BİST
105.1
% 0,93
ALTIN
139,94
% 0,94
DOLAR
3,538
% -0,00
EURO
4,059
% 0,01
MHP Lideri Bahçeli: Geri dönüşü olmayan bir yoldur burası
Okunma Sayısı : 54   
25.5.2018 15:47:36

 

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, dün akşam iftarda gazetecilerle bir araya gelerek gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

 

Dövizde ve para piyasalarındaki dalgalanmalarda dış güçlerin etkisinin bulunup bulunmadığı sorusuna Bahçeli, böyle durumlarda siyasi yönden düşünülmüş kaos ve krizleri kuvvetlendirecek tek unsurun ekonomik kriz, kaos olduğunu belirtti. 

 

Bahçeli, "Yani siyaseti karmakarışık hale getirmişseniz, ekonomiyi çok sağlıklı işler durumunda tuttuğunuz taktirde o zaman siyasi amaçlarda netice alamazsınız. Ekonomik yönden de bir darboğaza ülkeyi sokmak gayreti içerisinde olursunuz." diye konuştu.

 

"2000 yılında birtakım olaylar yavaş yavaş gelişirken bu ülke neden bir ekonomik krize gitti? Bu ekonomik kriz çok süratle nasıl tırmandı? Faizler nasıl birden yükseldi?" diye soran Bahçeli, gecelik faizlerin 4 bin ile 7 bin arasında oynadığını anımsattı.

 

Bahçeli, bunun arkasından siyasi hedeflerin ne şekilde hayata geçirildiğinin de hep beraber görüldüğüne işaret ederek, şöyle devam etti:

 

Bazı yorumcular var. Bir taraftan Türkiye'de yüzde 7 kalkınmayı görüyor ve kabul ediyorlar ama diğer taraftan 'Ekonomi felaketin içerisine girdi' diyorlar. Yüzde 70, yüzde 80'lerde yüksek faizlerle hayatını devam ettiren bir Türkiye ekonomisinin yüzde 13 ile yüzde 7 ile batacağı iddia ediliyor. Bütün bunlarla da bir güvensizlik, istikrarsızlık yaratılmak isteniyor.

 

Bunu 2000-2001'de hep beraber yaşarken ısrarla söylenen bir şey vardı? 'Efendim bunu piyasa satın almaz.' Piyasa dediğin İstanbul'da yüz tane büyük işletme veya holding. Hepsinin Menkul Kıymetler Borsasındaki hisse senedi hareketliliği çok cüzi.

 

Bunu satın alsa ne olur, almasa ne olur? Şimdi yine böyle bir küresel olgu Türkiye'de ekonomik yönden de sıkıntı yaratmayı amaçlamış görünüyor bana göre. Çünkü bütün bunları üst üste koyduğunuz vakit Türkiye'nin madem ki siyasi yönden bir istikrara ihtiyacı var, temel hak ve özgürlüklerin yeniden güçlendirilmesini istiyorsunuz, o zaman ekonomik krizi büyük bir oranda aşabilecek birlikteliği sağlayıp Türkiye'yi bu yönüyle bir çöküntüden kurtarmamız lazım. Bu çok önemlidir.

 

Türkiye'de 'ekonomik kriz sadece iktidarı, iktidara destek verenleri, STK'lerden şunları bunları boğacak, diğerleri yaşayacak', böyle şey olur mu?

 

Çöküntü çöküntüdür.

 

Çöküntünün altında kalan da çok zor durumlara düşer. Yurt dışına jurnallerseniz, birtakım çevreler hala Türkiye üzerinde birtakım oyunlar oynar, bozgunculuk yapmaya çalışır, Türkiye'ye gelecek olan birtakım sermaye hareketlerini durdurup geciktirmek gibi oyunlarla bir siyaseti neticelendireceklerini zannediyorlarsa o kimseye yar olmuyor.

 

Bunları yaşadık, biliyoruz


Bahçeli, "Bunlar doğrudan Sayın Erdoğan'ı yok etmek amaçlı mı?" sorusuna "Zaten o bir yerden başlar. Durup dururken Ecevit gibi çok değerli bir siyasi şahsiyeti Türkiye'de ne hale getirdiler 2001'de, bunu anlamak lazım. 136 milletvekili ile temsil edilen Ecevit'i desteklemek, güçlendirmek gerekirken 62, 60 bilmem ne oranında bölüp 3 tane de bağımsız bırakmanın bir manası var mıydı? Nerede bunu yapan insanlar?" karşılığını verdi.

 

Bunların hepsi birlikte düşünüldüğünde sonuç alınabileceğinin altını çizen Bahçeli, "Birbirlerine bir anayasa kitapçığı attıkları için denildi. Anayasayı kim kime ne kadar atarsa atsın kriz yaşanmazdı. İlle 2001'de atılan bir anayasa yüzünden mi yaşandı? Çok da büyük bir anayasa değil, küçük bir anayasa. Atsa ne olur atmasa ne olur? Fırtınalar koptu. Bunları yaşadık biliyoruz." dedi.

 

Bahçeli, bunlara dikkat etmek gerektiğini ifade ederek, "Zaten bir şekliyle mevcut siyasi iktidar ve onun Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a bir husumeti geliştirme noktasında bir çaba var. Bu çabanın değişik unsurları falan da olabilir. Ama netice itibarıyla gele gele şimdi ekonomiye geldiler.

 

Kamuoyu araştırmacılarının yorumlarını dinleyin. 'Ekonomi dibe battı, şöyle oldu böyle oldu.' Ama batarsa hep beraber batarız. Siyaseti hemen ikame ediyorsunuz da 87 parti kurma noktasına kadar geliyorsunuz da ekonomi çöktükten sonra ona ne yapacağız? Dükkanlar yavaş yavaş bazı yerlerde kapanıyor. Bunlar işarettir. Bu işareti fark etmek lazım." değerlendirmesinde bulundu.

 

Bazı kavramları yerli yerine oturtmak lazım


Merkez Bankasının faizleri kontrol altına alıp fiyat istikrarını sağlamakla görevli olduğunu ve ikinci bir görevi bulunmadığını belirten Bahçeli, buna karşın "Merkez Bankası bağımsız mı olacak, olmayacak mı?" konusunun tartışıldığını söyledi.

 

Bahçeli, Merkez Bankası fiyat istikrarını sağlamadığı taktirde diğer tüm unsurların bütün sektörler itibarıyla sallanacağını ifade ederek, "Bunun bağımsızlığı olur mu? Şimdi Türkiye'de fiyat istikrarını sağlamayacaksın, adın bağımsız olacak. Böyle şey olmaz.

 

Merkez Bankası bağımsız bir kurum olarak çalışır, öncelikli tedbirlerini alır ve Türkiye'de fiyat istikrarını sağlayarak enflasyonun tırmanışını önler ve istikrarlı bir yapı ortaya koyarsa, bu onun görevidir. Buna da siyasiler kendi çıkarları için aşırı derecede müdahale ederlerse yazık ederler. Bazı kavramları yerli yerine oturtmak lazım." dedi.

 

"Ekonomide bu süreci gördüğünüz için mi erken seçim çağrısı yaptınız?" sorusuna Bahçeli, "Evet. '26 Ağustos'ta seçimler yapılsın' derken, grup toplantımızda 8 paragraf halinde erken seçime gitmenin şartlarını saymıştık. İşte o şartlardan biri de bu." yanıtını verdi.

 

Bahçeli, "2001 yılı ile benzerlik var mı?" sorusuna da "Senaryo aynı. Aynı senaryo, hedefler farklı. Birisin de Ecevit'ti şimdi Recep Tayyip Erdoğan. Eğer Deniz Baykal, Allah sağlık versin, görevde olsaydı hedef o olurdu." karşılığını verdi.

 

Olayları yan yana getirip analiz yapmak gerektiğini, yaşadıkları nedeniyle de bazı konulara dikkat çektiğini belirten Bahçeli, bir tahlil yapabilmek açısından bunları söylediğini kaydetti.

 

Dikkatli olun, yarın ne olacağı belli olmaz


Bahçeli, "genel af" çağrısına da değinerek, 2000'in Aralık, 2001'in Ocak ayında "F tipi cezaevine gitmeyiz" gerekçesine dayalı bir cezaevi ayaklanması olduğunu, çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini ve yine çok sayıda cezaevinin yandığını, yıkıldığını anımsattı.

 

Bahçeli, bazı konularda bunlardan ders çıkararak erken uyarı yaptıklarını, "Dikkatli olun, yarın ne olacağı belli olmaz" dediklerini vurguladı.

 

"Hayata Dönüş Operasyonu"nu anımsatan Bahçeli, "Çok korkunç rakamlar var. 2001 yılındaki olaylarda operasyon düzenlenen cezaevi sayısı 20. Ölen tutuklu, hükümlü sayısı 30. Az insan hayatını kaybetmedi." dedi.

 

Bir uyarıda bulunmak vatani bir görevdir


Böyle bir ortam içinde nelerin olup bittiğini görmek gerektiğinin altını çizen Bahçeli, "Bu ve buna benzer konular üzerinde düşündüğünüz zaman bir uyarıda bulunmak vatani bir görevdir. Kabul edilir, edilmez. İngiltere'ye giderken Sayın Cumhurbaşkanı 'Bizim gündemimizde yok.' dedi. Olabilir. AK Parti'nin gündeminde böyle bir konu olmayabilir ama ben ayrı bir tüzel kişiliğim. Bir siyasi kimlik taşıyan parti olarak ülkenin sorunlarını dikkate alarak bazı konuları düşünmek ve kamuoyu ile paylaşmak benim görevimdir." değerlendirmesinde bulundu.

 

Bahçeli, 265 bin tutuklu bulunduğunu, bunların 38 bininin terör suçlarından cezaevinde olduğunu, diğerlerinin 5-6 suç unsurunda yoğunlaşmış kitlelerden oluştuğunu aktararak, şunları söyledi:

 

"Biz 'Tedbir alın' diyoruz. Bu insanlar yarın birilerinin tahriki ile birtakım olaylara sebebiyet verirlerse, birçok olay da birbirlerini tamamlayarak zincirleme gelişirse Türkiye ne hale gelir? Türkiye'nin batmasını isteyen insanlar bu yangından, bu felaketten memnun kalır. Türkiye'de istikrar olsun, evlatlarımız paramparça olmasın düşüncesinde olan insanlar da bu tedbirlerin alınmasını ister. Bu tedbirleri almak hangi yönde olacaksa onu yapsınlar ama biz bir konuda dikkat çekiyoruz.

 

Bayrampaşa Cezaevinin fotoğraflarını bulun. Orada yangınlar, kendi kendini yakanlar, hep örgüt diliyle konuşmanın sonucunda olan şeyler. Şimdi de aynı şeyler olsa ne olur? Affedilmesi mümkün olmayanların dışındakiler düşünülebilir mi? Eğer düşünülürse bazı adımlar atmak lazım. Efendim atmazsanız o zaman birileri bir adım attığında Türkiye onunla meşgul olur. Ne yapacaksınız. Bir tedbir alacaksınız. İçeriden gelen bilgiler çerçevesinde söylüyorum, yakınları ziyaret ediyor, diyorlar ki 'Sayın Genel Başkanım sıkışıklıktan üç kişi bir yatakta yatıyor, sekiz saat. İkinci sekiz saatte bir başka üç kişi, üçüncü sekiz saatte bir başka üç kişi.

 

Böyle bir cezaevi hayatında bir tanesi battaniye yaksa, bir tanesi ranzayı kırsa, bir diğeri iki gardiyanı tutsa... Orada bizim elimizdeki telefonlardan daha iyi iletişim var. Cezaevinde telefon kullanıyorlar mı bilmiyorum ama iletişim ağı açısından cezaevlerinde eski güvercinler uçuyormuş gibi. Birden uçar. Bayrampaşa'da, Ankara Ulucanlar'da başlayan bir olay 20 cezaevine birden yayıldı. Bunu incelemek lazım. Biz bunlardan uyararak yola çıkıyoruz. Meclis de kapandı ama başka bir çare bulmak lazım."

 

Af ile ilgili çok yönlü bir tasarı verebiliriz


"Af konusu seçim beyannamesinde de olacak mı?" sorusu üzerine Bahçeli, "Biz parti olarak Mecliste temsil edildiğimiz vakit yapabileceklerimizi açıklıyoruz beyannameden çok. Sanıyorum af ile ilgili olarak da bir tasarı, çok yönlü bir tasarı verebiliriz. Ama Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi hayata geçtiğinde bunu yapacak unsurlar daha farklı olabilir." diye konuştu.

 

Cumhurbaşkanı'ndan bugüne kadar ben herhangi bir talepte bulunmadım


Bir gazetecinin "Alaaddin Çakıcı'yı ziyaret ettiniz. Orada tablo nasıldı?" sorusu üzerine Bahçeli, "Uzun yıllardır cezaevinde bulunan bir arkadaşımız hastalandığı için Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesine alınmış. Duyar duymaz ziyaretine gittim. Değişik cezaevlerinde ağır şartlarda mahkumiyet hayatı olan bir şahsiyet. Hastalığını ciddiye almak ve gerekli tedbirleri geliştirmek lazım. Orada doktor arkadaşlardan aldığım bilgiye göre elden gelen gayret gösteriliyor ama hastalığın ciddi olduğu ifade ediliyor. Dikkate almak lazım." diye konuştu.

 

Bahçeli, "Af konusunda Çakıcı'yı gündeme getirdiniz, sonra ziyaret ettiniz. İşlediği suçlar bakımından hem çok konuşuldu hem eleştiri aldı. Eleştirilere nasıl bakıyorsunuz?" sorusuna, şu yanıtı verdi:

 

"Selahattin Demirtaş kadar suçlu değil canım. Beş tane siyasi parti kuyruk oldu, dışarı çıkarmak için gayret gösteriyorlar. Yani onlar tartışılmıyor da Alaaddin Bey niye tartışılıyor? Biz Alaaddin Bey ile beraber kader kurbanlarını da gündeme getiriyoruz. Alaaddin Bey'in bir yönüyle vatan, millet için verdiği mücadeleler var.

 

Bilen bilir. Devleti yönetenler de bilir, başkaları da bilir. Şimdi devlete ihanet edenleri adaylık için cezaevinden alacaksın, rahatsızlığı nedeniyle önemli sıkıntılar çekmeye başlamış bir şahsı cezaevinde mahkum tutacaksın. Bunu hiç dikkate almadan 'mafya' diyeceksin. Nerede diğer mafyalar? Bu konular üzerinde samimi ve dürüst olmak lazım."

 

"Cumhurbaşkanının hasta olan mahkumları serbest bırakma yetkisi var. Çakıcı ile ilgili bir talebiniz olur mu?" sorusu üzerine Bahçeli, Cumhurbaşkanı'ndan bugüne kadar ben herhangi bir talepte bulunmadım. Yetkisini kullanma iradesi kendisindedir.

 

Bu yetkiyi hatırlatmaya da gerek yok. Ama cezaevinde ağır şartlarda bulunan ve uzun yıllar cezaevinde zulüm görmüş veya çile çekmiş bir kişiyi dikkate alacak bir insani yaklaşımın da olması lazım. Biz kimseye 'şunu şöyle yapın' demeyiz. Cumhurbaşkanı'nın yetkisi var. Yetki bende olsa şimdiye kullanmıştım. Bunu da söylüyorum." dedi.

 

Bahçeli, tespih hediye ettiğinin belirtilmesi üzerine güldü ve "Tespih cezaevinde iyi çekilir." ifadesini kullandı.

 

"Daha önce tanışıyor muydunuz?" sorusuna Bahçeli, "Benim ülküdaşım o." karşılığını verdi.

 

Geri dönüşü olmayan bir yoldur burası


Erdoğan birinci turda seçilir.' dediniz. Cumhur İttifakı'nın salt çoğunluğu bulamayacağı yönünde iddialar gündeme getiriliyor." ifadesi üzerine Bahçeli, "O arkadaşlar siyasi hayatın en derinliklerinden gelen televizyonlarda konuşma hakkından başka konuşma hakkı olmayan insanlar. Benim gibi düşünüyorlar mı acaba onlar?" diye konuştu. 

 

"Cumhur İttifakı nasıl bir çoğunluğa ulaşır?" sorusuna Bahçeli, şu yanıtı verdi:

 

"Bugüne kadar ben rakam söylemedim. Az önce Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın seçileceğini söyledim ama başkaları gibi 52, 55, 60 falan demedim. Birinci turda alır ve alması da gerekir. Çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi önemli bir sistem olarak kamuoyuna mal edilmiş, anayasal zemine oturtulmuş, halk oylaması ile halkın desteğini almış ve şimdi de uygulama aşamasına gelmiştir.

 

Bu sistemi geri vitese takmak doğru değildir. Yani bizim Adana tabiriyle 'anaryaya takmak' doğru değil. 'Derhal parlamenter sisteme geçeriz.' diye düşünürseniz bunun olacak tarafı yok. Arabası olan arkadaşlarımız nereye gideceklerse anaryaya, yani geri vitese taksınlar, yan oturup arkaya baka baka gitsinler. Zannetmem ki 8 kilometrenin 2'sini tamamlayabilirler. Tamamlayamazlar. Geri dönüşü olmayan bir yoldur burası. Bu işin bizim Adana tabiriyle anaryası yok."

 

"Hayır, daha var"


Bahçeli, 5 bin hakim ve savcının FETÖ üyesi olduğu için ayıklandığına dikkati çekerek, şunları söyledi:

 

"Peki bu 5 bin hakim ve savcının görevdeyken haksız yere yargıladığı ve cezalandırdığı insanlar nerede? Onları kim koruyacak, onlara kim sahip çıkacak? 5 bini görevden aldın da kime bu adamlar ceza vermişse, onların hepsinin mahkemesinin yeniden görülmesi lazım. Yazık, günah bu insanlara. En son Eskişehir de yakaladılar. Bunların hepsinin hesabının sorulması lazım. FETÖ'den 5 bin tane ayıkladığınız insandan hesabı soruyorsunuz, peki bunların hakim ve savcı iken FETÖ'nün amaçları doğrultusunda yapmış olduğu hizmetlerde mağdur olan insanlara kim sahip çıkacak? Benim kanaatim bu insanların hepsinin mahkemesinin yeniden görülmesidir.

 

Zekeriya Öz'ü, bir başkası, bunlar kime bir ceza vermişse onların hepsinin mahkemesinin gözden geçirilmesi lazım. 5 bin insan 50 bin davaya bakmışsa, elli bin insana ceza vermişse, aileleriyle birlikte al sana 250 bin mağdur."

 

"Siyaset ayağının temizlendiğine inanıyor musunuz?" soruna Bahçeli, "Hayır, daha var. Adamı dışarı bırakıyorsun, 'mağduriyet' diyorsun. Siyasi ayak kolay kolay temizlenmiyor." yanıtını verdi.

 

Velespite heveslenmesin


Cumhurbaşkanı adaylarından Muharrem İnce'nin bisiklete bindiğinin ve bağış yaptığının belirtilerek, "Nasıl buluyorsunuz?" sorusuna karşılık Bahçeli, şunları kaydetti:

 

"Yanlış anlamayın ama Cem Yılmaz ile yarışılmaz. Sanatının erbabı Cem Yılmaz'dır. Böyle para gönder, velespite bin…Velespit pedal gücü ile çalışır. Öbürü aya gidiyor. Ne yapacağız? Muharrem İnce Bey toplumsal desteği sağlamak açısından değişik kavramlarla, birtakım yanlış yorumlanacak şeylerden uzak kalmalı. Çünkü talip olduğu görev devleti yönetme görevidir, Cumhurbaşkanlığı görevidir. Yani velespit ile gezecekmiş. Kime hevesleniyorsun? Danimarka da biri yapmış. Bizde de çok velespit var, panayırlara gittin mi önünde bin tane duruyor. Elli kuruş veriyorsun, iki tur attırıyorlar. Velespit ile bir tur atmasın. Şaka yapıyorum çok değerli bir siyasetçidir ama velespite heveslenmesin.

 

AA

Doğu ve Güneydoğu halkının yüzü Vali ve Kaymakam'larla güldü
Okunma Sayısı : 41   
23.5.2018 00:28:15


Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da imkanlarını bölücü terör örgütü PKK'ya aktardığı tespit edilen bazı belediyelere Vali ve Kaymakamların (kayyum) görevlendirilmesinin ardından bölge insanı, ihtiyaç duyduğu hizmete kavuştu.

 

Bakanlığı müfettişlerinin hazırladığı raporlar doğrultusunda Doğu ve Güneydoğu illerindeki bazı belediye başkanlarının imkanlarını terör örgütü PKK üyelerine sunduklarının tespit edilerek görevden alınması üzerine yerlerine atanan Belediye Başkanvekilleri (Vali/Kaymakam) görevlerinde 20'nci ayına girdi.

 

Belediye başkanvekillerinin göreve getirilmelerinin ardından önceki döneme ait olumsuz izlerin silinmesi için bir taraftan ihtiyaç duyulan yatırımlar yapılırken, diğer yandan belediyelerin kamu ve piyasaya olan borçlarının ödenmesi de ihmal edilmedi.

 

Bu kapsamda söz konusu belediyelerin kamuya 1 milyar 612 milyon 805 bin 698 lira 73 kuruş, piyasaya 620 milyon 115 bin 703 lira 31 kuruş borcu olduğu belirlendi. Yapılan çalışmalar sonucunda belediyelerin kamu ve piyasaya olan 2 milyar 232 milyon 921 bin 402 lira borcundan bir milyar 459 milyon 454 bin 681 lirası kayyumların atanmasından ardından ödendi.

 

İnfografik AA

 

Yatırımlar vatandaşa nefes aldırdı


Bölgenin yeniden refaha ulaşması ve belediye hizmetlerinin vatandaşlara ulaştırılması amacıyla kayyumların öncülüğünde çalışan belediyeler tarafından teröristlerce tahrip edilen yol, okul, cami, oyun parkı, kurum ve kuruluşlara ait binalar yenilenirken bunların yenileri de inşa edildi.

 

Bu kapsamda, 6 bin 121 kilometre sıcak asfalt, 4 bin 493 kilometre sathi kaplama, 49 bin 76 kilometre stabilize, 63 bin 816 kilometre beton yol, 9 milyon 205 bin 879 metrekare parke yapıldı.

 

İhtiyaç duyulan içme suyunu bölge insanına ulaştırmak amacıyla yapılan çalışmalar sonucunda 37 bin 946 kilometre içme suyu şebeke hattı, 5 bin 704 kilometre içme suyu ishale hattı, 5 bin 955 adet içme suyu kuyusu, 4 bin 693 içme suyu deposu, 26 içme suyu arıtma tesisi kuruldu.

 

Vatandaşların sağlıklı bir hayata kavuşturulmaları için 5 bin 535 kilometre kanalizasyon hattı, 129 kilometre yağmur suyu ishale hattı, 45 atık su arıtma tesisi açıldı, 29 kilometre uzunluğunda dere ıslahı gerçekleştirildi.

 

Yeni binalar yapılırken eskiler de onarıldı


Belediyeler tarafından 549 yeni taziye evi açılırken, bin 198 taziye evinin de bakım ve onarımı yapıldı.

 

Yeni yapılan 46 gençlik merkezinde 917 farklı dalda kurs açılırken, bu merkezlerden 532 bin 961 vatandaş faydalandı.

 

Bölgeye yapılan yatırımlar kapsamında yeni kurulan 117 kadın/kültür merkezinde açılan 956 kursa 107 bin 898 kişi katıldı.

 

Vatandaşların kullanımına sunulmak üzere bin 914 park, bin 323 spor tesisi açıldı, bin 575 konser, tiyatro ve şenlik gibi etkinlik düzenlendi.

 

Kayyumların atanmasının ardından 47 otopark ile 36 otogarın yapımı tamamlanarak vatandaşların kullanımına sunuldu.

 

Belediyeler tarafından 26 hal, 38 mezbaha, 24 hayvan pazarı, 128 pazar yeri ve 114 gölet açıldı.

 

Terörün izlerinin silinmesi ve yeşil alanların artırılması amacıyla 2 milyon 278 bin 77 ağaç/fidan dikildi.

 

Teröristler tarafından tahrip edilen bin 122 kamu binası onarıldı.

 

Muhtaç kişilere yardımlar ulaştırıldı


Terör mağduru bölge insanının normal hayatına dönebilmesi için yürütülen çalışmalar kapsamında 114 bin 732 aileye gıda yardımı, 133 bin 748 kişiye giysi yardımı ve 388 bin 427 kişiye de kitap/kırtasiye yardımı yapıldı.

 

Belediyeler tarafından sağlanan hizmetler 28 bin 279 yaşlı ve bakıma muhtaç vatandaşın ayağına kadar götürüldü. Vatandaşların mutlu ve üzgün anlarında yanlarında olan belediyeler, bebek doğumlarında, evlilik ve cenaze törenlerinde 630 bin 690 paket hediye verdi.

 

Tamamlanan ve devam eden bin 908 proje için 3 milyar 452 milyon 994 bin 451 lira 58 kuruş yatırım yapıldı.

 

AJANSLAR

 

Bakan Fakıbaba: Genç çiftçilere 503 milyon lira hibe
Okunma Sayısı : 55   
22.5.2018 20:54:47

 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, yazılı açıklamasında, genç çiftçi projelerine 30'ar bin lira hibe verilmesini öngören Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programına bu yıl da devam edildiğini belirtti.

 

Genç çiftçi proje başvurularının, illerde vali veya vali yardımcısı başkanlığında kurulan "İl Proje Değerlendirme Komisyonları" tarafından sonuçlandırıldığını ifade eden Fakıbaba, yarından başlamak üzere 23-29 Mayıs 2018 tarihlerinde asil listelerin ilan edileceğini bildirdi.

 

Fakıbaba, "Bu kapsamda Genç Çiftçi Projesi 2018 uygulama yılında yaklaşık 16 bin 733 genç çiftçimize hibe desteği vereceğiz. Proje uygulamaya hak kazanan genç çiftçiler, 30 Mayıs-5 Haziran 2018 tarihlerinde sözleşmelerini imzalayacak. İş yapımı için ise 6 Haziran 2018'den itibaren mahallinde uygulamaya başlanacak. Projeler, uygulamanın her aşamasında Bakanlığımızın ilgili birimleri tarafından takip ve kontrol edilecek." değerlendirmesinde bulundu.

 

Projelerin yüzde 75'i hayvancılık alanında


Fakıbaba, 2018 yılı programı kapsamında genç çiftçilere, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık, arı ve arı ürünleri, serbest sistem yumurta tavuğu, ipek böceği, örtü altı sebze ve süs bitkisi, tıbbi ve aromatik bitki, coğrafi işaretli ürün yetiştiricilikleri ile meyve, bağ ve diğer üzümsü bitkilerden bahçe tesisi ve mantar (beyaz şapkalı/istiridye mantarı) üretimi konularında hibe desteği vereceklerini vurguladı.

 

Bu yıl, "çok yıllık yem bitkisi üretimi" ile "arı sütü ve ana arı yetiştiriciliği"nin de projeler içinde yer alacağına değinen Fakıbaba, "Toplam projelerin yüzde 75'ine tekabül eden 12 bin 605 proje, hayvancılık projelerinden oluşuyor.

 

Büyükbaş (sığır ve manda) ve küçükbaş (koyun ve keçi) yetiştiriciliği için verilecek hayvanlar, geçen yıllarda olduğu gibi genç çiftçilere yine TİGEM tarafından temin ve teslim edilecek.

 

Genç çiftçilerin bazı projelerde temin sorunu yaşamaması için çalışmalarımızı, TİGEM’in yanı sıra Koza Tarım Satış Kooperatifleri Birliği ve Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği ile koordineli bir şekilde yürüteceğiz." ifadelerine yer verdi.

 

Fakıbaba, 2016 ve 2017 yıllarında yaklaşık 31 bin genç çiftçiye, proje karşılığı 933 milyon liralık hibe verdiklerini anımsatarak, "Bu yıl da 16 bin 733 genç çiftçimize 503 milyon lira hibe vereceğiz. Bu hibeler, kırsal kalkınma kapsamındaki desteklerimizin sadece bir parçası.

 

Bu destekteki amacımız, hem tarımsal nüfusu gençleştirmek hem de kırsal kalkınmanın gençlerle beraber daha dinamik ve kalıcı bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak. Çünkü ülkemizin kalkınmasının, kırsalı kalkındırmadan geçtiğine inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

 

AA

Bebeğini beşikte bırakıp cepheye koştu
Okunma Sayısı : 35   
22.5.2018 15:31:49


Osmanlı tarihinin Osmanlı-Rus savaşında "Bu bebeği bana Allah verdi, ona Allah bakar" diyerek bebeğini beşikte bırakıp cepheye koşan Nene Hatun'un bu cesareti ve fedakarlığı, Türk kadınının kahramanlığını gözler önüne seriyor. 


 
Osmanlı tarihinin "93 Harbi" olarak adlandırılan en önemli savaşlarından 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sırasında beşikte bebeğini bırakarak cepheye koşan kahraman Türk kadını Nene Hatun, vefatının 63. yılında saygı ve minnetle anılıyor.


Erzurum'un kuzeydoğusundaki kent merkezine 25 kilometre mesafede yer alan Çeperli köyünde doğan Nene Hatun, 16 yaşındayken Erzurumlu Mehmed Efendi ile evlenerek Erzurum Taşmescit Mahallesi'ne gelin gitti.


Bebeğini beşikte bırakıp cepheye koştu


Kahraman Türk kadını Nene Hatun, Osmanlı tarihinin "93 Harbi" olarak adlandırılan en önemli savaşlarından 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşına 22 yaşında gencecik bir kadın olmasına rağmen "Bu bebeği bana Allah verdi, ona Allah bakar" diyerek bebeğini beşikte bırakıp Erzurum halkıyla cepheye koştu.


Genç yaşta gösterdiği büyük kahramanlıkla gönüllerde taht kuran, Türk kadınının kahramanlığının simgesi olan Nene Hatun'un bugün de dillerden düşmeyen bu cesareti nesilden nesle aktarılıyor.

 

NATO Orduları Başkomutanı Amerikalı General Matthew Ridgway'in Erzurum'da Nene Hatun'u cesaretinden dolayı ziyaret ederek elini öpmesi, kahraman Türk kadınının vatanı için tüm fedakarlığı yapabileceğini gösteren Nene Hatun isminin çok daha fazla tanınıp bilinmesini sağladı.

 

Cumhuriyet döneminde "Kırkgöz" soyadını alan Nene Hatun'un dördü erkek, ikisi kız altı çocuğu dünyaya geldi.


İlk çocuğu Nazım'ı ve sonradan doğan iki oğlunu 1. Dünya Savaşı'nda şehit veren Nene Hatun, yakalandığı soğuk algınlığı ve zatürre nedeniyle kaldırıldığı Numune Hastanesinde 22 Mayıs 1955'te vefat etti.


"Yılın annesi" seçildi


Hayatının son günlerinde 8 Mayıs 1955'te "yılın annesi" seçilen kahraman Türk kadını Nene Hatun, vefatının 63. yılında saygı ve minnetle anılıyor.
Türk halkının kahramanlığını anlatarak övündüğü ve cesareti her nesle ulaşan Nene Hatun'un mezarı, Erzurum'da kahramanca mücadele ettiği Aziziye Tabyaları'nda bulunuyor.
Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Küçükuğurlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Osmanlı tarihinin en önemli savaşlarından "93 Harbi"nin Osmanlı açısından büyük mağlubiyetle sonuçlandığını hatırlattı.


Bu savaştaki en önemli başarının Erzurum'daki Aziziye zaferi olduğunu ifade eden Küçükuğurlu, "Bu zafer, asker ile halkın birlikte kazandıkları önemli zaferdir. Diğer taraftan bu zafer bir bakıma kadın ve çocukların zaferidir. Nitekim zaferden sonra Erzurumlulara bizzat teşekkür eden dönemin padişahı Sultan 2. Abdülhamit, 12 Kasım 1877 tarihinde 'Haysiyetli ve Onurlu Erzurum Ahalisine Telgraf' başlığıyla bir telgraf göndererek halkın onurlu duruşunu takdir etti." diye konuştu.


Türkler kahraman olarak yaratılmışlardır


Küçükuğurlu, Ridgway'in Nene Hatun'u ziyaretinden sonra "Birçok millet kahramanlarını sadece kahramanlık sanatı olan ordularının içinde arar ve ancak böylelikle bulur. Türklerde ise hakiki kahramanlar akla gelmeyen mütevazı köşelerin iddiasız sakinleridir çünkü onlar kahramanlık iddiasında da değillerdir. Buna ihtiyaçları da yoktur çünkü kahraman olarak yaratılmışlardır.

 

Nene Hatun'un elini bu hisle öpüyor ve onu tanımış olmaktan iftihar ediyorum." ifadelerini kullandığının kayıtlara geçtiğini belirtti.
Osmanlı tarihinin en önemli savaşlarından 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı, Osmanlı açısından büyük bir mağlubiyetle sonuçlanmıştı.

 

Söz konusu dönemde Rus ordusunun baskınla aldığı kent merkezi yakınındaki Aziziye Tabyaları, Erzurum halkının da yardımıyla yapılan karşı baskınla Ruslardan geri alınmıştı.

 

 

AA

İstanbul Milli Eğitim Müdürü hakkında soruşturma başlatıldı
Okunma Sayısı : 51   
21.5.2018 14:06:53

 

İstanbul Valiliği izinsiz çakarlı araç kullanan ve bu yüzden polis memuru N.Ç. ile tartışan İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci’nin soruşturulmasına izin verdi.

 

Süper Vali böyle olur. İstanbul'lu Vali Vasip Şahin'i seviyor....

 

Başpolis N.Ç. Valiliğin koruma kararı olmadan, kiralık aracına çakar lambası takan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Faruk Yelkenci’ye, çıkarılan yönetmelik gereği ceza kesmişti.

 

Odatv’nin gündeme getirdiği olayda 108 TL’lik cezanın kesilmesinin ardından Müdür Yelkenci'nin, polis müdürlerini arayarak “Benim kim olduğumu biliyor musunuz” dediği öne sürülmüştü.

 

Ve tüm bunların ardından, kanun gereği İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci’ye para cezası kesen Başpolis N.Ç. açığa alınmıştı. Odatv'nin haberi sonrasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü konuyla ilgili açıklama yapmıştı.

 

Sözcü’den Can Özçelik’in haberine göre, İstanbul Valiliği izinsiz çakarlı araç kullanan ve bu yüzden polis memuru N.Ç. ile tartışan İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci’nin soruşturulmasına izin verdi.

 

Yelkenci hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu tarafından “Görevi kötüye kullanmak” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Yelkenci’nin, soruşturma kapsamında ifadesi alınacak.

Olaydan sonra açığa alınan polis memuru N.Ç görevine iade edilmişti.

 

28 Şubat'ta Avrasya Tüneli Avrupa girişi Yenikapı uygulama noktasında emniyet şeridiniden hızlı bir şekilde giden araç polis memuru N.Ç tarafından durduruldu. Ardından yaşanan tartışmadan sonra polis memuru araç içindeki şahıslar ve İl Emniyet Müdür Yardımcısı hakkında “Görevi kötüye kullanma” iddiasıyla suç duyurusu yaptı.

 

Polis memuru N.Ç dilekçesinde kendisini İl Milli Eğitim Müdürü olarak tanıtan kişinin kimlik vermek istemeyerek, “Sen milli eğitim müdürünün görevini biliyor musun? Seninle görüşürüz” dediğini iddia etti.

 

YAŞADIKLARINI ANLATTI

 

Polis memurunun iddiasına göre olay şöyle yaşandı: “Araç ve şahıslar olay yerindeyken asayiş şube müdürlüğüyle yaptığım telefon konuşmasında ilgili şahıslar hakkında herhangi bir işlem yapmamam istendi. Ben de ‘Kanun ve yönetmelikler ne emrediyorsa onu yapacağım dedim.

 

İL EMNİYET MÜDÜR YARDIMCISINDAN DA ŞİKAYETÇİ

 

Daha sonra uygulama noktasına İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı M.Ç. ve Fatih İlçe Emniyet Müdür Yardımcısı B.B. gelerek bana ‘Sen kimsin bu araca işlem yapıyorsun? Hadi git burdan’ diyerek beni görev yerimden kovarak görevimi yapmamı engelledi. Ben de kendisine ‘Emri yazılı verin uygulayayım’ dedim.

 

ARAÇ KONTROL YAPILMADAN BIRAKILDI

 

Araç kontrol yapılmadan bırakıldı, araç olay yerinden ayrılıp Avrasya Tüneli’ne girdi. Bunun üzerine olayla ilgili tutanak tuttum. Polise karşı gelerek kimlik vermeyen, aracını aratmayan, beni görevim başında tehdit eden araçtaki iki şahıstan ve bu iki şahıs hakkında işlem yaptırmayan, İstanbul İl Emniyet Müdür Yardımcısı M.Ç. hakkında kolluk kuvvetinin görevini engeleme, görevli olduğum noktadan yazılı emir olmadan beni kovması, diğer polis memurları karşısında küçük düşürülmemden dolayı davacı ve şikâyetçiyim.” 

 

ChangeOrg'ta açılan imza kampanyasında vatandaşlardan polis memuruna büyük destek gelmiş 45 bin den fazla imzayla vatandaş kampanyaya destek vermişti.

 

 

AJANSLAR

Beyoğlu'nda Sokollu Mehmet Paşa Çeşmesi ağlıyor
Okunma Sayısı : 58   
21.5.2018 12:02:11

 

İstanbul’un Beyoğlu ilçesi Yanıkkapı Sokağı’nda bulunan Sokollu Mehmet Paşa Çeşmesi’nin kitabesi çalındı ve tarihi eser virane duruma getirildi. 

 

Milli Gazete'de yer alan habere göre, ayrıca 976/1568-69 tarihli çeşmenin üzerine kaçak bir kat çıkıldığı, haznesinin de işyeri olarak Vakıflar tarafından kiraya verildiği ortaya çıktı.

 

Mimar Sinan’ın eseri olan çeşmenin çöp torbaları arasında görünmez hale gelmesi de tartışma yarattı.

 

Beyoğlu Belediyesi maalesef ilçedeki tarihi yapılala ilgilenmiyor, her ke kadar vakıfların sorumluluğunda olsada tarihi yapıların durumunu tek tek tespit edip ilgili kurumlarla tarihi yapı/çeşmelerin restorasyonu için kordineli bir çalışma yapabilirdi.

 

Vakıfların restrasyonunu yaptırdığı bir çok tarihi yapıların açılışında boy göstererek sosyal medyada kendi onarımı yaptırmış gibi gösteren belediye başkanı bu çeşme benim sorumluluğumda değildir diyemez.

 

Tarihi çeşmenin üstüne kaçak kat yapılırken Beyoğlu Belediyesi ne iş yapıyordu? Yıllardır bunlar neden görülmüyor? 

 

Beyoğlu'nda caddeler sokaklar da çöpten geçilmiyor, nereden geçseniz  çöp torpalarını görüyorsunuz, sanal hayali işlerle yapılan tanıtımlar, medyada boy gösterme çabaları, hayali projelerle kendini parlatma çabaları cadde ve sokaklardaki çöplerin toplanmasını sağlamıyor. 

 

Beyoğlu belediyesinin logosu olan ve Galata Kulesi meydanında bulanan Bereketzade Camii çeşmesinde de durum farklı değildi, yıllarca sahipsiz kalmış vatandaşların çabaları sonucu onarılmıştı.

 

Tarihe, ecdada  saygısı olmayanlar vatandaştan saygı beklemesin. Kendi ilçesinden habersiz bir yönetimle devam etmek çok mümkün gözükmüyor, ilçede bulunan tüm tarihi yapıların haritası çıkarılır ve restorasyonu yapılabilirdi tabi böyle bir istek göremiyoruz. 

 

Tarihi yapı/çeşmelerimizin onarılması için tek mücadele eden vatandaş ve gazeteciler oldu.

 

Bu sorunları takip etmesi gerekenler aldıkları maaşları ne kadar hak ediyorlar tartışılır.  

 

Ecdadın kemiklerini sızlatanlara söylenecek tek söz kalıyor, bırakın gidin....

 

 

 

 

Ambulans Helikopterle on yılda 28 bin 608 hastaya ulaşıldı
Okunma Sayısı : 70   
21.5.2018 00:29:15

 

Sağlık Bakanlığından edinilen bilgiye göre, sağlık sunumunda daha kısa sürede daha nitelikli hizmet verebilmek amacıyla ambulans hizmetlerinde de son teknoloji Türkiye'ye getirildi.

 

 

Bu kapsamda 28 Ekim 2008 tarihinde iki ambulans helikopterle yeni bir hizmet başlatan Sağlık Bakanlığı, bu sayıyı bir yıl içerisinde 7'ye çıkardı. Ambulans helikopterler, Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Diyarbakır, Kayseri ve Erzurum'da hizmet vermeye başladı. Bakanlık, 2009 yılında 10 adet ambulans helikopter daha alarak bu sayıyı 17'ye çıkardı.

 

Türkiye'nin coğrafi yapısı ve ulaşım şartları ile nüfus yoğunluğu, meteorolojik şartlar ve stratejik bölgeler göz önüne alınarak ambulans helikopterler için konuşlanma yerleri tespit edildi.

 

 17 ambulans helikopter hizmette


Türkiye genelinde şu anda ikisi Ankara'da olmak üzere İstanbul, Çanakkale, Bursa, İzmir, Antalya, Afyon, Adana, Kayseri, Konya, Diyarbakır, Van, Erzurum, Trabzon, Malatya ve Samsun'da 17 ambulans helikopter hizmet veriyor.

 

Ambulans helikopterlerle, 28 Ekim 2008-15 Mayıs 2018 tarihi itibariyle 54 bin 827 saat 57 dakikalık uçuşla 28 bin 608 hasta ve yaralı ile 200 organ ve organ nakli ekibi taşıdı.

 

Gökçeada ve Bozcaada'da hasta naklinde meteorolojik koşullar nedeniyle yaşanan sorunlar, hava ambulans hizmetine başlanmasıyla sona erdirildi. Hizmetin başladığı 2008 yılından bu yana Çanakkale'deki ambulans helikopterlerle Gökçeada'dan 631, Bozcaada'dan 147 hasta taşındı.

 

Ambulans helikopterlerde 4 görevli bulunuyor


Hava ambulans helikopterlerde bir doktor, bir yardımcı sağlık personeli, Sivil Havacılık mevzuatına uygun biri sorumlu, biri de yardımcı olmak üzere 2 pilottan oluşan 4 görevli bulunuyor.

 

Bakanlıkça belirlenmiş illerde konuşlanan hava ambulans helikopterleri, bölge içinde 112 Komuta Kontrol Merkezi, bölge dışında ise Bakanlık Hava Operasyon Merkezi tarafından sevk ve idare ediliyor.

 

 

AA

İstanbul ''Akıllı Yüzer İskelesine'' Kavuşuyor
Okunma Sayısı : 132   
20.5.2018 18:23:26

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Karaköy'ün yeni akıllı yüzer iskelesini yakında hizmete sunacak.

 

Belediyeden alınan bilgilere göre, şiddetli lodos nedeniyle 2008 yılında sulara gömülen Karaköy İskelesinin yerine yenisi yapıldı. Tuzla'daki bir tersanede inşa edilen 2 bin 236 metrekarelik akıllı yüzer iskele, iç donanımının yapılması için Haliç Tersanesi'ne getirdi. İskelenin ince imalatları Haliç tersanesinde tamamlandı.

 

 

Kadıköy ve Üsküdar seferlerinin yapıldığı ancak lodos sebebiyle batması üzerine yerine geçici yüzen dubaların konulduğu Karaköy İskelesi'nin yerine yapılan yeni akıllı yüzer iskele yakında hizmete alınacak.

 

İskele, çok amaçlı salonu ve sosyal donatı alanları ve engelli erişimiyle Karaköy üzerinden deniz ulaşımının daha rahat kullanılmasını sağlayacak.

 


İskelede, Tarihi Yarımadayı ve Boğaz'ı görebileceği kitap kafe, 151 metrekare kapalı alan ve 90 metrekare üstü kapalı terası ile yolculara hizmet verilecek.

 

Teknik özellikleri


Çelik konstrüksiyon olarak inşa edilen yeni yüzer iskele de gemi sacı ve gemi üretiminde kullanılan profiller kullanıldı. İskele de 22 adet balast tankı, pis su ve tatlı su tankları mevcut.

 

 

Deniz üzerinde yüzer olarak tasarlanan iskele, 81 metre boyunda, 27,6 metre eninde 3,5 metre yükseklikte. Ana güverteden çatıya olan yüksekliği 7,5 metre olan iskele, yaklaşık 2 bin ton ağırlığında ve toplamda 2 bin 236 metrekarelik bir alanı kapsıyor.

 

İskelede, sancak ve deniz tarafından aynı anda 3 vapur yanaşabilecek. İskelenin elektrik sistemi, 2 adet güçlü jeneratör sistemi ile beslenecek.

 

Eski iskelenin formu kullanılarak, denize doğru düşey olarak tasarlanan iskele, şehrin denizden siluetine yapacağı etkiyi minimum seviyede tutuyor.

 

 

Ağrı Doğubayazıt'tan acı haber Şehitlerimiz var
Okunma Sayısı : 61   
20.5.2018 17:51:53

 

Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde bölücü terör örgütü tarafından döşenen el yapımı patlayıcının askeri aracın geçişi sırasında infilak ettiği bildirildi.

 

Saldırıda bir askerin şehit olduğu, bir askerin ağır yaralandığı belirtilen açıklamada, "Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu saldırıda hayatını kaybeden aziz şehidimize Allah’tan rahmet, şehidimizin değerli ailesine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile Yüce Türk milletine başsağlığı ve sabır; yaralanan kahraman silah arkadaşımıza acil şifalar dileriz.

 

Türk Silahlı Kuvvetleri asil Türk milletinden almış olduğu güç ile tüm terör örgütleriyle mücadelesine en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar azim ve kararlılıkla devam edecektir." ifadeleri yer aldı.

 

Şehit  sayısı ikiye yükseldi


Ağrı Valiliğinden yapılan açıklamaya göre Doğubayazıt ilçesi İran hudut bölgesindeki piyade sınır karakoluna ikmal için giden askeri aracın geçişi sırasında bölücü terör örgütü mensuplarınca yola önceden döşenen el yapımı patlayıcı infilak etti.

 

Patlamada, askeri araçtaki bir asteğmen olay yerinde, yaralanan bir erde kaldırıldığı hastanede şehit oldu.

 

Bölgede hava destekli geniş çaplı operasyon başlatıldı.

 

 

AA

Muharrem İnce seçim manifestosunu açıkladı
Okunma Sayısı : 54   
20.5.2018 01:56:25


CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Samsun'daki bir otelde düzenlediği basın toplantısında, Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da kurtuluş mücadelesini başlatmak üzere kente geldiğini anımsatarak, bu nedenle "gelecek manifestosu" olarak adlandırdığı vaatlerini burada açıklamak istediğini bildirdi.

 

Türkiye Cumhuriyeti'nin uygarlık rotasından çıkarıldığını iddia eden İnce, Türkiye'nin artık demokrasiden, hukuk devletinden, insan haklarından, özgürlüklerden söz edilemeyen bir ülke olduğunu kaydetti.

 

 

Uygulanan siyaset ve yönetim biçimiyle ülkede ve zihinlerde derin tahribatlar yapıldığını savunan İnce, ekonomi ve işsizliğin can yaktığını, tarımsal üretimin dışa bağımlı olduğunu ileri sürdü.

 

Yüzyıllardır beraber barış ve huzur içinde yaşayan insanların inanç, mezhep, etnik köken, yaşam biçimi ekseninde kutuplaştırılarak birbirine tahammül edemez hale getirildiğini belirten Muharrem İnce, "Yüz yıllık barışçı ekseninden koparılan dış politika, milli menfaatlerimizi tehlikeye atacak hayaller ve yalanlarla idare edilmeye çalışılıyor.

 

Türkiye herkesle kavga eden bir devlet haline getirilmiş ve yalnızlaştırılmıştır. Tek partinin, daha doğrusu tek bir adamın kaderiyle özdeş hale getirilmiş bir ülkenin ne kadar kolay yönlendirileceğini bilen uluslararası güçler, adeta keyifle ellerini ovuşturuyor." diye konuştu.

 

Adalet sadece mülkün değil, başta hukuk olmak üzere toplumsal düzeni sağlayan bütün unsurların temelidir." diyen İnce, adil olmayan hukukun adil olmayan devlet anlamına geldiğini kaydetti.

 

Cumhuriyetin örselenen değerlerini yeniden tesis etmeyi amaçlayan onarım politikalarının beş ana sütuna dayalı olacağını anlatan İnce, şöyle devam etti:

 

Hukukun üstünlüğü ilkesine dayalı hukuk sütunu, temel hak ve özgürlükler. Toplumsal barış, çoğulculuk, katılımcılık ve özgür basın anlayışına dayalı demokrasi sütunu. Üretime ve adil paylaşım anlayışına dayalı ekonomi sütunu. Barış ve güvenlik odaklı politikalara dayalı dış politika sütunu.

 

Ülkemizi muasır medeniyetin üzerine çıkarma hedefine dayalı eğitim sütunu. Bu sütunlar üstünde yükselen onarım projemizin çatısını kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter rejim oluşturacaktır.

 

Yargının bağımsızlığını yeniden tesis edeceğiz


İnce, bu hedeflere ulaşmak için uygulayacakları politikaları, şu ana başlıklarda sıraladı:

 

Hukuk devleti kavramını Türkiye için ütopya olmaktan çıkaracak asgari standart haline getireceğiz. Hukukun üstünlüğünü egemen kılmak için yargının bağımsızlığını yeniden tesis edeceğiz. Yeni ve çağdaş bir anayasa yapılarak kuvvetler ayrılığına dayalı güçlü bir parlamenter rejim oluşturulacaktır. Temel hak ve özgürlükler, kanun önünde eşitlik, çoğulculuk ve özgür basın anlayışı esastır.

 

Kamu yöneticilerinin hukuka, bilime, kamu yararına uygun ve tarafsız biçimde görev yapmaları esas olacaktır. Kamu yöneticilerinin seçiminde ve yükseltilmelerinde liyakat ve ehliyet ana ilkemiz olacak, her tür ayırımcılığa son verilecektir. Zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan ekonomi politikalarına son vereceğiz. Tüketim, israf, borçlanma sarmalına dayalı ve iflaslar doğuran ekonomik model terk edilecektir.

 

Üretime dayalı, gelirin hakça bölüşüldüğü refah ekonomisine geçilecektir. Her ailenin bir evi, her evin bir maaşı olacaktır. Merkez Bankası, para politikasını bağımsız şekilde uygulayacaktır. Kamu bankaları siyasetin etkisinden çıkarılacaktır. Hedefimiz Türkiye ekonomisinin her yıl en az yüzde 7 büyümesidir.

 

Dış politikada barış ve güvenlik ilkelerinden ayrılmayacak politikalar geliştirileceklerini belirten İnce, uluslararası politikada vazgeçilmez ilkelerinin "her zaman yurtta barış, her zaman dünyada barış" olacağını kaydetti.

 

Eğitimi akıl, bilim ve çağdaş standartlara dayalı ve öğrenci odaklı yapılandıracaklarını vurgulayan İnce, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

Üniversitelerden başlayarak temel eğitime yayılan bu sorunlara kısa ve uzun vadeli olmak üzere iki aşamalı çözüm planı uygulanacaktır. Yükseköğrenimde idari reform yapılacak, devlet üniversiteleri özerkleşecektir. Başta ekonomik hakları olmak üzere öğretmenliğin statüsünü güçlendireceğiz.

 

Öğretmenlere 3600 ek gösterge verilecektir. Öğretmenlere, eğitim öğretim yılı açılışında verilen ikramiyeden bağımsız olarak her 24 Kasım'da bir maaş ek ödeme yapılacaktır. Sözleşmeli öğretmenlik kaldırılacak, öğretmenlere çalışma güvencesi sağlanacaktır.

 

Sağlık yatırımlarının yanı sıra kaliteli ve herkesin erişebileceği sağlık sistemini oluşturmak temel önceliğimizdir. Sağlık hakkı bütünüyle piyasa koşullarına bırakılamayacak temel bir haktır. 18 yaşına kadar herkes sahip olduğu nüfus cüzdanından başka hiçbir belgeye ve işleme ihtiyaç duymaksızın bütün sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanacaktır.

 

Herkesle birlikte yürüyeceğiz


Muharrem İnce, çevre, tarım, çalışma hayatı, kadın, kültür ve sanat, spor ve turizm konusunda da hedeflerine değinerek, şu görüşlerini paylaştı:

 

Saygın bir ülke olmanın ve uluslararası toplumda kaybettiğimiz güçlü konuma yeniden ulaşmanın yolunun içeride sağlayacağımız birlik ve bütünlükten geçtiğini her zaman göz önünde bulunduracağız. Bu nedenle kardeşlik, barış, huzur, refah ve sevgi yol gösterici değerlerimiz olacaktır.

 

Siyasette hakka, hukuka ve milletin tümüne saygılı bir üslup yerleştireceğiz. Türkiye'nin geleceği için ortak kaygıları paylaşan, Cumhuriyetin geleceği için ortak bir mücadele vermek isteyen herkesle birlikte yürüyeceğiz. Cumhuriyetimizi çıkardıkları rotasına yeniden oturtacağız.

 

Milletimizin karşısına çocuklarımızın aydınlık geleceğini geri almayı hedeflemiş bir bilinç ve kararlılıkla çıkıyoruz. Cumhurbaşkanlığını kazanacağız, Meclis çoğunluğunu alacağız, anayasal rejimi canlandıracağız, hukukun üstünlüğü ilkesini hakim kılacağız.

 

AA

Son Haberler
MHP Lideri Bahçeli: Geri dönüşü olmayan bir yoldur burası

 

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, dün akşam iftarda gazetecilerle bir araya gelerek gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

 

Dövizde ve para piyasalarındaki dalgalanmalarda dış güçlerin etkisinin bulunup bulunmadığı sorusuna Bahçeli, böyle durumlarda siyasi yönden düşünülmüş kaos ve krizleri kuvvetlendirecek tek unsurun ekonomik kriz, kaos olduğunu belirtti. 

 

Bahçeli, "Yani siyaseti karmakarışık hale getirmişseniz, ekonomiyi çok sağlıklı işler durumunda tuttuğunuz taktirde o zaman siyasi amaçlarda netice alamazsınız. Ekonomik yönden de bir darboğaza ülkeyi sokmak gayreti içerisinde olursunuz." diye konuştu.

 

"2000 yılında birtakım olaylar yavaş yavaş gelişirken bu ülke neden bir ekonomik krize gitti? Bu ekonomik kriz çok süratle nasıl tırmandı? Faizler nasıl birden yükseldi?" diye soran Bahçeli, gecelik faizlerin 4 bin ile 7 bin arasında oynadığını anımsattı.

 

Bahçeli, bunun arkasından siyasi hedeflerin ne şekilde hayata geçirildiğinin de hep beraber görüldüğüne işaret ederek, şöyle devam etti:

 

Bazı yorumcular var. Bir taraftan Türkiye'de yüzde 7 kalkınmayı görüyor ve kabul ediyorlar ama diğer taraftan 'Ekonomi felaketin içerisine girdi' diyorlar. Yüzde 70, yüzde 80'lerde yüksek faizlerle hayatını devam ettiren bir Türkiye ekonomisinin yüzde 13 ile yüzde 7 ile batacağı iddia ediliyor. Bütün bunlarla da bir güvensizlik, istikrarsızlık yaratılmak isteniyor.

 

Bunu 2000-2001'de hep beraber yaşarken ısrarla söylenen bir şey vardı? 'Efendim bunu piyasa satın almaz.' Piyasa dediğin İstanbul'da yüz tane büyük işletme veya holding. Hepsinin Menkul Kıymetler Borsasındaki hisse senedi hareketliliği çok cüzi.

 

Bunu satın alsa ne olur, almasa ne olur? Şimdi yine böyle bir küresel olgu Türkiye'de ekonomik yönden de sıkıntı yaratmayı amaçlamış görünüyor bana göre. Çünkü bütün bunları üst üste koyduğunuz vakit Türkiye'nin madem ki siyasi yönden bir istikrara ihtiyacı var, temel hak ve özgürlüklerin yeniden güçlendirilmesini istiyorsunuz, o zaman ekonomik krizi büyük bir oranda aşabilecek birlikteliği sağlayıp Türkiye'yi bu yönüyle bir çöküntüden kurtarmamız lazım. Bu çok önemlidir.

 

Türkiye'de 'ekonomik kriz sadece iktidarı, iktidara destek verenleri, STK'lerden şunları bunları boğacak, diğerleri yaşayacak', böyle şey olur mu?

 

Çöküntü çöküntüdür.

 

Çöküntünün altında kalan da çok zor durumlara düşer. Yurt dışına jurnallerseniz, birtakım çevreler hala Türkiye üzerinde birtakım oyunlar oynar, bozgunculuk yapmaya çalışır, Türkiye'ye gelecek olan birtakım sermaye hareketlerini durdurup geciktirmek gibi oyunlarla bir siyaseti neticelendireceklerini zannediyorlarsa o kimseye yar olmuyor.

 

Bunları yaşadık, biliyoruz


Bahçeli, "Bunlar doğrudan Sayın Erdoğan'ı yok etmek amaçlı mı?" sorusuna "Zaten o bir yerden başlar. Durup dururken Ecevit gibi çok değerli bir siyasi şahsiyeti Türkiye'de ne hale getirdiler 2001'de, bunu anlamak lazım. 136 milletvekili ile temsil edilen Ecevit'i desteklemek, güçlendirmek gerekirken 62, 60 bilmem ne oranında bölüp 3 tane de bağımsız bırakmanın bir manası var mıydı? Nerede bunu yapan insanlar?" karşılığını verdi.

 

Bunların hepsi birlikte düşünüldüğünde sonuç alınabileceğinin altını çizen Bahçeli, "Birbirlerine bir anayasa kitapçığı attıkları için denildi. Anayasayı kim kime ne kadar atarsa atsın kriz yaşanmazdı. İlle 2001'de atılan bir anayasa yüzünden mi yaşandı? Çok da büyük bir anayasa değil, küçük bir anayasa. Atsa ne olur atmasa ne olur? Fırtınalar koptu. Bunları yaşadık biliyoruz." dedi.

 

Bahçeli, bunlara dikkat etmek gerektiğini ifade ederek, "Zaten bir şekliyle mevcut siyasi iktidar ve onun Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a bir husumeti geliştirme noktasında bir çaba var. Bu çabanın değişik unsurları falan da olabilir. Ama netice itibarıyla gele gele şimdi ekonomiye geldiler.

 

Kamuoyu araştırmacılarının yorumlarını dinleyin. 'Ekonomi dibe battı, şöyle oldu böyle oldu.' Ama batarsa hep beraber batarız. Siyaseti hemen ikame ediyorsunuz da 87 parti kurma noktasına kadar geliyorsunuz da ekonomi çöktükten sonra ona ne yapacağız? Dükkanlar yavaş yavaş bazı yerlerde kapanıyor. Bunlar işarettir. Bu işareti fark etmek lazım." değerlendirmesinde bulundu.

 

Bazı kavramları yerli yerine oturtmak lazım


Merkez Bankasının faizleri kontrol altına alıp fiyat istikrarını sağlamakla görevli olduğunu ve ikinci bir görevi bulunmadığını belirten Bahçeli, buna karşın "Merkez Bankası bağımsız mı olacak, olmayacak mı?" konusunun tartışıldığını söyledi.

 

Bahçeli, Merkez Bankası fiyat istikrarını sağlamadığı taktirde diğer tüm unsurların bütün sektörler itibarıyla sallanacağını ifade ederek, "Bunun bağımsızlığı olur mu? Şimdi Türkiye'de fiyat istikrarını sağlamayacaksın, adın bağımsız olacak. Böyle şey olmaz.

 

Merkez Bankası bağımsız bir kurum olarak çalışır, öncelikli tedbirlerini alır ve Türkiye'de fiyat istikrarını sağlayarak enflasyonun tırmanışını önler ve istikrarlı bir yapı ortaya koyarsa, bu onun görevidir. Buna da siyasiler kendi çıkarları için aşırı derecede müdahale ederlerse yazık ederler. Bazı kavramları yerli yerine oturtmak lazım." dedi.

 

"Ekonomide bu süreci gördüğünüz için mi erken seçim çağrısı yaptınız?" sorusuna Bahçeli, "Evet. '26 Ağustos'ta seçimler yapılsın' derken, grup toplantımızda 8 paragraf halinde erken seçime gitmenin şartlarını saymıştık. İşte o şartlardan biri de bu." yanıtını verdi.

 

Bahçeli, "2001 yılı ile benzerlik var mı?" sorusuna da "Senaryo aynı. Aynı senaryo, hedefler farklı. Birisin de Ecevit'ti şimdi Recep Tayyip Erdoğan. Eğer Deniz Baykal, Allah sağlık versin, görevde olsaydı hedef o olurdu." karşılığını verdi.

 

Olayları yan yana getirip analiz yapmak gerektiğini, yaşadıkları nedeniyle de bazı konulara dikkat çektiğini belirten Bahçeli, bir tahlil yapabilmek açısından bunları söylediğini kaydetti.

 

Dikkatli olun, yarın ne olacağı belli olmaz


Bahçeli, "genel af" çağrısına da değinerek, 2000'in Aralık, 2001'in Ocak ayında "F tipi cezaevine gitmeyiz" gerekçesine dayalı bir cezaevi ayaklanması olduğunu, çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini ve yine çok sayıda cezaevinin yandığını, yıkıldığını anımsattı.

 

Bahçeli, bazı konularda bunlardan ders çıkararak erken uyarı yaptıklarını, "Dikkatli olun, yarın ne olacağı belli olmaz" dediklerini vurguladı.

 

"Hayata Dönüş Operasyonu"nu anımsatan Bahçeli, "Çok korkunç rakamlar var. 2001 yılındaki olaylarda operasyon düzenlenen cezaevi sayısı 20. Ölen tutuklu, hükümlü sayısı 30. Az insan hayatını kaybetmedi." dedi.

 

Bir uyarıda bulunmak vatani bir görevdir


Böyle bir ortam içinde nelerin olup bittiğini görmek gerektiğinin altını çizen Bahçeli, "Bu ve buna benzer konular üzerinde düşündüğünüz zaman bir uyarıda bulunmak vatani bir görevdir. Kabul edilir, edilmez. İngiltere'ye giderken Sayın Cumhurbaşkanı 'Bizim gündemimizde yok.' dedi. Olabilir. AK Parti'nin gündeminde böyle bir konu olmayabilir ama ben ayrı bir tüzel kişiliğim. Bir siyasi kimlik taşıyan parti olarak ülkenin sorunlarını dikkate alarak bazı konuları düşünmek ve kamuoyu ile paylaşmak benim görevimdir." değerlendirmesinde bulundu.

 

Bahçeli, 265 bin tutuklu bulunduğunu, bunların 38 bininin terör suçlarından cezaevinde olduğunu, diğerlerinin 5-6 suç unsurunda yoğunlaşmış kitlelerden oluştuğunu aktararak, şunları söyledi:

 

"Biz 'Tedbir alın' diyoruz. Bu insanlar yarın birilerinin tahriki ile birtakım olaylara sebebiyet verirlerse, birçok olay da birbirlerini tamamlayarak zincirleme gelişirse Türkiye ne hale gelir? Türkiye'nin batmasını isteyen insanlar bu yangından, bu felaketten memnun kalır. Türkiye'de istikrar olsun, evlatlarımız paramparça olmasın düşüncesinde olan insanlar da bu tedbirlerin alınmasını ister. Bu tedbirleri almak hangi yönde olacaksa onu yapsınlar ama biz bir konuda dikkat çekiyoruz.

 

Bayrampaşa Cezaevinin fotoğraflarını bulun. Orada yangınlar, kendi kendini yakanlar, hep örgüt diliyle konuşmanın sonucunda olan şeyler. Şimdi de aynı şeyler olsa ne olur? Affedilmesi mümkün olmayanların dışındakiler düşünülebilir mi? Eğer düşünülürse bazı adımlar atmak lazım. Efendim atmazsanız o zaman birileri bir adım attığında Türkiye onunla meşgul olur. Ne yapacaksınız. Bir tedbir alacaksınız. İçeriden gelen bilgiler çerçevesinde söylüyorum, yakınları ziyaret ediyor, diyorlar ki 'Sayın Genel Başkanım sıkışıklıktan üç kişi bir yatakta yatıyor, sekiz saat. İkinci sekiz saatte bir başka üç kişi, üçüncü sekiz saatte bir başka üç kişi.

 

Böyle bir cezaevi hayatında bir tanesi battaniye yaksa, bir tanesi ranzayı kırsa, bir diğeri iki gardiyanı tutsa... Orada bizim elimizdeki telefonlardan daha iyi iletişim var. Cezaevinde telefon kullanıyorlar mı bilmiyorum ama iletişim ağı açısından cezaevlerinde eski güvercinler uçuyormuş gibi. Birden uçar. Bayrampaşa'da, Ankara Ulucanlar'da başlayan bir olay 20 cezaevine birden yayıldı. Bunu incelemek lazım. Biz bunlardan uyararak yola çıkıyoruz. Meclis de kapandı ama başka bir çare bulmak lazım."

 

Af ile ilgili çok yönlü bir tasarı verebiliriz


"Af konusu seçim beyannamesinde de olacak mı?" sorusu üzerine Bahçeli, "Biz parti olarak Mecliste temsil edildiğimiz vakit yapabileceklerimizi açıklıyoruz beyannameden çok. Sanıyorum af ile ilgili olarak da bir tasarı, çok yönlü bir tasarı verebiliriz. Ama Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi hayata geçtiğinde bunu yapacak unsurlar daha farklı olabilir." diye konuştu.

 

Cumhurbaşkanı'ndan bugüne kadar ben herhangi bir talepte bulunmadım


Bir gazetecinin "Alaaddin Çakıcı'yı ziyaret ettiniz. Orada tablo nasıldı?" sorusu üzerine Bahçeli, "Uzun yıllardır cezaevinde bulunan bir arkadaşımız hastalandığı için Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesine alınmış. Duyar duymaz ziyaretine gittim. Değişik cezaevlerinde ağır şartlarda mahkumiyet hayatı olan bir şahsiyet. Hastalığını ciddiye almak ve gerekli tedbirleri geliştirmek lazım. Orada doktor arkadaşlardan aldığım bilgiye göre elden gelen gayret gösteriliyor ama hastalığın ciddi olduğu ifade ediliyor. Dikkate almak lazım." diye konuştu.

 

Bahçeli, "Af konusunda Çakıcı'yı gündeme getirdiniz, sonra ziyaret ettiniz. İşlediği suçlar bakımından hem çok konuşuldu hem eleştiri aldı. Eleştirilere nasıl bakıyorsunuz?" sorusuna, şu yanıtı verdi:

 

"Selahattin Demirtaş kadar suçlu değil canım. Beş tane siyasi parti kuyruk oldu, dışarı çıkarmak için gayret gösteriyorlar. Yani onlar tartışılmıyor da Alaaddin Bey niye tartışılıyor? Biz Alaaddin Bey ile beraber kader kurbanlarını da gündeme getiriyoruz. Alaaddin Bey'in bir yönüyle vatan, millet için verdiği mücadeleler var.

 

Bilen bilir. Devleti yönetenler de bilir, başkaları da bilir. Şimdi devlete ihanet edenleri adaylık için cezaevinden alacaksın, rahatsızlığı nedeniyle önemli sıkıntılar çekmeye başlamış bir şahsı cezaevinde mahkum tutacaksın. Bunu hiç dikkate almadan 'mafya' diyeceksin. Nerede diğer mafyalar? Bu konular üzerinde samimi ve dürüst olmak lazım."

 

"Cumhurbaşkanının hasta olan mahkumları serbest bırakma yetkisi var. Çakıcı ile ilgili bir talebiniz olur mu?" sorusu üzerine Bahçeli, Cumhurbaşkanı'ndan bugüne kadar ben herhangi bir talepte bulunmadım. Yetkisini kullanma iradesi kendisindedir.

 

Bu yetkiyi hatırlatmaya da gerek yok. Ama cezaevinde ağır şartlarda bulunan ve uzun yıllar cezaevinde zulüm görmüş veya çile çekmiş bir kişiyi dikkate alacak bir insani yaklaşımın da olması lazım. Biz kimseye 'şunu şöyle yapın' demeyiz. Cumhurbaşkanı'nın yetkisi var. Yetki bende olsa şimdiye kullanmıştım. Bunu da söylüyorum." dedi.

 

Bahçeli, tespih hediye ettiğinin belirtilmesi üzerine güldü ve "Tespih cezaevinde iyi çekilir." ifadesini kullandı.

 

"Daha önce tanışıyor muydunuz?" sorusuna Bahçeli, "Benim ülküdaşım o." karşılığını verdi.

 

Geri dönüşü olmayan bir yoldur burası


Erdoğan birinci turda seçilir.' dediniz. Cumhur İttifakı'nın salt çoğunluğu bulamayacağı yönünde iddialar gündeme getiriliyor." ifadesi üzerine Bahçeli, "O arkadaşlar siyasi hayatın en derinliklerinden gelen televizyonlarda konuşma hakkından başka konuşma hakkı olmayan insanlar. Benim gibi düşünüyorlar mı acaba onlar?" diye konuştu. 

 

"Cumhur İttifakı nasıl bir çoğunluğa ulaşır?" sorusuna Bahçeli, şu yanıtı verdi:

 

"Bugüne kadar ben rakam söylemedim. Az önce Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın seçileceğini söyledim ama başkaları gibi 52, 55, 60 falan demedim. Birinci turda alır ve alması da gerekir. Çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi önemli bir sistem olarak kamuoyuna mal edilmiş, anayasal zemine oturtulmuş, halk oylaması ile halkın desteğini almış ve şimdi de uygulama aşamasına gelmiştir.

 

Bu sistemi geri vitese takmak doğru değildir. Yani bizim Adana tabiriyle 'anaryaya takmak' doğru değil. 'Derhal parlamenter sisteme geçeriz.' diye düşünürseniz bunun olacak tarafı yok. Arabası olan arkadaşlarımız nereye gideceklerse anaryaya, yani geri vitese taksınlar, yan oturup arkaya baka baka gitsinler. Zannetmem ki 8 kilometrenin 2'sini tamamlayabilirler. Tamamlayamazlar. Geri dönüşü olmayan bir yoldur burası. Bu işin bizim Adana tabiriyle anaryası yok."

 

"Hayır, daha var"


Bahçeli, 5 bin hakim ve savcının FETÖ üyesi olduğu için ayıklandığına dikkati çekerek, şunları söyledi:

 

"Peki bu 5 bin hakim ve savcının görevdeyken haksız yere yargıladığı ve cezalandırdığı insanlar nerede? Onları kim koruyacak, onlara kim sahip çıkacak? 5 bini görevden aldın da kime bu adamlar ceza vermişse, onların hepsinin mahkemesinin yeniden görülmesi lazım. Yazık, günah bu insanlara. En son Eskişehir de yakaladılar. Bunların hepsinin hesabının sorulması lazım. FETÖ'den 5 bin tane ayıkladığınız insandan hesabı soruyorsunuz, peki bunların hakim ve savcı iken FETÖ'nün amaçları doğrultusunda yapmış olduğu hizmetlerde mağdur olan insanlara kim sahip çıkacak? Benim kanaatim bu insanların hepsinin mahkemesinin yeniden görülmesidir.

 

Zekeriya Öz'ü, bir başkası, bunlar kime bir ceza vermişse onların hepsinin mahkemesinin gözden geçirilmesi lazım. 5 bin insan 50 bin davaya bakmışsa, elli bin insana ceza vermişse, aileleriyle birlikte al sana 250 bin mağdur."

 

"Siyaset ayağının temizlendiğine inanıyor musunuz?" soruna Bahçeli, "Hayır, daha var. Adamı dışarı bırakıyorsun, 'mağduriyet' diyorsun. Siyasi ayak kolay kolay temizlenmiyor." yanıtını verdi.

 

Velespite heveslenmesin


Cumhurbaşkanı adaylarından Muharrem İnce'nin bisiklete bindiğinin ve bağış yaptığının belirtilerek, "Nasıl buluyorsunuz?" sorusuna karşılık Bahçeli, şunları kaydetti:

 

"Yanlış anlamayın ama Cem Yılmaz ile yarışılmaz. Sanatının erbabı Cem Yılmaz'dır. Böyle para gönder, velespite bin…Velespit pedal gücü ile çalışır. Öbürü aya gidiyor. Ne yapacağız? Muharrem İnce Bey toplumsal desteği sağlamak açısından değişik kavramlarla, birtakım yanlış yorumlanacak şeylerden uzak kalmalı. Çünkü talip olduğu görev devleti yönetme görevidir, Cumhurbaşkanlığı görevidir. Yani velespit ile gezecekmiş. Kime hevesleniyorsun? Danimarka da biri yapmış. Bizde de çok velespit var, panayırlara gittin mi önünde bin tane duruyor. Elli kuruş veriyorsun, iki tur attırıyorlar. Velespit ile bir tur atmasın. Şaka yapıyorum çok değerli bir siyasetçidir ama velespite heveslenmesin.

 

AA

Doğu ve Güneydoğu halkının yüzü Vali ve Kaymakam'larla güldü


Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da imkanlarını bölücü terör örgütü PKK'ya aktardığı tespit edilen bazı belediyelere Vali ve Kaymakamların (kayyum) görevlendirilmesinin ardından bölge insanı, ihtiyaç duyduğu hizmete kavuştu.

 

Bakanlığı müfettişlerinin hazırladığı raporlar doğrultusunda Doğu ve Güneydoğu illerindeki bazı belediye başkanlarının imkanlarını terör örgütü PKK üyelerine sunduklarının tespit edilerek görevden alınması üzerine yerlerine atanan Belediye Başkanvekilleri (Vali/Kaymakam) görevlerinde 20'nci ayına girdi.

 

Belediye başkanvekillerinin göreve getirilmelerinin ardından önceki döneme ait olumsuz izlerin silinmesi için bir taraftan ihtiyaç duyulan yatırımlar yapılırken, diğer yandan belediyelerin kamu ve piyasaya olan borçlarının ödenmesi de ihmal edilmedi.

 

Bu kapsamda söz konusu belediyelerin kamuya 1 milyar 612 milyon 805 bin 698 lira 73 kuruş, piyasaya 620 milyon 115 bin 703 lira 31 kuruş borcu olduğu belirlendi. Yapılan çalışmalar sonucunda belediyelerin kamu ve piyasaya olan 2 milyar 232 milyon 921 bin 402 lira borcundan bir milyar 459 milyon 454 bin 681 lirası kayyumların atanmasından ardından ödendi.

 

İnfografik AA

 

Yatırımlar vatandaşa nefes aldırdı


Bölgenin yeniden refaha ulaşması ve belediye hizmetlerinin vatandaşlara ulaştırılması amacıyla kayyumların öncülüğünde çalışan belediyeler tarafından teröristlerce tahrip edilen yol, okul, cami, oyun parkı, kurum ve kuruluşlara ait binalar yenilenirken bunların yenileri de inşa edildi.

 

Bu kapsamda, 6 bin 121 kilometre sıcak asfalt, 4 bin 493 kilometre sathi kaplama, 49 bin 76 kilometre stabilize, 63 bin 816 kilometre beton yol, 9 milyon 205 bin 879 metrekare parke yapıldı.

 

İhtiyaç duyulan içme suyunu bölge insanına ulaştırmak amacıyla yapılan çalışmalar sonucunda 37 bin 946 kilometre içme suyu şebeke hattı, 5 bin 704 kilometre içme suyu ishale hattı, 5 bin 955 adet içme suyu kuyusu, 4 bin 693 içme suyu deposu, 26 içme suyu arıtma tesisi kuruldu.

 

Vatandaşların sağlıklı bir hayata kavuşturulmaları için 5 bin 535 kilometre kanalizasyon hattı, 129 kilometre yağmur suyu ishale hattı, 45 atık su arıtma tesisi açıldı, 29 kilometre uzunluğunda dere ıslahı gerçekleştirildi.

 

Yeni binalar yapılırken eskiler de onarıldı


Belediyeler tarafından 549 yeni taziye evi açılırken, bin 198 taziye evinin de bakım ve onarımı yapıldı.

 

Yeni yapılan 46 gençlik merkezinde 917 farklı dalda kurs açılırken, bu merkezlerden 532 bin 961 vatandaş faydalandı.

 

Bölgeye yapılan yatırımlar kapsamında yeni kurulan 117 kadın/kültür merkezinde açılan 956 kursa 107 bin 898 kişi katıldı.

 

Vatandaşların kullanımına sunulmak üzere bin 914 park, bin 323 spor tesisi açıldı, bin 575 konser, tiyatro ve şenlik gibi etkinlik düzenlendi.

 

Kayyumların atanmasının ardından 47 otopark ile 36 otogarın yapımı tamamlanarak vatandaşların kullanımına sunuldu.

 

Belediyeler tarafından 26 hal, 38 mezbaha, 24 hayvan pazarı, 128 pazar yeri ve 114 gölet açıldı.

 

Terörün izlerinin silinmesi ve yeşil alanların artırılması amacıyla 2 milyon 278 bin 77 ağaç/fidan dikildi.

 

Teröristler tarafından tahrip edilen bin 122 kamu binası onarıldı.

 

Muhtaç kişilere yardımlar ulaştırıldı


Terör mağduru bölge insanının normal hayatına dönebilmesi için yürütülen çalışmalar kapsamında 114 bin 732 aileye gıda yardımı, 133 bin 748 kişiye giysi yardımı ve 388 bin 427 kişiye de kitap/kırtasiye yardımı yapıldı.

 

Belediyeler tarafından sağlanan hizmetler 28 bin 279 yaşlı ve bakıma muhtaç vatandaşın ayağına kadar götürüldü. Vatandaşların mutlu ve üzgün anlarında yanlarında olan belediyeler, bebek doğumlarında, evlilik ve cenaze törenlerinde 630 bin 690 paket hediye verdi.

 

Tamamlanan ve devam eden bin 908 proje için 3 milyar 452 milyon 994 bin 451 lira 58 kuruş yatırım yapıldı.

 

AJANSLAR

 

Bakan Fakıbaba: Genç çiftçilere 503 milyon lira hibe

 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, yazılı açıklamasında, genç çiftçi projelerine 30'ar bin lira hibe verilmesini öngören Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programına bu yıl da devam edildiğini belirtti.

 

Genç çiftçi proje başvurularının, illerde vali veya vali yardımcısı başkanlığında kurulan "İl Proje Değerlendirme Komisyonları" tarafından sonuçlandırıldığını ifade eden Fakıbaba, yarından başlamak üzere 23-29 Mayıs 2018 tarihlerinde asil listelerin ilan edileceğini bildirdi.

 

Fakıbaba, "Bu kapsamda Genç Çiftçi Projesi 2018 uygulama yılında yaklaşık 16 bin 733 genç çiftçimize hibe desteği vereceğiz. Proje uygulamaya hak kazanan genç çiftçiler, 30 Mayıs-5 Haziran 2018 tarihlerinde sözleşmelerini imzalayacak. İş yapımı için ise 6 Haziran 2018'den itibaren mahallinde uygulamaya başlanacak. Projeler, uygulamanın her aşamasında Bakanlığımızın ilgili birimleri tarafından takip ve kontrol edilecek." değerlendirmesinde bulundu.

 

Projelerin yüzde 75'i hayvancılık alanında


Fakıbaba, 2018 yılı programı kapsamında genç çiftçilere, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık, arı ve arı ürünleri, serbest sistem yumurta tavuğu, ipek böceği, örtü altı sebze ve süs bitkisi, tıbbi ve aromatik bitki, coğrafi işaretli ürün yetiştiricilikleri ile meyve, bağ ve diğer üzümsü bitkilerden bahçe tesisi ve mantar (beyaz şapkalı/istiridye mantarı) üretimi konularında hibe desteği vereceklerini vurguladı.

 

Bu yıl, "çok yıllık yem bitkisi üretimi" ile "arı sütü ve ana arı yetiştiriciliği"nin de projeler içinde yer alacağına değinen Fakıbaba, "Toplam projelerin yüzde 75'ine tekabül eden 12 bin 605 proje, hayvancılık projelerinden oluşuyor.

 

Büyükbaş (sığır ve manda) ve küçükbaş (koyun ve keçi) yetiştiriciliği için verilecek hayvanlar, geçen yıllarda olduğu gibi genç çiftçilere yine TİGEM tarafından temin ve teslim edilecek.

 

Genç çiftçilerin bazı projelerde temin sorunu yaşamaması için çalışmalarımızı, TİGEM’in yanı sıra Koza Tarım Satış Kooperatifleri Birliği ve Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği ile koordineli bir şekilde yürüteceğiz." ifadelerine yer verdi.

 

Fakıbaba, 2016 ve 2017 yıllarında yaklaşık 31 bin genç çiftçiye, proje karşılığı 933 milyon liralık hibe verdiklerini anımsatarak, "Bu yıl da 16 bin 733 genç çiftçimize 503 milyon lira hibe vereceğiz. Bu hibeler, kırsal kalkınma kapsamındaki desteklerimizin sadece bir parçası.

 

Bu destekteki amacımız, hem tarımsal nüfusu gençleştirmek hem de kırsal kalkınmanın gençlerle beraber daha dinamik ve kalıcı bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak. Çünkü ülkemizin kalkınmasının, kırsalı kalkındırmadan geçtiğine inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

 

AA

Bebeğini beşikte bırakıp cepheye koştu


Osmanlı tarihinin Osmanlı-Rus savaşında "Bu bebeği bana Allah verdi, ona Allah bakar" diyerek bebeğini beşikte bırakıp cepheye koşan Nene Hatun'un bu cesareti ve fedakarlığı, Türk kadınının kahramanlığını gözler önüne seriyor. 


 
Osmanlı tarihinin "93 Harbi" olarak adlandırılan en önemli savaşlarından 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sırasında beşikte bebeğini bırakarak cepheye koşan kahraman Türk kadını Nene Hatun, vefatının 63. yılında saygı ve minnetle anılıyor.


Erzurum'un kuzeydoğusundaki kent merkezine 25 kilometre mesafede yer alan Çeperli köyünde doğan Nene Hatun, 16 yaşındayken Erzurumlu Mehmed Efendi ile evlenerek Erzurum Taşmescit Mahallesi'ne gelin gitti.


Bebeğini beşikte bırakıp cepheye koştu


Kahraman Türk kadını Nene Hatun, Osmanlı tarihinin "93 Harbi" olarak adlandırılan en önemli savaşlarından 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşına 22 yaşında gencecik bir kadın olmasına rağmen "Bu bebeği bana Allah verdi, ona Allah bakar" diyerek bebeğini beşikte bırakıp Erzurum halkıyla cepheye koştu.


Genç yaşta gösterdiği büyük kahramanlıkla gönüllerde taht kuran, Türk kadınının kahramanlığının simgesi olan Nene Hatun'un bugün de dillerden düşmeyen bu cesareti nesilden nesle aktarılıyor.

 

NATO Orduları Başkomutanı Amerikalı General Matthew Ridgway'in Erzurum'da Nene Hatun'u cesaretinden dolayı ziyaret ederek elini öpmesi, kahraman Türk kadınının vatanı için tüm fedakarlığı yapabileceğini gösteren Nene Hatun isminin çok daha fazla tanınıp bilinmesini sağladı.

 

Cumhuriyet döneminde "Kırkgöz" soyadını alan Nene Hatun'un dördü erkek, ikisi kız altı çocuğu dünyaya geldi.


İlk çocuğu Nazım'ı ve sonradan doğan iki oğlunu 1. Dünya Savaşı'nda şehit veren Nene Hatun, yakalandığı soğuk algınlığı ve zatürre nedeniyle kaldırıldığı Numune Hastanesinde 22 Mayıs 1955'te vefat etti.


"Yılın annesi" seçildi


Hayatının son günlerinde 8 Mayıs 1955'te "yılın annesi" seçilen kahraman Türk kadını Nene Hatun, vefatının 63. yılında saygı ve minnetle anılıyor.
Türk halkının kahramanlığını anlatarak övündüğü ve cesareti her nesle ulaşan Nene Hatun'un mezarı, Erzurum'da kahramanca mücadele ettiği Aziziye Tabyaları'nda bulunuyor.
Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Küçükuğurlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Osmanlı tarihinin en önemli savaşlarından "93 Harbi"nin Osmanlı açısından büyük mağlubiyetle sonuçlandığını hatırlattı.


Bu savaştaki en önemli başarının Erzurum'daki Aziziye zaferi olduğunu ifade eden Küçükuğurlu, "Bu zafer, asker ile halkın birlikte kazandıkları önemli zaferdir. Diğer taraftan bu zafer bir bakıma kadın ve çocukların zaferidir. Nitekim zaferden sonra Erzurumlulara bizzat teşekkür eden dönemin padişahı Sultan 2. Abdülhamit, 12 Kasım 1877 tarihinde 'Haysiyetli ve Onurlu Erzurum Ahalisine Telgraf' başlığıyla bir telgraf göndererek halkın onurlu duruşunu takdir etti." diye konuştu.


Türkler kahraman olarak yaratılmışlardır


Küçükuğurlu, Ridgway'in Nene Hatun'u ziyaretinden sonra "Birçok millet kahramanlarını sadece kahramanlık sanatı olan ordularının içinde arar ve ancak böylelikle bulur. Türklerde ise hakiki kahramanlar akla gelmeyen mütevazı köşelerin iddiasız sakinleridir çünkü onlar kahramanlık iddiasında da değillerdir. Buna ihtiyaçları da yoktur çünkü kahraman olarak yaratılmışlardır.

 

Nene Hatun'un elini bu hisle öpüyor ve onu tanımış olmaktan iftihar ediyorum." ifadelerini kullandığının kayıtlara geçtiğini belirtti.
Osmanlı tarihinin en önemli savaşlarından 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı, Osmanlı açısından büyük bir mağlubiyetle sonuçlanmıştı.

 

Söz konusu dönemde Rus ordusunun baskınla aldığı kent merkezi yakınındaki Aziziye Tabyaları, Erzurum halkının da yardımıyla yapılan karşı baskınla Ruslardan geri alınmıştı.

 

 

AA

İstanbul Milli Eğitim Müdürü hakkında soruşturma başlatıldı

 

İstanbul Valiliği izinsiz çakarlı araç kullanan ve bu yüzden polis memuru N.Ç. ile tartışan İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci’nin soruşturulmasına izin verdi.

 

Süper Vali böyle olur. İstanbul'lu Vali Vasip Şahin'i seviyor....

 

Başpolis N.Ç. Valiliğin koruma kararı olmadan, kiralık aracına çakar lambası takan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Faruk Yelkenci’ye, çıkarılan yönetmelik gereği ceza kesmişti.

 

Odatv’nin gündeme getirdiği olayda 108 TL’lik cezanın kesilmesinin ardından Müdür Yelkenci'nin, polis müdürlerini arayarak “Benim kim olduğumu biliyor musunuz” dediği öne sürülmüştü.

 

Ve tüm bunların ardından, kanun gereği İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci’ye para cezası kesen Başpolis N.Ç. açığa alınmıştı. Odatv'nin haberi sonrasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü konuyla ilgili açıklama yapmıştı.

 

Sözcü’den Can Özçelik’in haberine göre, İstanbul Valiliği izinsiz çakarlı araç kullanan ve bu yüzden polis memuru N.Ç. ile tartışan İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci’nin soruşturulmasına izin verdi.

 

Yelkenci hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu tarafından “Görevi kötüye kullanmak” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Yelkenci’nin, soruşturma kapsamında ifadesi alınacak.

Olaydan sonra açığa alınan polis memuru N.Ç görevine iade edilmişti.

 

28 Şubat'ta Avrasya Tüneli Avrupa girişi Yenikapı uygulama noktasında emniyet şeridiniden hızlı bir şekilde giden araç polis memuru N.Ç tarafından durduruldu. Ardından yaşanan tartışmadan sonra polis memuru araç içindeki şahıslar ve İl Emniyet Müdür Yardımcısı hakkında “Görevi kötüye kullanma” iddiasıyla suç duyurusu yaptı.

 

Polis memuru N.Ç dilekçesinde kendisini İl Milli Eğitim Müdürü olarak tanıtan kişinin kimlik vermek istemeyerek, “Sen milli eğitim müdürünün görevini biliyor musun? Seninle görüşürüz” dediğini iddia etti.

 

YAŞADIKLARINI ANLATTI

 

Polis memurunun iddiasına göre olay şöyle yaşandı: “Araç ve şahıslar olay yerindeyken asayiş şube müdürlüğüyle yaptığım telefon konuşmasında ilgili şahıslar hakkında herhangi bir işlem yapmamam istendi. Ben de ‘Kanun ve yönetmelikler ne emrediyorsa onu yapacağım dedim.

 

İL EMNİYET MÜDÜR YARDIMCISINDAN DA ŞİKAYETÇİ

 

Daha sonra uygulama noktasına İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı M.Ç. ve Fatih İlçe Emniyet Müdür Yardımcısı B.B. gelerek bana ‘Sen kimsin bu araca işlem yapıyorsun? Hadi git burdan’ diyerek beni görev yerimden kovarak görevimi yapmamı engelledi. Ben de kendisine ‘Emri yazılı verin uygulayayım’ dedim.

 

ARAÇ KONTROL YAPILMADAN BIRAKILDI

 

Araç kontrol yapılmadan bırakıldı, araç olay yerinden ayrılıp Avrasya Tüneli’ne girdi. Bunun üzerine olayla ilgili tutanak tuttum. Polise karşı gelerek kimlik vermeyen, aracını aratmayan, beni görevim başında tehdit eden araçtaki iki şahıstan ve bu iki şahıs hakkında işlem yaptırmayan, İstanbul İl Emniyet Müdür Yardımcısı M.Ç. hakkında kolluk kuvvetinin görevini engeleme, görevli olduğum noktadan yazılı emir olmadan beni kovması, diğer polis memurları karşısında küçük düşürülmemden dolayı davacı ve şikâyetçiyim.” 

 

ChangeOrg'ta açılan imza kampanyasında vatandaşlardan polis memuruna büyük destek gelmiş 45 bin den fazla imzayla vatandaş kampanyaya destek vermişti.

 

 

AJANSLAR

Beyoğlu'nda Sokollu Mehmet Paşa Çeşmesi ağlıyor

 

İstanbul’un Beyoğlu ilçesi Yanıkkapı Sokağı’nda bulunan Sokollu Mehmet Paşa Çeşmesi’nin kitabesi çalındı ve tarihi eser virane duruma getirildi. 

 

Milli Gazete'de yer alan habere göre, ayrıca 976/1568-69 tarihli çeşmenin üzerine kaçak bir kat çıkıldığı, haznesinin de işyeri olarak Vakıflar tarafından kiraya verildiği ortaya çıktı.

 

Mimar Sinan’ın eseri olan çeşmenin çöp torbaları arasında görünmez hale gelmesi de tartışma yarattı.

 

Beyoğlu Belediyesi maalesef ilçedeki tarihi yapılala ilgilenmiyor, her ke kadar vakıfların sorumluluğunda olsada tarihi yapıların durumunu tek tek tespit edip ilgili kurumlarla tarihi yapı/çeşmelerin restorasyonu için kordineli bir çalışma yapabilirdi.

 

Vakıfların restrasyonunu yaptırdığı bir çok tarihi yapıların açılışında boy göstererek sosyal medyada kendi onarımı yaptırmış gibi gösteren belediye başkanı bu çeşme benim sorumluluğumda değildir diyemez.

 

Tarihi çeşmenin üstüne kaçak kat yapılırken Beyoğlu Belediyesi ne iş yapıyordu? Yıllardır bunlar neden görülmüyor? 

 

Beyoğlu'nda caddeler sokaklar da çöpten geçilmiyor, nereden geçseniz  çöp torpalarını görüyorsunuz, sanal hayali işlerle yapılan tanıtımlar, medyada boy gösterme çabaları, hayali projelerle kendini parlatma çabaları cadde ve sokaklardaki çöplerin toplanmasını sağlamıyor. 

 

Beyoğlu belediyesinin logosu olan ve Galata Kulesi meydanında bulanan Bereketzade Camii çeşmesinde de durum farklı değildi, yıllarca sahipsiz kalmış vatandaşların çabaları sonucu onarılmıştı.

 

Tarihe, ecdada  saygısı olmayanlar vatandaştan saygı beklemesin. Kendi ilçesinden habersiz bir yönetimle devam etmek çok mümkün gözükmüyor, ilçede bulunan tüm tarihi yapıların haritası çıkarılır ve restorasyonu yapılabilirdi tabi böyle bir istek göremiyoruz. 

 

Tarihi yapı/çeşmelerimizin onarılması için tek mücadele eden vatandaş ve gazeteciler oldu.

 

Bu sorunları takip etmesi gerekenler aldıkları maaşları ne kadar hak ediyorlar tartışılır.  

 

Ecdadın kemiklerini sızlatanlara söylenecek tek söz kalıyor, bırakın gidin....

 

 

 

 

Ambulans Helikopterle on yılda 28 bin 608 hastaya ulaşıldı

 

Sağlık Bakanlığından edinilen bilgiye göre, sağlık sunumunda daha kısa sürede daha nitelikli hizmet verebilmek amacıyla ambulans hizmetlerinde de son teknoloji Türkiye'ye getirildi.

 

 

Bu kapsamda 28 Ekim 2008 tarihinde iki ambulans helikopterle yeni bir hizmet başlatan Sağlık Bakanlığı, bu sayıyı bir yıl içerisinde 7'ye çıkardı. Ambulans helikopterler, Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Diyarbakır, Kayseri ve Erzurum'da hizmet vermeye başladı. Bakanlık, 2009 yılında 10 adet ambulans helikopter daha alarak bu sayıyı 17'ye çıkardı.

 

Türkiye'nin coğrafi yapısı ve ulaşım şartları ile nüfus yoğunluğu, meteorolojik şartlar ve stratejik bölgeler göz önüne alınarak ambulans helikopterler için konuşlanma yerleri tespit edildi.

 

 17 ambulans helikopter hizmette


Türkiye genelinde şu anda ikisi Ankara'da olmak üzere İstanbul, Çanakkale, Bursa, İzmir, Antalya, Afyon, Adana, Kayseri, Konya, Diyarbakır, Van, Erzurum, Trabzon, Malatya ve Samsun'da 17 ambulans helikopter hizmet veriyor.

 

Ambulans helikopterlerle, 28 Ekim 2008-15 Mayıs 2018 tarihi itibariyle 54 bin 827 saat 57 dakikalık uçuşla 28 bin 608 hasta ve yaralı ile 200 organ ve organ nakli ekibi taşıdı.

 

Gökçeada ve Bozcaada'da hasta naklinde meteorolojik koşullar nedeniyle yaşanan sorunlar, hava ambulans hizmetine başlanmasıyla sona erdirildi. Hizmetin başladığı 2008 yılından bu yana Çanakkale'deki ambulans helikopterlerle Gökçeada'dan 631, Bozcaada'dan 147 hasta taşındı.

 

Ambulans helikopterlerde 4 görevli bulunuyor


Hava ambulans helikopterlerde bir doktor, bir yardımcı sağlık personeli, Sivil Havacılık mevzuatına uygun biri sorumlu, biri de yardımcı olmak üzere 2 pilottan oluşan 4 görevli bulunuyor.

 

Bakanlıkça belirlenmiş illerde konuşlanan hava ambulans helikopterleri, bölge içinde 112 Komuta Kontrol Merkezi, bölge dışında ise Bakanlık Hava Operasyon Merkezi tarafından sevk ve idare ediliyor.

 

 

AA

İstanbul ''Akıllı Yüzer İskelesine'' Kavuşuyor

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Karaköy'ün yeni akıllı yüzer iskelesini yakında hizmete sunacak.

 

Belediyeden alınan bilgilere göre, şiddetli lodos nedeniyle 2008 yılında sulara gömülen Karaköy İskelesinin yerine yenisi yapıldı. Tuzla'daki bir tersanede inşa edilen 2 bin 236 metrekarelik akıllı yüzer iskele, iç donanımının yapılması için Haliç Tersanesi'ne getirdi. İskelenin ince imalatları Haliç tersanesinde tamamlandı.

 

 

Kadıköy ve Üsküdar seferlerinin yapıldığı ancak lodos sebebiyle batması üzerine yerine geçici yüzen dubaların konulduğu Karaköy İskelesi'nin yerine yapılan yeni akıllı yüzer iskele yakında hizmete alınacak.

 

İskele, çok amaçlı salonu ve sosyal donatı alanları ve engelli erişimiyle Karaköy üzerinden deniz ulaşımının daha rahat kullanılmasını sağlayacak.

 


İskelede, Tarihi Yarımadayı ve Boğaz'ı görebileceği kitap kafe, 151 metrekare kapalı alan ve 90 metrekare üstü kapalı terası ile yolculara hizmet verilecek.

 

Teknik özellikleri


Çelik konstrüksiyon olarak inşa edilen yeni yüzer iskele de gemi sacı ve gemi üretiminde kullanılan profiller kullanıldı. İskele de 22 adet balast tankı, pis su ve tatlı su tankları mevcut.

 

 

Deniz üzerinde yüzer olarak tasarlanan iskele, 81 metre boyunda, 27,6 metre eninde 3,5 metre yükseklikte. Ana güverteden çatıya olan yüksekliği 7,5 metre olan iskele, yaklaşık 2 bin ton ağırlığında ve toplamda 2 bin 236 metrekarelik bir alanı kapsıyor.

 

İskelede, sancak ve deniz tarafından aynı anda 3 vapur yanaşabilecek. İskelenin elektrik sistemi, 2 adet güçlü jeneratör sistemi ile beslenecek.

 

Eski iskelenin formu kullanılarak, denize doğru düşey olarak tasarlanan iskele, şehrin denizden siluetine yapacağı etkiyi minimum seviyede tutuyor.

 

 

Ağrı Doğubayazıt'tan acı haber Şehitlerimiz var

 

Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde bölücü terör örgütü tarafından döşenen el yapımı patlayıcının askeri aracın geçişi sırasında infilak ettiği bildirildi.

 

Saldırıda bir askerin şehit olduğu, bir askerin ağır yaralandığı belirtilen açıklamada, "Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu saldırıda hayatını kaybeden aziz şehidimize Allah’tan rahmet, şehidimizin değerli ailesine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile Yüce Türk milletine başsağlığı ve sabır; yaralanan kahraman silah arkadaşımıza acil şifalar dileriz.

 

Türk Silahlı Kuvvetleri asil Türk milletinden almış olduğu güç ile tüm terör örgütleriyle mücadelesine en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar azim ve kararlılıkla devam edecektir." ifadeleri yer aldı.

 

Şehit  sayısı ikiye yükseldi


Ağrı Valiliğinden yapılan açıklamaya göre Doğubayazıt ilçesi İran hudut bölgesindeki piyade sınır karakoluna ikmal için giden askeri aracın geçişi sırasında bölücü terör örgütü mensuplarınca yola önceden döşenen el yapımı patlayıcı infilak etti.

 

Patlamada, askeri araçtaki bir asteğmen olay yerinde, yaralanan bir erde kaldırıldığı hastanede şehit oldu.

 

Bölgede hava destekli geniş çaplı operasyon başlatıldı.

 

 

AA

Muharrem İnce seçim manifestosunu açıkladı


CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Samsun'daki bir otelde düzenlediği basın toplantısında, Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da kurtuluş mücadelesini başlatmak üzere kente geldiğini anımsatarak, bu nedenle "gelecek manifestosu" olarak adlandırdığı vaatlerini burada açıklamak istediğini bildirdi.

 

Türkiye Cumhuriyeti'nin uygarlık rotasından çıkarıldığını iddia eden İnce, Türkiye'nin artık demokrasiden, hukuk devletinden, insan haklarından, özgürlüklerden söz edilemeyen bir ülke olduğunu kaydetti.

 

 

Uygulanan siyaset ve yönetim biçimiyle ülkede ve zihinlerde derin tahribatlar yapıldığını savunan İnce, ekonomi ve işsizliğin can yaktığını, tarımsal üretimin dışa bağımlı olduğunu ileri sürdü.

 

Yüzyıllardır beraber barış ve huzur içinde yaşayan insanların inanç, mezhep, etnik köken, yaşam biçimi ekseninde kutuplaştırılarak birbirine tahammül edemez hale getirildiğini belirten Muharrem İnce, "Yüz yıllık barışçı ekseninden koparılan dış politika, milli menfaatlerimizi tehlikeye atacak hayaller ve yalanlarla idare edilmeye çalışılıyor.

 

Türkiye herkesle kavga eden bir devlet haline getirilmiş ve yalnızlaştırılmıştır. Tek partinin, daha doğrusu tek bir adamın kaderiyle özdeş hale getirilmiş bir ülkenin ne kadar kolay yönlendirileceğini bilen uluslararası güçler, adeta keyifle ellerini ovuşturuyor." diye konuştu.

 

Adalet sadece mülkün değil, başta hukuk olmak üzere toplumsal düzeni sağlayan bütün unsurların temelidir." diyen İnce, adil olmayan hukukun adil olmayan devlet anlamına geldiğini kaydetti.

 

Cumhuriyetin örselenen değerlerini yeniden tesis etmeyi amaçlayan onarım politikalarının beş ana sütuna dayalı olacağını anlatan İnce, şöyle devam etti:

 

Hukukun üstünlüğü ilkesine dayalı hukuk sütunu, temel hak ve özgürlükler. Toplumsal barış, çoğulculuk, katılımcılık ve özgür basın anlayışına dayalı demokrasi sütunu. Üretime ve adil paylaşım anlayışına dayalı ekonomi sütunu. Barış ve güvenlik odaklı politikalara dayalı dış politika sütunu.

 

Ülkemizi muasır medeniyetin üzerine çıkarma hedefine dayalı eğitim sütunu. Bu sütunlar üstünde yükselen onarım projemizin çatısını kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter rejim oluşturacaktır.

 

Yargının bağımsızlığını yeniden tesis edeceğiz


İnce, bu hedeflere ulaşmak için uygulayacakları politikaları, şu ana başlıklarda sıraladı:

 

Hukuk devleti kavramını Türkiye için ütopya olmaktan çıkaracak asgari standart haline getireceğiz. Hukukun üstünlüğünü egemen kılmak için yargının bağımsızlığını yeniden tesis edeceğiz. Yeni ve çağdaş bir anayasa yapılarak kuvvetler ayrılığına dayalı güçlü bir parlamenter rejim oluşturulacaktır. Temel hak ve özgürlükler, kanun önünde eşitlik, çoğulculuk ve özgür basın anlayışı esastır.

 

Kamu yöneticilerinin hukuka, bilime, kamu yararına uygun ve tarafsız biçimde görev yapmaları esas olacaktır. Kamu yöneticilerinin seçiminde ve yükseltilmelerinde liyakat ve ehliyet ana ilkemiz olacak, her tür ayırımcılığa son verilecektir. Zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan ekonomi politikalarına son vereceğiz. Tüketim, israf, borçlanma sarmalına dayalı ve iflaslar doğuran ekonomik model terk edilecektir.

 

Üretime dayalı, gelirin hakça bölüşüldüğü refah ekonomisine geçilecektir. Her ailenin bir evi, her evin bir maaşı olacaktır. Merkez Bankası, para politikasını bağımsız şekilde uygulayacaktır. Kamu bankaları siyasetin etkisinden çıkarılacaktır. Hedefimiz Türkiye ekonomisinin her yıl en az yüzde 7 büyümesidir.

 

Dış politikada barış ve güvenlik ilkelerinden ayrılmayacak politikalar geliştirileceklerini belirten İnce, uluslararası politikada vazgeçilmez ilkelerinin "her zaman yurtta barış, her zaman dünyada barış" olacağını kaydetti.

 

Eğitimi akıl, bilim ve çağdaş standartlara dayalı ve öğrenci odaklı yapılandıracaklarını vurgulayan İnce, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

Üniversitelerden başlayarak temel eğitime yayılan bu sorunlara kısa ve uzun vadeli olmak üzere iki aşamalı çözüm planı uygulanacaktır. Yükseköğrenimde idari reform yapılacak, devlet üniversiteleri özerkleşecektir. Başta ekonomik hakları olmak üzere öğretmenliğin statüsünü güçlendireceğiz.

 

Öğretmenlere 3600 ek gösterge verilecektir. Öğretmenlere, eğitim öğretim yılı açılışında verilen ikramiyeden bağımsız olarak her 24 Kasım'da bir maaş ek ödeme yapılacaktır. Sözleşmeli öğretmenlik kaldırılacak, öğretmenlere çalışma güvencesi sağlanacaktır.

 

Sağlık yatırımlarının yanı sıra kaliteli ve herkesin erişebileceği sağlık sistemini oluşturmak temel önceliğimizdir. Sağlık hakkı bütünüyle piyasa koşullarına bırakılamayacak temel bir haktır. 18 yaşına kadar herkes sahip olduğu nüfus cüzdanından başka hiçbir belgeye ve işleme ihtiyaç duymaksızın bütün sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanacaktır.

 

Herkesle birlikte yürüyeceğiz


Muharrem İnce, çevre, tarım, çalışma hayatı, kadın, kültür ve sanat, spor ve turizm konusunda da hedeflerine değinerek, şu görüşlerini paylaştı:

 

Saygın bir ülke olmanın ve uluslararası toplumda kaybettiğimiz güçlü konuma yeniden ulaşmanın yolunun içeride sağlayacağımız birlik ve bütünlükten geçtiğini her zaman göz önünde bulunduracağız. Bu nedenle kardeşlik, barış, huzur, refah ve sevgi yol gösterici değerlerimiz olacaktır.

 

Siyasette hakka, hukuka ve milletin tümüne saygılı bir üslup yerleştireceğiz. Türkiye'nin geleceği için ortak kaygıları paylaşan, Cumhuriyetin geleceği için ortak bir mücadele vermek isteyen herkesle birlikte yürüyeceğiz. Cumhuriyetimizi çıkardıkları rotasına yeniden oturtacağız.

 

Milletimizin karşısına çocuklarımızın aydınlık geleceğini geri almayı hedeflemiş bir bilinç ve kararlılıkla çıkıyoruz. Cumhurbaşkanlığını kazanacağız, Meclis çoğunluğunu alacağız, anayasal rejimi canlandıracağız, hukukun üstünlüğü ilkesini hakim kılacağız.

 

AA

Fransız askerlerinden Terör Örgütü'ne topçu desteği

 

Terör örgütü YPG/PKK'ya desteğini sürdüren Fransız özel kuvvetleri, Suriye'nin Irak sınırında teröristlerin işgalindeki bölgeye altı topçu bataryası kurdu.

 

Yerel kaynaklara göre, YPG/PKK'ya destek veren Fransız askerleri, Deyrizor ilinin Irak sınırındaki Baguz köyünün kuzeyine altı topçu bataryası kurarak atışlar yaptı.

 

Saha operasyonlarında YPG/PKK ile çalışan Fransız askerleri, son dönemde terör örgütü YPG/PKK'nın işgalindeki Menbic, Haseke, Ayn İsa ve Rakka'daki varlığını artırıyor.

 

Fransız askerilerinin Suriye'deki durumu


Fransız haber ajansı AFP, 9 Haziran 2016'da Fransa Savunma Bakanlığına dayandırdığı haberinde, Fransız özel kuvvetlerinin (COS) Suriye'nin kuzeyinde YPG/PKK kontrolündeki bölgelerde görev yaptığını bildirmişti.

 

Bu kuvvetler kayıtlarda Irak'ta konuşlu görünse de sık sık Simelka sınır kapısından Suriye'ye giriyor.

 

Terör örgütüyle iş birliği yapan Fransız özel kuvvetlerinin sahada 2 yıldır bulunan personeli dışında bu ülkenin Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı 1. Deniz Piyade Paraşütçü Piyade Alayı (1er RPIMa) ile Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı 10. Paraşüt Komando (CPA 10) birlikleri Suriye'de faaliyet gösteriyor.

 

AA

OIC Reaffirms Full Solidarity With Palestine

 

Member states of the Organization of Islamic Cooperation (OIC) on Friday issued a final declaration following an extraordinary Islamic summit conference in Istanbul in response to “the grave developments” in Palestine.

 

According to the final communique, the leaders from Islamic countries reviewed the alarming situation and growing tensions in the occupied territory of the state of Palestine and expressed their profound appreciation of President Recep Tayyip Erdogan for calling for convening and hosting “this extraordinary Islamic Summit on an issue of such importance for Ummah”.

 

Commending the resolutions on the cause of Palestine and al-Quds Al-Sharif, the capital of the state of Palestine, adopted by the 45th Session of Council of Foreign Ministers on 5-6 May 2018 in Dhaka, the OIC declaration also welcomed resolutions adopted on Palestine and Al-Quds al-Sharif by the 29th Arab League Summit in Dhahran and appreciated by naming it as “Al-Quds Summit” by the Custodian of Islam’s two holy mosques King Salman bin Abdul Aziz Al Saud.

 

The declaration emphasized that “the central mission and raison d’etre of the OIC is protecting the City of Al-Quds Al-Sharif, its historic and legal status, its spiritual place, and to take all necessary measures to put an end to the violations committed by Israel and any party that supports this regime and its colonial and racist policies.”

 

Proceeding from the historical, moral and legal responsibility placed on the Muslim Ummah and in full solidarity with Palestine and its people, the declaration also condemned in the strongest terms the criminal actions of Israeli forces against the Palestinian people.

 

The OIC states also held “Israel, the occupying power, fully accountable for the grave atrocities in the Occupied Palestinian Territory, particularly the latest episode of willful murder of at least 60 civilians, and injuring of nearly 2,700 others on 14 May.”

 

In the declaration, the OIC said:

 

– Declare that these acts constitute savage crimes committed by Israeli forces with the backing of the U.S. Administration, including through shielding the Israeli occupation in the UN Security Council from accountability; also note that these crimes have been committed against the backdrop of the illegal decision by the U.S. Administration to officially move its embassy from Israel to the occupied City of Jerusalem, which has further emboldened the Israeli government in its reckless behavior towards civilian Palestinian population.

 

– Call on the international community, in particular the UN Security Council, to uphold its legal obligations to defend the international law and order as they relate to Palestine; to act in line with its legal and moral obligation to ensure accountability for these unchecked crimes that Israel, the occupying power, is carrying out with impunity; and to put an end to these atrocities, and to provide international protection for the Palestinian people.

 

– Call for the international protection of the Palestinian population, including through dispatching of international protection force.

 

– Request the OIC General Secretariat to act immediately to establish an international independent Committee of Experts to investigate the crimes and massacres committed by the Israeli forces against the peaceful and unarmed demonstrators in the Gaza Strip, to determine the culpability of the Israeli officials and communicate the findings to relevant international bodies.

 

– Call upon the UN Security Council, the UN General Assembly, the UN secretary general, UN Human Rights Council, the special rapporteurs and the UN High Commissioner for Human Rights to take necessary actions to form an international investigation committee into the recent atrocities in the Gaza Strip, and enable the committee to initiate field investigation, within a precise timeframe, and ensuring enacting a clear mechanism to determine the culpability of the Israeli officials with a view to ensuring justice for the victims and put an end to the impunity of the perpetrators.

 

– Call on the UN Security Council, the General Assembly and the Human Rights Council to uphold their responsibilities in this regard and invite all countries to mobilize their efforts to bring this issue to the agenda of the UN General Assembly, the UN Security Council, and the Human Rights Council urgently.

 

– Appreciate the role of the state of Kuwait as a non-permanent member of the United Nations Security Council and its immediate reaction to the bloody events in Gaza and its request to the Security Council for an emergency meeting on May 15, 2018, welcoming the Kuwaiti steps by proposing a draft resolution on the protection of civilians regretting the block from the United States for the press statement in response to those unfortunate events.

 

– Reaffirm the need to coordinate and work together with the international and regional organizations, including the Arab League, the European Union and the African Union on this issue.

 

– Reaffirm the centrality of the Palestinian cause and the status of Al-Quds Al-Sharif to the Muslim Ummah; renew our principled support for the Palestinian people in their pursuit to attain their inalienable national rights, including their right to self-determination and the establishment of their independent and sovereign Palestinian State on the borders of June 4, 1967, with Al-Quds Al-Sharif as its capital; and invite all countries to officially recognize the State of Palestine.

 

– Reiterate our rejection of the illegal decision of the president of the United States to recognize Al-Quds as the so-called capital of Israel, the occupying power; reject it as legally null and void and violation of international legitimacy resolutions; consider it an assault on the historical, legal, natural and national rights of the Palestinian people and a deliberate attempt to undermine all peace prospects, threatening international peace and security.

 

– Condemn the inauguration of the U.S. Embassy in Al-Quds and consider it an act of provocation and hostility against the Muslim Ummah, Palestinian national rights and flagrant violations of international law as well as an assault on the international order, including the UN, that further emboldens Israel, the occupying power, to step up its illegal and criminal actions against the Palestinian people.

 

– Reaffirm our position that Al-Quds shall remain the eternal capital of Palestine and that the inauguration of the U.S. Embassy in Al Quds neither alters the legal status of the occupied City, nor legitimizes its illegal annexation by Israel, the occupying power.

 

– Affirm support for the historical Hashemite Custodianship assumed by His Majesty King Abdullah II Ibn Al-Hussain on Muslim and Christian holy sites in Al-Quds, which was reaffirmed by the agreement signed between His Majesty King Abdullah II and His Excellency Mahmud Abbas, President of the State of Palestine on March 31, 2013; and for the role of the Jordanian Department of Al-Quds and Al-Aqsa Mosque Islamic Waqf in preserving and defending Al-Haram Al-Quds Al-Sharif.

 

– Praise the continuous efforts exerted by his Majesty King Mohammad VI King of Morocco, Chair of al-Quds Committee, in defending the holy city and supporting the resilience of the Palestinian people, and applaud efforts made by Bayt Mal al-Quds Agency of al-Quds Committee.

 

– Consider that any state that follows, accepts or acquiesces in the U.S. Administration’s move or any similar step adopted by other countries is complicit in undermining international law and order; express our determination to respond to these shameful actions with appropriate measures; and decide to take all necessary steps to prevent other countries from following the illegal U.S. example by transferring their embassies to Al-Quds; and in this regards condemns the relocation by Guatemala of its embassy to Al-Quds, and declare our determination to take the appropriate political, economic and other measures against countries which recognize Al-Quds as the capital of Israel or relocate their embassies thereto.

 

– Mandate the General Secretariat to prepare recommendations on appropriate measures that can be implemented in this regard.

 

– Call upon all member states to openly condemn such action and to pursue all available legal and diplomatic avenues to defend Palestinian national rights from all hostile and illegal actions from the United States or any other party, and to support decisions adopted recently by the Palestinian leadership to advance the Palestinian rights.

 

– Affirm that countries running for international posts seeking the OIC’s support for their candidature will be assessed based on their positions regarding the Palestine question, in particular on Jerusalem.

 

– Insist on the OIC member states to be responsive to OIC resolutions on the Palestinian cause and to commit to voting for our common cause, and to taking actions that would contribute to defending this just cause, and call for necessary action to be taken against those failing to comply.

 

– Request member states, the OIC General Secretariat and the OIC subsidiary organs and specialized and affiliated institutions to take the necessary measures to apply the economic restriction to countries, officials, parliaments, companies or individuals who recognize the annexation of Al-Quds by Israel, the occupying power, and follow the decision of the U.S. Administration to move its embassy to Al-Quds al-Sharif, or deal with any measures related to the consecration of Israeli colonization of the occupied Palestinian.

 

– Call on member states and the wider international community to ban the products of the illegal Israeli settlements from entering their markets, take measures against individuals and entities involved in or beneficiaries of the perpetuation of occupation and settlement regime.

 

– Decide to take all available measures and to pursue all possible political, legal and diplomatic avenues to defend the legitimate rights and aspirations of the Palestinian people from Israel’s entrenched regime of colonization and aggression as well as states that defend and sponsor this regime of oppression;

 

– Demand that the United States to adhere to the international legitimacy resolutions of the city of al Quds which represents an integral part of the Palestinian Territory occupied in 1967, and invite it to urge Israel, the occupying power, to stop its colonial plans and serious violations that constitute a threat to peace and security in the region and the entire world.

 

– Urge the U.S to stand against the Israeli colonial occupation and to be impartial in achieving the comprehensive peace based on relevant UN resolutions, the international law, the peace process terms of reference, the Arab Peace Initiative and the principle of two-state solution, at all times as part of collective multilateral efforts.

 

– Reaffirm our adherence to all resolutions adopted by the regular and extraordinary sessions of the Islamic Summit on the Cause of Palestine and the City of Al-Quds Al-Sharif, in particular the Fifth Extraordinary Session of the Islamic Summit Conference held in Jakarta on 6 March 2016 and the Extraordinary Islamic Summit Conference on Al-Quds Al-Sharif held in Istanbul on 13 December 2017, and call on the Member States to ensure respect to these resolutions in their daily discourses and foreign policy agenda, especially in their dealing with counterparts in other parts of the world and at the international organizations.

 

– Reiterate that we will continue to act in line with international law and cooperate with states that share our values to defend the international law and international system, and reaffirm our unwavering commitment to the two-state solution, which is the only acceptable international solution in the context of self-determination, and international law and existing UN resolutions-in accordance with the international terms of reference and the 2002 Arab Peace Initiative endorsed by the Islamic Extraordinary Summit in 2005 in Makkah; support in this regard the Palestinian political initiative as presented by H.E. Mr. Mahmoud Abbas, President of the State of Palestine, before the Security Council on the 20 February 2018.

 

– Stress our determination to allocate all necessary resources to resist any attempt to change the Islamic and Christian identity – or falsify the history of –the city of Al-Quds Al-Sharif, including by working together with UNESCO which has designated The Old City of Jerusalem and Its Walls as a World Heritage, and condemn in this regard the continuing Israeli occupation aimed at changing the historical status quo of Al-Aqsa Mosque Compound as well as other religious and holy sites in the city of Al-Quds, including, through the continuing raids by Israeli occupation forces and permitting Israeli terrorist settler groups to desecrate the holy Mosque Compound on daily basis.

 

– Call for the implementation of previous OIC resolutions regarding financing the multi-sectoral strategic plan on Al-Quds, as a framework for determining the priorities of Islamic financing for the City of Al-Quds Al-Sharif; call also on Member States to support the needs of Al-Quds Al-Sharif, its institutions and people in line with the revised strategic plan 2018-2022 and to support the projects included therein, including in particular supporting the educational sector, and mandate the General Secretariat to follow up on the implementation of this plan in coordination with the State of Palestine.

 

– Underline the special importance of the United Nations Relief and Works Agency for Palestine Refugees in the Near East (UNRWA), which provides vital services to more than 5.3 million Palestinian refugees, and urge the Member States to increase their support to UNRWA’s initiatives to maintain its sustainable budget.

 

– Welcome the establishment of a Developmental Waqf Fund, as concluded in the preliminary study submitted by the Islamic Development Bank, as a means of further supporting the Palestinian refugees and host countries, enhancing the collective support of the Member States and ensuring the consistent and sustainable funding of the UNRWA operations in the field of humanitarian relief, development and social protection and urge the Member States to expedite the operationalization of the Developmental Waqf Fund.

 

– Reiterate our support for the inalienable right of the Palestine refugees to return to their homes, in line with UN General Assembly resolution 194; reaffirm also the need to recognize the crimes of ethnic cleansing and murder against the Palestinian people during the NAKBA, which took place seventy years ago, as a necessary first step to achieving justice and peace.

 

AA

Kültür
39 Müze ''Müzeler Günü''nde gece 23.00’e kadar açık olacak

 

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş Müzeler Günü nedeniyle açıklamalarda bulundu. Bakan Kurtulmuş,  “Türkiye en erken dönemlerden günümüze değin bu topraklarda var olan sayısız uygarlıkla yoğrulmuş binlerce yıllık tarihin anavatanıdır. Müzelerimiz bu tarihin kültürel hafızasını nesilden nesile aktaran en önemli kurumlardır.”

 

Her yıl olduğu gibi bu yıl da 18 Mayıs Müzeler Günü'nde Türkiye'nin birçok yerinde müzeler geceye kadar açık olacak. 

 

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, 18 Mayıs Uluslararası Müzeler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. 

 

Bakan Numan Kurtulmuş, mesajında Türkiye’nin en erken dönemlerden günümüze değin bu topraklarda var olan sayısız uygarlıkla yoğrulmuş binlerce yıllık tarihin anavatanı olduğunu, müzelerin de bu tarihin kültürel hafızasını nesilden nesile aktaran en önemli kurumlar olduğunu vurguladı.

 

Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı 198 müze, 125 türbe ve 139 ören yeri ve yine Bakanlık denetiminde faaliyet gösteren 240 özel müzenin gelişim sürecini hızlandırmak ve modern sunum teknikleri kullanılarak yeniden düzenlenmek üzere bakım, onarım ve teşhir-tanzim işlemlerinin sürdüğünü aktaran Bakan Numan Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

 

Türkiye en erken dönemlerden günümüze değin bu topraklarda var olan sayısız uygarlıkla yoğrulmuş binlerce yıllık tarihin anavatanıdır. Müzelerimiz bu tarihin kültürel hafızasını nesilden nesile aktaran en önemli kurumlardır. Bakanlığımızca çağdaş müzecilik hizmetini sunmak üzere tasarlanan ve yaşayan müze tanımına uygun yeni müzelerin inşası için de çalışmalar yoğun bir şekilde devam etmektedir.

 

Gün vesilesiyle bu topraklara ait kültür varlıklarının evlerine dönmesi için uluslararası hukuk ve diplomasi çerçevesinde her türlü gayreti göstereceğimizi bir kez daha vurgulamak isterim. Çabamız yalnızca ülkemiz adına değil dünya geleceği adınadır.

 

Bu topraklardaki dünya mirasının korunması ve sağlıklı şekilde geleceğe taşınmasında ülkemize ve tüm insanlığa hizmette bulunan müze çalışanlarının ve bu alanda emeği geçen herkesin 'Müzeler Günü'nü en içten dileklerimle kutluyorum.

 

Müzeler Gecesi Etkinliği

 

Kültür varlıklarının tanıtılması, eserlerin korunması ve sağlıklı şekilde gelecek kuşaklara aktarılabilmesi konusunda bilinçli bir kamuoyu oluşturulması amacıyla her yıl 18-24 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Müzeler Haftası bu yıl da dopdolu geçecek.

 

Konferansların, müze gezilerinin, atölye çalışmalarının düzenleneceği haftada ayrıca 18 Mayıs Cuma günü ‘Müzeler Gecesi’ etkinliği gerçekleştirilecek. Etkinlikle birçok müze gece 23.00’e kadar açık olacak ve normal kapanış saati sonrasında da ücretsiz gezilebilecek.

 

Müzeler Gecesi etkinliğinin gerçekleştirileceği müzelerin listesi, şöyle:


1- Adana Müzesi
2- Amasya Müzesi
3- Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi
4- Ankara Etnografya Müzesi
5- Antalya Müzesi
6- Alanya Müzesi
7- Side Müzesi
8- Demre Likya Uygarlıkları Müzesi
9- Aydın Müzesi
10- Burdur Müzesi
11- Bartın Amasra Müzesi
12- Çorum Müzesi
13- Edirne Müzesi
14- Edirne Türk-İslam Eserleri Müzesi
15- Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi
16- Gaziantep Arkeoloji Müzesi
17- Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi
18- Hatay Arkeoloji Müzesi
19- İstanbul Arkeoloji Müzeleri
20- İstanbul Ayasofya Müzesi
21- İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi
22- İzmir Arkeoloji Müzesi
23- İzmir Atatürk Müzesi
24- İzmir Efes Müzesi
25- İzmir Ödemiş Müzesi
26- Kahramanmaraş Müzesi
27- Kastamonu Müzesi
28- Kocaeli Müzesi
29- Konya Mevlana Müzesi
30- Konya Karatay Çini Eserler Müzesi
31- Mardin Müzesi
32 -Mersin Müzesi
33- Muğla Fethiye Müzesi
34- Muğla Marmaris Müzesi
35- Niğde Müzesi
36- Sivas Müzesi
37- Sinop Müzesi
38- Şanlıurfa Müzesi
39- Şanlıurfa Haleplibahçe Mozaik Müzesi

 

HABER GALATA

"İçinde İstanbul Olsun" 9 Mayıs'ta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde

 

"İçinde İstanbul Olsun" 9 Mayıs'ta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde sahnelenecek.

 

Oyunun konsept-koreografisini Özgür Kaymak ve Arda Alpkıray hazırladı.

 

Dramaturgisini Sinem Özlek, sahne uygulamasını Cihan Aşar, müzik direktörlüğünü Hüseyin Tuncel'in üstlendiği oyunun kostümlerini Onur Uğurlu hazırladı. Oyunun ışık uygulamasını Osman Aktan yaparken, efektleri Çağrıhan Ordu, suflörlüğünü Abdullah Topal gerçekleştirdi.

 

 

Oyunda, Nilgün Kasapbaşoğlu, Metin Çoban, Gül Akelli, Zeki Yıldırım, Vildan Gürelman, Rıdvan Çelebi, Selma Kutluğ, Aslı Menaz, Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Ayşecan Tatari, Bahar Çebi, Berfu Aydoğan, Berk Samur, Cafer Alp Solay, Dolunay Pircioğlu, Emre Çağrı Akbaba, Emre Şen, Ertan Kılıç, Esen Koçer, Eylül Soğukçay, Lale Kabul, Müslüm Tamer, Neşe Ceren Aktay, Nilay Bağ, Oğuzhan Oğuz, Onur Şirin, Özgün Akakça, Pelin Abay, Seda Çavdar, Şenay Bağ, Şirin Kılavuz, Volkan Öztürk, Yağmur Damcıoğlu ve Zeynep Özyağcılar rol alıyor.

 

Oyun, Şehir Tiyatroları'nın usta-çırak temeline dayanarak 104 yıllık geleneğini yansıtan bir İstanbul hikayesini anlatıyor.

 

 

 

HABER GALATA

Yeditepe Bienali: Çiçeğin Her Hali adlı sergisi...

Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Fatih Belediyesi ve Klasik Türk Sanatları Vakfı iş birliğiyle, Anadolu Ajansı'nın Global İletişim Ortaklığında düzenlenen "Yeditepe Bienali" kapsamında "Çiçeğin Her Hali" başlıklı tematik serginin ikinci bölümü Kılıçhane Cumhuriyet Eğitim Müzesi'nde açıldı.

 

Serginin açılışında konuşan Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, "Marmara Üniversitesi Rektörlüğü'ndeki 'Çiçeğin Her Hali' sergisini izlerken zaman zaman ebru mu, resim sanatı mı diye kafamın karıştığı güzel ama birbirinden olağanüstü eserlerle karşılaştım. Bugün de aynı şeyin burada devam edeceğini görüyoruz." dedi.

 

Klasik Türk Sanatları Vakfı Başkan Yardımcısı Muhammed Emin Demirkan da sergide yer alan usta sanatçı ve öğrencilerine teşekkür etti.

 

Bienalin küratörü Serhat Kula ise serginin temasına değinerek, şunları söyledi:

 

Çiçeğin Her Hali' konseptimiz dahilinde biz çiçeğin kültürümüzdeki yansımalarının farklı farklı aşamalarını göstermek istedik. Çiçek malumunuz beşikten mezara kadar medeniyetimizde var olmuş, hepimizin ister sanatla iştigal edelim, ister etmeyelim sanatsever olarak da dikkatimizi cezbetmiş, klasik sanatlarımızın olmazsa olmazlarındandır.

 

İstanbul Cumhuriyet Eğitim Müzesi Müdürü Ümit Ateş de serginin yer aldığı mekana dair, ekiplerinin sergi için gerekli hazırlıkların hepsini yaptığını vurgulayarak, "İnşallah beğenirsiniz." diye konuştu.

 

Eserlerde bitkiler her detayıyla ele alınıyor


Sanatçı Gülsen Bilgin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sergide "Doğa Ressamı" başlığı altında 18 bilimsel bitki çizimini izlenime sunduğunu dile getirdi.

 

Eserlerinde malzeme olarak sulu boya kullandığını belirten Bilgin, "Bir bitkiyi karşımıza alıp, birebir aynı ölçüleriye kağıda geçiriyoruz. Önce kurşun kalemle, arkasında sulu boya ile boyayarak şekli vermeye çalışıyoruz." dedi.

 

Neşve" bölümünde 30 klasik ebru eseri yer alıyor


Sanatçı Uğur Taşatan, sergide 30 çiçekli ebru eserinin yer aldığını söyleyerek, "Hepsi klasik Türk ebrusu örnekleridir. Biz klasiğe, geleneğe, ustalarımızın yoluna sadık kalarak eser üretiyoruz. Bir yeni, küçük fulya denemesi de yaptım, eleştirilere açıktır. Sergideki bölümümün ismi de 'Neşve.' Yaparken çok neşeliydim. O yüzden bu ismi uygun gördük." ifadelerini kullandı.

 

Sanatta bilim gibi tekamül etmek zorunda

 

Ebru ustası Hikmet Barutçugil de bienalin çok hayırlı bir amaca hizmet ettiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

Geleneksel sanatlar yakın tarihimizde çok dar kalıplar içine sokulmaya çalışıldı. Onu destekleyenler çok oldu ama sanat da bilim gibi tekamül etmek zorunda. Geleneksel sanatlarda nasıl yenilik yapılabileceğini birçok sergide muhteşem örneklerle gördük. Bu önümüzdeki yıllarda daha da gelişerek devam edecektir kanaatindeyim.

 

Bienal içerisinde farklı fikirlerin ve yeniliklerin olması gerektiğini dile getiren Barutçugil, "Şu an geçiş dönemi olduğu için burada eski örnekleri görüyoruz. Bunların da yaşatılması doğrudur ve gereklidir. Fakat aynı şeyleri başkasından kopyalayarak el becerileriyle yapmanın adı sanat olmuyor, bunların adı zanaat oluyor." değerlendirmesinde bulundu.

 

Barutçugil, sergide öğrencileri Serpil Kaymaz, Suna Koçal, Aytül Sepetçi, Hatice İnankulu, Miki Oshita, Seçil Erkol, Selat Metin ve Sema Erkol Çelik ile hazırladığı "Ebruda Endemik Çiçekler" bölümüne ilişkin ise şu bilgileri verdi:

 

Ebru zeminlerimin üzerine yaptıkları endemik çiçek eserler yer alıyor. Çiçek sonsuz, sınırsız biz bunları neden uygulamayalım diye düşündük. Artık ebru deyince akla bir boyalı kağıt ya da lale figürü gelmiyor. Ebru, resim gibi, heykel gibi bir ana sanat dalının adı. Dolayısıyla bunun içinde çok çeşitlemeler yapmak mümkün.

 

Dört farklı bölümde 180 eserden oluşan sergi, 15 Mayıs'a kadar görülebilecek.

 

 

 

 

AA

Frida Kahlo'nun hayatından kesitler sunulan "Frida" Mersin'de

 

Mersin Devlet Opera ve Balesi (MDOB), Meksikalı dünyaca ünlü ressam Frida Kahlo'nun hayatından kesitler sunulan "Frida" balesinin prömiyerini gerçekleştirecek.

 

Yönetmenliği ve kareografisini Özgür Adam İnanç'ın yaptığı iki perdelik eser, 29 Mart Perşembe günü Mersin Kültür Merkezi'nde ilk kez seyirciyle buluşacak.


Ünlü bestecilerin eserlerinin "ses" vereceği balenin orkestra şefliğini Burak Şatana, dramaturjisini Füsun Ataman, dekor tasarımını Aykut Öz, kostüm tasarımını Tülay Şimşek, ışık tasarımını Tarı Deniz, video-projeksiyonu da Alper Güneri üstlenecek.

 

 

Tutku Barın Tümen'in Frida'nın çocukluğu ve gençliğini, Özlem Şenormanlılar ve Meltem Ayar'ın da olgun dönemlerini canlandıracağı eserde, Ozan Demirbaş, Niyazi Cingöz, Burak Serkan Cebeci, Tugay Ak, Ender Üçdemir, Miray Boyacıoğlu, Selğan Çavdaroğlu, Seda Dereli, Meltem Ayar, Özge Hoşer, Pınar Humar, Risa Ochiai, Niyazi Cingöz ve Tugay Ak gibi isimler de yer alacak.

 


Meksikalı ressam Frida Kahlo'nun hayatından kesitler sunulan, resimlerine de sirayet eden görselliğin sahneye taşındığı eserde, küçük yaşta geçirdiği ağır sağlık sorunlarına karşın, resim yaparak hayata tutunan dirençli bir kadının öyküsü anlatılıyor.

 

AA

Türk gölge oyunu Karagöz şimdi herkese bir şey hatırlatıyor


Türk gölge oyunu Karagöz'e birçok yenilik kazandıran ve 38 yıllık sanat hayatında 20 binden fazla tasvir ortaya koyan Suat Veral, çocuklar için doğa-hayvan sevgisi temalı, kavga ve şiddetten uzak oyunları sahnelemeye hazırlanıyor.

 

Ağabeyi Tevfik Veral'i örnek alarak Türk gölge oyunu Karagöz'e tasvir yapmaya başlayan Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı Veral, geçen süreçte kendini geliştirip, oyun yazdı ve oynattı.

 

 

Karagöz'ün bilinirliğini artırmak için çalışan Veral, Türkiye'nin yanı sıra yurt dışında da çok sayıda temsile çıktı ayrıca tasarladığı 20 bini aşkın oyun tasvirinden seçmelerin yer aldığı sergiler açtı.

 

Türkiye'nin ilk kadın Karagöz ustasını da yetiştiren Veral, 38 yıla ulaşan sanat hayatında şimdi de Karagöz okulu ve müzesi açmanın hayalini kuruyor.


Geleneksel Türk gölge oyununa 20 binden fazla tasvir, dev perdede bir metre boyundaki tasvirlerle oyun ve Türkiye'nin ilk kadın Karagöz ustası yetiştirmek gibi pek çok yenilik kazandıran Suat Veral, kavga ve şiddetten uzak, doğa ve hayvan sevgisi temalı oyunları izleyicilerle buluşturacak.

 

Karagöz şimdi herkese bir şey hatırlatıyor


12. İzmir Uluslararası Kukla Günleri'nin davetlisi olarak geldiği kentte AA muhabirine, ağabeyi Tevfik'in Veral'ın el vermesiyle 16 yaşında tasvir yaparak başladığı gölge oyununa hayatını adadığını söyledi.

 

Veral, gölge oyunu gibi sanatların çocuk eğitiminde önemli bir araç olduğuna dikkati çekti.

 

Günümüzde çizgi film ve internetin pek çok insanı etkilediğini aktaran Veral, şöyle konuştu:

 

Teknoloji güzel ama sınır tanımıyor, insanların düşünceleri maalesef gitgide bizdeki benlikten uzaklaşıyor. Teknoloji etkisini göstermeye başladığında 'bu sanatlar, Karagöz unutuldu' dendi ama Karagöz şimdi herkese bir şey hatırlatıyor. Hikayelerimizi güncel tutuyoruz, mümkün olduğu kadar mesaj vermeye çalışıyoruz. İnsanı sorgulatabilecek noktaya geldi.

 

Daha yapacak çok projem var. Karagöz'ün çocuklara daha fazla tesir edeceği, kavga ve şiddetten uzak oyunlar üzerinde çalışıyorum. Doğa ve hayvan sevgisi temalı oyunlar yazıyorum. İstanbul'da bir Karagöz müzesi okulu açmayı hayal ediyorum.

 

AA

TÜRKSOY, Nevruz Bayramı'nı 6 ülkede vereceği 15 konserle kutlayacak

 

Türklerin ortak bayramı – Nevruz, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı TÜRKSOY tarafından düzenlenen etkinliklerle bu yıl Anadolu’dan Balkanlar’a uzanan geniş coğrafyada kutlanarak gönülleri bir kez daha fethedecek.

 

Nevruz kutlamalarının odak noktası ve en kapsamlısı, TÜRKSOY tarafından 2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilen Kastamonu olacak.

 

Kadim Türk yurdu ve evliyalar şehri Kastamonu’da düzenlenecek etkinliklerde, TÜRKSOY,  Kastamonu Valiliği ve Kastamonu Belediyesi işbirliğinde, 12 ülkeden 270 sanatçı sahne alacak.

 

Türk Dünyası’nın çeşitli bölgelerinden bir araya gelen sanatçılar, Çin Seddinden Balkanlara kadar çeşitli halklarının ortak bayramı olarak kabul edilen Nevruz’un yanısıra,  7 bin yıllık tarihe sahip Kastamonu şehrinin 2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti seçilmesini bir arada kutlayacak.

 

Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkiye, Türkmenistan ve Rusya Federasyonundan Altay, Başkurdistan, Saha Yakut, Dağıstan, Kabardin  - Balkar, Buryatya’nın yanısıra, Moldova’ya bağlı Gagavuz Yeri, Makedonya, Kosova, Sırbistan, Bosna Hersek’ten sanatçıların iştirakiyle düzenlenecek Nevruz kutlamalarında, izleyiciler Türk halklarının kadim Nevruz gelenekleri ile tanış olma fırsatı bulacak.

 

Kastamonu meydanında halkı geniş katılımıyla 21 Mart 2018 tarihinde yapılacak etkinlikler, Nevruz Ateşi’nin yakılmasıyla başlayacak. Türk kültürünün kadim gelenekleri olan “Demir Dövme Töreni”, “ Ateşten Atlama”, “Semeni Sunumu” , Alaslama (Geleneksel Dua Töreni) ile devam edecek.

 

 Sanatsal gösterilerin de sunulacağı etkinliğe katılanlar, meydanda kurulan çadırları ziyaret ederek, Türk halklarının geleneksel el sanatları ve yöresel ürünlerini yakından tanıma fırsatını yakalayacaktır.

 

TÜRKSOY Nevruz kutlamaları, “2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti Kastamonu”daki etkinliklerin ardından Türkiye ve Balkanlardaki farklı ülke ve şehirlerde düzenlenecek 14 konser ile devam edecektir.  

 


Nevruz Konser Tarihleri:

 

21 Mart: Kastamonu

 

 

23 Mart: Ankara - Kayseri

24 Mart: Zenica - Sivas

25 Mart: İstanbul

25 Mart: Saraybosna

26 Mart: Mostar

28 Mart: Cetinje

30 Mart: Tiran

01 Nisan: Gostivar

03 Nisan: Filibe

04 Nisan: Sofya

 

 

HABER GALATA

Sayfalar
Anketler
Turizm'de sorunlarımız nelerdir?