir şekilde icra edilmesiyle birlikte bazı kesimlerin ÖSÖ üyelerini itibarsızlaştırmak için bir medya kampanyası başlattığı görülmektedir. Tümüyle PKK’nın küresel düzlemde gerçekleştirdiği propagandaya hizmet eden bu manipülasyona karşı, cephede savaşan TSK mensubu askerlerin cevap vermesi dikkat çekmiştir. TSK'nın kamuoyu ile paylaştığı mesajların içeriği, bu amaçla üretilmek istenen bir kurguyu da henüz sürecin başında büyük ölçüde akamete uğratmıştır.

 

5- Türkiye’nin terör örgütü PKK’ya yönelik operasyonu Batı medyasında Kürtlere karşı imiş gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Bu konuda Türkiye’nin tezleri siyasi irade tarafından zaten dile getirilmekte ve hedeftekilerin teröristler olduğu belirtilmektedir. Fakat ayrıca ÖSÖ üyesi savaşçılar arasında yer alan Kürtlerin de demeç vererek sürece katılması, Batı medyasındaki PKK propagandasını geçersiz kılarken aynı zamanda Türkiye’nin Kürtlerle olan dostluğunu pekiştirmekte ve ayrıca operasyonun dayanaklarını desteklemektedir.

 

6- Kuşkusuz stratejik iletişim söylenmesi gerekenlerin söylenmesi kadar gizli tutulması gerekenlerin de saklanmasıdır. Bu çerçevede mesele irdelendiğinde TSK’nın operasyona dair süreçleri olabildiğince hassas yürüttüğü görülmektedir. İlk başlarda operasyon bölgesinde medyaya sağlanan özgürlük de daha sonraki değerlendirmeler sonucunda belirli ölçülerde sınırlandırılmıştır. Operasyonun planı, uygulanması ve aşama aşama devamı konusunda da PKK-PYD-YPG’nin hiç beklemediği ve aslında en fazla güvendiği cephelerden harekâtın başlatılması karşı tarafta bir şok etkisi oluşturmuş ve şu ana kadarki ilerlemenin gerekçelerinden biri olmuştur.

 

7- TSK tarafından Afrin’e atılan bildirilerde ve Afrin’de yaşayanların cep telefonlarına gönderilen mesajda ana vurgunun “Afrin Afrinlilerindir” ifadesine yapılması, hedef kitlenin hassasiyetlerinin dikkate alınması ve TSK’nın gerçek niyetinin terörle mücadele olduğunun gösterilmesi bakımından önemlidir. Gündelik yaşamının peşinde olan insanlar terör tehdidinden dolayı bu mesajlara açıktan cevap veremese de psikolojilerinde belirli bir güven hissi uyandırmış olabileceğini söylemek abartı değildir. Operasyonun hedefinde sivillerin değil sadece teröristlerin bulunduğu böylece bir kez daha teyit edilmektedir.

 

Stratejik iletişime odaklanmak operasyonu kuvvetlendirir


Fakat bununla birlikte yapılması gereken veya yapılıyorsa da daha fazla emek harcanması gereken birkaç öneriden de bahsetmek mümkündür.

 

1- Gerek özel yayın organları gerekse de kamuya bağlı AA ve TRT gibi yayın organları operasyona dair önemli içerikler üretmektedir. Fakat kamuoyunun kara propaganda karşısında daha dinamik tutulabilmesi ve küresel propaganda merkezlerinde üretilen manipülasyonlara karşı koyabilmesi için bu konuda özel görevlendirmeler yapılabilir. Bu çerçevede medyanın kullanımına sunulmak üzere özel fotoğraf çekimi ve görüntü çekimi yapacak bir ekip oluşturulabilir. Görsel iletişim yönetiminde elde edilecek başarının, Zeytin Dalı Harekatı'nın sadece bugünkü kamuoyuna değil bundan sonraki süreçleri de kapsayacak şekilde çarpan etkisi çok daha fazla olacaktır. Tarihin bugünleri nasıl yazacağına ve yıllar sonra arşive gidenlerin hangi görseller üzerinden bugünleri okuyacağına nitelikli bir katkı olarak da bakmak gerekir bu konuya.

 

2- Askeri harekatın arkasındaki siyasi irade ve operasyonu icra eden TSK, konuyla alakalı bilgilendirme toplantıları yapma konusunda daha sistematik bir yol takip edebilir. Yazılı açıklamalar dışında yüz yüze yapılan toplantıların sayısı artırılabilir. Yerli ve yabancı medya ile yapılacak böylesi toplantılar, bilgi akışındaki boşlukları ortadan kaldıracaktır. Ayrıca bilgi kaynağının güvenilirliği teyit edilmiş olacak bu konudaki başvuru mercii olma pozisyonu kuvvetlendirilecektir. Bilgi paylaşımındaki düzenlilikle birlikte operasyon hakkında konuşulanların kontrol edilmesi noktasında başarı oranı artacaktır. Ayrıca karşı propagandanın ürünü olan içerikler de siyasi irade ve TSK tarafından oluşturulan algı doğrultusunda değerlendirilmeye zorlanacaktır.

 

3- Burada ayrıca vurgulanması gereken bir konu da cephede savaşan TSK askerlerinin ve ÖSÖ üyelerinin sosyal medya paylaşımları ve video çekimleri konusunda başlayan tartışmadır. Bu tür paylaşımlar konusunda güvenlik riskleri iyi hesaplanmalı ve gizlilik konusunun hem askeri harekatın hem de stratejik iletişim yönetiminin bir parçası olduğu sürekli akılda tutulmalıdır. Aksi durumda yani böylesine hassas ve menfi propagandaya açık bir tabloda kontrol dışı paylaşımların ortaya çıkartabileceği söylemler operasyonun amaçları bakımından kırılganlık oluşturabilir.

 

İletişim yönetiminde içerik üretiminin etkisi

 

Dolayısıyla Zeytin Dalı Harekatı'nın hedeflerine ulaşması için bu tür mesajların üretimi ve planlı bir şekilde dağıtımı konusundaki çabanın devam etmesi gerekmektedir. Çünkü doğru iletişim kanalları kullanılarak kamuoyuna verilen sıcak mesajlar ve pozitif işaretler her türlü enformasyonun hızla yayıldığı bir düzlemde niyet okumasıyla oluşabilecek olan kötü algıyı ortadan kaldırma noktasında önceden hesaplanamayan bir etkiye sahiptir.

 

Zaten hem siyasi irade hem de TSK için önemli olan operasyon boyunca kendini doğru ifade etmek ve muhatapları ile doğru bir iletişim kurmaktı. Mevcut şartlarda olabildiğince başarılı bir grafik çizildiği görülmektedir. Böyle olunca da kamuoyu oluşturma ve kendi itibarını inşa etmek bakımından başarılı bir süreç ortaya çıkmaktadır. Tüm bunlar cephede savaşan ordunun kazanma motivasyonu açısından çok değerlidir.

 

 

Haber Videosu
Sayfalar
Anketler
Turizm'de sorunlarımız nelerdir?