CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Çözüm devlette liyakat
Giriş: 23.12.2017 23:59:12 - Güncelleme: 25.12.2017 01:14:24

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Çözüm devlette liyakat

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Hayatım boyunca hiçbir zaman gerginlikten yana bir tavır takınmadım, gerginlik de istemem. Siyasette aslında gerginliğe yer olmaması lazım ama bizim gibi ülkelerde siyasette uzlaşma kültürünün olması ve gelişmesi gerekir. Bunun mücadelesinin verilmesi gerekir." dedi.

 

Kocaeli Ticaret Odası'nda iş adamlarıyla bir araya gelen Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada, İstanbul'dan sonra bütçeye en büyük katkıyı yapan kentlerden biri olan Kocaeli'nin bugün ekonomide, ticarette ve sanayide önemli bir marka haline geldiğini, bu markaya herkesin katkı verip, güçlendirmesi gerektiğini söyledi.

 

Hayatı boyunca hiçbir zaman gerginlikten yana bir tavır takınmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Gerginlik de istemem. Siyasette aslında gerginliğe yer olmaması lazım ama bizim gibi ülkelerde siyasette uzlaşma kültürünün olması ve gelişmesi gerekir. Bunun mücadelesinin verilmesi gerekir. Ben de siyasette uzlaşma kültürünün olması, düşüncelere saygı olması, her düşüncenin özgürce ifade edilebilmesini, böyle bir Türkiye arzu ediyorum ama bu şu anlama gelmemeli. Birisi hata yaptığı zaman, özellikle yöneten konumda olan birisinin hata yapması halinde, o hatayı 'hiç görmeyelim' anlamına gelmez çünkü ülkeyi yönetenlerin yaptığı hatanın maliyetini hepimiz çekeriz." şeklinde konuştu. 

 

"CHP hep eleştirir, ama bir öneri getirmez" algısı
Kılıçdaroğlu, siyaset kurumunun, geleceğe yönelik bir strateji belirlemediği ve Türkiye'nin geleceğini iyi planlamadığı takdirde başarılı olamayacağını ifade ederek, şunları söyledi:

 

"Türkiye'de yarın ne olacak kimse bilmiyor. Eğer iş dünyasının yatırımcısı yarın konusunda endişe yaşıyorsa ve yarın ne olacağını bilmiyorsa orada sorun var demektir. Siyaset kurumu gerginlik yaratmadan, kutuplaşma yapmadan toplumun önünü açmak zorundadır. Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye'yi nereye taşımak istiyor, bizim hedefimiz ne? Biz Türkiye'yi, 21. yüzyılın markası haline getirebiliriz, onu anlatacağım çünkü şöyle bir algı var. Bu iş dünyasında da var. Böyle bir algının oluşmasında bizim de kusurumuz var. 'CHP hep eleştirir ama bir öneri getirmez.' Böyle bir algı var. Algıyı besleyen belki geçmişte bizim yaptığımız hatalar ama şundan iş dünyasının emin olması lazım. Bugün Türkiye'de hangi sorun varsa o sorunun, çok rahat söylüyorum, öz güvenle söylüyorum, çözüm adresi biziz. Nasıl çözüleceğini çok iyi biliyoruz." 

 

"Türkiye'nin gelecek stratejisi nasıl olmalı"
Türkiye'de dört aşamalı bir değerler zinciri oluşturmak zorunda olduklarını vurgulayan Kılıçdaroğlu, birinci aşamada tam demokrasinin sağlanması gerektiğini dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

"Demokrasisi gelişmemiş hiçbir ülke gelişmemiştir. Bir ülkede demokrasi gelişmişse kişi başına düşen gelir yüksektir. Almanya, Norveç, Kanada, Japonya... Kişi başına gelir çok yüksek. Neden? Hepsinde demokrasi gelişmiş, birinci sınıf demokrasi var. Konya'dan küçük Hollanda'nın sadece tarım ürünü ihracatı bizim 5 katımız. Neyimiz eksik? Her şeyimiz var. Eksik, planlama yok. Demokrasi sadece sandığa gidip oy kullanmak değildir. O sadece birinci adımdır."

 

İkinci ayağının da üreten Türkiye olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, "Bir ülke ürettiği sürece güçlü olur ve dünyada saygınlığı artar. Sorunumuz, neyi üreteceğiz? Makine halısı mı üreteceğiz yoksa katma değeri yüksek ürün mü üreteceğiz? Eğer siz katma değeri yüksek ürün üretemezseniz, katma değeri yüksek ürün üreten ülkelerin sadece tüketicisi olursunuz. İş dünyasının bunu çok iyi bilmesi lazım. Gaziantep'te bir iş adamı 5 tır dolusu makine halısı üretti ve ihracat yaptı. Gelecek Japonya'dan birisi, bir el çantası içinde cep telefonu dolu. 5 tır dolusu üründen daha fazla gelir elde edecek ve bütün dünyaya satacak. Talep var ama katma değeri yüksek ürünü nasıl üreteceğiz? Bunun yolu da üniversitelerin bilgi üretmesidir. Üniversitelerde her türlü düşünce özgürce tartışılmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

 

"Yerli otomobil markamız yok"
Kocaeli'de üretilen otomobillerin dünyanın her tarafına ihraç edildiğini ancak yerli markanın bulunmadığını dile getiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

 

"Şimdi onu yapmaya çalışıyorlar ama biz Güney Kore'den önce otomobil üreten bir ülkeydik. Şimdi Güney Kore'nin dünya çapında 3 markası var, bizim hiç markamız yok. Sorumlusu iş dünyası değil, siyaset kurumu. Türkiye'yi yönetenler, siyasetçiler, eğer siz bir ülkenin geleceğini planlamazsanız, tökezlersiniz. Efendim dış düşmanlarımız var. Dost olan ülke olur mu? Bize dost olan bir ülke var o da Pakistan, o kadar."

 

Üçüncü aşamanın, Türkiye'nin güçlü bir sosyal devlet olması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, sosyal devletin, güçsüzü koruyan devlet demek olduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Yüzde 10'un üzerinde büyüdük ama işsizlik de artıyor, nasıl oluyor? İktisattan öğrendiğim, hocalarım yanlış öğretmedilerse büyüme arttıkça, işsizlik de azalırdı. Şimdi tam tersi oluyor. Bir yerde bir hata var. Cari açık artıyor, bütçe açığı artıyor, işsizlik artıyor. Bir sorun var burada. Ya rakamda bir sorun var ya da bize anlatılanda bir sorun var." şeklinde konuştu.

 

Bu üç aşamanın sürdürülebilir olması gerektiğini vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Yani bunları sürdürmemiz lazım. Bunu yapamayan devletler batarlar. En tipik örneği Osmanlı'dır. Bilim ve teknolojiye önem vermeyen Osmanlı, bir süre sonra kendi sonunu getirmiştir. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul surlarını dövmek için ustayı dışarıdan getirmiştir. Devasa Osmanlı'da top dökecek usta yoktur."

 

"5 yılda bu ülkenin bütün sorunları çözülür"
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Ben '15 yıl, 30 yıl izin verin' demiyorum. Emin olun 5 yılda bu ülkenin bütün sorunları çözülür. Çözülmeyecek hiçbir sorun yoktur. Yeter ki aklınızı kullanın. Ön yargılarınızdan yeter ki arının. İlk yapılacak iş, devlette liyakati yeniden inşa etmektir." dedi. 

 

Kılıçdaroğlu, 21. yüzyılda dünyanın artık sağ ve sol eksenler arasına hapsedilemeyeceğini, siyasette, 18-19. yüzyılın kavramlarıyla tartışıldığını ancak dünyada 21. yüzyılda, yeni sınıflar ve yeni yönetim tarzları ortaya çıktığını belirterek, "Siyaset kurumu bunun ne kadar farkında?" dedi. 

 

Türkiye'nin ileriye gidip, büyümesi, güçlenmesi ve üniversitelerin bilgi üretmesi gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Ama içeride bir kör dövüşüdür gidiyor. Biliyorum, belki aramızdan bazıları diyecek ki, 'Efendim, siz de ana muhalefet partisinin genel başkanısınız, siz de sert konuşuyorsunuz, siz de gerginlik yaratıyorsunuz.' Ben sadece yönetenlere soru soruyorum. Eğer tüyü bitmemiş çocuk vergi ödüyorsa bu ülkeyi yönetenlerin de vergi vermesi lazım. Vergi cennetlerinde şirket kurmayı kabul etmiyorum. Ben bunu söylüyorum. Ben bunu kabul etmiyorum. Hadi sıradan bir insan olsa ben bunu eleştirmem. Sıradan bir insan gider, bir şekilde yapar bunu ama ülkeyi yönetenler topluma örnek olmak zorundadır."

 

Kemal Kılıçdaroğlu, Rıza Sarraf'ın Amerika'ya gitmeden önce "Rıza Sarraf bu ülkenin en büyük sahtekarıdır." ifadesini kullandığını ifade etti.

Çözüm devlette liyakat
Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Ben '15 yıl, 30 yıl izin verin' demiyorum, emin olun 5 yılda bu ülkenin bütün sorunları çözülür. Çözülmeyecek hiçbir sorun yoktur. Yeter ki aklınızı kullanın. Ön yargılarınızdan yeter ki arının. Bütün insanları, bütün siyasi partileri ve görüşleri saygıdeğer kabul ettim. Çözülmeyecek hiçbir sorun yoktur. İlk yapılacak iş, devlette liyakatı yeniden inşa etmektir. Siyasette başbakan olmanız için ilkokul diplomasına ihtiyacınız var. Seçilirseniz gelir başbakan olursunuz. Hiçbir engel yok ama devlette şef olmanız için 4 yıllık üniversiteyi bitirmeniz, sınavı kazanmanız lazım. Yetiyor mu? Hayır. Belli bir süre çalışıp, asaletinizin onaylanması lazım. Belli bir süre çalışıp, şeflik sınavına girmeniz lazım. Liyakat budur devlette. Devlet ayrıdır, hükümet ayrıdır. Hükümet, 'ben devletim' dediği andan itibaren orada demokrasi iflas etmiş demektir. Onun için oraya en iyi insanları, en iyi yetişmiş insanları getireceksin. 'Bu bizim partili, getirelim' olmaz. 'Bu bizim amcaoğlu, bu bizim cemaatten getirelim' olmaz. Devleti bitirirsiniz. O açıdan devlette liyakat, bütün bu sorunların aşılmasının temel yoludur." 

 

"Milletvekili maaşımla geçiniyoruz"
CHP lideri Kılıçdaroğlu, 27,5 yıl kamuda çalıştığını, 27,5 yılını bu devlete verdiğini ve bu devlet için çalıştığını ancak bugün yaşadıklarının kendisini derinden üzdüğünü ifade ederek, "Benim hiçbir sorunum yok. Çok şükür bir kızım çalışıyor, öbür kızım avukat. Oğlum asker. O da askerden gelince inşallah bir yerlerde başlar çalışmaya. Akademisyen... Güney Kore'de doktora yaptık. Biz de karı koca beraber huzur içinde yaşıyoruz. Aylığımızı da alıyor. Fena değil, iyi idare ediyoruz. Milletvekili aylığı. O parayı da zaten siz veriyorsunuz bize. Hesabını sormadan veriyorsunuz. Benim şahsi bir derdim yok ama bu ülkenin bir vatandaşı olarak, bu ülkenin aydını olarak sorumluluk hissediyorum. Bu ülkenin geleceği konusunda siz ne kadar kaygılı iseniz ben de aynı kaygıları taşıyorum. Dolayısıyla birlikte Türkiye'yi alıp, çok ilerilere taşıyabiliriz." değerlendirmesini yaptı.

 

AA

Haber Videosu
Sayfalar
Anketler
Turizm'de sorunlarımız nelerdir?