Avrupa ve ABD dâhil uluslararası toplum bugün gerekli adımları atmazsa
Okunma Sayısı : 69   
11.9.2018 03:40:37

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  Wall Street Journal gazetesine Suriye krizi ve İdlib sorunu üzerine bir makale kaleme aldı. Suriye'de yine kritik bir eşikte olunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İdlib köprüden önceki son çıkış" dedi.

 

CumhurbaşkanıErdoğan'ın 'Dünya Esad'ı durdurmalı' başlıklı makalesi şöyle:


Esed rejimi, yedi yıldır Türkiye'nin güney sınırında Suriye vatandaşlarını keyfî tutuklamalar, sistematik işkence, topyekûn idamlar, varil bombaları ve kimyasal ve konvansiyonel silahlarla hedef almaktadır. 

 

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin "İkinci Dünya Savaşı'ndan beri yaşanan en büyük insan kaynaklı felaket" olarak tanımladığı Suriye iç savaşı neticesinde milyonlarca masum insan mülteci durumuna düşmüş veya kendi ülkeleri içerisinde yerlerinden edilmiştir.

 

Suriye halkının acısını hafifletmek için olağanüstü çaba gösteren Türkiye, bugün yaklaşık 3.5 milyon mülteciye, yani diğer ülkelerin tamamından daha fazla kişiye, evsahipliği yapmaktadır. 

 

Aynı zamanda yanıbaşımızda faaliyet gösteren terör örgütleri DEAŞ ve PKK'nın hedefi olduk. Ancak ne insani yardım çabalarımızın yüksek maliyeti ne de güvenlik endişeleri kararlılığımızı zayıflatmadı.


Türkiye krize siyasi çözüm bulmak için diplomatik girişimlerde bulundu

 

Türkiye, bu tür zorluklarla karşılaştığı bir dönemde aynı zamanda krize siyasi bir çözüm bulmak için diplomatik girişimlerde bulundu. Bu kapsamda Suriye muhalefetini Cenevre'de pazarlık masasına getirdik; Rusya ve İran ile birlikte Astana Süreci'ni başlattık. 

 

Sonuç olarak Türkiye, ateşkes anlaşmaları yaptı, çatışmasızlık bölgeleri kurdu ve sivillerin rejim saldırısı altındaki bölgelerden tahliyesini sağladı.

 


Bugün bir kez daha kritik bir eşikte bulunuyoruz. Esed rejimi, müttefiklerinin de yardımıyla, üç milyon kişiye evsahipliği yapan ve yerlerinden edilmiş Suriyeliler için son güvenli limanlardan biri olan İdlib'e büyük bir taarruz gerçekleştirmeye hazırlanıyor. 

 

Hükümetimiz, bu saldırıyı engellemek amacıyla bir çatışmasızlık bölgesinin kurulmasına katkıda bulundu ve ateşkes ihlallerini belgelemek ve raporlamak amacıyla 12 gözlem noktası oluşturdu.


Terörle mücadele adına masum insanları kurban edemeyiz


Esed rejimi, yaklaşan saldırısını terörle mücadele zemininde meşrulaştırmaya gayret etmektedir. Şunu açıkça ifade edelim: Terörle mücadelenin önemini hiçbir ülke, Suriye krizi bölgeye güvensizlik ihraç etmeye başladığından beri ciddi terör saldırılarına hedef olan Türkiye'den daha iyi anlayamaz. 

 

Ancak Beşşar Esed'in çözümü sahte bir çözümdür. Terörle mücadele adına masum insanlar kurban edilemez. Böyle bir adım ancak yeni terör ve aşırıcılık yuvaları yaratmaya sebep olur. Nitekim DEAŞ'ın ortaya çıkışı, Suriye'de yaşananların sebebi değil, sonucu niteliğindedir. Uluslararası toplum, terörün kök salmasını engellemek için bu şiddeti kontrol altında tutmak zorundadır.


İdlib'de benzer sorunlarla karşı karşıya bulunuyoruz. Aralarında HTŞ'nin de bulunduğu terör örgütleri, bu bölgede faaliyetlerini sürdürüyor. Ancak bu unsurlar, İdlib'in toplam nüfusunun çok küçük bir bölümünü oluşturuyor. 

 

Teröristleri ve aşırı unsurları etkisiz hâle getirmek ve yabancı savaşçıları adalete teslim etmek için gereken, kapsamlı bir uluslararası terörle mücadele operasyonudur. Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyinde teröristlere karşı verdiği mücadelede kilit rol oynayan ılımlı muhaliflerin sağlayacağı destek ve yönlendirme, İdlib'de de çok önemli olacaktır.


Uluslararası toplum sorumluluklarının farkına varılmalı

 

İdlib'e yapılacak saldırıyı engellemek, terörle mücadele adımlarını sekteye uğratmayacaktır. Türkiye, DEAŞ ve PKK gibi terör örgütleriyle mücadelesinde sivillere zarar vermeden başarıya ulaşmıştır. 

 

Terörden etkilenen bölgelerde istikrarı yeniden sağlamak uğruna çok sayıda şehit verdik. Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyinde düzeni muhafaza edebilmesi, sorumlu bir terörle mücadele yaklaşımının yerel halkın desteğini kazanabileceğinin en açık kanıtıdır.


Gerekli adım atılmazsa bedeli çok ağır olacaktır

 

İdlib saldırısı yaklaşırken uluslararası toplumun tüm üyeleri sorumluluklarının farkına varmalıdır. Gerekli adımları atmamanın bedeli çok ağır olacaktır. Suriye halkını, Beşşar Esed'in insafına terk edemeyiz. 

 

Rejimin İdlib'e yönelik taarruzunun amacı, gerçekten terörle mücadele etmek değil, gelişigüzel saldırılarla muhalifleri ortadan kaldırmak olacaktır. Bu rejim saldırısı, aynı zamanda Türkiye, Avrupa'nın geri kalanı ve ötesi için ciddi insani riskler ve güvenlik riskleri oluşturacaktır.


Rusya ve iran'da insani bir felaketi önlemekle yükümlüdür


Bugüne kadar kimyasal saldırılara odaklanan ABD, bu keyfî ölüm hiyerarşisini reddetmesi gerekmektedir. Zira konvansiyonel silahlar, çok daha fazla ölüme sebebiyet vermiştir. Ancak yaşanacak katliamı durdurma sorumluluğu, yalnızca Batı'ya ait değildir. Astana Süreci'ndeki ortaklarımız Rusya ve İran da insani bir felaketi önlemekle yükümlüdür.

 

İdlib, köprüden önceki son çıkıştır. Eğer Avrupa ve ABD dâhil uluslararası toplum bugün gerekli adımları atmazsa, bunun bedelini yalnızca Suriyeli masumlar değil tüm dünya ödeyecektir. 

 

Türkiye, komşusunda yaşanan katliamı engellemek için elinden gelen her şeyi yapmıştır. Çabalarımızda başarılı olmamız için dünyanın geri kalanının dar çıkarlarını bir kenara bırakıp, siyasi çözüme destek vermesi gerekmektedir.

 

 

HABER GALATA  /AJANSLAR

 

 

Başkan Palandöken: Türk malı ürünler işaretlensin
Okunma Sayısı : 53   
5.9.2018 15:11:11

 

 

Yerli ürünlerin satışını artırmak için raflarda açıkça TÜRK MALI yazması veya Türk Malı olduğuna ilişkin bir işaret konulması gerektiğine dikkati çeken TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, 'Ekonomik olarak inişli çıkışlı bir dönemden geçtiğimiz şu sıralarda yerli ürün kullanmanın önemini her zamankinden daha çok vurguluyoruz.

 

Raflarda, tezgâhlarda, reyonlarda yüzde yüz Türk malı olan ürünler açıkça okunur şekilde belirtilerek halkımız yerli ürünlere yönlendirilerek hem satışlar artırılmalı, hem de paramız yurt içinde kalmalı. Çünkü dünyaca ünlü birçok marka ürünün ülkemizde üretildiği de iyi bilinmeli ki halkımız gerçeği öğrensin' dedi.


Türk malı yazısı okunur şekilde yerli ürünlere yazılmalı

 

Yüzde yüz yerli olan her ürünün belirtilmesinin satışları artırarak ekonomiye katkı sağlayacağını vurgulayan Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, 'Yerli üretimin, yerli ve milli olmanın, yerli ürün kullanmanın önemi bu dönemde had safhada. Öyle ki kendi üreticimiz, kendi markamız kazandıkça ülke ekonomimiz kazanacak.

 

 

Bunun için yerli ürünlerin üzerinde her vatandaşın alışveriş yaparken okuyup görebileceği şekilde belirtilmesi lazım. Örneğin bir gömlek, deterjan, telefon, çikolata, ayakkabı vb. her üründe bu geçerli olabilir. Üründe TM yazısı olsa da boyutu küçük olduğu için herkes tarafından okunup fark edilemiyor.

 

Hangi ürün yüzde yüz yerli, hangi ürünün yüzde 50'si yerli bunu bilerek alışveriş yapmak, yerli ürünlerimizin cazibesini de artıracaktır. Milli tasarruf yapmamız gereken dönemlerde bunun önemi büyüktür. Çok bilinen dünyada ünlü birçok marka ile aynı kalitede gıda ya da tekstil ürünü üretebilen birçok markamız var.

 

Vatandaşımız bunun da bilincine vararak ürünler arasında kıyaslama da yapabilir. Ekonomimizin kısa sürede bu dalgalanmalardan kurtulması için yerli ürüne teşvik artırılmalı' diye söyledi.

 

 

HABER GALATA

Beyoğlu Kaymakamlığına Mustafa Demirelli atandı
Okunma Sayısı : 208   
5.9.2018 04:18:59
 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yayımlandı. Yayınlanan yeni kararnameye göre, İçişleri Bakanlığı, İller İdaresi Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Demirelli Beyoğlu Kaymakamı olarak atandı.

 

Kaymakam Mustafa Demirelli'yi Beyoğlu'nda çözülmesi gereken bir çok sorun bekliyor. Maalesef ilçeye yetkililer uzun zamandır gerekli hassasiyeti gösterememişti. Yeni bir ekiple, Kaymakam Demirelli'nin ilçede bir kaymakamlık makamı  olduğunu göstermesini bekliyoruz.  

 

 

Kaymakam Mustafa Demirelli'ye Beyoğlu'na hoşgeldin diyor, yeni görevinin hayırlı olmasını diliyoruz. 

 

 

Günün sözü: Beyoğlu, İstanbul demektir... :)

 

HABER GALATA

İstanbul Valisi Vasip Şahin den İstanbullulara bayram mesajı
Okunma Sayısı : 169   
20.8.2018 19:07:06

 

 

 

İstanbul Valisi Vasip Şahin'den İstanbul'lulara bayram mesajı.

 

Saygıdeğer İstanbullular, Bayramlar; birlik, beraberlik, kardeşlik, hoşgörü ve yardımlaşma gibi hasletlerin pekişmesine, toplumsal dayanışmanın güçlenmesine katkı sunan; kırılan kalplerin onarılmasına, küskünlüklerin sona ermesine vesile olan müstesna zamanlardır.

 

Yakınlaşmak, yakın olmak  anlamına gelen Kurban Bayramı, bir yönüyle yaşananların gözden geçirildiği muhasebe günleridir; bir yönüyle de birbirimize ve Yaratan’a yakınlaştığımız muhabbet ve sadakat günleridir.  Kurban ibadeti, sevmeyi, paylaşmayı, vefa ve fedakârlığı telkin eder; can u gönülden ve karşılıksız verebilmenin hazzını yaşatır.

 

Kıymetli İstanbullular,

 

Mübarek Kurban Bayramının komşu, akraba ve dostlarımızı ziyaret ederken aziz şehitlerimizin ailelerini ve kahraman gazilerimizi de unutmadığımız, çevremizdeki ihtiyaç sahiplerine kucak açtığımız, yaşlılarımızı, çocuklarımızı sevindirdiğimiz bir bayram olmasını diliyor, yola çıkacak vatandaşlarımızın trafik kurallarına âzamî ölçüde riayet etmesini de hassaten rica ediyorum.

 

Birlik ve dirlik içerisinde nice bayramlara kavuşma temennisiyle başta şehit yakınlarımız ve kahraman gazilerimiz olmak üzere siz aziz İstanbullu hemşehrilerimin,  milletimizin ve bütün İslâm âleminin Kurban Bayramını kutluyor; sevgi ve saygılarımı sunuyorum. diyerek İstanbul'luların bayramını kutladı.

 

HABER GALATA

 

 

ABD Büyükelçiliğine düzenlenen saldırıyla ilgili en yetkili makamdan açıklama
Okunma Sayısı : 125   
20.8.2018 18:46:12

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve İstanbul Valisi Vasip Şahin, Haliç Polis Merkezi’ni ziyaret etti.


Bakan Soylu, Beyoğlu'ndaki polis merkezi ziyareti sonrası gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. 

 

Bakan Soylu, ABD Büyükelçiliği'ne sabaha karşı gerçekleşen saldırıyla ilgili bir soruya "Saat 05.30 itibariyle böyle bir saldırı gerçekleşti. 

 

Arkadaşlarımız o saat itibariyle hem teknik olarak analizleri yapıp araç ve araç içindeki kişilere ulaşmayı çalışıyorlar. Zannediyorum Ankara Valiliği bir açıklama yaptı. Olayın ayrıntılarını, nedenini ancak bu olayı gerçekleştirenlere ulaşınca öğrenmiş olacağız. 

 

Olayla ilgili bütün ayrıntıları elde etmeden bir şey söylemek yanlış olabilir. Arkadaşlarımız çözerler. Bugüne kadar bu tip olayları maharetle çözdüler. 

 

Bu olayların üzerine gerçekleşen bir provokasyon mu yoksa maalesef adi bir vaka mıdır, yoksa adi vaka süsü verip provokasyon mu oluşturmak istediler? 

 

Hem istihbaratımız hem Ankara emniyetimiz, tüm birimlerimiz yoğunlaşmış durumdalar. Çözebileceklerini tahmin ediyorum. Çözdükten sonra arkadaşlar gerekli açıklamayı kamuoyuna yapacaklardır" dedi.

 

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve İstanbul Valisi Vasip Şahin, Haliç Polis Merkezi’ni ziyaret ederek polis memurlarının Kurban Bayramını kutladı. Bakan Soylu ve Vali Şahin'in ziyaret sırasından Beyoğlu Kaymakamı Savaş Ünlü'de eşlik etti.

 

 

HABER GALATA

 
Yurdum İnsanı: Bu kafe müşteri değil 'misafir' ağırlıyor
Okunma Sayısı : 226   
3.8.2018 14:56:05


Eskişehir'in tarihi Odunpazarı bölgesindeki iki katlı binada faaliyet gösteren kafeye girmek isteyenler, ev ziyareti yapar gibi zile basıyor. Kapıyı ev sahibi gibi açan işletmeci de müşterilere "misafir" gibi davranıyor.

 

Masa sayısının 30 olduğu işletmede yer olmadığı takdirde gelenlere "Bugün müsait değiliz, başka zaman bekleriz." deniliyor.

 

"Serpme" yerine "seçme kahvaltı" adı verilen menü ile müşterilerin dilediğini yeme imkanı bulduğu işletmede, 3-63 liraya kahvaltı edilebiliyor. 

 

İşletmenin sahibi okul öncesi öğretmeni Emine Erdoğan (33),  yaptığı açıklamada, kendisi ve ailesi için oluşturduğu mekanı sonradan işletmeye çevirerek, "misafir" ağırlamaya başladığını söyledi.

 

Erdoğan, geniş bir aileye sahip olduğu için çocukluktan bu yana misafir ağırlamayı sevdiğini dile getirerek, "Hizmet etmek, insanları mutlu etmek zaten genlerimizde var. Dışarıdan gelen tanımadığımız, çoğu işletmenin 'müşteri', bizim ise 'misafir' dediğimiz kişiler gerçekten ortamı gördüğünde çok garipsiyor. Kendilerini evlerinde gibi hissediyorlar." dedi.

 

 


Zile basılması fikri benimdir


Kafeye gelenlerin zile basıp "Evde misiniz, gelebilir miyiz?" diye konuşmalarını çok sevdiğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

 

Zile basılması benim fikrimdir. Eşimden dolayı bir ayağım İstanbul'da, diğer ayağım Eskişehir'de. Sık sık gidip geldiğimiz için de aslında kafede rahat etmek istemiştik. Gelelim, dinlenelim, huzur bulalım diye.

 

Neden 'Müsait misiniz?' denilebilen bir yer olmasın diye düşündüm ve bunu gerçekleştirdim.

 

Burada misafirime hizmet eder gibi hizmet ediyorum zaten. Kışın soğuk olduğunda kendime ıhlamur demlemişsem, kimseye sormadan onlara da ikram ediyorum. Kafemize geldiyseniz, bir çay içip saatlerce oturabilirsiniz çünkü burada kendinizi evinizde gibi hissetmeniz öncelikli kural.

 

Erdoğan, işletmede kredi kartıyla ödeme yapılamadığının altını çizerek, "Siz evde kredi kartı kullanıyor musunuz? Burada da geçerli değil. Yer sofranızı kuruyoruz örneğin. Ailenizle gelip size ait bir odada kahvaltı edebiliyorsunuz. Sanırım kalabalık kentler, yoğunluklar beni biraz da bu işe yönlendirdi. Eski samimiyetleri, bir arada olmayı özlediğim için bu yola başvurdum." ifadelerini kullandı.

 

 

Kestaneni alıp gelebilirsin


Bahçe içine dizayn ettikleri kuzinede yaz kış çay demlediklerini aktaran Erdoğan, "Bizim kestanemizi beğenmemiş olabilirsin. O halde kestaneni alıp gelebilirsin. Yanında bir şeyler getirmene bozulmuyoruz. Aslında gerçekten olması gerekeni yapıyoruz. Elimize bir büyük bardak kahve tutuşturuyorlar.

 

Parasını da peşin alıyorlar, sonra da bir daha ilgilenmiyorlar. Buna çok bozuluyorum. İşletmemizde bazen misafirlerimiz 'Abla bir ayağımız yıkamadığın, sırtımıza minder koymadığın kaldı.' diyorlar. Bunu duymak bile çok güzel. Sonuçta çocuk yetiştiriyorum. Bir eğitimciyim. Geleceğe kültürümüzü, güzelliklerimizi bırakmak en önemli hedefim." değerlendirmesinde bulundu.

 

Kafeye kızı ile gelen 53 yaşındaki Abdil Keskiner ise ortamı çok sıcak bulduğunu aktararak, "Beş yıl önce yurt dışından Türkiye'ye kesin dönüş yaptım. Tarihi bir mahallede böyle bir kafe görmek çok güzel. Bize gerçekten misafirmişiz gibi davrandılar. Avrupa'da böyle samimi, ziline basılarak girilen kafeye hiç rastlamadım. Çalışanlar güler yüzlü ve samimi." diye konuştu.

 

 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığından, İstanbul'daki Belediyelere UYARI
Okunma Sayısı : 200   
3.8.2018 02:54:58

 

CNN TÜRK'ten Gülşen Coşkun'un haberinde yer verilen Çevre ve Şehircilik Bakanlığının uyarı yazısı haberleştirildi. 

 

İstanbul'da art arda gelen yıkılan bina haberleri sonrası Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul ilçe belediye başkanlıklarını uyardı.

 


İstanbul'a 'çöken bina' uyarısı

 

Uyarı yazısında, bu tür sonuçlarla karşılaşmamak için önce yasalar kapsamında alınması gereken tedbirler sıralandı. 

 

Ardından 'Kusurlu olan idarelerin de (Belediye Başkanlarının) sorumlulukları olacak, haklarında yaptırım olabilecek'' vurgusu yapıldı.

 

İstanbul Beyoğlu, Sancaktepe, Ümraniye ilçelerinde çöken binalar ve yağmurdan oluşan farklı ileçelerde su baskınları vatandaşa zor anlar yaşatmıştı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hemen harekete geçerek İstanbul İl ve 39 ilçe belediyesine dikkat edilmesi gereken hususlar hatırlatılarak gerekli uyarılarda bulundu. 

 

BEYOĞLU

 

 

 

SANCAKTEPE 

 

 

 

ÜMRANİYE

 

 


 

İstanbul'da yaşanan sorunlara Haber Galata Ekibinin değerlendirmesi:

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesinde gerçekten canla başla çalışan kadrolar olduğunu biliyoruz. Yönetim değişimi sonrası toparlanmanın zaman alacağı muhakkaktır. Üst yönetimin uzman kadroların sesine kulak vermesi, konusunda uzman personelin öneri ve görüşlerinin dikkate alınmasının çok öenmli olduğunun bilinmesini istiyoruz.  

 

İstanbul'da acil yapılması gereken bir çok sorun var ancak bu sorunların  ihale yoluyla giderilmesinin getirdiği gecikme süreci acil sorunların çözümünde aşırı zaman kaybına yol açtığını görüyoruz. İBB sorumluluk alannında bulunan bu sorunların bir çoğu İBB ekibiyle giderilmesinin mümkün olduğunu görüyorum. ÖRNEK: Bir Cadde'de acil yapılması gereken yaya geçidi çizgisi ve şerit çizgileri ihale yoluyla yapılacağı bilgisi şaşrtıcı bir durum. Anket sonrası ihale. Caddeden karşıdan karşıya geçmekte zorluk çeken çocuklu aile ve yaşlılar araçların süratle geçmesi ve her az bir kaza yaralanma veya can kaybı yaşanması ciddi sorunlar getirecektir. 

 

İstanbul Büyük Şehir Belediyesi kadrolarının azami çaba gösterdiği ancak ihale ve yönetim sisteminin işleri yavaşlattığını saha tecrübesinden biliyorum. Kordinasyonda sorunlar büyük. İBB'nin ilçe Belediyeleri üzerinde bir yaptırımı olmaması ve ortak çalışma noktasında birleşememsi büyük sorunları beraberinde getiriyor. 

 

İlçe Belediyelerinin ilçelerindeki gerçekleri vee eksikleri görememeleri çok üzücü bir durum. İlçe Belediye başkanlarının stratejik planlarının çok gerçekçi olmadığını geçmiş Sayıştay raporlarından ve yaşadıklarımızdan anlıyoruz. Bazı başkanların açıklamalarıda tatmin edici değil. 

 

İstanbulun ilçelerinde yaşanan art arda yıkılan binaların, inşaat çalışmalarında projeye uygun çalışma yapılmadığı  çıkan haberlerle anlaşılmıştır. İlçelerdeki yağmurdan oluşan su baskınları araçların suya gömülmesi ve İstanbul Eyüp'te bir anne ve 2 çocuğunun sele kapılarak arabanın altına sürüklenmesi (Anne ve iki çocuğu vatandaşlarca kurtarıldı can kaybı çok şükür yaşanmadı) ciddi ihmaller olduğunun ispatı oldu. Bu sorunlar proje aşamasında belki düşünülmüş ancak  DRENAJ çalışması yapılmadığı görülüyor, yağmurdan oluşan su birikintisi DRENAJ yapılması durumunda oluşan yağmur suyunun belli noktalarda toplanarak tahliye ediilmesinin sağlanması gerekirdi. Bir gerçek; ilçe belediyelerde sorun çok büyük. YAZI DEVAM EDECEK....  

 

 

HABER GALATA

Bodies of mother, baby martyred by PKK reach hometown
Okunma Sayısı : 119   
1.8.2018 21:13:22

 

The bodies of a mother and her infant martyred by the terrorist PKK in southeast Turkey arrived in their hometown on Wednesday for funeral services.

 

Nurcan Karakaya, the wife of a Turkish solder, and her 11-month-old baby boy Bedirhan Mustafa Karakaya were martyred on Tuesday when a roadside bomb planted by PKK terrorists exploded as they moved through the Yuksekova district.

 

 

The bodies were sent to Sarkisla in central Turkey's Sivas province, where funeral services are expected within the next day.

 

The coffins of the mother and the baby boy wrapped in Turkish flags were taken by helicopter to Hakkari airport after a military ceremony at the Mountain and Commando Brigade Command in Yusekova, Hakkari.

 

Local government officials along with security personnel and political figures attended the ceremony sending off the coffins.

 

A second ceremony was held at Hakkari's Selahaddin Eyyubi Airport before a military aircraft carried the bodies of the mother and baby to an airport in Kayseri, from where they proceeded to Sivas.

 

The mother died on the spot, while the 11-month-old succumbed to his wounds at the Yuksekova Public Hospital.

 

The PKK -- listed as a terrorist organization by Turkey, the U.S. and the EU -- has been responsible for the death of some 40,000 people in its more than 30-year terror campaign against Turkey.

 

NEWS GALATA

 

 

Terör Örgütü PKK'nın son kurbanı 11 aylık Bedirhan oldu
Okunma Sayısı : 159   
1.8.2018 16:25:24

Bölge halkına korku salmak için gerçekleştirdiği kanlı eylemleriyle yüzlerce çocuğu katleden, çok sayıda çocuğu da yaralayan veya sakat bırakan terör örgütü PKK'nın son kurbanı 11 aylık Bedirhan oldu.

 

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri başta olmak üzere yurdun dört bir yanında düzenledikleri saldırılarla halka korku salma amacı güden PKK'lı teröristler, güvenlik güçlerini hedef alan hain eylemlerinin yanı sıra sivilleri de katletmekten uzak durmadı.

 

Sivil halka yönelik ilk eylemlerine 1987 yılından itibaren başlayan, köy baskınlarında yaşlı, kadın ve çocukları katleden teröristlerin, özellikle kundaktaki bebekleri kurşuna dizmesi hafızalarda derin iz bıraktı.

 

Siirt'in Baykan ilçesine bağlı Derince köyünde 1993'te PKK'lı teröristlerin okul bahçesinde kurşuna dizdiği 13'ü çocuk 22 kişi arasında bulunan 3 yaşındaki Serkan Erdem'in bedeni kurşunlanmış fotoğrafı, terörün acımasız yüzünü dünya kamuoyuna gösterdi. Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan da bu katliamdan sonra "bebek katili" olarak hafızalara kazındı.

 

Asker-polis, kadın-erkek, genç-yaşlı, bebek-çocuk gözetmeksizin saldırılarını sürdüren terör örgütünün en masum mağdurları ise bebek ve çocuklar oldu.

 

Saldırılar nedeniyle çok sayıda çocuğun yaşama hakkı küçük yaşta elinden alındı. Çok sayıda çocuk ise saldırılardan yaralı kurtulsa da kaybettikleri uzuvlarıyla hayatlarını büyük zorluklarla sürdürmek durumunda kaldı.

 

Son kurban 11 aylık Bedirhan


Hakkari'nin Yüksekova ilçesinin Büyükçiftlik beldesi Susat Deresi mevkisinde dün asker eşi Nurcan Karakaya'nın kullandığı aracın geçişi esnasında, teröristlerin, önceden yola tuzaklanan el yapımı patlayıcıyı infilak ettirmesi sonucu 25 yaşındaki kadın ile 11 aylık bebeği Bedirhan şehit oldu.

 


Geçen yıl Eren Bülbül'ü öldürdüler


Eli kanlı teröristler, Trabzon'un Maçka ilçesi kırsalında geçen yıl evden erzak çalan teröristlerin yerini güvenlik güçlerine gösterirken 16 yaşındaki Eren Bülbül'ü şehit etti.

 

Söz konusu ev civarında sürdürülen inceleme sırasında güvenlik güçlerine yardımcı olduğu sırada teröristlerin hain saldırısı sonucu Eren Bülbül ve Jandarma Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik şehit düştü, bir güvenlik görevlisi yaralandı.

 

Terör örgütünün hain saldırılarından bazıları


Terör örgütü PKK'nın bugüne kadar bebek ve çocukları hedef alan saldırılarından bazıları şöyle:

 

- 7 Mart 1987'de Mardin'in Nusaybin ilçesi Açıkyol köyünde 6'sı çocuk 8 kişi kurşuna dizildi.

 

- 20 Haziran 1987'de PKK'lı teröristlerin saldırısı sonucu Mardin'in Ömerli ilçesindeki köy korucusu ailelerin yoğunlukta olduğu Pınarcık köyünde 16'sı çocuk 30 kişi öldürüldü.

 

- 8 Temmuz 1987'de Mardin'in Midyat ilçesine bağlı Yuvalı köyü Haraberk mezrasına saldıran PKK'lı teröristler, aynı aileden 7'si çocuk 2'si kadın 9 kişiyi katletti.

 

- 19 Ağustos 1987'de Siirt'in Eruh ilçesine bağlı Milan mezrasına saldıran teröristler, aralarında 3 ve 6 günlük 2 bebeğin de bulunduğu 25 sivili öldürdü. Katledilenlerin 14'ü 18 yaşından küçüktü.

 

- 21 Eylül 1987'de Şırnak'ın Güneyce köyü Çiftekavak mezrasını basan PKK'lılar, 2'si hamile 5 kadın, 4'ü çocuk 11 kişiyi katletti, 2 kişiyi ağır yaraladı.

 

- 10 Ekim 1987'de Şırnak'ın Çobandere mezrasına baskın yapan teröristler, birçoğu yaşlı, kadın ve kundaktaki bebek olmak üzere 13 kişiyi katletti. Ağır yaralanan 9 kişi, tedavi altına alındı.

 

- 9 Mayıs 1988'de Mardin'in Nusaybin ilçesi Taşköyü'nün Behmenin mezrasına saldıran teröristler, aynı aileden 8'i çocuk, 2'si kadın 11 kişiyi öldürdü. Saldırıda 2 çocuk ağır yaralandı.

 

- 22 Haziran 1992'de Batman'ın Gercüş ilçesine bağlı Seki köyündeki 2 korucunun evine baskın düzenleyen teröristler, 8'i çocuk 10 kişiyi katletti, 2 kişiyi ağır yaraladı.

 

- 1 Ekim 1992'de Bitlis'in Cevizdalı köyünü gece geç saatlerde basan terör örgütü PKK, 8'i çocuk 30 kişiyi öldürdü.

 

- 9 Kasım 1992'de Diyarbakır'ın Hani ilçesine saldıran PKK'lı teröristler, evleri basarak insanları kurşuna dizdi. Saldırıda 4'ü çocuk, 4'ü kadın 12 kişi hayatını kaybetti.

 

- 18 Temmuz 1993'te Van'ın Bahçesaray ilçesindeki Sündüz Yaylası'na baskın düzenleyen PKK'lı teröristler, 14'ü çocuk 24 kişiyi katletti.

 

- 21 Ocak 1994'te Mardin'in Savur ilçesine bağlı Ormancık ve Akyürek köylerine saldıran teröristler, 11'i çocuk 21 kişiyi öldürdü.

 

- 24 Temmuz 1995'te İran'dan gelen kalabalık PKK'lı terörist grubu, Van'ın Gürpınar ilçesine bağlı Akdoğu köyü Atabinen mezrasına giremeyince evleri roket atışına tuttu. Teröristler, 7'si kadın ve çocuk 12 kişiyi öldürdü, 13 kişiyi ağır yaraladı.

 

Öğrencileri hedef aldılar


PKK, saldırılarını kırsalda sürdürdüğü dönemde şehirlerde de kanlı eylemler gerçekleştirdi.

 

Diyarbakır'da 3 Ocak 2008'de askeri servis aracının geçişi sırasında bir dershane önünde bomba yüklü aracın patlatılması sonucu 6'sı öğrenci 7 kişi yaşamını yitirdi. Saldırıda, aralarında öğrencilerin de bulunduğu 73 kişi yaralandı.

 

Terör örgütü PKK'nın eğitim kurumlarını hedef alan saldırıları da oldu. Mardin'in Kızıltepe ilçesinde 23 Nisan 2011'deki kutlamalar için 23 Nisan İlkokulunun bahçesinde toplanan çocuklara, maskeli bir grup havai fişeklerle saldırdı. Saldırıda ölen ya da yaralanan olmadı ancak 7-14 yaşlarındaki çocuklara yönelik saldırı hafızalarda iz bıraktı.

 

Teröristler, Şırnak'ın Cizre ilçesinde 27 Mayıs 2011'de imam hatip lisesi öğrencilerinin bulunduğu yurda molotofkokteyli ile saldırdı. Yurt binasında çıkan yangın sonucu 3 öğrenci yaralandı.

 

Şehirlerdeki hain saldırıları


Terör örgütü, İstanbul Güngören'de 2008'de vatandaşları hedef aldı. Çöp tenekesine yerleştirilen bombanın patlamasından 10 dakika sonra 50 metre ileride yine bir başka çöp tenekesinde daha güçlü bir patlama yaşandı. Saldırıda, ilk patlama sonrası yardıma gidenler de hedef alındı. Araç trafiğine kapalı ve vatandaşların yoğun olduğu alanda akşam saatlerinde meydana gelen patlamada, Aleyna Çelik (3), Taha Yıldızlı (5), Murat Ağca (12) ve Şeyma Özkan'ın da aralarında bulunduğu 17 kişi yaşamını yitirdi, yaralanan 154 kişi hastaneye kaldırıldı.

 

Genç kız otobüste alevler arasında kaldı


İstanbul'un Bağcılar ilçesinde 8 Kasım 2009'da belediye otobüsüne terör örgütü mensuplarınca molotofkokteyli atıldı. Saldırıda, evine giden 17 yaşındaki lise son sınıf öğrencisi Serap Eser, otobüste çıkan yangın sonucu alevler arasında kaldı. Genç kız, yaklaşık bir ay tedavi gördüğü hastanede yaşam mücadelesini kaybetti.

 

Hakkari'de 16 Eylül 2010'da Durankaya beldesi ile Geçitli köyü arasındaki yola teröristlerce döşenen mayının sivilleri taşıyan minibüsün geçişi sırasında infilak ettirilmesi sonucu aralarında 2 yaşındaki Nurullah Umut Çiftçi ve 11 aylık Zeynep Kurt'un da bulunduğu 9 kişi hayatını kaybetti, yaralanan 4 kişi tedavi altına alındı.

 

Şehit annenin karnından alınan bebek hayata tutunamadı


Batman'da 26 Eylül 2011'de 3 terörist, hac yolculuğuna hazırlanan anne ve babasını ziyaretten dönen Talat Doru ve ailesinin bulunduğu araca ateş açtı. Saldırıda 4 çocuk annesi ve 8 aylık hamile Mizgin Doru (31) ile kızı Sultan Doru (4) yaşamını yitirdi. Talat ve Mizgin Doru'nun 4 kızı vardı ancak bir de erkek bebek istiyorlardı. Anne karnındaki erkek bebek, olay sonrasında sezaryenle kurtarıldı ancak hastanede bir gün yaşayabildi. Baba Doru ile bir kızı da olayda ağır yaralandı.

 

Bingöl'de, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda bir anne, canlı bomba eylemi yapacak teröriste müdahale ederek çok sayıda kişiyi kurtardı. Kurban Bayramı öncesi 3 çocuğuyla alışverişe çıkan Hatice Belgin, yürürken canlı bomba eylemcisini fark etti ve üzerine atladı. Anne, patlamayı engelleyemedi ancak yaşanabilecek daha büyük bir facianın önüne canını feda ederek geçti. Olayda, anne Belgin ve oğlu Veysel ile bir vatandaş hayatını kaybetti, 21 kişi yaralandı.

 

Kurban eti dağıtan çocukları katlettiler


HDP Merkez Yürütme Kurulunca 6 Ekim 2014'te yapılan açıklamanın ardından çıkan 6-7 Ekim olaylarında 2 polis memuru şehit oldu, 31 kişi hayatını kaybetti, 221 sivil ile 139 polis yaralandı. Ölenler arasında, Kurban Bayramı'nın 4. gününde ihtiyaç sahiplerine kurban eti dağıtılırken 2 arkadaşıyla katledilen 16 yaşındaki Yasin Börü de bulunuyordu.

 

Sebze almak için evden çıktı hayatını kaybetti


Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde 30 Ağustos 2015'te evinden sebze almak için çıkan 6. sınıf öğrencisi 13 yaşındaki Fırat Simpil, terör örgütü PKK mensuplarınca yola yerleştirilen patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu yaşamını yitirdi.

 

Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde 28 Eylül 2015'te teröristlerin polis aracına düzenlediği saldırıda roketatar mermisinin isabet ettiği evdeki 9 yaşındaki Elif Şimşek öldü.

 

Mardin'in Kızıltepe ilçesinde 12 Eylül 2015'te terör örgütü PKK'nın gençlik yapılanması mensuplarınca poşet içinde bir evin damına bırakılan patlayıcının ellerinde infilak etmesi sonucu 9 yaşındaki Tahsin Uray ve Ramazan Ş. ağır yaralandı. Kızıltepe Devlet Hastanesine kaldırılan çocuklardan Tahsin Uray, müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

 

Şırnak Kültür Merkezi ve Halk Kütüphanesinin bulunduğu binaya 25 Aralık 2015'te düzenlenen saldırıda 4 çocuk yaralandı.

 

5 aylık bebeği katlettiler


Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde 13 Ocak 2016'da İlçe Emniyet Amirliği ve lojmanına teröristlerce bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda, bir polis memuru şehit oldu, biri 5 aylık, biri 4 ve diğeri 12 yaşında 3 çocuğun da aralarında bulunduğu 6 kişi hayatını kaybetti. Saldırıda yaralanan 39 kişi hastaneye kaldırıldı.

 

Kızılay Güvenpark yakınlarında 13 Mart 2016'da PKK'lı teröristlerce düzenlenen, 36 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıda yaralananlar arasında bulunan 6 aylık hamile Songül Yılmaz'ın karnındaki bebek, terör saldırılarının en küçük kurbanı oldu.

 

Şırnak'ın İdil ilçesinde 13 Nisan 2016'da terör örgütü PKK mensuplarının tuzakladığı el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu 4 yaşındaki Hidayet Tek yaşamını yitirdi.

 

Hakkari'nin Çukurca ilçesinde 10 Temmuz 2016'daki saldırıda 5 yaşındaki Viyan Kanat hayatını kaybetti.

 

Diyarbakır'ın Sur ilçesinde bombalı saldırıda bebek Ceylin Naz Aydın, 11 Ağustos 2016'da şehit oldu.

 

İsimleri parkta yaşatılıyor


İçişleri Bakanlığınca Kanun Hükmünde Kararname kapsamında görevlendirme yapılan Diyarbakır'ın Hani İlçe Belediyesi, PKK'lı teröristlerce katledilen çocukların isimlerini çocuk parklarına verdi.

 

Yapımı tamamlanan 6 parkta, teröristlerin katlettiği Bilgehan Şapkacı, Viyan Kanat, Ceylin Naz Aydın, Yasin Börü, Mevlüde İrem Çiftçi ve bir yaşındaki Ecrin Açıkgöz'ün adı yaşatılıyor.

 

 

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Bahçeli görüşmesi gerçekleşti
Okunma Sayısı : 144   
1.8.2018 00:49:57


Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul etti.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi kabulü saat 13.00'te başladı.

 

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, basına kapalı gerçekleştirilen kabul, 40 dakika sürdü.

 

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi kabulüne ilişkin bir soru üzerine Kalın, görüşmenin Türk siyasetinin son dönemde aşina olduğu görüşmelerden birisi olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

 

Erdoğan ve Bahçeli'nin, çeşitli istişarelerde bulunmak üzere dönem dönem bir araya geldiklerini anımsatan Kalın, olağanüstü bir durumun olmadığını, ara ara bu tür istişarelerin yapılmasında fayda mülahaza edildiğini vurguladı. Kalın, bugünkü görüşmenin de o görüşmelerden bir tanesi olduğunu bildirerek, şöyle devam etti:

 

Genel olarak Türkiye'deki siyasi süreç, seçim sonrası yeni sistemin oturması, bununla ilgili atılan adımlar, bundan sonrasıyla ilgili yürütülen süreçler ve genel siyasi konularla ilgili bir genel değerlendirme ve görüş alışverişi yapıldı. Bundan sonra da ara ara, dönem dönem bu çerçevede görüşmeler olabilir. Olağanüstü ya da acil koduyla herhangi bir durum yok. Zaman zaman bu tür görüşmeleri hep birlikte müşahede edeceğiz.

 

 

HABER GALATA

Son Haberler
Avrupa ve ABD dâhil uluslararası toplum bugün gerekli adımları atmazsa

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  Wall Street Journal gazetesine Suriye krizi ve İdlib sorunu üzerine bir makale kaleme aldı. Suriye'de yine kritik bir eşikte olunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İdlib köprüden önceki son çıkış" dedi.

 

CumhurbaşkanıErdoğan'ın 'Dünya Esad'ı durdurmalı' başlıklı makalesi şöyle:


Esed rejimi, yedi yıldır Türkiye'nin güney sınırında Suriye vatandaşlarını keyfî tutuklamalar, sistematik işkence, topyekûn idamlar, varil bombaları ve kimyasal ve konvansiyonel silahlarla hedef almaktadır. 

 

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin "İkinci Dünya Savaşı'ndan beri yaşanan en büyük insan kaynaklı felaket" olarak tanımladığı Suriye iç savaşı neticesinde milyonlarca masum insan mülteci durumuna düşmüş veya kendi ülkeleri içerisinde yerlerinden edilmiştir.

 

Suriye halkının acısını hafifletmek için olağanüstü çaba gösteren Türkiye, bugün yaklaşık 3.5 milyon mülteciye, yani diğer ülkelerin tamamından daha fazla kişiye, evsahipliği yapmaktadır. 

 

Aynı zamanda yanıbaşımızda faaliyet gösteren terör örgütleri DEAŞ ve PKK'nın hedefi olduk. Ancak ne insani yardım çabalarımızın yüksek maliyeti ne de güvenlik endişeleri kararlılığımızı zayıflatmadı.


Türkiye krize siyasi çözüm bulmak için diplomatik girişimlerde bulundu

 

Türkiye, bu tür zorluklarla karşılaştığı bir dönemde aynı zamanda krize siyasi bir çözüm bulmak için diplomatik girişimlerde bulundu. Bu kapsamda Suriye muhalefetini Cenevre'de pazarlık masasına getirdik; Rusya ve İran ile birlikte Astana Süreci'ni başlattık. 

 

Sonuç olarak Türkiye, ateşkes anlaşmaları yaptı, çatışmasızlık bölgeleri kurdu ve sivillerin rejim saldırısı altındaki bölgelerden tahliyesini sağladı.

 


Bugün bir kez daha kritik bir eşikte bulunuyoruz. Esed rejimi, müttefiklerinin de yardımıyla, üç milyon kişiye evsahipliği yapan ve yerlerinden edilmiş Suriyeliler için son güvenli limanlardan biri olan İdlib'e büyük bir taarruz gerçekleştirmeye hazırlanıyor. 

 

Hükümetimiz, bu saldırıyı engellemek amacıyla bir çatışmasızlık bölgesinin kurulmasına katkıda bulundu ve ateşkes ihlallerini belgelemek ve raporlamak amacıyla 12 gözlem noktası oluşturdu.


Terörle mücadele adına masum insanları kurban edemeyiz


Esed rejimi, yaklaşan saldırısını terörle mücadele zemininde meşrulaştırmaya gayret etmektedir. Şunu açıkça ifade edelim: Terörle mücadelenin önemini hiçbir ülke, Suriye krizi bölgeye güvensizlik ihraç etmeye başladığından beri ciddi terör saldırılarına hedef olan Türkiye'den daha iyi anlayamaz. 

 

Ancak Beşşar Esed'in çözümü sahte bir çözümdür. Terörle mücadele adına masum insanlar kurban edilemez. Böyle bir adım ancak yeni terör ve aşırıcılık yuvaları yaratmaya sebep olur. Nitekim DEAŞ'ın ortaya çıkışı, Suriye'de yaşananların sebebi değil, sonucu niteliğindedir. Uluslararası toplum, terörün kök salmasını engellemek için bu şiddeti kontrol altında tutmak zorundadır.


İdlib'de benzer sorunlarla karşı karşıya bulunuyoruz. Aralarında HTŞ'nin de bulunduğu terör örgütleri, bu bölgede faaliyetlerini sürdürüyor. Ancak bu unsurlar, İdlib'in toplam nüfusunun çok küçük bir bölümünü oluşturuyor. 

 

Teröristleri ve aşırı unsurları etkisiz hâle getirmek ve yabancı savaşçıları adalete teslim etmek için gereken, kapsamlı bir uluslararası terörle mücadele operasyonudur. Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyinde teröristlere karşı verdiği mücadelede kilit rol oynayan ılımlı muhaliflerin sağlayacağı destek ve yönlendirme, İdlib'de de çok önemli olacaktır.


Uluslararası toplum sorumluluklarının farkına varılmalı

 

İdlib'e yapılacak saldırıyı engellemek, terörle mücadele adımlarını sekteye uğratmayacaktır. Türkiye, DEAŞ ve PKK gibi terör örgütleriyle mücadelesinde sivillere zarar vermeden başarıya ulaşmıştır. 

 

Terörden etkilenen bölgelerde istikrarı yeniden sağlamak uğruna çok sayıda şehit verdik. Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyinde düzeni muhafaza edebilmesi, sorumlu bir terörle mücadele yaklaşımının yerel halkın desteğini kazanabileceğinin en açık kanıtıdır.


Gerekli adım atılmazsa bedeli çok ağır olacaktır

 

İdlib saldırısı yaklaşırken uluslararası toplumun tüm üyeleri sorumluluklarının farkına varmalıdır. Gerekli adımları atmamanın bedeli çok ağır olacaktır. Suriye halkını, Beşşar Esed'in insafına terk edemeyiz. 

 

Rejimin İdlib'e yönelik taarruzunun amacı, gerçekten terörle mücadele etmek değil, gelişigüzel saldırılarla muhalifleri ortadan kaldırmak olacaktır. Bu rejim saldırısı, aynı zamanda Türkiye, Avrupa'nın geri kalanı ve ötesi için ciddi insani riskler ve güvenlik riskleri oluşturacaktır.


Rusya ve iran'da insani bir felaketi önlemekle yükümlüdür


Bugüne kadar kimyasal saldırılara odaklanan ABD, bu keyfî ölüm hiyerarşisini reddetmesi gerekmektedir. Zira konvansiyonel silahlar, çok daha fazla ölüme sebebiyet vermiştir. Ancak yaşanacak katliamı durdurma sorumluluğu, yalnızca Batı'ya ait değildir. Astana Süreci'ndeki ortaklarımız Rusya ve İran da insani bir felaketi önlemekle yükümlüdür.

 

İdlib, köprüden önceki son çıkıştır. Eğer Avrupa ve ABD dâhil uluslararası toplum bugün gerekli adımları atmazsa, bunun bedelini yalnızca Suriyeli masumlar değil tüm dünya ödeyecektir. 

 

Türkiye, komşusunda yaşanan katliamı engellemek için elinden gelen her şeyi yapmıştır. Çabalarımızda başarılı olmamız için dünyanın geri kalanının dar çıkarlarını bir kenara bırakıp, siyasi çözüme destek vermesi gerekmektedir.

 

 

HABER GALATA  /AJANSLAR

 

 

Başkan Palandöken: Türk malı ürünler işaretlensin

 

 

Yerli ürünlerin satışını artırmak için raflarda açıkça TÜRK MALI yazması veya Türk Malı olduğuna ilişkin bir işaret konulması gerektiğine dikkati çeken TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, 'Ekonomik olarak inişli çıkışlı bir dönemden geçtiğimiz şu sıralarda yerli ürün kullanmanın önemini her zamankinden daha çok vurguluyoruz.

 

Raflarda, tezgâhlarda, reyonlarda yüzde yüz Türk malı olan ürünler açıkça okunur şekilde belirtilerek halkımız yerli ürünlere yönlendirilerek hem satışlar artırılmalı, hem de paramız yurt içinde kalmalı. Çünkü dünyaca ünlü birçok marka ürünün ülkemizde üretildiği de iyi bilinmeli ki halkımız gerçeği öğrensin' dedi.


Türk malı yazısı okunur şekilde yerli ürünlere yazılmalı

 

Yüzde yüz yerli olan her ürünün belirtilmesinin satışları artırarak ekonomiye katkı sağlayacağını vurgulayan Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, 'Yerli üretimin, yerli ve milli olmanın, yerli ürün kullanmanın önemi bu dönemde had safhada. Öyle ki kendi üreticimiz, kendi markamız kazandıkça ülke ekonomimiz kazanacak.

 

 

Bunun için yerli ürünlerin üzerinde her vatandaşın alışveriş yaparken okuyup görebileceği şekilde belirtilmesi lazım. Örneğin bir gömlek, deterjan, telefon, çikolata, ayakkabı vb. her üründe bu geçerli olabilir. Üründe TM yazısı olsa da boyutu küçük olduğu için herkes tarafından okunup fark edilemiyor.

 

Hangi ürün yüzde yüz yerli, hangi ürünün yüzde 50'si yerli bunu bilerek alışveriş yapmak, yerli ürünlerimizin cazibesini de artıracaktır. Milli tasarruf yapmamız gereken dönemlerde bunun önemi büyüktür. Çok bilinen dünyada ünlü birçok marka ile aynı kalitede gıda ya da tekstil ürünü üretebilen birçok markamız var.

 

Vatandaşımız bunun da bilincine vararak ürünler arasında kıyaslama da yapabilir. Ekonomimizin kısa sürede bu dalgalanmalardan kurtulması için yerli ürüne teşvik artırılmalı' diye söyledi.

 

 

HABER GALATA

Beyoğlu Kaymakamlığına Mustafa Demirelli atandı
 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yayımlandı. Yayınlanan yeni kararnameye göre, İçişleri Bakanlığı, İller İdaresi Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Demirelli Beyoğlu Kaymakamı olarak atandı.

 

Kaymakam Mustafa Demirelli'yi Beyoğlu'nda çözülmesi gereken bir çok sorun bekliyor. Maalesef ilçeye yetkililer uzun zamandır gerekli hassasiyeti gösterememişti. Yeni bir ekiple, Kaymakam Demirelli'nin ilçede bir kaymakamlık makamı  olduğunu göstermesini bekliyoruz.  

 

 

Kaymakam Mustafa Demirelli'ye Beyoğlu'na hoşgeldin diyor, yeni görevinin hayırlı olmasını diliyoruz. 

 

 

Günün sözü: Beyoğlu, İstanbul demektir... :)

 

HABER GALATA

İstanbul Valisi Vasip Şahin den İstanbullulara bayram mesajı

 

 

 

İstanbul Valisi Vasip Şahin'den İstanbul'lulara bayram mesajı.

 

Saygıdeğer İstanbullular, Bayramlar; birlik, beraberlik, kardeşlik, hoşgörü ve yardımlaşma gibi hasletlerin pekişmesine, toplumsal dayanışmanın güçlenmesine katkı sunan; kırılan kalplerin onarılmasına, küskünlüklerin sona ermesine vesile olan müstesna zamanlardır.

 

Yakınlaşmak, yakın olmak  anlamına gelen Kurban Bayramı, bir yönüyle yaşananların gözden geçirildiği muhasebe günleridir; bir yönüyle de birbirimize ve Yaratan’a yakınlaştığımız muhabbet ve sadakat günleridir.  Kurban ibadeti, sevmeyi, paylaşmayı, vefa ve fedakârlığı telkin eder; can u gönülden ve karşılıksız verebilmenin hazzını yaşatır.

 

Kıymetli İstanbullular,

 

Mübarek Kurban Bayramının komşu, akraba ve dostlarımızı ziyaret ederken aziz şehitlerimizin ailelerini ve kahraman gazilerimizi de unutmadığımız, çevremizdeki ihtiyaç sahiplerine kucak açtığımız, yaşlılarımızı, çocuklarımızı sevindirdiğimiz bir bayram olmasını diliyor, yola çıkacak vatandaşlarımızın trafik kurallarına âzamî ölçüde riayet etmesini de hassaten rica ediyorum.

 

Birlik ve dirlik içerisinde nice bayramlara kavuşma temennisiyle başta şehit yakınlarımız ve kahraman gazilerimiz olmak üzere siz aziz İstanbullu hemşehrilerimin,  milletimizin ve bütün İslâm âleminin Kurban Bayramını kutluyor; sevgi ve saygılarımı sunuyorum. diyerek İstanbul'luların bayramını kutladı.

 

HABER GALATA

 

 

ABD Büyükelçiliğine düzenlenen saldırıyla ilgili en yetkili makamdan açıklama

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve İstanbul Valisi Vasip Şahin, Haliç Polis Merkezi’ni ziyaret etti.


Bakan Soylu, Beyoğlu'ndaki polis merkezi ziyareti sonrası gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. 

 

Bakan Soylu, ABD Büyükelçiliği'ne sabaha karşı gerçekleşen saldırıyla ilgili bir soruya "Saat 05.30 itibariyle böyle bir saldırı gerçekleşti. 

 

Arkadaşlarımız o saat itibariyle hem teknik olarak analizleri yapıp araç ve araç içindeki kişilere ulaşmayı çalışıyorlar. Zannediyorum Ankara Valiliği bir açıklama yaptı. Olayın ayrıntılarını, nedenini ancak bu olayı gerçekleştirenlere ulaşınca öğrenmiş olacağız. 

 

Olayla ilgili bütün ayrıntıları elde etmeden bir şey söylemek yanlış olabilir. Arkadaşlarımız çözerler. Bugüne kadar bu tip olayları maharetle çözdüler. 

 

Bu olayların üzerine gerçekleşen bir provokasyon mu yoksa maalesef adi bir vaka mıdır, yoksa adi vaka süsü verip provokasyon mu oluşturmak istediler? 

 

Hem istihbaratımız hem Ankara emniyetimiz, tüm birimlerimiz yoğunlaşmış durumdalar. Çözebileceklerini tahmin ediyorum. Çözdükten sonra arkadaşlar gerekli açıklamayı kamuoyuna yapacaklardır" dedi.

 

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve İstanbul Valisi Vasip Şahin, Haliç Polis Merkezi’ni ziyaret ederek polis memurlarının Kurban Bayramını kutladı. Bakan Soylu ve Vali Şahin'in ziyaret sırasından Beyoğlu Kaymakamı Savaş Ünlü'de eşlik etti.

 

 

HABER GALATA

 
Yurdum İnsanı: Bu kafe müşteri değil 'misafir' ağırlıyor


Eskişehir'in tarihi Odunpazarı bölgesindeki iki katlı binada faaliyet gösteren kafeye girmek isteyenler, ev ziyareti yapar gibi zile basıyor. Kapıyı ev sahibi gibi açan işletmeci de müşterilere "misafir" gibi davranıyor.

 

Masa sayısının 30 olduğu işletmede yer olmadığı takdirde gelenlere "Bugün müsait değiliz, başka zaman bekleriz." deniliyor.

 

"Serpme" yerine "seçme kahvaltı" adı verilen menü ile müşterilerin dilediğini yeme imkanı bulduğu işletmede, 3-63 liraya kahvaltı edilebiliyor. 

 

İşletmenin sahibi okul öncesi öğretmeni Emine Erdoğan (33),  yaptığı açıklamada, kendisi ve ailesi için oluşturduğu mekanı sonradan işletmeye çevirerek, "misafir" ağırlamaya başladığını söyledi.

 

Erdoğan, geniş bir aileye sahip olduğu için çocukluktan bu yana misafir ağırlamayı sevdiğini dile getirerek, "Hizmet etmek, insanları mutlu etmek zaten genlerimizde var. Dışarıdan gelen tanımadığımız, çoğu işletmenin 'müşteri', bizim ise 'misafir' dediğimiz kişiler gerçekten ortamı gördüğünde çok garipsiyor. Kendilerini evlerinde gibi hissediyorlar." dedi.

 

 


Zile basılması fikri benimdir


Kafeye gelenlerin zile basıp "Evde misiniz, gelebilir miyiz?" diye konuşmalarını çok sevdiğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

 

Zile basılması benim fikrimdir. Eşimden dolayı bir ayağım İstanbul'da, diğer ayağım Eskişehir'de. Sık sık gidip geldiğimiz için de aslında kafede rahat etmek istemiştik. Gelelim, dinlenelim, huzur bulalım diye.

 

Neden 'Müsait misiniz?' denilebilen bir yer olmasın diye düşündüm ve bunu gerçekleştirdim.

 

Burada misafirime hizmet eder gibi hizmet ediyorum zaten. Kışın soğuk olduğunda kendime ıhlamur demlemişsem, kimseye sormadan onlara da ikram ediyorum. Kafemize geldiyseniz, bir çay içip saatlerce oturabilirsiniz çünkü burada kendinizi evinizde gibi hissetmeniz öncelikli kural.

 

Erdoğan, işletmede kredi kartıyla ödeme yapılamadığının altını çizerek, "Siz evde kredi kartı kullanıyor musunuz? Burada da geçerli değil. Yer sofranızı kuruyoruz örneğin. Ailenizle gelip size ait bir odada kahvaltı edebiliyorsunuz. Sanırım kalabalık kentler, yoğunluklar beni biraz da bu işe yönlendirdi. Eski samimiyetleri, bir arada olmayı özlediğim için bu yola başvurdum." ifadelerini kullandı.

 

 

Kestaneni alıp gelebilirsin


Bahçe içine dizayn ettikleri kuzinede yaz kış çay demlediklerini aktaran Erdoğan, "Bizim kestanemizi beğenmemiş olabilirsin. O halde kestaneni alıp gelebilirsin. Yanında bir şeyler getirmene bozulmuyoruz. Aslında gerçekten olması gerekeni yapıyoruz. Elimize bir büyük bardak kahve tutuşturuyorlar.

 

Parasını da peşin alıyorlar, sonra da bir daha ilgilenmiyorlar. Buna çok bozuluyorum. İşletmemizde bazen misafirlerimiz 'Abla bir ayağımız yıkamadığın, sırtımıza minder koymadığın kaldı.' diyorlar. Bunu duymak bile çok güzel. Sonuçta çocuk yetiştiriyorum. Bir eğitimciyim. Geleceğe kültürümüzü, güzelliklerimizi bırakmak en önemli hedefim." değerlendirmesinde bulundu.

 

Kafeye kızı ile gelen 53 yaşındaki Abdil Keskiner ise ortamı çok sıcak bulduğunu aktararak, "Beş yıl önce yurt dışından Türkiye'ye kesin dönüş yaptım. Tarihi bir mahallede böyle bir kafe görmek çok güzel. Bize gerçekten misafirmişiz gibi davrandılar. Avrupa'da böyle samimi, ziline basılarak girilen kafeye hiç rastlamadım. Çalışanlar güler yüzlü ve samimi." diye konuştu.

 

 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığından, İstanbul'daki Belediyelere UYARI

 

CNN TÜRK'ten Gülşen Coşkun'un haberinde yer verilen Çevre ve Şehircilik Bakanlığının uyarı yazısı haberleştirildi. 

 

İstanbul'da art arda gelen yıkılan bina haberleri sonrası Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul ilçe belediye başkanlıklarını uyardı.

 


İstanbul'a 'çöken bina' uyarısı

 

Uyarı yazısında, bu tür sonuçlarla karşılaşmamak için önce yasalar kapsamında alınması gereken tedbirler sıralandı. 

 

Ardından 'Kusurlu olan idarelerin de (Belediye Başkanlarının) sorumlulukları olacak, haklarında yaptırım olabilecek'' vurgusu yapıldı.

 

İstanbul Beyoğlu, Sancaktepe, Ümraniye ilçelerinde çöken binalar ve yağmurdan oluşan farklı ileçelerde su baskınları vatandaşa zor anlar yaşatmıştı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hemen harekete geçerek İstanbul İl ve 39 ilçe belediyesine dikkat edilmesi gereken hususlar hatırlatılarak gerekli uyarılarda bulundu. 

 

BEYOĞLU

 

 

 

SANCAKTEPE 

 

 

 

ÜMRANİYE

 

 


 

İstanbul'da yaşanan sorunlara Haber Galata Ekibinin değerlendirmesi:

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesinde gerçekten canla başla çalışan kadrolar olduğunu biliyoruz. Yönetim değişimi sonrası toparlanmanın zaman alacağı muhakkaktır. Üst yönetimin uzman kadroların sesine kulak vermesi, konusunda uzman personelin öneri ve görüşlerinin dikkate alınmasının çok öenmli olduğunun bilinmesini istiyoruz.  

 

İstanbul'da acil yapılması gereken bir çok sorun var ancak bu sorunların  ihale yoluyla giderilmesinin getirdiği gecikme süreci acil sorunların çözümünde aşırı zaman kaybına yol açtığını görüyoruz. İBB sorumluluk alannında bulunan bu sorunların bir çoğu İBB ekibiyle giderilmesinin mümkün olduğunu görüyorum. ÖRNEK: Bir Cadde'de acil yapılması gereken yaya geçidi çizgisi ve şerit çizgileri ihale yoluyla yapılacağı bilgisi şaşrtıcı bir durum. Anket sonrası ihale. Caddeden karşıdan karşıya geçmekte zorluk çeken çocuklu aile ve yaşlılar araçların süratle geçmesi ve her az bir kaza yaralanma veya can kaybı yaşanması ciddi sorunlar getirecektir. 

 

İstanbul Büyük Şehir Belediyesi kadrolarının azami çaba gösterdiği ancak ihale ve yönetim sisteminin işleri yavaşlattığını saha tecrübesinden biliyorum. Kordinasyonda sorunlar büyük. İBB'nin ilçe Belediyeleri üzerinde bir yaptırımı olmaması ve ortak çalışma noktasında birleşememsi büyük sorunları beraberinde getiriyor. 

 

İlçe Belediyelerinin ilçelerindeki gerçekleri vee eksikleri görememeleri çok üzücü bir durum. İlçe Belediye başkanlarının stratejik planlarının çok gerçekçi olmadığını geçmiş Sayıştay raporlarından ve yaşadıklarımızdan anlıyoruz. Bazı başkanların açıklamalarıda tatmin edici değil. 

 

İstanbulun ilçelerinde yaşanan art arda yıkılan binaların, inşaat çalışmalarında projeye uygun çalışma yapılmadığı  çıkan haberlerle anlaşılmıştır. İlçelerdeki yağmurdan oluşan su baskınları araçların suya gömülmesi ve İstanbul Eyüp'te bir anne ve 2 çocuğunun sele kapılarak arabanın altına sürüklenmesi (Anne ve iki çocuğu vatandaşlarca kurtarıldı can kaybı çok şükür yaşanmadı) ciddi ihmaller olduğunun ispatı oldu. Bu sorunlar proje aşamasında belki düşünülmüş ancak  DRENAJ çalışması yapılmadığı görülüyor, yağmurdan oluşan su birikintisi DRENAJ yapılması durumunda oluşan yağmur suyunun belli noktalarda toplanarak tahliye ediilmesinin sağlanması gerekirdi. Bir gerçek; ilçe belediyelerde sorun çok büyük. YAZI DEVAM EDECEK....  

 

 

HABER GALATA

Bodies of mother, baby martyred by PKK reach hometown

 

The bodies of a mother and her infant martyred by the terrorist PKK in southeast Turkey arrived in their hometown on Wednesday for funeral services.

 

Nurcan Karakaya, the wife of a Turkish solder, and her 11-month-old baby boy Bedirhan Mustafa Karakaya were martyred on Tuesday when a roadside bomb planted by PKK terrorists exploded as they moved through the Yuksekova district.

 

 

The bodies were sent to Sarkisla in central Turkey's Sivas province, where funeral services are expected within the next day.

 

The coffins of the mother and the baby boy wrapped in Turkish flags were taken by helicopter to Hakkari airport after a military ceremony at the Mountain and Commando Brigade Command in Yusekova, Hakkari.

 

Local government officials along with security personnel and political figures attended the ceremony sending off the coffins.

 

A second ceremony was held at Hakkari's Selahaddin Eyyubi Airport before a military aircraft carried the bodies of the mother and baby to an airport in Kayseri, from where they proceeded to Sivas.

 

The mother died on the spot, while the 11-month-old succumbed to his wounds at the Yuksekova Public Hospital.

 

The PKK -- listed as a terrorist organization by Turkey, the U.S. and the EU -- has been responsible for the death of some 40,000 people in its more than 30-year terror campaign against Turkey.

 

NEWS GALATA

 

 

Terör Örgütü PKK'nın son kurbanı 11 aylık Bedirhan oldu

Bölge halkına korku salmak için gerçekleştirdiği kanlı eylemleriyle yüzlerce çocuğu katleden, çok sayıda çocuğu da yaralayan veya sakat bırakan terör örgütü PKK'nın son kurbanı 11 aylık Bedirhan oldu.

 

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri başta olmak üzere yurdun dört bir yanında düzenledikleri saldırılarla halka korku salma amacı güden PKK'lı teröristler, güvenlik güçlerini hedef alan hain eylemlerinin yanı sıra sivilleri de katletmekten uzak durmadı.

 

Sivil halka yönelik ilk eylemlerine 1987 yılından itibaren başlayan, köy baskınlarında yaşlı, kadın ve çocukları katleden teröristlerin, özellikle kundaktaki bebekleri kurşuna dizmesi hafızalarda derin iz bıraktı.

 

Siirt'in Baykan ilçesine bağlı Derince köyünde 1993'te PKK'lı teröristlerin okul bahçesinde kurşuna dizdiği 13'ü çocuk 22 kişi arasında bulunan 3 yaşındaki Serkan Erdem'in bedeni kurşunlanmış fotoğrafı, terörün acımasız yüzünü dünya kamuoyuna gösterdi. Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan da bu katliamdan sonra "bebek katili" olarak hafızalara kazındı.

 

Asker-polis, kadın-erkek, genç-yaşlı, bebek-çocuk gözetmeksizin saldırılarını sürdüren terör örgütünün en masum mağdurları ise bebek ve çocuklar oldu.

 

Saldırılar nedeniyle çok sayıda çocuğun yaşama hakkı küçük yaşta elinden alındı. Çok sayıda çocuk ise saldırılardan yaralı kurtulsa da kaybettikleri uzuvlarıyla hayatlarını büyük zorluklarla sürdürmek durumunda kaldı.

 

Son kurban 11 aylık Bedirhan


Hakkari'nin Yüksekova ilçesinin Büyükçiftlik beldesi Susat Deresi mevkisinde dün asker eşi Nurcan Karakaya'nın kullandığı aracın geçişi esnasında, teröristlerin, önceden yola tuzaklanan el yapımı patlayıcıyı infilak ettirmesi sonucu 25 yaşındaki kadın ile 11 aylık bebeği Bedirhan şehit oldu.

 


Geçen yıl Eren Bülbül'ü öldürdüler


Eli kanlı teröristler, Trabzon'un Maçka ilçesi kırsalında geçen yıl evden erzak çalan teröristlerin yerini güvenlik güçlerine gösterirken 16 yaşındaki Eren Bülbül'ü şehit etti.

 

Söz konusu ev civarında sürdürülen inceleme sırasında güvenlik güçlerine yardımcı olduğu sırada teröristlerin hain saldırısı sonucu Eren Bülbül ve Jandarma Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik şehit düştü, bir güvenlik görevlisi yaralandı.

 

Terör örgütünün hain saldırılarından bazıları


Terör örgütü PKK'nın bugüne kadar bebek ve çocukları hedef alan saldırılarından bazıları şöyle:

 

- 7 Mart 1987'de Mardin'in Nusaybin ilçesi Açıkyol köyünde 6'sı çocuk 8 kişi kurşuna dizildi.

 

- 20 Haziran 1987'de PKK'lı teröristlerin saldırısı sonucu Mardin'in Ömerli ilçesindeki köy korucusu ailelerin yoğunlukta olduğu Pınarcık köyünde 16'sı çocuk 30 kişi öldürüldü.

 

- 8 Temmuz 1987'de Mardin'in Midyat ilçesine bağlı Yuvalı köyü Haraberk mezrasına saldıran PKK'lı teröristler, aynı aileden 7'si çocuk 2'si kadın 9 kişiyi katletti.

 

- 19 Ağustos 1987'de Siirt'in Eruh ilçesine bağlı Milan mezrasına saldıran teröristler, aralarında 3 ve 6 günlük 2 bebeğin de bulunduğu 25 sivili öldürdü. Katledilenlerin 14'ü 18 yaşından küçüktü.

 

- 21 Eylül 1987'de Şırnak'ın Güneyce köyü Çiftekavak mezrasını basan PKK'lılar, 2'si hamile 5 kadın, 4'ü çocuk 11 kişiyi katletti, 2 kişiyi ağır yaraladı.

 

- 10 Ekim 1987'de Şırnak'ın Çobandere mezrasına baskın yapan teröristler, birçoğu yaşlı, kadın ve kundaktaki bebek olmak üzere 13 kişiyi katletti. Ağır yaralanan 9 kişi, tedavi altına alındı.

 

- 9 Mayıs 1988'de Mardin'in Nusaybin ilçesi Taşköyü'nün Behmenin mezrasına saldıran teröristler, aynı aileden 8'i çocuk, 2'si kadın 11 kişiyi öldürdü. Saldırıda 2 çocuk ağır yaralandı.

 

- 22 Haziran 1992'de Batman'ın Gercüş ilçesine bağlı Seki köyündeki 2 korucunun evine baskın düzenleyen teröristler, 8'i çocuk 10 kişiyi katletti, 2 kişiyi ağır yaraladı.

 

- 1 Ekim 1992'de Bitlis'in Cevizdalı köyünü gece geç saatlerde basan terör örgütü PKK, 8'i çocuk 30 kişiyi öldürdü.

 

- 9 Kasım 1992'de Diyarbakır'ın Hani ilçesine saldıran PKK'lı teröristler, evleri basarak insanları kurşuna dizdi. Saldırıda 4'ü çocuk, 4'ü kadın 12 kişi hayatını kaybetti.

 

- 18 Temmuz 1993'te Van'ın Bahçesaray ilçesindeki Sündüz Yaylası'na baskın düzenleyen PKK'lı teröristler, 14'ü çocuk 24 kişiyi katletti.

 

- 21 Ocak 1994'te Mardin'in Savur ilçesine bağlı Ormancık ve Akyürek köylerine saldıran teröristler, 11'i çocuk 21 kişiyi öldürdü.

 

- 24 Temmuz 1995'te İran'dan gelen kalabalık PKK'lı terörist grubu, Van'ın Gürpınar ilçesine bağlı Akdoğu köyü Atabinen mezrasına giremeyince evleri roket atışına tuttu. Teröristler, 7'si kadın ve çocuk 12 kişiyi öldürdü, 13 kişiyi ağır yaraladı.

 

Öğrencileri hedef aldılar


PKK, saldırılarını kırsalda sürdürdüğü dönemde şehirlerde de kanlı eylemler gerçekleştirdi.

 

Diyarbakır'da 3 Ocak 2008'de askeri servis aracının geçişi sırasında bir dershane önünde bomba yüklü aracın patlatılması sonucu 6'sı öğrenci 7 kişi yaşamını yitirdi. Saldırıda, aralarında öğrencilerin de bulunduğu 73 kişi yaralandı.

 

Terör örgütü PKK'nın eğitim kurumlarını hedef alan saldırıları da oldu. Mardin'in Kızıltepe ilçesinde 23 Nisan 2011'deki kutlamalar için 23 Nisan İlkokulunun bahçesinde toplanan çocuklara, maskeli bir grup havai fişeklerle saldırdı. Saldırıda ölen ya da yaralanan olmadı ancak 7-14 yaşlarındaki çocuklara yönelik saldırı hafızalarda iz bıraktı.

 

Teröristler, Şırnak'ın Cizre ilçesinde 27 Mayıs 2011'de imam hatip lisesi öğrencilerinin bulunduğu yurda molotofkokteyli ile saldırdı. Yurt binasında çıkan yangın sonucu 3 öğrenci yaralandı.

 

Şehirlerdeki hain saldırıları


Terör örgütü, İstanbul Güngören'de 2008'de vatandaşları hedef aldı. Çöp tenekesine yerleştirilen bombanın patlamasından 10 dakika sonra 50 metre ileride yine bir başka çöp tenekesinde daha güçlü bir patlama yaşandı. Saldırıda, ilk patlama sonrası yardıma gidenler de hedef alındı. Araç trafiğine kapalı ve vatandaşların yoğun olduğu alanda akşam saatlerinde meydana gelen patlamada, Aleyna Çelik (3), Taha Yıldızlı (5), Murat Ağca (12) ve Şeyma Özkan'ın da aralarında bulunduğu 17 kişi yaşamını yitirdi, yaralanan 154 kişi hastaneye kaldırıldı.

 

Genç kız otobüste alevler arasında kaldı


İstanbul'un Bağcılar ilçesinde 8 Kasım 2009'da belediye otobüsüne terör örgütü mensuplarınca molotofkokteyli atıldı. Saldırıda, evine giden 17 yaşındaki lise son sınıf öğrencisi Serap Eser, otobüste çıkan yangın sonucu alevler arasında kaldı. Genç kız, yaklaşık bir ay tedavi gördüğü hastanede yaşam mücadelesini kaybetti.

 

Hakkari'de 16 Eylül 2010'da Durankaya beldesi ile Geçitli köyü arasındaki yola teröristlerce döşenen mayının sivilleri taşıyan minibüsün geçişi sırasında infilak ettirilmesi sonucu aralarında 2 yaşındaki Nurullah Umut Çiftçi ve 11 aylık Zeynep Kurt'un da bulunduğu 9 kişi hayatını kaybetti, yaralanan 4 kişi tedavi altına alındı.

 

Şehit annenin karnından alınan bebek hayata tutunamadı


Batman'da 26 Eylül 2011'de 3 terörist, hac yolculuğuna hazırlanan anne ve babasını ziyaretten dönen Talat Doru ve ailesinin bulunduğu araca ateş açtı. Saldırıda 4 çocuk annesi ve 8 aylık hamile Mizgin Doru (31) ile kızı Sultan Doru (4) yaşamını yitirdi. Talat ve Mizgin Doru'nun 4 kızı vardı ancak bir de erkek bebek istiyorlardı. Anne karnındaki erkek bebek, olay sonrasında sezaryenle kurtarıldı ancak hastanede bir gün yaşayabildi. Baba Doru ile bir kızı da olayda ağır yaralandı.

 

Bingöl'de, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda bir anne, canlı bomba eylemi yapacak teröriste müdahale ederek çok sayıda kişiyi kurtardı. Kurban Bayramı öncesi 3 çocuğuyla alışverişe çıkan Hatice Belgin, yürürken canlı bomba eylemcisini fark etti ve üzerine atladı. Anne, patlamayı engelleyemedi ancak yaşanabilecek daha büyük bir facianın önüne canını feda ederek geçti. Olayda, anne Belgin ve oğlu Veysel ile bir vatandaş hayatını kaybetti, 21 kişi yaralandı.

 

Kurban eti dağıtan çocukları katlettiler


HDP Merkez Yürütme Kurulunca 6 Ekim 2014'te yapılan açıklamanın ardından çıkan 6-7 Ekim olaylarında 2 polis memuru şehit oldu, 31 kişi hayatını kaybetti, 221 sivil ile 139 polis yaralandı. Ölenler arasında, Kurban Bayramı'nın 4. gününde ihtiyaç sahiplerine kurban eti dağıtılırken 2 arkadaşıyla katledilen 16 yaşındaki Yasin Börü de bulunuyordu.

 

Sebze almak için evden çıktı hayatını kaybetti


Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde 30 Ağustos 2015'te evinden sebze almak için çıkan 6. sınıf öğrencisi 13 yaşındaki Fırat Simpil, terör örgütü PKK mensuplarınca yola yerleştirilen patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu yaşamını yitirdi.

 

Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde 28 Eylül 2015'te teröristlerin polis aracına düzenlediği saldırıda roketatar mermisinin isabet ettiği evdeki 9 yaşındaki Elif Şimşek öldü.

 

Mardin'in Kızıltepe ilçesinde 12 Eylül 2015'te terör örgütü PKK'nın gençlik yapılanması mensuplarınca poşet içinde bir evin damına bırakılan patlayıcının ellerinde infilak etmesi sonucu 9 yaşındaki Tahsin Uray ve Ramazan Ş. ağır yaralandı. Kızıltepe Devlet Hastanesine kaldırılan çocuklardan Tahsin Uray, müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

 

Şırnak Kültür Merkezi ve Halk Kütüphanesinin bulunduğu binaya 25 Aralık 2015'te düzenlenen saldırıda 4 çocuk yaralandı.

 

5 aylık bebeği katlettiler


Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde 13 Ocak 2016'da İlçe Emniyet Amirliği ve lojmanına teröristlerce bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda, bir polis memuru şehit oldu, biri 5 aylık, biri 4 ve diğeri 12 yaşında 3 çocuğun da aralarında bulunduğu 6 kişi hayatını kaybetti. Saldırıda yaralanan 39 kişi hastaneye kaldırıldı.

 

Kızılay Güvenpark yakınlarında 13 Mart 2016'da PKK'lı teröristlerce düzenlenen, 36 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıda yaralananlar arasında bulunan 6 aylık hamile Songül Yılmaz'ın karnındaki bebek, terör saldırılarının en küçük kurbanı oldu.

 

Şırnak'ın İdil ilçesinde 13 Nisan 2016'da terör örgütü PKK mensuplarının tuzakladığı el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu 4 yaşındaki Hidayet Tek yaşamını yitirdi.

 

Hakkari'nin Çukurca ilçesinde 10 Temmuz 2016'daki saldırıda 5 yaşındaki Viyan Kanat hayatını kaybetti.

 

Diyarbakır'ın Sur ilçesinde bombalı saldırıda bebek Ceylin Naz Aydın, 11 Ağustos 2016'da şehit oldu.

 

İsimleri parkta yaşatılıyor


İçişleri Bakanlığınca Kanun Hükmünde Kararname kapsamında görevlendirme yapılan Diyarbakır'ın Hani İlçe Belediyesi, PKK'lı teröristlerce katledilen çocukların isimlerini çocuk parklarına verdi.

 

Yapımı tamamlanan 6 parkta, teröristlerin katlettiği Bilgehan Şapkacı, Viyan Kanat, Ceylin Naz Aydın, Yasin Börü, Mevlüde İrem Çiftçi ve bir yaşındaki Ecrin Açıkgöz'ün adı yaşatılıyor.

 

 

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Bahçeli görüşmesi gerçekleşti


Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli'yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul etti.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi kabulü saat 13.00'te başladı.

 

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, basına kapalı gerçekleştirilen kabul, 40 dakika sürdü.

 

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi kabulüne ilişkin bir soru üzerine Kalın, görüşmenin Türk siyasetinin son dönemde aşina olduğu görüşmelerden birisi olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

 

Erdoğan ve Bahçeli'nin, çeşitli istişarelerde bulunmak üzere dönem dönem bir araya geldiklerini anımsatan Kalın, olağanüstü bir durumun olmadığını, ara ara bu tür istişarelerin yapılmasında fayda mülahaza edildiğini vurguladı. Kalın, bugünkü görüşmenin de o görüşmelerden bir tanesi olduğunu bildirerek, şöyle devam etti:

 

Genel olarak Türkiye'deki siyasi süreç, seçim sonrası yeni sistemin oturması, bununla ilgili atılan adımlar, bundan sonrasıyla ilgili yürütülen süreçler ve genel siyasi konularla ilgili bir genel değerlendirme ve görüş alışverişi yapıldı. Bundan sonra da ara ara, dönem dönem bu çerçevede görüşmeler olabilir. Olağanüstü ya da acil koduyla herhangi bir durum yok. Zaman zaman bu tür görüşmeleri hep birlikte müşahede edeceğiz.

 

 

HABER GALATA

İstanbul'da Turiste yüksek hesaba ceza yağdı

 

İstanbul‘da, yılın ilk altı ayındaki denetimlerde, turistlere yüksek hesap çıkaran ve hanutçuluk yapanlara 2 milyon liranın üzerinde ceza kesildi.

 

İstanbul Valiliği, kent genelinde turizmde olumsuzluk yaşanmaması için kaçak acenta, rehber, hanutçu, yüksek hesap çıkaranlar ve günübirlik kiralık ev konularını sıkı denetime tabi tutuyor.

 

 

 

Valiliğin bu kapsamdaki görevlendirmesiyle İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün koordinatörlüğünde 15 kurumun katılımıyla ilk 6 ayda yapılan denetimlerde, ilgili birimlerin katılımıyla turizm sektöründeki kaçak acenta, barlar, gece kulüpleri ve turistlere yönelik faaliyet yürüten mekanlar kontrolden geçirildi.

 

Özellikle yasalara aykırı transfer faaliyetleri yapanlar ile hanutçular, seyyar satıcılar, dilenciler ve yüksek hesap uygulayan mekanlar sıkı denetlendi.

 

Turizmle ilgili olumsuzlukların ortadan kaldırılmasının amaçlandığı denetimlerde yasalara uymayanlara para cezası kesildi.

 

2018 yılının ilk altı ayındaki denetimlerde araç ve acenta sahibi ile hanutçuluk yapan, turistlere yüksek hesap uygulamasında bulunan 2 bin 638 kişiye 2 milyon 55 bin 503 lira ceza kesildi. 2017 yılının tamamında ise ceza miktarı 2 milyon 925 bin 979 lira olmuştu.

 

39 ilçenin Kaymakamlık ve belediyeleriyle birlikte oluşturulan denetim komisyonları vasıtasıyla, günübirlik kiralanan evler de sıkı denetime tabi tutuldu.

 

Gelen şikayetler, internet siteleri üzerinden yapılan taramalar ve bildirilen ihbarlar neticesinde gayri resmi günübirlik kiralanan evlerle ilgili yasal işlem yapıldı.

 

Yılın ilk 6 ayında denetlenen 13 bin 10 günübirlik kiralık evle ilgili toplam 18 milyon 648 bin 818 lira idari para cezası uygulandı.

 

2017 yılındaki denetimlerde günlük kiralık evlerle ilgili 21 milyon 689 bin 988 liralık idari para cezası yazılmıştı.

 

İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Coşkun Yılmaz, yapığı açıklamada, turizm sektöründe olumsuzlukların yaşanmaması için gerekenlerin yapıldığını söyledi.

 

Yılın ilk altı ayında, kurallara aykırı davranan, kurum, kuruluş ve kişilere ciddi idari para cezalarının verildiğini hatırlatan Yılmaz, denetimlerin artarak devam edeceğini kaydetti.

 

HABER GALATA

Cumhurbaşkanı Erdoğan Güney Afrika'da

 

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 10'uncu Brezilya-Rusya-Hindistan-Çin-Güney Afrika (BRICS) Zirvesi'ne katılmak üzere özel uçak "TUR" ile TSİ 21.55'te Johannesburg'a geldi.

 

Başkan Erdoğan, Johannesburg O.R. Tambo Uluslararası Havalimanı'nda Güney Afrika Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Rob Davies, Türkiye'nin Pretorya Büyükelçisi Elif Çomoğlu Ülgen ve diğer ilgililer tarafından karşılandı.

 

 


Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Milletvekili Mehdi Eker ile Milletvekili İsmail Özdemir de Johannesburg'a geldi.

 

BRICS Zirvesi'ne katılacak Başkan Erdoğan, üye ülkeler ve davetli ülkelerin liderleriyle ikili görüşmeler gerçekleştirecek. Güney Afrika Cumhuriyeti'ndeki Türk toplumu ile buluşacak Erdoğan, ülkenin önde gelen iş adamları ve Müslüman toplumunun kanaat önderleriyle de bir araya gelecek.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Büyükelçiliğinin yeni binasının açılışını da yapacak.

 

 

 

Kültür
Yurdum İnsanı: Bu kafe müşteri değil 'misafir' ağırlıyor


Eskişehir'in tarihi Odunpazarı bölgesindeki iki katlı binada faaliyet gösteren kafeye girmek isteyenler, ev ziyareti yapar gibi zile basıyor. Kapıyı ev sahibi gibi açan işletmeci de müşterilere "misafir" gibi davranıyor.

 

Masa sayısının 30 olduğu işletmede yer olmadığı takdirde gelenlere "Bugün müsait değiliz, başka zaman bekleriz." deniliyor.

 

"Serpme" yerine "seçme kahvaltı" adı verilen menü ile müşterilerin dilediğini yeme imkanı bulduğu işletmede, 3-63 liraya kahvaltı edilebiliyor. 

 

İşletmenin sahibi okul öncesi öğretmeni Emine Erdoğan (33),  yaptığı açıklamada, kendisi ve ailesi için oluşturduğu mekanı sonradan işletmeye çevirerek, "misafir" ağırlamaya başladığını söyledi.

 

Erdoğan, geniş bir aileye sahip olduğu için çocukluktan bu yana misafir ağırlamayı sevdiğini dile getirerek, "Hizmet etmek, insanları mutlu etmek zaten genlerimizde var. Dışarıdan gelen tanımadığımız, çoğu işletmenin 'müşteri', bizim ise 'misafir' dediğimiz kişiler gerçekten ortamı gördüğünde çok garipsiyor. Kendilerini evlerinde gibi hissediyorlar." dedi.

 

 


Zile basılması fikri benimdir


Kafeye gelenlerin zile basıp "Evde misiniz, gelebilir miyiz?" diye konuşmalarını çok sevdiğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

 

Zile basılması benim fikrimdir. Eşimden dolayı bir ayağım İstanbul'da, diğer ayağım Eskişehir'de. Sık sık gidip geldiğimiz için de aslında kafede rahat etmek istemiştik. Gelelim, dinlenelim, huzur bulalım diye.

 

Neden 'Müsait misiniz?' denilebilen bir yer olmasın diye düşündüm ve bunu gerçekleştirdim.

 

Burada misafirime hizmet eder gibi hizmet ediyorum zaten. Kışın soğuk olduğunda kendime ıhlamur demlemişsem, kimseye sormadan onlara da ikram ediyorum. Kafemize geldiyseniz, bir çay içip saatlerce oturabilirsiniz çünkü burada kendinizi evinizde gibi hissetmeniz öncelikli kural.

 

Erdoğan, işletmede kredi kartıyla ödeme yapılamadığının altını çizerek, "Siz evde kredi kartı kullanıyor musunuz? Burada da geçerli değil. Yer sofranızı kuruyoruz örneğin. Ailenizle gelip size ait bir odada kahvaltı edebiliyorsunuz. Sanırım kalabalık kentler, yoğunluklar beni biraz da bu işe yönlendirdi. Eski samimiyetleri, bir arada olmayı özlediğim için bu yola başvurdum." ifadelerini kullandı.

 

 

Kestaneni alıp gelebilirsin


Bahçe içine dizayn ettikleri kuzinede yaz kış çay demlediklerini aktaran Erdoğan, "Bizim kestanemizi beğenmemiş olabilirsin. O halde kestaneni alıp gelebilirsin. Yanında bir şeyler getirmene bozulmuyoruz. Aslında gerçekten olması gerekeni yapıyoruz. Elimize bir büyük bardak kahve tutuşturuyorlar.

 

Parasını da peşin alıyorlar, sonra da bir daha ilgilenmiyorlar. Buna çok bozuluyorum. İşletmemizde bazen misafirlerimiz 'Abla bir ayağımız yıkamadığın, sırtımıza minder koymadığın kaldı.' diyorlar. Bunu duymak bile çok güzel. Sonuçta çocuk yetiştiriyorum. Bir eğitimciyim. Geleceğe kültürümüzü, güzelliklerimizi bırakmak en önemli hedefim." değerlendirmesinde bulundu.

 

Kafeye kızı ile gelen 53 yaşındaki Abdil Keskiner ise ortamı çok sıcak bulduğunu aktararak, "Beş yıl önce yurt dışından Türkiye'ye kesin dönüş yaptım. Tarihi bir mahallede böyle bir kafe görmek çok güzel. Bize gerçekten misafirmişiz gibi davrandılar. Avrupa'da böyle samimi, ziline basılarak girilen kafeye hiç rastlamadım. Çalışanlar güler yüzlü ve samimi." diye konuştu.

 

 

25.'si düzenlenen İstanbul Caz Festivali başladı

 

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından bu yıl 25.'si düzenlenen İstanbul Caz Festivali'nin "25. Yılda Nesiller Boyu Türkiye Cazı" başlıklı açılış konseri Zorlu PSM Ana Tiyatro'da gerçekleştirildi.

 

Konserden önce, festivalin 2002 yılından bugüne caz üstadlarına verdiği Yaşam Boyu Başarı Ödülü, bu yılki sahiplerine takdim edildi.

 

Kontrbasçı Nezih Yeşilnil, piyanist ve yorumcu Şevket Uğurluer ve "Balarısı Ahmet" olarak bilinen ağız armonikası sanatçısı Ahmet Faik Şener, ödüllerini İKSV Genel Müdürü Görgün Taner'in elinden aldı.

 

Taner, törende yaptığı konuşmada, ilk yıldan bu yana çok güzel festivaller hazırladıklarını söyledi.

 

İstanbul Caz Festivali'nin uzun bir seyahat olduğunu belirten Taner, "25'ten sonra bu 50'ye kadar gidecek. İstanbul Caz Festvali'yle iki kuşak büyüdü, daha çok kuşaklar büyüyecek. bu müzikler, janrlar, disiplinler zenginleşecek, çok çeşitli gruplar gelecek." dedi.

 

Konserde Türkiye'deki caz tarihi anlatıldı


Taner, her yıl büyük bir özveriyle hazırladıkları festival kapsamında gençlere kapı açmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.

 

Festival Direktörü Pelin Opcin de caz müziğinin doğallığının, canlılığının ve kucaklayıcılığının festival tarafından içselleştirildiğini dile getirdi.

 

Farklı ülke ve geleneklerden gelen sanatçıların festival kapsamında sahne aldığını aktaran Opcin, "İzleyicileri cazın yeni ufuklarını keşfetmeye teşvik etmek, şehrin farklı mekanlarını cazla başka bir şekilde tecrübe etmemizi sağlamak, bu müziğin coşkusunu kentin belki hiçbir zaman akla gelmeyecek alanlarına taşımak gibi gayelerimiz oldu hep." diye konuştu.

 

Ödül töreninin ardından başlayan konserde ise festivalin 25 yılına ışık tutan, Türkiye caz sahnesinin en önemli solist ve toplulukları performans sergiledi.

 

Hülya Tunçağ ve Yekta Kopan'ın, yer yer Türkiye'deki caz tarihini anlattığı konserde sanatçılar, Kamil Özler şefliğindeki TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası eşliğinde çeşitli yapıtlardan oluşan bir repertuvarı cazseverler için seslendirdi.

 

17 Temmuz'a kadar 50'nin üzerinde konser


Konserde Ali Perret, Ateş Tezer, Ayşe Gencer, Ayşegül Yeşilnil, Ayşe Tütüncü, Deniz Dündar, Emin Fındıkoğlu, Kerem Görsev, İlham Gencer, Neşet Ruacan, Nezih Yeşilnil, Nilüfer Verdi, Okay Temiz, Önder Focan, Sibel Köse, Şenova Ülker, Tuna Ötenel, Volkan Hürsever ve Yahya Dai gibi usta isimler sahne aldı.

 

 

Cazın farklı türlerinin sergilendiği konserin, ilerleyen yıllarda gelenekselleşecek özel projelere öncülük etmesi planlanıyor. 

 

25. İstanbul Caz Festivali'nde, 17 Temmuz'a kadar 27 mekanda, 250'yi aşkın yerli ve yabancı sanatçının ağırlanacağı 50'nin üzerinde konser gerçekleştirilecek.

 

Festivalde, Nick Cave, Robert Plant, Benjamin Clementine, Melody Gardot, Caro Emerald, Dave Holland, Zakir Hussain gibi efsane isimler ve "BADBADNOTGOOD", "R+R=Now", Avishai Cohen ve Omar Sosa gibi merakla beklenen güncel müzisyenler müzikseverlerle buluşacak.

 

 

HABER GALATA

Türk-İslam bilim insanlarını balmumu heykellerle tanıtıyorlar

Eskişehir'de Anadolu Üniversitesi Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi'nde Türk-İslam bilim dünyasından 40 kişinin balmumu heykeli sergileniyor.

 

Eskişehir'de "Farabi, Piri Reis, Mimar Sinan, İbn-i Sina, Ömer Hayyam" gibi Türk-İslam bilim dünyasından 40 kişinin balmumu heykelinin sergilendiği Anadolu Üniversitesi Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi, bilim adamları ve eserleri hakkında bilgi vererek, geçmişe kapı aralıyor.

 

 

Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Topal, 15 bin metrekarelik kapalı alana sahip merkezin 5 bin metrekarelik alanının bilim dünyası, sergi ve fuaye alanı ile anfi tiyatrodan oluştuğunu belirti.

 

Topal, merkezin alt katında bulunan 10 bin metrekarelik bir alanında ise bilim, kültür ve sanat okulu, kütüphane ve musiki tarihi salonunun yer aldığını söyledi.

 

Merkezin tamamen bir kültür kompleksi olduğunu ifade eden Topal, şunları dedi:

 

"Merkezin üst katındaki bilim dünyasında 19. yüzyıl Osmanlı sivil mimarisi, Selçuklu dönemine ait eyvanlı medreseler üslubu, Anadolu taş mimarisi ve Osmanlı klasik dönemine uygun yapılmış dört farklı birimimiz var. Bu dört birimde Türk-İslam dünyamızın matematik, astronomi, tıp, fizik gibi alanlardan öne çıkmış bilim insanlarının balmumundan 40 heykeli bulunuyor.

 

 

Aralarında Farabi, Zehravi, Sabuncuoğlu Şerafettin, Piri Reis, Mimar Sinan, İbn-i Sina, Ömer Hayyam, Matrakçı Nasuh, Uluğ Bey gibi Türk-İslam dünyasının bilim insanlarının bulunduğu heykellerimiz Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Mutluhan Taş ve ekibi tarafından hazırlandı.

 

 

Heykellerin sanatsal değerinin çok yüksek olduğunu söyleyen Topal, "Heykellerle Türk-İslam dünyasının medeniyet olma aşamalarını anlatıyoruz. Balmumu heykellerimizi canlı sananlar oluyor. Ziyaretçileri çok beğenip fotoğraf çektiriyor" dedi.

 

Her bilim insanı için belgesel hazırlandı

 

Birimlerde heykellerin yanı sıra çeşitli tanıtım özelliklerinin de bulunduğunu anlatan Topal, "Ziyaretçiler heykellerin yanı sıra Türk-İslam dönemi bilim adamlarımızın o dönemde kullandığı aletleri de görme imkanına kavuşuyor.

 

 

Heykellerimizin yanında birer televizyon var. Bu ekranlarda TRT stüdyolarında hazırlanmış bal mumu heykellerin ait olduğu bilim insanlarının bilgilerini içeren belgeseller bulunuyor. Bilgilendirme panolarının yanı sıra rehberlerimiz de Türk-İslam büyükleri hakkında bilgiler veriyor" şeklinde konuştu.

 

 

Topal, ücretsiz gezilebilen merkezi, kurulduğu günden bu yana 150 bin kişinin ziyaret ettiğini söyledi.

 

HABER GALATA

Gezginler Türkiye'nin güzelliklerini gökyüzünden keşfetti

 

Rallye Aero France Sportif Havacılık Rallisi kapsamında 18 uçakla Fransa'dan havalanan pilot ve 45 gezgin, Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden Kapadokya bölgesini ziyaret etti.

 

Fransa Cuers'da bir araya geldikten sonra yolculuğa bağlayan ve aralarında çeşitli ülkelerin yanı sıra Türkiye'den de katılımın olduğu Cessna tipi 18 uçaktan oluşan ralli ekibi, Slovenya, Hırvatistan, Sırbistan ve Bulgaristan üzerinden Türkiye'ye geldi.

 

 

Üç gün İstanbul'da konaklayan ekip Kapadokya bölgesinin doğal ve kültürel zenginliklerini yakından görmek için Kapadokya Tuzköy Havalimanı'na iniş yaptı.

 

Burada, havalimanı yetkilileri gezginleri karşıladı. Daha sonra gezginler uçaklarını görevlilerin yardımıyla kendileri için ayrılan alana park etti. Daha sonra tur otobüsü ile Göreme beldesine geçen heyet, Paşabağı mevkisi ve Derbent vadisinde peribacaları arasında gezinti yaptı.

 

Türkiye'ye ilk seyahat

 

Rallye Aero France Koordinatörü Jean Michel Collineau, 1995 yılından beri her yıl bir araya gelen pilotlarla farklı ülkelere seyahat düzenlediklerini, Türkiye'ye yönelik seyahatin ilk kez organize edildiğini söyledi.

 

Havacılık rallisinin gönüllü gezginler ile gerçekleştirilen bir organizasyon olduğunu belirten Collineau, programın pilotların başka ülkelerdeki uçuş meraklıları ile tanışmasını sağlandığını vurguladı:

 

23 yıldır sürdürdüğümüz havacılık rallisi ile pilotları bulundukları yerden dışarıya seyahat etmelerini sağlıyoruz. Diğer ülkelerdeki pilot ve uçma meraklıları ile tanıştırıyoruz. Ülkelerin politik, ekonomik, çevresel gündem ve durumlarını takip etmek amacıyla seyahatler düzenliyoruz.

 

 

Güzergahın bu yıl Türkiye ve Gürcistan olarak belirlendiğini anlatan Collineau, İstanbul'u ve Kapadokya'yı ilk kez gördüğünü ve hayran kaldığını belirterek, şöyle konuştu:

 

Bu yıl Türkiye ve Gürcistan ziyareti planladık. Bu organizasyonun Türkiye'ye ilk seyahati gerçekleşmiş oldu. İstanbul ve Kapadokya çok güzel. Her ikisini de ilk kez gördüm. İstanbul'dan buraya kadar olan uçuşta da havadan tarımsal alanlar ve diğer yerler çok güzel görünüyor. Türkiye çok güzel bir ülke.

 

İstanbul Boğazı ve Kapadokya'yı görmek istediler

 

Türk pilot Turgut Kulaçoğlu ise uçaklarıyla farklı ülkelere seyahat etmelerine imkan sağlayan organizasyonda yer almaktan dolayı mutluluk duyduğunu söyledi.

 

Organizasyonun Türkiye ayağındaki ikinci durak olan Kapadokya’nın doğal yapısının kendilerini ve konukları etkilendiğini belirten Kulaçoğlu, Konuklarımız Türkiye'de olmaktan büyük keyif alıyorlar.

 

Gelmeden önce Türkiye'yi araştırmışlar, havadan görmek istedikleri iki yer vardı İstanbul Boğazı ve Kapadokya. Gökyüzünden iki manzarayı da görme imkanları oldu, çok beğendiler. Daha önce fotoğraflarını gördükleri yerlerde geziyor olmaktan dolayı çok mutlular" dedi.


Heyetin Türkiye'deki gezisinde rehberlik yapan Levent Kınır, 18 Haziran'da başlayan yolculuğun Türkiye'den sonra yapılacak Gürcistan seyahati ile devam edeceğini ve daha sonra başlangıç noktasına dönüş için yola çıkılacağını vurguladı.

 

İki gün süreyle bölgedeki farklı turistik merkezleri ziyaret edecek konuklar, daha sonra Gürcistan'ın Batum şehrine ulaşmak üzere yeniden uçaklarıyla gökyüzüne yükselecek.

 

 

HABER GALATA

Kadıköy Sahaf Günleri başladı

 

Kadıköy Belediyesi ve Beyoğlu Sahaflar Derneği iş birliğiyle yapılan Kadıköy 1. Sahaf Günleri, kitapseverlerle buluştu.

 

Sanatçılar Sokağı olarak bilinen Ali Suavi Sokak'ta başlayan etkinlikte, nadir bulunan kitap, dergi ve plaklar, eski belge, evrak ve haritalar, Osmanlıca kitap ve mecmualar, imzalı, birinci baskı kitaplar ve her bütçeye uygun ikinci el kitaplar satışa sunuldu.

 

Beyoğlu Sahaflar Derneği Başkanı ve Hermes Sahaf'ın sahibi Ümit Nar, Ankara ve İstanbul'dan 42 sahafın etkinliğe katıldığını söyledi.

 

Etkinlik 9 gün sürecek

 

Etkinliğin, bayramın son günü de dahil 9 gün açık kalacağını belirten ümit Nar, her gün 10.00-22.00 arasında ziyaret edilebileceğini ifade etti.

 

Ümit Nar, internet ile çeşitli diğer etkenler dolayısıyla kitap satışlarının düştüğüne işaret ederek, "Yaz döneminde kitap satışları hepten zayıflıyor. Bunları biraz engelleyebilmek ya da göğüsleyebilmek için bu tip etkinlikleri yapıyoruz. Yayınevleri de aynı kaygıdadır eminim. Bu tür, dışarı çıktığımız etkinlikler, bizim için nefes aldığımız alanlar oluyor" dedi.

 

Bu işi hakkıyla yapmalı ve iyi okumalısınız

 

10 yıldır sahaflık yaptığını dile getiren Nar, şunları anlattı:

 

Ben de iyi bir okurum. Zaten hep de bunu savunuyorum. İyi bir sahafın öncelikle çok iyi bir okur olması gerekiyor. Çünkü buraya gelen insanların bir kitabevine giden insanlardan edebiyat okuru anlamında bir farkı var. 

 

Bizim okur kitlemizin içinde ağırlıklı olarak üniversitede ödev hazırlayandan yüksek lisans ve doktora yapanlara kadar geniş bir yelpaze söz konusu. Dolayısıyla bu insanlara hakkıyla hitap edebilmek için bu işi hakkıyla yapmalı ve iyi okumalısınız. İyi bir okur olmak ilk şart.

 

Nar, sahaflarda son derece değerli kitapların da bulunabileceğinin altını çizerek, "Bu aralar benim elimde yaklaşık 200 yıllık Platon'un Diyaloglar'ının bir kısmı var. Almanya'da, Yunanca basılmış. Dip notları da Latince. Güzel bir kitap. Elimdeki en kıymetli ve en eski kitaplardan biri" dedi.

 

Sahafın Osmanlıca bilmesi gerekiyor

 

İngilizce ve Osmanlıca bildiğini dile getiren Nar, şunları söyledi:

 

Sahafın Osmanlıca bilmesi zaten gerekiyor. Aldığı kitabın ne olduğunu bilmesi için yabancı dillere hakimiyetinin de az çok olması gerekiyor. Bir de bizim toprağımızda yaşayan halkların dillerini bilmek gerek. Karamanlıca diye özel bir alfabe var. Niğde civarında yaşayan Hristiyan Türklerin yazdığı kitaplar var. 

 

Karşınıza geldiğinde bunların ne olduğunu az çok anlayabilmeniz için okuyamasanız bile azıcık bilmeniz gerekiyor. Karamanlıcayı ben az çok okuyabiliyorum. Latince için de bir niyetim var çünkü gerekiyor. Gelen kitabın dilini fark etmeniz gerekiyor. Kiril alfabesi mi yoksa Arap Alfabesi midir? Arap alfabesiyse Farsça mı yoksa Osmanlıca mıdır? Bunu anlayabilmeniz gerekiyor.

 

Sahte eser satmaya çalışanlar var

 

Ümit Nar, bazen sahte eserleri satmaya çalışan kişilerle de karşılaştıklarına dikkat çekerek, "Mesela 3 bin yıllık dini bir kitap var diye insanlar zaman zaman geliyor. Ama bunlarla muhatap olmuyoruz çünkü her şeyden önce yapılan yanlış ve yasal olarak suç. Bir de muhtemelen sahte olması çok mümkün. Her halükarda ustalarımıza danışıyoruz" değerlendirmesini yaptı.

 

3 sergi ziyaret edilebilecek

 

Edebiyat, tarih, kültür söyleşileri ile sergilere de ev sahipliği yapan etkinlikte ayrıca "Osmanlı'dan Günümüze Kitapçı Etiketleri ve Exlibrisler", "Nazım Hikmet 116 Yaşında: Kendi Eliyle İlk Baskı Kitapları", "Ali Suavi ve Jön Türkler" adlı 3 sergi ziyaret edilebilecek.

 

Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu'nun da ziyaret ettiği etkinlik, 17 Haziran'a kadar açık olacak.

 

AA

39 Müze ''Müzeler Günü''nde gece 23.00’e kadar açık olacak

 

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş Müzeler Günü nedeniyle açıklamalarda bulundu. Bakan Kurtulmuş,  “Türkiye en erken dönemlerden günümüze değin bu topraklarda var olan sayısız uygarlıkla yoğrulmuş binlerce yıllık tarihin anavatanıdır. Müzelerimiz bu tarihin kültürel hafızasını nesilden nesile aktaran en önemli kurumlardır.”

 

Her yıl olduğu gibi bu yıl da 18 Mayıs Müzeler Günü'nde Türkiye'nin birçok yerinde müzeler geceye kadar açık olacak. 

 

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, 18 Mayıs Uluslararası Müzeler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. 

 

Bakan Numan Kurtulmuş, mesajında Türkiye’nin en erken dönemlerden günümüze değin bu topraklarda var olan sayısız uygarlıkla yoğrulmuş binlerce yıllık tarihin anavatanı olduğunu, müzelerin de bu tarihin kültürel hafızasını nesilden nesile aktaran en önemli kurumlar olduğunu vurguladı.

 

Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı 198 müze, 125 türbe ve 139 ören yeri ve yine Bakanlık denetiminde faaliyet gösteren 240 özel müzenin gelişim sürecini hızlandırmak ve modern sunum teknikleri kullanılarak yeniden düzenlenmek üzere bakım, onarım ve teşhir-tanzim işlemlerinin sürdüğünü aktaran Bakan Numan Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

 

Türkiye en erken dönemlerden günümüze değin bu topraklarda var olan sayısız uygarlıkla yoğrulmuş binlerce yıllık tarihin anavatanıdır. Müzelerimiz bu tarihin kültürel hafızasını nesilden nesile aktaran en önemli kurumlardır. Bakanlığımızca çağdaş müzecilik hizmetini sunmak üzere tasarlanan ve yaşayan müze tanımına uygun yeni müzelerin inşası için de çalışmalar yoğun bir şekilde devam etmektedir.

 

Gün vesilesiyle bu topraklara ait kültür varlıklarının evlerine dönmesi için uluslararası hukuk ve diplomasi çerçevesinde her türlü gayreti göstereceğimizi bir kez daha vurgulamak isterim. Çabamız yalnızca ülkemiz adına değil dünya geleceği adınadır.

 

Bu topraklardaki dünya mirasının korunması ve sağlıklı şekilde geleceğe taşınmasında ülkemize ve tüm insanlığa hizmette bulunan müze çalışanlarının ve bu alanda emeği geçen herkesin 'Müzeler Günü'nü en içten dileklerimle kutluyorum.

 

Müzeler Gecesi Etkinliği

 

Kültür varlıklarının tanıtılması, eserlerin korunması ve sağlıklı şekilde gelecek kuşaklara aktarılabilmesi konusunda bilinçli bir kamuoyu oluşturulması amacıyla her yıl 18-24 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Müzeler Haftası bu yıl da dopdolu geçecek.

 

Konferansların, müze gezilerinin, atölye çalışmalarının düzenleneceği haftada ayrıca 18 Mayıs Cuma günü ‘Müzeler Gecesi’ etkinliği gerçekleştirilecek. Etkinlikle birçok müze gece 23.00’e kadar açık olacak ve normal kapanış saati sonrasında da ücretsiz gezilebilecek.

 

Müzeler Gecesi etkinliğinin gerçekleştirileceği müzelerin listesi, şöyle:


1- Adana Müzesi
2- Amasya Müzesi
3- Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi
4- Ankara Etnografya Müzesi
5- Antalya Müzesi
6- Alanya Müzesi
7- Side Müzesi
8- Demre Likya Uygarlıkları Müzesi
9- Aydın Müzesi
10- Burdur Müzesi
11- Bartın Amasra Müzesi
12- Çorum Müzesi
13- Edirne Müzesi
14- Edirne Türk-İslam Eserleri Müzesi
15- Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi
16- Gaziantep Arkeoloji Müzesi
17- Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi
18- Hatay Arkeoloji Müzesi
19- İstanbul Arkeoloji Müzeleri
20- İstanbul Ayasofya Müzesi
21- İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi
22- İzmir Arkeoloji Müzesi
23- İzmir Atatürk Müzesi
24- İzmir Efes Müzesi
25- İzmir Ödemiş Müzesi
26- Kahramanmaraş Müzesi
27- Kastamonu Müzesi
28- Kocaeli Müzesi
29- Konya Mevlana Müzesi
30- Konya Karatay Çini Eserler Müzesi
31- Mardin Müzesi
32 -Mersin Müzesi
33- Muğla Fethiye Müzesi
34- Muğla Marmaris Müzesi
35- Niğde Müzesi
36- Sivas Müzesi
37- Sinop Müzesi
38- Şanlıurfa Müzesi
39- Şanlıurfa Haleplibahçe Mozaik Müzesi

 

HABER GALATA

Sayfalar
Anketler
Turizm'de sorunlarımız nelerdir?