Isparta Belediye Başkanı'ndan Öğrenci Andı'na pankartlı destek
Okunma Sayısı : 84   
21.10.2018 19:28:26

Isparta'nın MHP'li Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, Danıştay'ın "Öğrenci Andı" kararına belediye hizmet binasına astığı pankartla destek verdi.

 

 

Danıştay'ın "Öğrenci Andı" kararının ardından Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın'ın talimatıyla belediye hizmet binasına üzerinde Atatürk'ün fotoğrafı ve Öğrenci Andı'nın yer aldığı bir pankart asıldı. Başkan Günaydın, yaptığı açıklamada, "Türk'üm, doğruyum, çalışkanım, ilkem küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak demenin ne suçu var. Bu bizim kendi milli özümüzü çocuklarımıza ilkokul çağında yön veren bir andımız.

 

 

Çok şükür ki, bundan sonra bu andımızı daha kuvvetli bir şekilde, gür bir sesle millet ve bu milletin çocukları sahip çıkacaktır. Bu konunun şu ana kadar yasaklanmış olması bile üzücüdür ve esef verici bir konudur. Bu tartışma konusu değildir. Bu biziz, Türk milletidir bu andımız.

 

İnşallah bundan sonra ülkemize ve milletimize çocuklarımızın her sabah okuyacağı bu andımıza tekrar kavuştuğumuza, tekrar buluştuğumuza çok seviniyorum. Ülkemize, milletimize hayırlı olması temennisinde bulunuyorum" dedi.

 

AJANSLAR

Prof. İlber Ortaylı: Andımızın kalkması yanlıştı
Okunma Sayısı : 170   
19.10.2018 16:52:41

 

Danıştay'ın, 'Andımız'ı kaldıran hükmü iptal etmesini değerlendiren ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, "Andımız herhalde geri gelecek, yok gelmeyecekti. Öyle şeylere dokundurtmak ayıp. Kalkması yanlıştı ve küstahlıktı" dedi.

 

Mektebim Okulları Silivri kampüsümüzde düzenlenen "Dünden Yarına Tarih Konuşmaları"nın konuğu olan ünlü tarihçi İlber Ortaylı, soru üzerine andımız tartışmasıyla ilgili değerlendirmede bulundu. İlber Ortaylı, "Andımız herhalde geri gelecek, yok gelmeyecekti. Öyle şeylere dokundurtmak ayıp. Kalkması yanlıştı ve küstahlıktı" diye konuştu.

 


Türk Eğitim-Sen, okullarda bayrak törenlerinde okutulması 8 Ekim 2013'te kaldırılan 'Öğrenci Andı'nın yeniden okutulması için dava açmıştı. Dava 5 yıl sonra dün sonuçlanmış ve Danıştay 8. dairesi, alınan kararı iptal etmişti.

 

Sosyal medyadan Danıştay 8. Dairesi kararına  olumlu destek geldi, mutlulukların belirten paylaşımlarda bulunuldu. Bazu okullarda öğrenciler andımızı  okuyorak sosyalmedya üzerinden paylaşımlarda bulundu. Anayasanın 66. Maddesinde Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür, denmektedir. Anayasanın 66. maddesinde belirtilen hususlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını birleştirmiş 100 yıla aşkın süredir toplum huzur içinde yaşamıştır.

 

Ne Mutlu Türküm Diyene

 

HABER GALATA

Vatandaş siyasilerin gerginliğinden yoruldu
Okunma Sayısı : 114   
12.10.2018 12:52:19

 

 

2015 Haziran seçimleri sonrası Türkiye’de yaşananları düşündüğümüzde vatandaşın nasıl bir ruh halinde olduğunu iyi düşünmek gerekir.

 

Her seçim öncesi siyasiler arasındaki gerginlikler, atışmalar medya üzerinden tartışmalar vatandaşı çok yordu.

 

Yerel seçimlerde vatandaş gerginlik istemiyor, vatandaş yorgun, bıkkın ve bir hayli düşünceli.

 

Yerel seçimler öncesi gereksiz gerginlik yaratmak yerine siyasi partiler projelerini, yapacakları hizmetleri açıklamalılar. Vatandaş vaatlerle artık ikna olmuyor.

 

Gerek yerel seçimlerle ilgili, gerek memleket meseleleri üzerinden vatandaş gerginlik yaşanmasını istemiyor.

 

 

HABER GALATA

 

Beyoğlu Kaymakamı Mustafa Demirelli göreve başlama mesajı
Okunma Sayısı : 162   
27.9.2018 00:44:41

 

Beyoğlu Kaymakamı Mustafa Demirelli göreve başlaması dolayısıyla bir mesaj yayımlandı. 

 

Beyoğlu Kaymakamı Mustafa Demirelli mesajın da, 31.08.2018 tarih ve 2018/157 sayılı Cumhurbaşkanlığı Atama Kararı ile atandığım Beyoğlu Kaymakamlığı görevime 25.09.2018 tarihinde başlamış bulunmaktayım.


 
Öncelikle tarihin bize miras bıraktığı, bir çok medeniyete ve bu arada şanlı ecdadımıza başkentlik yapmış güzel İstanbul’umuzun; tarihi, kültürel ve turistik yönleriyle öne çıkmış Beyoğlu ilçesine atanmış olmanın onurunu, mutluluğunu ve heyecanını yaşadığımı ifade etmek istiyorum. Bu onur ve heyecanla birlikte, sizlere hizmet etmenin sorumluluğunu da üzerimde hissediyorum.


 
Ülkemizin bir çok ilçesinde görev yaptım. Buralardan elde ettiğim bilgi ve tecrübelerimi bundan sonra siz değerli Beyoğlu halkının hizmeti için kullanacağım.


 
Tüm mesai arkadaşlarımla, yerel yöneticilerimizle, sivil toplum kuruluşlarımızla, bir ekip ruhu içinde, karşılıklı işbirliği ve dayanışma içerisinde Beyoğlu’na ve sizlere hizmet etmenin gayreti içerisinde olacağız.


 
İlçemizin huzur ve güvenliğinin sağlanması, eğitim, sağlık ve tüm kamu hizmetlerinin etkin, verimli ve adil bir şekilde sunumu başta olmak üzere; vatanımız için evlatlarını vermiş şehit yakınlarımız ve gazilerimiz, yaşlılarımız, yardıma ihtiyaç duyan vatandaşlarımız, engellilerimiz her zaman birinci önceliğimiz olacaktır.


 
Bu duygu ve düşüncelerle benden önce görev yapan tüm meslektaşlarıma teşekkür eder, tüm Beyoğlu halkına gönül dolusu sevgi ve saygılarımı sunarım. 

 

 

Kaynak: BeyogluGovTr

 

 

Avrupa ve ABD dâhil uluslararası toplum bugün gerekli adımları atmazsa
Okunma Sayısı : 262   
11.9.2018 03:40:37

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  Wall Street Journal gazetesine Suriye krizi ve İdlib sorunu üzerine bir makale kaleme aldı. Suriye'de yine kritik bir eşikte olunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İdlib köprüden önceki son çıkış" dedi.

 

CumhurbaşkanıErdoğan'ın 'Dünya Esad'ı durdurmalı' başlıklı makalesi şöyle:


Esed rejimi, yedi yıldır Türkiye'nin güney sınırında Suriye vatandaşlarını keyfî tutuklamalar, sistematik işkence, topyekûn idamlar, varil bombaları ve kimyasal ve konvansiyonel silahlarla hedef almaktadır. 

 

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin "İkinci Dünya Savaşı'ndan beri yaşanan en büyük insan kaynaklı felaket" olarak tanımladığı Suriye iç savaşı neticesinde milyonlarca masum insan mülteci durumuna düşmüş veya kendi ülkeleri içerisinde yerlerinden edilmiştir.

 

Suriye halkının acısını hafifletmek için olağanüstü çaba gösteren Türkiye, bugün yaklaşık 3.5 milyon mülteciye, yani diğer ülkelerin tamamından daha fazla kişiye, evsahipliği yapmaktadır. 

 

Aynı zamanda yanıbaşımızda faaliyet gösteren terör örgütleri DEAŞ ve PKK'nın hedefi olduk. Ancak ne insani yardım çabalarımızın yüksek maliyeti ne de güvenlik endişeleri kararlılığımızı zayıflatmadı.


Türkiye krize siyasi çözüm bulmak için diplomatik girişimlerde bulundu

 

Türkiye, bu tür zorluklarla karşılaştığı bir dönemde aynı zamanda krize siyasi bir çözüm bulmak için diplomatik girişimlerde bulundu. Bu kapsamda Suriye muhalefetini Cenevre'de pazarlık masasına getirdik; Rusya ve İran ile birlikte Astana Süreci'ni başlattık. 

 

Sonuç olarak Türkiye, ateşkes anlaşmaları yaptı, çatışmasızlık bölgeleri kurdu ve sivillerin rejim saldırısı altındaki bölgelerden tahliyesini sağladı.

 


Bugün bir kez daha kritik bir eşikte bulunuyoruz. Esed rejimi, müttefiklerinin de yardımıyla, üç milyon kişiye evsahipliği yapan ve yerlerinden edilmiş Suriyeliler için son güvenli limanlardan biri olan İdlib'e büyük bir taarruz gerçekleştirmeye hazırlanıyor. 

 

Hükümetimiz, bu saldırıyı engellemek amacıyla bir çatışmasızlık bölgesinin kurulmasına katkıda bulundu ve ateşkes ihlallerini belgelemek ve raporlamak amacıyla 12 gözlem noktası oluşturdu.


Terörle mücadele adına masum insanları kurban edemeyiz


Esed rejimi, yaklaşan saldırısını terörle mücadele zemininde meşrulaştırmaya gayret etmektedir. Şunu açıkça ifade edelim: Terörle mücadelenin önemini hiçbir ülke, Suriye krizi bölgeye güvensizlik ihraç etmeye başladığından beri ciddi terör saldırılarına hedef olan Türkiye'den daha iyi anlayamaz. 

 

Ancak Beşşar Esed'in çözümü sahte bir çözümdür. Terörle mücadele adına masum insanlar kurban edilemez. Böyle bir adım ancak yeni terör ve aşırıcılık yuvaları yaratmaya sebep olur. Nitekim DEAŞ'ın ortaya çıkışı, Suriye'de yaşananların sebebi değil, sonucu niteliğindedir. Uluslararası toplum, terörün kök salmasını engellemek için bu şiddeti kontrol altında tutmak zorundadır.


İdlib'de benzer sorunlarla karşı karşıya bulunuyoruz. Aralarında HTŞ'nin de bulunduğu terör örgütleri, bu bölgede faaliyetlerini sürdürüyor. Ancak bu unsurlar, İdlib'in toplam nüfusunun çok küçük bir bölümünü oluşturuyor. 

 

Teröristleri ve aşırı unsurları etkisiz hâle getirmek ve yabancı savaşçıları adalete teslim etmek için gereken, kapsamlı bir uluslararası terörle mücadele operasyonudur. Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyinde teröristlere karşı verdiği mücadelede kilit rol oynayan ılımlı muhaliflerin sağlayacağı destek ve yönlendirme, İdlib'de de çok önemli olacaktır.


Uluslararası toplum sorumluluklarının farkına varılmalı

 

İdlib'e yapılacak saldırıyı engellemek, terörle mücadele adımlarını sekteye uğratmayacaktır. Türkiye, DEAŞ ve PKK gibi terör örgütleriyle mücadelesinde sivillere zarar vermeden başarıya ulaşmıştır. 

 

Terörden etkilenen bölgelerde istikrarı yeniden sağlamak uğruna çok sayıda şehit verdik. Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyinde düzeni muhafaza edebilmesi, sorumlu bir terörle mücadele yaklaşımının yerel halkın desteğini kazanabileceğinin en açık kanıtıdır.


Gerekli adım atılmazsa bedeli çok ağır olacaktır

 

İdlib saldırısı yaklaşırken uluslararası toplumun tüm üyeleri sorumluluklarının farkına varmalıdır. Gerekli adımları atmamanın bedeli çok ağır olacaktır. Suriye halkını, Beşşar Esed'in insafına terk edemeyiz. 

 

Rejimin İdlib'e yönelik taarruzunun amacı, gerçekten terörle mücadele etmek değil, gelişigüzel saldırılarla muhalifleri ortadan kaldırmak olacaktır. Bu rejim saldırısı, aynı zamanda Türkiye, Avrupa'nın geri kalanı ve ötesi için ciddi insani riskler ve güvenlik riskleri oluşturacaktır.


Rusya ve iran'da insani bir felaketi önlemekle yükümlüdür


Bugüne kadar kimyasal saldırılara odaklanan ABD, bu keyfî ölüm hiyerarşisini reddetmesi gerekmektedir. Zira konvansiyonel silahlar, çok daha fazla ölüme sebebiyet vermiştir. Ancak yaşanacak katliamı durdurma sorumluluğu, yalnızca Batı'ya ait değildir. Astana Süreci'ndeki ortaklarımız Rusya ve İran da insani bir felaketi önlemekle yükümlüdür.

 

İdlib, köprüden önceki son çıkıştır. Eğer Avrupa ve ABD dâhil uluslararası toplum bugün gerekli adımları atmazsa, bunun bedelini yalnızca Suriyeli masumlar değil tüm dünya ödeyecektir. 

 

Türkiye, komşusunda yaşanan katliamı engellemek için elinden gelen her şeyi yapmıştır. Çabalarımızda başarılı olmamız için dünyanın geri kalanının dar çıkarlarını bir kenara bırakıp, siyasi çözüme destek vermesi gerekmektedir.

 

 

HABER GALATA  /AJANSLAR

 

 

Başkan Palandöken: Türk malı ürünler işaretlensin
Okunma Sayısı : 190   
5.9.2018 15:11:11

 

 

Yerli ürünlerin satışını artırmak için raflarda açıkça TÜRK MALI yazması veya Türk Malı olduğuna ilişkin bir işaret konulması gerektiğine dikkati çeken TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, 'Ekonomik olarak inişli çıkışlı bir dönemden geçtiğimiz şu sıralarda yerli ürün kullanmanın önemini her zamankinden daha çok vurguluyoruz.

 

Raflarda, tezgâhlarda, reyonlarda yüzde yüz Türk malı olan ürünler açıkça okunur şekilde belirtilerek halkımız yerli ürünlere yönlendirilerek hem satışlar artırılmalı, hem de paramız yurt içinde kalmalı. Çünkü dünyaca ünlü birçok marka ürünün ülkemizde üretildiği de iyi bilinmeli ki halkımız gerçeği öğrensin' dedi.


Türk malı yazısı okunur şekilde yerli ürünlere yazılmalı

 

Yüzde yüz yerli olan her ürünün belirtilmesinin satışları artırarak ekonomiye katkı sağlayacağını vurgulayan Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, 'Yerli üretimin, yerli ve milli olmanın, yerli ürün kullanmanın önemi bu dönemde had safhada. Öyle ki kendi üreticimiz, kendi markamız kazandıkça ülke ekonomimiz kazanacak.

 

 

Bunun için yerli ürünlerin üzerinde her vatandaşın alışveriş yaparken okuyup görebileceği şekilde belirtilmesi lazım. Örneğin bir gömlek, deterjan, telefon, çikolata, ayakkabı vb. her üründe bu geçerli olabilir. Üründe TM yazısı olsa da boyutu küçük olduğu için herkes tarafından okunup fark edilemiyor.

 

Hangi ürün yüzde yüz yerli, hangi ürünün yüzde 50'si yerli bunu bilerek alışveriş yapmak, yerli ürünlerimizin cazibesini de artıracaktır. Milli tasarruf yapmamız gereken dönemlerde bunun önemi büyüktür. Çok bilinen dünyada ünlü birçok marka ile aynı kalitede gıda ya da tekstil ürünü üretebilen birçok markamız var.

 

Vatandaşımız bunun da bilincine vararak ürünler arasında kıyaslama da yapabilir. Ekonomimizin kısa sürede bu dalgalanmalardan kurtulması için yerli ürüne teşvik artırılmalı' diye söyledi.

 

 

HABER GALATA

Beyoğlu Kaymakamlığına Mustafa Demirelli atandı
Okunma Sayısı : 480   
5.9.2018 04:18:59
 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yayımlandı. Yayınlanan yeni kararnameye göre, İçişleri Bakanlığı, İller İdaresi Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Demirelli Beyoğlu Kaymakamı olarak atandı.

 

Kaymakam Mustafa Demirelli'yi Beyoğlu'nda çözülmesi gereken bir çok sorun bekliyor. Maalesef ilçeye yetkililer uzun zamandır gerekli hassasiyeti gösterememişti. Yeni bir ekiple, Kaymakam Demirelli'nin ilçede bir kaymakamlık makamı  olduğunu göstermesini bekliyoruz.  

 

 

Kaymakam Mustafa Demirelli'ye Beyoğlu'na hoşgeldin diyor, yeni görevinin hayırlı olmasını diliyoruz. 

 

 

Günün sözü: Beyoğlu, İstanbul demektir... :)

 

HABER GALATA

İstanbul Valisi Vasip Şahin den İstanbullulara bayram mesajı
Okunma Sayısı : 356   
20.8.2018 19:07:06

 

 

 

İstanbul Valisi Vasip Şahin'den İstanbul'lulara bayram mesajı.

 

Saygıdeğer İstanbullular, Bayramlar; birlik, beraberlik, kardeşlik, hoşgörü ve yardımlaşma gibi hasletlerin pekişmesine, toplumsal dayanışmanın güçlenmesine katkı sunan; kırılan kalplerin onarılmasına, küskünlüklerin sona ermesine vesile olan müstesna zamanlardır.

 

Yakınlaşmak, yakın olmak  anlamına gelen Kurban Bayramı, bir yönüyle yaşananların gözden geçirildiği muhasebe günleridir; bir yönüyle de birbirimize ve Yaratan’a yakınlaştığımız muhabbet ve sadakat günleridir.  Kurban ibadeti, sevmeyi, paylaşmayı, vefa ve fedakârlığı telkin eder; can u gönülden ve karşılıksız verebilmenin hazzını yaşatır.

 

Kıymetli İstanbullular,

 

Mübarek Kurban Bayramının komşu, akraba ve dostlarımızı ziyaret ederken aziz şehitlerimizin ailelerini ve kahraman gazilerimizi de unutmadığımız, çevremizdeki ihtiyaç sahiplerine kucak açtığımız, yaşlılarımızı, çocuklarımızı sevindirdiğimiz bir bayram olmasını diliyor, yola çıkacak vatandaşlarımızın trafik kurallarına âzamî ölçüde riayet etmesini de hassaten rica ediyorum.

 

Birlik ve dirlik içerisinde nice bayramlara kavuşma temennisiyle başta şehit yakınlarımız ve kahraman gazilerimiz olmak üzere siz aziz İstanbullu hemşehrilerimin,  milletimizin ve bütün İslâm âleminin Kurban Bayramını kutluyor; sevgi ve saygılarımı sunuyorum. diyerek İstanbul'luların bayramını kutladı.

 

HABER GALATA

 

 

ABD Büyükelçiliğine düzenlenen saldırıyla ilgili en yetkili makamdan açıklama
Okunma Sayısı : 260   
20.8.2018 18:46:12

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve İstanbul Valisi Vasip Şahin, Haliç Polis Merkezi’ni ziyaret etti.


Bakan Soylu, Beyoğlu'ndaki polis merkezi ziyareti sonrası gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. 

 

Bakan Soylu, ABD Büyükelçiliği'ne sabaha karşı gerçekleşen saldırıyla ilgili bir soruya "Saat 05.30 itibariyle böyle bir saldırı gerçekleşti. 

 

Arkadaşlarımız o saat itibariyle hem teknik olarak analizleri yapıp araç ve araç içindeki kişilere ulaşmayı çalışıyorlar. Zannediyorum Ankara Valiliği bir açıklama yaptı. Olayın ayrıntılarını, nedenini ancak bu olayı gerçekleştirenlere ulaşınca öğrenmiş olacağız. 

 

Olayla ilgili bütün ayrıntıları elde etmeden bir şey söylemek yanlış olabilir. Arkadaşlarımız çözerler. Bugüne kadar bu tip olayları maharetle çözdüler. 

 

Bu olayların üzerine gerçekleşen bir provokasyon mu yoksa maalesef adi bir vaka mıdır, yoksa adi vaka süsü verip provokasyon mu oluşturmak istediler? 

 

Hem istihbaratımız hem Ankara emniyetimiz, tüm birimlerimiz yoğunlaşmış durumdalar. Çözebileceklerini tahmin ediyorum. Çözdükten sonra arkadaşlar gerekli açıklamayı kamuoyuna yapacaklardır" dedi.

 

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve İstanbul Valisi Vasip Şahin, Haliç Polis Merkezi’ni ziyaret ederek polis memurlarının Kurban Bayramını kutladı. Bakan Soylu ve Vali Şahin'in ziyaret sırasından Beyoğlu Kaymakamı Savaş Ünlü'de eşlik etti.

 

 

HABER GALATA

 
Son Haberler
Isparta Belediye Başkanı'ndan Öğrenci Andı'na pankartlı destek

Isparta'nın MHP'li Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, Danıştay'ın "Öğrenci Andı" kararına belediye hizmet binasına astığı pankartla destek verdi.

 

 

Danıştay'ın "Öğrenci Andı" kararının ardından Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın'ın talimatıyla belediye hizmet binasına üzerinde Atatürk'ün fotoğrafı ve Öğrenci Andı'nın yer aldığı bir pankart asıldı. Başkan Günaydın, yaptığı açıklamada, "Türk'üm, doğruyum, çalışkanım, ilkem küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak demenin ne suçu var. Bu bizim kendi milli özümüzü çocuklarımıza ilkokul çağında yön veren bir andımız.

 

 

Çok şükür ki, bundan sonra bu andımızı daha kuvvetli bir şekilde, gür bir sesle millet ve bu milletin çocukları sahip çıkacaktır. Bu konunun şu ana kadar yasaklanmış olması bile üzücüdür ve esef verici bir konudur. Bu tartışma konusu değildir. Bu biziz, Türk milletidir bu andımız.

 

İnşallah bundan sonra ülkemize ve milletimize çocuklarımızın her sabah okuyacağı bu andımıza tekrar kavuştuğumuza, tekrar buluştuğumuza çok seviniyorum. Ülkemize, milletimize hayırlı olması temennisinde bulunuyorum" dedi.

 

AJANSLAR

Prof. İlber Ortaylı: Andımızın kalkması yanlıştı

 

Danıştay'ın, 'Andımız'ı kaldıran hükmü iptal etmesini değerlendiren ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, "Andımız herhalde geri gelecek, yok gelmeyecekti. Öyle şeylere dokundurtmak ayıp. Kalkması yanlıştı ve küstahlıktı" dedi.

 

Mektebim Okulları Silivri kampüsümüzde düzenlenen "Dünden Yarına Tarih Konuşmaları"nın konuğu olan ünlü tarihçi İlber Ortaylı, soru üzerine andımız tartışmasıyla ilgili değerlendirmede bulundu. İlber Ortaylı, "Andımız herhalde geri gelecek, yok gelmeyecekti. Öyle şeylere dokundurtmak ayıp. Kalkması yanlıştı ve küstahlıktı" diye konuştu.

 


Türk Eğitim-Sen, okullarda bayrak törenlerinde okutulması 8 Ekim 2013'te kaldırılan 'Öğrenci Andı'nın yeniden okutulması için dava açmıştı. Dava 5 yıl sonra dün sonuçlanmış ve Danıştay 8. dairesi, alınan kararı iptal etmişti.

 

Sosyal medyadan Danıştay 8. Dairesi kararına  olumlu destek geldi, mutlulukların belirten paylaşımlarda bulunuldu. Bazu okullarda öğrenciler andımızı  okuyorak sosyalmedya üzerinden paylaşımlarda bulundu. Anayasanın 66. Maddesinde Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür, denmektedir. Anayasanın 66. maddesinde belirtilen hususlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını birleştirmiş 100 yıla aşkın süredir toplum huzur içinde yaşamıştır.

 

Ne Mutlu Türküm Diyene

 

HABER GALATA

Vatandaş siyasilerin gerginliğinden yoruldu

 

 

2015 Haziran seçimleri sonrası Türkiye’de yaşananları düşündüğümüzde vatandaşın nasıl bir ruh halinde olduğunu iyi düşünmek gerekir.

 

Her seçim öncesi siyasiler arasındaki gerginlikler, atışmalar medya üzerinden tartışmalar vatandaşı çok yordu.

 

Yerel seçimlerde vatandaş gerginlik istemiyor, vatandaş yorgun, bıkkın ve bir hayli düşünceli.

 

Yerel seçimler öncesi gereksiz gerginlik yaratmak yerine siyasi partiler projelerini, yapacakları hizmetleri açıklamalılar. Vatandaş vaatlerle artık ikna olmuyor.

 

Gerek yerel seçimlerle ilgili, gerek memleket meseleleri üzerinden vatandaş gerginlik yaşanmasını istemiyor.

 

 

HABER GALATA

 

Beyoğlu Kaymakamı Mustafa Demirelli göreve başlama mesajı

 

Beyoğlu Kaymakamı Mustafa Demirelli göreve başlaması dolayısıyla bir mesaj yayımlandı. 

 

Beyoğlu Kaymakamı Mustafa Demirelli mesajın da, 31.08.2018 tarih ve 2018/157 sayılı Cumhurbaşkanlığı Atama Kararı ile atandığım Beyoğlu Kaymakamlığı görevime 25.09.2018 tarihinde başlamış bulunmaktayım.


 
Öncelikle tarihin bize miras bıraktığı, bir çok medeniyete ve bu arada şanlı ecdadımıza başkentlik yapmış güzel İstanbul’umuzun; tarihi, kültürel ve turistik yönleriyle öne çıkmış Beyoğlu ilçesine atanmış olmanın onurunu, mutluluğunu ve heyecanını yaşadığımı ifade etmek istiyorum. Bu onur ve heyecanla birlikte, sizlere hizmet etmenin sorumluluğunu da üzerimde hissediyorum.


 
Ülkemizin bir çok ilçesinde görev yaptım. Buralardan elde ettiğim bilgi ve tecrübelerimi bundan sonra siz değerli Beyoğlu halkının hizmeti için kullanacağım.


 
Tüm mesai arkadaşlarımla, yerel yöneticilerimizle, sivil toplum kuruluşlarımızla, bir ekip ruhu içinde, karşılıklı işbirliği ve dayanışma içerisinde Beyoğlu’na ve sizlere hizmet etmenin gayreti içerisinde olacağız.


 
İlçemizin huzur ve güvenliğinin sağlanması, eğitim, sağlık ve tüm kamu hizmetlerinin etkin, verimli ve adil bir şekilde sunumu başta olmak üzere; vatanımız için evlatlarını vermiş şehit yakınlarımız ve gazilerimiz, yaşlılarımız, yardıma ihtiyaç duyan vatandaşlarımız, engellilerimiz her zaman birinci önceliğimiz olacaktır.


 
Bu duygu ve düşüncelerle benden önce görev yapan tüm meslektaşlarıma teşekkür eder, tüm Beyoğlu halkına gönül dolusu sevgi ve saygılarımı sunarım. 

 

 

Kaynak: BeyogluGovTr

 

 

Avrupa ve ABD dâhil uluslararası toplum bugün gerekli adımları atmazsa

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  Wall Street Journal gazetesine Suriye krizi ve İdlib sorunu üzerine bir makale kaleme aldı. Suriye'de yine kritik bir eşikte olunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İdlib köprüden önceki son çıkış" dedi.

 

CumhurbaşkanıErdoğan'ın 'Dünya Esad'ı durdurmalı' başlıklı makalesi şöyle:


Esed rejimi, yedi yıldır Türkiye'nin güney sınırında Suriye vatandaşlarını keyfî tutuklamalar, sistematik işkence, topyekûn idamlar, varil bombaları ve kimyasal ve konvansiyonel silahlarla hedef almaktadır. 

 

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin "İkinci Dünya Savaşı'ndan beri yaşanan en büyük insan kaynaklı felaket" olarak tanımladığı Suriye iç savaşı neticesinde milyonlarca masum insan mülteci durumuna düşmüş veya kendi ülkeleri içerisinde yerlerinden edilmiştir.

 

Suriye halkının acısını hafifletmek için olağanüstü çaba gösteren Türkiye, bugün yaklaşık 3.5 milyon mülteciye, yani diğer ülkelerin tamamından daha fazla kişiye, evsahipliği yapmaktadır. 

 

Aynı zamanda yanıbaşımızda faaliyet gösteren terör örgütleri DEAŞ ve PKK'nın hedefi olduk. Ancak ne insani yardım çabalarımızın yüksek maliyeti ne de güvenlik endişeleri kararlılığımızı zayıflatmadı.


Türkiye krize siyasi çözüm bulmak için diplomatik girişimlerde bulundu

 

Türkiye, bu tür zorluklarla karşılaştığı bir dönemde aynı zamanda krize siyasi bir çözüm bulmak için diplomatik girişimlerde bulundu. Bu kapsamda Suriye muhalefetini Cenevre'de pazarlık masasına getirdik; Rusya ve İran ile birlikte Astana Süreci'ni başlattık. 

 

Sonuç olarak Türkiye, ateşkes anlaşmaları yaptı, çatışmasızlık bölgeleri kurdu ve sivillerin rejim saldırısı altındaki bölgelerden tahliyesini sağladı.

 


Bugün bir kez daha kritik bir eşikte bulunuyoruz. Esed rejimi, müttefiklerinin de yardımıyla, üç milyon kişiye evsahipliği yapan ve yerlerinden edilmiş Suriyeliler için son güvenli limanlardan biri olan İdlib'e büyük bir taarruz gerçekleştirmeye hazırlanıyor. 

 

Hükümetimiz, bu saldırıyı engellemek amacıyla bir çatışmasızlık bölgesinin kurulmasına katkıda bulundu ve ateşkes ihlallerini belgelemek ve raporlamak amacıyla 12 gözlem noktası oluşturdu.


Terörle mücadele adına masum insanları kurban edemeyiz


Esed rejimi, yaklaşan saldırısını terörle mücadele zemininde meşrulaştırmaya gayret etmektedir. Şunu açıkça ifade edelim: Terörle mücadelenin önemini hiçbir ülke, Suriye krizi bölgeye güvensizlik ihraç etmeye başladığından beri ciddi terör saldırılarına hedef olan Türkiye'den daha iyi anlayamaz. 

 

Ancak Beşşar Esed'in çözümü sahte bir çözümdür. Terörle mücadele adına masum insanlar kurban edilemez. Böyle bir adım ancak yeni terör ve aşırıcılık yuvaları yaratmaya sebep olur. Nitekim DEAŞ'ın ortaya çıkışı, Suriye'de yaşananların sebebi değil, sonucu niteliğindedir. Uluslararası toplum, terörün kök salmasını engellemek için bu şiddeti kontrol altında tutmak zorundadır.


İdlib'de benzer sorunlarla karşı karşıya bulunuyoruz. Aralarında HTŞ'nin de bulunduğu terör örgütleri, bu bölgede faaliyetlerini sürdürüyor. Ancak bu unsurlar, İdlib'in toplam nüfusunun çok küçük bir bölümünü oluşturuyor. 

 

Teröristleri ve aşırı unsurları etkisiz hâle getirmek ve yabancı savaşçıları adalete teslim etmek için gereken, kapsamlı bir uluslararası terörle mücadele operasyonudur. Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyinde teröristlere karşı verdiği mücadelede kilit rol oynayan ılımlı muhaliflerin sağlayacağı destek ve yönlendirme, İdlib'de de çok önemli olacaktır.


Uluslararası toplum sorumluluklarının farkına varılmalı

 

İdlib'e yapılacak saldırıyı engellemek, terörle mücadele adımlarını sekteye uğratmayacaktır. Türkiye, DEAŞ ve PKK gibi terör örgütleriyle mücadelesinde sivillere zarar vermeden başarıya ulaşmıştır. 

 

Terörden etkilenen bölgelerde istikrarı yeniden sağlamak uğruna çok sayıda şehit verdik. Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyinde düzeni muhafaza edebilmesi, sorumlu bir terörle mücadele yaklaşımının yerel halkın desteğini kazanabileceğinin en açık kanıtıdır.


Gerekli adım atılmazsa bedeli çok ağır olacaktır

 

İdlib saldırısı yaklaşırken uluslararası toplumun tüm üyeleri sorumluluklarının farkına varmalıdır. Gerekli adımları atmamanın bedeli çok ağır olacaktır. Suriye halkını, Beşşar Esed'in insafına terk edemeyiz. 

 

Rejimin İdlib'e yönelik taarruzunun amacı, gerçekten terörle mücadele etmek değil, gelişigüzel saldırılarla muhalifleri ortadan kaldırmak olacaktır. Bu rejim saldırısı, aynı zamanda Türkiye, Avrupa'nın geri kalanı ve ötesi için ciddi insani riskler ve güvenlik riskleri oluşturacaktır.


Rusya ve iran'da insani bir felaketi önlemekle yükümlüdür


Bugüne kadar kimyasal saldırılara odaklanan ABD, bu keyfî ölüm hiyerarşisini reddetmesi gerekmektedir. Zira konvansiyonel silahlar, çok daha fazla ölüme sebebiyet vermiştir. Ancak yaşanacak katliamı durdurma sorumluluğu, yalnızca Batı'ya ait değildir. Astana Süreci'ndeki ortaklarımız Rusya ve İran da insani bir felaketi önlemekle yükümlüdür.

 

İdlib, köprüden önceki son çıkıştır. Eğer Avrupa ve ABD dâhil uluslararası toplum bugün gerekli adımları atmazsa, bunun bedelini yalnızca Suriyeli masumlar değil tüm dünya ödeyecektir. 

 

Türkiye, komşusunda yaşanan katliamı engellemek için elinden gelen her şeyi yapmıştır. Çabalarımızda başarılı olmamız için dünyanın geri kalanının dar çıkarlarını bir kenara bırakıp, siyasi çözüme destek vermesi gerekmektedir.

 

 

HABER GALATA  /AJANSLAR

 

 

Başkan Palandöken: Türk malı ürünler işaretlensin

 

 

Yerli ürünlerin satışını artırmak için raflarda açıkça TÜRK MALI yazması veya Türk Malı olduğuna ilişkin bir işaret konulması gerektiğine dikkati çeken TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, 'Ekonomik olarak inişli çıkışlı bir dönemden geçtiğimiz şu sıralarda yerli ürün kullanmanın önemini her zamankinden daha çok vurguluyoruz.

 

Raflarda, tezgâhlarda, reyonlarda yüzde yüz Türk malı olan ürünler açıkça okunur şekilde belirtilerek halkımız yerli ürünlere yönlendirilerek hem satışlar artırılmalı, hem de paramız yurt içinde kalmalı. Çünkü dünyaca ünlü birçok marka ürünün ülkemizde üretildiği de iyi bilinmeli ki halkımız gerçeği öğrensin' dedi.


Türk malı yazısı okunur şekilde yerli ürünlere yazılmalı

 

Yüzde yüz yerli olan her ürünün belirtilmesinin satışları artırarak ekonomiye katkı sağlayacağını vurgulayan Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, 'Yerli üretimin, yerli ve milli olmanın, yerli ürün kullanmanın önemi bu dönemde had safhada. Öyle ki kendi üreticimiz, kendi markamız kazandıkça ülke ekonomimiz kazanacak.

 

 

Bunun için yerli ürünlerin üzerinde her vatandaşın alışveriş yaparken okuyup görebileceği şekilde belirtilmesi lazım. Örneğin bir gömlek, deterjan, telefon, çikolata, ayakkabı vb. her üründe bu geçerli olabilir. Üründe TM yazısı olsa da boyutu küçük olduğu için herkes tarafından okunup fark edilemiyor.

 

Hangi ürün yüzde yüz yerli, hangi ürünün yüzde 50'si yerli bunu bilerek alışveriş yapmak, yerli ürünlerimizin cazibesini de artıracaktır. Milli tasarruf yapmamız gereken dönemlerde bunun önemi büyüktür. Çok bilinen dünyada ünlü birçok marka ile aynı kalitede gıda ya da tekstil ürünü üretebilen birçok markamız var.

 

Vatandaşımız bunun da bilincine vararak ürünler arasında kıyaslama da yapabilir. Ekonomimizin kısa sürede bu dalgalanmalardan kurtulması için yerli ürüne teşvik artırılmalı' diye söyledi.

 

 

HABER GALATA

Beyoğlu Kaymakamlığına Mustafa Demirelli atandı
 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yayımlandı. Yayınlanan yeni kararnameye göre, İçişleri Bakanlığı, İller İdaresi Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Demirelli Beyoğlu Kaymakamı olarak atandı.

 

Kaymakam Mustafa Demirelli'yi Beyoğlu'nda çözülmesi gereken bir çok sorun bekliyor. Maalesef ilçeye yetkililer uzun zamandır gerekli hassasiyeti gösterememişti. Yeni bir ekiple, Kaymakam Demirelli'nin ilçede bir kaymakamlık makamı  olduğunu göstermesini bekliyoruz.  

 

 

Kaymakam Mustafa Demirelli'ye Beyoğlu'na hoşgeldin diyor, yeni görevinin hayırlı olmasını diliyoruz. 

 

 

Günün sözü: Beyoğlu, İstanbul demektir... :)

 

HABER GALATA

İstanbul Valisi Vasip Şahin den İstanbullulara bayram mesajı

 

 

 

İstanbul Valisi Vasip Şahin'den İstanbul'lulara bayram mesajı.

 

Saygıdeğer İstanbullular, Bayramlar; birlik, beraberlik, kardeşlik, hoşgörü ve yardımlaşma gibi hasletlerin pekişmesine, toplumsal dayanışmanın güçlenmesine katkı sunan; kırılan kalplerin onarılmasına, küskünlüklerin sona ermesine vesile olan müstesna zamanlardır.

 

Yakınlaşmak, yakın olmak  anlamına gelen Kurban Bayramı, bir yönüyle yaşananların gözden geçirildiği muhasebe günleridir; bir yönüyle de birbirimize ve Yaratan’a yakınlaştığımız muhabbet ve sadakat günleridir.  Kurban ibadeti, sevmeyi, paylaşmayı, vefa ve fedakârlığı telkin eder; can u gönülden ve karşılıksız verebilmenin hazzını yaşatır.

 

Kıymetli İstanbullular,

 

Mübarek Kurban Bayramının komşu, akraba ve dostlarımızı ziyaret ederken aziz şehitlerimizin ailelerini ve kahraman gazilerimizi de unutmadığımız, çevremizdeki ihtiyaç sahiplerine kucak açtığımız, yaşlılarımızı, çocuklarımızı sevindirdiğimiz bir bayram olmasını diliyor, yola çıkacak vatandaşlarımızın trafik kurallarına âzamî ölçüde riayet etmesini de hassaten rica ediyorum.

 

Birlik ve dirlik içerisinde nice bayramlara kavuşma temennisiyle başta şehit yakınlarımız ve kahraman gazilerimiz olmak üzere siz aziz İstanbullu hemşehrilerimin,  milletimizin ve bütün İslâm âleminin Kurban Bayramını kutluyor; sevgi ve saygılarımı sunuyorum. diyerek İstanbul'luların bayramını kutladı.

 

HABER GALATA

 

 

ABD Büyükelçiliğine düzenlenen saldırıyla ilgili en yetkili makamdan açıklama

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve İstanbul Valisi Vasip Şahin, Haliç Polis Merkezi’ni ziyaret etti.


Bakan Soylu, Beyoğlu'ndaki polis merkezi ziyareti sonrası gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. 

 

Bakan Soylu, ABD Büyükelçiliği'ne sabaha karşı gerçekleşen saldırıyla ilgili bir soruya "Saat 05.30 itibariyle böyle bir saldırı gerçekleşti. 

 

Arkadaşlarımız o saat itibariyle hem teknik olarak analizleri yapıp araç ve araç içindeki kişilere ulaşmayı çalışıyorlar. Zannediyorum Ankara Valiliği bir açıklama yaptı. Olayın ayrıntılarını, nedenini ancak bu olayı gerçekleştirenlere ulaşınca öğrenmiş olacağız. 

 

Olayla ilgili bütün ayrıntıları elde etmeden bir şey söylemek yanlış olabilir. Arkadaşlarımız çözerler. Bugüne kadar bu tip olayları maharetle çözdüler. 

 

Bu olayların üzerine gerçekleşen bir provokasyon mu yoksa maalesef adi bir vaka mıdır, yoksa adi vaka süsü verip provokasyon mu oluşturmak istediler? 

 

Hem istihbaratımız hem Ankara emniyetimiz, tüm birimlerimiz yoğunlaşmış durumdalar. Çözebileceklerini tahmin ediyorum. Çözdükten sonra arkadaşlar gerekli açıklamayı kamuoyuna yapacaklardır" dedi.

 

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve İstanbul Valisi Vasip Şahin, Haliç Polis Merkezi’ni ziyaret ederek polis memurlarının Kurban Bayramını kutladı. Bakan Soylu ve Vali Şahin'in ziyaret sırasından Beyoğlu Kaymakamı Savaş Ünlü'de eşlik etti.

 

 

HABER GALATA

 
Yurdum İnsanı: Bu kafe müşteri değil 'misafir' ağırlıyor


Eskişehir'in tarihi Odunpazarı bölgesindeki iki katlı binada faaliyet gösteren kafeye girmek isteyenler, ev ziyareti yapar gibi zile basıyor. Kapıyı ev sahibi gibi açan işletmeci de müşterilere "misafir" gibi davranıyor.

 

Masa sayısının 30 olduğu işletmede yer olmadığı takdirde gelenlere "Bugün müsait değiliz, başka zaman bekleriz." deniliyor.

 

"Serpme" yerine "seçme kahvaltı" adı verilen menü ile müşterilerin dilediğini yeme imkanı bulduğu işletmede, 3-63 liraya kahvaltı edilebiliyor. 

 

İşletmenin sahibi okul öncesi öğretmeni Emine Erdoğan (33),  yaptığı açıklamada, kendisi ve ailesi için oluşturduğu mekanı sonradan işletmeye çevirerek, "misafir" ağırlamaya başladığını söyledi.

 

Erdoğan, geniş bir aileye sahip olduğu için çocukluktan bu yana misafir ağırlamayı sevdiğini dile getirerek, "Hizmet etmek, insanları mutlu etmek zaten genlerimizde var. Dışarıdan gelen tanımadığımız, çoğu işletmenin 'müşteri', bizim ise 'misafir' dediğimiz kişiler gerçekten ortamı gördüğünde çok garipsiyor. Kendilerini evlerinde gibi hissediyorlar." dedi.

 

 


Zile basılması fikri benimdir


Kafeye gelenlerin zile basıp "Evde misiniz, gelebilir miyiz?" diye konuşmalarını çok sevdiğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

 

Zile basılması benim fikrimdir. Eşimden dolayı bir ayağım İstanbul'da, diğer ayağım Eskişehir'de. Sık sık gidip geldiğimiz için de aslında kafede rahat etmek istemiştik. Gelelim, dinlenelim, huzur bulalım diye.

 

Neden 'Müsait misiniz?' denilebilen bir yer olmasın diye düşündüm ve bunu gerçekleştirdim.

 

Burada misafirime hizmet eder gibi hizmet ediyorum zaten. Kışın soğuk olduğunda kendime ıhlamur demlemişsem, kimseye sormadan onlara da ikram ediyorum. Kafemize geldiyseniz, bir çay içip saatlerce oturabilirsiniz çünkü burada kendinizi evinizde gibi hissetmeniz öncelikli kural.

 

Erdoğan, işletmede kredi kartıyla ödeme yapılamadığının altını çizerek, "Siz evde kredi kartı kullanıyor musunuz? Burada da geçerli değil. Yer sofranızı kuruyoruz örneğin. Ailenizle gelip size ait bir odada kahvaltı edebiliyorsunuz. Sanırım kalabalık kentler, yoğunluklar beni biraz da bu işe yönlendirdi. Eski samimiyetleri, bir arada olmayı özlediğim için bu yola başvurdum." ifadelerini kullandı.

 

 

Kestaneni alıp gelebilirsin


Bahçe içine dizayn ettikleri kuzinede yaz kış çay demlediklerini aktaran Erdoğan, "Bizim kestanemizi beğenmemiş olabilirsin. O halde kestaneni alıp gelebilirsin. Yanında bir şeyler getirmene bozulmuyoruz. Aslında gerçekten olması gerekeni yapıyoruz. Elimize bir büyük bardak kahve tutuşturuyorlar.

 

Parasını da peşin alıyorlar, sonra da bir daha ilgilenmiyorlar. Buna çok bozuluyorum. İşletmemizde bazen misafirlerimiz 'Abla bir ayağımız yıkamadığın, sırtımıza minder koymadığın kaldı.' diyorlar. Bunu duymak bile çok güzel. Sonuçta çocuk yetiştiriyorum. Bir eğitimciyim. Geleceğe kültürümüzü, güzelliklerimizi bırakmak en önemli hedefim." değerlendirmesinde bulundu.

 

Kafeye kızı ile gelen 53 yaşındaki Abdil Keskiner ise ortamı çok sıcak bulduğunu aktararak, "Beş yıl önce yurt dışından Türkiye'ye kesin dönüş yaptım. Tarihi bir mahallede böyle bir kafe görmek çok güzel. Bize gerçekten misafirmişiz gibi davrandılar. Avrupa'da böyle samimi, ziline basılarak girilen kafeye hiç rastlamadım. Çalışanlar güler yüzlü ve samimi." diye konuştu.

 

 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığından, İstanbul'daki Belediyelere UYARI

 

CNN TÜRK'ten Gülşen Coşkun'un haberinde yer verilen Çevre ve Şehircilik Bakanlığının uyarı yazısı haberleştirildi. 

 

İstanbul'da art arda gelen yıkılan bina haberleri sonrası Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul ilçe belediye başkanlıklarını uyardı.

 


İstanbul'a 'çöken bina' uyarısı

 

Uyarı yazısında, bu tür sonuçlarla karşılaşmamak için önce yasalar kapsamında alınması gereken tedbirler sıralandı. 

 

Ardından 'Kusurlu olan idarelerin de (Belediye Başkanlarının) sorumlulukları olacak, haklarında yaptırım olabilecek'' vurgusu yapıldı.

 

İstanbul Beyoğlu, Sancaktepe, Ümraniye ilçelerinde çöken binalar ve yağmurdan oluşan farklı ileçelerde su baskınları vatandaşa zor anlar yaşatmıştı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hemen harekete geçerek İstanbul İl ve 39 ilçe belediyesine dikkat edilmesi gereken hususlar hatırlatılarak gerekli uyarılarda bulundu. 

 

BEYOĞLU

 

 

 

SANCAKTEPE 

 

 

 

ÜMRANİYE

 

 


 

İstanbul'da yaşanan sorunlara Haber Galata Ekibinin değerlendirmesi:

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesinde gerçekten canla başla çalışan kadrolar olduğunu biliyoruz. Yönetim değişimi sonrası toparlanmanın zaman alacağı muhakkaktır. Üst yönetimin uzman kadroların sesine kulak vermesi, konusunda uzman personelin öneri ve görüşlerinin dikkate alınmasının çok öenmli olduğunun bilinmesini istiyoruz.  

 

İstanbul'da acil yapılması gereken bir çok sorun var ancak bu sorunların  ihale yoluyla giderilmesinin getirdiği gecikme süreci acil sorunların çözümünde aşırı zaman kaybına yol açtığını görüyoruz. İBB sorumluluk alannında bulunan bu sorunların bir çoğu İBB ekibiyle giderilmesinin mümkün olduğunu görüyorum. ÖRNEK: Bir Cadde'de acil yapılması gereken yaya geçidi çizgisi ve şerit çizgileri ihale yoluyla yapılacağı bilgisi şaşrtıcı bir durum. Anket sonrası ihale. Caddeden karşıdan karşıya geçmekte zorluk çeken çocuklu aile ve yaşlılar araçların süratle geçmesi ve her az bir kaza yaralanma veya can kaybı yaşanması ciddi sorunlar getirecektir. 

 

İstanbul Büyük Şehir Belediyesi kadrolarının azami çaba gösterdiği ancak ihale ve yönetim sisteminin işleri yavaşlattığını saha tecrübesinden biliyorum. Kordinasyonda sorunlar büyük. İBB'nin ilçe Belediyeleri üzerinde bir yaptırımı olmaması ve ortak çalışma noktasında birleşememsi büyük sorunları beraberinde getiriyor. 

 

İlçe Belediyelerinin ilçelerindeki gerçekleri vee eksikleri görememeleri çok üzücü bir durum. İlçe Belediye başkanlarının stratejik planlarının çok gerçekçi olmadığını geçmiş Sayıştay raporlarından ve yaşadıklarımızdan anlıyoruz. Bazı başkanların açıklamalarıda tatmin edici değil. 

 

İstanbulun ilçelerinde yaşanan art arda yıkılan binaların, inşaat çalışmalarında projeye uygun çalışma yapılmadığı  çıkan haberlerle anlaşılmıştır. İlçelerdeki yağmurdan oluşan su baskınları araçların suya gömülmesi ve İstanbul Eyüp'te bir anne ve 2 çocuğunun sele kapılarak arabanın altına sürüklenmesi (Anne ve iki çocuğu vatandaşlarca kurtarıldı can kaybı çok şükür yaşanmadı) ciddi ihmaller olduğunun ispatı oldu. Bu sorunlar proje aşamasında belki düşünülmüş ancak  DRENAJ çalışması yapılmadığı görülüyor, yağmurdan oluşan su birikintisi DRENAJ yapılması durumunda oluşan yağmur suyunun belli noktalarda toplanarak tahliye ediilmesinin sağlanması gerekirdi. Bir gerçek; ilçe belediyelerde sorun çok büyük. YAZI DEVAM EDECEK....  

 

 

HABER GALATA

Kültür
Yurdum İnsanı: Bu kafe müşteri değil 'misafir' ağırlıyor


Eskişehir'in tarihi Odunpazarı bölgesindeki iki katlı binada faaliyet gösteren kafeye girmek isteyenler, ev ziyareti yapar gibi zile basıyor. Kapıyı ev sahibi gibi açan işletmeci de müşterilere "misafir" gibi davranıyor.

 

Masa sayısının 30 olduğu işletmede yer olmadığı takdirde gelenlere "Bugün müsait değiliz, başka zaman bekleriz." deniliyor.

 

"Serpme" yerine "seçme kahvaltı" adı verilen menü ile müşterilerin dilediğini yeme imkanı bulduğu işletmede, 3-63 liraya kahvaltı edilebiliyor. 

 

İşletmenin sahibi okul öncesi öğretmeni Emine Erdoğan (33),  yaptığı açıklamada, kendisi ve ailesi için oluşturduğu mekanı sonradan işletmeye çevirerek, "misafir" ağırlamaya başladığını söyledi.

 

Erdoğan, geniş bir aileye sahip olduğu için çocukluktan bu yana misafir ağırlamayı sevdiğini dile getirerek, "Hizmet etmek, insanları mutlu etmek zaten genlerimizde var. Dışarıdan gelen tanımadığımız, çoğu işletmenin 'müşteri', bizim ise 'misafir' dediğimiz kişiler gerçekten ortamı gördüğünde çok garipsiyor. Kendilerini evlerinde gibi hissediyorlar." dedi.

 

 


Zile basılması fikri benimdir


Kafeye gelenlerin zile basıp "Evde misiniz, gelebilir miyiz?" diye konuşmalarını çok sevdiğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

 

Zile basılması benim fikrimdir. Eşimden dolayı bir ayağım İstanbul'da, diğer ayağım Eskişehir'de. Sık sık gidip geldiğimiz için de aslında kafede rahat etmek istemiştik. Gelelim, dinlenelim, huzur bulalım diye.

 

Neden 'Müsait misiniz?' denilebilen bir yer olmasın diye düşündüm ve bunu gerçekleştirdim.

 

Burada misafirime hizmet eder gibi hizmet ediyorum zaten. Kışın soğuk olduğunda kendime ıhlamur demlemişsem, kimseye sormadan onlara da ikram ediyorum. Kafemize geldiyseniz, bir çay içip saatlerce oturabilirsiniz çünkü burada kendinizi evinizde gibi hissetmeniz öncelikli kural.

 

Erdoğan, işletmede kredi kartıyla ödeme yapılamadığının altını çizerek, "Siz evde kredi kartı kullanıyor musunuz? Burada da geçerli değil. Yer sofranızı kuruyoruz örneğin. Ailenizle gelip size ait bir odada kahvaltı edebiliyorsunuz. Sanırım kalabalık kentler, yoğunluklar beni biraz da bu işe yönlendirdi. Eski samimiyetleri, bir arada olmayı özlediğim için bu yola başvurdum." ifadelerini kullandı.

 

 

Kestaneni alıp gelebilirsin


Bahçe içine dizayn ettikleri kuzinede yaz kış çay demlediklerini aktaran Erdoğan, "Bizim kestanemizi beğenmemiş olabilirsin. O halde kestaneni alıp gelebilirsin. Yanında bir şeyler getirmene bozulmuyoruz. Aslında gerçekten olması gerekeni yapıyoruz. Elimize bir büyük bardak kahve tutuşturuyorlar.

 

Parasını da peşin alıyorlar, sonra da bir daha ilgilenmiyorlar. Buna çok bozuluyorum. İşletmemizde bazen misafirlerimiz 'Abla bir ayağımız yıkamadığın, sırtımıza minder koymadığın kaldı.' diyorlar. Bunu duymak bile çok güzel. Sonuçta çocuk yetiştiriyorum. Bir eğitimciyim. Geleceğe kültürümüzü, güzelliklerimizi bırakmak en önemli hedefim." değerlendirmesinde bulundu.

 

Kafeye kızı ile gelen 53 yaşındaki Abdil Keskiner ise ortamı çok sıcak bulduğunu aktararak, "Beş yıl önce yurt dışından Türkiye'ye kesin dönüş yaptım. Tarihi bir mahallede böyle bir kafe görmek çok güzel. Bize gerçekten misafirmişiz gibi davrandılar. Avrupa'da böyle samimi, ziline basılarak girilen kafeye hiç rastlamadım. Çalışanlar güler yüzlü ve samimi." diye konuştu.

 

 

25.'si düzenlenen İstanbul Caz Festivali başladı

 

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından bu yıl 25.'si düzenlenen İstanbul Caz Festivali'nin "25. Yılda Nesiller Boyu Türkiye Cazı" başlıklı açılış konseri Zorlu PSM Ana Tiyatro'da gerçekleştirildi.

 

Konserden önce, festivalin 2002 yılından bugüne caz üstadlarına verdiği Yaşam Boyu Başarı Ödülü, bu yılki sahiplerine takdim edildi.

 

Kontrbasçı Nezih Yeşilnil, piyanist ve yorumcu Şevket Uğurluer ve "Balarısı Ahmet" olarak bilinen ağız armonikası sanatçısı Ahmet Faik Şener, ödüllerini İKSV Genel Müdürü Görgün Taner'in elinden aldı.

 

Taner, törende yaptığı konuşmada, ilk yıldan bu yana çok güzel festivaller hazırladıklarını söyledi.

 

İstanbul Caz Festivali'nin uzun bir seyahat olduğunu belirten Taner, "25'ten sonra bu 50'ye kadar gidecek. İstanbul Caz Festvali'yle iki kuşak büyüdü, daha çok kuşaklar büyüyecek. bu müzikler, janrlar, disiplinler zenginleşecek, çok çeşitli gruplar gelecek." dedi.

 

Konserde Türkiye'deki caz tarihi anlatıldı


Taner, her yıl büyük bir özveriyle hazırladıkları festival kapsamında gençlere kapı açmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.

 

Festival Direktörü Pelin Opcin de caz müziğinin doğallığının, canlılığının ve kucaklayıcılığının festival tarafından içselleştirildiğini dile getirdi.

 

Farklı ülke ve geleneklerden gelen sanatçıların festival kapsamında sahne aldığını aktaran Opcin, "İzleyicileri cazın yeni ufuklarını keşfetmeye teşvik etmek, şehrin farklı mekanlarını cazla başka bir şekilde tecrübe etmemizi sağlamak, bu müziğin coşkusunu kentin belki hiçbir zaman akla gelmeyecek alanlarına taşımak gibi gayelerimiz oldu hep." diye konuştu.

 

Ödül töreninin ardından başlayan konserde ise festivalin 25 yılına ışık tutan, Türkiye caz sahnesinin en önemli solist ve toplulukları performans sergiledi.

 

Hülya Tunçağ ve Yekta Kopan'ın, yer yer Türkiye'deki caz tarihini anlattığı konserde sanatçılar, Kamil Özler şefliğindeki TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası eşliğinde çeşitli yapıtlardan oluşan bir repertuvarı cazseverler için seslendirdi.

 

17 Temmuz'a kadar 50'nin üzerinde konser


Konserde Ali Perret, Ateş Tezer, Ayşe Gencer, Ayşegül Yeşilnil, Ayşe Tütüncü, Deniz Dündar, Emin Fındıkoğlu, Kerem Görsev, İlham Gencer, Neşet Ruacan, Nezih Yeşilnil, Nilüfer Verdi, Okay Temiz, Önder Focan, Sibel Köse, Şenova Ülker, Tuna Ötenel, Volkan Hürsever ve Yahya Dai gibi usta isimler sahne aldı.

 

 

Cazın farklı türlerinin sergilendiği konserin, ilerleyen yıllarda gelenekselleşecek özel projelere öncülük etmesi planlanıyor. 

 

25. İstanbul Caz Festivali'nde, 17 Temmuz'a kadar 27 mekanda, 250'yi aşkın yerli ve yabancı sanatçının ağırlanacağı 50'nin üzerinde konser gerçekleştirilecek.

 

Festivalde, Nick Cave, Robert Plant, Benjamin Clementine, Melody Gardot, Caro Emerald, Dave Holland, Zakir Hussain gibi efsane isimler ve "BADBADNOTGOOD", "R+R=Now", Avishai Cohen ve Omar Sosa gibi merakla beklenen güncel müzisyenler müzikseverlerle buluşacak.

 

 

HABER GALATA

Türk-İslam bilim insanlarını balmumu heykellerle tanıtıyorlar

Eskişehir'de Anadolu Üniversitesi Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi'nde Türk-İslam bilim dünyasından 40 kişinin balmumu heykeli sergileniyor.

 

Eskişehir'de "Farabi, Piri Reis, Mimar Sinan, İbn-i Sina, Ömer Hayyam" gibi Türk-İslam bilim dünyasından 40 kişinin balmumu heykelinin sergilendiği Anadolu Üniversitesi Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi, bilim adamları ve eserleri hakkında bilgi vererek, geçmişe kapı aralıyor.

 

 

Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Topal, 15 bin metrekarelik kapalı alana sahip merkezin 5 bin metrekarelik alanının bilim dünyası, sergi ve fuaye alanı ile anfi tiyatrodan oluştuğunu belirti.

 

Topal, merkezin alt katında bulunan 10 bin metrekarelik bir alanında ise bilim, kültür ve sanat okulu, kütüphane ve musiki tarihi salonunun yer aldığını söyledi.

 

Merkezin tamamen bir kültür kompleksi olduğunu ifade eden Topal, şunları dedi:

 

"Merkezin üst katındaki bilim dünyasında 19. yüzyıl Osmanlı sivil mimarisi, Selçuklu dönemine ait eyvanlı medreseler üslubu, Anadolu taş mimarisi ve Osmanlı klasik dönemine uygun yapılmış dört farklı birimimiz var. Bu dört birimde Türk-İslam dünyamızın matematik, astronomi, tıp, fizik gibi alanlardan öne çıkmış bilim insanlarının balmumundan 40 heykeli bulunuyor.

 

 

Aralarında Farabi, Zehravi, Sabuncuoğlu Şerafettin, Piri Reis, Mimar Sinan, İbn-i Sina, Ömer Hayyam, Matrakçı Nasuh, Uluğ Bey gibi Türk-İslam dünyasının bilim insanlarının bulunduğu heykellerimiz Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Mutluhan Taş ve ekibi tarafından hazırlandı.

 

 

Heykellerin sanatsal değerinin çok yüksek olduğunu söyleyen Topal, "Heykellerle Türk-İslam dünyasının medeniyet olma aşamalarını anlatıyoruz. Balmumu heykellerimizi canlı sananlar oluyor. Ziyaretçileri çok beğenip fotoğraf çektiriyor" dedi.

 

Her bilim insanı için belgesel hazırlandı

 

Birimlerde heykellerin yanı sıra çeşitli tanıtım özelliklerinin de bulunduğunu anlatan Topal, "Ziyaretçiler heykellerin yanı sıra Türk-İslam dönemi bilim adamlarımızın o dönemde kullandığı aletleri de görme imkanına kavuşuyor.

 

 

Heykellerimizin yanında birer televizyon var. Bu ekranlarda TRT stüdyolarında hazırlanmış bal mumu heykellerin ait olduğu bilim insanlarının bilgilerini içeren belgeseller bulunuyor. Bilgilendirme panolarının yanı sıra rehberlerimiz de Türk-İslam büyükleri hakkında bilgiler veriyor" şeklinde konuştu.

 

 

Topal, ücretsiz gezilebilen merkezi, kurulduğu günden bu yana 150 bin kişinin ziyaret ettiğini söyledi.

 

HABER GALATA

Gezginler Türkiye'nin güzelliklerini gökyüzünden keşfetti

 

Rallye Aero France Sportif Havacılık Rallisi kapsamında 18 uçakla Fransa'dan havalanan pilot ve 45 gezgin, Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden Kapadokya bölgesini ziyaret etti.

 

Fransa Cuers'da bir araya geldikten sonra yolculuğa bağlayan ve aralarında çeşitli ülkelerin yanı sıra Türkiye'den de katılımın olduğu Cessna tipi 18 uçaktan oluşan ralli ekibi, Slovenya, Hırvatistan, Sırbistan ve Bulgaristan üzerinden Türkiye'ye geldi.

 

 

Üç gün İstanbul'da konaklayan ekip Kapadokya bölgesinin doğal ve kültürel zenginliklerini yakından görmek için Kapadokya Tuzköy Havalimanı'na iniş yaptı.

 

Burada, havalimanı yetkilileri gezginleri karşıladı. Daha sonra gezginler uçaklarını görevlilerin yardımıyla kendileri için ayrılan alana park etti. Daha sonra tur otobüsü ile Göreme beldesine geçen heyet, Paşabağı mevkisi ve Derbent vadisinde peribacaları arasında gezinti yaptı.

 

Türkiye'ye ilk seyahat

 

Rallye Aero France Koordinatörü Jean Michel Collineau, 1995 yılından beri her yıl bir araya gelen pilotlarla farklı ülkelere seyahat düzenlediklerini, Türkiye'ye yönelik seyahatin ilk kez organize edildiğini söyledi.

 

Havacılık rallisinin gönüllü gezginler ile gerçekleştirilen bir organizasyon olduğunu belirten Collineau, programın pilotların başka ülkelerdeki uçuş meraklıları ile tanışmasını sağlandığını vurguladı:

 

23 yıldır sürdürdüğümüz havacılık rallisi ile pilotları bulundukları yerden dışarıya seyahat etmelerini sağlıyoruz. Diğer ülkelerdeki pilot ve uçma meraklıları ile tanıştırıyoruz. Ülkelerin politik, ekonomik, çevresel gündem ve durumlarını takip etmek amacıyla seyahatler düzenliyoruz.

 

 

Güzergahın bu yıl Türkiye ve Gürcistan olarak belirlendiğini anlatan Collineau, İstanbul'u ve Kapadokya'yı ilk kez gördüğünü ve hayran kaldığını belirterek, şöyle konuştu:

 

Bu yıl Türkiye ve Gürcistan ziyareti planladık. Bu organizasyonun Türkiye'ye ilk seyahati gerçekleşmiş oldu. İstanbul ve Kapadokya çok güzel. Her ikisini de ilk kez gördüm. İstanbul'dan buraya kadar olan uçuşta da havadan tarımsal alanlar ve diğer yerler çok güzel görünüyor. Türkiye çok güzel bir ülke.

 

İstanbul Boğazı ve Kapadokya'yı görmek istediler

 

Türk pilot Turgut Kulaçoğlu ise uçaklarıyla farklı ülkelere seyahat etmelerine imkan sağlayan organizasyonda yer almaktan dolayı mutluluk duyduğunu söyledi.

 

Organizasyonun Türkiye ayağındaki ikinci durak olan Kapadokya’nın doğal yapısının kendilerini ve konukları etkilendiğini belirten Kulaçoğlu, Konuklarımız Türkiye'de olmaktan büyük keyif alıyorlar.

 

Gelmeden önce Türkiye'yi araştırmışlar, havadan görmek istedikleri iki yer vardı İstanbul Boğazı ve Kapadokya. Gökyüzünden iki manzarayı da görme imkanları oldu, çok beğendiler. Daha önce fotoğraflarını gördükleri yerlerde geziyor olmaktan dolayı çok mutlular" dedi.


Heyetin Türkiye'deki gezisinde rehberlik yapan Levent Kınır, 18 Haziran'da başlayan yolculuğun Türkiye'den sonra yapılacak Gürcistan seyahati ile devam edeceğini ve daha sonra başlangıç noktasına dönüş için yola çıkılacağını vurguladı.

 

İki gün süreyle bölgedeki farklı turistik merkezleri ziyaret edecek konuklar, daha sonra Gürcistan'ın Batum şehrine ulaşmak üzere yeniden uçaklarıyla gökyüzüne yükselecek.

 

 

HABER GALATA

Kadıköy Sahaf Günleri başladı

 

Kadıköy Belediyesi ve Beyoğlu Sahaflar Derneği iş birliğiyle yapılan Kadıköy 1. Sahaf Günleri, kitapseverlerle buluştu.

 

Sanatçılar Sokağı olarak bilinen Ali Suavi Sokak'ta başlayan etkinlikte, nadir bulunan kitap, dergi ve plaklar, eski belge, evrak ve haritalar, Osmanlıca kitap ve mecmualar, imzalı, birinci baskı kitaplar ve her bütçeye uygun ikinci el kitaplar satışa sunuldu.

 

Beyoğlu Sahaflar Derneği Başkanı ve Hermes Sahaf'ın sahibi Ümit Nar, Ankara ve İstanbul'dan 42 sahafın etkinliğe katıldığını söyledi.

 

Etkinlik 9 gün sürecek

 

Etkinliğin, bayramın son günü de dahil 9 gün açık kalacağını belirten ümit Nar, her gün 10.00-22.00 arasında ziyaret edilebileceğini ifade etti.

 

Ümit Nar, internet ile çeşitli diğer etkenler dolayısıyla kitap satışlarının düştüğüne işaret ederek, "Yaz döneminde kitap satışları hepten zayıflıyor. Bunları biraz engelleyebilmek ya da göğüsleyebilmek için bu tip etkinlikleri yapıyoruz. Yayınevleri de aynı kaygıdadır eminim. Bu tür, dışarı çıktığımız etkinlikler, bizim için nefes aldığımız alanlar oluyor" dedi.

 

Bu işi hakkıyla yapmalı ve iyi okumalısınız

 

10 yıldır sahaflık yaptığını dile getiren Nar, şunları anlattı:

 

Ben de iyi bir okurum. Zaten hep de bunu savunuyorum. İyi bir sahafın öncelikle çok iyi bir okur olması gerekiyor. Çünkü buraya gelen insanların bir kitabevine giden insanlardan edebiyat okuru anlamında bir farkı var. 

 

Bizim okur kitlemizin içinde ağırlıklı olarak üniversitede ödev hazırlayandan yüksek lisans ve doktora yapanlara kadar geniş bir yelpaze söz konusu. Dolayısıyla bu insanlara hakkıyla hitap edebilmek için bu işi hakkıyla yapmalı ve iyi okumalısınız. İyi bir okur olmak ilk şart.

 

Nar, sahaflarda son derece değerli kitapların da bulunabileceğinin altını çizerek, "Bu aralar benim elimde yaklaşık 200 yıllık Platon'un Diyaloglar'ının bir kısmı var. Almanya'da, Yunanca basılmış. Dip notları da Latince. Güzel bir kitap. Elimdeki en kıymetli ve en eski kitaplardan biri" dedi.

 

Sahafın Osmanlıca bilmesi gerekiyor

 

İngilizce ve Osmanlıca bildiğini dile getiren Nar, şunları söyledi:

 

Sahafın Osmanlıca bilmesi zaten gerekiyor. Aldığı kitabın ne olduğunu bilmesi için yabancı dillere hakimiyetinin de az çok olması gerekiyor. Bir de bizim toprağımızda yaşayan halkların dillerini bilmek gerek. Karamanlıca diye özel bir alfabe var. Niğde civarında yaşayan Hristiyan Türklerin yazdığı kitaplar var. 

 

Karşınıza geldiğinde bunların ne olduğunu az çok anlayabilmeniz için okuyamasanız bile azıcık bilmeniz gerekiyor. Karamanlıcayı ben az çok okuyabiliyorum. Latince için de bir niyetim var çünkü gerekiyor. Gelen kitabın dilini fark etmeniz gerekiyor. Kiril alfabesi mi yoksa Arap Alfabesi midir? Arap alfabesiyse Farsça mı yoksa Osmanlıca mıdır? Bunu anlayabilmeniz gerekiyor.

 

Sahte eser satmaya çalışanlar var

 

Ümit Nar, bazen sahte eserleri satmaya çalışan kişilerle de karşılaştıklarına dikkat çekerek, "Mesela 3 bin yıllık dini bir kitap var diye insanlar zaman zaman geliyor. Ama bunlarla muhatap olmuyoruz çünkü her şeyden önce yapılan yanlış ve yasal olarak suç. Bir de muhtemelen sahte olması çok mümkün. Her halükarda ustalarımıza danışıyoruz" değerlendirmesini yaptı.

 

3 sergi ziyaret edilebilecek

 

Edebiyat, tarih, kültür söyleşileri ile sergilere de ev sahipliği yapan etkinlikte ayrıca "Osmanlı'dan Günümüze Kitapçı Etiketleri ve Exlibrisler", "Nazım Hikmet 116 Yaşında: Kendi Eliyle İlk Baskı Kitapları", "Ali Suavi ve Jön Türkler" adlı 3 sergi ziyaret edilebilecek.

 

Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu'nun da ziyaret ettiği etkinlik, 17 Haziran'a kadar açık olacak.

 

AA

39 Müze ''Müzeler Günü''nde gece 23.00’e kadar açık olacak

 

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş Müzeler Günü nedeniyle açıklamalarda bulundu. Bakan Kurtulmuş,  “Türkiye en erken dönemlerden günümüze değin bu topraklarda var olan sayısız uygarlıkla yoğrulmuş binlerce yıllık tarihin anavatanıdır. Müzelerimiz bu tarihin kültürel hafızasını nesilden nesile aktaran en önemli kurumlardır.”

 

Her yıl olduğu gibi bu yıl da 18 Mayıs Müzeler Günü'nde Türkiye'nin birçok yerinde müzeler geceye kadar açık olacak. 

 

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, 18 Mayıs Uluslararası Müzeler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. 

 

Bakan Numan Kurtulmuş, mesajında Türkiye’nin en erken dönemlerden günümüze değin bu topraklarda var olan sayısız uygarlıkla yoğrulmuş binlerce yıllık tarihin anavatanı olduğunu, müzelerin de bu tarihin kültürel hafızasını nesilden nesile aktaran en önemli kurumlar olduğunu vurguladı.

 

Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı 198 müze, 125 türbe ve 139 ören yeri ve yine Bakanlık denetiminde faaliyet gösteren 240 özel müzenin gelişim sürecini hızlandırmak ve modern sunum teknikleri kullanılarak yeniden düzenlenmek üzere bakım, onarım ve teşhir-tanzim işlemlerinin sürdüğünü aktaran Bakan Numan Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

 

Türkiye en erken dönemlerden günümüze değin bu topraklarda var olan sayısız uygarlıkla yoğrulmuş binlerce yıllık tarihin anavatanıdır. Müzelerimiz bu tarihin kültürel hafızasını nesilden nesile aktaran en önemli kurumlardır. Bakanlığımızca çağdaş müzecilik hizmetini sunmak üzere tasarlanan ve yaşayan müze tanımına uygun yeni müzelerin inşası için de çalışmalar yoğun bir şekilde devam etmektedir.

 

Gün vesilesiyle bu topraklara ait kültür varlıklarının evlerine dönmesi için uluslararası hukuk ve diplomasi çerçevesinde her türlü gayreti göstereceğimizi bir kez daha vurgulamak isterim. Çabamız yalnızca ülkemiz adına değil dünya geleceği adınadır.

 

Bu topraklardaki dünya mirasının korunması ve sağlıklı şekilde geleceğe taşınmasında ülkemize ve tüm insanlığa hizmette bulunan müze çalışanlarının ve bu alanda emeği geçen herkesin 'Müzeler Günü'nü en içten dileklerimle kutluyorum.

 

Müzeler Gecesi Etkinliği

 

Kültür varlıklarının tanıtılması, eserlerin korunması ve sağlıklı şekilde gelecek kuşaklara aktarılabilmesi konusunda bilinçli bir kamuoyu oluşturulması amacıyla her yıl 18-24 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Müzeler Haftası bu yıl da dopdolu geçecek.

 

Konferansların, müze gezilerinin, atölye çalışmalarının düzenleneceği haftada ayrıca 18 Mayıs Cuma günü ‘Müzeler Gecesi’ etkinliği gerçekleştirilecek. Etkinlikle birçok müze gece 23.00’e kadar açık olacak ve normal kapanış saati sonrasında da ücretsiz gezilebilecek.

 

Müzeler Gecesi etkinliğinin gerçekleştirileceği müzelerin listesi, şöyle:


1- Adana Müzesi
2- Amasya Müzesi
3- Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi
4- Ankara Etnografya Müzesi
5- Antalya Müzesi
6- Alanya Müzesi
7- Side Müzesi
8- Demre Likya Uygarlıkları Müzesi
9- Aydın Müzesi
10- Burdur Müzesi
11- Bartın Amasra Müzesi
12- Çorum Müzesi
13- Edirne Müzesi
14- Edirne Türk-İslam Eserleri Müzesi
15- Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi
16- Gaziantep Arkeoloji Müzesi
17- Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi
18- Hatay Arkeoloji Müzesi
19- İstanbul Arkeoloji Müzeleri
20- İstanbul Ayasofya Müzesi
21- İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi
22- İzmir Arkeoloji Müzesi
23- İzmir Atatürk Müzesi
24- İzmir Efes Müzesi
25- İzmir Ödemiş Müzesi
26- Kahramanmaraş Müzesi
27- Kastamonu Müzesi
28- Kocaeli Müzesi
29- Konya Mevlana Müzesi
30- Konya Karatay Çini Eserler Müzesi
31- Mardin Müzesi
32 -Mersin Müzesi
33- Muğla Fethiye Müzesi
34- Muğla Marmaris Müzesi
35- Niğde Müzesi
36- Sivas Müzesi
37- Sinop Müzesi
38- Şanlıurfa Müzesi
39- Şanlıurfa Haleplibahçe Mozaik Müzesi

 

HABER GALATA

Sayfalar
Anketler
Turizm'de sorunlarımız nelerdir?