BİST
105.1
% 0,93
ALTIN
139,94
% 0,94
DOLAR
3,538
% -0,00
EURO
4,059
% 0,01
Türk-İslam bilim insanlarını balmumu heykellerle tanıtıyorlar
Okunma Sayısı : 34   
23.6.2018 20:53:01

Eskişehir'de Anadolu Üniversitesi Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi'nde Türk-İslam bilim dünyasından 40 kişinin balmumu heykeli sergileniyor.

 

Eskişehir'de "Farabi, Piri Reis, Mimar Sinan, İbn-i Sina, Ömer Hayyam" gibi Türk-İslam bilim dünyasından 40 kişinin balmumu heykelinin sergilendiği Anadolu Üniversitesi Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi, bilim adamları ve eserleri hakkında bilgi vererek, geçmişe kapı aralıyor.

 

 

Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Topal, 15 bin metrekarelik kapalı alana sahip merkezin 5 bin metrekarelik alanının bilim dünyası, sergi ve fuaye alanı ile anfi tiyatrodan oluştuğunu belirti.

 

Topal, merkezin alt katında bulunan 10 bin metrekarelik bir alanında ise bilim, kültür ve sanat okulu, kütüphane ve musiki tarihi salonunun yer aldığını söyledi.

 

Merkezin tamamen bir kültür kompleksi olduğunu ifade eden Topal, şunları dedi:

 

"Merkezin üst katındaki bilim dünyasında 19. yüzyıl Osmanlı sivil mimarisi, Selçuklu dönemine ait eyvanlı medreseler üslubu, Anadolu taş mimarisi ve Osmanlı klasik dönemine uygun yapılmış dört farklı birimimiz var. Bu dört birimde Türk-İslam dünyamızın matematik, astronomi, tıp, fizik gibi alanlardan öne çıkmış bilim insanlarının balmumundan 40 heykeli bulunuyor.

 

 

Aralarında Farabi, Zehravi, Sabuncuoğlu Şerafettin, Piri Reis, Mimar Sinan, İbn-i Sina, Ömer Hayyam, Matrakçı Nasuh, Uluğ Bey gibi Türk-İslam dünyasının bilim insanlarının bulunduğu heykellerimiz Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Mutluhan Taş ve ekibi tarafından hazırlandı.

 

 

Heykellerin sanatsal değerinin çok yüksek olduğunu söyleyen Topal, "Heykellerle Türk-İslam dünyasının medeniyet olma aşamalarını anlatıyoruz. Balmumu heykellerimizi canlı sananlar oluyor. Ziyaretçileri çok beğenip fotoğraf çektiriyor" dedi.

 

Her bilim insanı için belgesel hazırlandı

 

Birimlerde heykellerin yanı sıra çeşitli tanıtım özelliklerinin de bulunduğunu anlatan Topal, "Ziyaretçiler heykellerin yanı sıra Türk-İslam dönemi bilim adamlarımızın o dönemde kullandığı aletleri de görme imkanına kavuşuyor.

 

 

Heykellerimizin yanında birer televizyon var. Bu ekranlarda TRT stüdyolarında hazırlanmış bal mumu heykellerin ait olduğu bilim insanlarının bilgilerini içeren belgeseller bulunuyor. Bilgilendirme panolarının yanı sıra rehberlerimiz de Türk-İslam büyükleri hakkında bilgiler veriyor" şeklinde konuştu.

 

 

Topal, ücretsiz gezilebilen merkezi, kurulduğu günden bu yana 150 bin kişinin ziyaret ettiğini söyledi.

 

HABER GALATA

Gezginler Türkiye'nin güzelliklerini gökyüzünden keşfetti
Okunma Sayısı : 36   
23.6.2018 20:24:40

 

Rallye Aero France Sportif Havacılık Rallisi kapsamında 18 uçakla Fransa'dan havalanan pilot ve 45 gezgin, Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden Kapadokya bölgesini ziyaret etti.

 

Fransa Cuers'da bir araya geldikten sonra yolculuğa bağlayan ve aralarında çeşitli ülkelerin yanı sıra Türkiye'den de katılımın olduğu Cessna tipi 18 uçaktan oluşan ralli ekibi, Slovenya, Hırvatistan, Sırbistan ve Bulgaristan üzerinden Türkiye'ye geldi.

 

 

Üç gün İstanbul'da konaklayan ekip Kapadokya bölgesinin doğal ve kültürel zenginliklerini yakından görmek için Kapadokya Tuzköy Havalimanı'na iniş yaptı.

 

Burada, havalimanı yetkilileri gezginleri karşıladı. Daha sonra gezginler uçaklarını görevlilerin yardımıyla kendileri için ayrılan alana park etti. Daha sonra tur otobüsü ile Göreme beldesine geçen heyet, Paşabağı mevkisi ve Derbent vadisinde peribacaları arasında gezinti yaptı.

 

Türkiye'ye ilk seyahat

 

Rallye Aero France Koordinatörü Jean Michel Collineau, 1995 yılından beri her yıl bir araya gelen pilotlarla farklı ülkelere seyahat düzenlediklerini, Türkiye'ye yönelik seyahatin ilk kez organize edildiğini söyledi.

 

Havacılık rallisinin gönüllü gezginler ile gerçekleştirilen bir organizasyon olduğunu belirten Collineau, programın pilotların başka ülkelerdeki uçuş meraklıları ile tanışmasını sağlandığını vurguladı:

 

23 yıldır sürdürdüğümüz havacılık rallisi ile pilotları bulundukları yerden dışarıya seyahat etmelerini sağlıyoruz. Diğer ülkelerdeki pilot ve uçma meraklıları ile tanıştırıyoruz. Ülkelerin politik, ekonomik, çevresel gündem ve durumlarını takip etmek amacıyla seyahatler düzenliyoruz.

 

 

Güzergahın bu yıl Türkiye ve Gürcistan olarak belirlendiğini anlatan Collineau, İstanbul'u ve Kapadokya'yı ilk kez gördüğünü ve hayran kaldığını belirterek, şöyle konuştu:

 

Bu yıl Türkiye ve Gürcistan ziyareti planladık. Bu organizasyonun Türkiye'ye ilk seyahati gerçekleşmiş oldu. İstanbul ve Kapadokya çok güzel. Her ikisini de ilk kez gördüm. İstanbul'dan buraya kadar olan uçuşta da havadan tarımsal alanlar ve diğer yerler çok güzel görünüyor. Türkiye çok güzel bir ülke.

 

İstanbul Boğazı ve Kapadokya'yı görmek istediler

 

Türk pilot Turgut Kulaçoğlu ise uçaklarıyla farklı ülkelere seyahat etmelerine imkan sağlayan organizasyonda yer almaktan dolayı mutluluk duyduğunu söyledi.

 

Organizasyonun Türkiye ayağındaki ikinci durak olan Kapadokya’nın doğal yapısının kendilerini ve konukları etkilendiğini belirten Kulaçoğlu, Konuklarımız Türkiye'de olmaktan büyük keyif alıyorlar.

 

Gelmeden önce Türkiye'yi araştırmışlar, havadan görmek istedikleri iki yer vardı İstanbul Boğazı ve Kapadokya. Gökyüzünden iki manzarayı da görme imkanları oldu, çok beğendiler. Daha önce fotoğraflarını gördükleri yerlerde geziyor olmaktan dolayı çok mutlular" dedi.


Heyetin Türkiye'deki gezisinde rehberlik yapan Levent Kınır, 18 Haziran'da başlayan yolculuğun Türkiye'den sonra yapılacak Gürcistan seyahati ile devam edeceğini ve daha sonra başlangıç noktasına dönüş için yola çıkılacağını vurguladı.

 

İki gün süreyle bölgedeki farklı turistik merkezleri ziyaret edecek konuklar, daha sonra Gürcistan'ın Batum şehrine ulaşmak üzere yeniden uçaklarıyla gökyüzüne yükselecek.

 

 

HABER GALATA

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden bir ilk, “Akıllı Yüzer İskele” açıldı
Okunma Sayısı : 33   
23.6.2018 18:00:34

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden bir ilk,  “Akıllı Yüzer İskele” açıldı

 

Deniz taşımacılığında her gün binlerce yolcuya hizmet verecek olan yeni Karaköy İskelesi, eski iskelenin yerinde hizmet vermeye başladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hizmete aldığı İskele Tuzla ve Haliç tersanelerinde “Akıllı Yüzer İskele” olarak inşa edildi.

 

 

 

İskele, iki yanda ve bir önde olmak üzere toplam 3 geminin aynı anda yolcu indirip bindireceği şekilde dizayn edildi. Eski ve yeni tip gemiler iskeleyi rahatlıkla kullanabilecek. İskele, aynı anda 10 gemi bağlanabilecek şekilde yapıldı.

 

Yeni iskelede kafeterya, kütüphane ve geniş bekleme salonları yer alıyor. Yeni Karaköy İskelesi’nde İstanbullular yolculuk etmenin yanı sıra kitap okuyup kitap alışverişi yapabilecek. 

 

 

İskelenin en üst katındaki ucunda bulunan Kitap Kafe’den Tarihi Yarımada ve Boğaz’daki manzara ile mimari şaheserler 360 derece görülebilecek.

 

Denizin 80 metre içindeki Kitap Kafe, 151 metrekare kapalı alan ve 90 metrekare üstü kapalı terası ile hizmet veriyor.

 

Akıllı iskele binası, toplam 1.610 ton sac ve profilden imal edildi. Toplam 3 kattan oluşan iskelenin su altında kalan bodrum katında, su geçmez perdelerle yapılan 22 adet tank, iskelenin maksimum sevide emniyetini sağlayacak.

 

Uzunluğu 81metre, genişliği 27,60 metre olan iskelede, risk durumunda balast suyunu dışarı atıp dengeli hale getirebilecek balast suyu borulaması ve hidrolik uzaktan kumandalı valf sistemi mevcut.

 

 

Tanklarda su seviyesini gösteren alarm sistemi bulunuyor. İskelede, elektrik kesintisi olduğunda devreye girecek 2 adet jeneratör de bulunuyor.

 

Eski iskelenin formu kullanılarak denize doğru düşey olarak tasarlanan iskelenin bu yapısı, şehrin denizden siluetine yapacağı etkiyi minimum seviyede tutuyor. 

 

Bir deniz yapısı olması nedeniyle, dış cephede kullanılan cephe malzemeleri kompozit ve hafif yapı bileşenlerinden seçildi.

 

 

Beyoğlu ilçesi ve Karaköy çevresine ciddi değer katan proje bölgenin gelişmesine ciddi katkı sağlayacaktır.  İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve emeği geçenlere teşekkür ederiz.

 

HABER GALATA

Doğan Hızlan: Eski yapılar kültüre kazandırılmalı
Okunma Sayısı : 38   
23.6.2018 16:28:53

 


Gazeteci, yazar, eleştirmen Doğan Hızlan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı 7 milyon kitabın okuyucuyla buluşacağı yeni kütüphaneyle ilgili, "Ben eski yapıların, binaların kültüre kazandırılmasından yanayım.

 

Bütün dünyada da böyle terk edilmiş, bırakılmış binalar kültüre kazandırılır. Hatta savaş zamanında silah deposu olan ve başka şeyler üreten yerler bile barış zamanında kültürel işlere adanır." dedi.

 

Doğan Hızlan, Kültür ve Turizm Bakanlığınca, binaların restorasyonunun tamamlanmasının ardından 220 bin metrekarelik kullanım alanıyla Türkiye’nin en büyük kütüphanesi haline gelecek İstanbul Eyüpsultan'daki 250 yıllık Rami Kışlası’na ilişkin değerlendirmede bulundu.

 

Projeyi henüz görmediğini belirten Hızlan, "Ben eski yapıların, binaların kültüre kazandırılmasından yanayım. Bütün dünyada da böyle terk edilmiş, bırakılmış binalar kültüre kazandırılır. Hatta savaş zamanında silah deposu olan ve başka şeyler üreten yerler bile barış zamanında kültürel işlere adanır. Eskiden hava gazı üretilen yerler vardı Yedikule'de. Öyle duruyor. Onun yerine de çok güzel kültürel bir yapı yapılabilir." diye konuştu.

 

Hürriyet gazetesi yazarı Doğan Hızlan, kütüphane ve müzelerin kültür sanat hayatı için önemine dikkati çekerek, "Birçok özel müze açıldı Türkiye'de, özellikle de İstanbul'da. Dünyanın birçok sanatçısını, heykeltıraşlarını, ressamlarını öyle tanıdık. Tabii ki Topkapı Sarayı, Türk İslam Eserleri Müzesi ve Arkeoloji Müzesi gibi müzeler var ama yeni ve çağdaş sanatçıları tanıtmak, konuşmalar yapmak, sempozyumlar düzenlemek için de bu tür şeyleri canlandırmayı çok destekliyorum." ifadelerini kullandı.

 

Aileyi meşgul eden kütüphanelerin önemini aktaran Hızlan, kütüphanelerin kültür merkezi haline gelmesi ve genç kuşağın ilgisinin arttırılmasının gerektiğini söyledi.

 

Doğan Hızlan, gelişen teknolojiyle kütüphane ziyaretçilerinin azalmasına karşın Atatürk Kitaplığı gibi bazı kütüphanelerin 24 saat okuyucuya hizmet verdiğinin altını çizdi.

 

İnternetteki bazı bilgilerin doğruluğu yazılı belgeyle onaylanmalı


Günümüzde insanların "İnternete bakar öğreniriz." şeklinde yanlış bir düşünce içinde olduğuna dikkati çeken Hızlan, şu bilgileri verdi:

 

Oysa o kadar çok hata var ki internette. Bir gün bilgisayarıma bir bilgi düştü. '(Gabriel Garcia) Marquez'in Veda Mektubu' diye bir yazı. Gittiğim kitap fuarlarından onun menajerini tanıyordum. 'Böyle bir mektup yok.' dedi.

 

Benim bu özeldeki tanışmam sayesinde bu yanlış Hürriyet'te çıkmadı ama bütün gazetelerde çıktı. İnternete düşen her şey doğru sanılıyor. Birçok şiir yanlış. Tanınmış şairlerin, mesela Cemal Süreya'nın şiirleri dolaşıyor.

 

Birisi tespit etmiş, 100 şiirden 30-40'ı ona ait değil. Yaşadıklarımdan en garibi, Behçet Necatigil'in olduğu sanılan 'Ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz ' şiiri. Ben Necatigil incelemecisiyim. Kızı Ayşe Sarısayın da yazar olduğu için aradım, şiiri okudum. 'Böyle bir şiiri yok' dedi. Araştırmayı derinleştirdik. Sonunda o şiirin Necatigil'in değil Metin Üstündağ'ın olduğunu bulduk. Böyle çok hatalar yapılıyor.

 

Yazar Hızlan, kendisinin de internetten faydalanıp bilgi aldığını, ancak bazı bilgilerin yazılı belgeyle doğruluğunun düzenlenmesi gerektiğini dile getirdi.

 

Okumayanların kelime haznelerinin daha az olduğunu sözlerine ekleyen Hızlan, "Azalınca da en basit derdinizi ifade edemezsiniz. Bence derdini ifade edemeyen, şiddete başvurur. Çünkü anlatamıyor. Karşıdaki de onu anlamıyor ve sonra da kaba kuvvete başvuruyor." dedi.

 

Hızlan, kitap eleştirisi ve tanıtımı yazdığı için bütün gün okuyup yazdığını belirterek, düşüncesine ve inancına uymasa da her çeşit kitabı okuduğunu aktardı.

 

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti döneminde bazı fırsatların kaçırıldığına işaret eden Hızlan, şunları kaydetti:

 

Bir konser salonu, büyük bir kütüphane yapılması ya da kütüphanelerin alanının genişletilmesi gerekirdi. Ne yazık ki bunlar yapılamadı ve bir fırsat kaçırıldı. Şimdi bunların yapılması gerekir. Eski kütüphaneler duruyor ama dijitalize ediliyor. İnternette ulaşıyorsunuz. Bir tane de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılıyor.

 

Külliyede yapılan kütüphane için düzenlenen birkaç toplantıya gitmiştim. Önemli, çünkü dışarıdan gelen insanlar da orada kitaplara bakabilecek. Zaten öyle olması lazım. Kurumlarda da üniversitelerde de kütüphaneler var. Oralara kimse giremiyor. Bu kütüphaneler de halka açılmalı ve herkes oralara girebilmeli. Milli Kütüphane'deki gibi üyelik kartı olmalı.

 

Doğan Hızlan, Taksim'de Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) yerine yapılacak yeni opera binasına da değinerek, "Atatürk Kültür Merkezi de çok önemli. Artık oraya gidildiğinde insanlar Devlet Opera ve Balesi'nin doldurduğu plakları, DVD'leri bulmalı.

 

Müzik tarihi ve müzik üzerine yazılmış kitapların bulunduğu koca bir kütüphanesi olmalı. Bir kafeteryası olmalı, oturup dinlenilebilmeli. Sadece konserlerde, icra günlerinde orada hareket olmamalı. Diğer günlerde de müzikle ilgili bütün çalışmaların öğrenilebileceği bir yer olmalı orası." şeklinde konuştu.

 

 

HABER GALATA

94 yıllık Cumhuriyet hayatımızın üçüncü evresi 24 haziran 2018'dir
Okunma Sayısı : 34   
22.6.2018 22:26:52

 

94 yıllık Cumhuriyet hayatımızın  üçüncü evresi  24 haziran 2018 tarihinde yapılacak olan milletvekili ve cumhurbaşkanı seçimiyle yeni bir sürece giriyor.

 

Bu  yeni bir sistemdir.

 

Bunun adı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir.

 

Birisi yürütmeyi temsilen cumhurbaşkanı olacaktır, öbürü Mecliste denetim ve denge görevini üstlenecek olan yasama olacaktır. 

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçilirse, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olacaktır. Ondan sonra Anayasa'da, başka yerde ne yazıyorsa yazsın, buradan itibaren başlatmak lazım.

 

Milliyetçi Hareket Partisi  Genel Başkanı Devlet Bahçeli  televizyon programında canlı yayına katıldı.

 

Devlet Bahçeli, TBMM içerisinde güçlü bir MHP'nin temsil edilmesini istiyoruz. Onun için gayret gösteriyoruz. 


Cumhurbaşkanı hükümeti nasıl kuracaksa kurar, o, onun bileceği iştir ama MHP, bugüne kadar ki çabalarında cumhurbaşkanlığı sisteminin içerisinde bakan veya cumhurbaşkanlığı yardımcıları olarak herhangi bir talep düşünemez, aklına da getiremez. 

 

Bu manada bizi de kimse Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin oluşmasındaki Cumhur İttifakı'nda kullanamaz, satın alamaz." dedi. 

 

Bu davaya gönül vermiş arkadaşlarımız, ihanetin Mecliste temsiline imkan tanıyan her türlü oyunun farkına vararak kendi davasını, MHP'nin varlığını kimseye ezdirmemeli, kimseye satmamalı.

 

 

 

 

Onun için hepsine çağrıda bulunuyorum, bu seçimde yeni bir sürece giriyoruz, bu süreç Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'dir. 

 

Burada güçlü bir MHP olarak Mecliste olmak istiyoruz. Birtakım çevrelerin 'Barajı aşarlar, aşmazlar' tartışmalarına artık yeter, MHP üzerinde böyle bir yorum yapmayın." ifadelerini kullandı.

 

Yeni hükümet sistemine ilişkin konuşan Bahçeli şunları kaydetti:

 

Yeni hükümet sistemi Cumhuriyet tarihimizin üçüncü evresidir. Rejim değişikliği değil, sistem değişikliğidir. Bu sistem değişikliğinde anayasa ve halk oylamasıyla temeli oluşan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olacaktır. Ondan sonra Anayasa'da, başka yerde ne yazıyorsa yazsın, buradan itibaren başlatmak lazım.

 

HABER GALATA

 

HDP'nin arkasında PKK'nın olduğunu bilmiyor musunuz?
Okunma Sayısı : 47   
22.6.2018 19:41:16

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kartal, Maltepe, Ataşehir, Üsküdar ve Sarıyer'de düzenlenen mitinglerinde halka hitap etti. 


Kartal mitinginde İstanbul'a ve Kartal'a yapılanları bilen vatandaşların pazar günü gerçekleştirilecek seçimde kendilerini yalnız bırakmayacaklarını dile getiren Erdoğan, "Diğerlerinin İstanbul'la, Kartal'la ilgili yaptıkları ne var? Hiçbir şey var mı? Bunlar hangi yüzle geliyorlar." diye konuştu.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'da Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığında Kartal'ın halinin çok kötü olduğunu, ilçenin kalkınması için gayret gösterildiğini anlatarak, şöyle devam etti:

 

Bu gayreti veren bir anlayış var. O da AK Parti. Biz size efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik ve hizmetlerle yanınızda bulunduk. Hatırlayın o Kartal'ın halini. Suyumuz var mıydı, her taraf delik deşik miydi, yollarımız var mıydı? Buraları ilçe haline getiren biziz. Bizden sonra şu anda CHP zihniyeti burada. Memnun musunuz, var mı hizmet? 

 

Bu sahili de 'Ben yaptım.' der. Bütün bu sahil düzenlemelerini kim yaptı? Biz yaptık. Niye? Benim Kartallı kardeşlerim deniz kenarında, şu sahillerde rahat gezinsin diye bu adımları attık. Sadece Kartal'a 16 yılda 3 katrilyon devlet olarak yatırım yaptık. Belediye biz de olduğu zaman yaptıklarımızı konuşmuyorum, belediye hariç. Biz ehiliz. Daha da güzeli olacak. Ama pazar inşallah farklı olacak.

 

Erdoğan, CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin birçok yerde bir şeyler anlattığını belirterek, İnce'nin ve partisinin Kartal'a verebileceği bir şey olmadığını ifade etti.

 

Bu seçimle beraber vatandaşlardan alınacak destekle ve icazetle yola devam edeceklerini belirten Erdoğan, Mart 2019 Yerel Seçimleri'nde de Kartal Belediyesi'ni tekrar geri alacaklarını söyledi.


Kartalımıza güzel bir millet bahçesini yapacağız


Artık hastanelerde durumun çok iyi olduğunu, ilaçların her eczaneden alınabildiğini dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

Bay Kemal'in SSK genel müdürü olduğu zaman çektiğimiz çileleri biliyorsunuz değil mi? SSK'da az çile çektirmedi. Şimdi Pendik'teki devlet hastanesi muhteşem. Aynı şekilde Kartal... Daha idealleriyle geliyoruz. Şimdi bir de Anadolu yakamıza şehir hastanemizi yapıyoruz. İnşallah Anadolu yakasında yapılacak şehir hastanesiyle sıkıntı olan bir yer varsa anında o şehir hastanesine, Samandıra'ya buradan hemen geçeceksiniz. Samandıra'daki askeri havalimanının olduğu yere şehir hastanesi yapıyoruz. Anadolu yakasının sağlık noktasında bir sorunu kalmayacak. Niye? Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. 

 

Şimdi ne diyorlar? 'Ben niye şehir hastanesi yaptırayım?' Kim diyor bunu? Adaylardan biri. Sen ne için geliyorsun o zaman? Şehir hastanesi yaptırma, devlet hastanesi yaptırma, ne yaptıracaksın ne, onu söyle. Proje söyle, proje. Bay Muharrem, sen ne yaptıracaksın onu da söyle. Yoksa memurlara, gençlere tekme tokat mı gireceksin? İşte nasıl küfürler ettiğini görüyorsunuz.

 

Bu dönem iki önemli projeleri olduğunu aktaran Erdoğan, "Bunlardan biri millet bahçeleri, biri millet kıraathaneleri. İnşallah Kartalımıza güzel bir millet bahçesini yapacağız, bir de güzel bir millet kıraathanesi yapacağız. Biz yaparız, onlar yıkar. Onlar yıkım ekibi, biz yapım ekibiyiz." dedi.

 

Erdoğan, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ne gerek olmadığının söylendiğine değinerek, "Ne diyor? 'Onun şöyle ücreti var, bunun böyle ücreti var.' Kardeşim öyle veya böyle, sen işine gelen köprüden geç. O pahalı olandan geçme, onu biz özel sektöre yaptırdık. Bu, kaynakların çeşitlendirilmesidir. 

 

Parası olan özel sektörün, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nden geçer, diğerleri diğerlerinden geçer. Bay Muharrem, sen onlardan geç. Biz, bunların adedini artırdık. 15 sene sonra bu köprü aynen birinci ve ikinci köprüler gibi olacak. Devlete bunlar teslim edilmiş olacak. Biz bunları yaptık, hala yapıyoruz. Kaynakları çoğaltıyoruz." diye konuştu.

 

Erdoğan, "Pazar günü ben milletime güveniyorum, ben milletimi seviyorum. Milletim bunlara gereken dersi pazar günü verecektir." dedi.

 

Üniversite zaten ücretsiz


Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Maltepe mitinginde yaptığı konuşmada, eğitim, sağlık, emniyet ve adalet temel taşlarıyla yola çıktıklarını, bu temel taşların üzerine enerjiyi, ulaşımı, turizmi, tarımı koymayı vadettiklerini hatırlatarak, bunları yaptıklarını ve yapmaya devam edeceklerini söyledi.

 

Kadıköy'den Kartal'a kadar tren, Avrasya Tüneli, Marmaray yaptıklarını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

 

Benim Maltepeli kardeşim Marmaray'dan istifade ediyor mu? Ama bunlar 'istemezük' diyor. Hele denizin altından olunca zaten görmüyorlar. Bakan kör. Avrasya Tüneli'ni de görmüyorlar çünkü o da denizin altından. Bizim fiilimizin ulaştığı yere bunların hayalleri bile ulaşamaz. Şimdi Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü yaptık. 

 

Yavuz Sultan Köprüsü ile alakalı olarak da ne diyorlar? 'Efendim Özal'ın yaptığı köprünün fiyatı şu, Demirel'in yaptığı köprünün fiyatı bu'. Şimdi bayramda tamamen ücretsiz yaptılar. Tamam, Bay Muharrem sen de ücretsiz olandan geç. Ne işin var senin Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nde, oradan gitme. 

 

Ama biz 15 sene sonra bu köprü ne olacak, bu da devlete verilecek. Biz kaynakları çeşitlendirerek ne yapıyoruz, bu köprüleri yaptık. Bununla ne adımını attık, 'Ağır vasıtaları oraya kaydıralım, 1. ve 2. köprüden ağır vasıtalar geçmesin' dedik. Ya biz bunu yaptık, sen ne yaptın? Senden önce gelen CHP'liler ne yaptı, onu söyle. Var mı bir eseriniz, yok.


Erdoğan, öğrencilerin kitaplarını ücretsiz aldığını hatırlatarak, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin "Üniversiteleri ücretsiz yapacağız." vaadini hatırlatarak, şöyle devam etti:

 

Ya senin dünyadan haberin yok. Üniversite ücretli mi? Ya üniversite zaten ücretsiz. Kaldı ki harçları kim kaldırdı? Biz kaldırdık ya, harç vardı, biz kaldırdık. Kimden miras? Onlardan miras. Burs olarak ne alıyorlardı biz geldiğimizde? 45 liracık. Şimdi ne veriyoruz. 470 lira veriyoruz. Mastır öğrencisine 940 lira veriyoruz. Doktoraya asgari ücret veriyoruz. Bakın nereden nereye. Ya bunları biz veriyoruz. 

 

Ama ne genel başkanın haberi var ne de Bay Muharrem'in haberi var. Ya bunların derdi bu değil ki. Biz şu ana kadar ne kadar derslik açtık biliyor musunuz? 280 bin derslik açtık. Peki ne kadar öğretmen atadık biliyor musunuz? 580 bin öğretmen atadık. Ama Bay Kemal ne diyor? 'Ne kadar varsa hepsini atayacağım' diyor. Ya dürüst ol, yalan söyleme. Ama bunların zaten işi yalan, meslekleri yalan. 

 

Bay Muharrem Yalova'da dershane işletiyordu. Orada 10 tane öğretmenin bu SSK primini dahi ödemedi. Şimdi onların SSK primini ödemeyenden bu Türkiye'ye cumhurbaşkanı adayı olur mu?

 

Türkiye'de üniversitesi olmayan il kalmadığını vurgulayan Erdoğan, 75 üniversite varken şimdi Türkiye genelinde 205 üniversite olduğunu söyledi.

 

"Biz öğrenciyi merkezlere değil, üniversiteyi öğrencilerimizin ayağına götürdük." diyen Erdoğan, üniversitelerde kısa bir zaman sonra kalitenin de yakalanacağını söyledi.

 

Erdoğan, "Kaliteyi de yakaladığı zaman işte bizden Aziz Sancarların sayısı da 1 tane, 2 tane olmayacak. İnşallah bunların sayısı çok artacak. Bu konuda da kararlıyız." ifadelerini kullandı.

 

Neymiş, mahkum olmamış


Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı CHP'den aldığını hatırlatarak, katılımcılara şöyle seslendi:

 

Her taraf çöp dağlarıyla dolu muydu? Hava kirliliği had safhada mıydı? İstanbul'da su var mıydı? CHP demek susuzluk, kirlilik, yolsuzluk demektir. İSKİ yolsuzluğunu hatırlayın. Maltepe Belediyesi'nin de bir tane elemanı içerideymiş. Üstelik de Başkan Yardımcısı. Neden biliyor musunuz? MLKP'den dolayı, yani terör. Düşünün terör örgütü mensupları Maltepe'yi yönetiyor hale bak. 

 

Benim Maltepeli kardeşlerim hala bu partiye oy mu verecek Allah aşkına. Artık gereğini pazar günü yapmanız lazım. Şu anda içeride ve yanılmıyorsam 10 yıla mahkum olmuş. Hale bak. Maltepe'yi kimler yönetiyor? Diğer tarafta da bakıyorsun bir diğer parti aday gösteriyor. Kim bu aday? Malum bir partinin terör örgütünün arkasında olduğu ve 7 Haziran seçimlerinde benim Kürt kardeşlerime 'Dökülün sokağa.' dedi, hepsini sokağa döktü. Diyarbakır'da 53 Kürt kardeşimi bunlar öldürdü. 

 

Bu adam şu anda Cumhurbaşkanı adayı. Neymiş, mahkum olmamış. Bunu Bay Kemal savunuyor. 'Mahkumiyeti mi var?' diyor, 'YSK buna aday olabilirsin.' dedi... Yani YSK burada vicdani davranmamışsa, böyle bir yanlış yapmışsa aynı yanlışı biz de yapacak mıyız? Bu parti başka gösterecek aday bulamadı mı? CHP'nin adayı ilk iş Edirne'de gidiyor, bunu makamında ziyaret ediyor, HDP'nin adayını. Hale bak, hale... 

 

Oraya gidip, oradan icazet alıp, oradan 'Acaba oy koparabilir miyim?' onun hesabı için. Terör örgütü ile bunlar el ele, kol kola yürümediler mi? Ankara'dan İstanbul'a yürümediler mi? Şimdi pazar günü bunlara bir Osmanlı tokadı yakışmaz mı?

 

Kızılay'ı da sat


TİKA'nın Türkiye'nin dünyadaki yatırımlarını organize ettiğini, AFAD'ın ise adeta Kızılay gibi nerede bir afet, sıkıntı varsa, yurt içi ve dışına koşan bir örgüt olduğunu anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

Bunları satacakmış. Kızılay'ı da sat. Bunun ki aynen şuna benziyor; 'Okullar olmasa Milli Eğitimi yönetmek ne kadar kolay. Hiç bir şey olmasa Cumhurbaşkanlığı yapmak ne kadar kolay.' Bu adımları atarken Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkaracağız. Hedefimiz bu. Bu hanımefendi, beyefendiler hep söyler ya. 'Şöyle Atatürkçüyüz, böyle Atatürkçüyüz.' Yalan değil mi? Hiç bunlarla alakası yok.

 

Herhalde Atatürk sağ olsa bunları mezara gömer. Niye? Çünkü bunlar yalancı. Dürüst değil ama AK Parti ne aldatan olur, ne aldanan olur. Biz bu adımları kararlılıkla attık. Türkiye'de 25 havalimanı vardı, bu sayı 59'a çıktı. Türkiye'nin her yerine artık uçakla gidebiliyor musunuz? Artık uzaklar yakın oldu mu? Neredeyse lüks otobüs fiyatına uçakla gidiyoruz. Bunlara sorsan, bundan da rahatsızlar. Bu havalimanından da rahatsızlar. 'Böyle bir rakamla havalimanı, hastane yapılır mı?' diyor. Yaparız. Biz halkımızın huzuru için yaparız.

 

Terörle mücadelede inlerine gireceğiz


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, enerjide Türkiye'nin, dünya devleri arasında yerini aldığını belirterek, "Şimdi nükleer enerjiye, elhamdülillah geçiyor muyuz? Bunun adımlarını da attık mı? Hızla birincinin adımını attık, ikinci, üçüncü ve dördüncü nükleerin de inşallah adımlarını atacağız." dedi.

 

Yapacakları çok iş var bulunduğunu, kimseye muhtaç olmayacaklarını, kendi göbeklerini kendilerinin keseceklerini ifade eden Erdoğan, "Terörle mücadelede inlerine gireceğiz." dediğini anlattı.

 

Telefonla niye tehdit ediyorsun

 

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Afrin ve Cerablus'a 200 kişinin geri döndüğünü, bu sayının daha da artacağını dile getirerek, onların evlerine, kendi topraklarına dönmeyi arzu ettiklerini söyledi.

 

CHP ve diğerlerinin derdinin ise "Bunların burada ne işi var." dediğini dile getiren Erdoğan, "Biz ensarız, onlar muhacir. Ne Bay Muharrem ve diğerleri ensarın ne olduğunu bilmez. Terörle mücadele biz de sonuna kadar devam edecek." dedi.

 

Erdoğan, HDP'nin güneydoğuda AK Parti'nin il ve ilçe başkanlarını telefonla tehdit ettiklerini vurgulayarak, "Terbiyesiz eğer sıkıysa gel şehir merkezine. Telefonla niye bu tehditleri yapıyorsunuz. Öyle Kandil'in tepesinde durmakla bu iş olmaz. Oradan telefonla ilçe başkanımı, il başkanımı tehdit etmekle bu olmaz. 

 

Artık bunlar geçmişte kaldı. Suruç'ta bir adım attınız. Suruç'ta attığınız adımın bedelini çok daha ağır ödeyeceksiniz. Zira orada attığınız adımda, o PKK'nın paçavrasını elinde tutan katil şu anda içeride. Bizim PKK ile mücadelemiz bundan sonra çok daha kararlı gidecek. FETÖ ile mücadelemiz çok daha kararlı gidecek." diye konuştu.

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin terörle, FETÖ ile mücadele konusunda bir açıklamalarının olmadığını belirten Erdoğan, "Niye beraberler de onun için." dedi.


Bunlar pazar günü sizin dersinizi bekliyor

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ataşehir mitinginde yaptığı konuşmada, kalabalığa "Pazar günü sandıkları patlatıyor muyuz? Ataşehir'de bu yolsuzlukların hesabını soruyor muyuz? Düşünün yolsuzlukların içerisinde olanlar nerede? Parlamentoda. Öyle mi? Belediye Başkanı nerede? Ah ah... Ne günlere kaldık. Artık benim Ataşehir'e inanmış olan kardeşlerimin pazar günü bunun hesabını sorması lazım." diye konuştu. 

 

Ataşehir'in dönemlerinde ilçe olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Şimdi diyorum ki, pazar günü gelin sandıklarda demokratik olarak bu hesabı soralım. Ben size inanıyorum." dedi.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, köprülere ilişkin bilgileri şu sözlerle paylaştı:

 

Bakınız, size şimdi bazı rakamları vereceğim. Yavuz Sultan Selim, 26 Ağustos 2016... Geçen araç sayısı ne biliyor musunuz? 69 milyon. Aynı şekilde Avrasya Tüneli, 20 Aralık 2016'da açıldı. Geçen araç sayısı ne biliyor musunuz? 23 milyon. Osmangazi Köprüsü, 30 Haziran 2016'da açıldı. Geçen araç sayısı ne biliyor musunuz? 13 milyon 384 bin. Şimdi, Bay Muharrem diyor ki 'Onun fiyatı şu, bunun fiyatı bu...' Şimdi ben size Bay Muharrem'in yalanlarını söylüyorum. Demirel'in köprüsü olarak söylediği '11 lira.' Yani birinci köprü. Üçüncü köprüye '114 lira.' diyor. 'Demirel'in köprüsü tek yönlü para alınıyor, üçüncü köprü ise çift yönlü alınıyor.' diyor. Bu da ayrı yalan. 

 

Üçüncü köprüden bir defa tek yönlü ücret alınıyor. Otomobil geçiş ücreti 13 lira 5 kuruş. Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 2025 yılında yani 7 yıl sonra devlete geçecek, bizim olacak ama 7 yıl burayı işletecekler. Birinci ve ikinci köprüyle otoyollar bayramda ücretsiz. Çünkü her bayram öncesi AK Parti hükümeti, Bakanlar Kurulu kararıyla köprü ve otoyolları ne yapıyor? Bedava yapıyor. 

 

Bu bizim bugüne kadar yaptığımız uygulama Bay Muharrem. Sen bundan rahatsız mısın? O zaman sen de bir ve ikinci köprüden git, elini tutan mı var? Oralardan git. Niye oradan gitmiyorsun? Veyahut da sandalla geç karşıya. Bunu da yapabilirsin. Çok daha isabetli olur. Hepten ücretsiz ama kalkıp da devletin, kaynakları çeşitlendirerek bu kadar güzel bir eseri Türkiye'ye kazandıracak sen buna leke atmak için her türlü taklayı atacaksın. Kardeşlerim; bunlar pazar günü sizin dersinizi bekliyor.

 

İdeolojik yaklaşımları bırakın

 

Erdoğan, CHP'lilerden ideolojik davranmamalarını isteyerek, katılımcılara "Ataşehir'in Belediye Başkanı'nın eşi burada bol bol daire sahibi oluyor, bol bol daire dağıtıyor. Bunların hesabını benim Ataşehirli kardeşim sormayacak mı? Pazar günü sandık niye geliyor önümüze? 

 

Demokratik bir şekilde bu hesabı soruyor muyuz? Bu sizin hakkınız. Hesabı siz soracaksınız. Ataşehir bu defa 2019 Mart'ına farklı hazırlanacak. İnşallah belediye başkanlığını da biz bu CHP'den alacağız. Pazar günü ilk sınavı yapıyoruz, ondan sonra da geleceğe hazırlanıyoruz." şeklinde seslendi.

 

"Afrin'de 4 bin 600'ü aşkın teröristi etkisiz hale getirdik." diyen Erdoğan, "Cerablus'ta 3 bini aşkın DEAŞ'lıyı etkisiz hale getirdik. Şimdi Irak'tayız, Kandil'deyiz, gerekirse Sincar'da olacağız. Ülkemizi rahatsız eden kim olursa olsun hiç, dinlemeyiz vururuz." şeklinde konuştu.

 

Erdoğan, imar sorununu çözdüklerini belirterek, vatandaşlardan müracaatlarını bir an önce yapmalarını istedi. Erdoğan, "Şu an itibarıyla imar barışına müracaat edenlerin sayısı 1 milyonu aştı. Bu sorunu bugüne kadar kimse çözdü mü? Şimdi biz çözüyoruz." dedi.

 

Bizim iktidarımız yolsuzlukların iktidarı değil


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar mitinginde yaptığı konuşmada, "Bizim iktidarımız yolsuzlukların iktidarı değil. Bay Kemal, siz yolsuzluklara gömüldünüz." ifadesini kullandı.

 

Amanoslarda dağları deldik 


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Üsküdar'ın Marmaray'ın merkezi olduğunu belirterek, açıldığından bugüne kadar 268 milyon yolcu taşındığını anlattı.

 

Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Avrasya Tünel ve Osmangazi Köprüsü'nün vatandaşlar tarafından kullanıldığını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

 

Her ne kadar Bay Muharrem beğenmiyorsa da Osmangazi Köprüsü'nden 13 milyon 384 araç geçti. Bay Muharrem fiyatı çok fazla, diyor. Üçüncü köprüden tek yönlü para alınıyor. Otomobil geçiş ücreti 13 lira. Yavuz Sultan Selim Köprüsü 2025'te, 7 yıl sonra devlete terk edilecek. Bay Muharrem, biz iş biliyoruz. Buranın parası sana fazla geliyorsa, sen de o zaman Demirel'in yaptığı birinci köprüden geç, Özal'ın yaptığı ikinci köprüden geç. Orayı tercih etme. Bunlardan da memnun değilsen sandalla geç. Mecbur değilsin onlardan geçmeye, geç diğer ikisinden.

 

Biz hizmetimizi yapıyoruz. İsteyen Yavuz Sultan Selim'den, isteyen diğer ikisinden geçer. Bayramlarda da bunları ücretsiz yapıyoruz. Zaten 7 yıl sonra orası da devlete verilecek. O zaman farklı adımlar atabiliriz. Belki ondan önce daha farklı adımlar atabiliriz. Ama bizi kalkıp da bunlarla tehdit etme yoluna gitme. Çünkü biz bu eserleri ülkemize kazandırdık. Bay Muharrem acaba Marmaray'dan, Avrasya'dan geçti mi? Bay Kemal geçti mi? Geçse bile gizli geçer. Öyle veya böyle, biz eğitimde, sağlıkta bu adımları atarak, ulaşımda tarihi adımlar attık.

 

Erdoğan, Türkiye'ye yollar yapıldığını ifade ederek, "Dağları deldik, Ferhat olduk. İşte Şirin karşımda. Şirin'e ulaşmak için dağları deldik. Dün Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep'teydim. Amanosları da deleceğiz, dedim. Amanosları delerek teröristlerin inlerine gireceğiz. Girdik mi? Girdik. Giriyor muyuz? Giriyoruz. Üsküdarlının teröristlere karşı özel bir sempatisi vardır değil mi? Sizin adınıza biz zaten gereğini yapıyoruz." şeklinde konuştu.

 

Bedelli açıklaması


Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

 

Bedelliyle alakalı inşallah 24'ünden sonra masamın üzerinde önemli olan çalışmalarımdan bir tanesi de odur ama ben Bay Kemal gibi palavra atamam. Bay Muharrem gibi atamam. Genelkurmay Başkanımı çağıracağım, Milli Savunma Bakanımı çağıracağım, onlarla beraber oturacağız, konuşacağız ve nihai kararımızı da vereceğiz.

 

Bunlar bu milletin Adalet Bakanlığı'na güvenmiyorlar, maalesef George'a güveniyorlar


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bay Kemal dedi ki, 'Bu raporlarla Amerika, Feto'yu Türkiye'ye vermesi lazım.' dedi mi? Ama Cumhurbaşkanı adayı başka konuşuyor Bay Kemal başka konuşuyor, şimdi bunların hangisine inanacağız. Bundan sonra özür dilediler mi? Dilemediler. Bunlar bu milletin Adalet Bakanlığı'na güvenmiyorlar, maalesef George'a güveniyorlar." dedi.

 

Erdoğan, Sarıyer'deki mitingteki konuşmasında, Türkiye'yi "eğitim", "sağlık", "adalet", "emniyet" sütunları üzerinde yükseltmeyi hedeflediklerini ifade ederek, eğitimde, sağlıkta, adalette ve emniyette adımlarını attıklarını kaydetti.

 

Öğrencilik döneminde parayla bile kitap alamadıklarını anlatan Erdoğan, eğitimde en önemli reformlarının öğrencilere kitapların ücretsiz dağıtılması olduğunu dile getirdi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversite öğrencilerine verilen 45 lira bursu 470 liraya çıkardıklarını ifade ederek, "Master öğrencilerine 940 lira burs, doktora öğrencilerine asgari ücret veriyoruz. Bunları yapan biziz. Buralara gelen, eğitime bu desteği veren biziz. 280 bin derslik yaptık. Benim sınıfımda 75 öğrenci vardı.

 

Şimdi ortalama 32. Buraya getirdik biz bunu. Anadolu'da 100'ün üzerinde öğrencinin olduğu sınıflar vardı. Oralardan buralara geldik. Kaliteyi artıralım dedik. Biz 16 yılda 580 bin öğretmen aldık. Şu anda da ihtiyaç oranında, mesela bu yıl 20 bin öğretmenin ataması yapılıyor. Biz bunların adımlarını attık." diye konuştu.

 

Sarıyer'in sağlık sorunun çözüldüğünü belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

Dağları deldik mi? Metroyla tünel geçişlerini yaptık mı? Peki ya bizden öncekiler, bu CHP'liler, şunlar, bunlar, niye bunları yapmadılar? Benden önce CHP belediyesi vardı değil mi? Şimdi burada CHP belediyesi yok mu? Nasıl memnun musunuz? Hizmeti veren yine neresi? Büyükşehir. Ben geldiğimde CHP belediyesi vardı.

 

İstanbul çöplük müydü? Hava kirliliği var mıydı? Susuzluk var mıydı? Şimdi bunların hiçbiri kaldı mı? Demek ki biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik. Buna devam edeceğiz. Ümraniye çöplüğü patladı, 39 vatandaşımız öldü. CHP belediyesi vardı orada. Ben size belgelerle konuşuyorum, atıp tutmuyorum.

 

Ne kadar Amerika'nın yolunu bilir, bilemiyorum


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün pahalı olduğunu söylediğini aktarırken, "Bay Muharrem, bayramda birinci köprü, ikinci köprü ücretsiz. Sen oradan geç. Üçüncü köprüye niye geliyorsun? Gelme buraya. Kaldı ki biz bunu, kamu özel ortaklığıyla yaptırdık. 7 sene sonra bu köprü devletin malı olacak. Sen bu işlerden anlamazsın Bay Muharrem. Sen bir dershane açtın, buradaki öğretmenlerin SSK primlerini bile ödemedin. Sen de helal haram nedir bilmezsin." dedi.

 

Halka güvendiğini belirten Erdoğan, şunları söyledi:

 

Beyefendiye Amerika'dan telefon geliyormuş. Ne kadar Amerika'nın yolunu bilir, bilemiyorum ama Amerika'dan telefon gelmiş. Sana kimden telefon geldi? Demek ki herhalde orada bunların bir ofisi var, büyük ihtimalle o ofisten bunlara telefon gelmiştir. Neymiş? Bizim gönderdiğimiz 85 koli, bunlar gazete küpürüymüş.

 

Dediler ki 'Biz adamlarımızı gönderelim, Adalet Bakanlığında bunları incelesin.' Geldiler, incelediler. İncelediler de ne oldu? Bay Kemal dedi ki, 'Bu raporlarla Amerika, Feto'yu Türkiye'ye vermesi lazım.' dedi mi? Ama Cumhurbaşkanı adayı başka konuşuyor Bay Kemal başka konuşuyor, şimdi bunların hangisine inanacağız.

 

Bundan sonra özür dilediler mi? Dilemediler. Bunlar bu milletin Adalet Bakanlığı'na güvenmiyorlar, maalesef George'a güveniyorlar.

 

Erdoğan, Türkiye'nin eğitimde gayet güzel gittiğini ve mesafe aldığını, sağlıkta herkesin istediği hastaneye gittiğini, ilaçlarını istediği eczaneden aldığını anlattı.

 

Bir cumhurbaşkanı adayının, şehir hastanelerinin ülkeye getireceği faturanın hesabının yapılmadığının söylediğini aktaran Erdoğan, "Sen bu işlerden anlamazsın. Senin buna ne tecrüben ne ekonomi noktasındaki anlayışın yeter. Önce bunu öğreneceksin." ifadelerini kullandı.

 

Bu inançla, bu güvenle Allah'ın izniyle pazardan sonra durmak yok diyeceğiz


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ben de buradan Kürt vatandaşlarıma sesleniyorum, HDP'nin arkasında terör örgütü PKK'nın olduğunu bilmiyor musunuz? Eğer biliyorsanız hala bunlara nasıl oluyor da destek veriyorsunuz. CHP'nin bunlarla nasıl dirsek temasında olduğunu bilmiyor musunuz?" dedi.

 

Erdoğan, AK Parti Sarıyer mitinginde yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanlığı'nın güçlü liderlik, tecrübe, inanç ve güçlü Meclis gerektirdiğini söyledi. 

 

Şu anda 16 yıllık tecrübeyle ve 4 yıllık İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile milletin karşısında olduğunu dile getiren Erdoğan, "Diyorum ki pazar günü bu kardeşinize, bu evladınıza 5 yıl daha tekrar 'devam' talimatını, icazeti verin. Biz de ülkemizi uçurmaya devam edelim." diye konuştu.

 

Muhalefetin hiçbirinde devlet tecrübesi, devlet deneyimi olmadığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti: 

 

Siz şimdi dükkanınız olsa, bu dükkanınızı bir çırağa teslim eder misiniz? Bunlar çırak bile değiller. Böyle bir riske girilebilir mi? Ne diyor genel başkan? 'Gel bakalım Muharrem.' Bu şekilde yaklaşılan bir insana bu ülke teslim edilir mi? Aynı genel başkan ne diyecek pazardan sonra? 'Git bakalım Muharrem.' Niye? O da çünkü neticeyi görüyor. Ama ben sizlere güveniyorum, inanıyorum. Bu inançla, bu güvenle Allah'ın izniyle pazardan sonra durmak yok diyeceğiz.

 

Ben kek diyorum, o keklik diyor


Şehir hastaneleri projesine değinen Erdoğan, İstanbul'un Anadolu ve Avrupa yakasına iki şehir hastanesi yaptıklarını hatırlattı.

 

Avrupa Yakası'nda İkitelli'ye yaptıkları hastanenin 3 bin 300 yataklı dev bir hastane olacağını, bu hastanelerin havalimanlarına da yakın olduğunu belirten Erdoğan, Atatürk Havalimanı'nı da Millet Bahçesi yapacaklarını söyledi.

 

Bunun dışında her ilçeye o ilçenin koşullarına göre millet bahçeleri yapacaklarını anlatan Erdoğan, ayrıca ilçelere Millet Kıraathaneleri yapacaklarını ifade etti.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cağaloğlu'ndaki eski meşhur kütüphanenin, millet kıraathanesi haline geldiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

 

Öğrenciler gelecek çayını, kahvesini içecek, simidini yiyecek. Ücret yok. Adam keke kafayı taktı. Ben kek diyorum, o keklik diyor. Bu hale geldi. Çünkü dürüstlük yok bunlarda. Ama bu milletin kendi medeniyetinde, kendi kültüründe bir kitap okuma kültürü var. Biz istiyoruz ki gençliğimizi o gayrimeşru yollardan kurtaralım, gençliğimizi kitaba, okumaya sevk edelim.

 

Onun için bu kıraathaneleri artıralım. Ama bu kıraathane deyince ne anlıyor biliyor musunuz? İskambil, okey oynanan yerler vardı ya bunlar onu anlıyor. Kıraat okumak demektir, hane ev. Yani okuma evi demektir, bunu öğren Bay Muharrem. Bay Kemal, bunları öğrenin. Yani Türkçeniz kıtsa, Osmanlıcanız kıtsa, Arapçanız kıtsa ne yapayım. Ama öğrenecekler.

 

Zeytinburnu ilçesine bağlı Merkezefendi Mahallesi'nde böyle bir kıraathanenin yer aldığını ve içinde 17 bin kitabın bulunduğunu anlatan Erdoğan, burada üniversite ve lise öğrencilerinin kitap okuma imkanı bulduğunu, ayrıca Zeytinburnu Belediyesi'nin bu öğrencilere çorba ikram ettiğini aktardı.

 

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin bundan rahatsız olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bundan rahatsız oldu diye ne yapacağız? Vaz mı geçelim?" dedi.

 

Arabalarınız tertemiz, pırıl pırıl olsun


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Türkiye'deki 6 bin 100 kilometre bölünmüş yola 16 senede 20 bin kilometre ilave ettiklerini hatırlatarak, şunları kaydetti:

 

Taksiciler bu işi iyi bilir. Onlar bu yolların kahrını çekti. Ama UBER'den kurtuldunuz değil mi? Bitti mi UBER işi? Bir açıklama ile bitti mi? UBER'in patronu ziyaret etmek istedi ama ben sizleri kıramazdım. Kabul etmedim. Ama sizden de bir ricam var. Ne olur arabalarınız tertemiz, pırıl pırıl olsun. Arabanın içinde ne siz sigara için ne de müşteriye sigara içirtin. Her şeyi ile dört dörtlük olun. Bu noktada bize şikayet gelmemeli. Beni mahcup etmeyin. Ben patronu bile kabul etmedim. Çünkü ben 'Taksicilerimi size ezdirmem.' dedim.

 

Türkiye'nin Cumhuriyet tarihinde yapılmamış tünellerini ve yüksek hızlı tren yaptıklarını anlatan Erdoğan, "Adaylardan bir tanesi çıkıyor ne diyor? 'Ne gerek var yüksek hızlı trene...' Beyefendi yüksek hızlı trene karşı. Neymiş, göçü artırırmış. Lafa bak. Yüksek hızlı tren olmasa, otobüs olsa göç olmuyor mu? Modern dünyanın imkanlarından benim ülkemin dört bir yanı istifade edecek. Yüksek hızlı trenden de uçağından da. Biz geldiğimizde 25 havaalanı vardı, biz bunu 59 havalimanına çıkardık. Ne yapalım yani havalimanı yapmayalım mı?" ifadelerini kullandı.

 

Dün akşam İstanbul Yeni Havalimanı'na uçakla ilk inişi gerçekleştirdiğini hatırlatan Erdoğan, "29 Ekim'de inşallah resmi açılışını yapacağız ve şu anda bu haliyle dünyanın ilkleri arasında. Yılda 90 milyon yolcu kapasitesi var. 2023'te 150 milyona çıkacak ve dünyanın bir numarası olacak." dedi.

 

Benim milletimin vicdanı yol vermez


Erdoğan, CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin aday olur olmaz HDP'nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş'ı cezaevinde ziyaret ettiğini anlatarak, Demirtaş'ın terör örgütüyle beraber hareket ettiğini söyledi. Erdoğan, "Benim Kürt kardeşlerimi sokağa döken o değil miydi? 53 Kürt kardeşimi öldüren onlar değil miydi? Ya senin ne işin var bu adamı ziyarette? Eğer türbe ziyareti yapacaksan git başka bir yere yap, ne işin var orada." ifadelerini kullandı. 

 

Diğer Cumhurbaşkanı adaylarının da "Bir Cumhurbaşkanı adayının cezaevinde ne işi var?" açıklaması yaptığına işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

 

Buna bir defa bu şekilde Yüksek Seçim Kurulu bir yol vermişse buna benim milletimin vicdanı yol vermez. Niye? 53 Kürt kardeşimi maalesef öldüren veya öldürmeye neden olan böyle bir kişi, bu ülkede Cumhurbaşkanı adayı olmamalı, olamaz ve şu anda adımları attılar.

 

HDP'nin arkasında PKK'nın olduğunu bilmiyor musunuz?


Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçenlerde Şanlıurfa Suruç'ta bir PKK'lının, AK Parti milletvekilinin ağabeyini öldürdüğünü belirterek, şöyle devam etti:

 

Mardin'deydim, Nusaybin İlçe Teşkilatı şimdi Kandil'den tehdit ediyorlar. Diyorlar, 'Çekileceksiniz, çalışmayacaksınız, aksi takdirde sizler akıbetinizi şimdiden belirleyin.' PKK terör örgütü şu anda HDP'ye destek veriyor. Ben de buradan Kürt vatandaşlarıma sesleniyorum, HDP'nin arkasında terör örgütü PKK'nın olduğunu bilmiyor musunuz? Eğer biliyorsanız hala bunlara nasıl oluyor da destek veriyorsunuz ve CHP'nin bunlarla nasıl dirsek temasında olduğunu bilmiyor musunuz? Bunlara nasıl destek veriyorsunuz. Onun için pazar günü çok farklı bir noktadayız.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda yeni bir sürecin içine girdiklerini anlatarak, bu pazar gününün bir dönüşüm noktası olduğunu söyledi.

 

Marmaray'ı 29 Ekim 2013'te açtıklarını ve şu ana kadar buradan geçen yolcu sayısının 268 milyon olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Yavuz ,sultan Selim Köprüsü'nü 26 Ağustos 2016'da açtık, şu ana kadar oradan geçen otomobil sayısı 69 milyon, Avrasya Tüneli'ni 20 Aralık 2016'da açtık, geçen araç sayısı 23 milyon. Osmangazi Köprüsü'nü 30 Haziran 2016'da açtık geçen araç sayısı 13 milyon 384 bin. Yapılan işler boş değil, hepsi çok önemli bir hizmeti görüyor." dedi.

 

Erdoğan, şu ana kadar bir milyona yakın vatandaşın imar barışına müracaat ettiğini dile getirerek, Sarıyer'in bu barıştan İstanbul'un en fazla istifade edecek ilçesi olduğunu aktardı.

 

Bu sürecin hızla devam ettiğini belirten Erdoğan, "Şurada kısa bir sürede bir milyonun üzerine çıkmış olması anlamlıdır. Demek ki bu konuda hassas olan vatandaşlarım bu işi takip ediyor." diye konuştu.

 

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, özgürlükler noktasında çok hassas olduklarına dikkati çekerek, "Temel hak ve özgürlüklerde, inanç özgürlüğünde, düşünce özgürlüğünde... Yok Alevi'ymiş, Sünni'ymiş, Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı Çerkez'i, Gürcü'sü Abaza'sı... Böyle bir ayrım bizde yok. Biz yaratılanı yaradandan ötürü severiz. Bu yola da böyle çıktık." diye konuştu.

 

AA

 

Bu seçimde kimse kaybetmeyecek
Okunma Sayısı : 44   
22.6.2018 18:59:23

 

CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce, Tandoğan Meydanı'nda halka seslendi

 

Bağımsızlığımızın başlangıcı Ankara, yüce insanların memleketi Ankara… Miting alanındaki insanlar kadar sahnenin arkasında da var. Bu gördüğüm miting gördüğüm en iç içe miting. Aman dikkat edin birbirinizi sıkıştırmayın, bundan daha sıkışık bir miting görmedim ben.

 

Allah’ın izniyle, milletin isteğiyle cumhurbaşkanı seçildiğimde neler yapacağımı anlatacağım. Ama önce şunu söyleyeyim. Pazar günü sen yok, ben yok, biz var. 50 günde evimde ya iki gece yattım ya üç gece. Şimdi yarın akşamdan itibaren sıra sizde. Pazar sabahı geç kalmayın, okulların bahçesinde yatın cumartesi akşamı. Pazar günü acıkmayın, Pazar günü uykunuz gelmesin, Pazar günü hasta olmayın.

 

BROŞÜR TEPKİSİ


Üç tane kurum, biri AA, biri TRT, öbürü de YSK. Cumhurbaşkanı olacağımı biliyorum. Ama bu üç kurumun yöneticisini yargıya göndereceğim. Ankara’da bugün bir şey yapmışlar, üstüne CHP logosu basmışlar, “türbanı kaldıracağım, şunu yardımcı yapacağım” gibi bunlar nasıl insan bunlar nasıl Müslüman anlamış değilim. “Biz gelince türbana son” yazmış, CHP Ankara Gençlik Örgütü yazmış…

 

Bunu yazan ahlaksıza sesleniyorum, bunu yazan terbiyesize, bunu yazan namussuza sesleniyorum. Bunlar sahtekar, bunlar yalancı, bunları bırak Müslüman olmayı bunlar insan bile değil. Bu broşürlerin benimle ve CHP ile hiçbir ilgisi yoktur. Bunlar paçavradır.

 

Şu anda yurtdışına gitseniz THY’den Ankara’dan gidemezsiniz. Anadolujet ile gidersiniz. Benim cumhurbaşkanlığımda başkent Ankara’yı kimse cezalandıramaz, THY çalışacak Ankara’ya.

 

DÜNYADA BÖYLE BİR ORGANİZASYON ŞEMASI YOK

 

Bir iki gün önce Erdoğan devletin yönetim şemasını açıkladı. Ortada bir güneş var, etrafında da yörüngeler var. Yönetim şemasına bak, şurada cumhurbaşkanı var; güneş. Vay be. Etrafında da yalakaları var; uyduları. Peki dünyada böyle bir devlet yönetimi yok. Dünyada böyle bir şirket yönetimi yok.

 

Dünyada böyle bir organizasyon şeması yok. Bu hastalıklı bir yapıdır, bu tek adam dayatmasıdır. Bu paralel devlet kurmaktır. Ne yaptığını bilmiyor. Kampüs değil diyor külliye diyor. Niye öyle batı sözcüklerini kullanıyorsunuz… Buraya da yazmış “finans ofisi” Kampüse külliye diyen adam, buraya da finans ofisi yapmış.

 

Yanındakileri değiştirdi, olmadı. Bakanlarını değiştirdi, olmadı. Çankaya Köşkü’nü değiştirdi, olmadı. Devletin yapısını değiştiriyor, olmayacak. Erdoğan bu zahmete gerek yok, sen değiştin mi her şey değişecek zaten.

 

Kafaya bakın kafaya. Yangın çıkmış, Türkiye’de yangın var. O itfaiye teşkilatını değiştireceğim diyor. Önce yangını söndürelim yangını. Buradan 81 milyona söz veriyorum. Ankara’daki özellikle kamu görevlileri, hiçbir şekilde tedirgin olmayın, sakın ha tedirgin olmayın. Niye tedirgin oluyorsunuz?

 

Seçimi ben kazanacağım devlet de tıkır tıkır işleyecek. İlgilendiğim tek şey var, siz o işi biliyor musunuz, bilmiyor musunuz? Ama şu andaki mevcut yönetime ilavelerim olacak. Örneğin, girişimciliği ilave edeceğim. Sanayi ve Girişimcilik bakanlığı kuracağım. Yine esnafı ilave edeceğim. Ticaret ve Esnaf Bakanlığı kuracağım.

 

KÖPRÜ TARTIŞMASI


Şimdi son günlerin bir modası var, Erdoğan ile benim aramda bir köprü polemiği var. Ben dedim ki, Demirel’in yaptığı birinci köprüden 11 liraya geçiyoruz; gidiş geliş 11 lira. Erdoğan’ınkinden 114 gidiş, 114 geliş 228 lira. Demirel’in yaptığı köprü bayramlarda bedava, Erdoğan’ınki parayla. Demirel’in yaptığı köprünün geliri hazineye gidiyor, Erdoğan’ın yaptığı köprünün geliri yabancı şirketlere gidiyor.

 

Gerçekten zavallı ya, bana diyor ki; “Paran varsa geç, ne konuşuyorsun” Erdoğan, ben milletvekiliyim benim param var, benim param var ben geçerim de kamyoncu nasıl geçecek kamyoncu? Benim derdim kamyoncu, o nasıl geçecek? Yani diyor ki, “parası olan geçsin” diyor. Yakında şunu derse şaşırmayın “parası olan hastalansın”. Bu kafadaki bir adamdan kurtulmamız lazım.

 

Ne diyor? Millet Bahçesi yapıyormuş. Mübarek sen Türkiye’nin, bırak Türkiye’nin dünyanın en büyük millet bahçelerinden biri olan Atatürk Orman Çiftliği’ne saray yaptın. Ne millet bahçesi?

 

BU SEÇİMDE KİMSE KAYBETMEYECEK


Şimdi ne diyor? Yerli ve milli olmaktan söz ediyor ya. Alakası yok. Mesela 1699’dan 1922’ye kadar 223 sene Osmanlı hep toprak kaybetti. Osmanlı 223 sene kaybetti, 1922’de ilk kez Mustafa Kemal Paşa toprak kazandı, ilk kez. Ama cumhuriyet döneminde yine ilk kez toprak kaybettik. Erdoğan Süleyman Şah Türbesi’ni kaybetti.

 

işte Erdoğan ile benim aramdaki fark ne biliyor musunuz? Erdoğan Türkiye’yi Brüksel’den yönetiyor, ben Türkiye’yi Ankara’dan yöneteceğim. Bu seçimde kimse kaybetmeyecek. 81 milyon kazanacak. AK Partili kardeşlerim de kaybetmeyecek. Solcular kaybetmeyecek. Muhafazakarlar kaybetmeyecek. Kürtler kaybetmeyecek. Başı kapalılar kaybetmeyecek, başı açıklar kaybetmeyecek. Kadınlar, erkekler, gençler kaybetmeyecek.

 

Annelere sesleniyorum, çocuklarınıza iyi eğitim vereceğiz. Onlara yabancı dil öğreteceğiz, onlara matematik öğreteceğiz. Olimpiyatlarda madalya kazanacak sporcularımız olacak. Topraklarımızdan bereket fışkıracak. Tarımda dışa bağımlı olmaktan kurtulacağız, işsizliği yüzde 5’in altına düşüreceğiz. İhalede rekabet, işe alımda liyakat olacak. Bütün bunları yapabilmek için bir yorgun adama değil, bir taze kana ihtiyaç var.

 

MARMARİS'TEKİ YAZLIK SARAYI ENGELLİLERE VERECEĞİM


2002’de 3 Kasım’da ilk milletvekili olduğumda, Erdoğan genel başkandı. Ankara’ya geldik, parti genel merkezine gittik. Erdoğan kürsüde aynen şöyle konuşuyor 16 sene önce “Artık yeni bir dönem başlıyor. Artık milletvekilleri lojmanda oturmayacak.

 

Halkın arasında oturacak” Ve bütün millet de alkışladı Erdoğan’ı. Gitti kendisi Keçiören’de Subayevlerinde bir apartman dairesinde oturdu. Valla iyi dedik güzel… Sonra bir baktık, Çankaya Köşkü’nü de beğenmedi 1150 odalı saray yaptırdı kendine.

 

O da yetmedi, İstanbul’da 5 saray, oda yetmedi, Marmaris’te 300 odalı yazlık saray.

 

Sarayperest. Bakın Ankara’dan açıklıyorum. Cumhurbaşkanı olduğumda, Marmaris’teki yazlık sarayı engellilere vereceğim. Bu artık halkın adamı değil. Bu artık kibirli birisi. İnsanlara tepeden bakan birisi. Beraber yola çıktıklarından yanında hiç kimse yok. “Kardeşim” dediklerinden yanında kimse yok.

 

Rizeliyim diyor, Rize çayını beğenmiyor. Bizim gibi siyah çay içmiyor, kilosu 4500 lira olan beyaz çay içiyor. 2002’deki Erdoğan değil artık o. Yorgun Erdoğan, heyecansız Erdoğan. 

 

YARDIMLARA ASLA DOKUNULMAYACAK


İstanbul’da bir arkadaş dedi ki, “Muharrem oyumu sana vereceğim” dedi. Senin mitingde birisi bayıldı sen dedin ki doktor arkadaşlar müdahale edin demişim. Erdoğan’ın mitinginde biri bayılmış bakmış “Kafasına su dökün” demiş. Uydurdukları bir yalan var, bazı yardımları kaldıracakmışım. Bir doğum yardımı, iki gebelik yardımı, üç dul maaşı, dört muhtaç asker yardımı, beş şartlı eğitim yardımı, yedi kaymakamlık bursu, sekiz yoksullara kira yardımı, dokuz engelli bakımı yardımı, on fakir muhtaç yardımı…

 

Sizin huzurunuzda 81 milyonun huzurunda söz veriyorum. Bu yardımlara asla dokunulmayacak. Ve cumhurbaşkanı olduğumda Temmuz’un sonuna kadar bu yardımların hepsine 100’er lira zam yapılacak.

 

Üzüldüğüm bir şey var, utanmıyorlar da. Soğan doları geçmiş, hala ustayım diyor. Saray ne tarafta kaldı? Saraya doğru bir sesleneyim. Erdoğan diyorsun ki, ben liderim, bana da çırak diyorsun. Olabilir de, dilin kemiği yok. Bak Erdoğan yarın akşam son akşam. Erdoğan, cesaretin varsa yüreğin varsa bilgin varsa gel yarın akşam çık televizyona karşıma.

 

Sen yarın gece olmaz seçim yasakları da akşamüzeri olur. Bak sana son teklifim. Benim yarın büyük İstanbul mitingim var. Ankara’da olmuş 2 milyon kişi, İstanbul’da 5 mi oluyor 6 mı olur bilmiyorum. Erdoğan sana teklifim şu, bak istersen yarın mitingimi bile iptal ederim senin için. Gel karşıma çık bir televizyonda tartışalım.

 

Doları 1,30’dan aldın 4,75 yapmış, ustaymış. Allah’tan ustasın yani. Hani diyor ya, çıraklık dönemi, kalfalık dönemi, ustalık dönemiymiş… Şimdi büyük ustalık dönemi olacakmış. Bence onun emeklilik dönemine ihtiyacı var.

 

7 KİLO VERDİM TERZİYE UĞRAMAM LAZIM


TRT, YSK, Anadolu Ajansı. Bunlar suç işliyorlar. Bu kampanya döneminde TRT, Erdoğan’ı 181 saat göstermiş. Muharrem İnce’yi 15 saat göstermiş. Meral Akşener’i 3 saat göstermiş. Temel Karamollaoğlu’nu 1 saat göstermiş. Selahattin Demirtaş’ı 32 dakika göstermiş. Doğu Perinçek’i 38 dakika göstermiş. 181 saat gösteriyorsun birini, diğerini dakikayla gösteriyorsun. Seni yargılamayacağız da kimi yargılayacağız?

 

Yeni dönemde Pazartesi günü ben başlarken şöyle başlamıştım. Demiştim ki bu iş ikinci tura kalır. Yok, vazgeçtim bundan. Pazar günü hallediyoruz Pazar günü. Yalnız Pazartesi sabahı bir işim daha çıktı. Terziye uğramam lazım, 7 kilo verdim bütün pantolonlar düşüyor. Pazar günü bu işi halledeceğiz. Ben buna inanıyorum. O yandaş medya var ya onları boşverin siz. Yazıyorlar, çiziyorlar.

 

Onlar pazartesiden sonra bu garibanın kapısını çalacaklar merak etmeyin. Yeni dönemde en fazla duyacağınız sözcüklerden birisi kalite olacak. Yol yapıyor, yol çöküyor kalite yok.

 

Hastane yapıyor, hemşire yok. Yaptığı şeyde kalite yok. İki, yeni dönemde en fazla duyacağını sözcüklerden birisi huzur olacak, barış barış. Bir barışacağız, hemen barışacağız. İki, ekonomik olarak büyüyeceğiz. Üç, adil bölüşeceğiz. Yine yeni dönemde marka sözcüğünü duyacaksınız.

 

Tasarım, teknoloji. Üçüncüsünü de açıklıyorum. Türkiye’de bir Denizli’de bir Bursa’da ve bir İstanbul’da Moda Tasarım Akademisi kuracağız.

 

DEVLETE KEMER SIKTIRACAĞIM


Gençler, öğrencilerim size sesleniyorum. Çağa ayak uydurun. Ben meydanlarda uzay diyorum, nanoteknoloji diyorum, marstan maden toplanacak diyorum. Önümüzdeki yıllarca 16 yeni meslek çıkacak diyorum. O da geliyor meydanlara diyor ki “kıraathane açacağım, bedava kek var” diyor. Gündüz keki yedin de akşam yemeği nerede yiyeceksin?

 

O kıraathane açacağım diyor, ben fabrika açacağım. O size kemer sıktırıyor. Ben devlete kemer sıktıracağım. Bir ülkede faiz artıyorsa yönetim kötü demektir. Faiz artıyorsa yoksullaşıyorsun demektir. Faiz artıyorsa evinin değeri düşüyor demektir. Faiz artıyorsa şirketinin değeri düşüyor demektir.

 

Faiz artıyorsa arsanın değeri düşüyor demektir. İşte yeni dönemde ilkemiz şu olacak. Kimseyi ayırmayacağız, kayırmayacağız, devletin parasını savurmayacağız.

 

 

AJANSLAR

Kemal Kılıçdaroğlu: Elinizi vicdanınıza koyup sandığa gidin
Okunma Sayısı : 50   
22.6.2018 18:49:46

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Elinizi vicdanınıza koyup sandığa gidin. 

 

Siyasiler kendi aralarında tartışsınlar. Bu seçim normal bir seçim değildir. Önümüzde iki ihtimal, seçenek var. Ya demokrasiden yana oy kullanacağız, ya da tek adam rejiminden yana oy kullanacağız." dedi.

 

Kılıçdaroğlu, Tokat'ta bir otelde düzenlenen toplantıda muhtarlar ile sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldi. Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada, vatandaşların eski alışkanlıklarından kopup gerçekleri görerek sandığa gitmesi gerektiğini söyledi.

 

Anayasanın 173'üncü maddesinde, "Devlet esnaf ve sanatkarı koruyucu, destekleyici tedbirler alır" ifadesi bulunduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Son 16 yılda esnafı koruyan, destekleyen nedir? Düşük faizli kredi vermek yetmiyor. 5,5 milyon esnaf vardı, şimdi 1 milyon 250 bin esnaf var. Diğer esnaf dükkanlarını neden kapattı? Ben bu sorunun cevabını almış değilim." diye konuştu.

 

Esnafa kredi veren kuruluşun başındaki kişinin ayda 52 bin lira aylık aldığını öne süren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

 

Cumhurbaşkanının, başbakanın, bakanların, milletvekillerinin, belediye başkalarının maaşından fazla alıyorsun. Ben aylık almasın demiyorum ama makul bir aylık alsın. Çok büyük bir rakam, esnafın sırtından alınıyor. Esnaf niye dükkan kapatıyor? Bütün esnaf kardeşlerim bunu bilsin istiyorum. Esnaf emekli olmak için yaşını doldurmak zorunda. 25 yıl tam prim ödemek zorunda.

 

Diyelim ki esnaf kardeşim alt limit üzerinden primimi ödedi, 9 bin günü doldu, 52 yaşını doldurdun, emekli oldun. Bağlanacak aylık 840 liradır. Bugün değil de 1 Ekim 2008'den önce emekli olmak istese bağlanacak aylık bin 800 liraydı. Her ay esnafın emekli aylığından bin lira kesiliyor. Sosyal güvenlikte reform diye kesiliyor, bunu dile getiren kim? Bugün 1 milyon 644 bin emekli bin 500 liranın altında aylık alıyor.

 

En düşük emekli aylığını bin 500 lira yaparsanız, 1 milyon 644 bin emekli en azından rahat nefes alacak. Bunu ilk dillendiren biziz. Fakir fukaranın hakkını birilerinin savunması lazım.

 

Kılıçdaroğlu, çocuklara bırakılacak en güzel mirasın demokrasiden yana tercih kullanmak olduğunu dile getirerek, "İşçilerin durumu da aynı. Tüm şartları yerine getirdiğinde emekli maaşı 718 lira 69 kuruş. 2008'den önce dilekçe verip emekli olmak isteseydi bin 822 lira olacaktı.

 

Bin 10 lira her ay düşük aylık veriyorlar. Devasa sendikaların başkanları itiraz etti mi? Hayır. Bu işçilerin hakkını, emeklinin hakkını kim savunacak? Taşeron işçilerin mağduriyetini ilk biz dile getirdik. Şu an 500 bin taşeron işçisine kadro verilmedi mi? Onlar köle değil, sendikalı olmalı, haklarını savunabilmeli. Sandığa giderken herkes düşünmek zorunda." diye konuştu.

 

Demokrasi olmadan büyüme, kalkınma, ifade özgürlüğü, yargı bağımsızlığı ve medya özgürlüğünün olamayacağını anlatan Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmede bulundu:

 

Çiftçinin durumu parlak değil. Buğday, soğan, patates, canlı hayvan dışarıdan. 16 yıl önce Türkiye kendi kendine yeten bir ülkeydi. Her şeyimiz vardı. Türkiye'nin tarımı üzerine egemen güçlerin planı var.

 

Sigara fabrikalarının tamamını sattık. Şimdi dışarıdan tütün getiriyoruz. Sigaralarımız yok, yabancı sigaralar içiyoruz. Bu hale Türkiye'yi kim getirdi?

 

Toplantılarımın nedeni bu gerçekleri birebir sizlere anlatmaktır. Bu benim namus borcumdur. Elinizi vicdanınıza koyup sandığa gidin. Siyasiler kendi aralarında tartışsınlar. Bu seçim normal bir seçim değildir. Önümüzde iki ihtimal, seçenek var. Ya demokrasiden yana oy kullanacağız, ya da tek adam rejiminden yana oy kullanacağız. Sıradan vatandaş, berber, boyacı, memur telefonla rahat konuşamıyor.

 

Herkes telefonlarının dinlendiğini biliyor. Bu mudur demokrasi? Süleyman Demirel, Özal'ın dönemlerinde gazeteler yazılır, karikatürler çizilirdi. Rahatlıkla eleştiriliyorlardı. Toplumun bu narkozdan çıkması gerekiyor, kendi kaderimizi kendimiz belirleyeceğiz.

 

Katma değeri yüksek ürün üretmek zorundayız


Türkiye'de rakamlara bakıldığında kayıtlı 17 milyon yoksul bulunduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, "17 milyon yoksul bir türlü azalmıyor. Niye azalmıyor? Bitirmek mümkün. Ne zaman? Bir yıl içinde. Getirirsiniz aile sigortasını, bu rezalete son verirsiniz. Allah izin verir de siz de teveccüh gösterirseniz, Muharrem İnce cumhurbaşkanı, parlamentoda da Millet İttifakı olursa, 2019 itibarıyla asgari ücret net, vergisiz 2 bin 200 lira olacak. Kim kazanır asgari ücret 2 bin 200 lira olursa? Esnaf kazanacak. 2 bin 200 lirayla araba, daire, tarla alınmaz. Ne alınır? Gidilir bakkaldan alışveriş yapılır." diye konuştu.

 

Eğitim körelirse ülke körelir


Türkiye'nin büyük değişim ve dönüşüme ihtiyacı olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

 

Eğitim sistemi bitmiş vaziyette. Bir ülkeyi geride bırakmak için işgal etmenize gerek yok. Eğitim sistemini bozacaksınız, yeterli. İyi eğitim almak zorundayız. Çocuğun soru sorma kapasitesini artırmak zorundayız. Bunu ancak eğitimle yapabiliriz. Eğitim körelirse ülke körelir, memleket körelir. 16 yılda 14 sefer eğitim politikası değişti. Bakana göre değişiyor. Eğitim politikasını belirlemek bir siyasi partinin işi değildir.

 

Bakın bunu CHP'nin Genel Başkanı olarak söylüyorum. Bir siyasi parti oturup ülkenin eğitim politikasını tek başına belirleyemez. Bunun üniversitesi var, bunun eğitim sendikaları var, bunun hocaları var, bunun eğitime gönül vermiş STK'ları var, bunun dünyada örnekleri var. Üniversitelere bakın, Tokat Üniversitesi burada. Kaç hocanın görevine son verildiğini siz benden daha iyi biliyorsunuz. Ya bunlar alınırken bir hata yapıldı, ya bunlar atılırken bir hata yapıldı.

 

Türkiye'nin üretim yapması, ekonomiye katma değer sağlaması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

 

Türkiye'nin kendisine yeni bir yol haritası çizmesi lazım. Türkiye'nin üreten ekonomiye geçmesi lazım. Beton ekonomisinden çıkması, üretmesi lazım. Üretmediği sürece bu iş yürümez. Başkalarının ürettiğini tüketen bir toplumun geleceği yok olur. Ne üreteceğiz? Katma değeri yüksek ürün üretmek zorundayız.

 

Katma değeri yüksek ürün üretemezsek Türkiye, dünya liginde yer alamaz. Sen 50 tır dolusu makine, ekipman üretirsin, o bir çanta cep telefonu üretir ve sizden daha fazla para kazanır. Katma değeri yüksek ürün üretmenin dünyada bilinen tek yolu var, üniversiteler bilgi üretecek.

 

Üniversite bilgi üretecek ki sanayici onu mala dönüştürsün. Öyle üniversiteler var ki bir rektör var, o aynı zamanda dekan, aynı zamanda bütün fakültelerde görevli. Üniversite binası yapmak orayı üniversite yapmaz ki.

 

Devletin adalet üzerine yeniden inşa edilmesi gerektiğini aktaran Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

 

Biz Millet İttifakı'nı kurduk. Dediler ki, 'Bunlar hayatta yan yana gelemezler'. Niye gelmeyelim? Demokrasi konusunda anlaşıyoruz, güçler ayrılığı konusunda anlaşıyoruz, medya özgürlüğü konusunda anlaşıyoruz. Elbette her birimiz ayrı bir siyasi partiyiz. Elbette herkesin ayrı bir görüşü var. Millet İttifakı'nın bir diğer özelliği var. Darbe hukukunda öngörülen yüzde 10 barajını sıfırladık.

 

Şimdi Millet İttifakı'na girip herkes kendi partisine oy vermiş olacak. İster yüzde 1 oy alsın, ister yüzde 5 oy alsın, milletvekili çıkarabilecek. Eskiden yüzde 10 barajını aşamazsan milletvekili çıkaramıyordun. Kim getirdi bunu? 12 Eylül darbecileri. Darbecilerin hakkını hukukunu savunan kim? Onlar. Darbecilerin yaptığı düzenlemeye karşı çıkan kim? Biziz, biz karşıyız.

 

AA

İşte yeni Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi
Okunma Sayısı : 47   
22.6.2018 10:45:54

Türkiye, 24 Haziran'da yapılacak Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi'nin ardından "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" ile tanışacak.

 

Dev ekonomi, dijital dönüşüm, bilimsel atılım, sosyal devlet ve lider ülke anlayışıyla oluşturulan yeni sistemle Türkiye'nin, Cumhuriyetin 100. yılında küresel güç olma yolunda yeniden şahlanması hedefleniyor.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün akşam ana hatlarını anlattığı yeni yönetim sisteminin detayları da belli oldu. Dev ekonomi, dijital dönüşüm, bilimsel atılım, sosyal devlet ve lider ülke anlayışıyla harmanlanan yeni sistem ile hükümet, hızlı, modern ve birlikte yönetim modeli ile daha şeffaf bir yapıya kavuşuyor.

 

Türkiye'yi dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına taşıyacak kalkınma hamlelerinin gerçekleştirilmesi kapsamında oluşturulan sistem, Türkiye'nin bilimde atılım ve toplumda refahla lider ülke olma hedefine koşmasınız amaçlıyor.

 

Yeni yönetim modeli; yalın, makamların azaldığı, yeniliklere hızlı adapte olan, insan kaynağının gelişmesine imkan sağlayan, dijital dönüşümü gerçekleştiren, karar alma süreçlerini hızlandıran, küresel rekabet gücünü yükselten, ortak aklı kurumsallaştıran, yetki ve sorumlulukları net bir yapı ortaya koyuyor.

 

Bakanlık sayısı 26'dan 16'ya indiriliyor


Yeni modele göre, etkin bir koordinasyon için bazı bakanlıklar birleştirilerek bakanlık sayısı 26'dan 16'ya düşürülecek. Yeni yapılanma kapsamında bazı bakanlıkların da isimleri değişecek.

 

Buna göre, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, "Çalışma Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı" adıyla yeni bir çatı altında birleştirilecek.

 

 


 

Oluşturulacak yeni bakanlık, aileyi merkeze alan, her evden en az bir çalışanın olduğu yeni istihdam modeli ile daha mutlu insan ve toplum için hizmet verecek.

 

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Kalkınma Bakanlığı ise "Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı" adıyla birleştirilecek. Yeni oluşturulacak bakanlığın amacı, yüksek teknoloji ile küresel ve prestijli markalar üreterek yapay zekada öncü, akıllı teknolojilerde lider, bilgiyi üretmede merkez bir ülke hedefi olacak.

 

İhracatın 500 milyar dolara yükseltilmesi ve İstanbul'un dünyanın finans merkezi olması hedefiyle, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Ekonomi Bakanlığı da "Ticaret Bakanlığı" adı altında birleştirilecek.

 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı ise "Tarım ve Orman Bakanlığı" çatısı altında bir araya gelecek. Yeni bakanlık, orman arazilerinin korunarak yedi bölge, dört iklimde, her tarlanın sulandığı, yılda iki ürünün alındığı, tarımda çeşitliliğin ve verimliliğin zirveye ulaştığı, teşviklerin artarak sürdüğü, yemyeşil bir Türkiye hedefi için çalışacak.

 

Dışişleri Bakanlığı ile Avrupa Birliği Bakanlığı da birleştirilerek, "Dışişleri Bakanlığı" çatısı altında dış politikada daha etkili, uluslararası gelişmelerde daha etkin rol oynayacak.

 

Bakanlıklar birleşiyor, isimler değişiyor


AK Parti göreve geldiğinde 37 olan bakanlık sayısı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile 16'ya inecek. Böylece kademeler azalacak, karar alım süreçleri hızlanacak.

 

Yeni sistemle birlikte kabinede köklü değişiklikler olacak. Birleştirilen bakanlıklar yeni bir isimle yapılandırılırken, bazı bakanlıkların ise isimleri değişecek.

 


Bu arada ekonomi alanında 6 olan ilgili bakanlık sayısı 3'e inecek. Bu kapsamda, 16 yılda 3 kattan fazla artan milli geliri vizyon projelerle, ekonomik canlılık, istihdam, bilgi ve toplumsal fayda üreterek yeniden katlama hedefiyle oluşturulan sistemde ekonomi yönetimi sadeleşecek.

 

Başbakan Yardımcılığına bağlı Hazine Müsteşarlığı yeni yapılanmada Maliye Bakanlığı çatısı altında olacak. Maliye Bakanlığının adı ise "Hazine ve Maliye Bakanlığı" olarak değiştirilecek.

 

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının adı ise "Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı" olacak.

 

İşte yeni sistemdeki bakanlıkların isimleri:

 

Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Çalışma Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı.

 

Strateji ve politika kurulları oluşturulacak


Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile oluşturulacak 9 kurul politika önerileri yapacak, bilimden, sağlık ve gıda politikalarına kadar stratejik ve uzun vadeli vizyonlar geliştirecek.

 


Yerel Yönetim Politikaları Kurulu, Sosyal Politikalar Kurulu, Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu, Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu, Hukuk Politikaları Kurulu, Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu, Ekonomi Politikaları Kurulu, Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu, Bilim, Teknoloji ve Yenilik Politikaları Kurulu adlarıyla oluşturulacak yapılanma ile sivil toplum kuruluşları, akademi ve sektör temsilcileri politika yapım sürecine doğrudan dahil edilerek ortak aklın kurumsallaştırılmasını sağlayacak.

 

Politika önerisi geliştirecek kurullar, icra faaliyetlerini izleyerek ilerleme raporları hazırlayacak.

 

Cumhurbaşkanına bağlı 4 ofis aktif rol oynayacak


Yeni sistemde tüm bakanlıkları ilgilendiren konularda faaliyet yürütecek olan doğrudan Cumhurbaşkanına bağlı 4 ofis kurulacak.

 

Finans Ofisi, İnsan Kaynakları Ofisi, Dijital Dönüşüm Ofisi ve Yatırım Ofisi adlarını taşıyacak bu birimler, insan kaynağının etkin ve verimli kullanımı, dijital dönüşüm ve hizmet kalitesinin artırılması ile Türkiye'nin yatırım alanında cazibe merkezi haline getirilmesi ve yeni finansal enstrümanların geliştirilmesinde rol alacak.

 


Söz konusu yapılanma ile ekonomide netlik ve büyüme esas alınacak. Yeni yönetim modelinde ekonomi yönetimi; üretim, finans ve ticaret sacayaklarına oturtulacak.

 

Yatırım Ofisi ile büyük yatırımlar desteklenerek yatırımcıların önü açılacak. Finans Ofisi ile İstanbul Dünya Finans Merkezi Projesi yürütülecek ve Türkiye cazibe merkezi haline getirilecek.

 

Dijital Dönüşüm Ofisi ile devlet dijitalleşecek ve evraklar azalacak. Büyük veri analizi ve yapay zeka uygulamalarıyla yönetim yükü hafifleyecek, bürokrasi azalacak ve devlet hızlanacak.

 

Bu kapsamda önceliklerden biri de Türkiye'nin siber güvenlik alanında güç kazanması olacak.

 

İnsan Kaynakları Ofisi ile yeteneklerin keşfi sağlanacak ve kamunun performansı artırılacak.

 

Cumhurbaşkanlığına bağlı 8 başkanlık olacak


Yeni yönetim modelinde Cumhurbaşkanlığına bağlı başkanlıklarla güçlü koordinasyon ve verimli yönetim sağlanacak.

 

Oluşturulacak Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile bütçe planlaması ve yönetimi daha verimli hale getirilecek, bütçe performansı yakından izlenecek. Bütçe yönetimi daha verimli hale getirilerek, bütçe disiplini pekiştirilecek ve yapısal reformlar hızlanacak.

 

Kurulacak "İletişim Başkanlığı" ile Türkiye'nin marka değeri daha da yukarı taşınacak.

 


Bu çerçevede Türkiye'nin tezleri sade, net ve güçlü şekilde sunulacak. Geleneksel ve yeni iletişim kanalları aktif kullanılarak, stratejik ve kapsayıcı bir iletişim sağlanacak. Ön alıcı (proaktif) iletişim ile yalan haber ve algı operasyonlarının engellenmesi sağlanacak.

 

Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) yeni sistemdeki adı "Milli İstihbarat Başkanlığı" olacak.

 

Cumhurbaşkanlığı bünyesinde olacak Savunma Sanayii Müsteşarlığı da başkanlığa dönüştürülecek.

 

Kurullar eliyle terör sorunu çok yönlü ele alınacak ve daha etkin terörle mücadele sağlanacak. Sosyal hizmetlerden savunma sanayine kadar kapsayıcı politikalar geliştirilecek. 

 

Yeni sistemle Cumhurbaşkanlığına bağlı başkanlıklar şunlar olacak:

 

Genelkurmay Başkanlığı

Milli İstihbarat Başkanlığı

Savunma Sanayii Başkanlığı

Milli Güvenlik Kurulu

Diyanet İşleri Başkanlığı

Devlet Denetleme Kurulu 

İletişim Başkanlığı 

Strateji ve Bütçe Başkanlığı

 

Daha az bürokrasi, daha hızlı karar alma süreci


Yeni sistemin dikkat çeken önceliklerinden biri de bürokrasi ve karar alma süreci olacak.

 

Bürokraside kademeler azaltılarak görev alanları netleştirilecek ve yetki karmaşasının önüne geçilecek.

 

İnsan kaynağının etkin ve verimli kullanılması amacıyla insan kaynağı merkeze alınacak.

 

Türkiye'nin insan kaynakları envanteri oluşturularak yetenekler keşfedilip, "Genç Yetenek Projeleri" başlatılacak.

 

Bu kapsamda tersine beyin göçü projeleri sistemli hale getirilerek, kamu çalışanlarının performansını ve memnuniyetini artıracak projeler hayata geçirilecek.

 

"Güçlü Hükümet, Güçlü Meclis, Güçlü Türkiye"


"Küresel Güç Hedef 2023" sloganıyla dizayn edilen yeni sistem, dev ekonomi, dijital dönüşüm, bilimsel atılım, sosyal devlet ve lider ülke için "Güçlü Hükümet, Güçlü Meclis, Güçlü Türkiye" hedefini taşıyor.

 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye'nin yeniden yapılandırılarak tazelenmesini ve daha büyük hedeflere koşmasını amaçlıyor.

 

 

AA

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Halka hesap veren bürokrat değil siyasetçidir
Okunma Sayısı : 72   
22.6.2018 00:54:11

Yeni hükümet sistemi

 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini anlatan Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde bakanlık sayısını 16'ya indiriyoruz" diyerek şunları kaydetti,

 

Mevcut yapının getirdiği zorluklar nedeniyle çalışmalarımızın önemli bir bölümünü istediğimiz düzeyde ve sürede hayata geçiremedik, çok çileler çektik. 'Bürokratik oligarşi' diye benim sürekli ifade ettiğim bu yapıların hantallığı, kurumlardaki iş ve işleyiş süreçleri, hep önümüze birer engel olarak çıktı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile bu engelleri bir defa ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. 

 

 

Erdoğan, "Ekonomi yönetimi sadeleşmiş oluyor, 6 olan bakanlık sayısını 3'e indiriyoruz." bilgisini vererek, yeni dönemde, çözüm üreten devlet, sorun çözen devlet ve sonuç odaklı devlet anlayışıyla çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yeni modelde ilk etapta İnsan Kaynakları, Yatırım, Finans ve Dijital Dönüşüm olarak bu 4 tane ofis çok çok büyük önem arz ediyor çünkü bunlar hemen hemen başkana en yakın çalışan kadro, bu bakımdan önemli." ifadelerini kullandı.

 

Artık durmak bizim için yok, koşacağız, üreteceğiz ve bunu hep birlikte başaracağız." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu yeni yapı, milletimizin hayal ettiği projeleri hayata geçirmek için bizlere çok ciddi bir zaman tasarrufu sağlayacak.

 

Bu durum, bir yandan daha çok proje üretmemize ve hayata geçirmemize imkan sağlayacak, diğer yandan da küresel rekabette, ülkemizin hak ettiği konuma ulaşmasının önünü açacak." şeklinde konuştu.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

 

Tabii bir de Cumhurbaşkanına bağlı başkanlıklar var ki 8 tane başkanlık burada söz konusu.

 

Bir Genelkurmay Başkanlığı,

Milli İstihbarat Başkanlığı,

Savunma Sanayi Başkanlığı, bu eskiden müsteşarlıktı, başkanlığa dönüşüyor, Milli Güvenlik Kurulu aynı şekilde,

Diyanet İşleri Başkanlığı,

Devlet Denetleme Kurulu,

İletişim Başkanlığı,

Strateji ve Bütçe Başkanlığı. 8 başkanlık olarak da bunlar çalışıyor.

 

Şimdi Başkanlık Sistemiyle adımı attığımız andan itibaren birçok olaylar var ki yoluna girecektir." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunu şimdi açıklamam doğru değil çünkü, açıkladığım takdirde başka sıkıntılar meydana gelebilir fakat, şunun bilinmesini istiyorum;

 

Bu ülkede halka hesabı veren bürokrat değildir, halka hesabı veren siyasetçidir." ifadelerini kullandı.

 

Cumhurbaşkanı yardımcısı sayısı ile ilgili de Erdoğan, "Şu anda bu sayıyı vermek, biraz da Parlamento'daki yapıya bağlı olacak." dedi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Temenni ederim ki 24 Haziran'da verilecek kararla milletimiz bize 'devam' demesi halinde bizler de milletimize bu yeni yönetim sistemiyle hizmet etmeye inşallah başlarız." şeklinde konuştu.

 

 

Kandil operasyonu


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kandil operasyonu ile ilgili de "Bir hafta olmadı daha, 20 uçakla 10 noktayı istihbaratımızın verdiği koordinatlar çerçevesinde vurduk. Başarılı bir operasyondu ama Temel Efendi 'Boş dağları vuruyorsunuz, vuracaksın...'

 

Geçen yeni bir operasyon yaptık. Bu operasyonda da istihbaratımız bunların lider kadrolarını toplantı halinde oluşlarının bilgisini verdi ve onları toplantı halinde uçaklarımız vurdu ve 35 lider kadrodan bunların adamı öldü, etkisiz hale geldi. Arada bir tane daha oldu operasyon ve bu operasyonlar devam ediyor.

 

Bay Muharrem biz bununla ilgili ne İran'dan izin aldık ne ABD'den izin aldık, biz kendi göbeğimizi kendimiz kesiyoruz, kaldı ki bir çok yerde de İran ile zaten ortak hareket ediyoruz." açıklamasında bulundu.

 

Bakın şu anda bizim güney bölgemizde, Fırat'ın batısı ve doğusu, iki operasyon ağımız var." diyen Erdoğan, "Fırat'ın batısında bu işleri ağırlıklı Rusya'yla yürütüyoruz, doğusunda ise ağırlıklı olarak koalisyon güçleriyle yürütürüz ama batıda İran da zaman zaman bizimle beraber bu çalışmaların içerisinde bulunuyor." şeklinde konuştu.

 

AA

Son Haberler
Türk-İslam bilim insanlarını balmumu heykellerle tanıtıyorlar

Eskişehir'de Anadolu Üniversitesi Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi'nde Türk-İslam bilim dünyasından 40 kişinin balmumu heykeli sergileniyor.

 

Eskişehir'de "Farabi, Piri Reis, Mimar Sinan, İbn-i Sina, Ömer Hayyam" gibi Türk-İslam bilim dünyasından 40 kişinin balmumu heykelinin sergilendiği Anadolu Üniversitesi Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi, bilim adamları ve eserleri hakkında bilgi vererek, geçmişe kapı aralıyor.

 

 

Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Topal, 15 bin metrekarelik kapalı alana sahip merkezin 5 bin metrekarelik alanının bilim dünyası, sergi ve fuaye alanı ile anfi tiyatrodan oluştuğunu belirti.

 

Topal, merkezin alt katında bulunan 10 bin metrekarelik bir alanında ise bilim, kültür ve sanat okulu, kütüphane ve musiki tarihi salonunun yer aldığını söyledi.

 

Merkezin tamamen bir kültür kompleksi olduğunu ifade eden Topal, şunları dedi:

 

"Merkezin üst katındaki bilim dünyasında 19. yüzyıl Osmanlı sivil mimarisi, Selçuklu dönemine ait eyvanlı medreseler üslubu, Anadolu taş mimarisi ve Osmanlı klasik dönemine uygun yapılmış dört farklı birimimiz var. Bu dört birimde Türk-İslam dünyamızın matematik, astronomi, tıp, fizik gibi alanlardan öne çıkmış bilim insanlarının balmumundan 40 heykeli bulunuyor.

 

 

Aralarında Farabi, Zehravi, Sabuncuoğlu Şerafettin, Piri Reis, Mimar Sinan, İbn-i Sina, Ömer Hayyam, Matrakçı Nasuh, Uluğ Bey gibi Türk-İslam dünyasının bilim insanlarının bulunduğu heykellerimiz Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Mutluhan Taş ve ekibi tarafından hazırlandı.

 

 

Heykellerin sanatsal değerinin çok yüksek olduğunu söyleyen Topal, "Heykellerle Türk-İslam dünyasının medeniyet olma aşamalarını anlatıyoruz. Balmumu heykellerimizi canlı sananlar oluyor. Ziyaretçileri çok beğenip fotoğraf çektiriyor" dedi.

 

Her bilim insanı için belgesel hazırlandı

 

Birimlerde heykellerin yanı sıra çeşitli tanıtım özelliklerinin de bulunduğunu anlatan Topal, "Ziyaretçiler heykellerin yanı sıra Türk-İslam dönemi bilim adamlarımızın o dönemde kullandığı aletleri de görme imkanına kavuşuyor.

 

 

Heykellerimizin yanında birer televizyon var. Bu ekranlarda TRT stüdyolarında hazırlanmış bal mumu heykellerin ait olduğu bilim insanlarının bilgilerini içeren belgeseller bulunuyor. Bilgilendirme panolarının yanı sıra rehberlerimiz de Türk-İslam büyükleri hakkında bilgiler veriyor" şeklinde konuştu.

 

 

Topal, ücretsiz gezilebilen merkezi, kurulduğu günden bu yana 150 bin kişinin ziyaret ettiğini söyledi.

 

HABER GALATA

Gezginler Türkiye'nin güzelliklerini gökyüzünden keşfetti

 

Rallye Aero France Sportif Havacılık Rallisi kapsamında 18 uçakla Fransa'dan havalanan pilot ve 45 gezgin, Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden Kapadokya bölgesini ziyaret etti.

 

Fransa Cuers'da bir araya geldikten sonra yolculuğa bağlayan ve aralarında çeşitli ülkelerin yanı sıra Türkiye'den de katılımın olduğu Cessna tipi 18 uçaktan oluşan ralli ekibi, Slovenya, Hırvatistan, Sırbistan ve Bulgaristan üzerinden Türkiye'ye geldi.

 

 

Üç gün İstanbul'da konaklayan ekip Kapadokya bölgesinin doğal ve kültürel zenginliklerini yakından görmek için Kapadokya Tuzköy Havalimanı'na iniş yaptı.

 

Burada, havalimanı yetkilileri gezginleri karşıladı. Daha sonra gezginler uçaklarını görevlilerin yardımıyla kendileri için ayrılan alana park etti. Daha sonra tur otobüsü ile Göreme beldesine geçen heyet, Paşabağı mevkisi ve Derbent vadisinde peribacaları arasında gezinti yaptı.

 

Türkiye'ye ilk seyahat

 

Rallye Aero France Koordinatörü Jean Michel Collineau, 1995 yılından beri her yıl bir araya gelen pilotlarla farklı ülkelere seyahat düzenlediklerini, Türkiye'ye yönelik seyahatin ilk kez organize edildiğini söyledi.

 

Havacılık rallisinin gönüllü gezginler ile gerçekleştirilen bir organizasyon olduğunu belirten Collineau, programın pilotların başka ülkelerdeki uçuş meraklıları ile tanışmasını sağlandığını vurguladı:

 

23 yıldır sürdürdüğümüz havacılık rallisi ile pilotları bulundukları yerden dışarıya seyahat etmelerini sağlıyoruz. Diğer ülkelerdeki pilot ve uçma meraklıları ile tanıştırıyoruz. Ülkelerin politik, ekonomik, çevresel gündem ve durumlarını takip etmek amacıyla seyahatler düzenliyoruz.

 

 

Güzergahın bu yıl Türkiye ve Gürcistan olarak belirlendiğini anlatan Collineau, İstanbul'u ve Kapadokya'yı ilk kez gördüğünü ve hayran kaldığını belirterek, şöyle konuştu:

 

Bu yıl Türkiye ve Gürcistan ziyareti planladık. Bu organizasyonun Türkiye'ye ilk seyahati gerçekleşmiş oldu. İstanbul ve Kapadokya çok güzel. Her ikisini de ilk kez gördüm. İstanbul'dan buraya kadar olan uçuşta da havadan tarımsal alanlar ve diğer yerler çok güzel görünüyor. Türkiye çok güzel bir ülke.

 

İstanbul Boğazı ve Kapadokya'yı görmek istediler

 

Türk pilot Turgut Kulaçoğlu ise uçaklarıyla farklı ülkelere seyahat etmelerine imkan sağlayan organizasyonda yer almaktan dolayı mutluluk duyduğunu söyledi.

 

Organizasyonun Türkiye ayağındaki ikinci durak olan Kapadokya’nın doğal yapısının kendilerini ve konukları etkilendiğini belirten Kulaçoğlu, Konuklarımız Türkiye'de olmaktan büyük keyif alıyorlar.

 

Gelmeden önce Türkiye'yi araştırmışlar, havadan görmek istedikleri iki yer vardı İstanbul Boğazı ve Kapadokya. Gökyüzünden iki manzarayı da görme imkanları oldu, çok beğendiler. Daha önce fotoğraflarını gördükleri yerlerde geziyor olmaktan dolayı çok mutlular" dedi.


Heyetin Türkiye'deki gezisinde rehberlik yapan Levent Kınır, 18 Haziran'da başlayan yolculuğun Türkiye'den sonra yapılacak Gürcistan seyahati ile devam edeceğini ve daha sonra başlangıç noktasına dönüş için yola çıkılacağını vurguladı.

 

İki gün süreyle bölgedeki farklı turistik merkezleri ziyaret edecek konuklar, daha sonra Gürcistan'ın Batum şehrine ulaşmak üzere yeniden uçaklarıyla gökyüzüne yükselecek.

 

 

HABER GALATA

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden bir ilk, “Akıllı Yüzer İskele” açıldı

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden bir ilk,  “Akıllı Yüzer İskele” açıldı

 

Deniz taşımacılığında her gün binlerce yolcuya hizmet verecek olan yeni Karaköy İskelesi, eski iskelenin yerinde hizmet vermeye başladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hizmete aldığı İskele Tuzla ve Haliç tersanelerinde “Akıllı Yüzer İskele” olarak inşa edildi.

 

 

 

İskele, iki yanda ve bir önde olmak üzere toplam 3 geminin aynı anda yolcu indirip bindireceği şekilde dizayn edildi. Eski ve yeni tip gemiler iskeleyi rahatlıkla kullanabilecek. İskele, aynı anda 10 gemi bağlanabilecek şekilde yapıldı.

 

Yeni iskelede kafeterya, kütüphane ve geniş bekleme salonları yer alıyor. Yeni Karaköy İskelesi’nde İstanbullular yolculuk etmenin yanı sıra kitap okuyup kitap alışverişi yapabilecek. 

 

 

İskelenin en üst katındaki ucunda bulunan Kitap Kafe’den Tarihi Yarımada ve Boğaz’daki manzara ile mimari şaheserler 360 derece görülebilecek.

 

Denizin 80 metre içindeki Kitap Kafe, 151 metrekare kapalı alan ve 90 metrekare üstü kapalı terası ile hizmet veriyor.

 

Akıllı iskele binası, toplam 1.610 ton sac ve profilden imal edildi. Toplam 3 kattan oluşan iskelenin su altında kalan bodrum katında, su geçmez perdelerle yapılan 22 adet tank, iskelenin maksimum sevide emniyetini sağlayacak.

 

Uzunluğu 81metre, genişliği 27,60 metre olan iskelede, risk durumunda balast suyunu dışarı atıp dengeli hale getirebilecek balast suyu borulaması ve hidrolik uzaktan kumandalı valf sistemi mevcut.

 

 

Tanklarda su seviyesini gösteren alarm sistemi bulunuyor. İskelede, elektrik kesintisi olduğunda devreye girecek 2 adet jeneratör de bulunuyor.

 

Eski iskelenin formu kullanılarak denize doğru düşey olarak tasarlanan iskelenin bu yapısı, şehrin denizden siluetine yapacağı etkiyi minimum seviyede tutuyor. 

 

Bir deniz yapısı olması nedeniyle, dış cephede kullanılan cephe malzemeleri kompozit ve hafif yapı bileşenlerinden seçildi.

 

 

Beyoğlu ilçesi ve Karaköy çevresine ciddi değer katan proje bölgenin gelişmesine ciddi katkı sağlayacaktır.  İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve emeği geçenlere teşekkür ederiz.

 

HABER GALATA

Doğan Hızlan: Eski yapılar kültüre kazandırılmalı

 


Gazeteci, yazar, eleştirmen Doğan Hızlan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı 7 milyon kitabın okuyucuyla buluşacağı yeni kütüphaneyle ilgili, "Ben eski yapıların, binaların kültüre kazandırılmasından yanayım.

 

Bütün dünyada da böyle terk edilmiş, bırakılmış binalar kültüre kazandırılır. Hatta savaş zamanında silah deposu olan ve başka şeyler üreten yerler bile barış zamanında kültürel işlere adanır." dedi.

 

Doğan Hızlan, Kültür ve Turizm Bakanlığınca, binaların restorasyonunun tamamlanmasının ardından 220 bin metrekarelik kullanım alanıyla Türkiye’nin en büyük kütüphanesi haline gelecek İstanbul Eyüpsultan'daki 250 yıllık Rami Kışlası’na ilişkin değerlendirmede bulundu.

 

Projeyi henüz görmediğini belirten Hızlan, "Ben eski yapıların, binaların kültüre kazandırılmasından yanayım. Bütün dünyada da böyle terk edilmiş, bırakılmış binalar kültüre kazandırılır. Hatta savaş zamanında silah deposu olan ve başka şeyler üreten yerler bile barış zamanında kültürel işlere adanır. Eskiden hava gazı üretilen yerler vardı Yedikule'de. Öyle duruyor. Onun yerine de çok güzel kültürel bir yapı yapılabilir." diye konuştu.

 

Hürriyet gazetesi yazarı Doğan Hızlan, kütüphane ve müzelerin kültür sanat hayatı için önemine dikkati çekerek, "Birçok özel müze açıldı Türkiye'de, özellikle de İstanbul'da. Dünyanın birçok sanatçısını, heykeltıraşlarını, ressamlarını öyle tanıdık. Tabii ki Topkapı Sarayı, Türk İslam Eserleri Müzesi ve Arkeoloji Müzesi gibi müzeler var ama yeni ve çağdaş sanatçıları tanıtmak, konuşmalar yapmak, sempozyumlar düzenlemek için de bu tür şeyleri canlandırmayı çok destekliyorum." ifadelerini kullandı.

 

Aileyi meşgul eden kütüphanelerin önemini aktaran Hızlan, kütüphanelerin kültür merkezi haline gelmesi ve genç kuşağın ilgisinin arttırılmasının gerektiğini söyledi.

 

Doğan Hızlan, gelişen teknolojiyle kütüphane ziyaretçilerinin azalmasına karşın Atatürk Kitaplığı gibi bazı kütüphanelerin 24 saat okuyucuya hizmet verdiğinin altını çizdi.

 

İnternetteki bazı bilgilerin doğruluğu yazılı belgeyle onaylanmalı


Günümüzde insanların "İnternete bakar öğreniriz." şeklinde yanlış bir düşünce içinde olduğuna dikkati çeken Hızlan, şu bilgileri verdi:

 

Oysa o kadar çok hata var ki internette. Bir gün bilgisayarıma bir bilgi düştü. '(Gabriel Garcia) Marquez'in Veda Mektubu' diye bir yazı. Gittiğim kitap fuarlarından onun menajerini tanıyordum. 'Böyle bir mektup yok.' dedi.

 

Benim bu özeldeki tanışmam sayesinde bu yanlış Hürriyet'te çıkmadı ama bütün gazetelerde çıktı. İnternete düşen her şey doğru sanılıyor. Birçok şiir yanlış. Tanınmış şairlerin, mesela Cemal Süreya'nın şiirleri dolaşıyor.

 

Birisi tespit etmiş, 100 şiirden 30-40'ı ona ait değil. Yaşadıklarımdan en garibi, Behçet Necatigil'in olduğu sanılan 'Ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz ' şiiri. Ben Necatigil incelemecisiyim. Kızı Ayşe Sarısayın da yazar olduğu için aradım, şiiri okudum. 'Böyle bir şiiri yok' dedi. Araştırmayı derinleştirdik. Sonunda o şiirin Necatigil'in değil Metin Üstündağ'ın olduğunu bulduk. Böyle çok hatalar yapılıyor.

 

Yazar Hızlan, kendisinin de internetten faydalanıp bilgi aldığını, ancak bazı bilgilerin yazılı belgeyle doğruluğunun düzenlenmesi gerektiğini dile getirdi.

 

Okumayanların kelime haznelerinin daha az olduğunu sözlerine ekleyen Hızlan, "Azalınca da en basit derdinizi ifade edemezsiniz. Bence derdini ifade edemeyen, şiddete başvurur. Çünkü anlatamıyor. Karşıdaki de onu anlamıyor ve sonra da kaba kuvvete başvuruyor." dedi.

 

Hızlan, kitap eleştirisi ve tanıtımı yazdığı için bütün gün okuyup yazdığını belirterek, düşüncesine ve inancına uymasa da her çeşit kitabı okuduğunu aktardı.

 

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti döneminde bazı fırsatların kaçırıldığına işaret eden Hızlan, şunları kaydetti:

 

Bir konser salonu, büyük bir kütüphane yapılması ya da kütüphanelerin alanının genişletilmesi gerekirdi. Ne yazık ki bunlar yapılamadı ve bir fırsat kaçırıldı. Şimdi bunların yapılması gerekir. Eski kütüphaneler duruyor ama dijitalize ediliyor. İnternette ulaşıyorsunuz. Bir tane de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılıyor.

 

Külliyede yapılan kütüphane için düzenlenen birkaç toplantıya gitmiştim. Önemli, çünkü dışarıdan gelen insanlar da orada kitaplara bakabilecek. Zaten öyle olması lazım. Kurumlarda da üniversitelerde de kütüphaneler var. Oralara kimse giremiyor. Bu kütüphaneler de halka açılmalı ve herkes oralara girebilmeli. Milli Kütüphane'deki gibi üyelik kartı olmalı.

 

Doğan Hızlan, Taksim'de Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) yerine yapılacak yeni opera binasına da değinerek, "Atatürk Kültür Merkezi de çok önemli. Artık oraya gidildiğinde insanlar Devlet Opera ve Balesi'nin doldurduğu plakları, DVD'leri bulmalı.

 

Müzik tarihi ve müzik üzerine yazılmış kitapların bulunduğu koca bir kütüphanesi olmalı. Bir kafeteryası olmalı, oturup dinlenilebilmeli. Sadece konserlerde, icra günlerinde orada hareket olmamalı. Diğer günlerde de müzikle ilgili bütün çalışmaların öğrenilebileceği bir yer olmalı orası." şeklinde konuştu.

 

 

HABER GALATA

94 yıllık Cumhuriyet hayatımızın üçüncü evresi 24 haziran 2018'dir

 

94 yıllık Cumhuriyet hayatımızın  üçüncü evresi  24 haziran 2018 tarihinde yapılacak olan milletvekili ve cumhurbaşkanı seçimiyle yeni bir sürece giriyor.

 

Bu  yeni bir sistemdir.

 

Bunun adı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir.

 

Birisi yürütmeyi temsilen cumhurbaşkanı olacaktır, öbürü Mecliste denetim ve denge görevini üstlenecek olan yasama olacaktır. 

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçilirse, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olacaktır. Ondan sonra Anayasa'da, başka yerde ne yazıyorsa yazsın, buradan itibaren başlatmak lazım.

 

Milliyetçi Hareket Partisi  Genel Başkanı Devlet Bahçeli  televizyon programında canlı yayına katıldı.

 

Devlet Bahçeli, TBMM içerisinde güçlü bir MHP'nin temsil edilmesini istiyoruz. Onun için gayret gösteriyoruz. 


Cumhurbaşkanı hükümeti nasıl kuracaksa kurar, o, onun bileceği iştir ama MHP, bugüne kadar ki çabalarında cumhurbaşkanlığı sisteminin içerisinde bakan veya cumhurbaşkanlığı yardımcıları olarak herhangi bir talep düşünemez, aklına da getiremez. 

 

Bu manada bizi de kimse Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin oluşmasındaki Cumhur İttifakı'nda kullanamaz, satın alamaz." dedi. 

 

Bu davaya gönül vermiş arkadaşlarımız, ihanetin Mecliste temsiline imkan tanıyan her türlü oyunun farkına vararak kendi davasını, MHP'nin varlığını kimseye ezdirmemeli, kimseye satmamalı.

 

 

 

 

Onun için hepsine çağrıda bulunuyorum, bu seçimde yeni bir sürece giriyoruz, bu süreç Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'dir. 

 

Burada güçlü bir MHP olarak Mecliste olmak istiyoruz. Birtakım çevrelerin 'Barajı aşarlar, aşmazlar' tartışmalarına artık yeter, MHP üzerinde böyle bir yorum yapmayın." ifadelerini kullandı.

 

Yeni hükümet sistemine ilişkin konuşan Bahçeli şunları kaydetti:

 

Yeni hükümet sistemi Cumhuriyet tarihimizin üçüncü evresidir. Rejim değişikliği değil, sistem değişikliğidir. Bu sistem değişikliğinde anayasa ve halk oylamasıyla temeli oluşan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olacaktır. Ondan sonra Anayasa'da, başka yerde ne yazıyorsa yazsın, buradan itibaren başlatmak lazım.

 

HABER GALATA

 

HDP'nin arkasında PKK'nın olduğunu bilmiyor musunuz?

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kartal, Maltepe, Ataşehir, Üsküdar ve Sarıyer'de düzenlenen mitinglerinde halka hitap etti. 


Kartal mitinginde İstanbul'a ve Kartal'a yapılanları bilen vatandaşların pazar günü gerçekleştirilecek seçimde kendilerini yalnız bırakmayacaklarını dile getiren Erdoğan, "Diğerlerinin İstanbul'la, Kartal'la ilgili yaptıkları ne var? Hiçbir şey var mı? Bunlar hangi yüzle geliyorlar." diye konuştu.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'da Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığında Kartal'ın halinin çok kötü olduğunu, ilçenin kalkınması için gayret gösterildiğini anlatarak, şöyle devam etti:

 

Bu gayreti veren bir anlayış var. O da AK Parti. Biz size efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik ve hizmetlerle yanınızda bulunduk. Hatırlayın o Kartal'ın halini. Suyumuz var mıydı, her taraf delik deşik miydi, yollarımız var mıydı? Buraları ilçe haline getiren biziz. Bizden sonra şu anda CHP zihniyeti burada. Memnun musunuz, var mı hizmet? 

 

Bu sahili de 'Ben yaptım.' der. Bütün bu sahil düzenlemelerini kim yaptı? Biz yaptık. Niye? Benim Kartallı kardeşlerim deniz kenarında, şu sahillerde rahat gezinsin diye bu adımları attık. Sadece Kartal'a 16 yılda 3 katrilyon devlet olarak yatırım yaptık. Belediye biz de olduğu zaman yaptıklarımızı konuşmuyorum, belediye hariç. Biz ehiliz. Daha da güzeli olacak. Ama pazar inşallah farklı olacak.

 

Erdoğan, CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin birçok yerde bir şeyler anlattığını belirterek, İnce'nin ve partisinin Kartal'a verebileceği bir şey olmadığını ifade etti.

 

Bu seçimle beraber vatandaşlardan alınacak destekle ve icazetle yola devam edeceklerini belirten Erdoğan, Mart 2019 Yerel Seçimleri'nde de Kartal Belediyesi'ni tekrar geri alacaklarını söyledi.


Kartalımıza güzel bir millet bahçesini yapacağız


Artık hastanelerde durumun çok iyi olduğunu, ilaçların her eczaneden alınabildiğini dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

Bay Kemal'in SSK genel müdürü olduğu zaman çektiğimiz çileleri biliyorsunuz değil mi? SSK'da az çile çektirmedi. Şimdi Pendik'teki devlet hastanesi muhteşem. Aynı şekilde Kartal... Daha idealleriyle geliyoruz. Şimdi bir de Anadolu yakamıza şehir hastanemizi yapıyoruz. İnşallah Anadolu yakasında yapılacak şehir hastanesiyle sıkıntı olan bir yer varsa anında o şehir hastanesine, Samandıra'ya buradan hemen geçeceksiniz. Samandıra'daki askeri havalimanının olduğu yere şehir hastanesi yapıyoruz. Anadolu yakasının sağlık noktasında bir sorunu kalmayacak. Niye? Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. 

 

Şimdi ne diyorlar? 'Ben niye şehir hastanesi yaptırayım?' Kim diyor bunu? Adaylardan biri. Sen ne için geliyorsun o zaman? Şehir hastanesi yaptırma, devlet hastanesi yaptırma, ne yaptıracaksın ne, onu söyle. Proje söyle, proje. Bay Muharrem, sen ne yaptıracaksın onu da söyle. Yoksa memurlara, gençlere tekme tokat mı gireceksin? İşte nasıl küfürler ettiğini görüyorsunuz.

 

Bu dönem iki önemli projeleri olduğunu aktaran Erdoğan, "Bunlardan biri millet bahçeleri, biri millet kıraathaneleri. İnşallah Kartalımıza güzel bir millet bahçesini yapacağız, bir de güzel bir millet kıraathanesi yapacağız. Biz yaparız, onlar yıkar. Onlar yıkım ekibi, biz yapım ekibiyiz." dedi.

 

Erdoğan, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ne gerek olmadığının söylendiğine değinerek, "Ne diyor? 'Onun şöyle ücreti var, bunun böyle ücreti var.' Kardeşim öyle veya böyle, sen işine gelen köprüden geç. O pahalı olandan geçme, onu biz özel sektöre yaptırdık. Bu, kaynakların çeşitlendirilmesidir. 

 

Parası olan özel sektörün, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nden geçer, diğerleri diğerlerinden geçer. Bay Muharrem, sen onlardan geç. Biz, bunların adedini artırdık. 15 sene sonra bu köprü aynen birinci ve ikinci köprüler gibi olacak. Devlete bunlar teslim edilmiş olacak. Biz bunları yaptık, hala yapıyoruz. Kaynakları çoğaltıyoruz." diye konuştu.

 

Erdoğan, "Pazar günü ben milletime güveniyorum, ben milletimi seviyorum. Milletim bunlara gereken dersi pazar günü verecektir." dedi.

 

Üniversite zaten ücretsiz


Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Maltepe mitinginde yaptığı konuşmada, eğitim, sağlık, emniyet ve adalet temel taşlarıyla yola çıktıklarını, bu temel taşların üzerine enerjiyi, ulaşımı, turizmi, tarımı koymayı vadettiklerini hatırlatarak, bunları yaptıklarını ve yapmaya devam edeceklerini söyledi.

 

Kadıköy'den Kartal'a kadar tren, Avrasya Tüneli, Marmaray yaptıklarını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

 

Benim Maltepeli kardeşim Marmaray'dan istifade ediyor mu? Ama bunlar 'istemezük' diyor. Hele denizin altından olunca zaten görmüyorlar. Bakan kör. Avrasya Tüneli'ni de görmüyorlar çünkü o da denizin altından. Bizim fiilimizin ulaştığı yere bunların hayalleri bile ulaşamaz. Şimdi Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü yaptık. 

 

Yavuz Sultan Köprüsü ile alakalı olarak da ne diyorlar? 'Efendim Özal'ın yaptığı köprünün fiyatı şu, Demirel'in yaptığı köprünün fiyatı bu'. Şimdi bayramda tamamen ücretsiz yaptılar. Tamam, Bay Muharrem sen de ücretsiz olandan geç. Ne işin var senin Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nde, oradan gitme. 

 

Ama biz 15 sene sonra bu köprü ne olacak, bu da devlete verilecek. Biz kaynakları çeşitlendirerek ne yapıyoruz, bu köprüleri yaptık. Bununla ne adımını attık, 'Ağır vasıtaları oraya kaydıralım, 1. ve 2. köprüden ağır vasıtalar geçmesin' dedik. Ya biz bunu yaptık, sen ne yaptın? Senden önce gelen CHP'liler ne yaptı, onu söyle. Var mı bir eseriniz, yok.


Erdoğan, öğrencilerin kitaplarını ücretsiz aldığını hatırlatarak, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin "Üniversiteleri ücretsiz yapacağız." vaadini hatırlatarak, şöyle devam etti:

 

Ya senin dünyadan haberin yok. Üniversite ücretli mi? Ya üniversite zaten ücretsiz. Kaldı ki harçları kim kaldırdı? Biz kaldırdık ya, harç vardı, biz kaldırdık. Kimden miras? Onlardan miras. Burs olarak ne alıyorlardı biz geldiğimizde? 45 liracık. Şimdi ne veriyoruz. 470 lira veriyoruz. Mastır öğrencisine 940 lira veriyoruz. Doktoraya asgari ücret veriyoruz. Bakın nereden nereye. Ya bunları biz veriyoruz. 

 

Ama ne genel başkanın haberi var ne de Bay Muharrem'in haberi var. Ya bunların derdi bu değil ki. Biz şu ana kadar ne kadar derslik açtık biliyor musunuz? 280 bin derslik açtık. Peki ne kadar öğretmen atadık biliyor musunuz? 580 bin öğretmen atadık. Ama Bay Kemal ne diyor? 'Ne kadar varsa hepsini atayacağım' diyor. Ya dürüst ol, yalan söyleme. Ama bunların zaten işi yalan, meslekleri yalan. 

 

Bay Muharrem Yalova'da dershane işletiyordu. Orada 10 tane öğretmenin bu SSK primini dahi ödemedi. Şimdi onların SSK primini ödemeyenden bu Türkiye'ye cumhurbaşkanı adayı olur mu?

 

Türkiye'de üniversitesi olmayan il kalmadığını vurgulayan Erdoğan, 75 üniversite varken şimdi Türkiye genelinde 205 üniversite olduğunu söyledi.

 

"Biz öğrenciyi merkezlere değil, üniversiteyi öğrencilerimizin ayağına götürdük." diyen Erdoğan, üniversitelerde kısa bir zaman sonra kalitenin de yakalanacağını söyledi.

 

Erdoğan, "Kaliteyi de yakaladığı zaman işte bizden Aziz Sancarların sayısı da 1 tane, 2 tane olmayacak. İnşallah bunların sayısı çok artacak. Bu konuda da kararlıyız." ifadelerini kullandı.

 

Neymiş, mahkum olmamış


Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı CHP'den aldığını hatırlatarak, katılımcılara şöyle seslendi:

 

Her taraf çöp dağlarıyla dolu muydu? Hava kirliliği had safhada mıydı? İstanbul'da su var mıydı? CHP demek susuzluk, kirlilik, yolsuzluk demektir. İSKİ yolsuzluğunu hatırlayın. Maltepe Belediyesi'nin de bir tane elemanı içerideymiş. Üstelik de Başkan Yardımcısı. Neden biliyor musunuz? MLKP'den dolayı, yani terör. Düşünün terör örgütü mensupları Maltepe'yi yönetiyor hale bak. 

 

Benim Maltepeli kardeşlerim hala bu partiye oy mu verecek Allah aşkına. Artık gereğini pazar günü yapmanız lazım. Şu anda içeride ve yanılmıyorsam 10 yıla mahkum olmuş. Hale bak. Maltepe'yi kimler yönetiyor? Diğer tarafta da bakıyorsun bir diğer parti aday gösteriyor. Kim bu aday? Malum bir partinin terör örgütünün arkasında olduğu ve 7 Haziran seçimlerinde benim Kürt kardeşlerime 'Dökülün sokağa.' dedi, hepsini sokağa döktü. Diyarbakır'da 53 Kürt kardeşimi bunlar öldürdü. 

 

Bu adam şu anda Cumhurbaşkanı adayı. Neymiş, mahkum olmamış. Bunu Bay Kemal savunuyor. 'Mahkumiyeti mi var?' diyor, 'YSK buna aday olabilirsin.' dedi... Yani YSK burada vicdani davranmamışsa, böyle bir yanlış yapmışsa aynı yanlışı biz de yapacak mıyız? Bu parti başka gösterecek aday bulamadı mı? CHP'nin adayı ilk iş Edirne'de gidiyor, bunu makamında ziyaret ediyor, HDP'nin adayını. Hale bak, hale... 

 

Oraya gidip, oradan icazet alıp, oradan 'Acaba oy koparabilir miyim?' onun hesabı için. Terör örgütü ile bunlar el ele, kol kola yürümediler mi? Ankara'dan İstanbul'a yürümediler mi? Şimdi pazar günü bunlara bir Osmanlı tokadı yakışmaz mı?

 

Kızılay'ı da sat


TİKA'nın Türkiye'nin dünyadaki yatırımlarını organize ettiğini, AFAD'ın ise adeta Kızılay gibi nerede bir afet, sıkıntı varsa, yurt içi ve dışına koşan bir örgüt olduğunu anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

Bunları satacakmış. Kızılay'ı da sat. Bunun ki aynen şuna benziyor; 'Okullar olmasa Milli Eğitimi yönetmek ne kadar kolay. Hiç bir şey olmasa Cumhurbaşkanlığı yapmak ne kadar kolay.' Bu adımları atarken Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkaracağız. Hedefimiz bu. Bu hanımefendi, beyefendiler hep söyler ya. 'Şöyle Atatürkçüyüz, böyle Atatürkçüyüz.' Yalan değil mi? Hiç bunlarla alakası yok.

 

Herhalde Atatürk sağ olsa bunları mezara gömer. Niye? Çünkü bunlar yalancı. Dürüst değil ama AK Parti ne aldatan olur, ne aldanan olur. Biz bu adımları kararlılıkla attık. Türkiye'de 25 havalimanı vardı, bu sayı 59'a çıktı. Türkiye'nin her yerine artık uçakla gidebiliyor musunuz? Artık uzaklar yakın oldu mu? Neredeyse lüks otobüs fiyatına uçakla gidiyoruz. Bunlara sorsan, bundan da rahatsızlar. Bu havalimanından da rahatsızlar. 'Böyle bir rakamla havalimanı, hastane yapılır mı?' diyor. Yaparız. Biz halkımızın huzuru için yaparız.

 

Terörle mücadelede inlerine gireceğiz


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, enerjide Türkiye'nin, dünya devleri arasında yerini aldığını belirterek, "Şimdi nükleer enerjiye, elhamdülillah geçiyor muyuz? Bunun adımlarını da attık mı? Hızla birincinin adımını attık, ikinci, üçüncü ve dördüncü nükleerin de inşallah adımlarını atacağız." dedi.

 

Yapacakları çok iş var bulunduğunu, kimseye muhtaç olmayacaklarını, kendi göbeklerini kendilerinin keseceklerini ifade eden Erdoğan, "Terörle mücadelede inlerine gireceğiz." dediğini anlattı.

 

Telefonla niye tehdit ediyorsun

 

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Afrin ve Cerablus'a 200 kişinin geri döndüğünü, bu sayının daha da artacağını dile getirerek, onların evlerine, kendi topraklarına dönmeyi arzu ettiklerini söyledi.

 

CHP ve diğerlerinin derdinin ise "Bunların burada ne işi var." dediğini dile getiren Erdoğan, "Biz ensarız, onlar muhacir. Ne Bay Muharrem ve diğerleri ensarın ne olduğunu bilmez. Terörle mücadele biz de sonuna kadar devam edecek." dedi.

 

Erdoğan, HDP'nin güneydoğuda AK Parti'nin il ve ilçe başkanlarını telefonla tehdit ettiklerini vurgulayarak, "Terbiyesiz eğer sıkıysa gel şehir merkezine. Telefonla niye bu tehditleri yapıyorsunuz. Öyle Kandil'in tepesinde durmakla bu iş olmaz. Oradan telefonla ilçe başkanımı, il başkanımı tehdit etmekle bu olmaz. 

 

Artık bunlar geçmişte kaldı. Suruç'ta bir adım attınız. Suruç'ta attığınız adımın bedelini çok daha ağır ödeyeceksiniz. Zira orada attığınız adımda, o PKK'nın paçavrasını elinde tutan katil şu anda içeride. Bizim PKK ile mücadelemiz bundan sonra çok daha kararlı gidecek. FETÖ ile mücadelemiz çok daha kararlı gidecek." diye konuştu.

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin terörle, FETÖ ile mücadele konusunda bir açıklamalarının olmadığını belirten Erdoğan, "Niye beraberler de onun için." dedi.


Bunlar pazar günü sizin dersinizi bekliyor

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ataşehir mitinginde yaptığı konuşmada, kalabalığa "Pazar günü sandıkları patlatıyor muyuz? Ataşehir'de bu yolsuzlukların hesabını soruyor muyuz? Düşünün yolsuzlukların içerisinde olanlar nerede? Parlamentoda. Öyle mi? Belediye Başkanı nerede? Ah ah... Ne günlere kaldık. Artık benim Ataşehir'e inanmış olan kardeşlerimin pazar günü bunun hesabını sorması lazım." diye konuştu. 

 

Ataşehir'in dönemlerinde ilçe olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Şimdi diyorum ki, pazar günü gelin sandıklarda demokratik olarak bu hesabı soralım. Ben size inanıyorum." dedi.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, köprülere ilişkin bilgileri şu sözlerle paylaştı:

 

Bakınız, size şimdi bazı rakamları vereceğim. Yavuz Sultan Selim, 26 Ağustos 2016... Geçen araç sayısı ne biliyor musunuz? 69 milyon. Aynı şekilde Avrasya Tüneli, 20 Aralık 2016'da açıldı. Geçen araç sayısı ne biliyor musunuz? 23 milyon. Osmangazi Köprüsü, 30 Haziran 2016'da açıldı. Geçen araç sayısı ne biliyor musunuz? 13 milyon 384 bin. Şimdi, Bay Muharrem diyor ki 'Onun fiyatı şu, bunun fiyatı bu...' Şimdi ben size Bay Muharrem'in yalanlarını söylüyorum. Demirel'in köprüsü olarak söylediği '11 lira.' Yani birinci köprü. Üçüncü köprüye '114 lira.' diyor. 'Demirel'in köprüsü tek yönlü para alınıyor, üçüncü köprü ise çift yönlü alınıyor.' diyor. Bu da ayrı yalan. 

 

Üçüncü köprüden bir defa tek yönlü ücret alınıyor. Otomobil geçiş ücreti 13 lira 5 kuruş. Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 2025 yılında yani 7 yıl sonra devlete geçecek, bizim olacak ama 7 yıl burayı işletecekler. Birinci ve ikinci köprüyle otoyollar bayramda ücretsiz. Çünkü her bayram öncesi AK Parti hükümeti, Bakanlar Kurulu kararıyla köprü ve otoyolları ne yapıyor? Bedava yapıyor. 

 

Bu bizim bugüne kadar yaptığımız uygulama Bay Muharrem. Sen bundan rahatsız mısın? O zaman sen de bir ve ikinci köprüden git, elini tutan mı var? Oralardan git. Niye oradan gitmiyorsun? Veyahut da sandalla geç karşıya. Bunu da yapabilirsin. Çok daha isabetli olur. Hepten ücretsiz ama kalkıp da devletin, kaynakları çeşitlendirerek bu kadar güzel bir eseri Türkiye'ye kazandıracak sen buna leke atmak için her türlü taklayı atacaksın. Kardeşlerim; bunlar pazar günü sizin dersinizi bekliyor.

 

İdeolojik yaklaşımları bırakın

 

Erdoğan, CHP'lilerden ideolojik davranmamalarını isteyerek, katılımcılara "Ataşehir'in Belediye Başkanı'nın eşi burada bol bol daire sahibi oluyor, bol bol daire dağıtıyor. Bunların hesabını benim Ataşehirli kardeşim sormayacak mı? Pazar günü sandık niye geliyor önümüze? 

 

Demokratik bir şekilde bu hesabı soruyor muyuz? Bu sizin hakkınız. Hesabı siz soracaksınız. Ataşehir bu defa 2019 Mart'ına farklı hazırlanacak. İnşallah belediye başkanlığını da biz bu CHP'den alacağız. Pazar günü ilk sınavı yapıyoruz, ondan sonra da geleceğe hazırlanıyoruz." şeklinde seslendi.

 

"Afrin'de 4 bin 600'ü aşkın teröristi etkisiz hale getirdik." diyen Erdoğan, "Cerablus'ta 3 bini aşkın DEAŞ'lıyı etkisiz hale getirdik. Şimdi Irak'tayız, Kandil'deyiz, gerekirse Sincar'da olacağız. Ülkemizi rahatsız eden kim olursa olsun hiç, dinlemeyiz vururuz." şeklinde konuştu.

 

Erdoğan, imar sorununu çözdüklerini belirterek, vatandaşlardan müracaatlarını bir an önce yapmalarını istedi. Erdoğan, "Şu an itibarıyla imar barışına müracaat edenlerin sayısı 1 milyonu aştı. Bu sorunu bugüne kadar kimse çözdü mü? Şimdi biz çözüyoruz." dedi.

 

Bizim iktidarımız yolsuzlukların iktidarı değil


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar mitinginde yaptığı konuşmada, "Bizim iktidarımız yolsuzlukların iktidarı değil. Bay Kemal, siz yolsuzluklara gömüldünüz." ifadesini kullandı.

 

Amanoslarda dağları deldik 


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Üsküdar'ın Marmaray'ın merkezi olduğunu belirterek, açıldığından bugüne kadar 268 milyon yolcu taşındığını anlattı.

 

Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Avrasya Tünel ve Osmangazi Köprüsü'nün vatandaşlar tarafından kullanıldığını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

 

Her ne kadar Bay Muharrem beğenmiyorsa da Osmangazi Köprüsü'nden 13 milyon 384 araç geçti. Bay Muharrem fiyatı çok fazla, diyor. Üçüncü köprüden tek yönlü para alınıyor. Otomobil geçiş ücreti 13 lira. Yavuz Sultan Selim Köprüsü 2025'te, 7 yıl sonra devlete terk edilecek. Bay Muharrem, biz iş biliyoruz. Buranın parası sana fazla geliyorsa, sen de o zaman Demirel'in yaptığı birinci köprüden geç, Özal'ın yaptığı ikinci köprüden geç. Orayı tercih etme. Bunlardan da memnun değilsen sandalla geç. Mecbur değilsin onlardan geçmeye, geç diğer ikisinden.

 

Biz hizmetimizi yapıyoruz. İsteyen Yavuz Sultan Selim'den, isteyen diğer ikisinden geçer. Bayramlarda da bunları ücretsiz yapıyoruz. Zaten 7 yıl sonra orası da devlete verilecek. O zaman farklı adımlar atabiliriz. Belki ondan önce daha farklı adımlar atabiliriz. Ama bizi kalkıp da bunlarla tehdit etme yoluna gitme. Çünkü biz bu eserleri ülkemize kazandırdık. Bay Muharrem acaba Marmaray'dan, Avrasya'dan geçti mi? Bay Kemal geçti mi? Geçse bile gizli geçer. Öyle veya böyle, biz eğitimde, sağlıkta bu adımları atarak, ulaşımda tarihi adımlar attık.

 

Erdoğan, Türkiye'ye yollar yapıldığını ifade ederek, "Dağları deldik, Ferhat olduk. İşte Şirin karşımda. Şirin'e ulaşmak için dağları deldik. Dün Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep'teydim. Amanosları da deleceğiz, dedim. Amanosları delerek teröristlerin inlerine gireceğiz. Girdik mi? Girdik. Giriyor muyuz? Giriyoruz. Üsküdarlının teröristlere karşı özel bir sempatisi vardır değil mi? Sizin adınıza biz zaten gereğini yapıyoruz." şeklinde konuştu.

 

Bedelli açıklaması


Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

 

Bedelliyle alakalı inşallah 24'ünden sonra masamın üzerinde önemli olan çalışmalarımdan bir tanesi de odur ama ben Bay Kemal gibi palavra atamam. Bay Muharrem gibi atamam. Genelkurmay Başkanımı çağıracağım, Milli Savunma Bakanımı çağıracağım, onlarla beraber oturacağız, konuşacağız ve nihai kararımızı da vereceğiz.

 

Bunlar bu milletin Adalet Bakanlığı'na güvenmiyorlar, maalesef George'a güveniyorlar


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bay Kemal dedi ki, 'Bu raporlarla Amerika, Feto'yu Türkiye'ye vermesi lazım.' dedi mi? Ama Cumhurbaşkanı adayı başka konuşuyor Bay Kemal başka konuşuyor, şimdi bunların hangisine inanacağız. Bundan sonra özür dilediler mi? Dilemediler. Bunlar bu milletin Adalet Bakanlığı'na güvenmiyorlar, maalesef George'a güveniyorlar." dedi.

 

Erdoğan, Sarıyer'deki mitingteki konuşmasında, Türkiye'yi "eğitim", "sağlık", "adalet", "emniyet" sütunları üzerinde yükseltmeyi hedeflediklerini ifade ederek, eğitimde, sağlıkta, adalette ve emniyette adımlarını attıklarını kaydetti.

 

Öğrencilik döneminde parayla bile kitap alamadıklarını anlatan Erdoğan, eğitimde en önemli reformlarının öğrencilere kitapların ücretsiz dağıtılması olduğunu dile getirdi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversite öğrencilerine verilen 45 lira bursu 470 liraya çıkardıklarını ifade ederek, "Master öğrencilerine 940 lira burs, doktora öğrencilerine asgari ücret veriyoruz. Bunları yapan biziz. Buralara gelen, eğitime bu desteği veren biziz. 280 bin derslik yaptık. Benim sınıfımda 75 öğrenci vardı.

 

Şimdi ortalama 32. Buraya getirdik biz bunu. Anadolu'da 100'ün üzerinde öğrencinin olduğu sınıflar vardı. Oralardan buralara geldik. Kaliteyi artıralım dedik. Biz 16 yılda 580 bin öğretmen aldık. Şu anda da ihtiyaç oranında, mesela bu yıl 20 bin öğretmenin ataması yapılıyor. Biz bunların adımlarını attık." diye konuştu.

 

Sarıyer'in sağlık sorunun çözüldüğünü belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

Dağları deldik mi? Metroyla tünel geçişlerini yaptık mı? Peki ya bizden öncekiler, bu CHP'liler, şunlar, bunlar, niye bunları yapmadılar? Benden önce CHP belediyesi vardı değil mi? Şimdi burada CHP belediyesi yok mu? Nasıl memnun musunuz? Hizmeti veren yine neresi? Büyükşehir. Ben geldiğimde CHP belediyesi vardı.

 

İstanbul çöplük müydü? Hava kirliliği var mıydı? Susuzluk var mıydı? Şimdi bunların hiçbiri kaldı mı? Demek ki biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik. Buna devam edeceğiz. Ümraniye çöplüğü patladı, 39 vatandaşımız öldü. CHP belediyesi vardı orada. Ben size belgelerle konuşuyorum, atıp tutmuyorum.

 

Ne kadar Amerika'nın yolunu bilir, bilemiyorum


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün pahalı olduğunu söylediğini aktarırken, "Bay Muharrem, bayramda birinci köprü, ikinci köprü ücretsiz. Sen oradan geç. Üçüncü köprüye niye geliyorsun? Gelme buraya. Kaldı ki biz bunu, kamu özel ortaklığıyla yaptırdık. 7 sene sonra bu köprü devletin malı olacak. Sen bu işlerden anlamazsın Bay Muharrem. Sen bir dershane açtın, buradaki öğretmenlerin SSK primlerini bile ödemedin. Sen de helal haram nedir bilmezsin." dedi.

 

Halka güvendiğini belirten Erdoğan, şunları söyledi:

 

Beyefendiye Amerika'dan telefon geliyormuş. Ne kadar Amerika'nın yolunu bilir, bilemiyorum ama Amerika'dan telefon gelmiş. Sana kimden telefon geldi? Demek ki herhalde orada bunların bir ofisi var, büyük ihtimalle o ofisten bunlara telefon gelmiştir. Neymiş? Bizim gönderdiğimiz 85 koli, bunlar gazete küpürüymüş.

 

Dediler ki 'Biz adamlarımızı gönderelim, Adalet Bakanlığında bunları incelesin.' Geldiler, incelediler. İncelediler de ne oldu? Bay Kemal dedi ki, 'Bu raporlarla Amerika, Feto'yu Türkiye'ye vermesi lazım.' dedi mi? Ama Cumhurbaşkanı adayı başka konuşuyor Bay Kemal başka konuşuyor, şimdi bunların hangisine inanacağız.

 

Bundan sonra özür dilediler mi? Dilemediler. Bunlar bu milletin Adalet Bakanlığı'na güvenmiyorlar, maalesef George'a güveniyorlar.

 

Erdoğan, Türkiye'nin eğitimde gayet güzel gittiğini ve mesafe aldığını, sağlıkta herkesin istediği hastaneye gittiğini, ilaçlarını istediği eczaneden aldığını anlattı.

 

Bir cumhurbaşkanı adayının, şehir hastanelerinin ülkeye getireceği faturanın hesabının yapılmadığının söylediğini aktaran Erdoğan, "Sen bu işlerden anlamazsın. Senin buna ne tecrüben ne ekonomi noktasındaki anlayışın yeter. Önce bunu öğreneceksin." ifadelerini kullandı.

 

Bu inançla, bu güvenle Allah'ın izniyle pazardan sonra durmak yok diyeceğiz


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ben de buradan Kürt vatandaşlarıma sesleniyorum, HDP'nin arkasında terör örgütü PKK'nın olduğunu bilmiyor musunuz? Eğer biliyorsanız hala bunlara nasıl oluyor da destek veriyorsunuz. CHP'nin bunlarla nasıl dirsek temasında olduğunu bilmiyor musunuz?" dedi.

 

Erdoğan, AK Parti Sarıyer mitinginde yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanlığı'nın güçlü liderlik, tecrübe, inanç ve güçlü Meclis gerektirdiğini söyledi. 

 

Şu anda 16 yıllık tecrübeyle ve 4 yıllık İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile milletin karşısında olduğunu dile getiren Erdoğan, "Diyorum ki pazar günü bu kardeşinize, bu evladınıza 5 yıl daha tekrar 'devam' talimatını, icazeti verin. Biz de ülkemizi uçurmaya devam edelim." diye konuştu.

 

Muhalefetin hiçbirinde devlet tecrübesi, devlet deneyimi olmadığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti: 

 

Siz şimdi dükkanınız olsa, bu dükkanınızı bir çırağa teslim eder misiniz? Bunlar çırak bile değiller. Böyle bir riske girilebilir mi? Ne diyor genel başkan? 'Gel bakalım Muharrem.' Bu şekilde yaklaşılan bir insana bu ülke teslim edilir mi? Aynı genel başkan ne diyecek pazardan sonra? 'Git bakalım Muharrem.' Niye? O da çünkü neticeyi görüyor. Ama ben sizlere güveniyorum, inanıyorum. Bu inançla, bu güvenle Allah'ın izniyle pazardan sonra durmak yok diyeceğiz.

 

Ben kek diyorum, o keklik diyor


Şehir hastaneleri projesine değinen Erdoğan, İstanbul'un Anadolu ve Avrupa yakasına iki şehir hastanesi yaptıklarını hatırlattı.

 

Avrupa Yakası'nda İkitelli'ye yaptıkları hastanenin 3 bin 300 yataklı dev bir hastane olacağını, bu hastanelerin havalimanlarına da yakın olduğunu belirten Erdoğan, Atatürk Havalimanı'nı da Millet Bahçesi yapacaklarını söyledi.

 

Bunun dışında her ilçeye o ilçenin koşullarına göre millet bahçeleri yapacaklarını anlatan Erdoğan, ayrıca ilçelere Millet Kıraathaneleri yapacaklarını ifade etti.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cağaloğlu'ndaki eski meşhur kütüphanenin, millet kıraathanesi haline geldiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

 

Öğrenciler gelecek çayını, kahvesini içecek, simidini yiyecek. Ücret yok. Adam keke kafayı taktı. Ben kek diyorum, o keklik diyor. Bu hale geldi. Çünkü dürüstlük yok bunlarda. Ama bu milletin kendi medeniyetinde, kendi kültüründe bir kitap okuma kültürü var. Biz istiyoruz ki gençliğimizi o gayrimeşru yollardan kurtaralım, gençliğimizi kitaba, okumaya sevk edelim.

 

Onun için bu kıraathaneleri artıralım. Ama bu kıraathane deyince ne anlıyor biliyor musunuz? İskambil, okey oynanan yerler vardı ya bunlar onu anlıyor. Kıraat okumak demektir, hane ev. Yani okuma evi demektir, bunu öğren Bay Muharrem. Bay Kemal, bunları öğrenin. Yani Türkçeniz kıtsa, Osmanlıcanız kıtsa, Arapçanız kıtsa ne yapayım. Ama öğrenecekler.

 

Zeytinburnu ilçesine bağlı Merkezefendi Mahallesi'nde böyle bir kıraathanenin yer aldığını ve içinde 17 bin kitabın bulunduğunu anlatan Erdoğan, burada üniversite ve lise öğrencilerinin kitap okuma imkanı bulduğunu, ayrıca Zeytinburnu Belediyesi'nin bu öğrencilere çorba ikram ettiğini aktardı.

 

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin bundan rahatsız olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bundan rahatsız oldu diye ne yapacağız? Vaz mı geçelim?" dedi.

 

Arabalarınız tertemiz, pırıl pırıl olsun


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Türkiye'deki 6 bin 100 kilometre bölünmüş yola 16 senede 20 bin kilometre ilave ettiklerini hatırlatarak, şunları kaydetti:

 

Taksiciler bu işi iyi bilir. Onlar bu yolların kahrını çekti. Ama UBER'den kurtuldunuz değil mi? Bitti mi UBER işi? Bir açıklama ile bitti mi? UBER'in patronu ziyaret etmek istedi ama ben sizleri kıramazdım. Kabul etmedim. Ama sizden de bir ricam var. Ne olur arabalarınız tertemiz, pırıl pırıl olsun. Arabanın içinde ne siz sigara için ne de müşteriye sigara içirtin. Her şeyi ile dört dörtlük olun. Bu noktada bize şikayet gelmemeli. Beni mahcup etmeyin. Ben patronu bile kabul etmedim. Çünkü ben 'Taksicilerimi size ezdirmem.' dedim.

 

Türkiye'nin Cumhuriyet tarihinde yapılmamış tünellerini ve yüksek hızlı tren yaptıklarını anlatan Erdoğan, "Adaylardan bir tanesi çıkıyor ne diyor? 'Ne gerek var yüksek hızlı trene...' Beyefendi yüksek hızlı trene karşı. Neymiş, göçü artırırmış. Lafa bak. Yüksek hızlı tren olmasa, otobüs olsa göç olmuyor mu? Modern dünyanın imkanlarından benim ülkemin dört bir yanı istifade edecek. Yüksek hızlı trenden de uçağından da. Biz geldiğimizde 25 havaalanı vardı, biz bunu 59 havalimanına çıkardık. Ne yapalım yani havalimanı yapmayalım mı?" ifadelerini kullandı.

 

Dün akşam İstanbul Yeni Havalimanı'na uçakla ilk inişi gerçekleştirdiğini hatırlatan Erdoğan, "29 Ekim'de inşallah resmi açılışını yapacağız ve şu anda bu haliyle dünyanın ilkleri arasında. Yılda 90 milyon yolcu kapasitesi var. 2023'te 150 milyona çıkacak ve dünyanın bir numarası olacak." dedi.

 

Benim milletimin vicdanı yol vermez


Erdoğan, CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin aday olur olmaz HDP'nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş'ı cezaevinde ziyaret ettiğini anlatarak, Demirtaş'ın terör örgütüyle beraber hareket ettiğini söyledi. Erdoğan, "Benim Kürt kardeşlerimi sokağa döken o değil miydi? 53 Kürt kardeşimi öldüren onlar değil miydi? Ya senin ne işin var bu adamı ziyarette? Eğer türbe ziyareti yapacaksan git başka bir yere yap, ne işin var orada." ifadelerini kullandı. 

 

Diğer Cumhurbaşkanı adaylarının da "Bir Cumhurbaşkanı adayının cezaevinde ne işi var?" açıklaması yaptığına işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

 

Buna bir defa bu şekilde Yüksek Seçim Kurulu bir yol vermişse buna benim milletimin vicdanı yol vermez. Niye? 53 Kürt kardeşimi maalesef öldüren veya öldürmeye neden olan böyle bir kişi, bu ülkede Cumhurbaşkanı adayı olmamalı, olamaz ve şu anda adımları attılar.

 

HDP'nin arkasında PKK'nın olduğunu bilmiyor musunuz?


Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçenlerde Şanlıurfa Suruç'ta bir PKK'lının, AK Parti milletvekilinin ağabeyini öldürdüğünü belirterek, şöyle devam etti:

 

Mardin'deydim, Nusaybin İlçe Teşkilatı şimdi Kandil'den tehdit ediyorlar. Diyorlar, 'Çekileceksiniz, çalışmayacaksınız, aksi takdirde sizler akıbetinizi şimdiden belirleyin.' PKK terör örgütü şu anda HDP'ye destek veriyor. Ben de buradan Kürt vatandaşlarıma sesleniyorum, HDP'nin arkasında terör örgütü PKK'nın olduğunu bilmiyor musunuz? Eğer biliyorsanız hala bunlara nasıl oluyor da destek veriyorsunuz ve CHP'nin bunlarla nasıl dirsek temasında olduğunu bilmiyor musunuz? Bunlara nasıl destek veriyorsunuz. Onun için pazar günü çok farklı bir noktadayız.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda yeni bir sürecin içine girdiklerini anlatarak, bu pazar gününün bir dönüşüm noktası olduğunu söyledi.

 

Marmaray'ı 29 Ekim 2013'te açtıklarını ve şu ana kadar buradan geçen yolcu sayısının 268 milyon olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Yavuz ,sultan Selim Köprüsü'nü 26 Ağustos 2016'da açtık, şu ana kadar oradan geçen otomobil sayısı 69 milyon, Avrasya Tüneli'ni 20 Aralık 2016'da açtık, geçen araç sayısı 23 milyon. Osmangazi Köprüsü'nü 30 Haziran 2016'da açtık geçen araç sayısı 13 milyon 384 bin. Yapılan işler boş değil, hepsi çok önemli bir hizmeti görüyor." dedi.

 

Erdoğan, şu ana kadar bir milyona yakın vatandaşın imar barışına müracaat ettiğini dile getirerek, Sarıyer'in bu barıştan İstanbul'un en fazla istifade edecek ilçesi olduğunu aktardı.

 

Bu sürecin hızla devam ettiğini belirten Erdoğan, "Şurada kısa bir sürede bir milyonun üzerine çıkmış olması anlamlıdır. Demek ki bu konuda hassas olan vatandaşlarım bu işi takip ediyor." diye konuştu.

 

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, özgürlükler noktasında çok hassas olduklarına dikkati çekerek, "Temel hak ve özgürlüklerde, inanç özgürlüğünde, düşünce özgürlüğünde... Yok Alevi'ymiş, Sünni'ymiş, Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı Çerkez'i, Gürcü'sü Abaza'sı... Böyle bir ayrım bizde yok. Biz yaratılanı yaradandan ötürü severiz. Bu yola da böyle çıktık." diye konuştu.

 

AA

 

Bu seçimde kimse kaybetmeyecek

 

CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce, Tandoğan Meydanı'nda halka seslendi

 

Bağımsızlığımızın başlangıcı Ankara, yüce insanların memleketi Ankara… Miting alanındaki insanlar kadar sahnenin arkasında da var. Bu gördüğüm miting gördüğüm en iç içe miting. Aman dikkat edin birbirinizi sıkıştırmayın, bundan daha sıkışık bir miting görmedim ben.

 

Allah’ın izniyle, milletin isteğiyle cumhurbaşkanı seçildiğimde neler yapacağımı anlatacağım. Ama önce şunu söyleyeyim. Pazar günü sen yok, ben yok, biz var. 50 günde evimde ya iki gece yattım ya üç gece. Şimdi yarın akşamdan itibaren sıra sizde. Pazar sabahı geç kalmayın, okulların bahçesinde yatın cumartesi akşamı. Pazar günü acıkmayın, Pazar günü uykunuz gelmesin, Pazar günü hasta olmayın.

 

BROŞÜR TEPKİSİ


Üç tane kurum, biri AA, biri TRT, öbürü de YSK. Cumhurbaşkanı olacağımı biliyorum. Ama bu üç kurumun yöneticisini yargıya göndereceğim. Ankara’da bugün bir şey yapmışlar, üstüne CHP logosu basmışlar, “türbanı kaldıracağım, şunu yardımcı yapacağım” gibi bunlar nasıl insan bunlar nasıl Müslüman anlamış değilim. “Biz gelince türbana son” yazmış, CHP Ankara Gençlik Örgütü yazmış…

 

Bunu yazan ahlaksıza sesleniyorum, bunu yazan terbiyesize, bunu yazan namussuza sesleniyorum. Bunlar sahtekar, bunlar yalancı, bunları bırak Müslüman olmayı bunlar insan bile değil. Bu broşürlerin benimle ve CHP ile hiçbir ilgisi yoktur. Bunlar paçavradır.

 

Şu anda yurtdışına gitseniz THY’den Ankara’dan gidemezsiniz. Anadolujet ile gidersiniz. Benim cumhurbaşkanlığımda başkent Ankara’yı kimse cezalandıramaz, THY çalışacak Ankara’ya.

 

DÜNYADA BÖYLE BİR ORGANİZASYON ŞEMASI YOK

 

Bir iki gün önce Erdoğan devletin yönetim şemasını açıkladı. Ortada bir güneş var, etrafında da yörüngeler var. Yönetim şemasına bak, şurada cumhurbaşkanı var; güneş. Vay be. Etrafında da yalakaları var; uyduları. Peki dünyada böyle bir devlet yönetimi yok. Dünyada böyle bir şirket yönetimi yok.

 

Dünyada böyle bir organizasyon şeması yok. Bu hastalıklı bir yapıdır, bu tek adam dayatmasıdır. Bu paralel devlet kurmaktır. Ne yaptığını bilmiyor. Kampüs değil diyor külliye diyor. Niye öyle batı sözcüklerini kullanıyorsunuz… Buraya da yazmış “finans ofisi” Kampüse külliye diyen adam, buraya da finans ofisi yapmış.

 

Yanındakileri değiştirdi, olmadı. Bakanlarını değiştirdi, olmadı. Çankaya Köşkü’nü değiştirdi, olmadı. Devletin yapısını değiştiriyor, olmayacak. Erdoğan bu zahmete gerek yok, sen değiştin mi her şey değişecek zaten.

 

Kafaya bakın kafaya. Yangın çıkmış, Türkiye’de yangın var. O itfaiye teşkilatını değiştireceğim diyor. Önce yangını söndürelim yangını. Buradan 81 milyona söz veriyorum. Ankara’daki özellikle kamu görevlileri, hiçbir şekilde tedirgin olmayın, sakın ha tedirgin olmayın. Niye tedirgin oluyorsunuz?

 

Seçimi ben kazanacağım devlet de tıkır tıkır işleyecek. İlgilendiğim tek şey var, siz o işi biliyor musunuz, bilmiyor musunuz? Ama şu andaki mevcut yönetime ilavelerim olacak. Örneğin, girişimciliği ilave edeceğim. Sanayi ve Girişimcilik bakanlığı kuracağım. Yine esnafı ilave edeceğim. Ticaret ve Esnaf Bakanlığı kuracağım.

 

KÖPRÜ TARTIŞMASI


Şimdi son günlerin bir modası var, Erdoğan ile benim aramda bir köprü polemiği var. Ben dedim ki, Demirel’in yaptığı birinci köprüden 11 liraya geçiyoruz; gidiş geliş 11 lira. Erdoğan’ınkinden 114 gidiş, 114 geliş 228 lira. Demirel’in yaptığı köprü bayramlarda bedava, Erdoğan’ınki parayla. Demirel’in yaptığı köprünün geliri hazineye gidiyor, Erdoğan’ın yaptığı köprünün geliri yabancı şirketlere gidiyor.

 

Gerçekten zavallı ya, bana diyor ki; “Paran varsa geç, ne konuşuyorsun” Erdoğan, ben milletvekiliyim benim param var, benim param var ben geçerim de kamyoncu nasıl geçecek kamyoncu? Benim derdim kamyoncu, o nasıl geçecek? Yani diyor ki, “parası olan geçsin” diyor. Yakında şunu derse şaşırmayın “parası olan hastalansın”. Bu kafadaki bir adamdan kurtulmamız lazım.

 

Ne diyor? Millet Bahçesi yapıyormuş. Mübarek sen Türkiye’nin, bırak Türkiye’nin dünyanın en büyük millet bahçelerinden biri olan Atatürk Orman Çiftliği’ne saray yaptın. Ne millet bahçesi?

 

BU SEÇİMDE KİMSE KAYBETMEYECEK


Şimdi ne diyor? Yerli ve milli olmaktan söz ediyor ya. Alakası yok. Mesela 1699’dan 1922’ye kadar 223 sene Osmanlı hep toprak kaybetti. Osmanlı 223 sene kaybetti, 1922’de ilk kez Mustafa Kemal Paşa toprak kazandı, ilk kez. Ama cumhuriyet döneminde yine ilk kez toprak kaybettik. Erdoğan Süleyman Şah Türbesi’ni kaybetti.

 

işte Erdoğan ile benim aramdaki fark ne biliyor musunuz? Erdoğan Türkiye’yi Brüksel’den yönetiyor, ben Türkiye’yi Ankara’dan yöneteceğim. Bu seçimde kimse kaybetmeyecek. 81 milyon kazanacak. AK Partili kardeşlerim de kaybetmeyecek. Solcular kaybetmeyecek. Muhafazakarlar kaybetmeyecek. Kürtler kaybetmeyecek. Başı kapalılar kaybetmeyecek, başı açıklar kaybetmeyecek. Kadınlar, erkekler, gençler kaybetmeyecek.

 

Annelere sesleniyorum, çocuklarınıza iyi eğitim vereceğiz. Onlara yabancı dil öğreteceğiz, onlara matematik öğreteceğiz. Olimpiyatlarda madalya kazanacak sporcularımız olacak. Topraklarımızdan bereket fışkıracak. Tarımda dışa bağımlı olmaktan kurtulacağız, işsizliği yüzde 5’in altına düşüreceğiz. İhalede rekabet, işe alımda liyakat olacak. Bütün bunları yapabilmek için bir yorgun adama değil, bir taze kana ihtiyaç var.

 

MARMARİS'TEKİ YAZLIK SARAYI ENGELLİLERE VERECEĞİM


2002’de 3 Kasım’da ilk milletvekili olduğumda, Erdoğan genel başkandı. Ankara’ya geldik, parti genel merkezine gittik. Erdoğan kürsüde aynen şöyle konuşuyor 16 sene önce “Artık yeni bir dönem başlıyor. Artık milletvekilleri lojmanda oturmayacak.

 

Halkın arasında oturacak” Ve bütün millet de alkışladı Erdoğan’ı. Gitti kendisi Keçiören’de Subayevlerinde bir apartman dairesinde oturdu. Valla iyi dedik güzel… Sonra bir baktık, Çankaya Köşkü’nü de beğenmedi 1150 odalı saray yaptırdı kendine.

 

O da yetmedi, İstanbul’da 5 saray, oda yetmedi, Marmaris’te 300 odalı yazlık saray.

 

Sarayperest. Bakın Ankara’dan açıklıyorum. Cumhurbaşkanı olduğumda, Marmaris’teki yazlık sarayı engellilere vereceğim. Bu artık halkın adamı değil. Bu artık kibirli birisi. İnsanlara tepeden bakan birisi. Beraber yola çıktıklarından yanında hiç kimse yok. “Kardeşim” dediklerinden yanında kimse yok.

 

Rizeliyim diyor, Rize çayını beğenmiyor. Bizim gibi siyah çay içmiyor, kilosu 4500 lira olan beyaz çay içiyor. 2002’deki Erdoğan değil artık o. Yorgun Erdoğan, heyecansız Erdoğan. 

 

YARDIMLARA ASLA DOKUNULMAYACAK


İstanbul’da bir arkadaş dedi ki, “Muharrem oyumu sana vereceğim” dedi. Senin mitingde birisi bayıldı sen dedin ki doktor arkadaşlar müdahale edin demişim. Erdoğan’ın mitinginde biri bayılmış bakmış “Kafasına su dökün” demiş. Uydurdukları bir yalan var, bazı yardımları kaldıracakmışım. Bir doğum yardımı, iki gebelik yardımı, üç dul maaşı, dört muhtaç asker yardımı, beş şartlı eğitim yardımı, yedi kaymakamlık bursu, sekiz yoksullara kira yardımı, dokuz engelli bakımı yardımı, on fakir muhtaç yardımı…

 

Sizin huzurunuzda 81 milyonun huzurunda söz veriyorum. Bu yardımlara asla dokunulmayacak. Ve cumhurbaşkanı olduğumda Temmuz’un sonuna kadar bu yardımların hepsine 100’er lira zam yapılacak.

 

Üzüldüğüm bir şey var, utanmıyorlar da. Soğan doları geçmiş, hala ustayım diyor. Saray ne tarafta kaldı? Saraya doğru bir sesleneyim. Erdoğan diyorsun ki, ben liderim, bana da çırak diyorsun. Olabilir de, dilin kemiği yok. Bak Erdoğan yarın akşam son akşam. Erdoğan, cesaretin varsa yüreğin varsa bilgin varsa gel yarın akşam çık televizyona karşıma.

 

Sen yarın gece olmaz seçim yasakları da akşamüzeri olur. Bak sana son teklifim. Benim yarın büyük İstanbul mitingim var. Ankara’da olmuş 2 milyon kişi, İstanbul’da 5 mi oluyor 6 mı olur bilmiyorum. Erdoğan sana teklifim şu, bak istersen yarın mitingimi bile iptal ederim senin için. Gel karşıma çık bir televizyonda tartışalım.

 

Doları 1,30’dan aldın 4,75 yapmış, ustaymış. Allah’tan ustasın yani. Hani diyor ya, çıraklık dönemi, kalfalık dönemi, ustalık dönemiymiş… Şimdi büyük ustalık dönemi olacakmış. Bence onun emeklilik dönemine ihtiyacı var.

 

7 KİLO VERDİM TERZİYE UĞRAMAM LAZIM


TRT, YSK, Anadolu Ajansı. Bunlar suç işliyorlar. Bu kampanya döneminde TRT, Erdoğan’ı 181 saat göstermiş. Muharrem İnce’yi 15 saat göstermiş. Meral Akşener’i 3 saat göstermiş. Temel Karamollaoğlu’nu 1 saat göstermiş. Selahattin Demirtaş’ı 32 dakika göstermiş. Doğu Perinçek’i 38 dakika göstermiş. 181 saat gösteriyorsun birini, diğerini dakikayla gösteriyorsun. Seni yargılamayacağız da kimi yargılayacağız?

 

Yeni dönemde Pazartesi günü ben başlarken şöyle başlamıştım. Demiştim ki bu iş ikinci tura kalır. Yok, vazgeçtim bundan. Pazar günü hallediyoruz Pazar günü. Yalnız Pazartesi sabahı bir işim daha çıktı. Terziye uğramam lazım, 7 kilo verdim bütün pantolonlar düşüyor. Pazar günü bu işi halledeceğiz. Ben buna inanıyorum. O yandaş medya var ya onları boşverin siz. Yazıyorlar, çiziyorlar.

 

Onlar pazartesiden sonra bu garibanın kapısını çalacaklar merak etmeyin. Yeni dönemde en fazla duyacağınız sözcüklerden birisi kalite olacak. Yol yapıyor, yol çöküyor kalite yok.

 

Hastane yapıyor, hemşire yok. Yaptığı şeyde kalite yok. İki, yeni dönemde en fazla duyacağını sözcüklerden birisi huzur olacak, barış barış. Bir barışacağız, hemen barışacağız. İki, ekonomik olarak büyüyeceğiz. Üç, adil bölüşeceğiz. Yine yeni dönemde marka sözcüğünü duyacaksınız.

 

Tasarım, teknoloji. Üçüncüsünü de açıklıyorum. Türkiye’de bir Denizli’de bir Bursa’da ve bir İstanbul’da Moda Tasarım Akademisi kuracağız.

 

DEVLETE KEMER SIKTIRACAĞIM


Gençler, öğrencilerim size sesleniyorum. Çağa ayak uydurun. Ben meydanlarda uzay diyorum, nanoteknoloji diyorum, marstan maden toplanacak diyorum. Önümüzdeki yıllarca 16 yeni meslek çıkacak diyorum. O da geliyor meydanlara diyor ki “kıraathane açacağım, bedava kek var” diyor. Gündüz keki yedin de akşam yemeği nerede yiyeceksin?

 

O kıraathane açacağım diyor, ben fabrika açacağım. O size kemer sıktırıyor. Ben devlete kemer sıktıracağım. Bir ülkede faiz artıyorsa yönetim kötü demektir. Faiz artıyorsa yoksullaşıyorsun demektir. Faiz artıyorsa evinin değeri düşüyor demektir. Faiz artıyorsa şirketinin değeri düşüyor demektir.

 

Faiz artıyorsa arsanın değeri düşüyor demektir. İşte yeni dönemde ilkemiz şu olacak. Kimseyi ayırmayacağız, kayırmayacağız, devletin parasını savurmayacağız.

 

 

AJANSLAR

Kemal Kılıçdaroğlu: Elinizi vicdanınıza koyup sandığa gidin

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Elinizi vicdanınıza koyup sandığa gidin. 

 

Siyasiler kendi aralarında tartışsınlar. Bu seçim normal bir seçim değildir. Önümüzde iki ihtimal, seçenek var. Ya demokrasiden yana oy kullanacağız, ya da tek adam rejiminden yana oy kullanacağız." dedi.

 

Kılıçdaroğlu, Tokat'ta bir otelde düzenlenen toplantıda muhtarlar ile sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldi. Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada, vatandaşların eski alışkanlıklarından kopup gerçekleri görerek sandığa gitmesi gerektiğini söyledi.

 

Anayasanın 173'üncü maddesinde, "Devlet esnaf ve sanatkarı koruyucu, destekleyici tedbirler alır" ifadesi bulunduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Son 16 yılda esnafı koruyan, destekleyen nedir? Düşük faizli kredi vermek yetmiyor. 5,5 milyon esnaf vardı, şimdi 1 milyon 250 bin esnaf var. Diğer esnaf dükkanlarını neden kapattı? Ben bu sorunun cevabını almış değilim." diye konuştu.

 

Esnafa kredi veren kuruluşun başındaki kişinin ayda 52 bin lira aylık aldığını öne süren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

 

Cumhurbaşkanının, başbakanın, bakanların, milletvekillerinin, belediye başkalarının maaşından fazla alıyorsun. Ben aylık almasın demiyorum ama makul bir aylık alsın. Çok büyük bir rakam, esnafın sırtından alınıyor. Esnaf niye dükkan kapatıyor? Bütün esnaf kardeşlerim bunu bilsin istiyorum. Esnaf emekli olmak için yaşını doldurmak zorunda. 25 yıl tam prim ödemek zorunda.

 

Diyelim ki esnaf kardeşim alt limit üzerinden primimi ödedi, 9 bin günü doldu, 52 yaşını doldurdun, emekli oldun. Bağlanacak aylık 840 liradır. Bugün değil de 1 Ekim 2008'den önce emekli olmak istese bağlanacak aylık bin 800 liraydı. Her ay esnafın emekli aylığından bin lira kesiliyor. Sosyal güvenlikte reform diye kesiliyor, bunu dile getiren kim? Bugün 1 milyon 644 bin emekli bin 500 liranın altında aylık alıyor.

 

En düşük emekli aylığını bin 500 lira yaparsanız, 1 milyon 644 bin emekli en azından rahat nefes alacak. Bunu ilk dillendiren biziz. Fakir fukaranın hakkını birilerinin savunması lazım.

 

Kılıçdaroğlu, çocuklara bırakılacak en güzel mirasın demokrasiden yana tercih kullanmak olduğunu dile getirerek, "İşçilerin durumu da aynı. Tüm şartları yerine getirdiğinde emekli maaşı 718 lira 69 kuruş. 2008'den önce dilekçe verip emekli olmak isteseydi bin 822 lira olacaktı.

 

Bin 10 lira her ay düşük aylık veriyorlar. Devasa sendikaların başkanları itiraz etti mi? Hayır. Bu işçilerin hakkını, emeklinin hakkını kim savunacak? Taşeron işçilerin mağduriyetini ilk biz dile getirdik. Şu an 500 bin taşeron işçisine kadro verilmedi mi? Onlar köle değil, sendikalı olmalı, haklarını savunabilmeli. Sandığa giderken herkes düşünmek zorunda." diye konuştu.

 

Demokrasi olmadan büyüme, kalkınma, ifade özgürlüğü, yargı bağımsızlığı ve medya özgürlüğünün olamayacağını anlatan Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmede bulundu:

 

Çiftçinin durumu parlak değil. Buğday, soğan, patates, canlı hayvan dışarıdan. 16 yıl önce Türkiye kendi kendine yeten bir ülkeydi. Her şeyimiz vardı. Türkiye'nin tarımı üzerine egemen güçlerin planı var.

 

Sigara fabrikalarının tamamını sattık. Şimdi dışarıdan tütün getiriyoruz. Sigaralarımız yok, yabancı sigaralar içiyoruz. Bu hale Türkiye'yi kim getirdi?

 

Toplantılarımın nedeni bu gerçekleri birebir sizlere anlatmaktır. Bu benim namus borcumdur. Elinizi vicdanınıza koyup sandığa gidin. Siyasiler kendi aralarında tartışsınlar. Bu seçim normal bir seçim değildir. Önümüzde iki ihtimal, seçenek var. Ya demokrasiden yana oy kullanacağız, ya da tek adam rejiminden yana oy kullanacağız. Sıradan vatandaş, berber, boyacı, memur telefonla rahat konuşamıyor.

 

Herkes telefonlarının dinlendiğini biliyor. Bu mudur demokrasi? Süleyman Demirel, Özal'ın dönemlerinde gazeteler yazılır, karikatürler çizilirdi. Rahatlıkla eleştiriliyorlardı. Toplumun bu narkozdan çıkması gerekiyor, kendi kaderimizi kendimiz belirleyeceğiz.

 

Katma değeri yüksek ürün üretmek zorundayız


Türkiye'de rakamlara bakıldığında kayıtlı 17 milyon yoksul bulunduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, "17 milyon yoksul bir türlü azalmıyor. Niye azalmıyor? Bitirmek mümkün. Ne zaman? Bir yıl içinde. Getirirsiniz aile sigortasını, bu rezalete son verirsiniz. Allah izin verir de siz de teveccüh gösterirseniz, Muharrem İnce cumhurbaşkanı, parlamentoda da Millet İttifakı olursa, 2019 itibarıyla asgari ücret net, vergisiz 2 bin 200 lira olacak. Kim kazanır asgari ücret 2 bin 200 lira olursa? Esnaf kazanacak. 2 bin 200 lirayla araba, daire, tarla alınmaz. Ne alınır? Gidilir bakkaldan alışveriş yapılır." diye konuştu.

 

Eğitim körelirse ülke körelir


Türkiye'nin büyük değişim ve dönüşüme ihtiyacı olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

 

Eğitim sistemi bitmiş vaziyette. Bir ülkeyi geride bırakmak için işgal etmenize gerek yok. Eğitim sistemini bozacaksınız, yeterli. İyi eğitim almak zorundayız. Çocuğun soru sorma kapasitesini artırmak zorundayız. Bunu ancak eğitimle yapabiliriz. Eğitim körelirse ülke körelir, memleket körelir. 16 yılda 14 sefer eğitim politikası değişti. Bakana göre değişiyor. Eğitim politikasını belirlemek bir siyasi partinin işi değildir.

 

Bakın bunu CHP'nin Genel Başkanı olarak söylüyorum. Bir siyasi parti oturup ülkenin eğitim politikasını tek başına belirleyemez. Bunun üniversitesi var, bunun eğitim sendikaları var, bunun hocaları var, bunun eğitime gönül vermiş STK'ları var, bunun dünyada örnekleri var. Üniversitelere bakın, Tokat Üniversitesi burada. Kaç hocanın görevine son verildiğini siz benden daha iyi biliyorsunuz. Ya bunlar alınırken bir hata yapıldı, ya bunlar atılırken bir hata yapıldı.

 

Türkiye'nin üretim yapması, ekonomiye katma değer sağlaması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

 

Türkiye'nin kendisine yeni bir yol haritası çizmesi lazım. Türkiye'nin üreten ekonomiye geçmesi lazım. Beton ekonomisinden çıkması, üretmesi lazım. Üretmediği sürece bu iş yürümez. Başkalarının ürettiğini tüketen bir toplumun geleceği yok olur. Ne üreteceğiz? Katma değeri yüksek ürün üretmek zorundayız.

 

Katma değeri yüksek ürün üretemezsek Türkiye, dünya liginde yer alamaz. Sen 50 tır dolusu makine, ekipman üretirsin, o bir çanta cep telefonu üretir ve sizden daha fazla para kazanır. Katma değeri yüksek ürün üretmenin dünyada bilinen tek yolu var, üniversiteler bilgi üretecek.

 

Üniversite bilgi üretecek ki sanayici onu mala dönüştürsün. Öyle üniversiteler var ki bir rektör var, o aynı zamanda dekan, aynı zamanda bütün fakültelerde görevli. Üniversite binası yapmak orayı üniversite yapmaz ki.

 

Devletin adalet üzerine yeniden inşa edilmesi gerektiğini aktaran Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

 

Biz Millet İttifakı'nı kurduk. Dediler ki, 'Bunlar hayatta yan yana gelemezler'. Niye gelmeyelim? Demokrasi konusunda anlaşıyoruz, güçler ayrılığı konusunda anlaşıyoruz, medya özgürlüğü konusunda anlaşıyoruz. Elbette her birimiz ayrı bir siyasi partiyiz. Elbette herkesin ayrı bir görüşü var. Millet İttifakı'nın bir diğer özelliği var. Darbe hukukunda öngörülen yüzde 10 barajını sıfırladık.

 

Şimdi Millet İttifakı'na girip herkes kendi partisine oy vermiş olacak. İster yüzde 1 oy alsın, ister yüzde 5 oy alsın, milletvekili çıkarabilecek. Eskiden yüzde 10 barajını aşamazsan milletvekili çıkaramıyordun. Kim getirdi bunu? 12 Eylül darbecileri. Darbecilerin hakkını hukukunu savunan kim? Onlar. Darbecilerin yaptığı düzenlemeye karşı çıkan kim? Biziz, biz karşıyız.

 

AA

İşte yeni Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi

Türkiye, 24 Haziran'da yapılacak Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi'nin ardından "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" ile tanışacak.

 

Dev ekonomi, dijital dönüşüm, bilimsel atılım, sosyal devlet ve lider ülke anlayışıyla oluşturulan yeni sistemle Türkiye'nin, Cumhuriyetin 100. yılında küresel güç olma yolunda yeniden şahlanması hedefleniyor.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün akşam ana hatlarını anlattığı yeni yönetim sisteminin detayları da belli oldu. Dev ekonomi, dijital dönüşüm, bilimsel atılım, sosyal devlet ve lider ülke anlayışıyla harmanlanan yeni sistem ile hükümet, hızlı, modern ve birlikte yönetim modeli ile daha şeffaf bir yapıya kavuşuyor.

 

Türkiye'yi dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına taşıyacak kalkınma hamlelerinin gerçekleştirilmesi kapsamında oluşturulan sistem, Türkiye'nin bilimde atılım ve toplumda refahla lider ülke olma hedefine koşmasınız amaçlıyor.

 

Yeni yönetim modeli; yalın, makamların azaldığı, yeniliklere hızlı adapte olan, insan kaynağının gelişmesine imkan sağlayan, dijital dönüşümü gerçekleştiren, karar alma süreçlerini hızlandıran, küresel rekabet gücünü yükselten, ortak aklı kurumsallaştıran, yetki ve sorumlulukları net bir yapı ortaya koyuyor.

 

Bakanlık sayısı 26'dan 16'ya indiriliyor


Yeni modele göre, etkin bir koordinasyon için bazı bakanlıklar birleştirilerek bakanlık sayısı 26'dan 16'ya düşürülecek. Yeni yapılanma kapsamında bazı bakanlıkların da isimleri değişecek.

 

Buna göre, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, "Çalışma Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı" adıyla yeni bir çatı altında birleştirilecek.

 

 


 

Oluşturulacak yeni bakanlık, aileyi merkeze alan, her evden en az bir çalışanın olduğu yeni istihdam modeli ile daha mutlu insan ve toplum için hizmet verecek.

 

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Kalkınma Bakanlığı ise "Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı" adıyla birleştirilecek. Yeni oluşturulacak bakanlığın amacı, yüksek teknoloji ile küresel ve prestijli markalar üreterek yapay zekada öncü, akıllı teknolojilerde lider, bilgiyi üretmede merkez bir ülke hedefi olacak.

 

İhracatın 500 milyar dolara yükseltilmesi ve İstanbul'un dünyanın finans merkezi olması hedefiyle, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Ekonomi Bakanlığı da "Ticaret Bakanlığı" adı altında birleştirilecek.

 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı ise "Tarım ve Orman Bakanlığı" çatısı altında bir araya gelecek. Yeni bakanlık, orman arazilerinin korunarak yedi bölge, dört iklimde, her tarlanın sulandığı, yılda iki ürünün alındığı, tarımda çeşitliliğin ve verimliliğin zirveye ulaştığı, teşviklerin artarak sürdüğü, yemyeşil bir Türkiye hedefi için çalışacak.

 

Dışişleri Bakanlığı ile Avrupa Birliği Bakanlığı da birleştirilerek, "Dışişleri Bakanlığı" çatısı altında dış politikada daha etkili, uluslararası gelişmelerde daha etkin rol oynayacak.

 

Bakanlıklar birleşiyor, isimler değişiyor


AK Parti göreve geldiğinde 37 olan bakanlık sayısı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile 16'ya inecek. Böylece kademeler azalacak, karar alım süreçleri hızlanacak.

 

Yeni sistemle birlikte kabinede köklü değişiklikler olacak. Birleştirilen bakanlıklar yeni bir isimle yapılandırılırken, bazı bakanlıkların ise isimleri değişecek.

 


Bu arada ekonomi alanında 6 olan ilgili bakanlık sayısı 3'e inecek. Bu kapsamda, 16 yılda 3 kattan fazla artan milli geliri vizyon projelerle, ekonomik canlılık, istihdam, bilgi ve toplumsal fayda üreterek yeniden katlama hedefiyle oluşturulan sistemde ekonomi yönetimi sadeleşecek.

 

Başbakan Yardımcılığına bağlı Hazine Müsteşarlığı yeni yapılanmada Maliye Bakanlığı çatısı altında olacak. Maliye Bakanlığının adı ise "Hazine ve Maliye Bakanlığı" olarak değiştirilecek.

 

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının adı ise "Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı" olacak.

 

İşte yeni sistemdeki bakanlıkların isimleri:

 

Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Çalışma Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı.

 

Strateji ve politika kurulları oluşturulacak


Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile oluşturulacak 9 kurul politika önerileri yapacak, bilimden, sağlık ve gıda politikalarına kadar stratejik ve uzun vadeli vizyonlar geliştirecek.

 


Yerel Yönetim Politikaları Kurulu, Sosyal Politikalar Kurulu, Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu, Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu, Hukuk Politikaları Kurulu, Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu, Ekonomi Politikaları Kurulu, Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu, Bilim, Teknoloji ve Yenilik Politikaları Kurulu adlarıyla oluşturulacak yapılanma ile sivil toplum kuruluşları, akademi ve sektör temsilcileri politika yapım sürecine doğrudan dahil edilerek ortak aklın kurumsallaştırılmasını sağlayacak.

 

Politika önerisi geliştirecek kurullar, icra faaliyetlerini izleyerek ilerleme raporları hazırlayacak.

 

Cumhurbaşkanına bağlı 4 ofis aktif rol oynayacak


Yeni sistemde tüm bakanlıkları ilgilendiren konularda faaliyet yürütecek olan doğrudan Cumhurbaşkanına bağlı 4 ofis kurulacak.

 

Finans Ofisi, İnsan Kaynakları Ofisi, Dijital Dönüşüm Ofisi ve Yatırım Ofisi adlarını taşıyacak bu birimler, insan kaynağının etkin ve verimli kullanımı, dijital dönüşüm ve hizmet kalitesinin artırılması ile Türkiye'nin yatırım alanında cazibe merkezi haline getirilmesi ve yeni finansal enstrümanların geliştirilmesinde rol alacak.

 


Söz konusu yapılanma ile ekonomide netlik ve büyüme esas alınacak. Yeni yönetim modelinde ekonomi yönetimi; üretim, finans ve ticaret sacayaklarına oturtulacak.

 

Yatırım Ofisi ile büyük yatırımlar desteklenerek yatırımcıların önü açılacak. Finans Ofisi ile İstanbul Dünya Finans Merkezi Projesi yürütülecek ve Türkiye cazibe merkezi haline getirilecek.

 

Dijital Dönüşüm Ofisi ile devlet dijitalleşecek ve evraklar azalacak. Büyük veri analizi ve yapay zeka uygulamalarıyla yönetim yükü hafifleyecek, bürokrasi azalacak ve devlet hızlanacak.

 

Bu kapsamda önceliklerden biri de Türkiye'nin siber güvenlik alanında güç kazanması olacak.

 

İnsan Kaynakları Ofisi ile yeteneklerin keşfi sağlanacak ve kamunun performansı artırılacak.

 

Cumhurbaşkanlığına bağlı 8 başkanlık olacak


Yeni yönetim modelinde Cumhurbaşkanlığına bağlı başkanlıklarla güçlü koordinasyon ve verimli yönetim sağlanacak.

 

Oluşturulacak Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile bütçe planlaması ve yönetimi daha verimli hale getirilecek, bütçe performansı yakından izlenecek. Bütçe yönetimi daha verimli hale getirilerek, bütçe disiplini pekiştirilecek ve yapısal reformlar hızlanacak.

 

Kurulacak "İletişim Başkanlığı" ile Türkiye'nin marka değeri daha da yukarı taşınacak.

 


Bu çerçevede Türkiye'nin tezleri sade, net ve güçlü şekilde sunulacak. Geleneksel ve yeni iletişim kanalları aktif kullanılarak, stratejik ve kapsayıcı bir iletişim sağlanacak. Ön alıcı (proaktif) iletişim ile yalan haber ve algı operasyonlarının engellenmesi sağlanacak.

 

Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) yeni sistemdeki adı "Milli İstihbarat Başkanlığı" olacak.

 

Cumhurbaşkanlığı bünyesinde olacak Savunma Sanayii Müsteşarlığı da başkanlığa dönüştürülecek.

 

Kurullar eliyle terör sorunu çok yönlü ele alınacak ve daha etkin terörle mücadele sağlanacak. Sosyal hizmetlerden savunma sanayine kadar kapsayıcı politikalar geliştirilecek. 

 

Yeni sistemle Cumhurbaşkanlığına bağlı başkanlıklar şunlar olacak:

 

Genelkurmay Başkanlığı

Milli İstihbarat Başkanlığı

Savunma Sanayii Başkanlığı

Milli Güvenlik Kurulu

Diyanet İşleri Başkanlığı

Devlet Denetleme Kurulu 

İletişim Başkanlığı 

Strateji ve Bütçe Başkanlığı

 

Daha az bürokrasi, daha hızlı karar alma süreci


Yeni sistemin dikkat çeken önceliklerinden biri de bürokrasi ve karar alma süreci olacak.

 

Bürokraside kademeler azaltılarak görev alanları netleştirilecek ve yetki karmaşasının önüne geçilecek.

 

İnsan kaynağının etkin ve verimli kullanılması amacıyla insan kaynağı merkeze alınacak.

 

Türkiye'nin insan kaynakları envanteri oluşturularak yetenekler keşfedilip, "Genç Yetenek Projeleri" başlatılacak.

 

Bu kapsamda tersine beyin göçü projeleri sistemli hale getirilerek, kamu çalışanlarının performansını ve memnuniyetini artıracak projeler hayata geçirilecek.

 

"Güçlü Hükümet, Güçlü Meclis, Güçlü Türkiye"


"Küresel Güç Hedef 2023" sloganıyla dizayn edilen yeni sistem, dev ekonomi, dijital dönüşüm, bilimsel atılım, sosyal devlet ve lider ülke için "Güçlü Hükümet, Güçlü Meclis, Güçlü Türkiye" hedefini taşıyor.

 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye'nin yeniden yapılandırılarak tazelenmesini ve daha büyük hedeflere koşmasını amaçlıyor.

 

 

AA

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Halka hesap veren bürokrat değil siyasetçidir

Yeni hükümet sistemi

 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini anlatan Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde bakanlık sayısını 16'ya indiriyoruz" diyerek şunları kaydetti,

 

Mevcut yapının getirdiği zorluklar nedeniyle çalışmalarımızın önemli bir bölümünü istediğimiz düzeyde ve sürede hayata geçiremedik, çok çileler çektik. 'Bürokratik oligarşi' diye benim sürekli ifade ettiğim bu yapıların hantallığı, kurumlardaki iş ve işleyiş süreçleri, hep önümüze birer engel olarak çıktı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile bu engelleri bir defa ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. 

 

 

Erdoğan, "Ekonomi yönetimi sadeleşmiş oluyor, 6 olan bakanlık sayısını 3'e indiriyoruz." bilgisini vererek, yeni dönemde, çözüm üreten devlet, sorun çözen devlet ve sonuç odaklı devlet anlayışıyla çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yeni modelde ilk etapta İnsan Kaynakları, Yatırım, Finans ve Dijital Dönüşüm olarak bu 4 tane ofis çok çok büyük önem arz ediyor çünkü bunlar hemen hemen başkana en yakın çalışan kadro, bu bakımdan önemli." ifadelerini kullandı.

 

Artık durmak bizim için yok, koşacağız, üreteceğiz ve bunu hep birlikte başaracağız." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu yeni yapı, milletimizin hayal ettiği projeleri hayata geçirmek için bizlere çok ciddi bir zaman tasarrufu sağlayacak.

 

Bu durum, bir yandan daha çok proje üretmemize ve hayata geçirmemize imkan sağlayacak, diğer yandan da küresel rekabette, ülkemizin hak ettiği konuma ulaşmasının önünü açacak." şeklinde konuştu.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

 

Tabii bir de Cumhurbaşkanına bağlı başkanlıklar var ki 8 tane başkanlık burada söz konusu.

 

Bir Genelkurmay Başkanlığı,

Milli İstihbarat Başkanlığı,

Savunma Sanayi Başkanlığı, bu eskiden müsteşarlıktı, başkanlığa dönüşüyor, Milli Güvenlik Kurulu aynı şekilde,

Diyanet İşleri Başkanlığı,

Devlet Denetleme Kurulu,

İletişim Başkanlığı,

Strateji ve Bütçe Başkanlığı. 8 başkanlık olarak da bunlar çalışıyor.

 

Şimdi Başkanlık Sistemiyle adımı attığımız andan itibaren birçok olaylar var ki yoluna girecektir." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunu şimdi açıklamam doğru değil çünkü, açıkladığım takdirde başka sıkıntılar meydana gelebilir fakat, şunun bilinmesini istiyorum;

 

Bu ülkede halka hesabı veren bürokrat değildir, halka hesabı veren siyasetçidir." ifadelerini kullandı.

 

Cumhurbaşkanı yardımcısı sayısı ile ilgili de Erdoğan, "Şu anda bu sayıyı vermek, biraz da Parlamento'daki yapıya bağlı olacak." dedi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Temenni ederim ki 24 Haziran'da verilecek kararla milletimiz bize 'devam' demesi halinde bizler de milletimize bu yeni yönetim sistemiyle hizmet etmeye inşallah başlarız." şeklinde konuştu.

 

 

Kandil operasyonu


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kandil operasyonu ile ilgili de "Bir hafta olmadı daha, 20 uçakla 10 noktayı istihbaratımızın verdiği koordinatlar çerçevesinde vurduk. Başarılı bir operasyondu ama Temel Efendi 'Boş dağları vuruyorsunuz, vuracaksın...'

 

Geçen yeni bir operasyon yaptık. Bu operasyonda da istihbaratımız bunların lider kadrolarını toplantı halinde oluşlarının bilgisini verdi ve onları toplantı halinde uçaklarımız vurdu ve 35 lider kadrodan bunların adamı öldü, etkisiz hale geldi. Arada bir tane daha oldu operasyon ve bu operasyonlar devam ediyor.

 

Bay Muharrem biz bununla ilgili ne İran'dan izin aldık ne ABD'den izin aldık, biz kendi göbeğimizi kendimiz kesiyoruz, kaldı ki bir çok yerde de İran ile zaten ortak hareket ediyoruz." açıklamasında bulundu.

 

Bakın şu anda bizim güney bölgemizde, Fırat'ın batısı ve doğusu, iki operasyon ağımız var." diyen Erdoğan, "Fırat'ın batısında bu işleri ağırlıklı Rusya'yla yürütüyoruz, doğusunda ise ağırlıklı olarak koalisyon güçleriyle yürütürüz ama batıda İran da zaman zaman bizimle beraber bu çalışmaların içerisinde bulunuyor." şeklinde konuştu.

 

AA

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçağı, İstanbul’un 3. havalimanında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı taşıyan "TC-ANK" adlı uçak, dünyanın sıfırdan yapılan en büyük havalimanı projesi İstanbul Yeni Havalimanı'na ilk inişi yaptı.

 

Kahramanmaraş ve Gaziantep'teki programlarının ardından İstanbul'a hareket eden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı taşıyan "TC-ANK" uçağı, İstanbul Yeni Havalimanı'na saat 20.30'da iniş yaptı.

 

 

"TC-ANK" uçağı, 3 bin 750 metre uzunluğunda ve 60 metre genişliğinde yapılan ve tüm işlemleri tamamlanan birinci piste indi. Erdoğan'ın, uçağın inişi sırasında kokpitte yer aldığı görüldü. 


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı İstanbul Yeni Havalimanı'nda, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, pilotlar, hostesler, hostlar, havalimanı işçileri karşıladı. Erdoğan, daha sonra tören mangasını selamladı.

 

Havalimanında bekleyen itfaiye takımı, ilk kez iniş yapması sebebiyle Erdoğan'ın uçağını bir havacılık geleneği olan su takı ile karşıladı. Uçak daha sonra su püskürten bu iki itfaiye aracının arasından geçti.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kokpitten yaptığı konuşmada, muhteşem bir havalimanını inşa etmenin mutluluğu içinde olduklarını söyledi.

 

Erdoğan, "Tüm konsorsiyum mensuplarını, mimarından mühendisine kadar emeği geçenlerin hepsini tebrik ediyorum, kutluyorum. Gerçekten pistiyle, ışıklandırmasıyla, terminal binasıyla muhteşem bir esere sahip olduk. Milletimiz için ülkemiz için tüm insanlık için havalimanımızın hayırlı olmasını Allah'tan diliyorum. Milletime en kalbi duygularla selam, sevgi, saygılarımı sunuyorum." dedi.

 

Havalimanının açılışı 29 Ekim'de yapılacak


Cumhurbaşkanı Erdoğan, uçaktan indikten sonra havalimanının çalışanları, pilotlar, hostesler ve hostlar ile tek tek tokalaşarak, onlara baklava ikram etti.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı İlker Aycı, THY Genel Müdürü Bilal Ekşi, Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu, AK Parti İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak da eşlik etti.

 

Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, bu günün çok anlamlı bir gün olduğunu söyledi.

 

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda bu muhteşem havalimanının açılışını yapacaklarını hatırlatan Erdoğan, "Ancak bugün bir ortak yayın sebebiyle, aynı zamanda havalimanımızın son durumunu yerinde kontrol etmek için geldik ve Gaziantep'ten buraya iniş yaptık. Bu inişle birlikte de gerek muhteşem pistimizi, bunun yanında terminal binamızı görme imkanını bulduk." ifadelerini kullandı.

 

Havalimanımız bizim markamız olacak


Havalimanının 5 firma tarafından oluşturulan konsorsiyumla inşa edildiğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

 

Artık çoğu gitti azı kaldı. Burada mimarından mühendisine, işçisine, tüm kardeşlerimi kutluyorum. Konsorsiyumun bütün ortaklarını tebrik ediyorum, kutluyorum. Onlar da bu iş için çok büyük emek verdiler, imkanlar ortaya koydular. Aynı şekilde tabii burada gerçekten bu süreci takip eden, kovalayan değerli arkadaşlarımızın emekleri var, onları da ayrıca tebrik ediyorum, kutluyorum.

 

29 Ekim'de bittiğinde bu havalimanımız malum yılda 90 milyon yolcu kapasitesine sahip olacak ve dünyanın sayılı ilk 3 inşallah havalimanlarından bir tanesi olacak. Hedef 2023'te 150 milyon yolcu kapasitesine ulaşmak... Bununla bir numara olacak. İnşallah havalimanımız bizim prestijimiz olmanın ötesinde, markamız olacak.

 

Böyle bir markaya sahip olmanın önemine değinen Erdoğan, buna vesile olan 5 firmanın büyük bir imtihan verdiklerini vurgulayarak, "Burada kolay bir yatırım olmadı. Burada kolay bir süreç olmadı. Ne tür bir zorluklardan geçildiğini gerek Başbakanlığım, gerekse Cumhurbaşkanlığım dönemimden gayet iyi biliyorum.

 

Fakat dayanışma, birlik, beraberlikle bu günlere vardık. Artık 29 Ekim'i inşallah kovalıyoruz. 29 Ekim'de de uçaklarımızın buradan kalkıp, buraya indiklerini inşallah göreceğiz. 29 Ekim'le birlikte bir diğer taraftan da Atatürk Havalimanı'nın Millet Bahçesi'ne dönüştürülme sürecini de başlatacağız." şeklinde konuştu.

 

Konuşmasının ardından Erdoğan, havalimanında incelemelerde bulunarak, yetkililerden bilgi aldı.


Gerçekleşme oranı yüzde 90'ı geçti


Cumhuriyet döneminin en büyük projelerinden olan ve gerçekleşme oranı yüzde 90'ı aşan havalimanının ilk etabının, 29 Ekim'de hizmete açılması planlanıyor.

 

Toplamda 42 ayda tamamlanacak ilk etapta, günlük 3 bin 500 iniş-kalkış imkanı, 100 bin metrekarelik yaşam alanı, 25 bin araçlık otopark, 42 kilometrelik bagaj sistemi, 143 yolcu köprüsü, 5,5 milyon tonluk kargo kapasitesi, 62 kilometrelik güvenlik çemberi bulunacak.

 

Havalimanının, 73 milyar liralık ekonomik katkı ve 225 bin kişiye istihdam imkanı sağlaması bekleniyor.

 

 

AA

İstanbul'da Paris rüzgarı, "PAR-IS-TANBUL" başladı

 

Fransa'da 1982'de başlatılan ve her yıl 21 Haziran'da gerçekleşen Müzik Festivali, 2016'da da Bomontiada'da düzenlendi. Bu etkinlikten yola çıkılarak İstanbul Fransız Kültür Merkezi ve Bomontiada iş birliğiyle düzenlenen ve tüm etkinliklerin ücretsiz olduğu festival; erişilebilirlik, beraberlik, çeşitlilik ve kardeşlik ilkelerini benimsetmeyi, aynı zamanda sosyal ve kültürel buluşmalar için elverişli bir ortam yaratmayı amaçlıyor.

 

 

Fransız kültürünün farklı yönlerini disiplinler arası programıyla kurgulayan festival, Paris'in küçük bir parçasını İstanbul'a taşıyacak.

 

DJ Herve Carvalho ve Guido Minisky'nin kurduğu "Acid Arab", Pierrot Casanova, Nicolas Borne ve Cezayirli klavyeci Kenzi Bourras'tan oluşan grubun konseriyle başlayan festivalde, bu akşam Abdul & The Gang sahne alacak.

 

NoJazz, yarın gece Bomontiada'da


France eMotion-Canlandırılan yolculuk" sergisi, yarın açılacak. Sergide "Uçan Büfe" performansı yer alacak. Katılımcıların dahil olduğu bu enstalasyonda, büfe uçacak ve yiyecekler yendikçe büfe kaybolacak.

 

Sergi ile ilgili Fransız kültürel mirasına farklı bir bakış açısı getirmek için 4 farklı kıtadan 4 yabancı fotoğrafçı David Schaillol (ABD), Edu Monteiro (Brezilya), Lourdes Segade (İspanya) ve Ishola Akpo (Benin) seçildi.

 

Serginin yaratıcıları Julie Cheng ve Thomas Pons, basit ve herkes tarafından erişilebilir orijinal bir gerçeklik uygulaması sayesinde görselleri hareketlendirerek, bu projeye dijital bir boyut kazandıracak.

 

Sergi, kültürel alanlar ve etkinliklerle ilgili sanatsal ve dijital biçimde iletişimde bulunmayı, Fransız kültürel mirasına yeni ve modern bir bakış açısı getirmeyi, Fransız kültürel mirasının zenginliğini Türkiye'de tanıtmayı ve dinamik dijital yaratıcılığı teşvik etmeyi amaçlıyor.

 

Fransa ve dünyanın dört bir yanında verdikleri kült konserleriyle 50'den fazla ülkede ve büyük festivallerde sahne alan NoJazz, yarın gece Bomontiada avlu sahnesinde konser verecek.

 

Açık hava sineması


Festival kapsamındaki açık hava sinemasında, 25 Haziran'da "Derinlik Sarhoşluğu" (Luc Besson, 1988), 26 Haziran'da "Protesto" (Matthieu Kassovitz, 1996), 27 Haziran'da "Amelie" (Jean-Pierre Jeunet, 2001), 28 Haziran'da "Artist" (Michel Hazanavicius, 2011) seyirciyle buluşacak.

 

Festival döneminde Bomontiada'da restoranlar özel lezzet sunumları yapacak, 29-30 Haziran'da Gastronomi Marketi'nde katılımcılar Fransız Gastronomisi ile birlikte farklı lezzetleri tecrübe etme fırsatı bulacak.

 

Bomontiada Avlu'da kurulumu yapılacak stantlarda ekmek, peynir, tatlı, kruvasan, sandviç ile festivale özel lezzetler yer alacak. Etkinlik kapsamında, çocuk ve büyükler için çeşitli hikayeler ve edebi metinler okunacak. 

 

 

Serginin hedefleri

 

  • Kültürel alanlar ve etkinlikler ile ilgili sanatsal ve dijital biçimde iletişimde bulunmak
  •  
  • Fransız kültürel mirasına yeni ve modern bir bakış açısı getirmek
  •  
  • Fransız kültürel mirasının zenginliğini Türkiye’de tanıtmak
  •  
  • Dinamik dijital yaratıcılığı teşvik etmek

 

AJANSLAR

Kültür
Türk-İslam bilim insanlarını balmumu heykellerle tanıtıyorlar

Eskişehir'de Anadolu Üniversitesi Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi'nde Türk-İslam bilim dünyasından 40 kişinin balmumu heykeli sergileniyor.

 

Eskişehir'de "Farabi, Piri Reis, Mimar Sinan, İbn-i Sina, Ömer Hayyam" gibi Türk-İslam bilim dünyasından 40 kişinin balmumu heykelinin sergilendiği Anadolu Üniversitesi Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi, bilim adamları ve eserleri hakkında bilgi vererek, geçmişe kapı aralıyor.

 

 

Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Topal, 15 bin metrekarelik kapalı alana sahip merkezin 5 bin metrekarelik alanının bilim dünyası, sergi ve fuaye alanı ile anfi tiyatrodan oluştuğunu belirti.

 

Topal, merkezin alt katında bulunan 10 bin metrekarelik bir alanında ise bilim, kültür ve sanat okulu, kütüphane ve musiki tarihi salonunun yer aldığını söyledi.

 

Merkezin tamamen bir kültür kompleksi olduğunu ifade eden Topal, şunları dedi:

 

"Merkezin üst katındaki bilim dünyasında 19. yüzyıl Osmanlı sivil mimarisi, Selçuklu dönemine ait eyvanlı medreseler üslubu, Anadolu taş mimarisi ve Osmanlı klasik dönemine uygun yapılmış dört farklı birimimiz var. Bu dört birimde Türk-İslam dünyamızın matematik, astronomi, tıp, fizik gibi alanlardan öne çıkmış bilim insanlarının balmumundan 40 heykeli bulunuyor.

 

 

Aralarında Farabi, Zehravi, Sabuncuoğlu Şerafettin, Piri Reis, Mimar Sinan, İbn-i Sina, Ömer Hayyam, Matrakçı Nasuh, Uluğ Bey gibi Türk-İslam dünyasının bilim insanlarının bulunduğu heykellerimiz Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Mutluhan Taş ve ekibi tarafından hazırlandı.

 

 

Heykellerin sanatsal değerinin çok yüksek olduğunu söyleyen Topal, "Heykellerle Türk-İslam dünyasının medeniyet olma aşamalarını anlatıyoruz. Balmumu heykellerimizi canlı sananlar oluyor. Ziyaretçileri çok beğenip fotoğraf çektiriyor" dedi.

 

Her bilim insanı için belgesel hazırlandı

 

Birimlerde heykellerin yanı sıra çeşitli tanıtım özelliklerinin de bulunduğunu anlatan Topal, "Ziyaretçiler heykellerin yanı sıra Türk-İslam dönemi bilim adamlarımızın o dönemde kullandığı aletleri de görme imkanına kavuşuyor.

 

 

Heykellerimizin yanında birer televizyon var. Bu ekranlarda TRT stüdyolarında hazırlanmış bal mumu heykellerin ait olduğu bilim insanlarının bilgilerini içeren belgeseller bulunuyor. Bilgilendirme panolarının yanı sıra rehberlerimiz de Türk-İslam büyükleri hakkında bilgiler veriyor" şeklinde konuştu.

 

 

Topal, ücretsiz gezilebilen merkezi, kurulduğu günden bu yana 150 bin kişinin ziyaret ettiğini söyledi.

 

HABER GALATA

Gezginler Türkiye'nin güzelliklerini gökyüzünden keşfetti

 

Rallye Aero France Sportif Havacılık Rallisi kapsamında 18 uçakla Fransa'dan havalanan pilot ve 45 gezgin, Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden Kapadokya bölgesini ziyaret etti.

 

Fransa Cuers'da bir araya geldikten sonra yolculuğa bağlayan ve aralarında çeşitli ülkelerin yanı sıra Türkiye'den de katılımın olduğu Cessna tipi 18 uçaktan oluşan ralli ekibi, Slovenya, Hırvatistan, Sırbistan ve Bulgaristan üzerinden Türkiye'ye geldi.

 

 

Üç gün İstanbul'da konaklayan ekip Kapadokya bölgesinin doğal ve kültürel zenginliklerini yakından görmek için Kapadokya Tuzköy Havalimanı'na iniş yaptı.

 

Burada, havalimanı yetkilileri gezginleri karşıladı. Daha sonra gezginler uçaklarını görevlilerin yardımıyla kendileri için ayrılan alana park etti. Daha sonra tur otobüsü ile Göreme beldesine geçen heyet, Paşabağı mevkisi ve Derbent vadisinde peribacaları arasında gezinti yaptı.

 

Türkiye'ye ilk seyahat

 

Rallye Aero France Koordinatörü Jean Michel Collineau, 1995 yılından beri her yıl bir araya gelen pilotlarla farklı ülkelere seyahat düzenlediklerini, Türkiye'ye yönelik seyahatin ilk kez organize edildiğini söyledi.

 

Havacılık rallisinin gönüllü gezginler ile gerçekleştirilen bir organizasyon olduğunu belirten Collineau, programın pilotların başka ülkelerdeki uçuş meraklıları ile tanışmasını sağlandığını vurguladı:

 

23 yıldır sürdürdüğümüz havacılık rallisi ile pilotları bulundukları yerden dışarıya seyahat etmelerini sağlıyoruz. Diğer ülkelerdeki pilot ve uçma meraklıları ile tanıştırıyoruz. Ülkelerin politik, ekonomik, çevresel gündem ve durumlarını takip etmek amacıyla seyahatler düzenliyoruz.

 

 

Güzergahın bu yıl Türkiye ve Gürcistan olarak belirlendiğini anlatan Collineau, İstanbul'u ve Kapadokya'yı ilk kez gördüğünü ve hayran kaldığını belirterek, şöyle konuştu:

 

Bu yıl Türkiye ve Gürcistan ziyareti planladık. Bu organizasyonun Türkiye'ye ilk seyahati gerçekleşmiş oldu. İstanbul ve Kapadokya çok güzel. Her ikisini de ilk kez gördüm. İstanbul'dan buraya kadar olan uçuşta da havadan tarımsal alanlar ve diğer yerler çok güzel görünüyor. Türkiye çok güzel bir ülke.

 

İstanbul Boğazı ve Kapadokya'yı görmek istediler

 

Türk pilot Turgut Kulaçoğlu ise uçaklarıyla farklı ülkelere seyahat etmelerine imkan sağlayan organizasyonda yer almaktan dolayı mutluluk duyduğunu söyledi.

 

Organizasyonun Türkiye ayağındaki ikinci durak olan Kapadokya’nın doğal yapısının kendilerini ve konukları etkilendiğini belirten Kulaçoğlu, Konuklarımız Türkiye'de olmaktan büyük keyif alıyorlar.

 

Gelmeden önce Türkiye'yi araştırmışlar, havadan görmek istedikleri iki yer vardı İstanbul Boğazı ve Kapadokya. Gökyüzünden iki manzarayı da görme imkanları oldu, çok beğendiler. Daha önce fotoğraflarını gördükleri yerlerde geziyor olmaktan dolayı çok mutlular" dedi.


Heyetin Türkiye'deki gezisinde rehberlik yapan Levent Kınır, 18 Haziran'da başlayan yolculuğun Türkiye'den sonra yapılacak Gürcistan seyahati ile devam edeceğini ve daha sonra başlangıç noktasına dönüş için yola çıkılacağını vurguladı.

 

İki gün süreyle bölgedeki farklı turistik merkezleri ziyaret edecek konuklar, daha sonra Gürcistan'ın Batum şehrine ulaşmak üzere yeniden uçaklarıyla gökyüzüne yükselecek.

 

 

HABER GALATA

Kadıköy Sahaf Günleri başladı

 

Kadıköy Belediyesi ve Beyoğlu Sahaflar Derneği iş birliğiyle yapılan Kadıköy 1. Sahaf Günleri, kitapseverlerle buluştu.

 

Sanatçılar Sokağı olarak bilinen Ali Suavi Sokak'ta başlayan etkinlikte, nadir bulunan kitap, dergi ve plaklar, eski belge, evrak ve haritalar, Osmanlıca kitap ve mecmualar, imzalı, birinci baskı kitaplar ve her bütçeye uygun ikinci el kitaplar satışa sunuldu.

 

Beyoğlu Sahaflar Derneği Başkanı ve Hermes Sahaf'ın sahibi Ümit Nar, Ankara ve İstanbul'dan 42 sahafın etkinliğe katıldığını söyledi.

 

Etkinlik 9 gün sürecek

 

Etkinliğin, bayramın son günü de dahil 9 gün açık kalacağını belirten ümit Nar, her gün 10.00-22.00 arasında ziyaret edilebileceğini ifade etti.

 

Ümit Nar, internet ile çeşitli diğer etkenler dolayısıyla kitap satışlarının düştüğüne işaret ederek, "Yaz döneminde kitap satışları hepten zayıflıyor. Bunları biraz engelleyebilmek ya da göğüsleyebilmek için bu tip etkinlikleri yapıyoruz. Yayınevleri de aynı kaygıdadır eminim. Bu tür, dışarı çıktığımız etkinlikler, bizim için nefes aldığımız alanlar oluyor" dedi.

 

Bu işi hakkıyla yapmalı ve iyi okumalısınız

 

10 yıldır sahaflık yaptığını dile getiren Nar, şunları anlattı:

 

Ben de iyi bir okurum. Zaten hep de bunu savunuyorum. İyi bir sahafın öncelikle çok iyi bir okur olması gerekiyor. Çünkü buraya gelen insanların bir kitabevine giden insanlardan edebiyat okuru anlamında bir farkı var. 

 

Bizim okur kitlemizin içinde ağırlıklı olarak üniversitede ödev hazırlayandan yüksek lisans ve doktora yapanlara kadar geniş bir yelpaze söz konusu. Dolayısıyla bu insanlara hakkıyla hitap edebilmek için bu işi hakkıyla yapmalı ve iyi okumalısınız. İyi bir okur olmak ilk şart.

 

Nar, sahaflarda son derece değerli kitapların da bulunabileceğinin altını çizerek, "Bu aralar benim elimde yaklaşık 200 yıllık Platon'un Diyaloglar'ının bir kısmı var. Almanya'da, Yunanca basılmış. Dip notları da Latince. Güzel bir kitap. Elimdeki en kıymetli ve en eski kitaplardan biri" dedi.

 

Sahafın Osmanlıca bilmesi gerekiyor

 

İngilizce ve Osmanlıca bildiğini dile getiren Nar, şunları söyledi:

 

Sahafın Osmanlıca bilmesi zaten gerekiyor. Aldığı kitabın ne olduğunu bilmesi için yabancı dillere hakimiyetinin de az çok olması gerekiyor. Bir de bizim toprağımızda yaşayan halkların dillerini bilmek gerek. Karamanlıca diye özel bir alfabe var. Niğde civarında yaşayan Hristiyan Türklerin yazdığı kitaplar var. 

 

Karşınıza geldiğinde bunların ne olduğunu az çok anlayabilmeniz için okuyamasanız bile azıcık bilmeniz gerekiyor. Karamanlıcayı ben az çok okuyabiliyorum. Latince için de bir niyetim var çünkü gerekiyor. Gelen kitabın dilini fark etmeniz gerekiyor. Kiril alfabesi mi yoksa Arap Alfabesi midir? Arap alfabesiyse Farsça mı yoksa Osmanlıca mıdır? Bunu anlayabilmeniz gerekiyor.

 

Sahte eser satmaya çalışanlar var

 

Ümit Nar, bazen sahte eserleri satmaya çalışan kişilerle de karşılaştıklarına dikkat çekerek, "Mesela 3 bin yıllık dini bir kitap var diye insanlar zaman zaman geliyor. Ama bunlarla muhatap olmuyoruz çünkü her şeyden önce yapılan yanlış ve yasal olarak suç. Bir de muhtemelen sahte olması çok mümkün. Her halükarda ustalarımıza danışıyoruz" değerlendirmesini yaptı.

 

3 sergi ziyaret edilebilecek

 

Edebiyat, tarih, kültür söyleşileri ile sergilere de ev sahipliği yapan etkinlikte ayrıca "Osmanlı'dan Günümüze Kitapçı Etiketleri ve Exlibrisler", "Nazım Hikmet 116 Yaşında: Kendi Eliyle İlk Baskı Kitapları", "Ali Suavi ve Jön Türkler" adlı 3 sergi ziyaret edilebilecek.

 

Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu'nun da ziyaret ettiği etkinlik, 17 Haziran'a kadar açık olacak.

 

AA

39 Müze ''Müzeler Günü''nde gece 23.00’e kadar açık olacak

 

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş Müzeler Günü nedeniyle açıklamalarda bulundu. Bakan Kurtulmuş,  “Türkiye en erken dönemlerden günümüze değin bu topraklarda var olan sayısız uygarlıkla yoğrulmuş binlerce yıllık tarihin anavatanıdır. Müzelerimiz bu tarihin kültürel hafızasını nesilden nesile aktaran en önemli kurumlardır.”

 

Her yıl olduğu gibi bu yıl da 18 Mayıs Müzeler Günü'nde Türkiye'nin birçok yerinde müzeler geceye kadar açık olacak. 

 

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, 18 Mayıs Uluslararası Müzeler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. 

 

Bakan Numan Kurtulmuş, mesajında Türkiye’nin en erken dönemlerden günümüze değin bu topraklarda var olan sayısız uygarlıkla yoğrulmuş binlerce yıllık tarihin anavatanı olduğunu, müzelerin de bu tarihin kültürel hafızasını nesilden nesile aktaran en önemli kurumlar olduğunu vurguladı.

 

Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı 198 müze, 125 türbe ve 139 ören yeri ve yine Bakanlık denetiminde faaliyet gösteren 240 özel müzenin gelişim sürecini hızlandırmak ve modern sunum teknikleri kullanılarak yeniden düzenlenmek üzere bakım, onarım ve teşhir-tanzim işlemlerinin sürdüğünü aktaran Bakan Numan Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

 

Türkiye en erken dönemlerden günümüze değin bu topraklarda var olan sayısız uygarlıkla yoğrulmuş binlerce yıllık tarihin anavatanıdır. Müzelerimiz bu tarihin kültürel hafızasını nesilden nesile aktaran en önemli kurumlardır. Bakanlığımızca çağdaş müzecilik hizmetini sunmak üzere tasarlanan ve yaşayan müze tanımına uygun yeni müzelerin inşası için de çalışmalar yoğun bir şekilde devam etmektedir.

 

Gün vesilesiyle bu topraklara ait kültür varlıklarının evlerine dönmesi için uluslararası hukuk ve diplomasi çerçevesinde her türlü gayreti göstereceğimizi bir kez daha vurgulamak isterim. Çabamız yalnızca ülkemiz adına değil dünya geleceği adınadır.

 

Bu topraklardaki dünya mirasının korunması ve sağlıklı şekilde geleceğe taşınmasında ülkemize ve tüm insanlığa hizmette bulunan müze çalışanlarının ve bu alanda emeği geçen herkesin 'Müzeler Günü'nü en içten dileklerimle kutluyorum.

 

Müzeler Gecesi Etkinliği

 

Kültür varlıklarının tanıtılması, eserlerin korunması ve sağlıklı şekilde gelecek kuşaklara aktarılabilmesi konusunda bilinçli bir kamuoyu oluşturulması amacıyla her yıl 18-24 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Müzeler Haftası bu yıl da dopdolu geçecek.

 

Konferansların, müze gezilerinin, atölye çalışmalarının düzenleneceği haftada ayrıca 18 Mayıs Cuma günü ‘Müzeler Gecesi’ etkinliği gerçekleştirilecek. Etkinlikle birçok müze gece 23.00’e kadar açık olacak ve normal kapanış saati sonrasında da ücretsiz gezilebilecek.

 

Müzeler Gecesi etkinliğinin gerçekleştirileceği müzelerin listesi, şöyle:


1- Adana Müzesi
2- Amasya Müzesi
3- Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi
4- Ankara Etnografya Müzesi
5- Antalya Müzesi
6- Alanya Müzesi
7- Side Müzesi
8- Demre Likya Uygarlıkları Müzesi
9- Aydın Müzesi
10- Burdur Müzesi
11- Bartın Amasra Müzesi
12- Çorum Müzesi
13- Edirne Müzesi
14- Edirne Türk-İslam Eserleri Müzesi
15- Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi
16- Gaziantep Arkeoloji Müzesi
17- Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi
18- Hatay Arkeoloji Müzesi
19- İstanbul Arkeoloji Müzeleri
20- İstanbul Ayasofya Müzesi
21- İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi
22- İzmir Arkeoloji Müzesi
23- İzmir Atatürk Müzesi
24- İzmir Efes Müzesi
25- İzmir Ödemiş Müzesi
26- Kahramanmaraş Müzesi
27- Kastamonu Müzesi
28- Kocaeli Müzesi
29- Konya Mevlana Müzesi
30- Konya Karatay Çini Eserler Müzesi
31- Mardin Müzesi
32 -Mersin Müzesi
33- Muğla Fethiye Müzesi
34- Muğla Marmaris Müzesi
35- Niğde Müzesi
36- Sivas Müzesi
37- Sinop Müzesi
38- Şanlıurfa Müzesi
39- Şanlıurfa Haleplibahçe Mozaik Müzesi

 

HABER GALATA

"İçinde İstanbul Olsun" 9 Mayıs'ta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde

 

"İçinde İstanbul Olsun" 9 Mayıs'ta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde sahnelenecek.

 

Oyunun konsept-koreografisini Özgür Kaymak ve Arda Alpkıray hazırladı.

 

Dramaturgisini Sinem Özlek, sahne uygulamasını Cihan Aşar, müzik direktörlüğünü Hüseyin Tuncel'in üstlendiği oyunun kostümlerini Onur Uğurlu hazırladı. Oyunun ışık uygulamasını Osman Aktan yaparken, efektleri Çağrıhan Ordu, suflörlüğünü Abdullah Topal gerçekleştirdi.

 

 

Oyunda, Nilgün Kasapbaşoğlu, Metin Çoban, Gül Akelli, Zeki Yıldırım, Vildan Gürelman, Rıdvan Çelebi, Selma Kutluğ, Aslı Menaz, Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Ayşecan Tatari, Bahar Çebi, Berfu Aydoğan, Berk Samur, Cafer Alp Solay, Dolunay Pircioğlu, Emre Çağrı Akbaba, Emre Şen, Ertan Kılıç, Esen Koçer, Eylül Soğukçay, Lale Kabul, Müslüm Tamer, Neşe Ceren Aktay, Nilay Bağ, Oğuzhan Oğuz, Onur Şirin, Özgün Akakça, Pelin Abay, Seda Çavdar, Şenay Bağ, Şirin Kılavuz, Volkan Öztürk, Yağmur Damcıoğlu ve Zeynep Özyağcılar rol alıyor.

 

Oyun, Şehir Tiyatroları'nın usta-çırak temeline dayanarak 104 yıllık geleneğini yansıtan bir İstanbul hikayesini anlatıyor.

 

 

 

HABER GALATA

Yeditepe Bienali: Çiçeğin Her Hali adlı sergisi...

Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Fatih Belediyesi ve Klasik Türk Sanatları Vakfı iş birliğiyle, Anadolu Ajansı'nın Global İletişim Ortaklığında düzenlenen "Yeditepe Bienali" kapsamında "Çiçeğin Her Hali" başlıklı tematik serginin ikinci bölümü Kılıçhane Cumhuriyet Eğitim Müzesi'nde açıldı.

 

Serginin açılışında konuşan Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, "Marmara Üniversitesi Rektörlüğü'ndeki 'Çiçeğin Her Hali' sergisini izlerken zaman zaman ebru mu, resim sanatı mı diye kafamın karıştığı güzel ama birbirinden olağanüstü eserlerle karşılaştım. Bugün de aynı şeyin burada devam edeceğini görüyoruz." dedi.

 

Klasik Türk Sanatları Vakfı Başkan Yardımcısı Muhammed Emin Demirkan da sergide yer alan usta sanatçı ve öğrencilerine teşekkür etti.

 

Bienalin küratörü Serhat Kula ise serginin temasına değinerek, şunları söyledi:

 

Çiçeğin Her Hali' konseptimiz dahilinde biz çiçeğin kültürümüzdeki yansımalarının farklı farklı aşamalarını göstermek istedik. Çiçek malumunuz beşikten mezara kadar medeniyetimizde var olmuş, hepimizin ister sanatla iştigal edelim, ister etmeyelim sanatsever olarak da dikkatimizi cezbetmiş, klasik sanatlarımızın olmazsa olmazlarındandır.

 

İstanbul Cumhuriyet Eğitim Müzesi Müdürü Ümit Ateş de serginin yer aldığı mekana dair, ekiplerinin sergi için gerekli hazırlıkların hepsini yaptığını vurgulayarak, "İnşallah beğenirsiniz." diye konuştu.

 

Eserlerde bitkiler her detayıyla ele alınıyor


Sanatçı Gülsen Bilgin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sergide "Doğa Ressamı" başlığı altında 18 bilimsel bitki çizimini izlenime sunduğunu dile getirdi.

 

Eserlerinde malzeme olarak sulu boya kullandığını belirten Bilgin, "Bir bitkiyi karşımıza alıp, birebir aynı ölçüleriye kağıda geçiriyoruz. Önce kurşun kalemle, arkasında sulu boya ile boyayarak şekli vermeye çalışıyoruz." dedi.

 

Neşve" bölümünde 30 klasik ebru eseri yer alıyor


Sanatçı Uğur Taşatan, sergide 30 çiçekli ebru eserinin yer aldığını söyleyerek, "Hepsi klasik Türk ebrusu örnekleridir. Biz klasiğe, geleneğe, ustalarımızın yoluna sadık kalarak eser üretiyoruz. Bir yeni, küçük fulya denemesi de yaptım, eleştirilere açıktır. Sergideki bölümümün ismi de 'Neşve.' Yaparken çok neşeliydim. O yüzden bu ismi uygun gördük." ifadelerini kullandı.

 

Sanatta bilim gibi tekamül etmek zorunda

 

Ebru ustası Hikmet Barutçugil de bienalin çok hayırlı bir amaca hizmet ettiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

Geleneksel sanatlar yakın tarihimizde çok dar kalıplar içine sokulmaya çalışıldı. Onu destekleyenler çok oldu ama sanat da bilim gibi tekamül etmek zorunda. Geleneksel sanatlarda nasıl yenilik yapılabileceğini birçok sergide muhteşem örneklerle gördük. Bu önümüzdeki yıllarda daha da gelişerek devam edecektir kanaatindeyim.

 

Bienal içerisinde farklı fikirlerin ve yeniliklerin olması gerektiğini dile getiren Barutçugil, "Şu an geçiş dönemi olduğu için burada eski örnekleri görüyoruz. Bunların da yaşatılması doğrudur ve gereklidir. Fakat aynı şeyleri başkasından kopyalayarak el becerileriyle yapmanın adı sanat olmuyor, bunların adı zanaat oluyor." değerlendirmesinde bulundu.

 

Barutçugil, sergide öğrencileri Serpil Kaymaz, Suna Koçal, Aytül Sepetçi, Hatice İnankulu, Miki Oshita, Seçil Erkol, Selat Metin ve Sema Erkol Çelik ile hazırladığı "Ebruda Endemik Çiçekler" bölümüne ilişkin ise şu bilgileri verdi:

 

Ebru zeminlerimin üzerine yaptıkları endemik çiçek eserler yer alıyor. Çiçek sonsuz, sınırsız biz bunları neden uygulamayalım diye düşündük. Artık ebru deyince akla bir boyalı kağıt ya da lale figürü gelmiyor. Ebru, resim gibi, heykel gibi bir ana sanat dalının adı. Dolayısıyla bunun içinde çok çeşitlemeler yapmak mümkün.

 

Dört farklı bölümde 180 eserden oluşan sergi, 15 Mayıs'a kadar görülebilecek.

 

 

 

 

AA

Sayfalar
Anketler
Turizm'de sorunlarımız nelerdir?